Skip to main content

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka ve Protokol

Anlaşmalı boşanmada nafaka ve protokol konulu makale kapak görseli

Protokolde en çok tartışma doğuran madde anlaşmalı boşanmada nafaka maddesidir; çünkü taraflar bir yandan serbestçe kararlaştırdıkları bir sözleşme yapmakta, öte yandan kanunun sonradan müdahale ettiği bir alanı düzenlemektedir. Protokol Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklansa da genel sözleşme hükümlerine tabidir ve sözleşmeye bağlılık ilkesi geçerlidir. Buna karşılık koşullar değişirse nafaka artırılabilir, azaltılabilir ya da tümüyle kaldırılabilir.

Bu yazıda protokolün hukuki niteliğini, nafakanın hiç yazılmamış olması hâlinde ne olacağını, feragat beyanlarının sınırını, döviz ve altın üzerinden belirleme, artış oranı, uyarlama, tavzih, icra ceza ve yurt dışı tahsil başlıklarını, protokolün kesinleşmeden önce ve sonra değiştirilmesi arasındaki farkla birlikte anlattım.

Protokoldeki nafakanın iki yüzü Protokoldeki nafaka: sözleşme mi, kanun mu? Sözleşme yüzü Sözleşmeye bağlılık ilkesi geçerli Miktar ve artış serbestçe belirlenir Onaylanan protokol geçerliliğini korur Şartlar oluşmadan kaldırma talebi hakkın kötüye kullanılmasıdır Kanun yüzü TMK m. 176/4: artırım ve azaltma TMK m. 331: durumun değişmesi Sözleşmeye dayansa da indirilebilir Tamamen kaldırılması da mümkün Hakkaniyet ölçütü uygulanır İstisna: iştirak nafakası kamu düzenindendir Protokolde hiç belirlenmemiş olsa da sonradan istenebilir; protokoldeki miktarın altına inilemez Yoksulluk nafakası Feragat edilebilir, TMK m. 175 İştirak nafakası Feragat edilemez, TMK m. 182, 327 Tedbir nafakası Dava süresince, TMK m. 169
Protokoldeki nafakanın sözleşme ve kanun olmak üzere iki yüzü, iştirak nafakasının kamu düzeni istisnası ve üç nafaka türünün feragat bakımından farkı.

Anlaşmalı boşanmada nafaka nasıl belirlenir?

Taraflar nafakanın türünü, miktarını, ödeme biçimini ve artış şartlarını protokolde serbestçe kararlaştırır. Hâkim bu düzenlemeyi uygun bulursa onaylar ve hüküm fıkrasına geçirir. Belirlemede sınır kamu düzeni ve genel ahlaktır; bunun dışında irade serbestisi geçerlidir. Onaylanan protokol, taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşmeye dönüşür.

Protokolün hukuki niteliği bu noktada belirleyicidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, E. 2017/25, K. 2017/105, T. 08.02.2017 kararında, yapılan protokolün hukuki niteliği itibarıyla Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklansa da genel sözleşme hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Yani protokol, hem aile hukuku hem borçlar hukuku ölçütleriyle okunur.

Pratikte nafaka üç başlıkta karşımıza çıkar. Tedbir nafakası, TMK m. 169 uyarınca dava süresince ödenir ve anlaşmalı dosyalarda çoğu zaman gündeme gelmez. Yoksulluk nafakası, TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe ödenir. İştirak nafakası ise TMK m. 182 ve m. 327 uyarınca çocuğun bakım giderlerine katılmadır ve diğer ikisinden farklı bir hukuki rejime tabidir.

Somut bir örnek verelim. Ortak çocuğu bulunan, kadının aylık 22.000 TL, erkeğin aylık 65.000 TL net gelirinin olduğu bir dosyada taraflar, çocuk için aylık 12.000 TL iştirak nafakası ve kadın için 5.000 TL yoksulluk nafakası kararlaştırıyor. Bu iki kalemin hukuki kaderi aynı değildir; ilerleyen bölümlerde bu farkın nereye vardığını göstereceğim.

Sözleşmeye bağlılık ilkesi ve protokolün genel hükümlere tabi olması

Sözleşme hukukuna hâkim olan asıl ilke sözleşmeye bağlılıktır. Taraflar nafaka miktarını protokolle, yani bir sözleşmeyle kararlaştırmışlarsa, kural olarak bu düzenlemeye uymak zorundadırlar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/18321, K. 2016/13538, T. 28.11.2016 ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/774, K. 2017/1398, T. 13.07.2017 kararlarında bu ilke açıkça vurgulanmıştır.

İlkenin somut sonucu, protokoldeki düzenlemenin aksine bir mahkeme kararı bulunmadıkça geçerliliğini koruması. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/9938, K. 2022/452, T. 24.01.2022 kararında, protokolde aylık 2.500 TL yoksulluk nafakasının her yıl yüzde 15 oranında artırılacağı kararlaştırılmış ve protokol onaylanmış; nafakanın değiştirilmesine ya da kaldırılmasına yönelik bir karar bulunmadığından protokolün bu yönüyle geçerliliğini koruduğu sonucuna varılmıştır.

Bağlılık ilkesinin ikinci sonucu, hakkın kötüye kullanılması denetimidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/18321, K. 2016/13538, T. 28.11.2016 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/17563, K. 2017/6723, T. 08.05.2017 kararlarında, sözleşmeyle kararlaştırılmış ve hâkim tarafından onaylanmış iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu belirtilmiştir.

Nitelendirme meselesi de buraya bağlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6676, K. 2023/4362, T. 28.09.2023 kararında, olayları açıklamanın taraflara hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu ilkesinden hareketle, protokolde düzenlenen 600 ABD doları tutarındaki ödemenin erkeğe yüklenmiş mali bir yükümlülük olduğu ve yoksulluk nafakası mahiyetinde bulunmadığı tespit edilmiş; açılan davanın yoksulluk nafakasının kaldırılması değil protokolün mali yükümlülüklerinin uyarlanması davası olarak ele alınması gerektiği belirtilmiştir.

Protokolde bir kalemin adının ne konduğu, hukuki niteliğini tek başına belirlemez. Nafaka başlığı altında yazılmış bir ödeme, mal rejimi tasfiyesi karşılığı olabilir; tazminat diye yazılmış bir kalem gerçekte nafaka olabilir. Bu ayrım, ödemenin süresiz olup olmadığını ve sonradan kaldırılıp kaldırılamayacağını doğrudan etkiler.

Protokolde nafaka hiç yazılmamışsa ne olur?

