Skip to main content

Nafaka Artırım Davası: Şartları ve Artış Oranı

Nafaka artırım davası şartları ve artış oranı konulu makale kapak görseli

Boşanma ilamıyla bağlanan nafakanın aradan geçen yıllarda alım gücünü yitirmesi hâlinde başvurulacak yol nafaka artırım davasıdır. Türk Medeni Kanunu, hükmedilmiş iradın sabit kalmasını değil, tarafların mali durumundaki değişime ve hakkaniyete göre güncellenmesini esas alır. Uygulamada en çok merak edilen konu, bu davanın açılabilmesi için belirli bir sürenin geçmesinin gerekip gerekmediği ve mahkemenin hangi endeksi esas alacağıdır. Her iki sorunun da yerleşik içtihatta net karşılığı var.

Bu yazıda artırım talebinin dayandığı TMK m. 176/4, m. 182 ve m. 331 hükümleri, bekleme süresi tartışması, önceki ilamdaki artış kaydının etkisi, ÜFE ile TÜFE ayrımı, artışın hangi tarihten işleyeceği, icra takibiyle ilişkisi, yabancı para üzerinden bağlanan nafakanın durumu, görev ve yetki kuralları ile harç rejimi sayısal örnekler üzerinden anlatılıyor.

Nafaka artırım talebinde karar akışı Artırım Talebinde Hâkimin Karar Akışı 1. Hükmedilmiş nafaka Yoksulluk / iştirak iradı 2. Değişiklik incelemesi Mali durum değişti mi? Hakkaniyet gerektiriyor mu? 3. Bekleme süresi yok Kanunda asgari süre öngörülmemiştir 4. Miktarın takdiri: TMK m. 4 hakkaniyet ölçüsü Çocuğun yaşı ve eğitimi, velinin emeği, yükümlünün geliri, paranın alım gücü 5a. Gelecek yıllar artışı TALEP EDİLMİŞSE TÜİK ÜFE oranında yıllık artış hükmü kurulur; talebin karara bağlanmaması bozma sebebidir. TEFE-TÜFE ortalaması infazda tereddüt doğurur. 5b. TALEP EDİLMEMİŞSE Mahkeme resen artış hükmü kuramaz; talep aşılarak karar verilemez. Taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26).
Artırım talebinde mahkemenin izlediği aşamalar ve gelecek yıllar artışının talebe bağlı olması.

Nafaka artırım davası nedir ve hangi maddelere dayanır

Hükmedilmiş yoksulluk veya iştirak nafakasının, paranın alım gücündeki düşüş ve tarafların değişen ekonomik koşulları karşısında güncellenmesi için açılan davadır. Yoksulluk nafakası bakımından dayanak TMK m. 176/4, iştirak nafakası bakımından TMK m. 182 ve m. 331 hükümleridir. Her iki durumda da mahkeme, iradı yeniden belirleme yetkisine sahiptir.

TMK m. 176/4 hükmü, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebileceğini düzenler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015 kararında bu hükmü yorumlarken, artırıma karar verilebilmesi için ya tarafların mali durumlarının değişmesinin ya da hakkaniyetin artırımı gerektirmesinin yeterli olduğunu belirtmiştir. İki koşul birlikte aranmaz; biri gerçekleştiğinde artırım talebi incelenebilir hâle gelir.

İştirak nafakası tarafında TMK m. 331, durumun değişmesi hâlinde hâkimin istek üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyeceğini ya da nafakayı kaldıracağını öngörür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/6008, K. 2011/12096, T. 11.07.2011 kararında, nafaka miktarının yeniden belirlenebilmesi için tarafların gelirlerinde veya küçüğün ihtiyaçlarında artış olmasının yeterli sayıldığını, bu hâlde artırım istemli dava açılabileceğini ifade etmiştir. TMK m. 182/2 ise velayet kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğunu hükme bağlar; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/7595, K. 2016/11886, T. 20.10.2016 kararı bu yükümlülüğün yasal çerçevesini aynı biçimde ortaya koyar.

Pratik açıdan fark şudur: yoksulluk nafakasında talep sahibi eski eştir ve dava kendi adına açılır. İştirak nafakasında ise alacaklı çocuktur; velayet hakkına sahip ebeveyn çocuğu temsilen dava açar. Çocuk ergin olmuşsa, eğitimi devam etse dahi davayı artık kendisi açmak zorundadır. Bu ayrımın gözden kaçırılması husumet yönünden ret riski doğurur.

Artırım için aranan şartlar: mali durum değişikliği ve hakkaniyet

Kanun iki alternatif koşul öngörür. Ya tarafların mali durumlarında hükümden bu yana bir değişiklik olmalı ya da hakkaniyet artırımı gerektirmelidir. İkinci koşul, enflasyon nedeniyle iradın erimesi hâllerini kapsar ve yükümlünün gelirinde belirgin bir artış olmasa bile artırıma kapı açar.

Mali durum değişikliği iki yönlü okunur. Nafaka yükümlüsünün gelirinin artması klasik örnektir: asgari ücretle çalışırken kadrolu bir işe geçen, ikinci bir taşınmaz edinen ya da ek gelir kaynağı elde eden yükümlü bakımından artırım koşulu gerçekleşmiştir. Bunun karşısında alacaklının ihtiyaçlarındaki artış da aynı sonucu doğurur. Çocuk ilkokuldan liseye geçmişse, sürekli tedavi gerektiren bir rahatsızlık ortaya çıkmışsa ya da alacaklı eş kirada oturmaya başlamışsa değişiklik koşulu sağlanmış sayılır.

Hakkaniyet koşulu ise tarafların gelirinde hiçbir değişiklik olmasa dahi devreye girer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015 kararında, nafakaya hükmedilen tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen sürede paranın satın alma gücünün değerlendirilmesi ve hakkaniyete uygun biçimde en azından enflasyon oranında artırım yapılması gerektiğini belirtmiştir. Aynı kararda, asgari ücret seviyesinde gelire sahip olmanın yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu sayılmadığı da vurgulanmıştır.

Somut bir örnek üzerinden bakalım. 2021 yılında aylık 1.500 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, davalının geliri o tarihte de bugün de asgari ücret düzeyindedir. Yükümlünün gelirinde reel bir artış olmamasına rağmen, aradan geçen sürede paranın alım gücündeki kayıp tek başına hakkaniyet koşulunu doğurur. Mahkeme, yükümlünün ödeme gücünü aşmayacak bir üst sınır gözeterek iradı güncelleyecektir.

Nafaka artırım davası açmak için üç yıl beklemek gerekir mi

Hayır. Kanunda artırım davası için herhangi bir bekleme süresi öngörülmemiştir. Uygulamada sıkça dile getirilen üç yıllık süre, çoğu ilamda gelecek yıllar için üç yıllık artış kaydı kurulmasından kaynaklanan bir yanlış anlamadır. Şartlar oluşmuşsa hükümden altı ay sonra da dava açılabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/6404, K. 2015/14792, T. 01.10.2015 kararında, nafaka miktarlarında yeniden belirleme yapılabilmesi için belli bir sürenin geçmesinin aranmadığı, TMK m. 331 gereğince durumun değişmesi hâlinde hâkimin istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyeceği açıkça ifade edilmiştir. Aynı yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/12516, K. 2017/2437, T. 02.03.2017 kararında artırım davası açılmasının kanunda belirli bir süreye tabi tutulmadığı belirtilmiştir.

