Türk hukukunda yoksulluk nafakası yalnızca kadın eşe tanınmış bir hak değildir; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 175 hiçbir yerinde kadın ya da erkek ayrımı yapmaz, taraf kavramını esas alır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Bu hak, erkek eş için de aynen geçerlidir.
Bu yazıda erkek eşin nafaka talebinin hukuki dayanağı, aranan üç temel şart, yoksulluğa düşmenin nasıl ölçüldüğü, kusur dengesi, çalışabilir olma karinesinin uygulanışı, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının içeriği, kısa süreli evliliklerde takdirin farkı, sürenin tartışmalı yönü, ödeme biçimi seçimi, nafakanın kaldırılması hâlleri ve yurt dışında yaşayan eşin talebi ayrı başlıklar hâlinde inceleniyor.
Erkek eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Erkek eş de boşanma sonrası nafaka alabilir. Türk Medeni Kanunu m. 175, nafaka talep hakkını kadın ya da erkek biçiminde sınırlamamış, taraf kavramını kullanmıştır. Kanun koyucunun tercihi bilinçlidir; korunan şey cinsiyet değil, boşanma yüzünden geçimini sağlayamaz duruma düşen eştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/14125, K. 2013/16989, T. 02.12.2013 kararında bu husus açıkça belirtilmiştir. Karara göre m. 175 düzenlemesi uyarınca eşler birbirlerinden nafaka talebinde bulunabilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 8/7/2020 tarihli ve B. No: 2015/11677 sayılı kararında da düzenlemeyle boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan kadın veya erkeğin korunmasının amaçlandığı ifade edilmiştir.
Uygulamada erkek eşin talebinin daha az kabul görmesi, kuralın kendisinden değil, olguların dağılımından kaynaklanır. Türkiye’de kadın istihdam oranının düşük olması, yoksulluğa düşme riskini istatistiksel olarak kadın eşte yoğunlaştırır. Buna karşılık gelir dengesinin tersine döndüğü, erkeğin çalışma gücünü yitirdiği ya da ev içi işleri üstlendiği dosyalarda mahkemeler erkek lehine nafakaya hükmetmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6480, K. 2024/4896, T. 26.06.2024 kararı bunun somut örneğidir. Kararda erkeğin tedbir ve yoksulluk nafakası talebi incelenmiş, ilk derece mahkemesi kararının yoksulluk nafakası yönünden erkek yararına bozulmasına hükmedilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7307, K. 2023/4596, T. 10.10.2023 kararında erkeğin talebi koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. İki karar birlikte okunduğunda tablo netleşir: cinsiyet değil, şartların gerçekleşip gerçekleşmediği belirleyicidir.
TMK m. 175 cinsiyet ayrımı yapar mı?
Madde metni cinsiyet ayrımı yapmaz. Türk Medeni Kanunu m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Hüküm baştan sona taraf kavramı üzerine kuruludur.
Bu tespit yüksek yargı kararlarında tekrar tekrar yinelenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/150, K. 2023/406, T. 03.05.2023; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/764, K. 2023/532, T. 31.05.2023; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/807, K. 2022/1221, T. 04.10.2022; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1095, K. 2021/1676, T. 14.12.2021 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1035, K. 2021/1675, T. 14.12.2021 kararlarında madde metni aynen aktarılmış ve taraf ifadesi vurgulanmıştır.
Kurumun niteliği de bu yorumu destekler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/147, K. 2023/461, T. 17.05.2023 kararında, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olan nafakanın özünde sosyal ve ahlaki düşüncelerin yer aldığı belirtilmiş; kusursuz eşin dahi nafaka ödemekle yükümlü olduğu ilkesine yer verilmiştir.
Nafakanın bir ceza ya da tazminat olmadığı, evlilik birliğindeki bakım ve geçindirme yükümlülüğünün devamı niteliğinde bulunduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/368, K. 2022/635, T. 17.05.2022; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1283, K. 2019/1149, T. 07.11.2019 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/535, K. 2023/831, T. 20.09.2023 kararlarında da vurgulanmıştır. Bakım yükümlülüğü karşılıklı olduğuna göre, sonrasındaki uzantısı da karşılıklıdır.
