Skip to main content

İşe Başlatmama Tazminatı Kaç Maaştır? Hesaplama ve Yargıtay Kararları

İşe başlatmama tazminatının dört ile sekiz aylık ücret arasında belirlendiğini gösteren kapak görseli

İşe başlatmama tazminatı, işe iade davasını kazanan işçinin süresinde yaptığı başvuruya rağmen işverence bir ay içinde işe başlatılmaması hâlinde ödenen tazminattır. Miktarı kural olarak işçinin en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarındadır. Feshin sendikal nedene dayandığı hâllerde ise bu üst sınır aşılır ve en az bir yıllık ücret devreye girer.

İÇİNDEKİLER

İşe Başlatmama Tazminatı Kaç Maaştır?

Genel kural nettir: en az dört, en çok sekiz aylık ücret. Bu aralığın neresinde durulacağını mahkeme belirler ve belirlerken işçinin kıdemi ile fesih sebebini birlikte tartar. Kıdemi kısa olan işçide taban; kıdemi uzun olan işçide tavana yakın bir takdir yapılır.

Dört ile sekiz ay arasındaki bu koridor, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasına dayanır. Rakam işçinin talebine göre değil, hâkimin takdirine göre belirlenir. İşçi dilekçesinde sekiz ay istese de mahkeme dosyanın niteliğine göre dört aya hükmedebilir. Bu durumda talepten azına hükmedildiği için davalı lehine karşı vekalet ücretine ya da yargılama giderine hükmedilmez.

Ancak sendikal fesihte iş sözleşmesinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyet sebebiyle feshedildiği tespit edilirse sendikal tazminat, işçinin en az bir yıllık ücreti tutarındadır. Bu hâlde 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesindeki dört-sekiz aylık tazminata ayrıca hükmedilmez.

İşe başlatmama Tazminatının Dayanağı: 4857 Sayılı Kanun Madde 21

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrası, feshin geçersizliğine karar verildiğinde işverene işçinin başvurusundan itibaren işçiyi bir ay içinde işe başlatma yükümlülüğü yükler ve bu yükümlülüğe uyulmamasının karşılığını parasal olarak gösterir. Maddedeki alt ve üst sınır, hem işçi hem işveren için öngörülebilir bir çerçeve çizer.

Hükmün metni şöyledir: “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.12.2019 tarihli, 2019/166 Esas ve 2019/1414 Karar sayılı ilamı bu kuralı şöyle özetler: “İşveren işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmadığı takdirde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.”

Aynı tespit Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 24.12.2014 tarihli, 2013/27721 Esas ve 2014/36846 Karar sayılı kararında ve 28.09.2017 tarihli, 2015/16986 Esas ve 2017/19827 Karar sayılı ilamında da yinelenmiştir. Kararlarda tazminat, iş güvencesi tazminatı adıyla da anılır; ikisi aynıdır.

Tazminat Hangi Şartlarda Doğar?

Tazminat kendiliğinden doğmaz; üç halkalı bir zincirin tamamlanması gerekir. Önce feshin geçersizliğine karar verilmeli ve karar kesinleşmeli, sonra işçi süresinde işverene başvurmalı, en sonunda işveren bir aylık süre içinde işçiyi fiilen işe başlatmamalıdır. Halkalardan biri koparsa tazminat gündeme gelmez. Zincirin her halkası ayrı belgeyle ispatlanır.

Birinci halka, feshin geçersizliğinin tespitidir. Bu tespit işe iade davası ile ya da tarafların anlaşması hâlinde özel hakem yoluyla yapılır. Karar kesinleşmeden tazminat muaccel olmaz.

İkinci halka işçinin başvurusudur. İşçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işverene işe başlama iradesini bildirmek zorundadır. Bu süre kaçırılırsa fesih geçerli hâle gelir ve tazminat hakkı tümüyle düşer. Başvurunun şekli ve süresi ayrı bir yazıda, işe iade sonrası başvuru süresi ve işe davet başlığı altında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Üçüncü halka işverenin tutumudur. Usulüne uygun başvurunun işverene ulaşmasından itibaren bir aylık süre işlemeye başlar. Bu süre içinde işçi fiilen işe başlatılmazsa, sürenin dolduğu tarihte tazminat muaccel hâle gelir. Alt işveren ilişkisinde başvurunun kime yapılacağı ise ayrı bir sorundur; bu nokta taşeron muvazaası ve işe iade davasının kime açılacağı yazısında tartışılmıştır.

İşe iade sonrası süreler tablosu: on işgünlük başvuru süresi, işverenin bir aylık işe başlatma süresi, dört sekiz aylık tazminat ve dört aylık boşta geçen süre ücreti
İşe iade kararı kesinleştikten sonraki süreler ve kaçırılmasının sonuçları.

İşe İade Davası Süreci: Fesihten Kesinleşmeye

İşe başlatmama tazminatı, kendi başına açılan bir davanın değil, işe iade sürecinin son halkasının sonucudur. Süreç fesih bildiriminin tebliğiyle başlar, zorunlu arabuluculuktan geçer, dava ve istinafla devam eder; tazminat ancak bu zincir tamamlandıktan sonra gündeme gelir. Her aşamanın kendi süresi vardır ve bu süreler kaçırıldığında telafi edilemez.

Takvim 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinde çizilmiştir. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir; taraflar anlaşırsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme de götürülebilir.

  1. Fesih bildiriminin tebliği: 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi bildirimin yazılı yapılmasını ve sebebin açık ve kesin gösterilmesini zorunlu tutar.
  2. Arabuluculuk: tebliğden itibaren bir ay içinde başvuru zorunludur; bu aşama atlanıp doğrudan dava açılırsa dava usulden reddedilir.
  3. Dava: son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde açılır.
  4. Yargılama: feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir; işçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bunu kendisi ispatlar.
  5. İstinaf: bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir; temyiz yolu kapalıdır.
  6. Kesinleşme sonrası: işçi on işgünü içinde işverene başvurur, işveren bir ay içinde işe başlatmazsa tazminat doğar.
İşe iade davası süreci şeması: fesih bildirimi, bir ay içinde arabulucuya başvuru, iki hafta içinde dava, yargılama, istinafta kesin karar ve kesinleşme sonrası on işgünlük başvuru
İşe iade davasının aşamaları ve her aşamaya bağlı süreler.

Arabuluculuk aşamasında işe başlatma konusunda anlaşılırsa kanun üç unsurun belirlenmesini şart koşar: işe başlatma tarihi, boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların parasal tutarı ve işe başlatılmama hâlinde ödenecek tazminatın parasal tutarı. Bu üç kalem yazılmazsa anlaşma sağlanmamış sayılır.

İşe Başlatmama Tazminatı Nasıl Hesaplanır: Üç Adım

Hesaplama üç aşamada yapılır. Önce hangi ücretin esas alınacağı belirlenir, sonra mahkemenin takdir ettiği ay sayısı tespit edilir, en son bu iki değer çarpılır. Karmaşık görünen hesabın tamamı bu çarpımdan ibarettir; tartışma genellikle çarpanın hangi ücret olduğunda düğümlenir. İkinci adımdaki ay sayısı ise kıdem ve fesih verilerine göre değişir.

Birinci adım ücretin tespitidir. Esas alınan ücret, dava tarihindeki brüt ve çıplak ücrettir. İkinci adım ay sayısıdır: mahkeme dört ile sekiz arasında bir rakam takdir eder. Üçüncü adımda brüt çıplak aylık ücret, takdir edilen ay sayısıyla çarpılır.

Örnek üzerinden bakalım. Dava tarihindeki brüt çıplak ücreti 40.000 TL olan ve mahkemece beş aylık ücret takdir edilen bir işçide tazminat 200.000 TL brüt olarak hesaplanır. Aynı işçi için mahkeme yedi ay takdir etseydi rakam 280.000 TL olurdu; ay sayısındaki iki aylık fark dosyaya 80.000 TL olarak yansır.

Bunun üzerine bir de boşta geçen süre ücreti eklenir. İki kalem ayrı hesaplanır ve ayrı ayrı hükmedilir; birinin varlığı diğerini azaltmaz.

Hangi Ücret Esas Alınır: Çıplak Brüt Ücret

Uygulamada en sık yapılan hata burada ortaya çıkar. İşe başlatmama tazminatının hesabında işçinin giydirilmiş ücreti değil, çıplak yani temel brüt ücreti esas alınır. Yol, yemek, ikramiye ve benzeri düzenli ödemeler bu kalemin hesabına katılmaz. Bu ayrım, uzun kıdemli dosyalarda ciddi tutar farkları yaratır.

Karışıklığın sebebi kıdem tazminatıdır. Kıdem tazminatı giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplandığı için, aynı yöntemin işe başlatmama tazminatına da uygulanacağı sanılır. Oysa iki kalemin hesap tabanı farklıdır ve bu fark, uzun kıdemli bir dosyada altı haneli sapmalara sebep olabilir.

İkinci belirleyici, hangi tarihteki ücretin alınacağıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile yapılan değişiklik sonrasında işe başlatmama tazminatı, işçinin ilerde işe iade alınmadığı ve fesih tarihi kabul edilen tarihteki değil davanın açıldığı tarihteki brüt ücret üzerinden hesap edilir.

Bu hesap dosyanın kendi verilerine, özellikle bordroya ve ücretin ispatına göre değişir. Ücretin bordroda düşük gösterildiği dosyalarda önce ücret tespiti yapılması gerekir.

Kıdem Arttıkça Tazminat Yükselir mi?

Evet yükselir. Yargıtay, dört ile sekiz aylık aralığın doldurulmasında işçinin kıdemi ile fesih sebebinin birlikte değerlendirilmesini arar. Kıdemi kısa olan işçide taban sınıra yakın, kıdem uzadıkça tavana doğru yükselen bir takdir yapılması beklenir. Kıdem tek başına yeterli değildir; feshin ağırlığı da belirleyicidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 18.02.2021 tarihli, 2021/586 Esas ve 2021/4281 Karar sayılı kararında ilke şöyle konur: “4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup, söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında ve işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.” Aynı kararda somut olayda 01.07.2007 ile 01.01.2014 arasında altı yıldan fazla kıdemi bulunan işçi için beş aylık ücret uygun görülmüştür.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 16.09.2011 tarihli, 2011/285 Esas ve 2011/779 Karar sayılı kararı ölçütü tek cümlede toplar: “İşe başlatmama tazminatı işçinin kıdemi ve fesih nedenine göre belirlenmelidir.”