Protokolde nafakadan hiç söz edilmemesi, iki nafaka türü bakımından farklı sonuç doğurur. Yoksulluk nafakası talebe bağlıdır; boşanma davasında istenmemişse ve karar kesinleşmişse sonradan ayrı bir davayla istenemez. İştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır ve talep edilmemiş olması sonradan istenmesine engel değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/8534, K. 2016/12126, T. 24.10.2016 kararında, boşanma davasında iştirak nafakası istenmemesinin sonradan istenmesine engel olmadığı belirtilerek çocuğun bakımına katılma borcunun devam ettiği vurgulanmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/21269, K. 2010/20950, T. 20.12.2010 kararında da protokolde çocuk için nafaka belirlenmemiş olsa bile sonradan açılan davada hakkaniyete uygun iştirak nafakasına hükmedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Farkın kaynağı iki hakkın sahibidir. Yoksulluk nafakası eşin kendi malvarlığına ilişkin bir taleptir ve tasarruf edebileceği bir haktır. İştirak nafakası ise TMK m. 327 uyarınca ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitimi için katlanmak zorunda olduğu giderin karşılığıdır; hak sahibi çocuktur ve velayet sahibi ebeveyn, çocuğun bu hakkından geçerli biçimde vazgeçemez.

Uygulamaya çevirelim. Boşanırken çocuk için nafaka istemeyen anne, iki yıl sonra çocuk adına iştirak nafakası davası açabilir. Kendi yoksulluk nafakasını protokolde hiç talep etmemiş ve karar kesinleşmişse, aynı davada kendisi için nafaka isteyemez. Bu iki talebin bir arada reddedilip kabul edildiği dosyalar uygulamada sık görülür.

Çocuğun eğitim durumunun değişmesi de yeni talep doğurur. Üniversite okuyan çocuğa nafakanın kaç yaşına kadar ödeneceği konusundaki ölçütler, ergin olduktan sonra da devam eden nafaka bakımından belirleyicidir.

Nafaka istemiyorum beyanı feragat sayılır mı?

Duruşmada ya da protokolde geçen nafaka istemiyorum ifadesi, her zaman feragat sonucu doğurmaz. Feragatin geçerli olması için kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Beyanın içinde bir çekince, saklı tutma ya da koşul varsa feragat olarak nitelendirilemez ve talep hakkı ayakta kalır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1626, K. 2013/813, T. 12.06.2013 kararında bu ölçüt açıkça konmuştur: feragat şarta bağlı yapılamayacağından ve davacı beyanında nafaka hakkını saklı tuttuğundan, kadının bu beyanı yoksulluk nafakasından feragat olarak nitelendirilemez. Açık ve koşulsuz feragat hâlinde ise ilgili alacak hakları bakımından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmektedir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9689, K. 2023/348, T. 23.01.2023 kararı bu yöndedir.

Protokol yazarken bu ayrım cümle düzeyinde kurulmalıdır. Şimdilik nafaka talep etmiyorum ifadesi zaman bakımından sınırlı bir beyandır ve feragat sayılmaz. Yoksulluk nafakası talebimden kayıtsız şartsız feragat ediyorum, bu konuda karşı taraftan hiçbir talebim yoktur biçimindeki bir ifade ise açık feragattir.

İştirak nafakası bakımından ise ne kadar açık yazılırsa yazılsın feragat sonuç doğurmaz. Çocuk adına verilen bir feragat beyanı, TMK m. 182 ve m. 327 karşısında geçersizdir. Protokole konan böyle bir madde, sonradan açılacak iştirak nafakası davasını engellemez.

Yoksulluk nafakasının kimin isteyebileceği de ayrı bir tartışma alanıdır; ölçüt cinsiyet değil yoksulluğa düşme ve kusur durumudur. Erkeğin yoksulluk nafakası alıp alamayacağı sorusu bu ölçütler üzerinden cevaplanır.

Koşulların değişmesi hâlinde artırım, azaltma ve kaldırma

Nafaka bir sözleşmeye dayansa bile değiştirilebilir. TMK m. 176/4 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir. TMK m. 331 ise durumun değişmesi hâlinde hâkimin istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebileceğini ya da nafakayı kaldırabileceğini düzenler.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4032, K. 2024/5401, T. 04.07.2024 kararında, protokolün genel sözleşme hükümlerine tabi olduğu belirtilmekle birlikte nafaka iradının tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabileceği vurgulanmıştır. Aynı kararda TMK m. 331 uyarınca, sözleşmeyle kararlaştırılmış ve hâkim tarafından onaylanmış iradın değiştirilmesine olanak sağlandığı ifade edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/10699, K. 2022/987, T. 07.02.2022 kararında ise TMK m. 175 ve m. 176/4 birlikte hatırlatılarak, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz nafaka isteyebileceği ve mali durumların değişmesi hâlinde iradın artırılıp azaltılabileceği kuralına yer verilmiştir.

Değişikliğin kabulü için aranan şey, protokol tarihindeki dengenin bozulmuş olmasıdır. Nafaka yükümlüsünün işini kaybetmesi, ağır bir hastalığa yakalanması, yeni bir çocuğunun doğması gibi gelişmeler azaltma sebebi olabilir. Alacaklının yeniden evlenmesi ya da düzenli gelir elde etmeye başlaması ise TMK m. 176/3 uyarınca kaldırma sebebidir.

Artırım davasında zaman şartı aranmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/18093, K. 2015/4585, T. 23.03.2015 kararına göre nafaka artırım davasının açılması bir önceki davadan sonra belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmamış olup her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Aynı kararda alacaklının protokolle elde ettiği statüye beslediği güvenin korunması gerektiği de vurgulanmıştır.

Artırım talebinin oranı ve hesabı ayrı bir teknik konudur; nafaka artırım davasının şartları ve oranı bu hesabın ölçütlerini içerir.

Nafaka toptan mı ödenir aylık mı

TMK m. 176/1 uyarınca maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan ya da durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir. Anlaşmalı boşanmada bu seçimi taraflar protokolde kendileri yapar. Toptan ödenen nafaka kural olarak sonradan artırım ya da kaldırma davasına konu olmaz; irat biçimindeki nafaka ise m. 176/4 uyarınca değiştirilebilir.

Toptan ödeme, yükümlülüğü tek bir edimle sona erdirir. Ödemenin yapılmasıyla borç ifa edilmiş sayıldığından, sonraki yıllarda alacaklının aynı kalem için artırım istemesi ya da yükümlünün kaldırma talep etmesi kural olarak mümkün olmaz. Tarafların birbirinden tümüyle ayrılmak, her ay ödeme takibiyle uğraşmamak ve ileride icra dosyası açılma ihtimalini ortadan kaldırmak istediği dosyalarda tercih edilir.

İrat biçimindeki nafaka ise değişime açıktır. TMK m. 176/4, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebileceğini düzenler. TMK m. 176/3 uyarınca irat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu esneklik toptan ödemede bulunmaz.

İştirak nafakasında toptan ödeme uygulamada tercih edilmez. Çocuğun bakım ve eğitim ihtiyacı sürekli olduğundan, TMK m. 182/2 uyarınca hâkim ana ve babanın bu giderlere ne oranda katılacağını belirlerken aylık irat biçimini esas alır. Toptan ödenmiş bir tutar çocuğun ergin olacağı tarihe kadarki ihtiyacını karşılamaya yetmediğinde TMK m. 331 uyarınca nafakanın yeniden belirlenmesi istenebilir; toptan ödeme, iştirak nafakası bakımından yükümlüyü ileriye dönük olarak korumaz.