Sürenin aranmaması, her davanın kendi dönemi bakımından bağımsız değerlendirilmesi ilkesinin doğal sonucudur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/9420, K. 2017/10441, T. 19.06.2017 kararında, artırım davasının açılmasının belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi her davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Aynı ilke Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11670, K. 2017/1824, T. 22.02.2017 kararında da tekrarlanmıştır.

Bununla birlikte pratik bir uyarı gerekir. Hükümden çok kısa süre sonra, koşullarda kayda değer bir değişiklik göstermeden açılan dava esastan reddedilebilir ve yargılama gideri ile vekâlet ücreti davacıya yüklenir. Süre şartı yokluğu, koşul şartı yokluğu anlamına gelmez.

Önceki ilamda artış oranı varsa yeniden dava açılabilir mi

Açılabilir. Önceki nafaka ilamında gelecek yıllara yönelik bir artış oranı belirlenmiş olması, yeni bir artırım davasının önünde engel oluşturmaz ve kesin hüküm etkisi doğurmaz. İlamdaki otomatik artış, o tarihteki dengeyi korumaya yönelik bir öngörüdür; sonradan ortaya çıkan olağanüstü değişiklikleri kapsamaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/5965, K. 2015/14023, T. 14.09.2015 kararında bu konu doğrudan ele alınmış ve iştirak nafakası davasında nafaka miktarının artış oranına ilişkin düzenleme bulunmasının daha sonra iştirak nafakasının artırılması için dava açılmasına engel olmadığı, önceki davada belirlenen iştirak nafakası ve artış oranının kesin hüküm oluşturmadığı belirtilmiştir. Aynı yaklaşım Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17418, K. 2016/2636, T. 24.02.2016 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19704, K. 2017/9326, T. 07.06.2017 kararlarında da benimsenmiştir.

Mantık şu şekilde işler. İlamda her yıl ÜFE oranında artış kaydı bulunan 3.000 TL iştirak nafakası, üç yıl sonra endeksleme yoluyla 7.400 TL seviyesine gelmiş olabilir. Ancak bu süreçte çocuk özel bir liseye geçmiş, düzenli tedavi masrafı doğmuş ya da baba iş değiştirerek gelirini iki katına çıkarmışsa endeksleme sonucu ortaya çıkan rakam artık dengeyi karşılamaz. Mahkeme, endekslenmiş tutarı başlangıç noktası alarak yeni bir takdirde bulunur.

Aynı doğrultuda, önceki dönemlere ilişkin davaların derdest olması veya karara bağlanıp kesinleşmemiş olması da takip eden dönem için dava açılmasına engel değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/352, K. 2009/348, T. 15.07.2009 kararında bu husus açıkça değerlendirilmiş, aynı konuda fakat değişik dönemlere ilişkin davaların derdestliğinin engel oluşturmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/3096, K. 2016/7350, T. 09.05.2016 kararı da aynı yöndedir.

ÜFE mi TÜFE mi: artış oranında hangi endeks esas alınır

Yerleşik uygulamada gelecek yıllar artışında TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE oranı esas alınır. TÜFE ya da TEFE-TÜFE ortalaması üzerinden kurulan hükümler, infaz aşamasında hangi rakamın uygulanacağı konusunda tereddüt doğurduğu gerekçesiyle bozma sebebi sayılmaktadır. Talep varsa mahkeme ÜFE oranında yıllık artışa hükmetmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/15254, K. 2015/1393, T. 26.01.2015 kararı ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/16210, K. 2015/2896, T. 24.02.2015 kararında, tarafların ekonomik koşullarında olağanüstü bir değişiklik bulunmadığı sürece taraflar arasındaki dengenin sağlanması amacıyla artışta TÜİK ÜFE oranının temel alındığı ifade edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2665, K. 2024/9550, T. 05.12.2024 kararında ise gelecek yıllar için artış talep edilmişse ÜFE oranında yıllık artış kararı verilmesi gerektiği, TEFE-TÜFE ortalamasının infazda tereddüt yarattığı belirtilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/3776, K. 2015/12369, T. 02.07.2015 kararı da aynı yöndedir.

ÜFE artışı sayısal olarak nasıl hesaplanır

Endeks artışı iki farklı yerde devreye girer. Birincisi, geçmiş dönemde eriyen nafakanın dava tarihindeki karşılığını bulmak için; ikincisi, hükümde gelecek yıllara yönelik otomatik artış kaydı kurmak için.

Geçmiş dönem hesabı için: Ocak 2022’de 2.500 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, Ocak 2025’te artırım davası açılmış olsun. Bu üç yıllık dönemde Yİ-ÜFE’nin toplam artışı kabaca yüzde 240 ise, endekslenmiş karşılık 2.500 × 3,40 = 8.500 TL olur. Bu rakam, mahkemenin alt sınır olarak dikkate alacağı referanstır. Yükümlünün geliri buna elverişliyse hâkim daha yüksek bir tutara da hükmedebilir; elverişli değilse hakkaniyet gereği daha düşük bir rakamda karar kılabilir.

Gelecek yıl hesabı için: hüküm fıkrasında nafakanın her yıl bir önceki yılın Yİ-ÜFE oranında artırılmasına karar verilmişse, 8.500 TL’lik nafaka bir yıl sonra, o dönemin yıllık ÜFE oranı yüzde 32 olduğunda 8.500 × 1,32 = 11.220 TL’ye yükselir. İkinci yıl oran yüzde 25 ise 11.220 × 1,25 = 14.025 TL olur. Endeksleme bileşik işler; her yıl bir önceki yılın güncellenmiş tutarı üzerinden hesaplanır. Bu hesap dosyanın kendi verilerine ve TÜİK’in ilgili dönem oranlarına göre değişir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Endeksleme kaydının hüküm fıkrasında açık yazılması infaz için hayatidir. Her yıl Yİ-ÜFE oranında artırılmasına biçimindeki net bir ifade, icra dairesinin ek bir ilama gerek duymadan güncel tutarı hesaplamasına imkân verir. Belirsiz ifadeler ise alacaklıyı yeniden dava açmak zorunda bırakır.