Takdirin yukarı yönlü düzeltildiği örnekler de vardır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2017 tarihli, 2017/43417 Esas ve 2017/25213 Karar sayılı kararında yerel mahkemenin beş aylık takdiri yerinde görülmemiş, “6 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat miktarının takdiri uygun görülmüştür” denilerek rakam bir ay yukarı çekilmiştir.

Aşağı yönlü örnek için Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 19.10.2022 tarihli, 2022/11247 Esas ve 2022/12849 Karar sayılı ilamına bakılabilir. Bu dosyada tazminat, fesih sebebi ve kıdem birlikte değerlendirilerek dört aylık ücret olarak belirlenmiştir. Benzer karar örneklerini işe iade davası emsal kararları derlememizde bir arada bulabilirsiniz.

Kıdem süresi arttıkça işe başlatmama tazminatının dört aydan sekiz aya doğru yükselmesini, sendikal fesihte ise en az on iki aylık ücrete çıkmasını gösteren şema
Kıdem uzadıkça takdir edilen ay sayısı da yükselir.

Kıdeme Göre Ay Skalası: Dört, Beş, Altı

Kanunda kıdem yıllarına karşılık gelen ay sayısını gösteren bir cetvel yoktur; ancak Yargıtay bu boşluğu yıllık ücretli izin sürelerinden yararlanarak doldurmuştur. Yerleşik uygulamada altı ay ile beş yıl arası kıdemde dört, beş ile on beş yıl arasında beş, on beş yılı aşan kıdemde altı aylık ücret esas alınır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/6315 Esas ve 2015/13291 Karar sayılı ilamında bu yöntem şöyle anlatılır: “Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır.”

Aynı ölçüt Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarihli, 2016/20449 Esas ve 2017/13257 Karar sayılı ilamında da yinelenmiştir. Skala taban rakamı verir; sekiz aya yaklaşmak için feshin ağırlığını gösteren somut olgular gerekir.

İşe başlatmama tazminatı kıdem skalası: 6 ay ile 5 yıl arası 4 ay, 5 ile 15 yıl arası 5 ay, 15 yıldan fazla kıdemde 6 aylık ücret, fesih sebebine göre 8 aya kadar
Yargıtay uygulamasında kıdem aralıklarına karşılık gelen ay sayıları.

Skalanın somut uygulaması için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 12.05.2026 tarihli, 2026/952 Esas ve 2026/1035 Karar sayılı ilamına bakılabilir. Kararda on sekiz yılı aşan kıdeme sahip işçi bakımından altı aylık brüt ücret tutarındaki belirleme yerinde görülmüş, tazminatın sekiz aya çıkarılması yönündeki istinaf istemi kabul edilmemiştir.

Takdir yetkisi sınırsız değildir. Yargıtay, mahkemenin soyut ve gerekçesiz bir rakam yazmasını kabul etmez; kıdemin ve fesih sebebinin karara yansıtılmasını bekler. Kıdemin kesintisiz hizmet süresiyle ispatı ve feshin ağırlığını gösteren belgeler, takdirin tavana yaklaşmasını sağlayan olgulardır.

Sendikal Fesihte Durum: En Az Bir Yıllık Ücret

Sekiz aylık üst sınırın aşıldığı tek hâl sendikal fesihtir. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca, feshin sendikal nedene dayandığı tespit edilirse işçinin bir yıllık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir.

Bu hâlde iki tazminat üst üste binmez. 6356 sayılı Kanun’un 25. maddesinin beşinci fıkrası açıktır: “İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez.”

Dikkat çeken ayrım şudur: sendikal tazminat, işçinin başvurusuna ve işverenin işe başlatıp başlatmamasına bağlı değildir. Genel kuralda tazminatın doğumu için zorunlu olan başvuru ve bir aylık bekleme, sendikal fesih tespitinde aranmaz.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 18.01.2021 tarihli, 2020/9027 Esas ve 2021/1327 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2011 tarihli, 2011/4456 Esas ve 2011/8250 Karar sayılı kararında ilke şöyle ifade edilir: “Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Anılan maddeye göre feshin sendikal nedene dayanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesi gerekir.”

Boşta Geçen Süre Ücretinden Farkı

İki kalem sürekli karıştırılır; oysa koşulları ve tabanları ayrıdır. İşe başlatmama tazminatı, işverenin işe başlatmama iradesinin yaptırımıdır. Boşta geçen süre ücreti ise kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan dönemin karşılığıdır ve en çok dört aya kadar ücret ile diğer hakları kapsar. İkisi aynı ilamda yer alsa da ayrı hesaplanır.

Farkın pratik sonucu şudur: işveren işçiyi işe başlatsa bile boşta geçen süre ücreti ödenir, çünkü bu kalem çalıştırılmayan döneme aittir. İşe başlatmama tazminatı ise yalnızca işe başlatmama gerçekleştiğinde doğar. İşe başlatılan işçi ikinci kalemi isteyemez.

Hesap tabanı bakımından da ayrışırlar. Boşta geçen süre ücreti niteliği itibarıyla ücrettir; kanun ücreti ve diğer hakları birlikte saydığı için o dönemde doğmuş haklar da bu kalem içinde istenebilir. İşe başlatmama tazminatı ise ücret değil tazminattır.

Dört aylık bu sürenin kıdeme eklenmesi, izin ve tavan hesabına etkisi ayrı bir konudur. Konuyu boşta geçen süre ücreti başlıklı yazıda, işçinin bu dönemde başka bir işte çalışmasının etkisiyle birlikte ele aldım.

İşe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti farkı tablosu: hukuki nitelik, miktar, doğum şartı ve vergi kesintileri karşılaştırması
İki kalemin hukuki niteliği, hesap tabanı ve kesintileri birbirinden farklıdır.

7036 Sayılı Kanun Sonrası: Tazminatın TL Olarak Belirlenmesi

Eskiden hüküm fıkrasında yalnızca ay sayısı yazılırdı; işçi bu rakamı paraya çevirmek için ikinci bir dava açmak zorunda kalırdı. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile getirilen düzenleme bu külfeti kaldırdı ve tazminatın parasal olarak gösterilmesini zorunlu hâle getirdi. Böylece tahsil için ikinci bir dava açma zorunluluğu ortadan kalktı.

Bugün mahkeme veya özel hakem, tazminatı soyut bir ay ibaresiyle bırakmayıp dava tarihindeki ücreti esas alarak TL tutarı biçiminde hüküm fıkrasında göstermek zorundadır. Aynı kural boşta geçen süre ücreti için de işler.

Değişiklik, tahsil aşamasını kısaltmamıştır. Zira verilen hüküm bir tespit hükmü olduğundan doğrudan ilamlı icra takibi başlatılamaz, ilamsız takip yapılır ve bu takibe itiraz halinde önce dava şartı arabuluculuk yolu tüketilerek itirazın iptali davası açmak gerekir.

Dilekçede Talep Edilmezse Mahkeme Resen Hükmeder mi?

Hâkim yaklaşım, işe iade talebinin bu tazminatı zımnen içerdiği yönündedir. Dava dilekçesinde ayrıca ve açıkça istenmemiş olsa dahi mahkemenin kendiliğinden dört ile sekiz aylık aralıkta bir takdir yapması beklenir. Tazminat, işe iade isteminin doğal alternatifidir. Bu kabul, dilekçedeki talep biçimini doğrudan etkiler.

Buna karşılık bir sınır vardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki taleple bağlılık kuralı uyarınca, işçi dilekçesinde açıkça daha düşük bir miktarla yetindiyse mahkemenin bu talebi aşarak daha yüksek bir aya hükmedemeyeceği savunulur. Yani davacının bu konuda talepte bulunmaması hakime serbestlik tanırken, davacının az istemesi ise hakime bağlayıcılık doğurur.

Bu ayrım dilekçe yazımını doğrudan etkiler. Tazminatı hiç yazmamak risk üretmezken, taban rakamı yazmak tavanı kapatabilir. Dilekçe kurgusunun nasıl yapılacağına dair örnekleri işe iade dava dilekçesi örnekleri yazısında topladım. İşe iade davaları tespit davaları oldukları için davada en üst hadden talepte bulunmak gerekir. Mahkeme talebin azına hükmetse bile bunun davacı açısından karşı vekalet ücreti yada yargılama gideri ödemek gibi olumsuz bir yönü yoktur.

Tazminat Ne Zaman Muaccel Olur?

Muacceliyet anı, feshin yapıldığı gün ya da kararın verildiği gün değildir. Tazminat, işçinin süresinde ve samimi başvurusuna rağmen işverence bir ay içinde fiilen işe başlatılmadığı anda yada işe başlatılmayacağının işçiye açıkça bildirildiği anda doğar. Bu tarih, hem temerrüdün hem faizin başlangıcıdır. Tarihin belgeyle sabitlenmesi bu yüzden önemlidir.

Bu tarihin tespiti için iki belge kritiktir: başvurunun işverene ulaştığını gösteren tebligat evrakı ve işverenin cevabı. Başvurunun ulaşma tarihi belirsizse bir aylık sürenin ne zaman dolduğu da tartışmalı hâle gelir ve faiz başlangıcı kayar.

İşverenin işe davet yazısı göndermiş olması tek başına yeterli değildir; belirleyici olan işçinin fiilen işe başlatılıp başlatılmadığıdır. Davet edip işbaşı yaptırmayan, işçiyi kapıdan çeviren ya da daveti şarta bağlayan işveren, bir aylık süre dolduğunda tazminatla karşılaşır.

Sürelerin kaçırılması bu dosyalarda telafisi olmayan hak kaybına yol açar. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Kararın kesinleşmesinden başlayarak on işgünlük başvuru süresi, işverenin bir aylık işe başlatma süresi ve tazminatın muaccel olması aşamalarını gösteren zaman çizelgesi
Tazminat, bu üç aşama tamamlanmadan istenemez.