Kurgusal bir hesap farkı görünür kılar. Aylık 8.000 TL yoksulluk nafakasını yıllık yüzde 25 artışla ödeyen bir yükümlünün beşinci yıldaki aylık ödemesi 19.531 TL’ye çıkar ve beş yılda ödediği toplam yaklaşık 787.000 TL olur. Aynı taraflar toptan ödemeyi 600.000 TL olarak kararlaştırsaydı yükümlü daha az ödeyip artırım riskinden kurtulacak, alacaklı ise artış imkânından vazgeçmiş olacaktı. Toptan ödemede belgeyi saklamak ödemenin kendisi kadar belirleyicidir: ödeme banka kanalıyla ve açıklama satırına protokoldeki madde numarası yazılarak yapılmalı, dekont ile karşı tarafın imzaladığı ibra belgesi birlikte saklanmalıdır. Elden yapılan ve yalnızca tanık beyanına dayanan ödemeler, yıllar sonra başlatılan bir takipte ispat edilemeyebilir.

Sırf boşanmak için üstlenilen aşırı yükümlülük ve uyarlama

Bazı protokollerde bir taraf, boşanmayı hızlandırmak için mali gücünün açıkça üzerinde bir yükümlülük üstlenir. Sonradan bu yükümlülüğün kaldırılmasını ya da azaltılmasını istemek, kural olarak iyi niyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleriyle bağdaşmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020 kararı bu yöndedir.

Aynı kararda ölçünün diğer ucu da gösterilmiştir: edimler arasındaki dengenin umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulması hâlinde sözleşme koşulları değişen koşullara uyarlanır. Yani bilerek üstlenilen ağır yükümlülük, sonradan ortaya çıkan olağanüstü bir gelişme karşısında dokunulmaz değildir.

İki durumu ayırmak gerekir. Protokolü imzalarken zaten karşılayamayacağını bilen kişinin, altı ay sonra ödeyemiyorum demesi korunmaz. Buna karşılık protokol tarihinde 90.000 TL gelir elde eden bir yükümlünün, iş yerinin kapanması sonucu asgari ücretle çalışmaya başlaması ve bu durumun kalıcı hâle gelmesi, uyarlama talebini haklı kılar.

Uyarlama talebinde dosyaya konması gereken belgeler nettir: protokol tarihindeki ve dava tarihindeki gelir belgeleri, sosyal güvenlik hizmet dökümü, varsa sağlık raporu, bakmakla yükümlü olunan kişilerdeki değişikliği gösteren nüfus kaydı, ödeme geçmişini gösteren banka hareketleri. Bu belgeler olmadan açılan uyarlama davası, yalnızca sözlü beyana dayandığından çoğunlukla reddedilir.

Bu hesap dosyanın kendi verilerine göre değişir. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Protokolde yıllık artış oranı maddesi yoksa ne olur?

Artış oranı yazılmamışsa nafaka, hükümde belirlenen tutarda sabit kalır. Enflasyon nedeniyle kendiliğinden artmaz, endekse bağlanmış sayılmaz. Alacaklının nafakayı yükseltmesi için TMK m. 176/4 uyarınca ayrı bir nafaka artırım davası açması gerekir; bu da yeni bir yargılama, harç ve süre demektir.

Uygulamada artış oranı için üç yöntem kullanılır. Sabit oran yöntemi, her yıl yüzde 15 gibi belirli bir oran öngörür ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/9938, K. 2022/452, T. 24.01.2022 kararına konu protokolde de bu yöntem benimsenmiştir. Endeks yöntemi, artışı tüketici fiyat endeksindeki yıllık değişime bağlar. Karma yöntemde ise ikisinden yüksek ya da düşük olanı esas alınır.

Bir hesapla farkı gösterelim. Aylık 10.000 TL iştirak nafakası, artış maddesi olmayan bir protokolde beş yıl sonra hâlâ 10.000 TL’dir. Yıllık yüzde 40 endeks artışı öngörülmüş olsaydı beşinci yılın sonunda yaklaşık 53.800 TL’ye ulaşırdı. Aradaki fark, protokole eklenecek tek bir cümleye bağlıdır.

Artış maddesi yazılırken üç noktaya dikkat edilmelidir: artışın hangi tarihte uygulanacağı, hangi verinin esas alınacağı ve verinin hangi döneme ait olacağı. Her yıl ocak ayında, bir önceki yılın aralık ayı itibarıyla açıklanan on iki aylık tüketici fiyat endeksi ortalamasındaki artış oranında biçiminde yazılmış bir madde, icra takibinde tereddüt bırakmaz.

Belirsiz yazılmış artış maddesi, yazılmamış madde kadar sorunludur. Yıllık enflasyon oranında artırılacaktır ifadesi, hangi endeksin ve hangi dönemin esas alınacağını göstermediğinden icra dairesinde uyuşmazlık doğurur.

Nafakanın yabancı para ya da altın üzerinden belirlenmesi

Nafakanın yabancı para ya da altın üzerinden kararlaştırılması mutlak biçimde yasak değildir; ancak ödemenin nasıl yapılacağı ve dönüştürmenin hangi kur üzerinden gerçekleşeceği ayrıca düzenlenmelidir. Türk parasının kıymetini koruma mevzuatındaki sınırlamalar ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 99’daki yabancı para borcu hükümleri birlikte değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6676, K. 2023/4362, T. 28.09.2023 kararına konu olayda protokolde 600 ABD doları tutarında bir ödeme kararlaştırılmıştı. Karar, bu ödemenin yoksulluk nafakası mahiyetinde bulunmadığını, erkeğe yüklenmiş mali bir yükümlülük olduğunu tespit etmiş ve uyuşmazlığın uyarlama davası çerçevesinde çözülmesi gerektiğini belirtmiştir. Döviz üzerinden belirlemenin, kalemin hukuki niteliğini tartışmalı hâle getirebildiği buradan görülür.

Pratik sakıncalar da vardır. İcra takibinde talep, takip tarihindeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilerek yapılır; kurun sonradan yükselmesi hâlinde fark için ek takip gerekir. İcra ceza yargılamasında ise ödenmeyen miktarın hesabı, kur farkı tartışmasıyla birlikte yürüdüğünden şikâyet süreci uzayabilir.

Altın üzerinden belirleme daha da sorunludur. Gram, çeyrek ya da cumhuriyet altını gibi bir ölçü konmuşsa, ödeme günündeki hangi fiyatın esas alınacağı yazılmadıkça uyuşmazlık doğar. Serbest piyasa satış fiyatı ile borsa fiyatı arasındaki fark, aylık ödemede küçük görünse de yıllar içinde büyük tutarlara ulaşır.