Yoksulluk nafakası şartları: üç temel ölçüt
Hükme esas alınan üç şart vardır: nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması ve nafaka istenen eşin ödeme gücünün bulunması. Bunlara usule ilişkin dördüncü bir koşul eklenir: talep. Hâkim kendiliğinden nafakaya hükmedemez.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.05.2012 tarihli ve E. 2011/136, K. 2012/72 sayılı kararında bu üçlü açıkça sıralanmıştır. Karara göre nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş ya da düşecek olması, diğer eşle eşit kusurlu veya diğer eşe nazaran daha az kusurlu veya boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusursuz olması ve nafaka talep edilen eşin nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekir. Aynı kararda düzenlemenin boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumak gayesini taşıdığı belirtilmiştir.
Şartların üçü birlikte aranır. Yoksulluğa düşen ama boşanmada ağır kusurlu olan eş nafaka alamaz; kusursuz olan ama yeterli geliri bulunan eş de alamaz. Aynı biçimde her iki şartı taşısa bile karşı tarafın ödeme gücü yoksa hükmedilecek bir miktar bulunmaz. Talep şartı ise usul hukukunun temel kuralıdır; boşanma dilekçesinde ya da ıslah yoluyla açıkça istenmelidir.
Erkek eş bakımından bu ölçütlerin uygulanmasında hiçbir farklılık yoktur. Mahkeme, kadın eşin talebinde ne araştırıyorsa erkeğin talebinde de aynısını araştırır: gelir kaynakları, malvarlığı, çalışma gücü, sağlık durumu ve boşanmadaki kusur payı.
Yoksulluğa düşme ölçütü nasıl belirlenir?
Yoksulluğa düşme, kişinin boşanma sonrası geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun kalmasıdır. Ölçüt mutlak sefalet değildir; asgari yaşam gereksinimlerinin kendi imkânlarıyla karşılanamaması yeterlidir. Değerlendirme boşanma anındaki duruma değil, boşanmadan sonra oluşacak duruma göre yapılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/447, K. 2025/7217, T. 15.09.2025 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1238, K. 2025/8215, T. 06.10.2025 kararlarında, nafakaya hükmedilebilmesi için talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerektiği ilkesi vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1035, K. 2021/1675, T. 14.12.2021 kararında ise geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan tarafın, diğer koşullar da varsa nafaka talep edebileceği belirtilmiştir.
Kurumun sınırını çizen bir ilke daha vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/764, K. 2023/532, T. 31.05.2023 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/1204, K. 2023/1187, T. 29.11.2023 kararlarında, nafakayla boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasının düşünüldüğü, nafakanın amacının hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek olamayacağı tespit edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/447, K. 2025/7217, T. 15.09.2025 kararında ayrıca, tarafların yeniden usulünce sosyal ve ekonomik durumlarının etraflıca araştırılarak gelirin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının, tarafların gelirlerinin denk olup olmadığının tespit edilmesi ve buna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gelirlerin denkliği ölçütü, erkek eşin talebinde çoğu kez belirleyici olur; iki taraf da benzer düzeyde kazanıyorsa nafaka koşulları oluşmaz.
Kusur dengesi: daha ağır kusurlu eş nafaka alabilir mi?
Daha ağır kusurlu eş nafaka alamaz. Türk Medeni Kanunu m. 175, kusuru daha ağır olmamak koşulunu açıkça arar. Talep eden eş kusursuz, daha az kusurlu ya da eşit kusurlu olabilir; ağır kusurlu olduğu belirlendiğinde talep bu tek gerekçeyle reddedilir. Buna karşılık nafaka yükümlüsünün kusuru hiç aranmaz.
Anayasa Mahkemesi’nin E. 2011/136, K. 2012/72, T. 17.05.2012 sayılı kararında bu denge, eşit kusurlu, daha az kusurlu veya tamamen kusursuz olma biçiminde formüle edilmiştir. Eşit kusur hâlinde nafaka hakkının doğması, kurumun ceza niteliği taşımadığını gösterir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/147, K. 2023/461, T. 17.05.2023 kararında kusursuz eşin dahi nafaka ödemekle yükümlü olduğu ilkesi vurgulanmıştır.