Faizin Türü ve Başlangıç Tarihi

İşe başlatmama tazminatına yasal faiz uygulanır. Bu kalem, boşta geçen süre ücretinden ayrılmalıdır. Boşta geçen süre ücreti ücret niteliğinde olduğundan farklı bir faiz rejimine — uygulamada mevduata uygulanan en yüksek faiz — tabi olur. Faiz, tazminatın muaccel olduğu tarihten yani bir aylık sürenin dolduğu günden itibaren işler.

Başlangıç tarihi dava ya da fesih tarihi değildir. Bu nedenle başvurunun işverene ulaştığı tarihin belgelenmesi, faiz hesabının başlangıcını doğrudan belirler; tarih belgelenmezse faiz başlangıcı tartışmalı hâle gelir.

İki kalemin aynı ilamda yer alması, faizlerinin de aynı olacağı anlamına gelmez. İcra takibi hazırlanırken her kalem için ayrı faiz türü ve ayrı başlangıç tarihi gösterilmelidir; toplu ve tek faizli takipler itiraza açık hâle gelir.

Vergi ve SGK Kesintileri

İşe başlatmama tazminatı niteliği itibarıyla ücret değil tazminattır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca bu tazminat gelir vergisinden müstesnadır ve üzerinden SGK primi kesilmez. Yalnızca damga vergisi kesintisi yapılabilir. Bu istisna yalnızca tazminat kalemi için geçerlidir; kesintiler bakımından iki kalem ayrı değerlendirilir.

Boşta geçen süre ücretinde durum farklıdır. Bu kalem ücret sayıldığı için gelir vergisi ve sigorta primi kesintilerine tabidir. Ayrıca bu döneme ait sigorta bildirimlerinin yapılması gerekir. İki kalem aynı ilamda yer alsa da bordrolaştırmaları farklıdır.

Uygulamada işverenlerin tazminattan gelir vergisi kesip net ödeme yapması sık görülen bir hatadır. Bu durumda eksik ödenen tutar için takip yapılabilir; kesintinin dayanağı işverenden sorulmalı ve ödeme dekontu ile bordro karşılaştırılmalıdır.

İşverenin Samimi Daveti ve İşçinin İşe Başlamaması

İşveren işçiyi usulüne uygun ve samimi biçimde eski işine ya da eşdeğer bir pozisyona davet etmişse, işçi haklı bir sebep olmaksızın işe başlamadığında tazminat doğmaz. Bu hâlde fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur ve işçi yalnızca boşta geçen süre alacağını isteyebilir.

Davetin samimiyeti şekil şartına değil içeriğe bakılarak değerlendirilir. Eski işin ya da eşdeğer bir işin gerçekten önerilmesi, işbaşı tarihinin makul olması ve ücretin düşürülmemiş olması, aynı pozisyonda bir işte çalıştırılma, çalışma şartlarının ağırlaştırılmaması beklenir. Bu unsurlar yoksa davet görünüşte kalır ve tazminat doğmaya devam eder.

İşçi açısından doğru tutum, daveti reddetmek yerine kayda geçirmektir. İşbaşı yapmak üzere işyerine gidip tutanak tutturmak, yanında bir şahit bulundurmak, usulsüz bir işlem yapıldıysa aynı gün noterden ihtar göndermek delillendirme açısından önemlidir.

Şartlı İşe Davet: Eğitim, Sınav ve Farklı Şehir

İşe başlatmayı bir koşula bağlayan davet, gerçek davet sayılmaz. Eğitimden geçme, sınavdan başarılı olma, yeniden deneme süresi kabul etme gibi koşullar öne sürüldüğünde işçi eski hakları ile işe alınmış olmaz; bu tür çağrılar işe başlatmama iradesinin örtülü biçimi olarak değerlendirilir.

Aynı şey işin yerinin değiştirilmesi için de geçerlidir. İşçinin eski işyerinden çok uzak bir şehre çağrılması, fiilen işe başlamayı imkânsız kılıyorsa davetin samimiyetini tartışmalı hâle getirir. Ölçüt, işçinin eski çalışma koşullarına esaslı biçimde aykırı bir teklifle karşılaşıp karşılaşmadığıdır.

Ücretin ya da unvanın düşürülmesi de aynı sonuca yol açar. Kararın gereği, işçinin eski koşullarıyla işe alınmasıdır. Koşullar tek taraflı biçimde ağırlaştırılarak yapılan çağrı, kararın yerine getirilmesi olarak kabul edilmez.

İşçinin Başvurusunun Samimiyeti Sorgulanırsa

Samimiyet tartışması iki yönlü işler. İşveren, işçinin işe başlama iradesinin gerçek olmadığını, başvurunun yalnızca tazminat ve boşta geçen süre ücretini tahsil etmeye yönelik şeklî bir girişim olduğunu ispatlarsa, geçerli bir başvurunun bulunmadığı kabul edilerek talep reddedilebilir. Bu iddianın somut delille desteklenmesi beklenir.

Bu iddianın tipik dayanağı, işçinin başka bir yerde düzenli olarak çalışmaya başlamış olması ve eski işine dönmesinin fiilen mümkün görünmemesidir. Ancak başka bir işte çalışmak tek başına başvuruyu geçersiz kılmaz; belirleyici olan dönüşün gerçekten imkânsız olup olmadığıdır.

İspat yükü bu noktada işverendedir. İşçinin başvurusunu yazılı ve süresinde yapması, işbaşı için hazır olduğunu göstermesi ve davete cevapsız kalmaması, samimiyet iddiasının karşısında en güçlü savunmadır. Bunun ispatı için işveren muhakkak işçiyi işe davet etmek zorundadır. İşçi başka bir işte çalışmaya başladı diyerek işveren sorumluluktan kurtulamaz.

İşyeri Kapanmışsa Tazminat Doğar mı?

Bu noktada net bir cevap yoktur; iki görüş karşı karşıyadır. Birinci görüş, işyerinin tamamen kapanması hâlinde işe başlatmanın fiilen imkânsız hâle geldiğini, işverenin kusurlu bir işe başlatmama iradesinden söz edilemeyeceğini ve bu nedenle tazminata hükmedilmemesi gerektiğini savunur. Hangi görüşün uygulanacağı dosyanın verilerine bağlıdır.

İkinci görüş ise işverenin başka şubeleri, işletmeleri veya aynı şirketler topluluğuna bağlı işyerleri bulunup bulunmadığının araştırılmasını ister. Bu yaklaşıma göre fiilî imkânsızlık iddiası, iş güvencesi sistemini ve işverenin yasal sorumluluğunu bertaraf etmek için kullanılmamalıdır.

Uygulamada belirleyici olan, kapanmanın gerçekliği ve kapsamıdır. Tüzel kişiliğin tasfiyesi, faaliyetin başka bir şirkete devri ya da aynı adreste başka bir unvanla çalışmaya devam edilmesi, dosyanın yönünü değiştiren olgulardır. Bu yüzden kapanma iddiası ticaret sicili ve SGK kayıtlarıyla birlikte incelenmelidir.

Arabuluculukta Dört Sekiz Ay Sınırı Aşılabilir mi?

Aşılabilir. Zorunlu arabuluculuk aşamasında taraflar işe iade ve işe başlatmama tazminatı miktarı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Anlaşma belgesiyle sonuçlanan uyuşmazlıkta tarafların iradesiyle belirlenen parasal tutarlar geçerli kabul edilir ve kanuni koridorun dışına çıkılabilir. Anlaşma belgesi ilam gibi sonuç doğurduğu için metnin kapsamı kritik hâle gelir.

Bu serbesti işçi için hem fırsat hem risktir. Fırsattır, çünkü yargılamanın uzunluğu ve kesinleşme beklentisi dikkate alındığında erken ve yüksek bir anlaşma tercih edilebilir. Risktir, çünkü imzalanan anlaşma belgesi ilam niteliğinde sonuç doğurur ve sonradan aynı kalemler yeniden istenemez.

Anlaşma metninde hangi kalemlerin kapatıldığının tek tek yazılması bu yüzden önemlidir. Yalnızca işe iade yazıp kıdem, ihbar ve fazla mesai alacaklarını açıkta bırakan metinler ileride ikinci bir uyuşmazlık doğurur. Arabuluculuk aşamasının ücret boyutunu ise iş davalarında arabuluculuk vekâlet ücreti yazısında ayrıca inceledim.

Hüküm Emredicidir: Sözleşmeyle Azaltılamaz

4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ilk üç fıkrası emredici niteliktedir; sözleşmelerle işçi aleyhine değiştirilemez. İş sözleşmesine konulan, tazminatı dört ayın altına indiren ya da tümüyle ortadan kaldıran hükümler geçersizdir ve mahkemece dikkate alınmaz. Bu sınır, bireysel sözleşmelerle aşılamayan bir asgari güvencedir.

Aynı sınır, feshin geçersizliği tespit edilmeden önce imzalatılan ibranameler için de düşünülmelidir. Henüz doğmamış bir alacağın ibrası, işçinin iş güvencesi hükümlerinden önceden feragati anlamına geldiğinden geçerlilik denetimine tabidir.

Buna karşılık uyuşmazlık doğduktan sonra ve arabuluculuk çerçevesinde yapılan anlaşmalar farklı değerlendirilir. Emredicilik, önceden feragati engeller; sonradan ve karşılıklı iradeyle yapılan tasarrufu değil.

SGK Çıkış Kodu Fesih Sebebini Bağlar mı?

İşten ayrılış bildirgesine girilen çıkış kodu, işverenin fesih iradesini gösteren resmî beyandır. Kod 04 girildiği hâlde sonradan haklı fesih savunması yapılması, bildirgeye ve yazılı fesih bildirimi bulunmamasına rağmen kabul görmez. Bölge adliye mahkemeleri bu çelişkiyi feshin geçersizliği yönünde değerlendirmektedir. Kodun sehven girildiği savunması soyut kalır.

Kod 04, belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi anlamına gelir. İşveren bu kodu girdikten sonra işçinin davranışlarına dayalı haklı fesih iddiasını öne sürdüğünde, kendi resmî bildirimiyle çelişmiş olur.

Çelişkiyi ağırlaştıran ikinci unsur yazılı bildirim eksikliğidir. 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi fesih bildiriminin yazılı yapılmasını ve sebebin açık ve kesin biçimde gösterilmesini zorunlu tutar. Aynı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükü işverendedir.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 12.05.2026 tarihli, 2026/952 Esas ve 2026/1035 Karar sayılı ilamında bu durum açıkça ortaya konmuştur: bildirgede kod 04 gösterilmiş, yasal şartları taşıyan yazılı fesih bildirimi bulunmadığından davalıların fesih nedenine ilişkin açıklamalarına değer verilmemiş ve işe iade kararı yerinde görülmüştür.

