Süresiz nafaka kaldırıldı haberi, uzun süredir beklenen ve tartışılan bir gelişmeyi sonuca bağladı. 30 Eylül 2026 sabahı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı bu konuyu resmîleştirdi. Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti; ancak iptal hükmü dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Yoksulluk nafakası ortadan kalkmadı, yalnızca süresizliği sona eriyor. Bu yazıda kararın gerekçesini, mevcut nafakaların durumunu, geçiş dönemini ve yeni düzenlemeden beklenenleri inceliyorum.
Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı? Kısa Cevap
Evet, ama bugün itibarıyla değil. Anayasa Mahkemesi TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026’da iptal etti, karar 30 Eylül 2026’da Resmî Gazete’de yayımlandı. İptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Yoksulluk nafakası halen var; değişen, nafakanın kanun gereği sınırsız süreyle bağlanmasıdır.
Kamuoyunda “nafaka kalktı” diye özetlenen gelişme, hukuken çok daha dar bir değişiklik. İptal edilen iki kelime. Maddenin geri kalanı, yani boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebileceği kuralı aynen yürürlükte. Nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını söyleyen ikinci fıkra da değişmedi.
Bu ayrım pratikte şu demek: yarın boşanan bir eş yine yoksulluk nafakası isteyebilecek, mahkeme de şartlar varsa nafakaya hükmedecek. Tartışma “nafaka verilir mi” sorusundan “ne kadar süreyle verilir” sorusuna kaydı. O sürenin nasıl belirleneceğini ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dokuz ay içinde çıkarması beklenen kanun belirleyecek.
Resmî Gazete’de Yayımlanan AYM Kararının Künyesi
Karar, Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıdır. 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. İtiraz yoluna Antalya 12. Aile Mahkemesi başvurdu. İptal oyçokluğuyla, dokuz aylık yürürlük ertelemesi ise oybirliğiyle kabul edildi. İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek.
| Esas ve karar sayısı | E.2025/156, K.2026/131 |
|---|---|
| Karar tarihi | 4 Haziran 2026 |
| Resmî Gazete | 30 Eylül 2026, Sayı 33386 |
| Başvuru yolu | İtiraz (somut norm denetimi) |
| Başvuran mahkeme | Antalya 12. Aile Mahkemesi |
| İncelenen kural | 4721 sayılı TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresi |
| Aykırılık bulunan Anayasa maddeleri | 2, 5 ve 17 |
| Sonuç | İptal, oyçokluğuyla (üç karşıoy, bir farklı gerekçe) |
| Yürürlük | Yayımdan dokuz ay sonra, oybirliğiyle: 30 Haziran 2027 |
Başvuran mahkeme ibarenin Anayasa’nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kuralı ilgisi nedeniyle 5. ve 17. maddeler yönünden de inceledi. Sonuçta kural 2., 5. ve 17. maddelere aykırı bulundu. Özel hayat (m.20) ve ailenin korunması (m.41) yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmedi; eşitlik (m.10) ve mülkiyet hakkı (m.35) ile kural arasında ise ilgi görülmedi.
Kararın ilk inceleme toplantısı 10 Temmuz 2025’te yapılmış ve işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmişti. Yani dosya yaklaşık bir yıl Genel Kurul gündeminde bekledi. Gerekçeli kararın 4 Haziran’da verilen karardan neredeyse dört ay sonra yayımlanması, dokuz aylık yürürlük süresinin 4 Haziran’dan değil, Resmî Gazete’de yayımlandığı 30 Eylül 2026’dan başlaması anlamına geliyor.
Süresiz Nafaka Nedir, Yoksulluk Nafakasıyla Aynı Şey mi?
Süresiz nafaka, kanunda ayrı bir nafaka türü değildir; yoksulluk nafakasının bitiş tarihi olmadan bağlanmasına verilen gündelik addır. Dayanağı TMK 175’tir. Madde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın diğerinden “süresiz olarak” nafaka isteyebileceğini söylüyordu. İptal edilen ibare, uygulamadaki süresiz nafakanın yasal dayanağıydı.
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, diğer eşin malî gücü oranında ödediği nafaka olup evlilik içindeki dayanışma yükümlülüğünün boşanmadan sonra kısmen sürmesi fikrine dayanır. Yargıtay uygulamasında “süresiz olarak” ibaresi emredici kabul edildi. Mahkeme yoksulluk nafakasına hükmettiğinde süre koyamıyor, “beş yıl ödensin” diyemiyordu. Nafaka ancak TMK 176’daki sona erme sebeplerinden biri gerçekleşince bitiyordu. Anayasa Mahkemesi de kararında bu durumu açıkça tespit etti: sayılan hâller dışında, koşullar değişmedikçe, yükümlü hayatı boyunca ödeme yapmak zorunda kalabiliyordu.
“Ömür boyu nafaka” deyimi bu yüzden tam doğru olmayıp nafaka alan yeniden evlenirse ya da taraflardan biri ölürse ödeme kendiliğinden kesilir. Ayrıca alacaklının yoksulluğu biterse dava yoluyla kaldırılabiliyor. Ama bu hâllerin hiçbiri gerçekleşmezse, yirmi yıl önce kısa bir evlilik yapmış biri bugün hâlâ ödeme yapıyor olabiliyordu. Tartışmanın odağı tam da buydu.
Nafaka Türleri: Hangisi Bu Karardan Etkileniyor?
Türk hukukunda dört nafaka türü var: tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakası. Anayasa Mahkemesi kararı yalnızca yoksulluk nafakasını etkiliyor. Çocuk için ödenen iştirak nafakası, dava sürerken bağlanan tedbir nafakası ve akrabalar arasındaki yardım nafakası bu karardan etkilenmiyor. Karışıklığın büyük kısmı bu ayrımın bilinmemesinden doğuyor.
| Tür | Dayanak | Kime, ne zaman | Karardan etkilenir mi? |
|---|---|---|---|
| Tedbir nafakası | TMK 169, 197 | Dava sürerken veya haklı ayrı yaşamada eşe ve çocuğa | Hayır |
| Yoksulluk nafakası | TMK 175, 176 | Boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek eşe | Evet, süresizlik kalkıyor |
| İştirak nafakası | TMK 182 | Velayeti almayan ebeveynden çocuk için | Hayır |
| Yardım nafakası | TMK 364, 365 | Yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşe | Hayır |
Tedbir nafakası
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, TMK 169 uyarınca eşlerin barınması ve geçimi dahil geçici önlemleri re’sen alır. Dava açılmadan önce haklı olarak ayrı yaşayan eş için ise TMK 197 parasal katkıya hükmetme imkânı veriyor. Tedbir nafakası dava süresince ödenir; boşanma kesinleşince biter ve şartları varsa yerini yoksulluk ve iştirak nafakasına bırakır. Şartlarını ve miktarın nasıl hesaplandığını tedbir nafakası yazısında ayrıntılı anlattım.
İştirak nafakası
TMK 182’ye göre velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda. Bu yükümlülük kural olarak çocuk ergin olunca sona eriyor; ergin çocuğun eğitim giderleri ise ayrı bir kurala tabi. Üniversite okuyan çocuğa nafakanın kaç yaşına kadar ödendiği ayrı bir tartışma ve Anayasa Mahkemesi kararı o alana dokunmuyor.
Yardım nafakası
TMK 364 herkesin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü olduğunu düzenler; kardeşler bakımından yükümlülük refah içinde bulunma şartına bağlıdır. Yetkili mahkeme TMK 365 uyarınca taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Bu nafaka boşanmayla ilgili değil ve AYM kararı bu alana da dokunmuyor.
Yoksulluk Nafakasının Şartları Neler?
Yoksulluk nafakası için dört şart aranır: boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, nafaka isteyenin kusurunun diğerinden daha ağır olmaması, açık bir talep ve yükümlünün malî gücü. Nafaka ödeyecek tarafın kusurlu olması gerekmez. Anayasa Mahkemesi kararı bu şartların hiçbirini değiştirmedi; yalnızca sürenin nasıl belirleneceğini yeniden tartışmaya açtı.