Erkek eşin talebinde kusur incelemesi çoğu zaman en çetin aşamadır. Boşanma dosyasında erkeğe yüklenen fiziksel şiddet, ekonomik şiddet ya da güven sarsıcı davranış gibi vakıalar ağır kusur olarak nitelendiğinde, ekonomik koşullar ne kadar elverişsiz olursa olsun nafaka reddedilir. Bu nedenle nafaka talebi, kusur savunmasından bağımsız düşünülemez.
Karşılıklı davalarda kusur dağılımının nasıl belirlendiği ayrı bir tartışmadır. Zina, hayata kast ve küçük düşürücü suç işleme gibi hâller özel boşanma sebebi oluşturur ve kusur değerlendirmesini doğrudan etkiler; bu sebeplerin işleyişini TMK 162 ve 163 özel boşanma sebepleri yazısında ayrıntılı olarak ele aldım.
Nafaka yükümlüsünün mali gücü ve kusurunun aranmaması
Nafakaya hükmedilebilmesi için ödeme yapacak eşin mali gücünün bulunması gerekir. Türk Medeni Kanunu m. 175, nafakanın diğer tarafın mali gücü oranında istenebileceğini belirtir. Aynı hüküm nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını açıkça düzenler; boşanmada hiç kusuru olmayan eş bile nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.
Mali güç değerlendirmesi yükümlünün toplam gelirine değil, kendi zorunlu giderleri düşüldükten sonra kalan ödeme kapasitesine bakar. Aylık net 60.000 TL kazanan ancak iki çocuğa iştirak nafakası ödeyen ve konut kredisi taksiti bulunan bir eşin ödeme gücü, aynı geliri olan ancak yükümlülüğü bulunmayan bir eşten farklı değerlendirilir.
Yükümlünün kusurunun aranmaması, uygulamada en çok itiraz edilen noktalardan biridir. Boşanmaya kendisi sebep olmamış bir eş, karşı tarafa nafaka ödemeyi hakkaniyete aykırı bulabilir. Ancak yüksek yargı kararlarında kurumun cezai değil sosyal nitelikte olduğu istikrarlı biçimde vurgulanmakta, bakım yükümlülüğünün evliliğin sona ermesinden sonra kısmen devam ettiği kabul edilmektedir.
Mali güç, boşanma sırasında yapılacak mal rejimi tasfiyesiyle de bağlantılıdır. Tasfiye sonucunda önemli bir katılma alacağı elde eden eş, artık yoksul sayılmayabilir. Alacağın nasıl hesaplandığını katılma alacağı davası ve hesaplama yazısında örneklerle anlattım.
Erkek eş bakımından somut senaryolar
Erkek eşin nafaka talebinin kabul edilme ihtimali, olgusal tabloya göre değişir. Uygulamada üç senaryo öne çıkar: ev içi işleri ve çocuk bakımını üstlenmiş erkek eş, eşinin geliri kendisinden belirgin biçimde yüksek olan erkek eş ve çalışma gücünü yitirmiş erkek eş. Her üçünde de belirleyici olan, boşanmadan sonra geçimini kendi imkânlarıyla sağlayıp sağlayamayacağıdır.
Ev içi işleri üstlenen erkek eş
Kurgusal bir örnek: 14 yıllık evlilikte eş, kendi işini kapatarak ev işlerini ve iki çocuğun bakımını üstlenmiş, bu süre boyunca sigortalı bir işte çalışmamıştır. Diğer eş kesintisiz kariyer yapmış, aylık net 95.000 TL gelire ulaşmıştır. Boşanma anında 46 yaşındaki eşin 14 yıllık istihdam boşluğu vardır, prim gün sayısı emekliliğe yetmemektedir. Böyle bir dosyada mahkeme, çalışma gücünün varlığına rağmen fiilen iş bulma güçlüğünü ve gelir farkını birlikte değerlendirir.