Yabancı para ya da altın tercih edilecekse protokole üç cümle eklenmelidir: ödemenin hangi para biriminde fiilen yapılacağı, dönüştürme yapılacaksa hangi kurumun hangi kurunun esas alınacağı ve kurun hangi günü itibarıyla dikkate alınacağı. Bu üç cümle, ileride açılacak bir uyarlama ya da tespit davasını gereksiz kılar.

İştirak nafakası kamu düzenindendir: protokoldeki miktarın altına inilemez

İştirak nafakası çocuğun bakım ve korunmasını amaçladığından kamu düzenine ilişkindir. Protokolde belirlenen miktar, hâkimin sonradan aşağı inemeyeceği bir taban oluşturur. Tarafların bizzat kabul ettikleri tutarın altında bir nafakaya hükmedilmesi, çocuğun ihtiyaçları karşısında hakkaniyete aykırı görülmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/4327, K. 2011/8229, T. 10.05.2011 kararı bu ilkeyi somut biçimde ortaya koyar. Karara konu olayda taraflar anlaşmalı boşanmış, davacı protokolle aylık 2.000 TL iştirak nafakası ödemeyi kabul etmiş, daha sonra bu miktarın 4.000 TL’ye çıkarılması yönündeki davayı da kabul etmiştir. Mahkemece protokolle kararlaştırılan miktarın altında bir nafakaya hükmedilmesi, çocuğun ihtiyaçları değerlendirildiğinde hakkaniyetle bağdaşmaz bulunmuştur.

Nafakanın takdirinde gözetilecek ölçütler de bellidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/4807, K. 2013/7679, T. 08.05.2013 kararında, nafaka takdir edilirken çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında ana babanın gelir durumunun da gözetilmesi ve nafaka yükümlüsünün gelir durumuyla orantılı, hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Buradan çıkan sonuç, protokol yazan taraf için bir uyarıdır: iştirak nafakasında kabul edilen rakam, sonradan geri dönülmesi en zor kalemdir. Yoksulluk nafakası koşulların değişmesiyle kaldırılabilirken, iştirak nafakasında yapılabilecek olan azami şey miktarın gelirle orantılı hâle getirilmesidir; protokoldeki tabanın altına inmek ise kural olarak mümkün değildir.

Çocuk sayısının artması ya da yükümlünün yeni bir evlilikten çocuğu olması, mevcut çocuğun nafakasının azaltılması sonucunu doğurmaz. Hâkim, yükümlünün toplam gelirini bütün çocuklar arasında hakkaniyete uygun biçimde dağıtır; ancak bu dağıtımda protokolle kabul edilmiş taban gözetilir.

Protokolde çocuğun ek giderleri: okul, kurs, servis, sağlık

İştirak nafakası çocuğun olağan bakım ve eğitim giderlerini karşılar. Okul ücreti, kurs, servis, özel sağlık sigortası, gözlük ve diş tedavisi gibi kalemler protokolde ayrıca yazılmazsa nafakanın içinde sayılıp sayılmadığı tartışılır. Her kalemin hangi tarafça, hangi oranda ve hangi belgeye karşılık ödeneceği yazıldığında tartışma baştan kapanır.

Kapsamın sınırını TMK m. 327 çizer: çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. TMK m. 330 uyarınca nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Protokolde tek bir aylık rakam yazıldığında bu rakamın olağan giderleri kapsadığı kabul edilir; yüksek tutarlı ya da olağan dışı kalemlerin bu rakamın içinde olup olmadığı ise yorum sorununa dönüşür.

Yazım tekniği üç unsura dayanır: hangi taraf, hangi oranda, hangi belgeye karşılık. Okul ücretinin yarısının baba tarafından, okul tarafından düzenlenen fatura ya da ödeme planının kendisine iletilmesinden itibaren on beş gün içinde doğrudan kurumun hesabına yatırılacağı biçiminde yazılmış bir madde hem tutarı hem usulü belirler. Oran yerine tavan da konabilir; yıllık okul ücretinin en çok 120.000 TL’lik kısmının paylaşıma tabi olacağı yönündeki bir sınır, ücretin beklenmedik biçimde artması hâlinde yükümlüyü korur.

Yazılmaması hakkı ortadan kaldırmaz. TMK m. 327 ve m. 328 uyarınca ana ve babanın bakım yükümlülüğü çocuğun ergin olmasına kadar sürer; eğitimi devam eden çocuk bakımından m. 328/2 ile bu süre uzayabilir. Çocuğa fiilen bakan taraf TMK m. 329 uyarınca çocuk adına nafaka davası açabilir, artan giderler ise TMK m. 331 çerçevesinde nafakanın yeniden belirlenmesi talebine dayanak yapılabilir. Bu yol açıktır ama yeni bir yargılama, harç ve zaman anlamına gelir.

Aşağıdaki tablo, protokole yazılması yerinde olan ek gider kalemlerini, her birinde belirtilmesi gereken ayrıntıyı ve yazılmadığında ortaya çıkan sonucu bir arada gösteriyor.

Gider kalemi Protokolde yazılması gereken ayrıntı Yazılmazsa muhtemel sonuç
Okul, kayıt ve yurt ücreti Paylaşım oranı, yıllık tavan tutar, ödemenin doğrudan kuruma mı yapılacağı, ödeme süresi Aylık nafakanın içinde kabul edilir, ayrıca istenemez
Kurs, özel ders, yabancı dil eğitimi Hangi eğitimler için geçerli olduğu, yıllık tutar sınırı, önceden yazılı mutabakat şartı Zorunlu gider sayılmadığından talep reddedilebilir
Servis ve ulaşım Yıllık servis bedelinin paylaşım oranı ve ödeme tarihi Velayet sahibinin karşıladığı olağan gider olarak görülür
Özel sağlık sigortası Primi kimin ödeyeceği, poliçenin hangi tarafça yenileneceği, poliçe örneğinin paylaşılması Sigorta yaptırma ya da sürdürme yükümlülüğü doğmaz
Gözlük, diş tedavisi, ortodonti Genel sağlık sigortası kapsamı dışında kalan farkın hangi oranda paylaşılacağı Olağan sağlık gideri sayılıp nafakaya dahil kabul edilebilir
Spor, sanat ve sosyal faaliyet Kapsanan faaliyetler ve yıllık üst sınır Olağan gider dışında görülür, ayrıca talep edilemez
Beklenmedik büyük sağlık gideri Belirli tutarı aşan giderde eşit paylaşım kuralı, bildirim süresi ve belge ibrazı TMK m. 331 uyarınca yeniden belirleme davası açmak gerekir
Nafaka ödenmezse izlenecek yol Nafaka ödenmezse: takip, şikâyet ve yurt dışı 1. İlamlı takip Kesinleşmiş karar ve onaylı protokolle icra dairesine başvuru 2. Haciz Maaş haczinde nafaka alacağı dörtte bir sınırına tabi değildir 3. İcra ceza İİK m. 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi istemli şikâyet 4. Yurt dışı Tanıma tenfiz ya da merkezî makam üzerinden adli yardım talebi İcra ceza şikâyetinde üç kritik kural Şikâyet, ihlalin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde bir yıl içinde yapılır Yalnızca aylık cari nafaka için işler; birikmiş borç için tazyik hapsi verilmez Hapis kalkar mı? Borç ödenirse tazyik hapsi derhâl sona erer Ödeme, infaz sırasında da yapılabilir Savunma yolu Ödeme belgesi, ödeme gücünün bulunmadığı iddiası ya da nafakanın kaldırılması davası
Ödenmeyen nafakada izlenen dört aşama, icra ceza şikâyetindeki süre ve kapsam kuralları ile yükümlünün savunma imkânları.