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme
Kanun “yoksulluk” kavramını tanımlamamış bu boşluğun içeriğini Yargıtay doldurmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin de aktardığı yerleşik içtihada göre yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişi yoksul sayılıyor (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.1998/2-656, K.1998/688, 7/10/1998; E.2007/2-275, K.2007/275, 16/5/2007).
Aynı çizgi yakın tarihli kararlarda da sürüyor (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/2-2424, K.2019/751, 20/6/2019; E.2022/2-1268, K.2023/1189, 29/11/2023). Başka bir ifadeyle, geçimini kendi malî kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf, diğer şartlar da varsa nafaka isteyebiliyor (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2019/2-807, K.2022/1221, 4/10/2022).
“Boşanma yüzünden” ifadesi bir nedensellik bağını da içeriyor. Yoksulluk evlilik içinde de sürüyorsa ve boşanmayla ilgisi yoksa tartışma çıkabiliyor. Asgari ücretle çalışan bir eşin durumu, düzenli ve yeterli geliri olan bir eşten farklı değerlendiriliyor; ölçü, somut dosyadaki gelir ve zorunlu giderler arasındaki denge.
Kusurun daha ağır olmaması
Nafaka isteyen taraf boşanmada eşit kusurlu, az kusurlu ya da kusursuz olabilir. Ağır kusurlu olan nafaka alamaz. Kusur tespiti bu yüzden boşanma davasının en önemli kısmıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davalarında kusurun nasıl belirlendiğini evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazısında sekiz başlıkta ele aldım.
Kanunun ikinci fıkrası çok önemli bir kural koyuyor: nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yani hiç kusuru olmayan bir eş de nafaka ödemeye mahkûm edilebiliyor. Anayasa Mahkemesi gerekçesinde bu noktayı vurgulamıştır. Kusursuz eşin dahi süresiz ödemeyle yükümlü tutulabilmesi, kararın ağırlık merkezlerinden biri olmuş ve bunun hukuka uygun olmadığına karar verilmiştir.
Talep ve malî güç
Yoksulluk nafakası re’sen verilmez, açıkça istenmesi gerekir. İstem boşanma davası içinde yapılabileceği gibi, boşanmadan sonra ayrı bir davayla da ileri sürülebilir. Bu durumda TMK 178’deki bir yıllık süre önem kazanır. Miktar ise nafaka yükümlüsünün ekonomik gücü oranında belirlenir. Nafakayı kadın kadar erkek de isteyebilir; erkeğin yoksulluk nafakası alıp alamayacağını ayrı bir yazıda örneklerle anlattım.
Nafaka Nasıl Ödenir: İrat mı, Toptan mı?
TMK 176’ya göre yoksulluk nafakası toptan ya da durumun gereklerine göre irat biçiminde, yani aylık gibi periyodik ödemelerle verilebilir. Uygulamada neredeyse tüm nafakalar irat şeklindedir. Süresizlik ve sona erme kuralları irat biçimindeki nafakaya ilişkindir. Toptan ödeme seçeneği, AYM iptal kararından sonra daha sık gündeme gelebilecek bir durum halini alacaktır.
Toptan ödemede nafaka tek seferde, belirli bir tutar olarak ödeniyor ve iş kapanıyor. Kısa süreli evliliklerde, özellikle çocuksuz ve genç eşler arasında, toptan nafaka önemli bir seçenek halini alacaktır. Borçlu açısından öngörülebilir, alacaklı açısından ise gelecekteki belirsizliği ortadan kaldıran bir çözümdür. Buna karşılık toptan tutarın hesabının nasıl yapılacağı üzerinde çeşitli ihtimaller belirecektir. Evliliğin süresi, alacaklının yaşı, çalışma imkânı ve olası sona erme ihtimalleri dikkate alınarak bu belirleme yapılacaktır.
Anayasa Mahkemesi kararın gerekçesinde karşılaştırmalı hukuktan Fransa örneğini verdi. Fransız hukukunda nafaka esas itibarıyla toplu ödeme şeklinde yerine getiriliyor; taksitlendirme ve istisnai olarak ömür boyu irat mümkün. Yeni kanunun toptan ödemeyi teşvik edip etmeyeceği henüz belli değil, ama AYM kararının gerekçesi bu seçeneğe objektif tuttu ve görünür hâle getirdi.
İrat biçimindeki nafaka için TMK 176’nın son fıkrası bir kolaylık daha tanıyor: hâkim, istem hâlinde, nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabiliyor. Uygulamada bu, yıllık artış oranının baştan belirlenmesi anlamına geliyor ve her yıl yeni dava açma zorunluluğunu azaltıyor.
Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Sona Erer?
TMK 176’ya göre irat biçimindeki nafaka iki yoldan sona erer. Alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise ancak mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu kurallar iptalden etkilenmedi.

Kendiliğinden sona erme
Yeniden evlenme ve ölüm hâllerinde ayrıca dava açmaya gerek yok. Nafaka alacaklısı yeniden evlendiği tarihten itibaren alacak doğmaz. Ancak borçlunun, evlenmeyi öğrenir öğrenmez ödemeyi kesmesi ve varsa icra dosyasında durumu belgeyle bildirmesi gerekir. Aksi hâlde icra takibi devam eder ve iade için ayrıca uğraşmak zorunda kalınabilir.
Mahkeme kararıyla sona erme
Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme ancak nafakanın kaldırılması davasıyla ileri sürülebilir. Bu davalarda ispat yükü davacı borçludadır. Fiilî birliktelik iddiası tanık, sosyal medya kayıtları, adres ve kira belgeleriyle desteklenir; yoksulluğun kalktığı ise SGK kayıtları, maaş bordrosu ve taşınmaz kayıtlarıyla gösterilir.
Nafakanın artırılması ve azaltılması
TMK 176/4, tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına imkân tanıyor. TMK 331 de genel bir kural olarak durumun değişmesi hâlinde nafakanın yeniden belirlenebileceğini ya da kaldırılabileceğini söylüyor. Artırım davalarında hangi ölçütlere bakıldığını nafaka artırım davası yazısında açıkladım.
Süresiz Nafakanın Tarihçesi: Bir Yıldan Süresizliğe
Süresiz nafaka Türk hukukuna 1988’de girdi. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 144. maddesinin ilk hâlinde yoksulluk nafakası bir yılla sınırlıydı. 3444 sayılı Kanun’un 6. maddesi bu sınırı kaldırdı. 2001’de kabul edilip 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu da düzenlemeyi sadeleştirerek aynen korudu. 2026’daki iptal, bu otuz sekiz yıllık dönemi kapatıyor.

Süresiz nafaka Türk hukukunun özgün tercihi değil, değişiklikle gelmiş bir kural. 1988’de bir yıllık sınır kaldırılarak alacaklı lehine bir tercih yapıldı. Otuz sekiz yıl sonra bu kez sınırsızlığın borçlu aleyhine ölçüsüz sonuçlar doğurduğu tespit edildi.
Yeni düzenlemenin bu iki uç arasında bir yer bulması gerekiyor. Anayasa Mahkemesi de tam olarak bunu istedi: kural olarak süreli bir nafaka, ama somut olayın koşulları gerektiriyorsa yaşam boyu nafakaya da imkân veren, ölçütleri kanunda yazılı bir sistem.
Anayasa Mahkemesi Daha Önce Neden Reddetmişti?
Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi 2012’de incelemiş ve Anayasa’ya aykırı bulmamıştı (AYM, E.2011/136, K.2012/72, 17/5/2012). O kararda süresizliğin her hâlükârda yaşam boyu nafaka anlamına gelmediği, kuralın sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu belirtilmişti. 2026 kararı, bu tespitin uygulamada karşılık bulmadığını gördükten sonra verildi.