Talep yoksa mahkeme resen artış hükmü kurabilir mi

Kuramaz. Gelecek yıllara yönelik artış oranı, ancak davacı bunu açıkça talep etmişse hükme bağlanabilir. Talep bulunmadığı hâlde mahkemenin kendiliğinden ÜFE oranında artış kaydı kurması, HMK m. 26’daki taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturur ve bozmayı gerektirir. Aynı ilke, talep edilen tutarın aşılmasını da yasaklar; dilekçedeki talep sonucu hükmün sınırını çizer.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8093, K. 2015/15597, T. 12.10.2015 kararında, davacı tarafça gelecek yıllara yönelik bir artış talebinde bulunulmamışsa mahkemece kendiliğinden ÜFE oranında artış hükmü kurulamayacağı belirtilmiştir. Aynı ilke Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2332, K. 2023/2603, T. 23.05.2023 kararında da tekrarlanmıştır.

Madalyonun diğer yüzü de aynı ilkeden doğar. Mahkeme, davacının talep ettiği artırım miktarını aşacak biçimde hüküm kuramaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3356, K. 2019/62, T. 14.01.2019 kararında talebin aşılarak karar verilmesinin bozma sebebi olduğu ifade edilmiştir. Aylık 2.000 TL artırım talep eden davacı lehine 3.000 TL artırıma hükmedilmesi, dosyadaki delil durumu ne kadar elverişli olursa olsun usule aykırıdır.

Dilekçe yazımı açısından pratik sonuç açıktır. Talep sonucu bölümünde hem aylık artış tutarı hem de gelecek yıllar için istenen endeksleme kaydı ayrı ayrı yazılmalıdır. Islah imkânı bulunsa da, artış kaydının baştan talep edilmemesi çoğu zaman yeni bir dava yükü doğurur.

Artış hangi tarihten itibaren işler, geçmişe dönük artış istenebilir mi

Artışa dava tarihinden itibaren hükmedilir. Dava açılmadan önceki dönem için geriye dönük artış talep edilemez; alacaklı, ilamdaki eski tutarla yetinmek zorundadır. Bu nedenle koşullar oluştuğunda davanın geciktirilmemesi, her ay somut bir maddi kayıp anlamına gelir.

Kuralın dayanağı 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıdır. Bu karara göre nafaka artırım davaları, kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olduğundan artışa dava tarihinden itibaren hükmedilmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/16572, K. 2015/2707, T. 23.02.2015 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/14295, K. 2015/20658, T. 21.12.2015 kararları bu ilkeyi uygulamaktadır.

Sayısal etkiyi görelim. Nafaka 2.000 TL, koşullar Ocak 2024’te değişmiş, dava ise Ocak 2025’te açılmış olsun. Mahkeme nafakayı 6.000 TL’ye çıkarsa, aradaki 4.000 TL’lik fark yalnızca dava tarihinden itibaren doğar. Bir yıllık gecikmenin bedeli 12 × 4.000 = 48.000 TL’dir ve bu tutar hiçbir biçimde geri alınamaz. Hükmün kesinleşmesi beklenmeden, karar tarihinden itibaren de icra takibi yapılabilir; nafaka ilamları kesinleşmeden icraya konulabilen ilamlardandır.

Artırılan tutarın dava tarihi ile karar tarihi arasındaki birikmiş kısmı, kararla birlikte muaccel hâle gelir ve icra takibine konu edilebilir. Bu birikmiş kısma uygulanacak faizin türü ve başlangıcı ayrı bir tartışma konusudur; ilamlı icrada faiz türü, başlangıç ve kesinleşme yazısında bu ayrımı ayrıntılı anlattım.

İcra takibi sürerken nafaka artırım davası açılabilir mi

Açılabilir. Mevcut nafakanın icra dairesi eliyle tahsil ediliyor olması, artırım davası bakımından hiçbir engel oluşturmaz. İki süreç birbirinden bağımsızdır: takip, eski ilamdaki tutarın tahsiline; dava ise gelecek dönem için yeni bir tutar belirlenmesine yöneliktir. Derdestlik itirazı da yerinde görülmez.

Uygulamada sıralama şöyle işler. Alacaklı, eski ilama dayalı takibi hiç durdurmadan sürdürür. Artırım kararı verildiğinde, artan kısım için ya mevcut dosyaya yeni ilam eklenerek ek talep açılır ya da ayrı bir takip başlatılır. Çoğu icra dairesi, aynı dosyada güncelleme yapılmasını kabul etmekte; bazıları ise yeni ilam için ayrı dosya açılmasını istemektedir. Her iki yol da mümkündür, ancak aynı dönem için iki dosyadan mükerrer tahsilat yapılmamasına dikkat edilmelidir.

Maaş haczi bulunan dosyalarda ek bir adım gerekir. İşverene gönderilmiş eski maaş haczi müzekkeresi, artırılan tutarı kendiliğinden kapsamaz. Yeni ilam icra dosyasına sunulduktan sonra işverene güncellenmiş bir müzekkere yazılması gerekir; aksi hâlde işveren eski tutar üzerinden kesinti yapmaya devam eder ve fark biriker. Maaş haczi tebligatının ve haricen tahsil bildiriminin nasıl işlediğini haricen tahsil bildirimi ve maaş haczi tebligatı yazısında ele aldım.

Yükümlü açısından da simetrik bir durum vardır. Aleyhine takip yürütülen yükümlü, aynı dönemde nafaka indirim davası açabilir. Ancak indirim davası açılmış olması takibi kendiliğinden durdurmaz; icranın geri bırakılması için ayrıca tedbir kararı alınması gerekir.

Nafaka artışının yürürlük zaman çizelgesi Artış Hangi Tarihten İtibaren Doğar Koşullar değişti Ocak 2024 DAVA TARİHİ Ocak 2025 Karar Ekim 2025 1. yıl endekslemesi Ocak 2026 Eski tutar geçerli: 2.000 TL Geriye dönük artış istenemez Artış bu tarihten işler: 6.000 TL Birikmiş fark kararla muaccel olur Yİ-ÜFE %32 ise 7.920 TL 28.11.1956 tarihli 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı: artışa dava tarihinden itibaren hükmedilir. Bir yıllık gecikme örnekte 12 × 4.000 = 48.000 TL geri alınamaz kayıp doğurur.
Dava tarihinden önceki dönem için artış doğmaz; gecikmenin maliyeti aylık farkın katları kadardır.

Dava reddedilirse yeniden ne zaman açılabilir, kesin hüküm var mı

Ret kararı, sonraki dönemler bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Nafaka davalarında kesin hüküm etkisi, yalnızca kararın ilgili olduğu dönem ve o dönemdeki maddi vakıalarla sınırlıdır. Koşullar değiştiğinde ertesi gün dahi yeni bir dava açılabilir; beklenmesi gereken bir süre bulunmaz.

Bu sonucun temeli, her davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi ilkesidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/9420, K. 2017/10441, T. 19.06.2017 kararında bu ilke açıkça ifade edilmiştir. Bir davanın esastan reddedilmiş olması, yalnızca dava tarihi itibarıyla koşulların gerçekleşmediğini gösterir; sonraki aylarda enflasyon, çocuğun büyümesi ya da yükümlünün gelir artışı yeni bir vakıa yaratır.