Nafakanın ödenmemesi hâlinde icra ceza süreci

Nafaka ödenmezse alacaklı önce ilamlı icra takibi başlatır; borç yine ödenmezse 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca icra ceza mahkemesine şikâyette bulunulur. Yaptırım, üç aya kadar tazyik hapsidir. Borç ödendiğinde hapis derhâl sona erer; bu yaptırım cezalandırmaya değil ödemeye zorlamaya yöneliktir.

Şikâyetin süresi, İİK m. 347 uyarınca fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren bir yıldır. Süre kaçırıldığında şikâyet hakkı düşer; alacak devam eder ama tazyik hapsi yolu kapanır. Uygulamada en sık yapılan hata, aylarca bekleyip toplu şikâyet yoluna gitmektir.

Kapsam bakımından kritik ayrım şudur: tazyik hapsi yalnızca ödenmeyen cari aylık nafaka için işler. Geçmişe dönük birikmiş nafaka alacağı, ilamlı takiple tahsil edilir; bu birikmiş borç için tazyik hapsi istenemez. Şikâyet dilekçesinin hangi aya ilişkin olduğunun açıkça yazılması gerekir.

Maaş haczinde nafaka alacağı ayrıcalıklıdır. İİK m. 83 uyarınca maaşın dörtte birinden fazlası haczedilemez; ancak aynı maddede nafaka alacakları bu sınırdan istisna tutulmuştur. Ayrıca İİK m. 206 uyarınca nafaka alacakları sıra cetvelinde öncelikli sırada yer alır.

Yükümlünün savunma imkânları da sınırlıdır ama vardır: ödemeyi belgeleyebilmek, ödeme gücünün bulunmadığını ortaya koymak ya da nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmış olmak. Devam eden bir kaldırma davası, tazyik hapsini kendiliğinden engellemez; ancak icra ceza mahkemesi bekletici mesele yapabilir. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Yurt dışındaki yükümlüden nafaka tahsili

Yükümlü yurt dışında yaşıyorsa Türkiye’de alınan kararın o ülkede icra edilebilir hâle getirilmesi gerekir. İki yol vardır: kararın ilgili ülkede tanınıp tenfiz edilmesi ya da uluslararası nafaka sözleşmeleri çerçevesinde merkezî makam aracılığıyla adli yardım talebinde bulunulması. Yol seçimi, yükümlünün bulunduğu ülkeye göre değişir.

Merkezî makam yolu, Türkiye’de Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü üzerinden işler. Alacaklı, kesinleşmiş boşanma kararı ve onaylı protokol ile birlikte bir talep dosyası hazırlar; belgelerin apostilli ve yeminli tercümeli olması gerekir. Dosya, karşı ülkenin merkezî makamına iletilir ve tahsil işlemleri orada yürütülür.

Tenfiz yolunda ise doğrudan yükümlünün bulunduğu ülkedeki yetkili mahkemeye başvurulur. Süre ve masraf bakımından daha ağır bir yoldur; ancak merkezî makam mekanizmasının işlemediği ülkelerde tek seçenektir. Her iki yolda da kararın kesinleşme şerhini taşıması zorunludur.

Pratikte en çok zaman kaybettiren aşama belge hazırlığıdır. Eksik apostil, güncel olmayan adres bilgisi ya da protokolün onaylandığını göstermeyen bir karar örneği, dosyanın aylarca beklemesine yol açar. Başvurudan önce kararda nafakanın rakamsal olarak yazılı olup olmadığını kontrol etmek gerekir; yalnızca protokolün onaylanmasına biçiminde kurulmuş bir hüküm, yabancı makam tarafından infaza elverişli görülmeyebilir.

Türkiye’deki takip yolları da kapanmaz. Yükümlünün Türkiye’de taşınmazı, banka hesabı ya da alacağı varsa bunlar üzerinde haciz uygulanabilir. Yurt dışı süreci yürürken Türkiye’deki malvarlığına yönelik takibi de birlikte sürdürmek, tahsil ihtimalini belirgin biçimde artırır.

Hükümde nafakanın açıkça gösterilmemesi ve tavzih

Protokolde kararlaştırılan nafakanın hüküm fıkrasında rakamla yazılmaması, yalnızca protokolün onaylanmasına biçiminde karar kurulması, icra aşamasında tereddüt doğurur. Böyle bir hükümle takip başlatıldığında icra dairesi hangi tutarın talep edildiğini karardan okuyamaz. Çözüm, hükmün tavzihidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/28, K. 2023/3252, T. 15.06.2023 kararında bu durum açıkça ele alınmıştır. Protokolde taraflarca kararlaştırılan iştirak nafakasının hükümde yazılmaması ve sadece protokolün onaylanmasına şeklinde hüküm kurulması kararın icrasında tereddüt uyandırdığından, 6100 sayılı Kanun m. 305 uyarınca tavzih koşullarının oluştuğu belirtilmiştir.

Aynı gereklilik, nafakanın aynen devamına karar verilen dosyalar için de geçerlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/13213, K. 2016/10980, T. 20.09.2016 kararında, biçim koşullarının amacının hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamak olduğu belirtilerek, nafaka miktarının rakamsal olarak kararda gösterilmemesi infazda tereddüt yaratacağı gerekçesiyle hatalı bulunmuştur.

Tavzih talebi, hükmü veren mahkemeye verilir ve HMK m. 305 uyarınca hükmün icrası tamamlanıncaya kadar istenebilir. Tavzihle hükmün içeriği değiştirilemez; yalnızca belirsizlik giderilir. Protokolde yazılı olmayan bir nafakanın tavzih yoluyla hükme eklenmesi mümkün değildir.

Duruşma çıkışında yapılacak basit bir kontrol bu sorunu tümüyle önler: kısa kararda nafakanın türü, aylık tutarı, başlangıç tarihi ve artış oranı rakamla yazılmış mı? Yazılmamışsa aynı duruşmada düzeltilmesini istemek, sonradan tavzih davası açmaktan çok daha hızlıdır.

Protokolün kesinleşmeden önce ve sonra değiştirilmesi

Protokolün değiştirilebilirliği, kararın kesinleşip kesinleşmediğine göre kökten farklıdır. Kesinleşmeden önce taraflar iradeleriyle her maddeyi serbestçe değiştirebilir. Kesinleştikten sonra ise değişiklik ancak kanunun izin verdiği dava yollarıyla ve şartların gerçekleşmesi hâlinde mümkündür.