2012 ret kararı ve etkisiz kalan yorum
2012 kararının önemli bir yorumu vardı: kural her durumda süresiz nafaka verilmesini zorunlu kılmıyor. Bu, hâkime süre koyma kapısını aralayan bir okumaydı. Ancak Yargıtay bu okumayı benimsemedi. 2026 kararında Anayasa Mahkemesi, kendi 2012 kararından sonra da ibarenin emredici sayılmaya devam ettiğini, nafakanın süreyle sınırlandırılmasının kanuna açıkça aykırı kabul edildiğini tespit etti (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/8859, K.2017/14407, 12/12/2017).
On yıl kuralı ve incelenmeyen başvurular
Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesi, esasa girilerek verilen ret kararının yayımından itibaren on yıl geçmedikçe aynı hüküm için yeniden itiraz başvurusu yapılamayacağını düzenliyor. Basına yansıyan bilgilere göre bir aile mahkemesinin 2015’teki itirazı bu kural nedeniyle incelenmedi. 2020’de ise süresiz nafakaya ilişkin bir bireysel başvuru kabul edilemez bulundu.
On yıllık sürenin 2022’de dolması, konunun yeniden Anayasa Mahkemesi önüne gelmesinin yolunu açtı. Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin 2025’teki başvurusu bu yolu kullandı ve sonuç bu kez farklı oldu.
Antalya 12. Aile Mahkemesi İtirazında Ne Dedi?
Başvuran mahkemeye göre süresiz nafaka, ödeme yükümlülüğünü kişinin hayatının sonuna kadar uzatabiliyordu. Bu durum yükümlünün yeniden evlenmesine, mülk edinmesine ve doğacak yeni çocuklarını korumasına engel oluşturuyordu. Mahkeme kuralın özel hayata ve aile hayatına saygı ile mülkiyet hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiğini ileri sürdü.
İtiraz gerekçesinin dikkat çeken yanı, sorunu yalnızca borçlunun cebinden değil, yeni kurduğu hayat üzerinden anlatması. Yeniden evlenen bir borçlu, ikinci evliliğinin giderlerini karşılarken ilk evliliğin sonuçlarıyla da bağlı kalıyor. Mahkeme bu çifte yükün bir noktada ölçüsüzleştiğini savundu.
Anayasa Mahkemesi sonuca ulaşırken bu iddiaları doğrudan özel hayat ve mülkiyet hakkı başlıklarında değil, Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddeleri çerçevesinde değerlendirdi. Bu tercih kararın okunması açısından önemli: merkezde hukuki belirlilik ve kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı var.
AYM Süresiz Nafakayı Neden İptal Etti?
Anayasa Mahkemesi iki gerekçeye dayandı. Birincisi belirlilik: kuralın lafzı süresiz nafakayı zorunlu kılmadığı hâlde uygulama onu emredici saydı, bu da kuralın açık ve öngörülebilir olmadığını gösterdi. İkincisi adil denge: hiçbir ölçüt gözetilmeden kategorik süresizlik, kusursuz olabilen borçluya ağır ve olağan dışı bir külfet yükledi.
Belirlilik ilkesi
Hukuk devletinin temel unsurlarından biri, kanunların kişilerin hangi eyleme hangi sonucun bağlandığını öngörebileceği açıklıkta yazılması. Mahkemeye göre ibarenin lafzı süresiz nafakaya “imkân” tanıyor, ama “zorunlu” kılmıyordu. Yerleşik uygulama ise tam tersini kabul etti ve hâkimin süre konusunda takdir yetkisi olmadığını söyledi. Lafız ile uygulama arasındaki bu açı, kuralın herhangi bir tereddüde yer vermeyecek ölçüde açık olmadığı sonucuna götürdü.
Anayasa 17 ve devletin pozitif yükümlülüğü
Anayasa’nın 17. maddesi herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını güvenceye alıyor; 5. madde de bunun şartlarını hazırlamayı devlete görev olarak veriyor. Mahkemeye göre bu hak yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasını değil, özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda iki tarafın menfaatlerini dengeleyen kurallar koymasını da gerektiriyor (AYM, E.2025/4, K.2025/101, 22/4/2025; E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022).
Yoksulluk nafakası bir tarafın, yani yoksulluğa düşen eşin maddi varlığını koruyor. Aynı kural, karşı tarafın maddi varlığını doğrudan etkiliyor. Mahkeme, devletin bu iki hak arasında makul bir denge kurması gerektiğini, dengenin bozularak taraflardan birine aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesinin pozitif yükümlülüğe aykırılık oluşturacağını söyledi.
Kategorik süresizliğin sorunu
Kararın can alıcı cümlesi şu mantığa dayanıyor: ağır kusuru olmayan eşe, evlilikten doğan dayanışma yükümlülüğü çerçevesinde boşanmadan sonra belirli bir parasal katkı beklenebilir; ama bu yükümlülüğün “hiçbir ölçüt belirlenmeksizin” süresiz öngörülmesi, kusurlu olması bile gerekmeyen borçluya ağır bir külfet getiriyor. Sorun nafakanın kendisinde değil, hiçbir kritere bağlı olmaksızın süresiz olmasında.
Yeni Sistemde Hâkim Süreyi Neye Göre Belirleyecek?
Anayasa Mahkemesi kanun koyucuya temel bir çerçeve çizmiştir. Hâkim nafakanın süresini evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesine göre belirleyebilmeli ve süresiz nafaka gerektiren hâllerin ölçütleri de kanunda açık ve net yazılmalıdır. Bu çerçeve yaşam boyu nafaka kapısının kapanmadığı anlamına da gelmektedir.

Karar gerekçesinde sayılan ölçütler şöyle: evliliğin süresi; eşlerin yaşı ve sağlık durumu; ekonomik ve sosyal durumları; bağlanan nafaka süresinin borçlunun boşanma sonrası hayatına etkisi; nafaka alacaklısının çalışma hayatına katılma imkânı; eğitim durumu ve ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi. Liste “gibi” ifadesiyle verildiği için sınırlı sayıda değil.
Kararın ikinci önemli mesajı yaşam boyu nafakanın tamamen kapanmaması. Mahkeme, bazı durumlarda öngörülecek koşulların varlığı hâlinde nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesine imkân sağlanmasını da devletin adil denge yükümlülüğünün sonucu saydı. İleri yaşta, uzun bir evliliğin ardından çalışma imkânı olmayan ya da ağır bir sağlık sorunu bulunan eş bu kapsamda düşünülebilir.
Hangi durumların “süresiz” sayılacağının kanunda açık yazılması şartı da dikkat çekici. Mahkeme belirsizliği ortadan kaldırmak için iptal etti; yeni kuralın yine belirsiz bir “hakkaniyet” sözcüğüne dayanması aynı sorunu yeniden doğurabilir. Kanun koyucunun ölçütleri somut ve denetlenebilir yazması gerekiyor.
Karşıoy ve Farklı Gerekçe: Kararın Öbür Yüzü
Karar oybirliğiyle verilmedi. Üç üye, Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karşıoy kullandı; Yıldız Seferinoğlu sonuca katılmakla birlikte farklı gerekçe yazdı. Karşıoya göre sorun kuralda değil, katı uygulamadaydı; farklı gerekçeye göre ise iptalin tek dayanağı belirlilik ilkesi olmalıydı. Bu görüşler yeni kanunun tartışmasına da yön verecek.
Karşıoyun gerekçesi
Karşıoy yazan üyelere göre yoksulluk nafakasında merkezde zaman değil ihtiyaç var. TMK 176, koşullar değişince nafakanın azaltılmasına ya da kaldırılmasına zaten imkân veriyor; hüküm her olayda süresiz nafakayı zorunlu kılmıyor, hâkim somut olayı ve hakkaniyeti değerlendiriyor. Karşıoyda kadınların işgücüne düşük katılımı, ev içindeki görünmeyen emek ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) de hatırlatıldı. Nafaka modelinin seçimi, onlara göre Anayasa’dan zorunlu olarak çıkmayan bir kanun koyucu tercihi.