İşçi açısından pratik sonuç şudur: çıkış kodunu gösteren SGK belgesi dosyanın en güçlü delillerinden biridir. Kodun sonradan düzeltilmesi talebi de tek başına işverenin lehine sonuç doğurmaz.

İhale ile Değişen Alt İşverende Kıdem ve Sorumluluk

Kamu kurumlarında yemek, temizlik ve güvenlik gibi yardımcı işler ihaleyle alt işverene gördürülür. İhaleyi kazanan şirket değişse de aynı işte çalışmaya devam eden işçinin kıdemi sıfırlanmaz; işyeri devri kabul edilir ve son alt işveren tüm çalışma döneminden sorumlu tutulur. Asıl işveren de mali sonuçlardan birlikte sorumludur.

Dayanak, asıl işveren ile alt işveren ilişkisini tanımlayan 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasıdır. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur; işe iade davasının mali sonuçları da bu kapsamdadır.

Kıdemin korunmasını sağlayan hüküm ise işyeri devrini düzenleyen 6. maddedir. Süresi biten alt işveren işyerinden ayrılmasına rağmen işçiler yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürüyorsa, alt işverenler arasında işyeri devri kabul edilir ve devralan, devam eden iş sözleşmelerini de devralmış sayılır.

Bu kabul, alt işverenlerin sıkça ileri sürdüğü iki savunmayı etkisiz bırakır. Birincisi, işçinin yalnızca son ihale dönemindeki gün sayısına bakılarak altı aylık kıdem şartını taşımadığı iddiasıdır. İkincisi, ihale süresine bağlı olduğu gerekçesiyle sözleşmenin belirli süreli sayılması gerektiği iddiasıdır.

İkinci iddia bakımından ölçüt 4857 sayılı Kanun’un 11. maddesidir. İşin niteliği süresi belirli bir iş değilse ve objektif esaslı koşullar yoksa sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli sayılır; ihalenin süreli olması tek başına sözleşmeyi belirli süreli yapmaz. Anılan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararında da yemekhane hizmetinde çalışan işçi bakımından aynı sonuca varılmıştır.

Fark Kıdem ve Fark İhbar Tazminatı

İşe başlatmama, uygulamada yeni bir fesih gibi sonuç doğurur. Bu nedenle iş ilişkisinin sona erdiği tarih öne alınmaz; boşta geçen dört aylık süre kıdeme eklenir ve kıdem tazminatı bu uzamış süre üzerinden yeniden hesaplanır. Aradaki eksik ödeme fark kıdem tazminatı olarak istenir.

Fark ihbar tazminatında ise içtihat birliği yoktur. İşverenin fesih tarihinde ihbar tazminatını ödemiş olması, kıdemin uzamasıyla birlikte ihbar süresinin de değişmesi ihtimalini gündeme getirir; ancak her dosyada aynı sonuca varılmamaktadır.

Fark alacaklarında kıdem tazminatı tavanının hangi tarihteki tutara göre uygulanacağı da tartışmalıdır. Bu ayrımları ve tebligat kaynaklı süre risklerini işe iade sonrası usulsüz tebligat ve fark tazminat yazısında ayrıntılı biçimde ele aldım.

Yıllık İzin, Prim ve Diğer Haklar

Boşta geçen dört aylık dönem çalışılmış gibi sayıldığından, bu sürenin yıllık izin hesabına ve kıdeme bağlı haklara etkisi doğar. Kanun bu kalemi ücret ve diğer haklar biçiminde tanımladığı için, o dönemde doğmuş olan haklar da istenebilir. Kalemlerin hangi hesaba dahil edildiği raporlarda ayrı ayrı gösterilmelidir.

Prim ve ikramiye gibi ödemelerin bu kapsamda talep edilebilmesi, ödemenin düzenli ve süreklilik taşıyıp taşımadığına bağlıdır. Yılda bir kez ve işverenin takdirine bağlı yapılan ödemeler ile her ay düzenli ödenen kalemler aynı değerlendirmeye tabi tutulmaz.

Buna karşılık işe başlatmama tazminatı hesabında bu eklentiler dikkate alınmaz. İki kalemin tabanı farklı olduğu için, aynı dosyada primler bir kaleme dahil edilirken diğerine dahil edilmez; bu ayrım bilirkişi raporlarında sık atlanır.

Zamanaşımı Süresi

Bu başlıkta tek ve tartışmasız bir cevap yoktur. İşe başlatmama tazminatının hangi zamanaşımı süresine tabi olduğu, kalemin ücret değil tazminat sayılmasıyla birlikte tartışılmakta ve uygulamada farklı süreler savunulmaktadır. Kesin bir rakam vermek yerine doğru olan, süreyi hiç işletmemektir. Beklemek hem faiz hem alacak kaybı riski üretir.

Pratik sonuç şudur: tazminat muaccel olduğu anda, yani bir aylık sürenin dolduğu gün talep edilebilir hâle gelir. Bu tarihten sonra beklemek, hem faiz kaybı hem de zamanaşımı riski üretir. Kesinleşen kararın ardından takip hazırlığına hemen başlanması en güvenli yoldur.

Arada geçen sürede işverenin ödeme yapması, bir kısmını ödemesi ya da ödeme vaadinde bulunması da hesaba etki eder. Bu tür beyanların yazılı biçimde saklanması ileride süre tartışmasında işçinin lehine sonuç doğurabilir.

İcra Aşamasının İlk Şartı: Kesinleşme Şerhi

İşe iade hükmü bir tespit hükmüdür ve kesinleşmeden icraya konulamaz. Tazminat ile boşta geçen süre ücreti de kararın kesinleşmesine ve işçinin başvurusuna bağlı olduğu için, kesinleşme şerhi alınmadan başlatılan takipler itiraz ve şikâyetle karşılaşır. Kesinleşme şerhi alınmadan atılan her adım geri döner.

Kesinleşme şerhi alındıktan sonra takip talebinde her kalem ayrı satırda, kendi faiz türü ve başlangıç tarihiyle gösterilmelidir. Hangi kalemin hangi takip yoluna tabi olduğu ise ayrı bir sorundur; bunu bir sonraki başlıkta ele alıyorum.

Kesinleşme bu dava türünde görece hızlı gerçekleşir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca işe iade istemli davalarda bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir; istinaf aşamasından sonra temyiz yolu bulunmaz.

Kesinleşmeden takip yapılması hâlinde başvurulacak yol ve fer’i alacaklar bakımından içtihat tartışmaları ayrı bir yazının konusudur; konuyu işe iade kararı kesinleşmeden icraya konulur mu başlığı altında inceledim.

Başlatmama Tazminatı Nasıl Tahsil Edilir: İlamlı mı, İlamsız İcra mı?

İşe iade ilamındaki tazminat ve boşta geçen süre ücreti şarta bağlı olduğundan, baskın görüşe göre doğrudan ilamlı icraya konu edilemez. Bu kalemler için genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılır ya da alacak davası açılır. İlamdaki yargılama gideri ve vekâlet ücreti ise doğrudan ilamlı takibe konulabilir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 32. maddesi, ilam icra dairesine verildiğinde borçluya icra emri tebliğ edilmesini düzenler. Bu maddenin aradığı şey, ilamın kayıtsız şartsız bir para borcu, yani bir eda hükmü içermesidir. İşe iade kararı ise feshin geçersizliğini saptayan bir tespit hükmüdür.

Kararda gösterilen iki parasal kalem, kanunun kendisi tarafından koşula bağlanmıştır: işçinin on işgünü içinde başvurması ve işverenin bir ay içinde işe başlatmaması. Koşul gerçekleşmeden borç doğmaz; doğmayan borç için de icra emri düzenlenemez.

Bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini icra müdürü inceleyemez. İcra müdürü ilamın metnine bakar; işçinin başvurup başvurmadığını, başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığını, işverenin işe davet gönderip göndermediğini, davetin samimi olup olmadığını araştıramaz. Yargılama gerektiren bu olgular, iki kalemi ilamlı takibin dışına çıkarır.

Aynı ilamdaki yargılama gideri ve vekâlet ücreti farklıdır. Bu iki kalem hiçbir koşula bağlanmamış, kayıtsız şartsız hükmedilmiştir. Uygulamada ilamı ikiye ayırmak, yani vekâlet ücreti ve yargılama gideri için ilamlı, tazminat ve boşta geçen süre ücreti için ilamsız takip açmak en az riskli yoldur.

İşe iade ilamındaki kalemler ve takip yolları tablosu: boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı için ilamsız icra, yargılama gideri ve vekâlet ücreti için ilamlı icra
İşe iade ilamındaki her kalem aynı takip yoluna tabi değildir.

Takip yolunun seçimi ve sürelerin hesabı dosyanın kendi belgelerine göre değişir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

İlamlı Takip Yapılırsa: İcra Emrinin İptali

Tazminat ve boşta geçen süre ücreti için icra emri tebliğ edilen işveren, icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurabilir. İlam eda hükmü içermediği hâlde icra emri düzenlenmesi ilama aykırılık oluşturur. Mahkeme, takibin tamamını değil yalnızca şikâyete konu kalemler yönünden icra emrini iptal eder.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2024 tarihli, E. 2023/3695, K. 2024/1511 sayılı kararına konu olayda borçlu vekili, koşullu olarak hüküm altına alınmış tazminatlara hak kazanılması için gerekli yasal koşulların yerine getirilmediğini ileri sürerek icra emrinin kısmen iptalini talep etmiştir.

Aynı kararda önemli bir usul sınırı çizilmiştir. Bölge adliye mahkemesi takibin tamamen iptaline karar vermiş; Yargıtay bunu, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacakları yönünden icra emrinin iptaliyle yetinilmesi gerekirken talebin aşılması olarak görmüş ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırılık nedeniyle kararı bozmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 16.03.2022 tarihli, E. 2020/1940, K. 2022/445 sayılı kararında da, işe iade kararlarının ilamlı icraya konulmasının mümkün olmaması nedeniyle icra mahkemesine başvurulduğu ve takibin işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı ve bunların faizi yönünden iptaline kesin olarak karar verildiği aktarılmıştır.