Eşin geliri belirgin biçimde yüksekse
İkinci kurgusal örnek: eşlerden biri asgari ücretle çalışırken diğeri aylık net 120.000 TL kazanmaktadır. Burada talep eden eşin bir geliri vardır; ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/447, K. 2025/7217, T. 15.09.2025 kararındaki ölçüte göre bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığı ve tarafların gelirlerinin denk olup olmadığı ayrıca incelenir. Asgari ücret düzeyindeki bir gelirin tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmadığı, uygulamada sıkça kabul edilen bir yaklaşımdır.
İş göremezlik ve sağlık kaybı
Üçüncü senaryo, iş kazası ya da hastalık nedeniyle sürekli iş göremezlik durumuna düşen eştir. Kurgusal örnekte eş, evlilik sırasında geçirdiği kaza sonucu yüzde 62 oranında sürekli iş göremez hâle gelmiş, aldığı gelir bağlanmasına rağmen bakım giderlerini karşılayamamaktadır. Bu tabloda yoksulluğa düşme ölçütü kolaylıkla karşılanır; çünkü kişinin çalışma gücü fiilen yoktur. Sağlık kurulu raporu, SGK gelir bağlama kararı ve tedavi masraflarına ilişkin belgeler dosyaya sunulur.
Her üç senaryoda da kusur incelemesi bağımsız yürür. Ekonomik tablo ne kadar elverişsiz olursa olsun, ağır kusur tespiti nafaka hakkını ortadan kaldırır. Bu hesap dosyanın kendi verilerine göre değişir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
| Senaryo | Talep edenin durumu | Karşı tarafın durumu | Belirleyici ölçüt |
|---|---|---|---|
| Ev içi işleri üstlenen eş | 14 yıl istihdam boşluğu, sigortalılık yok, 46 yaşında | Aylık net 95.000 TL, kesintisiz kariyer | Fiilen iş bulma güçlüğü ve gelir farkı |
| Gelir farkı belirgin | Asgari ücretle çalışıyor, kirada oturuyor | Aylık net 120.000 TL, konut sahibi | Gelirin yoksulluktan kurtarma düzeyi ve denklik |
| Sürekli iş göremezlik | Yüzde 62 iş göremezlik, sürekli bakım gideri | Düzenli gelir ve malvarlığı mevcut | Çalışma gücünün fiilen bulunmaması |
| Gelirler denk | Aylık net 48.000 TL, kadrolu çalışıyor | Aylık net 52.000 TL, kadrolu çalışıyor | Yoksulluğa düşme koşulu gerçekleşmez |
| Ağır kusur tespiti | Geliri yok, ancak boşanmada ağır kusurlu | Yüksek gelir ve ödeme gücü var | Kusur dengesi koşulu karşılanmaz, talep reddedilir |
Çalışabilir olma karinesi erkek ve kadın için farklı mı uygulanır?
Kanun metninde ve incelenen yüksek yargı kararlarında erkek ve kadın eş için ayrı bir çalışabilirlik karinesi öngörülmemiştir. Ölçüt tek ve ortaktır: kişinin geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânının bulunup bulunmadığı. Bu ölçüt Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1035, K. 2021/1675, T. 14.12.2021 kararında bu şekilde formüle edilmiştir.
Değerlendirmede yaş, öğrenim durumu, meslek, prim gün sayısı, sağlık durumu ve iş piyasasındaki fiilî koşullar birlikte dikkate alınır. Salt çalışma gücünün bulunması nafaka hakkını ortadan kaldırmaz; kişinin fiilen gelir elde edebilecek konumda olup olmadığı incelenir. Uzun süre iş gücü piyasası dışında kalmış, mesleki niteliği güncelliğini yitirmiş bir kişi, teorik olarak çalışabilir olsa bile yoksulluğa düşecek sayılabilir.
Uygulamada erkek eşin çalışabilir kabul edilmesinin daha kolay olduğu yönünde bir algı vardır. Bu algının kaynağı hukuki bir karine değil, olguların dağılımıdır: erkek eşlerin ortalama istihdam süresi ve prim gün sayısı daha yüksek olduğu için, dosyalarda çalışma gücünün fiilen kullanılabilir olduğu daha sık tespit edilir. Buradaki fark hukukun değil, delil tablosunun farkıdır.