Seferinoğlu’nun farklı gerekçesi
Farklı gerekçeye göre sorun dengede değil belirlilikte. 2012 kararından sonra da uygulama katı kaldı, kişiler nafakanın süresini önceden bilemedi. Bu görüşe göre iptal doğrudan Anayasa’nın 2. maddesine dayanmalıydı ve kanun koyucudan beklenen, nafaka süresini açık ve öngörülebilir hâle getirmekten ibaretti. Nüans küçük görünse de yeni kanunun ne kadar “müdahaleci” olacağı bakımından önemli.
Karşılaştırmalı Hukukta Nafaka Süresi
Anayasa Mahkemesi karşılaştırmalı hukukta tek bir model bulunmadığını tespit etti. İsviçre’de süre somut olaya göre belirleniyor, Almanya’da kesin bir azami süre yok. Fransa’da toplu ödeme esas. İngiltere süreli nafakayı tercih ediyor. Hollanda’da kural evlilik süresinin yarısı ve en fazla beş yıl; Belçika’da nafaka kural olarak evlilik süresini aşamıyor.

| Ülke | Yaklaşım |
|---|---|
| İsviçre | Miktar ve süre tarafların ekonomik ve kişisel durumuna göre, somut olayın özelliklerine göre belirlenir |
| Almanya | Eşlerin kendi geçimini sağlaması esas; belirli hâllerde nafaka; kesin azami süre yok |
| Fransa | Esas olarak toplu ödeme; taksitlendirme mümkün; istisnai olarak ömür boyu irat |
| İngiltere | Ekonomik bağımlılığın makul sürede sona ermesi amacıyla süreli nafaka |
| Hollanda | Süre belirtilmemişse evlilik süresinin yarısı, en fazla beş yıl; uzun evlilik ve ortak çocukta farklı kademeli süreler |
| Belçika | Kural olarak evlilik süresini aşamaz; ihtiyaç devam ederse uzatılabilir |
Tabloyu okurken dikkat edilmesi gereken nokta şu: bu ülkelerin nafaka sistemleri mal rejimi, sosyal yardım ağı ve çalışma hayatına katılım oranlarıyla birlikte işliyor. Hollanda’nın beş yıllık üst sınırını tek başına Türkiye’ye taşımak, o sınırı mümkün kılan sosyal güvenlik altyapısını taşımadan eksik kalır. Anayasa Mahkemesi de bu yüzden bir model dayatmadı, yalnızca ilkeleri çizdi.
Süresiz Nafaka Kaldırıldı: İptal Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 30 Eylül 2026’dan başlayarak dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Anayasa Mahkemesi, iptalin doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edeceğini değerlendirerek bu süreyi verdi. O tarihe kadar TMK 175 bugünkü hâliyle, “süresiz olarak” ibaresiyle birlikte yürürlükte.
Dayanak Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası. Kural olarak iptal edilen hüküm, kararın yayımlandığı gün yürürlükten kalkar; Anayasa Mahkemesi gerekli gördüğü hâllerde bir yılı geçmemek üzere ayrı bir tarih belirleyebilir. Bu dosyada dokuz ay seçildi.
Anayasa’nın 153. maddesinin dördüncü fıkrasına göre iptal kararının yürürlüğe girişi ertelendiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptalin ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. Yani Meclis’in gündem sırası bakımından da anayasal bir öncelik var.
Geçiş Döneminde Mahkemeler Nasıl Karar Verecek?
30 Haziran 2027’ye kadar TMK 175 yürürlükte olduğu için mahkemeler yoksulluk nafakasına eskisi gibi, süre koymadan hükmetmeye devam edecek. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin lafzın süresizliği zorunlu kılmadığı yönündeki tespiti, geçiş döneminde süreli nafaka talep edilip edilemeyeceği tartışmasını açtı. Bu konuda yerleşik bir cevap henüz yok.
Tartışmanın iki tarafı var. Bir görüşe göre iptal edilen ibare yürürlükte olduğu sürece uygulanır; Yargıtay’ın emredici yorumu değişmedikçe ilk derece mahkemesinin süre koyması bozma sebebi olur. Diğer görüşe göre Anayasa Mahkemesi kararları Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrası uyarınca yargı organlarını bağlar ve gerekçede lafzın süre koymaya engel olmadığı açıkça söylenmiştir; bu yorum geçiş döneminde de kullanılabilir.
Süresiz Nafaka Kaldırıldı: Mevcut Nafakalar Ne Olacak?
Mevcut nafakalar kendiliğinden bitmeyecek. Anayasa’nın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş nafaka kararları hukuken geçerliliğini korur ve ödeme yükümlülüğü devam eder. 30 Haziran 2027’den sonra bu kararların akıbetini, çıkarılacak yeni kanunun geçiş hükümleri belirleyecek.

Kesinleşmiş ve ödenmekte olan nafakalar
Yıllardır ödenen bir yoksulluk nafakası, 30 Haziran 2027 geldiğinde de kendiliğinden sona ermeyecek. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı ancak başka bir mahkeme kararıyla ya da kanunun kendiliğinden sona erme hâlleriyle ortadan kalkar. Yeni kanunun mevcut nafakalar için ayrıca bir geçiş hükmü koyup koymayacağı, koyacaksa bunun ne olacağı henüz bilinmiyor.
Burada iki olasılık konuşuluyor. Birincisi, yeni kanunun mevcut nafakalar için bir uyarlama davası imkânı tanıması; böylece borçlu, nafakanın yeni ölçütlere göre süreyle sınırlandırılmasını isteyebilir. İkincisi, kanunun yalnızca ileriye dönük uygulanması ve mevcut kararlara dokunmaması. Hangisinin seçileceğini bugünden söylemek mümkün değil; kesinlik iddia eden açıklamalara temkinle yaklaşmak gerekiyor.
Devam eden davalar
Görülmekte olan bir boşanma davasında yoksulluk nafakası talebi varsa, mahkeme bugün yürürlükte olan hükmü uygular. Karar 30 Haziran 2027’den önce kesinleşirse eski kurala göre süresiz bir nafaka ortaya çıkar. Karar o tarihten sonra istinaf ya da temyiz aşamasındaysa, üst mahkemenin hangi hukuku uygulayacağı yeni kanunun geçiş hükmüne göre şekillenecek. Bu, özellikle uzun süren çekişmeli davalar için önemli bir belirsizlik.
Yeni açılacak davalar
30 Haziran 2027’den sonra açılacak davalarda, TBMM bir düzenleme yapmışsa yeni kanun uygulanacak. Boşanmanın kesinleşmesinden sonra ayrıca açılacak nafaka davalarında TMK 178’deki bir yıllık zamanaşımı süresine dikkat etmek gerekiyor; bu süre iptal kararından etkilenmedi. Boşanma kararının kesinleşmesi ve bu tarihten itibaren işleyen sürelerin sonuçlarını ayrı bir yazıda ele aldım.
Mevcut nafakanın durumu, ödeme geçmişi, boşanma tarihi ve kesinleşme aşaması birlikte değerlendirilmeden sağlıklı bir yol haritası çizilemez. Kendi dosyanızın bu geçiş sürecinden nasıl etkileneceğini değerlendirmek isterseniz bu konuda çalışma yapan bir avukatla iletişime geçebilirsiniz.
Nafaka Ödeyenler Şimdi Ne Yapmalı?
Nafaka ödeyen kişi ödemeyi kesmemeli. İptal kararı yürürlükteki nafaka kararlarını ortadan kaldırmadı; ödeme yapılmazsa icra takibi ve İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelir. Doğru yol, şartları varsa nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasını açmak ve yeni kanunu takip etmektir.