Şikâyetin süresi konusunda doktrindeki ağırlıklı kabul, ilamda eda hükmü bulunmamasına rağmen icra emri düzenlenmesinin kamu düzenine aykırılık oluşturduğu ve süresiz şikâyete tabi olduğu yönündedir. Bu noktada tam bir görüş birliği bulunmadığı için, süre geçirilmeden başvurmak her hâlde güvenli olanıdır.

İptalin alacaklı tarafındaki bedeli de göz ardı edilmemelidir. İcra emri iptal edildiğinde alacaklı işçi aleyhine yargılama gideri ve karşı vekâlet ücreti doğar; kazanılmış bir davanın ardından yeni bir masraf kalemi ortaya çıkar.

İtirazın İptali Davası ve İcra İnkâr Tazminatı

İlamsız takibe işveren itiraz ederse takip durur; alacaklı işçi itirazın iptali davası açarak takibi devam ettirir. Bu davada işe iade ilamı güçlü bir delildir ve yargılama, başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı ile işe başlatılmama olgusuyla sınırlı kalır. Alacak likit sayıldığında icra inkâr tazminatı da istenebilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.12.2022 tarihli, E. 2022/15493, K. 2022/18193 sayılı kararına konu olayda, kesinleşmiş yargı kararını uygulamayan şirkete karşı ücret alacaklarının tahsili için ilamsız icra takipleri başlatılmış; takibe yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.

Aynı mekanizma daha eski tarihli kararlarda da görülür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2013 tarihli, E. 2013/2995, K. 2013/6682 sayılı kararında, işe iade kararı sonrası başvurup işe başlatılmayan işçinin tazminat ve boşta geçen süre ücreti alacağının tahsili için icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı talep edildiği belirtilmiştir.

Ücretin miktarına yönelik itirazların bu aşamada dinlenmesi beklenmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.12.2022 tarihli, E. 2022/15496, K. 2022/18194 sayılı kararında, kesinleşmiş ilam nedeniyle ücrete yönelik itirazların dinlenemeyeceği, ücretin kesinleşmesi sebebiyle yeniden bilirkişi incelemesi yapılmamasının eksik yargılama sayılamayacağı ifade edilmiştir.

Ayrı Alacak Davası Açmakta Hukuki Yarar Var mı?

İşe iade ilamı elde eden işçi, ayrı bir alacak davası açmakta hukuki yarara sahiptir. Yerel mahkemenin, ilamın icraya konulabileceğinden hareketle davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmesi Yargıtay tarafından yerinde görülmemiştir. Davanın esasına girilerek her bir talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 26.02.2014 tarihli, E. 2014/783, K. 2014/6028 sayılı kararında ilk derece mahkemesi, işe iade kararında tutarların açıkça belirlendiği ve kesinleşen hükmün icraya konulabileceği gerekçesiyle alacak davasını hukuki yarar yokluğundan reddetmişti. Yargıtay bu gerekçeyi yasal bulmayarak kararı bozmuştur.

Pratikte bu, işçiye iki kapı açar. Şartlar tamamlandıktan sonra ilamsız takip başlatılabilir; takibin itirazla karşılaşma ihtimali yüksek görülüyorsa doğrudan alacak davası da ikame edilebilir. Hangi yolun seçileceği, işverenin ödeme iradesine ve elde bulunan başvuru belgelerinin gücüne göre değişir.

Doktrindeki İki Görüş: Tespit Hükmü mü, Eda Hükmü mü?

Doktrinde iki görüş çarpışır. Baskın görüş, hükmün tespit niteliğini koruduğunu ve parasal belirlemenin bunu değiştirmediğini savunur. Karşı görüş ise 7036 sayılı Kanun’un amacından hareketle tutarın rakamla gösterilmesinin şarta bağlı bir eda hükmü doğurduğunu ileri sürer. İçtihat bu noktada henüz tam olarak yerleşmiş değildir.

Kabul eden görüşün dayanağı kanun koyucunun açık amacıdır: işçiyi ikinci bir dava açma külfetinden kurtarmak ve yargının iş yükünü azaltmak. Bu yazarlara göre ortada bir mahkeme ilamı ve belirlenmiş bir miktar varken alacaklıyı ilamsız takibe zorlamak, ilamların bağlayıcılığıyla bağdaşmaz.

Reddeden görüşün dayanağı ise takip hukukunun şeklîliğidir. İcra dairesi ilam dışındaki maddi vakıaları araştıramaz; araştırması gerekiyorsa orada artık bir yargılama vardır ve yargılama icra dairesinin işi değildir. Parasal belirleme miktarı likit kılar, ancak hükmün niteliğini değiştirmez.

İşe iade ilamının ilamlı icraya konulması tartışmasında doktrindeki iki yaklaşımın hükmün niteliği, 7036 sayılı Kanun değişikliği, şartın denetimi ve takip yolu ölçütlerine göre karşılaştırması
Aynı kanun değişikliğinden iki farklı sonuç çıkarılıyor.

Tartışmanın arkasında çözülmemiş bir yasal boşluk durur. Türk icra hukukunda şarta bağlı ilamların nasıl icra edileceği düzenlenmemiştir. Geciktirici şartın gerçekleştiğinin icra dairesine ya da icra hâkimine ispatı suretiyle takibe devam edilmesine imkân tanıyan bir mekanizma bulunsaydı, tartışmanın büyük bölümü ortadan kalkardı.

İkinci bir belirsizlik, doğrudan ilamlı takip yapılması hâlinde işverenin hangi yolu izleyeceğidir. Bir görüş iş mahkemesinde menfi tespit davası açılması gerektiğini savunurken, diğer görüş ilamın eda içermemesi sebebiyle doğrudan icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebileceğini kabul eder. Bu ayrım, yanlış kapıyı çalan tarafın süre kaybetmesine yol açabilir.

Üç Dosyada Sayısal Senaryo

Rakamlar soyut kaldığında kural anlaşılmıyor. Aşağıdaki üç senaryo, aynı ücret düzeyinde kıdem ve fesih sebebinin tazminatı nasıl değiştirdiğini gösterir. Tutarlar örnektir; gerçek dosyada ücretin ispatı ve mahkemenin takdiri sonucu belirler. Aşağıdaki tabloda ücret sabit tutulmuş, yalnızca kıdem ve fesih sebebi değiştirilmiştir.

İşe başlatmama tazminatı hesaplama örnekleri tablosu: kıdeme göre dört, beş, altı aylık ücret ve sendikal fesihte on iki aylık ücret üzerinden brüt tutarlar
Aynı ücret düzeyinde kıdem ve fesih sebebinin tazminata etkisi.

Üç senaryoda da bu tutarların üzerine boşta geçen süre ücreti eklenir. Dört aylık dönemin ücreti 160.000 TL brüt olarak hesaplanır ve tazminattan bağımsız biçimde hükmedilir. D senaryosunda ise sendikal tazminat, dört sekiz aylık tazminatın yerini alır.

Senaryolar ücretin sabit kaldığı varsayımına dayanır. Gerçek dosyalarda ücretin dava tarihindeki tutarı, bordronun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve tanık beyanları hesabı değiştirir. Bordronun düşük düzenlendiği dosyalarda önce ücret tespiti yapılması gerekir.

Uygulamada Sık Yapılan Sekiz Hata

Bu dosyalarda kaybın büyük kısmı hukuki tartışmadan değil, usul ve takvim hatalarından doğuyor. Aşağıdaki sekiz başlık, işe iade kararını kazandıktan sonra tazminatı alamayan dosyalarda en sık rastlanan hataları topluyor. Hataların çoğu, kazanılmış bir kararı parasal olarak sonuçsuz bırakacak kadar ağır sonuç doğuruyor.

  1. Kararın kesinleşmesini beklemeden işverene başvurmak ve on işgünlük süreyi yanlış tarihten başlatmak.
  2. Başvuruyu sözlü yapmak ya da tebliğ edildiğini ispatlayamayacak bir yolla göndermek.
  3. İşverenin davetine hiç cevap vermemek; işbaşı için hazır olunduğunu belgelememek.
  4. Şartlı daveti gerçek davet sanıp işe başlamayı reddetmek ve bunu tutanakla kayıt altına almamak.
  5. Tazminatı giydirilmiş ücret üzerinden hesaplayıp fazla talep etmek ve yargılama giderinde zarara uğramak.
  6. Dava dilekçesinde tazminatı taban rakamla sınırlı biçimde talep ederek tavanı kapatmak.
  7. İki kalemi tek faiz türüyle takibe koymak ve itirazla karşılaşmak.
  8. Arabuluculuk anlaşmasında yalnızca işe iadeyi yazıp kıdem, ihbar ve diğer alacakları açıkta bırakmak.

Bu hataların çoğu geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuruyor; özellikle on işgünlük sürenin kaçırılması, kazanılmış bir davayı tümüyle işlevsiz bırakıyor.

87 Soruda İşe Başlatmama Tazminatı

Aşağıdaki sorular, işe iade kararını kazandıktan sonra en çok sorulan başlıkları takvim sırasına göre topluyor. Her cevabın ilk cümlesi doğrudan yanıt verir; ayrıntı ikinci cümlededir. Tutar ve süre içeren cevaplarda dayanak madde numarası ayrıca belirtilmiştir. Sorular başvuru, hesap, vergi ve icra başlıkları altında gruplanmıştır.

İşe başlatmama tazminatı nedir?

İşe iade davasını kazanan işçinin süresinde başvurmasına rağmen işverence bir ay içinde işe başlatılmaması hâlinde ödenen tazminattır. Dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasıdır. Kararlarda iş güvencesi tazminatı adıyla da anılır.

İşe başlatmama tazminatı kaç maaştır?

Kural olarak en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarındadır. Bu sınırlar 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasında gösterilmiştir. Aradaki rakamı mahkeme, işçinin kıdemi ve fesih sebebine göre takdir eder.

İşe iade davasında en fazla kaç maaş ödenir?

Genel kuralda üst sınır sekiz aylık ücrettir. Bu sınırın aşıldığı tek hâl, feshin sendikal nedene dayandığının tespit edildiği dosyalardır. Orada tazminat en az bir yıllık ücret tutarında belirlenir.