Kesinleşme öncesinde yapılacak değişiklik, yeni bir protokol düzenleyip mahkemeye sunmakla ya da mevcut protokolün ilgili maddesini duruşmada tutanağa geçirtmekle olur. Karar verilmiş ancak henüz kesinleşmemişse, taraflardan biri iradesinden döndüğünü bildirerek dosyanın yeniden görülmesini sağlayabilir; bu hâlde dosya çekişmeli olarak yürür ve protokolün tamamı ortadan kalkar. Tek bir maddeyi değiştirmek için tümünü riske atmak gerekir.

Kesinleşmeden sonra ise protokolün nafaka maddeleri bakımından üç dava yolu vardır: TMK m. 176/4 uyarınca artırım veya azaltma, TMK m. 176/3 uyarınca kaldırma, TMK m. 331 uyarınca iştirak nafakasının yeniden belirlenmesi. Bunların dışındaki maddeler, örneğin mal rejimi tasfiyesi ya da ibra hükümleri, kural olarak değiştirilemez; ancak irade sakatlığı iddiasıyla iptal davası açılabilir.

Velayet ve kişisel ilişki maddeleri ayrıdır. Çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde bu maddeler her zaman yeniden düzenlenebilir; protokolde yazılı olması hâkimi bağlamaz. TMK m. 183 uyarınca durumun değişmesi hâlinde velayet yeniden düzenlenir.

Anlaşmalı boşanmanın nasıl işlediğini ve protokolün duruşmada nasıl onaylandığını anlaşmalı boşanmanın nasıl yapıldığı yazısında adım adım anlattım. Sürecin tek oturumda bitirilmesi bakımından aranan şartlar için tek celsede boşanmanın mümkün olup olmadığı konusundaki değerlendirme de yol gösterir.

Bu konuda içtihat birliği yok: tartışmalı üç başlık

Protokoldeki nafaka hükümlerinin bazı yönlerinde yerleşmiş tek bir çizgi bulunmamaktadır. Uygulamada özellikle üç başlıkta farklı sonuçlara varan kararlar görülmektedir: feragat beyanının kapsamı, boşanmayı sağlamak için üstlenilen ağır yükümlülüğün akıbeti ve protokoldeki ödemenin hukuki nitelendirmesi.

Feragat başlığında ayrılık şu noktadadır: nafaka istemiyorum beyanının, yalnızca o dava bakımından talepten vazgeçme mi yoksa hakkın kendisinden feragat mi olduğu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1626, K. 2013/813, T. 12.06.2013 kararı feragatin kayıtsız şartsız olması gereğini vurgulayarak ölçütü sıkılaştırmakta; buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9689, K. 2023/348, T. 23.01.2023 kararı açık feragat hâlinde karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Sınırın nerede olduğu, beyanın somut ifadesine göre değişmektedir.

İkinci başlıkta Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020 kararı iki yönlü bir denge kurar: bilerek üstlenilen aşırı yükümlülüğün sonradan kaldırılmasını istemek iyi niyetle bağdaşmaz, ama umulmadık gelişmeler edim dengesini bozmuşsa uyarlama yapılır. Hangi gelişmenin umulmadık sayılacağı hâkimin takdirindedir ve dosyalar arasında farklılık gösterir.

Üçüncü başlık nitelendirmedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6676, K. 2023/4362, T. 28.09.2023 kararında protokoldeki döviz ödemesinin yoksulluk nafakası sayılmadığı belirtilmiştir; oysa benzer ifadelerle yazılmış başka protokollerde aynı kalem nafaka olarak değerlendirilebilmektedir. Protokolün lafzı ile tarafların gerçek iradesi arasındaki mesafe, sonucu doğrudan belirlemektedir.

Bu belirsizlikler karşısında yapılabilecek en etkili şey, protokolü baştan tartışmaya kapalı biçimde yazmaktır. Her kalemin türü, hukuki dayanağı ve süresi ayrı ayrı yazıldığında yukarıdaki üç tartışmanın hiçbiri dosyaya girmez.

Protokol yazarken anlaşmalı boşanmada nafaka maddesi kontrol listesi

Nafaka maddesi, protokolün en uzun ömürlü hükmüdür; çocuk ergin olana kadar ya da yoksulluk nafakasında süresiz biçimde uygulanır. Aşağıdaki tablo, maddede bulunması gereken unsurları, eksik bırakılması hâlindeki sonucu ve dayanağını bir arada gösteriyor.

Protokolde bulunması gereken Eksik bırakılırsa sonuç Dayanak
Nafakanın türü (yoksulluk, iştirak, tedbir) Kalemin niteliği tartışmalı hâle gelir, uyarlama davası açılır Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6676, K. 2023/4362, T. 28.09.2023
Aylık tutarın rakamla yazılması İcrada tereddüt doğar, tavzih gerekir Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/28, K. 2023/3252, T. 15.06.2023
Hükümde miktarın gösterilmesi İnfaz kabiliyeti zayıflar, karar bozulabilir Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/13213, K. 2016/10980, T. 20.09.2016
Yıllık artış oranı ve hesaplama yöntemi Nafaka sabit kalır, artırım davası açmak gerekir TMK m. 176/4; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/9938, K. 2022/452, T. 24.01.2022
Ödeme günü ve ödeme yöntemi İcra ceza şikâyetinde ihlal tarihi tartışmalı olur 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344, 347
Yoksulluk nafakasına ilişkin feragat ifadesi Beyan feragat sayılmayabilir, sonradan talep gelebilir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1626, K. 2013/813, T. 12.06.2013
İştirak nafakasının çocuğun ihtiyacına uygunluğu Hâkim düzeltme önerir, kabul edilmezse dosya çekişmeliye döner Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/4807, K. 2013/7679, T. 08.05.2013
Döviz ya da altın belirlenmişse kur ve gün Takipte kur farkı uyuşmazlığı çıkar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 99
Nafakanın sona ereceği hâller Kaldırma için ayrı dava açmak gerekir TMK m. 176/3

Tablodaki dokuz satırın hepsi tek bir maddeye sığar. Uygulamada protokollerin çoğunda bu unsurlardan üç ya da dördü eksiktir ve eksiklerin faturası, boşanma bittikten yıllar sonra açılan uyarlama, artırım ve tavzih davalarıyla ödenir.

Nafakanın dava süresince ödenen türü olan tedbir nafakasının hesabı da protokol yazılırken gözetilmelidir; tedbir nafakasının şartları ve miktarı bu konuda ölçüt sağlar.

49 Soruda Anlaşmalı Boşanmada Nafaka

1. Anlaşmalı boşanmada nafaka miktarını taraflar mı belirler?
Taraflar serbestçe belirler, hâkim uygun bulursa onaylar. Sınır kamu düzeni ve genel ahlaktır.

2. Protokoldeki nafaka sonradan değiştirilebilir mi?
Değiştirilebilir. TMK m. 176/4 ve m. 331 uyarınca koşulların değişmesi hâlinde artırım, azaltma ya da kaldırma istenebilir.