Ödemeyi kesmenin riski
İİK 344’e göre nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra borç ödenirse borçlu tahliye edilir. İİK 347’ye göre şikâyet hakkı fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Maddenin son cümlesi borçlu için önemli bir güvence içeriyor: borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmışsa, ileri sürdüğü sebepler gözetilerek tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Yani şartları varsa önce dava açmak, ödemeyi kendiliğinden kesmekten her zaman daha güvenli.
Kaldırma ve azaltma davası
Bugün için açılabilecek davalar, TMK 176’da sayılan mevcut sebeplere dayanıyor: alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi ya da tarafların malî durumlarının değişmesi. Salt “AYM süresiz nafakayı kaldırdı” gerekçesiyle, 30 Haziran 2027’den önce bir kaldırma davası açmak başarı şansı düşük bir girişim olur.
Buna karşılık yeni kanunun geçiş hükümlerinde bir uyarlama imkânı tanınırsa, mevcut nafakalar için yeni bir dava yolu açılabilir. Bu nedenle nafaka borçlularının evliliğin süresi, boşanma tarihi, alacaklının yaşı, eğitim ve çalışma durumu gibi bilgileri ve belgeleri şimdiden derlemesi mantıklı. Yeni kanun bu ölçütlerden bir kısmını esas alırsa, dosya hazır olur.
Kaldırma veya azaltma davasının hangi gerekçeyle, ne zaman açılacağı; belgelerin nasıl toplanacağı ve ispat stratejisi tamamen dosyaya özgü. Sürelerin ve şartların kaçırılması hak kaybına yol açabileceğinden somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Nafaka Alanlar İçin Ne Değişiyor?
Nafaka alan kişi için bugün değişen bir şey yok; kesinleşmiş nafaka ödenmeye devam eder ve iptal kararı tek başına ödemeyi durdurmaz. Ancak yeni kanun mevcut nafakalar için bir uyarlama yolu açarsa, alacaklının yaşı, sağlık durumu ve çalışma imkânı belirleyici olabilir. Bu bilgileri belgelemek, ileride açılabilecek bir davada koruma sağlar.
Alacaklı açısından en somut risk, uzun süreli bir belirsizlik. Yeni kanunun mevcut kararlara uygulanması hâlinde, özellikle kısa evlilik sonrasında bağlanmış ve uzun süredir ödenen nafakalarda süre sınırlaması gündeme gelebilir. Buna karşılık ileri yaş, ağır hastalık, uzun evlilik ve çalışma hayatına hiç katılmamış olma gibi durumlar, Anayasa Mahkemesi’nin çizdiği çerçevede yaşam boyu nafakayı haklı kılan örnekler arasında sayılabilir.
Alacaklının bugünden yapabileceği işler belli: ödemelerin düzenli takibi, gecikmelerde icra yoluna başvurma, artırım gerekiyorsa TMK 176/4 kapsamında dava ve sağlık, eğitim, çalışma geçmişi gibi belgelerin bir dosyada toplanması. Ödenmeyen nafaka için tazyik hapsi şikâyetinde İİK 347’deki üç aylık sürenin kaçırılmaması gerekiyor.
Yeni Nafaka Kanunu Nasıl Olacak?
Henüz TBMM’ye sunulmuş resmî bir metin yok. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 7 Eylül 2026’da süresiz nafaka düzenlemesinin 13. Yargı Paketi kapsamında yapılacağını açıkladı. Basında evlilik süresine bağlı kademeli süreler içeren tablolar dolaşıyor, ancak bunlar resmî teklif değil. Kesin çerçeve teklif metni yayımlandığında belli olacak.
Anayasa Mahkemesi kararı kanun koyucunun elini hem bağlıyor hem serbest bırakıyor. Bağlıyor, çünkü yeni kuralın hâkime süre belirleme yetkisi vermesi, ölçütleri saymaması ve süresiz nafakanın hangi hâllerde mümkün olduğunu açıkça yazması gerekiyor. Serbest bırakıyor, çünkü Mahkeme belirli bir yıl sınırı ya da model dayatmadı.
Kamuoyuna yansıyan tartışmalarda üç model öne çıkıyor. Birincisi, nafaka süresini evlilik süresine bağlayan kademeli sistem. İkincisi, süreyi tamamen hâkimin takdirine bırakıp ölçütleri sayan esnek sistem. Üçüncüsü, belirli bir süreden sonra devletin nafaka yükünü sosyal yardım yoluyla üstlenmesi. Bu son fikir 2019’da bir siyasi parti tarafından da kamuoyuna açıklanmış, ancak yasalaşmamıştı. Bazı hukukçular da hangi model seçilirse seçilsin engelli ya da bakıma muhtaç eşler için bir istisna öngörülmesi gerektiğini yazıyor; bu da henüz bir beklentiden ibaret.
Kanun hangi sorulara cevap vermeli?
- Süre: Kural olarak nafaka ne kadar sürecek, evlilik süresiyle nasıl ilişkilendirilecek?
- İstisna: Hangi hâllerde yaşam boyu nafakaya hükmedilebilecek; yaş, sağlık ve evlilik süresi eşikleri neler olacak?
- Uzatma: Süre dolduğunda ihtiyaç devam ediyorsa uzatma istenebilecek mi?
- Geçiş: Mevcut kesinleşmiş nafakalar yeni kurala göre uyarlanabilecek mi, uyarlanacaksa hangi usulle?
- Derdest davalar: 30 Haziran 2027’de istinaf veya temyiz aşamasındaki dosyalara hangi kural uygulanacak?
Meclis Süreyi Kaçırırsa Ne Olur?
TBMM 30 Haziran 2027’ye kadar düzenleme yapmazsa “süresiz olarak” ibaresi kendiliğinden yürürlükten kalkar ve TMK 175 süre konusunda sessiz kalır. Bir görüşe göre hâkim bu durumda TMK 1 ve TMK 4 uyarınca süreyi somut olaya göre, hukuka ve hakkaniyete uygun biçimde belirleyebilir. Uygulamanın nasıl şekilleneceği ise belirsiz.
Bu karşılaşılması muhtemel gerçekçi bir ihtimal. İptal kararlarından sonra yasal boşluğun zamanında doldurulamadığı örnekler Türk hukukunda yabancı değil. Böyle bir durumda mahkemelerin Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesinde saydığı ölçütlere başvurması beklenebilir; ancak Yargıtay’ın sessiz metni eski alışkanlıkla yorumlamayı sürdürme ihtimali de var. Ölçütlerin ağırlığı ve sürelerin uzunluğu bakımından mahkemeler arasında farklılık çıkması güçlü bir olasılık.
TMK 1, kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkimin örf ve âdete, o da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı koyacağı kurala göre karar vereceğini söylüyor. TMK 4 ise takdir yetkisi tanınan konularda hukuka ve hakkaniyete göre karar verilmesini emrediyor. Yargıtay’ın bu alanda yeni bir içtihat oluşturması birkaç yıl alabilir; bu sürede öngörülebilirlik düşük kalır.
Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Süresi Kararlaştırılabilir mi?
Anlaşmalı boşanmada nafakanın miktarı, ödeme biçimi ve süresi taraflarca protokolde düzenlenebilir. TMK 166/3 uyarınca hâkim, boşanmanın malî sonuçlarına ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalı ve gerekirse değişiklik yapabilir. Taraf iradesiyle belirlenmiş süreli ya da toptan nafaka, uygulamada iptal kararından önce de kullanılan bir yöntemdi.
Anayasa Mahkemesi kararından sonra protokollerde sürenin açıkça yazılması daha da önem kazanıyor. Belirsiz bir protokol, geçiş döneminde ve yeni kanun sonrasında farklı yorumlara açık kalır. Nafaka miktarının yıllık artış oranı, ödeme günü, sona erme koşulları ve toptan ödeme seçeneği varsa bunun vadesi protokolde tek tek yazılmalı. Protokolün kurulması ve hâkimin denetim yetkisi hakkında anlaşmalı boşanmada nafaka ve protokol yazısında ayrıntılı bilgi verdim.