En az kaç maaş ödenir?

Alt sınır dört aylık ücrettir. Mahkeme dosyanın niteliği ne olursa olsun bu rakamın altına inemez; 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi bu sınırı emredici biçimde koymuştur.

Kaç ay ödeneceğine kim karar verir?

Mahkeme veya tarafların anlaştığı özel hakem karar verir. Takdir yaparken işçinin kıdemi ile fesih sebebi birlikte değerlendirilir. İşçinin dilekçesinde yazdığı rakam mahkemeyi kendiliğinden bağlamaz.

Kıdemim azsa kaç ay tazminat alırım?

Kıdemi kısa olan işçilerde takdir genellikle alt sınıra yakın yapılır. Yargıtay uygulamasında kıdem arttıkça rakamın kademeli olarak sekiz aya doğru yükseltildiği görülür. Yine de kıdem tek ölçüt değildir; feshin ağırlığı da tartılır.

Sendikal nedenle işten çıkarıldıysam kaç maaş alırım?

En az bir yıllık ücret tutarında sendikal tazminat alırsınız. Dayanak, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarıdır. Bu tutar dört sekiz aylık koridordan bağımsızdır.

Sendikal tazminatla işe başlatmama tazminatı birlikte alınır mı?

Alınmaz. 6356 sayılı Kanun’un 25. maddesinin beşinci fıkrası, sendikal tazminata hükmedilen hâlde 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasındaki tazminata ayrıca hükmedilmeyeceğini açıkça düzenler.

Sendikal tazminat için işe başvurmam gerekir mi?

Gerekmez. 6356 sayılı Kanun’un 25. maddesinin beşinci fıkrasına göre sendikal tazminat, işçinin başvurusu ve işverenin işe başlatıp başlatmaması şartına bağlı olmaksızın hükmedilir. Boşta geçen süre alacağı için başvuru yine önemlidir.

Tazminat hangi ücret üzerinden hesaplanır, çıplak mı giydirilmiş mi?

Çıplak yani temel brüt ücret üzerinden hesaplanır. Yol, yemek, prim ve ikramiye gibi eklentiler bu kalemin hesabına katılmaz. Giydirilmiş ücret kıdem tazminatına özgüdür; iki kalem sık karıştırılır.

Hangi tarihteki maaş esas alınır?

Dava tarihindeki brüt ücret esas alınır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile yapılan değişiklik sonrasında tazminat, bu ücret üzerinden parasal olarak belirlenmektedir. Fesih tarihindeki ücret değil, dava tarihindeki ücret ölçüttür.

Tazminat brüt mü net mi hesaplanır?

Hüküm brüt tutar üzerinden kurulur. Bu kalemden gelir vergisi ve sigorta primi kesilmediği için brüt ile net arasındaki fark yalnızca damga vergisi kadardır.

Prim ve ikramiye hesaba katılır mı?

İşe başlatmama tazminatında katılmaz. Bu kalem çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanır. Boşta geçen süre ücretinde ise kanun ücret ve diğer hakları birlikte saydığı için değerlendirme farklıdır.

Yol ve yemek yardımı tazminata eklenir mi?

İşe başlatmama tazminatının hesabına eklenmez. Bu tür sosyal yardımlar giydirilmiş ücretin unsurudur ve kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır.

İşe başlatmama tazminatı nasıl hesaplanır?

Dava tarihindeki brüt çıplak aylık ücret, mahkemenin takdir ettiği ay sayısıyla çarpılır. Örneğin brüt ücreti 40.000 TL olan ve beş ay takdir edilen işçide tazminat 200.000 TL brüt olur. Bu tutara boşta geçen süre ücreti ayrıca eklenir.

Boşta geçen süre ücreti nedir?

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan dönem için ödenen ücrettir. 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi bu kalemi en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklar olarak sınırlar. Niteliği ücrettir, tazminat değildir.

İki kalem birlikte alınabilir mi?

Alınabilir. İşe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ayrı hukuki kalemlerdir ve birlikte hükmedilir. Birinin varlığı diğerini azaltmaz.

İşveren beni işe başlatırsa tazminat alabilir miyim?

Alamazsınız. İşe başlatmama tazminatı yalnızca işverenin işçiyi bir ay içinde fiilen işe başlatmaması hâlinde doğar. İşbaşı yaptırıldığında bu kalem gündeme gelmez.

İşe başlatılırsam boşta geçen süre ücreti yine ödenir mi?

Ödenir. Bu kalem çalıştırılmayan döneme ait olduğu için işe başlatılma durumunda da istenebilir. Kanun bu alacağı en çok dört ayla sınırlamıştır.

Boşta geçen süre en fazla kaç ay hesaplanır?

En çok dört aydır. Yargılama daha uzun sürse bile bu kalem dört aylık ücret ve diğer haklarla sınırlıdır; dayanağı 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesidir.

Boşta geçen dört aylık süre kıdeme eklenir mi?

Uygulamada eklenir ve kıdem tazminatı bu uzamış süre üzerinden yeniden hesaplanır. Eksik kalan tutar fark kıdem tazminatı olarak talep edilir.

İşe iade kararı kesinleştikten sonra kaç gün içinde başvurmalıyım?

On işgünü içinde başvurmalısınız. Süre, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren işler ve hak düşürücü niteliktedir. Kaçırılması hâlinde fesih geçerli hâle gelir.

On işgünlük süre ne zaman başlar?

Kesinleşen kararın işçiye tebliğ edildiği tarihte başlar. Bu yüzden tebligat evrakının ve tebliğ tarihinin saklanması gerekir; tarih tartışmalı hâle gelirse başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı sorunu doğar.

Başvuruyu nasıl yapmalıyım?

Yazılı ve tebliğ edildiği ispatlanabilir bir yolla yapılmalıdır. Noter ihtarnamesi en güvenli yoldur; işe başlama iradesinin açıkça yazılması ve işbaşı için hazır olunduğunun belirtilmesi beklenir.

Başvuruyu e-posta veya mesajla yapabilir miyim?

Yapılabilir ancak risklidir. Belirleyici olan, başvurunun işverene süresinde ulaştığının ispatlanabilmesidir. Elektronik yollarda ulaşma tarihi tartışma konusu olduğundan, yazılı ve tebliğli yöntem tercih edilmelidir.

Başvuru süresini kaçırırsam ne olur?

Fesih geçerli hâle gelir ve işe başlatmama tazminatı istenemez. Kazanılmış işe iade kararı bu durumda parasal sonuç doğurmaz; boşta geçen süre alacağı da tartışmalı hâle gelir. Süre hak düşürücüdür, uzatılamaz.

İşverenin işe başlatma süresi ne kadardır?

Başvurunun kendisine ulaşmasından itibaren bir aydır. 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi işvereni bu süre içinde işe başlatmakla yükümlü tutar. Süre dolduğunda tazminat doğar.

Tazminat ne zaman muaccel olur?

İşverene tanınan bir aylık sürenin dolduğu tarihte muaccel olur. Fesih tarihi ya da karar tarihi değil, bu tarih esas alınır. Faiz de aynı günden itibaren işlemeye başlar.

Faiz hangi tarihten itibaren işler?

Tazminatın muaccel olduğu tarihten, yani bir aylık sürenin dolduğu günden itibaren işler. Bu yüzden başvurunun işverene ulaştığı tarihin belgelenmesi faiz hesabını doğrudan etkiler.

Hangi faiz türü uygulanır?

İşe başlatmama tazminatı ücret değil tazminat sayıldığı için, ücret alacaklarına özgü faiz türü bu kaleme uygulanmaz. Boşta geçen süre ücreti ücret niteliğinde olduğundan farklı bir faiz rejimine tabidir; iki kalem takipte ayrı gösterilmelidir.

İşe başlatmama tazminatından gelir vergisi kesilir mi?

Kesilmez. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca bu tazminat gelir vergisinden müstesnadır.

SGK primi kesilir mi?

Kesilmez. Tazminat niteliğinde olduğu için sigorta primine tabi tutulmaz. Boşta geçen süre ücretinde ise durum tersidir; o kalem ücret sayıldığından prim kesintisi yapılır.

Damga vergisi kesilir mi?

Kesilebilir. Bu alacaktan yapılabilecek tek kesinti damga vergisidir; gelir vergisi ve sigorta primi kesintisi yapılamaz.

İşveren tazminattan gelir vergisi keserse ne yapmalıyım?

Eksik ödenen tutar için takip yapabilirsiniz. Önce ödeme dekontu ile bordro karşılaştırılmalı, kesintinin dayanağı işverenden yazılı olarak sorulmalıdır. Kesinti hukuka aykırıysa kalan alacak icra yoluyla istenir.

İşveren beni başka şehirdeki işyerine çağırırsa ne olur?

Davetin samimiyeti tartışmalı hâle gelir. Ölçüt, işçinin eski çalışma koşullarına esaslı biçimde aykırı bir teklifle karşılaşıp karşılaşmadığıdır. Fiilen işe başlamayı imkânsız kılan uzaklık, işe başlatmama iradesinin örtülü biçimi sayılabilir.

İşveren eğitim veya sınav şartı koyarsa davet geçerli olur mu?

Olmaz. İşe başlatmayı eğitimden geçme, sınavı kazanma ya da yeniden deneme süresi kabul etme gibi koşullara bağlayan çağrı, işçinin eski hakları ile işe alınması anlamına gelmez ve gerçek davet sayılmaz.

Ücretim düşürülerek işe çağrılırsam ne yapmalıyım?

Teklifi tutanakla kayıt altına alın ve eski koşullarla işbaşı talebinizi yazılı olarak bildirin. Kararın gereği, işçinin eski koşullarıyla işe alınmasıdır; ücretin ya da unvanın düşürülmesi kararın yerine getirilmesi sayılmaz.

Davete gitmezsem tazminat alabilir miyim?

Davet usulüne uygun ve samimiyse alamazsınız. Bu durumda fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur ve yalnızca boşta geçen süre alacağı gündeme gelir. Davet görünüşte kalmışsa sonuç değişir.

Başvurdum ama işveren hiç cevap vermedi, ne olur?

Bir aylık sürenin dolmasıyla tazminat muaccel olur. İşverenin sessiz kalması işe başlatmama iradesi olarak sonuç doğurur; ayrıca bir davet beklemeniz gerekmez.