3. Sözleşmeye bağlılık ilkesi ne anlama geliyor?
Kararlaştırılan düzenlemeye kural olarak uyulması gerektiği anlamına gelir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/18321, K. 2016/13538, T. 28.11.2016 kararında bu ilke vurgulanmıştır.

4. Protokolde nafaka yazmazsak sonradan isteyebilir miyim?
Yoksulluk nafakası için isteyemezsiniz. İştirak nafakası için isteyebilirsiniz; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/8534, K. 2016/12126, T. 24.10.2016 kararı bu yöndedir.

5. Nafaka istemiyorum dedim, hakkım tamamen bitti mi?
Beyanınız kayıtsız ve şartsız değilse feragat sayılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1626, K. 2013/813, T. 12.06.2013 kararında nafaka hakkını saklı tutan beyanın feragat olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir.

6. Şimdilik nafaka istemiyorum yazmak güvenli mi?
Nafaka yükümlüsü açısından güvenli değildir. Zaman bakımından sınırlı bu ifade feragat sayılmaz ve sonradan talep gelebilir.

7. Çocuğun nafakasından feragat edebilir miyim?
Edemezsiniz. İştirak nafakası çocuğun hakkıdır ve TMK m. 182 ile m. 327 karşısında ebeveynin feragati sonuç doğurmaz.

8. İştirak nafakası neden kamu düzeninden sayılıyor?
Çocuğun bakım ve korunmasını amaçladığı için. Bu nedenle protokolde belirlenmemiş olması ya da düşük belirlenmesi hâkimi bağlamaz.

9. Protokolde yazan iştirak nafakasının altına inilebilir mi?
İnilemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/4327, K. 2011/8229, T. 10.05.2011 kararında protokolle kararlaştırılan miktarın altında nafakaya hükmedilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı belirtilmiştir.

10. Nafaka artırım davası açmak için kaç yıl beklemeliyim?
Beklemenize gerek yoktur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/18093, K. 2015/4585, T. 23.03.2015 kararına göre artırım davası belli bir zaman geçmesine bağlı değildir.

11. Nafaka takdirinde hangi ölçütler gözetilir?
Çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları ile ana babanın gelir durumu gözetilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/4807, K. 2013/7679, T. 08.05.2013 kararı bu ölçütleri sayar.

12. Protokolde artış oranı yazmazsak ne olur?
Nafaka sabit kalır ve kendiliğinden artmaz. Artış için TMK m. 176/4 uyarınca ayrı dava açmanız gerekir.

13. Artış oranını nasıl yazmalıyım?
Hangi tarihte, hangi veriye göre ve hangi döneme ait veriyle artış yapılacağı yazılmalıdır. Belirsiz ifadeler icra dairesinde uyuşmazlık doğurur.

14. Yıllık yüzde 15 gibi sabit oran geçerli mi?
Geçerlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/9938, K. 2022/452, T. 24.01.2022 kararına konu protokolde yüzde 15 sabit artış kararlaştırılmış ve geçerli sayılmıştır.

15. Nafakayı dolar üzerinden belirleyebilir miyiz?
Belirleyebilirsiniz, ancak ödemenin hangi para biriminde yapılacağı ve dönüştürmede hangi kurun esas alınacağı yazılmalıdır. 6098 sayılı Kanun m. 99 hükümleri uygulanır.

16. Altın üzerinden nafaka olur mu?
Olur, ama fiyatın hangi kaynağa ve hangi güne göre belirleneceği açıkça yazılmalıdır. Aksi hâlde her ay yeni bir uyuşmazlık çıkar.

17. Döviz olarak yazılan ödeme nafaka mı sayılır?
Her zaman sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6676, K. 2023/4362, T. 28.09.2023 kararında 600 ABD doları tutarındaki ödemenin yoksulluk nafakası mahiyetinde olmadığı tespit edilmiştir.

18. Hükümde nafaka rakamı yazmıyorsa ne yapmalıyım?
Tavzih talebinde bulunmalısınız. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/28, K. 2023/3252, T. 15.06.2023 kararında bu hâlde HMK m. 305 uyarınca tavzih koşullarının oluştuğu belirtilmiştir.

19. Tavzihle hükme yeni bir nafaka eklenebilir mi?
Eklenemez. Tavzih yalnızca belirsizliği giderir; hükmün içeriğini değiştiremez.

20. Nafaka ödenmezse ne yapmalıyım?
Önce ilamlı icra takibi başlatın, ödenmezse İİK m. 344 uyarınca icra ceza mahkemesine şikâyette bulunun. Yaptırım üç aya kadar tazyik hapsidir.

21. İcra ceza şikâyeti için süre ne kadar?
İİK m. 347 uyarınca öğrenmeden itibaren üç ay ve her hâlde fiilden itibaren bir yıldır. Süre kaçırılırsa şikâyet hakkı düşer.

22. Birikmiş nafaka için hapis istenebilir mi?
İstenemez. Tazyik hapsi yalnızca ödenmeyen cari aylık nafaka için işler; birikmiş borç ilamlı takiple tahsil edilir.

23. Tazyik hapsi ne zaman sona erer?
Borç ödendiğinde derhâl sona erer. Ödeme infaz sırasında da yapılabilir.

24. Maaştan ne kadar haciz yapılabilir?
Genel kural İİK m. 83 uyarınca dörtte birdir; ancak nafaka alacakları bu sınırdan istisna tutulmuştur.

25. Nafaka alacağı diğer alacaklardan önce mi gelir?
İİK m. 206 uyarınca nafaka alacakları sıra cetvelinde öncelikli sırada yer alır.

26. Yükümlü yurt dışındaysa nafakayı nasıl tahsil ederim?
Kararın tanınıp tenfiz edilmesi ya da merkezî makam üzerinden adli yardım talebinde bulunulması yoluyla. Yol seçimi yükümlünün bulunduğu ülkeye göre değişir.

27. Merkezî makam başvurusunda hangi belgeler gerekir?
Kesinleşme şerhli boşanma kararı, onaylı protokol, apostilli ve yeminli tercümeli örnekler ile güncel adres bilgisi gerekir.

28. Yurt dışı süreci sürerken Türkiye’de takip yapabilir miyim?
Yapabilirsiniz. Yükümlünün Türkiye’deki taşınmaz, banka hesabı ya da alacakları üzerinde haciz uygulanabilir.

29. Protokolü kesinleşmeden önce değiştirebilir miyiz?
Değiştirebilirsiniz. Yeni protokol sunulabilir ya da değişiklik duruşma tutanağına geçirilebilir.

30. Karar çıktı ama kesinleşmedi, tek bir maddeyi değiştirebilir miyim?
Doğrudan değiştiremezsiniz. İradenizden dönmeniz hâlinde protokolün tamamı ortadan kalkar ve dosya çekişmeli olarak yürür.