Anlaşmanın bir sınırı da var: çocuğun iştirak nafakası, çocuğun üstün yararı gözetilerek hâkimin denetimine tabidir ve ebeveynler arasındaki pazarlığın konusu olarak serbestçe belirlenemez. Yoksulluk nafakasından feragat ise tarafların serbest iradesine bağlıdır; bu feragatin geri alınması kural olarak mümkün değildir.
Üç Senaryoda Kararın Etkisi
Kararın somut etkisi dosyadan dosyaya değişiyor. Aşağıdaki üç senaryo, farklı evlilik süreleri ve boşanma tarihleri üzerinden geçiş döneminde ve sonrasında ne beklenebileceğini gösteriyor. Rakamlar ve kişiler kurgusal; yeni kanunun içeriği belli olmadığı için sonuçlar kesin hüküm gibi değil, olasılık olarak anlatılıyor.
Senaryo 1: Kısa evlilik, uzun ödeme
Üç yıl evli kalan bir çift 2012’de boşanıyor; kadın eş o tarihten beri aylık yoksulluk nafakası alıyor ve kırk yaşında. Bugünkü hukuka göre alacaklı yeniden evlenmedikçe ya da yoksulluğu bitmedikçe ödeme sürüyor. Yeni kanun bir uyarlama yolu açarsa, üç yıllık evliliğe karşılık on dört yıllık ödeme, Anayasa Mahkemesi’nin çizdiği dengeye göre en çok tartışılacak dosya tipi olacak.
Senaryo 2: Uzun evlilik, ileri yaş
Otuz yıl evli kalan, hiç sigortalı çalışmamış altmış yaşındaki bir eş 2026’da boşanıyor. Anayasa Mahkemesi’nin saydığı ölçütlerin neredeyse tamamı, yani evliliğin süresi, yaş, çalışma hayatına katılma imkânının yokluğu ve kendi imkânlarıyla geçimini sağlayamama, yaşam boyu nafakayı destekliyor. Bu tür dosyalarda yeni sistemin de süresiz nafakaya imkân tanıması beklenir.
Senaryo 3: Dava 2027’ye sarkıyor
Çekişmeli boşanma davası 2025’te açılmış, ilk derece kararı 2027 başında veriliyor, dosya istinafa gidiyor. İstinaf kararı 30 Haziran 2027’den sonra çıkarsa, “süresiz olarak” ibaresi artık yürürlükte olmayacak. Bu dosyaya hangi kuralın uygulanacağı, yeni kanunun geçiş hükmüne bağlı. Taraflar için pratik sonuç: talep ve savunmaların her iki olasılığa göre kurulması.
Süresiz Nafaka Hakkında Yanlış Bilinenler
Kararın ardından en çok yayılan dört yanlış var: nafakanın tamamen kalktığı, mevcut nafakaların otomatik bittiği, ödemenin hemen kesilebileceği ve yeni kanunun kesin sürelerinin belli olduğu. Dördü de hatalı; buna ömür boyu nafakanın tamamen bittiği yanılgısı da eklenebilir. Yoksulluk nafakası sürüyor, kararlar kendiliğinden bitmiyor, ödeme kesilirse tazyik hapsi riski doğuyor ve teklif metni henüz yok.
- “Nafaka kalktı.” Yalnızca yoksulluk nafakasının süresizliği kalkıyor; nafaka kurumu, iştirak ve tedbir nafakası yerinde.
- “Ödediğim nafaka 30 Haziran 2027’de biter.” Kesinleşmiş kararlar kendiliğinden bitmez; iptal kararları geriye yürümez.
- “Artık ödemeyi durdurabilirim.” Ödemeyi kesmek İİK 344 uyarınca tazyik hapsi riskini doğurur.
- “Yeni sistemde nafaka en fazla şu kadar yıl.” Resmî bir teklif metni yok; dolaşan tablolar iddia düzeyinde.
- “Artık kimse ömür boyu nafaka alamaz.” Anayasa Mahkemesi, koşulları kanunda yazılı olmak kaydıyla yaşam boyu nafakaya imkân tanınmasını da gerekli gördü.
Nafaka Davalarında Yetki ve Görev
Nafaka davalarına aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında TMK 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Kaldırma ve azaltma davalarında da görevli mahkeme yine aynıdır.
Yetki kuralının pratik önemi, borçlu ile alacaklının farklı şehirlerde yaşadığı dosyalarda ortaya çıkıyor. Nafakanın kaldırılmasını isteyen borçlu, davayı çoğu zaman alacaklının bulunduğu yerde açmak zorunda kalıyor. Boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme yazısında bu kuralları dava türlerine göre ayrı ayrı açıkladım.
Sonuç
Süresiz nafakanın iptali, Türk aile hukukunda otuz sekiz yıllık bir dönemi kapatıp nafaka hukukunda yeni bir dönemi başlatıyor ama bugünden kimsenin hukuki durumunu değiştirmiyor. 30 Haziran 2027’ye kadar TMK 175 yürürlükte, mevcut nafakalar geçerli ve ödeme yükümlülüğü sürüyor. Asıl değişikliği TBMM’nin çıkaracağı kanun ve onun geçiş hükümleri belirleyecek.
Anayasa Mahkemesi’nin kanun koyucuya çizdiği çerçeve dengeli: nafaka kural olarak süreli olacak, süreyi hâkim evlilik süresi, yaş, sağlık, eğitim ve çalışma kapasitesine bakarak belirleyecek; zorunlu hâllerde yaşam boyu nafaka da mümkün olacak ama bu hâller kanunda açıkça yazılacak. Kararın başarısı, yeni metnin bu ölçütleri ne kadar somut yazacağına bağlı.
Boşanma süreci devam eden, nafaka ödeyen ya da alan herkes için bu dokuz ay, beklemekten çok hazırlanma dönemi. Belgelerin toplanması, dava stratejisinin iki olasılığa göre kurulması ve yeni kanunun yakından izlenmesi gerekiyor. Genel boşanma süreci hakkında boşanma davası yazısı da yol gösterici olabilir. Kendi dosyanızın bu değişiklikten nasıl etkileneceğini değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Süresiz Nafaka Hakkında 50 Soru
Aşağıdaki sorular, kararın yayımlanmasından sonra en çok sorulan başlıkları bir araya getiriyor. Her cevabın ilk cümlesi doğrudan yanıt verir, ardından dayanak madde gösterilir. Yeni kanun henüz çıkmadığı için bazı cevaplarda kesinlik yerine tartışmanın çerçevesi aktarıldı; bu cevaplar yeni düzenlemeyle birlikte güncellenecektir.
Süresiz nafaka kaldırıldı mı?
Evet, Anayasa Mahkemesi TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti; ancak iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. O tarihe kadar mevcut kural uygulanır. Yoksulluk nafakası kurumu kaldırılmadı, yalnızca süresizliği sona eriyor.
Süresiz nafaka kararı Resmî Gazete’de ne zaman yayımlandı?
Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Anayasa Mahkemesi kararı 4 Haziran 2026’da vermişti; künyesi E.2025/156, K.2026/131’dir.
Süresiz nafakanın iptali ne zaman yürürlüğe girecek?
İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Anayasa Mahkemesi, Anayasa m.153/3 ve 6216 sayılı Kanun m.66/3 uyarınca yürürlüğü yayımdan başlayarak dokuz ay erteledi.
Yoksulluk nafakası tamamen kaldırıldı mı?
Hayır, kaldırılmadı. TMK 175’in geri kalanı yürürlükte; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır değilse diğerinden malî gücü oranında nafaka isteyebilir. İptal yalnızca süresizlik ibaresini kapsıyor.
Süresiz nafaka ile yoksulluk nafakası aynı şey mi?
Evet, süresiz nafaka ayrı bir tür değil, yoksulluk nafakasının bitiş tarihi olmadan bağlanmasının gündelik adıdır. Dayanağı TMK 175’tir; süresizlik bu maddedeki iptal edilen ibareden kaynaklanıyordu.