Ret kararının hangi gerekçeyle verildiği önemlidir. Usulden ret hâlinde, örneğin görevsizlik ya da husumet nedeniyle reddedilmişse, eksiklik giderilerek dava hemen yeniden açılabilir. Esastan ret hâlinde ise yeni dava için koşullarda değişiklik gösterebilecek somut delil sunulması gerekir: ücret bordrosu, okul kayıt belgesi, sağlık raporu, kira sözleşmesi gibi.

Aynı mantık derdestlik bakımından da geçerlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/352, K. 2009/348, T. 15.07.2009 kararında, değişik dönemlere ilişkin olmak üzere daha önce açılan davaların derdest olmasının ya da karara bağlanıp kararın kesinleşmemiş olmasının takip eden dönem için artırım davası açılmasına engel olmadığı belirtilmiştir. Yani ilk davanın istinaf aşamasında olması, ikinci dönem için dava açılmasını engellemez.

Pratikte dikkat edilmesi gereken tek nokta, ret kararının kesinleşmesinden hemen sonra hiçbir yeni vakıa göstermeden açılan davanın yine reddedilme ihtimalidir. Sürelerin ve delil hazırlığının yanlış kurgulanması hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Anlaşmalı boşanma protokolündeki otomatik artış kaydı davayı engeller mi

Engellemez. Anlaşmalı boşanma protokolünde her yıl belirli bir oranda artış kararlaştırılmış ve bu hüküm ilama geçirilmiş olsa dahi, koşullar değiştiğinde ayrıca artırım davası açılabilir. Protokoldeki artış kaydı, tarafların o günkü öngörüsüdür ve sonraki dönemler için kesin hüküm oluşturmaz. Protokolde nafakanın nasıl kurgulanacağını ve iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin niteliğini anlaşmalı boşanmada nafaka ve protokol yazısında ayrıntılı işledim.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/5965, K. 2015/14023, T. 14.09.2015 kararındaki, nafaka miktarının artış oranına ilişkin düzenleme bulunmasının daha sonra artırım davası açılmasına engel olmadığı yönündeki tespit, protokole dayalı ilamlar bakımından da geçerlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17418, K. 2016/2636, T. 24.02.2016 kararı da aynı yaklaşımı benimser.

Örneğin protokolde nafakanın her yıl yüzde 10 oranında artırılacağı kararlaştırılmışsa ve o dönemde yıllık ÜFE yüzde 45 seviyesindeyse, sabit oranlı kayıt alacaklıyı her yıl daha da geri götürür. Beş yıl sonra protokoldeki 3.000 TL, yüzde 10’luk artışlarla 4.831 TL’ye ulaşırken, aynı dönemde alım gücü karşılığı çok daha yüksek bir rakama denk gelir. Bu makas, hakkaniyet koşulunun tipik örneğidir.

Bir istisna niteliğindeki iddia, protokolde artırım davası açılmayacağı yönünde bir taahhüt bulunmasıdır. Bu tür kayıtların iştirak nafakası bakımından hüküm ifade etmeyeceği kabul edilir; çünkü iştirak nafakası çocuğun hakkıdır ve ebeveyn bu hak üzerinde çocuğun aleyhine tasarrufta bulunamaz. Yoksulluk nafakası bakımından ise bu tür feragat kayıtlarının geçerliliği tartışmalıdır ve aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınıyor.

Yabancı para üzerinden belirlenen nafakada artırım nasıl işler

Nafakanın döviz üzerinden belirlenmesi mümkündür ve uygulamada özellikle yurt dışında çalışan yükümlüler bakımından görülür. Döviz cinsinden bağlanan iradın artırılması da aynı hükümlere tabidir; ancak endeksleme mantığı farklı işler, çünkü kur farkı çoğu zaman TL enflasyonunu telafi eder.

Türk Borçlar Kanunu m. 99 uyarınca yabancı para borcunun ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk parasıyla ödenmesi istenebilir. Nafaka bakımından bu, alacaklının her ay güncel kur üzerinden tahsil yapabilmesi anlamına gelir. Aylık 500 avro olarak belirlenen bir iradın TL karşılığı, kurun yükselmesiyle kendiliğinden artar. Bu nedenle döviz nafakalarında ÜFE endekslemesi genellikle uygun görülmez; kur artışıyla endeks artışının üst üste binmesi, yükümlü aleyhine mükerrer bir yük doğurur.

Artırım koşulları ise değişmez. Çocuğun ihtiyaçları arttıysa ya da yükümlünün yurt dışındaki geliri yükseldiyse, döviz cinsinden tutarın kendisi artırılabilir. Aylık 500 avroluk iradın 800 avroya çıkarılması talebi, TMK m. 331 çerçevesinde incelenir. Mahkeme, yükümlünün bulunduğu ülkedeki yaşam maliyetini ve gelir belgelerini değerlendirir.

Kur riskinin kimde olduğu da tartışılır. Alacaklı Türkiye’de yaşıyor ve giderleri TL ise, kurun gerilediği dönemlerde döviz nafakası alım gücü kaybına uğrar. Bu hâlde artırım talebi, kur değil ihtiyaç ve gelir eksenli gerekçelendirilmelidir. Uygulamada bazı mahkemeler döviz nafakasını TL’ye çevirerek endeksleme kaydı kurmakta, bazıları döviz cinsini koruyup miktarı yükseltmektedir. Bu konuda yeknesak bir uygulama oluşmuş değildir.

İştirak nafakasının artırımında hangi ölçütler kullanılır

İştirak nafakasında miktar; çocuğun yaşı, eğitim durumu, artan ihtiyaçları, velayet hakkına sahip ebeveynin emeği ve yükümlünün mali gücü birlikte değerlendirilerek TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesine göre belirlenir. Amaç, önceki takdirde kurulan dengeyi güncel koşullar altında yeniden sağlamaktır.

Çocuğun yaşı ve eğitim aşaması başlı başına bir artırım gerekçesidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/6008, K. 2011/12096, T. 11.07.2011 kararında, küçüğün yaşı, eğitim düzeyi ve özellikle üniversite sınavlarına hazırlanıyor olması nedeniyle davalı babanın geliri de gözetilerek uygun miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken düşük miktarda nafakaya hükmedilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Kurs, dershane, servis ve kırtasiye giderleri ilkokul çağındaki bir çocuk ile lise son sınıftaki bir çocuk arasında kıyaslanamaz.

Denge ilkesi ikinci ölçüttür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17418, K. 2016/2636, T. 24.02.2016 kararında, çocuğun yaşça büyümesi nedeniyle artan ihtiyaçları ile ana ve babanın mali durumlarındaki değişikliğin araştırılıp önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Üçüncü ölçüt, velayet hakkı kendisine bırakılan tarafın emeğidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/7595, K. 2016/11886, T. 20.10.2016 kararında, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları göz önünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Çocuğun günlük bakımını üstlenen ebeveynin ayni katkısı, parasal katkı hesabında görmezden gelinemez.