Başka bir işte çalışıyorum, yine de başvurabilir miyim?

Başvurabilirsiniz. Başka bir işte çalışmak tek başına başvuruyu geçersiz kılmaz. Ancak işveren, dönüşün fiilen imkânsız olduğunu ve başvurunun şeklî kaldığını ispatlarsa talep reddedilebilir.

İşveren başvurumun samimi olmadığını iddia ederse ne olur?

İspat yükü işverendedir. İşe başlama iradesinin gerçek olmadığı, başvurunun yalnızca tazminat almaya yönelik olduğu kanıtlanırsa talep reddedilebilir. Yazılı ve süresinde başvuru ile işbaşı hazırlığının belgelenmesi bu iddiayı zayıflatır.

İşyeri kapandıysa tazminat alabilir miyim?

Bu konuda net bir cevap yoktur. Bir görüş, işe başlatmanın fiilen imkânsız hâle geldiğini ve tazminata hükmedilmemesi gerektiğini savunur. Diğer görüş, işverenin başka şube ve işletmelerinin araştırılmasını ister.

Şirket devredildiyse kime başvurmalıyım?

Kararın tarafı olan işverene başvurulur; devir varsa devralan işverenin sorumluluğu ayrıca değerlendirilir. Ticaret sicili kayıtları ve SGK bildirimleri, başvurunun doğru muhataba yapılması için incelenmelidir.

Alt işveren işçisiysem başvuruyu kime yaparım?

Dava hangi işverenlere karşı açılmış ve karar kimin aleyhine kurulmuşsa başvuru ona yapılır. Muvazaa tespit edilmişse asıl işveren doğrudan sorumlu hâle gelir; bu ayrım dosyanın başında belirlenmelidir.

Dava dilekçesinde tazminatı yazmazsam mahkeme yine hükmeder mi?

Hâkim yaklaşıma göre hükmeder. İşe iade talebi, işverenin işe başlatmaması ihtimaline bağlı olan bu tazminatı zımnen içerir; mahkemenin kendiliğinden dört ile sekiz aylık aralıkta takdir yapması beklenir.

Dilekçede dört ay istersem mahkeme daha fazlasına hükmeder mi?

Hükmetmeyeceği savunulur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki taleple bağlılık kuralı uyarınca, açıkça daha düşük bir miktarla yetinen işçi bakımından mahkemenin bu talebi aşamayacağı kabul edilir. Susmak serbestlik, az istemek bağlayıcılık doğurur.

Karar kesinleşmeden icraya koyabilir miyim?

Koyamazsınız. İşe iade hükmü tespit hükmü olduğundan kesinleşmeden icra edilemez; tazminat da kesinleşme ve başvuru şartına bağlıdır. Kesinleşme şerhi alınmadan başlatılan takipler şikâyete açıktır.

Tazminat ilamda TL olarak mı yazılır?

Evet. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu sonrasında mahkeme, tazminatı soyut ay ibaresiyle bırakmayıp dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal tutar biçiminde hüküm fıkrasında gösterir. Bu belirleme tutarı likit kılar; hükmün tespit niteliğini değiştirip değiştirmediği ise tartışmalıdır.

İcra takibinde kalemleri nasıl göstermeliyim?

Her kalem ayrı satırda, kendi faiz türü ve kendi başlangıç tarihiyle gösterilmelidir. İşe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini tek satırda ve tek faizle takibe koymak itirazla karşılaşır.

Arabuluculukta sekiz ayın üzerinde bir tutar kararlaştırılabilir mi?

Kararlaştırılabilir. Zorunlu arabuluculuk aşamasında taraflar miktar üzerinde serbestçe tasarruf edebilir ve anlaşma belgesiyle kanuni koridorun dışına çıkılabilir. Anlaşmada hangi kalemlerin kapatıldığının tek tek yazılması gerekir.

Sözleşmemde tazminatı azaltan hüküm varsa geçerli midir?

Geçerli değildir. 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ilk üç fıkrası emredicidir ve sözleşmelerle işçi aleyhine değiştirilemez. Dört ayın altına inen düzenlemeler mahkemece dikkate alınmaz.

İşe başlatmama tazminatında zamanaşımı kaç yıldır?

Bu noktada tek ve tartışmasız bir süre yoktur; uygulamada farklı süreler savunulmaktadır. Güvenli yol, tazminat muaccel olur olmaz takip hazırlığına başlamak ve süreyi hiç işletmemektir.

Kıdem ve ihbar tazminatım ne olur?

İşe başlatmama yeni bir fesih gibi sonuç doğurduğundan, boşta geçen dört aylık süre kıdeme eklenir ve fark kıdem tazminatı gündeme gelir. Fark ihbar tazminatında ise içtihat birliği bulunmamaktadır.

Yıllık izin alacağım etkilenir mi?

Etkilenebilir. Boşta geçen dört aylık dönem çalışılmış gibi sayıldığından izin hesabına ve kıdeme bağlı haklara yansır. Bu dönemde doğmuş haklar, kanunun ücret ve diğer haklar ifadesi kapsamında değerlendirilir.

İşsizlik maaşı aldıysam tazminattan düşülür mü?

İşe başlatmama tazminatından düşülmez. Bu kalem tazminat niteliğindedir ve işsizlik ödeneğiyle mahsup ilişkisi kurulmaz. Boşta geçen süre ücreti bakımından ise kurumun geri alım işlemi gündeme gelebilir.

Tazminat için ayrı bir dava açmam gerekir mi?

Kural olarak gerekmez. Hüküm fıkrasında parasal tutar gösterildiği için şartlar gerçekleştiğinde genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılabilir. Ayrı bir alacak davası açmakta da hukuki yarar bulunur.

Özel hakem kararıyla da tazminat doğar mı?

Doğar. 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi mahkeme ile özel hakemi birlikte sayar; feshin geçersizliği özel hakem tarafından tespit edilirse de aynı sonuçlar uygulanır.

İş güvencesi kapsamında değilsem tazminat isteyebilir miyim?

İsteyemezsiniz. Bu tazminat, feshin geçersizliğinin tespitine bağlı bir sonuçtur; iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan işçi işe iade davası açamayacağı için bu kalem de doğmaz.

Kötü niyet tazminatı ve ayrımcılık tazminatı birlikte istenebilir mi?

Kötü niyet tazminatı, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan işçiler için öngörülmüş bir kalemdir; işe iade davası açabilen işçi bakımından gündeme gelmez. Eşit davranma yükümlülüğüne aykırılıktan doğan tazminat ise ayrı bir temele dayanır ve koşulları bağımsız olarak değerlendirilir.

Tazminat işçinin talebiyle sekiz ayın üzerine çıkabilir mi?

Mahkeme kararıyla çıkamaz. Genel kuralda üst sınır sekiz aydır ve yalnızca sendikal fesih tespiti bu sınırı aşar. Tarafların arabuluculukta anlaşması ise ayrı bir durumdur.

İşveren tazminatı taksitle ödeyebilir mi?

Tarafların anlaşmasıyla mümkündür. Anlaşma yoksa alacak muaccel olduğu anda tamamı istenebilir; işverenin tek taraflı taksitlendirme kararı alacaklıyı bağlamaz.

Tazminat hesabında bilirkişi raporuna itiraz edebilir miyim?

Edebilirsiniz. Raporda en sık görülen hata, tazminatın giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanması ya da fesih tarihindeki ücretin esas alınmasıdır. İtiraz dilekçesinde hangi rakamın hangi sebeple hatalı olduğu gösterilmelidir.

Ücretim bordroda düşük gösteriliyor, hesap nasıl yapılır?

Önce gerçek ücretin tespiti gerekir. Tanık beyanları, banka kayıtları ve meslek kuruluşlarından alınacak emsal ücret bilgileri bu tespitte kullanılır. Ücret düşük belirlenirse tazminat da düşük hesaplanır.

Kamu kurumunda çalışıyorsam aynı kurallar geçerli mi?

İş Kanunu kapsamında işçi statüsünde çalışıyorsanız aynı kurallar uygulanır. Memur statüsündeki çalışanlar bu hükümlerin kapsamı dışındadır; statü tespiti dosyanın başında yapılmalıdır.

Belirli süreli sözleşmeyle çalışıyorsam tazminat doğar mı?

İş güvencesi hükümleri kural olarak belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçiler için öngörülmüştür. Sözleşmenin belirli süreli olarak nitelendirilmesi objektif koşullara bağlıdır; bu nitelendirme tartışmalıysa önce o sorun çözülür.

Emekli olduktan sonra çalışıyorsam tazminat isteyebilir miyim?

İş güvencesi kapsamındaki şartları taşıyorsanız isteyebilirsiniz. Emeklilik tek başına iş güvencesi hükümlerinin dışında kalmayı gerektirmez; belirleyici olan işyerindeki işçi sayısı, kıdem ve sözleşmenin niteliğidir.

İşveren vekiliysem işe iade davası açabilir miyim?

İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile işyerinin bütününü yöneten ve işçi alıp çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Bu kişiler bakımından tazminat da gündeme gelmez.

Dava sürerken emekli olursam ne olur?

İşe iade talebinin konusuz kalıp kalmadığı tartışılır. Emeklilik nedeniyle işe dönüş fiilen mümkün değilse, tazminat talebinin akıbeti dosyanın somut verilerine göre değerlendirilir; bu noktada uygulama birliği yoktur.

Tazminatı aldıktan sonra tekrar işe dönebilir miyim?

Dönemezsiniz. Tazminat, işe başlatmama iradesinin parasal karşılığıdır; ödenmesiyle iş ilişkisi sona ermiş sayılır. İşe dönüş isteniyorsa tazminat değil işbaşı talep edilmelidir.

İşten çıkış kodu 04 ise işveren haklı fesih savunması yapabilir mi?

Yapabilir ancak kendi bildirimiyle çelişir. Kod 04, haklı sebep bildirilmeden yapılan feshi ifade eder; yazılı fesih bildirimi de yoksa işverenin sonradan ileri sürdüğü haklı fesih açıklamalarına itibar edilmemektedir.

Kıdemim 15 yılı geçtiyse kaç aylık tazminat alırım?