Ödediğim nafaka 30 Haziran 2027’de kendiliğinden biter mi?
Hayır, kendiliğinden bitmez. Anayasa m.153 ve 6216 sayılı Kanun m.66 uyarınca iptal kararları geriye yürümez; kesinleşmiş nafaka kararları geçerliliğini korur. Mevcut nafakaların akıbetini yeni kanunun geçiş hükümleri belirleyecek.
AYM kararından sonra nafaka ödemeyi durdurabilir miyim?
Hayır, durdurmamalısınız. Ödeme yapılmazsa alacaklının şikâyeti üzerine İİK 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Şartlar varsa nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmak doğru yoldur.
Yoksulluk nafakası süresiz midir?
Bugün için evet, 30 Haziran 2027’ye kadar TMK 175 uyarınca süresiz bağlanır; ancak TMK 176’daki hâllerde sona erer. İptal yürürlüğe girdikten sonra süre, yeni kanuna ve hâkimin somut olaya göre yapacağı değerlendirmeye bağlı olacak.
Nafakanın kaldırılması davası açtıysam tazyik hapsi uygulanır mı?
Uygulanması ertelenebilir. İİK 344’ün son cümlesine göre borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmışsa, ileri sürdüğü sebepler gözetilerek tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.
Şimdi nafaka kaldırma davası açsam kazanır mıyım?
Yalnızca AYM kararına dayanarak açılan davanın başarı şansı 30 Haziran 2027’den önce düşüktür. Bugün için TMK 176’daki sebepler geçerli: alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi veya malî durumun değişmesi.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde kendiliğinden sona erer?
Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Bu kural TMK 176/3’te düzenlidir ve iptal kararından etkilenmedi.
Yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla hangi hâllerde kaldırılır?
Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Dayanak TMK 176/3’tür; ispat yükü davayı açan borçludadır.
Yoksulluk nafakası almanın şartları nelerdir?
Dört şart aranır: boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, nafaka isteyenin kusurunun daha ağır olmaması, açık talep ve yükümlünün malî gücü. TMK 175’e göre nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Kusursuz eş de nafaka ödemeye mahkûm edilebilir mi?
Evet, edilebilir. TMK 175/2’ye göre nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Anayasa Mahkemesi, kusursuz eşin bile süresiz ödemeyle yükümlü tutulabilmesini iptal gerekçesinin önemli bir parçası yaptı.
Yargıtay’a göre yoksulluk ne demek?
Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamaları karşılayacak geliri olmayan kişi yoksul sayılır. Bu tanım Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadıdır ve AYM kararında da aktarılmıştır; TMK 175 kavramı ayrıca tanımlamaz.
Erkek de yoksulluk nafakası alabilir mi?
Evet, alabilir. TMK 175 cinsiyet ayrımı yapmaz; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf, kadın ya da erkek olsun, nafaka isteyebilir.
AYM süresiz nafakayı neden iptal etti?
İki gerekçeyle iptal etti: belirlilik ve adil denge. Lafız süresizliği zorunlu kılmadığı hâlde uygulama emredici saydı; ölçütsüz süresizlik de borçluya ağır külfet yükledi. Kural Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bulundu.
AYM kararı hangi Anayasa maddelerine dayanıyor?
Karar Anayasa’nın 2. (hukuk devleti ve belirlilik), 5. (devletin temel amaç ve görevleri) ve 17. (maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı) maddelerine dayanıyor.
Kararda karşıoy var mı?
Evet, üç karşıoy var. Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar iptale katılmadı; Yıldız Seferinoğlu sonuca katılıp farklı gerekçe yazdı. İptal oyçokluğuyla, yürürlüğün ertelenmesi oybirliğiyle kabul edildi.
Karşıoy yazan üyeler ne dedi?
Karşıoya göre yoksulluk nafakasında merkezde zaman değil ihtiyaç var ve TMK 176 koşullar değişince nafakanın azaltılmasına veya kaldırılmasına zaten imkân veriyor. Sorunun kuralda değil katı uygulamada olduğu, model seçiminin kanun koyucuya ait olduğu belirtildi.
AYM daha önce süresiz nafaka hakkında ne karar vermişti?
2012’de iptal talebini reddetmişti (AYM, E.2011/136, K.2012/72, 17/5/2012). O kararda süresizliğin her hâlükârda yaşam boyu nafaka anlamına gelmediği ve kuralın sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu belirtilmişti.
Aradan geçen sürede neden yeni başvuru incelenmedi?
Anayasa m.152’nin son fıkrası ve 6216 sayılı Kanun m.41 uyarınca esasa girilerek verilen ret kararından sonra on yıl geçmedikçe aynı hüküm için yeniden itiraz başvurusu yapılamaz. 2012 kararından sonra bu süre beklenmek zorundaydı.
Süresiz nafaka Türk hukukuna ne zaman girdi?
1988’de girdi. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 144. maddesinin ilk hâlinde yoksulluk nafakası bir yılla sınırlıydı; 3444 sayılı Kanun’un 6. maddesi bu sınırı kaldırdı. 4721 sayılı TMK 175 düzenlemeyi aynen korudu.
Yeni sistemde nafaka süresi neye göre belirlenecek?
Anayasa Mahkemesi’nin çizdiği çerçeveye göre evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu, çalışma hayatına katılma imkânı ve ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi esas alınacak. Kesin kurallar TBMM’nin çıkaracağı kanunda yer alacak.
Yeni sistemde ömür boyu nafaka verilebilecek mi?
Verilebilecek, ama koşulları kanunda açıkça yazılmak şartıyla. Anayasa Mahkemesi, bazı durumlarda nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesini adil denge yükümlülüğünün gereği saydı.
Yeni nafaka kanunu çıktı mı?
Hayır, henüz TBMM’ye sunulmuş resmî bir metin yok. Adalet Bakanı Akın Gürlek 7 Eylül 2026’da düzenlemenin 13. Yargı Paketi kapsamında yapılacağını açıkladı. Anayasa m.153/4’e göre Meclis bu teklifi öncelikle görüşmek zorunda.
Yeni sistemde nafaka en fazla kaç yıl olacak?
Bugün için kesin bir süre yok. Basında evlilik süresine bağlı kademeli tablolar dolaşıyor, ancak bunlar resmî teklif değil. Süreyi TBMM’nin çıkaracağı kanun belirleyecek; AYM belirli bir yıl sınırı koymadı.
TBMM 30 Haziran 2027’ye kadar düzenleme yapmazsa ne olur?
“Süresiz olarak” ibaresi kendiliğinden yürürlükten kalkar ve TMK 175 süre konusunda sessiz kalır. Bir görüşe göre hâkim bu durumda TMK 1 ve TMK 4 uyarınca süreyi somut olaya göre belirleyebilir; uygulamanın nasıl şekilleneceği belirsiz.
Geçiş döneminde mahkemeler süreli nafakaya hükmedebilir mi?
Bu konuda net bir cevap yok. Bir görüşe göre ibare yürürlükte olduğu için süre konamaz; diğer görüşe göre AYM, TMK 175’in lafzının süre koymaya engel olmadığını açıkça söyledi. Yerleşik uygulama oluşana kadar eski yaklaşımın sürmesi beklenir.
Devam eden boşanma davasında nafaka nasıl belirlenecek?
Karar 30 Haziran 2027’den önce kesinleşirse yürürlükteki TMK 175 uygulanır ve nafaka süresiz bağlanır. Dosya o tarihte istinaf veya temyizdeyse uygulanacak kural yeni kanunun geçiş hükmüne bağlıdır.
Mevcut nafakalar yeni kanuna göre yeniden düzenlenebilecek mi?
Bu, yeni kanunun geçiş hükümlerine bağlı ve henüz belli değil. Kanun bir uyarlama davası imkânı tanıyabilir ya da yalnızca ileriye dönük uygulanabilir. Anayasa m.153/5 uyarınca iptal kararı tek başına geçmişe etki etmez.