Çocuğun ergin olması nafakayı kendiliğinden sona erdirmez; eğitimi devam ediyorsa TMK m. 328/2 uyarınca yükümlülük sürer. Bu durumun sınırlarını üniversite okuyan çocuğa nafaka kaç yaşına kadar ödenir yazısında ayrıntılı inceledim.

Yoksulluk nafakasının artırımında dikkate alınan unsurlar

Yoksulluk nafakasında ölçüt, alacaklının yoksulluğunun sürüp sürmediği ve yükümlünün ödeme gücüdür. Asgari ücret düzeyinde gelire sahip olmak, ne alacaklı bakımından nafakayı engeller ne de yükümlü bakımından artırıma mutlak sınır çizer. Belirleyici olan, tarafların bütün gelir ve giderlerinin karşılaştırmalı değerlendirmesidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015 kararında, Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunmasının yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği belirtilmiştir. Aynı kararda, dava tarihindeki şartlara göre, nafakaya hükmedilen tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre dikkate alınarak, bu süreçte paranın satın alma gücü de değerlendirilmek koşuluyla hakkaniyete uygun ve en azından enflasyon oranında artırım yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

Alacaklının çalışmaya başlaması tek başına artırımı engellemez ama miktarı etkiler. Asgari ücretle işe giren bir kadının yoksulluğunun tümüyle ortadan kalktığı kabul edilmez; ancak yükümlünün katkı payı bu gelir gözetilerek yeniden hesaplanır. Alacaklının yeniden evlenmesi hâlinde ise TMK m. 176/3 gereğince nafaka kendiliğinden sona erer ve artık artırım değil, sona erme tespiti gündeme gelir.

Yoksulluk nafakasının erkek eş lehine hükmedilmesi de mümkündür; kanun cinsiyet ayrımı yapmaz. Koşulların nasıl değerlendirildiğini erkek yoksulluk nafakası alabilir mi yazısında ele aldım.

Görevli ve yetkili mahkeme, harç ve nispi-maktu ayrımı

Nafaka artırım davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetki bakımından ise HMK m. 6’daki genel kural yerine TMK m. 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

TMK m. 177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkemenin nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu düzenler. Bu, alacaklıyı koruyan bir yetki kuralıdır ve davacının bulunduğu yerde dava açmasına imkân verir. Davalının yerleşim yeri mahkemesi de genel yetki kuralı gereği yetkilidir; davacı ikisi arasında seçim yapabilir. Yetki itirazı ilk itiraz niteliğinde olup cevap dilekçesiyle ileri sürülmezse dinlenmez.

Harç konusunda ayrım kritiktir. Nafaka artırım davası, bir alacağın tahsiline yönelik olduğundan nispi harca tabidir. Harca esas değer, talep edilen aylık artış miktarının bir yıllık toplamıdır. Aylık 3.000 TL artış talep eden davacı için harca esas değer 3.000 × 12 = 36.000 TL olur ve nispi harç bu tutar üzerinden hesaplanır. Buna karşılık nafakanın kaldırılması davası, ekonomik değeri para ile ölçülemeyen bir tespit talebi niteliğinde görülerek uygulamada maktu harca tabi tutulur.

Vekâlet ücreti de aynı ayrımı izler. Artırım davasında kabul edilen yıllık artış tutarı üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilir. Kısmen kabul hâlinde, reddedilen kısım için davalı lehine vekâlet ücreti doğar; bu nedenle gerçekçi olmayan yüksek taleplerin geri tepen bir maliyeti vardır. Talep miktarının belirlenmesi dosyanın kendi verilerine bağlıdır.

Nafaka artırım davası ile indirim ve kaldırma davasının karşılaştırması

TMK m. 176/4 ve m. 331, aynı hükümde hem artırım hem azaltma imkânı tanır. Üç dava türü de durumun değişmesi ölçütüne dayanır ama ispat yükü, harç rejimi ve sonuçları farklıdır. Artırım alacaklıdan, indirim ve kaldırma ise yükümlüden gelir.

İndirim davasında yükümlü, gelirinde düşüş olduğunu ya da yeni bir bakım yükümlülüğü doğduğunu ispatlamak zorundadır. İşten çıkarılma, sağlık sorunu nedeniyle çalışamaz hâle gelme, yeniden evlenip yeni çocuk sahibi olma tipik gerekçelerdir. Salt yeniden evlenmiş olmak indirim için yeterli görülmez; yeni evlilikten doğan somut mali yükün gösterilmesi gerekir.

Kaldırma davası ise yoksulluk nafakasında TMK m. 176/3’teki hâllere dayanır: alacaklının yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi. İştirak nafakasında ise çocuğun ergin olması ve eğitiminin sona ermesi kaldırma sebebidir.

Ölçüt Artırım davası İndirim davası Kaldırma davası
Davacı Nafaka alacaklısı Nafaka yükümlüsü Nafaka yükümlüsü
Kanuni dayanak TMK m. 176/4, m. 182, m. 331 TMK m. 176/4, m. 331 TMK m. 176/3, m. 331
Temel ispat konusu İhtiyaç artışı, alım gücü kaybı, yükümlünün gelir artışı Yükümlünün gelirinde düşüş, yeni bakım yükü Yoksulluğun sona ermesi, yeniden evlenme, fiilen evli gibi yaşama
Harç Nispi (yıllık artış tutarı üzerinden) Nispi (yıllık indirim tutarı üzerinden) Uygulamada maktu
Hükmün yürürlüğü Dava tarihinden itibaren Dava tarihinden itibaren Sona erme sebebinin doğduğu tarih tartışmalı
Bekleme süresi Yok Yok Yok
Kesin hüküm etkisi Yalnızca ilgili dönemle sınırlı Yalnızca ilgili dönemle sınırlı Sona erme sebebi yönünden sürekli

Karşı dava imkânı da vardır. Alacaklının açtığı artırım davasına karşı yükümlü, aynı dosyada indirim ya da kaldırma talebiyle karşı dava açabilir. Bu yol, iki ayrı dosyada çelişkili karar riskini ortadan kaldırır ve delil toplama sürecini birleştirir.

Yargılama süreci, deliller ve dilekçede yer alması gerekenler

Dava, HMK m. 316 uyarınca basit yargılama usulüne tabidir. Dilekçeler teatisi tek turludur: dava dilekçesi ve cevap dilekçesiyle sınırlıdır. Deliller dilekçeyle birlikte sunulmalı, sunulamıyorsa nerede olduğu gösterilmelidir. Ön inceleme sonrası tahkikat aşamasında sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılır.

Mahkeme, tarafların mali durumunu tespit için kolluk aracılığıyla sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır; SGK, tapu, trafik tescil ve banka kayıtlarını müzekkere ile getirtir. Bu araştırmanın eksik yapılması, üst mahkemede kaldırma sebebidir. Davacının kendi giderlerini belgelendirmesi ise takdiri güçlendirir: kira sözleşmesi, okul ücreti dekontları, sağlık harcaması faturaları, servis ücreti belgeleri dosyaya konulmalıdır.