Yerleşik uygulamada on beş yılı aşan kıdemde tazminat altı aylık ücret tutarında belirlenir. Ölçüt, yıllık ücretli izni düzenleyen 4857 sayılı Kanun’un 53. maddesindeki kıdem aralıklarıdır. Feshin ağırlığına göre bu rakam sekiz aya kadar çıkabilir.

İhaleyle şirket değişti, kıdemim sıfırlanır mı?

Sıfırlanmaz. Alt işveren değişmesine rağmen işçi aynı işte çalışmayı sürdürüyorsa 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesi anlamında işyeri devri kabul edilir ve devralan alt işveren devam eden iş sözleşmesini de devralmış sayılır.

Asıl işveren kamu kurumu ise tazminattan sorumlu olur mu?

Olur. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili yükümlülüklerden birlikte sorumludur; işe iade davasının mali sonuçları da bu kapsamdadır.

İşe iade davasında istinaf kararı kesin midir?

Kesindir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca işe iade istemli davalarda bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz yolu kapalıdır; karar istinaf aşamasında kesinleşir.

İşe başlatılırsam önceden ödenen kıdem ve ihbar tazminatı ne olur?

Mahsup edilir. 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre işçi işe başlatılırsa peşin ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, boşta geçen süre ödemesinden düşülür. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemişse bu sürelere ait ücret ayrıca ödenir.

Arabuluculukta işe başlatma konusunda anlaşırsak neleri yazmalıyız?

Üç unsuru yazmak zorunludur: işe başlatma tarihi, boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların parasal tutarı ve işe başlatılmama hâlinde ödenecek tazminatın parasal tutarı. Bunlar belirlenmezse anlaşma sağlanmamış sayılır.

Hesap yanlış yapılırsa ne olur?

Fazla talep yargılama giderine, eksik talep hak kaybına yol açar. Bu nedenle ücretin ispatı ve kalemlerin ayrı ayrı hesaplanması dosyanın en kritik aşamasıdır. Her dosyanın verisi farklı olduğundan hesap dosyaya özgü yapılmalıdır.

İşe başlatmama tazminatı doğrudan ilamlı icraya konulabilir mi?

Baskın görüşe göre konulamaz. Hüküm şarta bağlı bir tespit hükmü olduğundan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 32. maddesinin aradığı kayıtsız şartsız eda niteliğini taşımaz. Güvenli yol genel haciz yoluyla ilamsız takiptir.

İlamdaki hangi kalemler için ilamlı icra yapılabilir?

Yargılama gideri ve vekâlet ücreti için yapılabilir. Bu iki kalem hiçbir koşula bağlanmadan hükmedildiği için kayıtsız şartsız eda hükmü niteliğindedir ve doğrudan icra emrine konu olur.

İcra emri tebliğ edilen işveren ne yapabilir?

İcra mahkemesine şikâyet yoluyla icra emrinin iptalini isteyebilir. Talep, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti kalemleriyle sınırlı tutulmalıdır; ilamın diğer kalemleri geçerliliğini korur.

İcra mahkemesi takibin tamamını iptal eder mi?

Etmez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, şikâyete konu kalemler yönünden icra emrinin iptaliyle yetinilmesi gerektiğini, aksinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırı düşeceğini belirtmiştir.

Şartlar gerçekleşmeden takip başlatırsam ne olur?

Takip, talep edilebilme koşulu gerçekleşmeden yapılmış sayılır. Hukuk Genel Kurulu, işverenin işe başlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi gerektiğini ve koşul gerçekleşmeden icra takibine konu edilemeyeceğini vurgulamıştır.

İcra müdürü başvurumun süresinde olduğunu inceleyebilir mi?

İnceleyemez. İcra müdürü ilamın metniyle bağlıdır; başvurunun yapılıp yapılmadığı, süresinde olup olmadığı ve işe davetin samimiyeti yargılama gerektiren maddi vakıalardır.

İşveren ilamsız takibe itiraz ederse ne olur?

Takip durur ve itirazın iptali davası açmanız gerekir. Bu davada işe iade ilamı güçlü bir delil oluşturur; yargılama başvuru ve işe başlatılmama olgularıyla sınırlı kalır.

İcra inkâr tazminatı ne oranda istenir?

Uygulamada asıl alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere talep edilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.12.2022 tarihli kararına konu olayda da bu yönde bir istem ileri sürülmüştür.

İcra takibi yerine doğrudan alacak davası açabilir miyim?

Açabilirsiniz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilamın icraya konulabileceği gerekçesiyle alacak davasının hukuki yarar yokluğundan reddedilmesini yerinde görmemiş ve kararı bozmuştur.

Takipte ücretin miktarına itiraz edilebilir mi?

Kesinleşmiş ilam nedeniyle ücrete yönelik itirazlar dinlenmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ücretin kesinleşmesi sebebiyle yeniden bilirkişi incelemesi yapılmamasının eksik yargılama sayılamayacağını ifade etmiştir.

Sonuç

İşe başlatmama tazminatının cevabı iki cümlede özetlenebilir: genel kuralda en az dört, en çok sekiz aylık ücret; sendikal fesih tespit edilmişse en az bir yıllık ücret. Aradaki rakamı belirleyen ise kıdem ve fesih sebebidir. Bu iki rakam arasındaki mesafe, dosyanın hazırlığına göre belirgin biçimde değişir.

Miktarı doğru hesaplamak kadar takvimi doğru işletmek de belirleyicidir. Kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde yapılmayan başvuru, kazanılmış bir davayı parasal olarak sonuçsuz bırakır. İşverene tanınan bir aylık sürenin dolduğu tarih ise hem tazminatın hem faizin başlangıcıdır.

Hesabın tabanında da dikkat gereken bir ayrım vardır. Bu kalem giydirilmiş değil çıplak brüt ücret üzerinden ve dava tarihindeki ücret esas alınarak hesaplanır; giydirilmiş ücret kıdem tazminatına özgüdür. Aynı ilamda yer alan iki kalemin faizi ve kesintileri de birbirinden farklıdır.

Her dosyanın verisi ve mahkemenin takdiri farklı sonuç doğurur. Kendi dosyanızdaki tutarı ve süreleri değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

Aşağıdaki künyeler, metinde atıf yapılan kanun hükümlerini, Yargıtay kararlarını ve akademik çalışmaları bir arada gösterir. Karar künyeleri daire, esas, karar numarası ve tarih ile verilmiştir; mevzuat atıfları ilgili madde numaralarıyla listelenmiştir. Kaynaklar mevzuat, yargı kararları ile doktrin ve akademik çalışmalar olmak üzere üç başlık altında gruplanmıştır.

Mevzuat

Yargı kararları

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/166, K. 2019/1414, T. 19.12.2019
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/1389, K. 2016/1041, T. 09.11.2016
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/3695, K. 2024/1511, T. 20.02.2024
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/15493, K. 2022/18193, T. 29.12.2022
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/15496, K. 2022/18194, T. 29.12.2022
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/783, K. 2014/6028, T. 26.02.2014
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2013/2995, K. 2013/6682, T. 25.02.2013
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/1940, K. 2022/445, T. 16.03.2022
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/586, K. 2021/4281, T. 18.02.2021
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/9027, K. 2021/1327, T. 18.01.2021
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/11247, K. 2022/12849, T. 19.10.2022
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/9676, K. 2022/10525, T. 27.09.2022
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/16297, K. 2023/716, T. 18.01.2023
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/5103, K. 2023/9215, T. 14.06.2023
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/10270, K. 2023/8514, T. 05.06.2023
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/285, K. 2011/779, T. 16.09.2011
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/4456, K. 2011/8250, T. 26.12.2011
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/27721, K. 2014/36846, T. 24.12.2014
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/16986, K. 2017/19827, T. 28.09.2017
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/43417, K. 2017/25213, T. 20.11.2017
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4485, K. 2013/3999, T. 20.03.2013

Doktrin ve akademik kaynaklar

  • Muhammed Emre Avşar, İşe İade Davalarının Sonuçları, yüksek lisans tezi, 2018
  • Salim Bozok, İşe İade Davasında Karar ve Kararın İcrası, yüksek lisans tezi, 2019
  • Mehmet Şükrü Yıldız, İş Güvencesinin Hukuki Sonuçları, yüksek lisans tezi, 2021
  • Muhammet Fatih Yıldız, Medeni Usul Hukuku Açısından İşe İade Davası, yüksek lisans tezi, 2023
  • Emine Esra Uysal İbat, Feshin Geçersizliği ve İşçilik Alacakları, yüksek lisans tezi, 2018
  • Tansu Baş, İş Güvencesi Kapsamında Geçerli Nedenle Feshe İtiraz ve Hukuki Sonuçları, yüksek lisans tezi, 2018
  • Hüseyin Orkun Alsulu, Geçerli Fesih ve İşe İade Davalarında Usul, yüksek lisans tezi, 2009
  • Özge Kont, 4857 Sayılı İş Kanunu’nda Geçersiz Sebeple Yapılan Feshin Sonuçları, yüksek lisans tezi, 2022
  • Esma Nur Öztürk Bilgin, İşe İade Davasının Sonuçları, yüksek lisans tezi, 2019
  • Aylin Demir, Feshin Geçersizliğinin Tespitine Bağlı İşçilik Alacakları, yüksek lisans tezi, 2022
  • Nurseda Zengin, Türk İş Hukukunda İşe İade Davası ve Sonuçları, yüksek lisans tezi, 2024
  • Osman Künye, Türk İş Hukukunda İşe İade Davasının Hukuki Sonuçları, yüksek lisans tezi, 2023
  • Merve Öz, İşçi Lehine Kesinleşen İşe İade Davası Sonrasındaki Hukuki Süreç, yüksek lisans tezi, 2024
  • Ahmet Yavuz Özbudak, İşe İade Davasının Sonuçları ve Yargıtay Uygulamaları, yüksek lisans tezi, 2021
  • İhsan Cem Cebeci, İş Güvencesinin Hukuki Sonuçları ve Zorunlu Arabuluculuk, yüksek lisans tezi, 2018
  • Abdullah Arıkan, İş Sözleşmesinin Sona Ermesi Nedeniyle İşçi Lehine Doğacak Bazı Alacakların Vergilendirilmesi, DergiPark, 2026

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, buradaki açıklamalar somut bir uyuşmazlığa doğrudan uygulanamaz.