31. Kesinleştikten sonra protokol değiştirilebilir mi?
Yalnızca kanunun izin verdiği dava yollarıyla. Nafaka için TMK m. 176/3, m. 176/4 ve m. 331; velayet için TMK m. 183 uygulanır.

32. Mal paylaşımı maddesi sonradan değiştirilebilir mi?
Kural olarak değiştirilemez. Ancak irade sakatlığı iddiasıyla iptal davası açılması mümkündür.

33. Yoksulluk nafakası ne zaman kaldırılır?
TMK m. 176/3 uyarınca alacaklının yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde kaldırılır.

34. Nafaka yükümlüsü işini kaybederse ne olur?
Azaltma ya da kaldırma davası açabilir. Gelir kaybının kalıcı olduğunu belgelemek gerekir.

35. Boşanmak için ödeyemeyeceğim bir nafakayı kabul ettim, ne yapabilirim?
Kural olarak korunmazsınız. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020 kararına göre bilerek üstlenilen yükümlülüğün kaldırılmasını istemek iyi niyetle bağdaşmaz.

36. Hiç mi bir yol yok?
Umulmadık gelişmeler edim dengesini bozmuşsa uyarlama istenebilir. Aynı kararda sözleşme koşullarının değişen koşullara uyarlanacağı belirtilmiştir.

37. Uyarlama davasında hangi belgeler gerekir?
Protokol ve dava tarihindeki gelir belgeleri, hizmet dökümü, varsa sağlık raporu, nüfus kaydı ve ödeme geçmişini gösteren banka hareketleri.

38. Şartlar oluşmadan kaldırma davası açarsam ne olur?
Dava reddedilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/17563, K. 2017/6723, T. 08.05.2017 kararında böyle bir talep hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmiştir.

39. Nafakanın başlangıç tarihi ne olmalı?
Protokolde açıkça yazılmalıdır. Yazılmazsa kararın kesinleşme tarihi esas alınır ve bu, aylar arasında fark doğurabilir.

40. Nafakayı elden ödersem sorun olur mu?
Olur. İspat yükü yükümlüde olduğundan ödemenin banka üzerinden ve açıklama yazılarak yapılması gerekir.

41. Çocuk ergin olunca nafaka biter mi?
İştirak nafakası kural olarak erginlikle sona erer; ancak eğitimi devam eden çocuk için TMK m. 328/2 uyarınca yardım nafakası gündeme gelebilir.

42. Yeniden evlenirsem nafakam kesilir mi?
Yoksulluk nafakası kesilir. İştirak nafakası ise çocuğun hakkı olduğundan velayet sahibinin yeniden evlenmesinden etkilenmez.

43. Nafaka davasında harç ne kadar?
Nafaka davaları nispi harca tabidir ve yıllık nafaka tutarı üzerinden hesaplanır. Artırım davasında ise artış farkının yıllık tutarı esas alınır.

44. Protokolde vekâlet ücreti de yazmalı mı?
Yazmanız yerinde olur. Aksi hâlde HMK m. 323 ve m. 326 uyarınca genel hükümler uygulanır.

45. Protokolü avukatsız yazabilir miyim?
Hukuken engel yoktur, ancak eksik yazılmış bir madde yıllarca sürecek davalara yol açabilir. Metnin hukuki denetimden geçirilmesi, sonradan çıkacak uyuşmazlıkların büyük bölümünü önler.

46. Nafakanın toptan ödenmesi kararlaştırılabilir mi?
TMK m. 176/1 uyarınca maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan ödenebilir. Tercihin protokolde açıkça yazılması, tutarın ve ödeme gününün rakamla gösterilmesi gerekir.

47. Toptan ödenen nafaka sonradan artırılabilir mi?
Kural olarak hayır; borç ifayla sona erdiğinden artırım davasına konu olmaz. İrat biçiminde ödenen nafaka ise TMK m. 176/4 uyarınca artırılabilir ya da azaltılabilir.

48. Okul ücreti iştirak nafakasının içinde midir?
Protokolde ayrıca yazılmamışsa aylık nafakanın olağan giderleri kapsadığı kabul edilir. Ücretin ayrıca paylaşılması isteniyorsa oran, tavan tutar ve ödeme usulü yazılmalıdır.

49. Protokolde yazılmayan kurs ve servis gideri sonradan istenebilir mi?
TMK m. 327 ve m. 328 uyarınca bakım yükümlülüğü sürer; artan giderler TMK m. 331 çerçevesinde nafakanın yeniden belirlenmesi talebiyle ileri sürülebilir. Bunun için yeni bir dava açmak gerekir.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma protokolü, imzalandığı gün kısa bir metin gibi görünür; oysa nafaka maddesi bakımından yıllarca yürürlükte kalacak bir sözleşmedir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi gereği taraflar kararlaştırdıklarına uymak zorundadır ve şartlar oluşmadan kaldırma ya da indirme talebi hakkın kötüye kullanılması sayılır. Buna karşılık TMK m. 176/4 ve m. 331, koşulların değişmesi hâlinde nafakanın yeniden belirlenmesine kapı açar.

İştirak nafakası ayrı bir rejime tabidir. Çocuğun hakkı olduğundan protokolde hiç yazılmamış olsa dahi sonradan istenebilir; yazılmışsa da kararlaştırılan miktarın altına inilemez. Yoksulluk nafakasında ise feragat mümkündür, ama beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir; saklı tutulmuş bir hak, feragat edilmiş sayılmaz.

Protokolde nafakanın türü, tutarı, artış yöntemi, ödeme günü ve sona erme hâlleri açıkça yazıldığında sonraki uyuşmazlıkların büyük bölümü baştan kapanır; hükümde miktarın rakamla gösterilmesi de icra aşamasındaki tereddüdü ortadan kaldırır. Kendi protokolünüzdeki nafaka maddesini bu ölçütlerle gözden geçirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 169, 174, 175, 176, 182, 183, 327, 328, 331.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 305, 311, 323, 326.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 83, 206, 344, 347.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27, 99, 138.

1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun m. 1.

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/1626, K. 2013/813, T. 12.06.2013

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/9938, K. 2022/452, T. 24.01.2022

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/10699, K. 2022/987, T. 07.02.2022

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4032, K. 2024/5401, T. 04.07.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6676, K. 2023/4362, T. 28.09.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/28, K. 2023/3252, T. 15.06.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9689, K. 2023/348, T. 23.01.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/18321, K. 2016/13538, T. 28.11.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/17563, K. 2017/6723, T. 08.05.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/18093, K. 2015/4585, T. 23.03.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/4807, K. 2013/7679, T. 08.05.2013

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/4327, K. 2011/8229, T. 10.05.2011

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/8534, K. 2016/12126, T. 24.10.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/21269, K. 2010/20950, T. 20.12.2010

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/13213, K. 2016/10980, T. 20.09.2016

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, E. 2017/25, K. 2017/105, T. 08.02.2017

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/774, K. 2017/1398, T. 13.07.2017

Doktrin ve akademik kaynaklar

Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku.

Bilge Öztan, Aile Hukuku.

Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku.

Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler.

Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.