Talep sonucu bölümünde şu üç kalemin ayrı ayrı yazılması gerekir: aylık artış tutarı, artışın dava tarihinden itibaren yürütülmesi ve gelecek yıllar için Yİ-ÜFE oranında endeksleme. Üçüncü kalemin yazılmaması hâlinde mahkeme resen artış kaydı kuramaz. Nafakanın dava süresince tedbiren artırılması da ayrıca istenebilir; tedbir nafakasının koşullarını ve miktar takdirini tedbir nafakası şartları ve miktarı yazısında anlattım.

Hükümdeki maddi hatalar bakımından hoşgörülü bir yaklaşım vardır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/20311, K. 2015/5105, T. 30.03.2015 kararında, tedbir nafakasına hükmedilmesine rağmen hüküm fıkrasında sehven yoksulluk nafakası yazılması gibi esasa etkili olmayan hataların mahkemesince düzeltilebilecek maddi hata kabul edildiği ve bozma sebebi yapılmadığı belirtilmiştir. Bozmaya uyularak kurulan hükümler ise Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/16603, K. 2016/651, T. 25.01.2016 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3648, K. 2018/12840, T. 12.11.2018 kararlarında olduğu gibi onanmaktadır.

Ayrı yaşama hâlinde ve boşanma davası sürerken artırım

Evlilik devam ederken TMK m. 197 uyarınca hükmedilen tedbir nafakası da değişen koşullara göre güncellenebilir. Aynı şekilde boşanma davası sürerken TMK m. 169 kapsamında verilen tedbir nafakası, dava içinde ara kararla artırılabilir; ayrı bir dava açılması gerekmez.

Ayrı yaşama hakkını kullanan eşin talep ettiği tedbir nafakası, boşanma davasından bağımsız bir dava olarak görülür ve bu nafakanın artırılması için de ayrı bir artırım davası açılabilir. Ayrı yaşamanın haklılığı ve buna bağlı nafaka rejimini ayrı yaşama hakkı ve TMK m. 197 yazısında ele aldım.

Boşanma davası devam ederken durum farklıdır. Yargılama sırasında hükmedilen tedbir nafakasının artırılması, aynı dosyada verilecek yeni bir ara kararla sağlanır. Enflasyonun yüksek seyrettiği ve yargılamanın iki yılı aştığı dosyalarda bu talebin belirli aralıklarla yenilenmesi gerekir; aksi hâlde başlangıçta belirlenen tutar dava boyunca sabit kalır ve ciddi bir alım gücü kaybı doğar.

İçtihat birliğinin bulunmadığı noktalar

Nafaka artırımının bazı yönlerinde uygulama yeknesak değildir. Endeks türü ve artışın başlangıç tarihi gibi konular yerleşmişken, protokoldeki feragat kayıtlarının bağlayıcılığı, döviz nafakalarında endeksleme yapılıp yapılmayacağı ve ÜFE oranının tavan mı taban mı olduğu bakımından farklı yönde kararlar bulunmakta, yerel mahkemelerin yaklaşımı da buna göre değişmektedir.

Birinci tartışma, anlaşmalı boşanma protokolündeki artırım davası açmama taahhüdüdür. Bir görüş, tarafların sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yoksulluk nafakası bakımından böyle bir taahhütte bulunabileceğini savunur. Karşı görüş ise nafakanın kamu düzenine ilişkin yönü ve TMK m. 176/4’ün emredici niteliği gereği bu tür kayıtların geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürer. İştirak nafakasında ise tartışma yoktur; çocuğun hakkı üzerinde feragat mümkün değildir.

İkinci tartışma, ÜFE oranının üst sınır mı yoksa alt sınır mı olduğudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015 kararındaki en azından enflasyon oranında artırım yapılması gerektiği ifadesi, endeksi alt sınır olarak konumlandırır. Buna karşılık Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/15254, K. 2015/1393, T. 26.01.2015 kararındaki olağanüstü değişiklik bulunmadıkça ÜFE oranının temel alınacağı yönündeki ifade, endeksi pratikte bir tavan hâline getirebilmektedir. Yerel mahkemelerin bu iki yaklaşımdan hangisini benimsediği, dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.

Üçüncü tartışma, birden fazla çocuk için açılan artırım davasında her çocuk bakımından ayrı ayrı harç ve vekâlet ücreti hesaplanıp hesaplanmayacağıdır. Bazı daireler tek dava tek harç yaklaşımını, bazıları ise her küçük için bağımsız talep sayımını benimsemektedir. Bu farklılıklar dosyanın açılacağı yere göre strateji değişikliği gerektirir.

Sık yapılan hatalar ve dosyanın kaybedilme sebepleri

Artırım davalarında ret ya da eksik kabul kararlarının çoğu, esasa ilişkin bir zayıflıktan değil usul ve delil hatalarından kaynaklanır. Talebin miktarsız yazılması, gelecek yıllar endekslemesinin istenmemesi, husumetin yanlış yöneltilmesi ve gider belgelerinin dosyaya konmaması en sık rastlanan sorunlardır.

Husumet hatası özellikle ergin çocuklarda görülür. Çocuk 18 yaşını doldurduğu hâlde annenin velayeten dava açması, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden redde yol açar. Eğitimi devam eden ergin çocuk için nafaka talebini çocuğun kendisi açmalıdır. Aynı biçimde, birden fazla çocuk için açılan davada bir çocuk ergin olmuşsa dosya bölünmelidir.

İkinci sık hata, artırım talebinin toplam tutar üzerinden yazılmasıdır. Nafakanın 3.000 TL’den 9.000 TL’ye çıkarılması talebi ile 6.000 TL artırılması talebi farklı harç doğurur ve hüküm fıkrasının yazımını etkiler. Dilekçede hem mevcut tutar hem istenen artış hem de ulaşılması istenen toplam açıkça belirtilmelidir.

Üçüncü hata, davalının ekonomik durumuna ilişkin delil bildirilmemesidir. Mahkeme resen araştırma yapsa da, kayıt dışı gelir iddiası tanık ve belge olmadan ispatlanamaz. Yükümlünün işlettiği bir dükkân, kiraya verdiği taşınmaz ya da üzerine kayıtlı araçlar dilekçede somut biçimde gösterilmelidir. Delil listesinin ve talep miktarının dosyanın kendi verilerine göre kurgulanması, davanın seyrini doğrudan belirler.

50 Soruda Nafaka Artırımı

1. Nafaka artırım davası açmak için kaç yıl beklemek gerekir?
Kanunda herhangi bir bekleme süresi yoktur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/6404, K. 2015/14792, T. 01.10.2015 kararında belli bir sürenin geçmesinin aranmadığı belirtilmiştir; TMK m. 331 gereğince durumun değişmesi yeterlidir.

2. Üç yıl dolmadan artırım davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Üç yıllık süre kanuni bir şart değil, ilamlardaki artış kayıtlarından doğan yaygın bir yanlış anlamadır. Koşullar değiştiyse hükümden birkaç ay sonra da dava açılabilir.