İptal kararları neden geriye yürümez?
Hukuki güvenlik ilkesi gereği. Anayasa m.153/5 ve 6216 sayılı Kanun m.66/2 iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini açıkça düzenler; böylece iptal edilen kurala göre kesinleşmiş işlem ve kararlar korunur.
Nafaka alanlar için ne değişiyor?
Bugün için hiçbir şey değişmiyor; kesinleşmiş nafaka ödenmeye devam eder. Yeni kanun mevcut nafakalara uyarlama yolu açarsa alacaklının yaşı, sağlığı ve çalışma imkânı belirleyici olabilir. TMK 176/4 uyarınca artırım davası açma hakkı da sürüyor.
Nafaka ödeyenler şimdi ne yapmalı?
Ödemeye devam etmeli, şartlar varsa TMK 176 kapsamında kaldırma veya azaltma davası açmalı ve evliliğin süresi, boşanma tarihi, alacaklının çalışma durumu gibi belgeleri şimdiden toplamalı. Yeni kanunun geçiş hükümleri yakından izlenmeli.
Nafaka toptan ödenebilir mi?
Evet, ödenebilir. TMK 176/1’e göre yoksulluk nafakası toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir. Toptan ödeme tek seferde yapılır ve sonraki yıllarda sona erme veya artırım tartışmasına kapı açmaz.
İrat biçiminde nafaka ne demek?
İrat, nafakanın aylık gibi belirli aralıklarla, periyodik olarak ödenmesidir. TMK 176’daki kendiliğinden ve mahkeme kararıyla sona erme kuralları irat biçimindeki nafakaya ilişkindir. Uygulamada yoksulluk nafakası neredeyse her zaman irat olarak bağlanır.
Nafakanın her yıl artırılması baştan karara bağlanabilir mi?
Evet, bağlanabilir. TMK 176/5’e göre hâkim, istem hâlinde, irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
Nafaka miktarı sonradan artırılabilir veya azaltılabilir mi?
Evet. TMK 176/4, tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına imkân verir. TMK 331 de durum değişince nafakanın yeniden belirlenebileceğini düzenler.
Anlaşmalı boşanmada nafakaya süre konabilir mi?
Evet, taraflar protokolde nafakanın miktarını, ödeme biçimini ve süresini kararlaştırabilir. TMK 166/3 uyarınca hâkim bu düzenlemeyi uygun bulmalıdır ve gerekirse değişiklik yapabilir.
Boşandıktan sonra yoksulluk nafakası istenebilir mi?
Evet, istenebilir; ancak TMK 178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde. Bu süre geçerse zamanaşımı itirazıyla karşılaşılır. Süre, iptal kararından etkilenmedi.
Nafaka davasına hangi mahkeme bakar?
Aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında TMK 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
İştirak nafakası da süresiz nafaka kararından etkileniyor mu?
Hayır, etkilenmiyor. İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderleri için TMK 182’ye dayanır; AYM kararı yalnızca TMK 175’teki yoksulluk nafakasına ilişkindir.
Tedbir nafakası karardan etkileniyor mu?
Hayır, etkilenmiyor. Tedbir nafakası dava süresince TMK 169 veya haklı ayrı yaşama hâlinde TMK 197 uyarınca bağlanır ve boşanma kesinleşince sona erer. İptal kararı bu nafakaya dokunmuyor.
Yardım nafakası nedir, karardan etkilenir mi?
Yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere ödenen nafakadır; dayanağı TMK 364’tür. Boşanmayla ilgili olmadığından iptal kararından etkilenmez.
Nafaka alan kişi sevgilisiyle yaşıyorsa nafaka kesilir mi?
Kendiliğinden kesilmez, ancak mahkeme kararıyla kaldırılabilir. TMK 176/3’e göre alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması kaldırma sebebidir; bunu ispat etmek davayı açan borçluya düşer.
Nafaka alan kişi işe girerse nafaka kalkar mı?
Kendiliğinden kalkmaz. İşe girme, gelirin zorunlu giderleri karşılar düzeye gelmesiyle birlikte yoksulluğun ortadan kalktığını gösterirse TMK 176/3 uyarınca mahkeme kararıyla kaldırma sebebi olabilir. Gelirin düzeyi ve sürekliliği birlikte değerlendirilir.
Karşılaştırmalı hukukta nafaka süresi nasıl?
Tek bir model yok. AYM kararına göre Hollanda’da süre belirtilmemişse evlilik süresinin yarısı ve en fazla beş yıl, Belçika’da kural olarak evlilik süresini aşamayacak şekilde; İsviçre ve Almanya’da somut olaya göre, Fransa’da ise esas olarak toplu ödeme uygulanıyor.
Antalya 12. Aile Mahkemesi neden AYM’ye başvurdu?
Mahkeme süresiz nafakanın ödeme yükümlülüğünü kişinin hayatının sonuna kadar uzatabildiğini, yeniden evlenmeye, mülk edinmeye ve yeni çocukları korumaya engel olduğunu ileri sürdü. Kuralın Anayasa’nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı olduğunu savundu.
AYM kararı kanun koyucuya ne tür sınırlar çizdi?
Yeni kural hâkime süreyi somut olaya göre belirleme yetkisi vermeli, ölçütleri saymalı ve süresiz nafakanın hangi hâllerde mümkün olduğunu açıkça yazmalı. AYM belirli bir yıl sınırı ya da model dayatmadı; Anayasa m.153/2 de Mahkemenin kanun koyucu gibi hareket ederek hüküm kurmasını yasaklar.
Süresiz nafaka konusunda avukata danışmak gerekir mi?
Dava açılacaksa ya da mevcut nafakanın geleceği değerlendirilecekse, dosyaya özgü bir inceleme gerekir. Kaldırma davası şartları, İİK 347’deki şikâyet süresi ve TMK 178’deki bir yıllık süre gibi kuralların kaçırılması hak kaybına yol açabilir.
Kaynakça
Aşağıdaki künyeler metinde atıf yapılan kanun hükümlerini, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarını ve temel aile hukuku eserlerini gösterir. Kanun maddeleri Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metinden, karar künyeleri ise 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararının metninden birebir alınmıştır.
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 1, 4, 166, 169, 175, 176, 177, 178, 182, 197, 331, 364, 365
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 2, 5, 17, 152, 153
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 41, 43, 66
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 344, 347
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (mülga), m. 144
- 3444 sayılı Kanun (4/5/1988), m. 6
- Resmî Gazete, 30 Eylül 2026, Sayı 33386
Yargı kararları
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/156, K. 2026/131, T. 4/6/2026 (RG 30/9/2026, Sayı 33386)
- Anayasa Mahkemesi, E. 2011/136, K. 2012/72, T. 17/5/2012
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/4, K. 2025/101, T. 22/4/2025
- Anayasa Mahkemesi, E. 2021/82, K. 2022/167, T. 29/12/2022
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 1998/2-656, K. 1998/688, T. 7/10/1998
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2007/2-275, K. 2007/275, T. 16/5/2007
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2-2424, K. 2019/751, T. 20/6/2019
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/2-807, K. 2022/1221, T. 4/10/2022
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/2-1268, K. 2023/1189, T. 29/11/2023
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/8859, K. 2017/14407, T. 12/12/2017
Doktrin ve akademik kaynaklar
- Dural, Mustafa / Öğüz, Tufan / Gümüş, Mustafa Alper, Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi
- Akıntürk, Turgut / Ateş, Derya, Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku, Beta Yayınları
- Kılıçoğlu, Ahmet M., Aile Hukuku, Turhan Kitabevi
- Öztan, Bilge, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır ve burada anlatılan kurallar somut olaya göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yazıdaki bilgiler 30 Eylül 2026 tarihindeki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır; TBMM’nin çıkaracağı yeni düzenlemeyle birlikte güncellenecektir.