3. Artırım için hangi şartlar aranıyor?
TMK m. 176/4 uyarınca ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı gerektirmesi yeterlidir. İki şartın birlikte gerçekleşmesi aranmaz.

4. Karşı tarafın maaşı artmadıysa yine de artırım alabilir miyim?
Alabilirsiniz. Paranın alım gücündeki kayıp tek başına hakkaniyet koşulunu doğurur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015 kararı bu yönde değerlendirme içerir.

5. Mahkeme ÜFE mi TÜFE mi uyguluyor?
Yerleşik uygulamada TÜİK Yİ-ÜFE oranı esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2665, K. 2024/9550, T. 05.12.2024 kararında TEFE-TÜFE ortalamasının infazda tereddüt yarattığı belirtilmiştir.

6. Gelecek yıllar için otomatik artış istemezsem ne olur?
Mahkeme resen artış hükmü kuramaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8093, K. 2015/15597, T. 12.10.2015 kararı bu ilkeyi ortaya koyar; her yıl yeniden dava açmak zorunda kalırsınız.

7. Artış hangi tarihten itibaren başlar?
Dava tarihinden itibaren. 28.11.1956 tarihli 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca artışa dava tarihinden itibaren hükmedilir.

8. Geçmiş yıllar için birikmiş fark isteyebilir miyim?
İsteyemezsiniz. Dava tarihinden önceki dönem için artış doğmaz; o dönemde ilamdaki eski tutar geçerlidir.

9. Boşanma protokolünde her yıl artış yazıyorsa dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/5965, K. 2015/14023, T. 14.09.2015 kararında artış oranına ilişkin düzenlemenin yeni dava açılmasına engel olmadığı ve kesin hüküm oluşturmadığı belirtilmiştir.

10. İcra takibim devam ederken artırım davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Takip eski ilamdaki tutarın tahsiline, dava ise yeni dönem için miktar belirlenmesine yöneliktir; ikisi birbirini engellemez.

11. Artırım kararı çıkınca icra dosyasını güncellemem gerekir mi?
Gerekir. Yeni ilamın icra dosyasına sunulması ve maaş haczi varsa işverene güncellenmiş müzekkere yazılması şarttır; aksi hâlde eski tutardan kesinti sürer.

12. Davam reddedilirse tekrar ne zaman açabilirim?
Koşullar değiştiği anda açabilirsiniz. Ret kararı sonraki dönemler için kesin hüküm oluşturmaz; her dava kendi tarihine göre değerlendirilir.

13. Önceki davam istinafta, ikinci dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/352, K. 2009/348, T. 15.07.2009 kararında derdestliğin ya da kesinleşmemiş olmanın engel oluşturmadığı belirtilmiştir.

14. Hangi mahkemede dava açmalıyım?
Aile mahkemesinde. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

15. Kendi bulunduğum şehirde dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. TMK m. 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

16. Nafaka artırım davasının harcı ne kadar?
Nispi harca tabidir ve harca esas değer, talep edilen aylık artışın on iki katıdır. Aylık 3.000 TL artış için harç 36.000 TL üzerinden hesaplanır.

17. Nafakanın kaldırılması davası da nispi harca mı tabi?
Uygulamada kaldırma davası maktu harca tabi tutulur; artırım ve indirim davaları ise nispi harca tabidir.

18. Adli yardım talebinde bulunabilir miyim?
Bulunabilirsiniz. HMK m. 334 uyarınca yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olduğunuzu belgelerseniz harç ve gider muafiyeti sağlanabilir.

19. Nafaka dövizle bağlandıysa artırım isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Döviz cinsinden iradın artırılması da TMK m. 331 ve m. 176/4 kapsamındadır; ancak kur artışı nedeniyle ayrıca ÜFE endekslemesi genellikle uygun görülmez.

20. Döviz nafakasını Türk lirası olarak alabilir miyim?
Alabilirsiniz. TBK m. 99 uyarınca yabancı para borcunun ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk parasıyla ödenmesi istenebilir.

21. Çocuk üniversiteye başladı, nafaka artar mı?
Artabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/6008, K. 2011/12096, T. 11.07.2011 kararında çocuğun eğitim düzeyi ve sınavlara hazırlanıyor olmasının artırım gerekçesi sayıldığı belirtilmiştir.

22. Çocuk 18 yaşını doldurdu, davayı ben mi açacağım?
Hayır. Ergin çocuk için nafaka talebini çocuğun kendisi açmak zorundadır; velayeten açılan dava husumet yokluğundan reddedilir.

23. Çocuğun sağlık giderleri arttı, bu gerekçe yeterli mi?
Yeterlidir. TMK m. 331 anlamında küçüğün ihtiyaçlarında artış, tek başına artırım koşulunu sağlar.

24. Çocuğa ben bakıyorum, bu emeğim hesaba katılır mı?
Katılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/7595, K. 2016/11886, T. 20.10.2016 kararında velayet kendisine bırakılan tarafın emeğinin ve olağan harcamalarının dikkate alınmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.

25. Asgari ücretle çalışıyorum, yoksulluk nafakası artırımı alabilir miyim?
Alabilirsiniz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015 kararında asgari ücret düzeyinde gelirin nafakayı olanaksız kılmadığı ifade edilmiştir.

26. Yeniden evlendim, nafakam ne olur?
Yoksulluk nafakası TMK m. 176/3 uyarınca kendiliğinden sona erer. Bu hâlde artırım değil, sona erme gündeme gelir.

27. Nafaka yükümlüsü yeniden evlendi, indirim isteyebilir mi?
Salt yeniden evlenmek yeterli değildir. Yeni evlilikten doğan somut mali yükün belgelerle ispatlanması gerekir.

28. Talep ettiğimden fazlasına hükmedilebilir mi?
Hükmedilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3356, K. 2019/62, T. 14.01.2019 kararında talebin aşılmasının bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.

29. Dava sürerken talebimi artırabilir miyim?
Islah yoluyla artırabilirsiniz. HMK m. 176 uyarınca tahkikat bitinceye kadar bir kez ıslah mümkündür ve ek harç yatırılması gerekir.

30. Dava ne kadar sürer?
Basit yargılama usulüne tabi olduğundan diğer aile davalarına göre kısadır; sosyal ve ekonomik durum araştırmasının tamamlanma hızına göre genellikle altı ay ile bir yıl arasında sonuçlanır.

31. Duruşmaya katılmam zorunlu mu?
Vekille temsil ediliyorsanız zorunlu değildir. Mahkeme gerekli görürse tarafın bizzat dinlenmesine karar verebilir.

32. Mahkeme karşı tarafın gelirini nasıl araştırıyor?
Kolluk aracılığıyla sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır; SGK, tapu, trafik ve banka kayıtlarını müzekkereyle getirtir.

33. Karşı taraf kayıt dışı çalışıyorsa ne yapmalıyım?
Tanık deliline ve somut belgelere dayanmalısınız. İşlettiği iş yeri, kiraya verdiği taşınmaz ya da üzerine kayıtlı araçlar dilekçede açıkça gösterilmelidir.

34. Karar kesinleşmeden icraya koyabilir miyim?
Koyabilirsiniz. Nafaka ilamları kesinleşmeden icra takibine konu edilebilen ilamlardandır.

35. Artırım kararına istinaf yolu açık mı?
Açıktır. HMK m. 341 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir.

36. Nafaka ödenmezse ne olur?
İcra takibinin yanı sıra İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca nafaka borcunu ödemeyen yükümlü hakkında tazyik hapsi istenebilir.

37. Tedbir nafakası da artırılabilir mi?
Artırılabilir. Boşanma davası sürerken aynı dosyada ara kararla, ayrı yaşama hâlinde ise TMK m. 197 kapsamında verilen nafaka için ayrı bir artırım davasıyla.

38. Aynı davada birden fazla çocuk için artırım isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Ancak çocuklardan biri ergin olmuşsa onun bakımından dava ayrı açılmalı ve husumet doğru yöneltilmelidir.

39. Nafakayı ödeyen taraf karşı dava açabilir mi?
Açabilir. Artırım davasına karşı aynı dosyada indirim ya da kaldırma talebiyle karşı dava açılması mümkündür.

40. İlamda artış oranı yazmıyorsa nafakam sabit mi kalır?
Kendiliğinden artmaz. Artış kaydı bulunmayan ilamlarda tutarın güncellenmesi için artırım davası açmak gerekir.

41. Yİ-ÜFE artışı nasıl hesaplanıyor?
Bir önceki yılın nafaka tutarı, ilgili dönemin yıllık Yİ-ÜFE oranıyla çarpılır. 8.500 TL nafaka, yüzde 32 oranında 11.220 TL olur.

42. Hükümde yanlış nafaka türü yazılmışsa karar bozulur mu?
Bozulmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/20311, K. 2015/5105, T. 30.03.2015 kararında bu tür esasa etkili olmayan hataların düzeltilebilir maddi hata sayıldığı belirtilmiştir.

43. Protokolde dava açmayacağıma dair taahhüt verdim, bağlar mı?
İştirak nafakası bakımından bağlamaz; çocuğun hakkı üzerinde feragat geçerli değildir. Yoksulluk nafakası bakımından bu tür kayıtların geçerliliği tartışmalıdır.

44. Artırım davasında arabuluculuk şartı var mı?
Aile hukukundan doğan nafaka alacaklarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz; nafaka talepleri bu kapsamın dışındadır.

45. Yurt dışında yaşayan yükümlüye karşı dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. TMK m. 177 uyarınca kendi yerleşim yerinizdeki aile mahkemesinde dava açabilir, tebligatı uluslararası usulle yaptırabilirsiniz.

46. Nafaka alacağı zamanaşımına uğrar mı?
Uğrar. TBK m. 147 uyarınca nafaka gibi dönemsel edimler on yıllık değil beş yıllık zamanaşımına tabidir; birikmiş alacakların takip edilmesi gecikmemelidir.

47. Vekâlet ücreti nasıl belirlenir?
Kabul edilen yıllık artış tutarı üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilir. Kısmen ret hâlinde davalı lehine de ücret doğar.

48. Nafaka artırımı gelir vergisine tabi mi?
Değildir. Gelir Vergisi Kanunu m. 25 uyarınca nafakalar gelir vergisinden istisnadır.

49. Sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmazsa karar ne olur?
Eksik inceleme nedeniyle kaldırma ya da bozma sebebi oluşturur. Tarafların mali durumunun araştırılması artırım takdirinin zorunlu ön koşuludur.

50. Nafaka artırım davası için avukat zorunlu mu?
Zorunlu değildir, davayı kendiniz de takip edebilirsiniz. Talep miktarının ve endeksleme kaydının doğru kurgulanması teknik bilgi gerektirdiğinden profesyonel destek dosyanın seyrini etkiler.

Sonuç

Artırım talebinin çekirdeği iki alternatif koşuldur: mali durumun değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı gerektirmesi. Kanunda bekleme süresi bulunmadığı gibi, önceki ilamdaki artış kaydı da yeni dava açılmasına engel değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015 kararıyla ortaya konan çerçeve, en azından enflasyon oranında bir güncellemeyi hakkaniyetin gereği sayar.

Uygulamadaki en kritik iki nokta, endeksleme talebinin dilekçeye yazılması ve davanın geciktirilmemesidir. Gelecek yıllar için ÜFE artışı istenmemişse mahkeme resen hüküm kuramaz; artış ise yalnızca dava tarihinden itibaren doğar. Bu iki kural birlikte okunduğunda, doğru yazılmış bir talep sonucunun tek başına yıllar boyunca birikecek bir maddi farkı belirlediği görülür.

Nafakanın türü, dosyanın açıldığı yer ve karşı tarafın gelir yapısı stratejiyi değiştirir. Talep miktarının, harç yükünün ve delil listesinin dosyaya özgü biçimde kurgulanması gerekir. Kendi dosyanızdaki koşulları değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 4, 169, 176, 177, 182, 197, 328, 331.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 176, 316, 334, 341.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 99, 147.

2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu m. 344.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m. 25.

492 sayılı Harçlar Kanunu m. 16, 30.

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/416, K. 2015/2631, T. 18.11.2015

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/352, K. 2009/348, T. 15.07.2009

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/6008, K. 2011/12096, T. 11.07.2011

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/15254, K. 2015/1393, T. 26.01.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/16210, K. 2015/2896, T. 24.02.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/16572, K. 2015/2707, T. 23.02.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/20311, K. 2015/5105, T. 30.03.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/3776, K. 2015/12369, T. 02.07.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/5965, K. 2015/14023, T. 14.09.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/6404, K. 2015/14792, T. 01.10.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8093, K. 2015/15597, T. 12.10.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/14295, K. 2015/20658, T. 21.12.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/16603, K. 2016/651, T. 25.01.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17418, K. 2016/2636, T. 24.02.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/3096, K. 2016/7350, T. 09.05.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/7595, K. 2016/11886, T. 20.10.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11670, K. 2017/1824, T. 22.02.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/12516, K. 2017/2437, T. 02.03.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19704, K. 2017/9326, T. 07.06.2017

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/9420, K. 2017/10441, T. 19.06.2017

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3648, K. 2018/12840, T. 12.11.2018

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3356, K. 2019/62, T. 14.01.2019

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2332, K. 2023/2603, T. 23.05.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3143, K. 2023/2356, T. 11.05.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2665, K. 2024/9550, T. 05.12.2024

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T. 28.11.1956, E. 15, K. 15

Doktrin ve akademik kaynaklar

Bilge Öztan, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi.

Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III – Aile Hukuku, Filiz Kitabevi.

Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi.

Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku, Yetkin Yayınları.

Hasan Petek, Yoksulluk Nafakası, Yetkin Yayınları.

Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.