Bu konuda içtihat birliği bulunmadığını söylemek daha doğru olur. İncelenen kararlarda cinsiyete göre farklılaşan bir karine ortaya konmamıştır; ancak yerel mahkeme uygulamalarında çalışabilirlik değerlendirmesinin nasıl yapılacağına dair yeknesak bir ölçü de bulunmamaktadır. Her dosyada tabloyu belirleyen, sunulan somut delillerdir.
Sosyal ve ekonomik durum araştırmasında hangi kayıtlar incelenir?
Sosyal ve ekonomik durum araştırması, tarafların gelirini, malvarlığını ve yaşam koşullarını tespit etmeye yönelik zorunlu bir delil toplama işlemidir. Mahkeme, tarafların yerleşim yeri kolluk birimine yazı yazarak araştırma yaptırır ve ayrıca kurumlardan kayıt getirtir. Bu araştırma yapılmadan nafaka takdiri hukuka aykırı sayılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/447, K. 2025/7217, T. 15.09.2025 kararında, tarafların yeniden usulünce sosyal ve ekonomik durumlarının etraflıca araştırılması gerektiği; gelirin yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının ve tarafların gelirlerinin denk olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Eksik araştırma bozma sebebidir.
Getirtilen kayıtlar
Araştırma kapsamında tipik olarak şu kayıtlar incelenir: Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümü ve prim gün sayısı, aktif sigortalılık kaydı, emekli aylığı bilgisi, vergi dairesi mükellefiyet ve beyanname kayıtları, Ticaret Sicil Müdürlüğü ortaklık ve yöneticilik kayıtları, tapu müdürlüğünden taşınmaz kaydı, Emniyet Genel Müdürlüğünden araç kaydı, banka hesap ve kredi bilgileri, MERNİS adres kaydı, kira sözleşmesi ya da konut mülkiyetine ilişkin belgeler, varsa sosyal yardım kayıtları.
Kolluk araştırmasında ayrıca kişinin fiilen nerede ve kiminle yaşadığı, ne iş yaptığı, aylık geliri ve genel yaşam düzeyi tespit edilir. Bu tutanaklar özet niteliktedir ve tek başına yetersiz kalabilir; taraflar kolluk tespitine itiraz ederek karşı delil sunabilir. Kayıt dışı çalışılan dosyalarda tanık beyanı, ödeme dekontları ve iş yerine ilişkin fotoğraf ya da ilan kayıtları belirleyici olabilir.
Araştırmanın kapsamı boşanma davasının tamamı bakımından da değer taşır. Aynı kayıtlar mal rejimi tasfiyesinde de kullanılır; edinilmiş malların tespitinde bu belgelerin nasıl değerlendirildiğini edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi yazısında ele aldım.
Kısa süreli evlilikte nafaka takdirinin farkı
Kısa süreli evliliklerde nafaka takdiri daha dar yapılır. Kanun evlilik süresine göre ayrı bir kural getirmemiştir; ancak Türk Medeni Kanunu m. 4 uyarınca hâkim hakkaniyete göre karar verirken evliliğin süresini de gözetir. Kısa evlilikte boşanma ile yoksulluk arasındaki nedensellik bağı çoğu zaman zayıf kalır.
Türk Medeni Kanunu m. 175 nafakayı boşanma yüzünden yoksulluğa düşme koşuluna bağlar. Birkaç ay ya da bir iki yıl süren bir evlilikte, tarafın ekonomik durumunda evlilik nedeniyle esaslı bir değişiklik oluşmamışsa, boşanma ile yoksulluk arasındaki bağ kurulamaz. Evlilikten önce de aynı koşullarda yaşayan bir kişi bakımından yoksulluk, boşanmanın değil önceki durumun devamıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/764, K. 2023/532, T. 31.05.2023 kararındaki nafakanın alacaklıyı zenginleştirmeyeceği ilkesi burada özel bir anlam kazanır. Sekiz ay süren bir evlilikte, yüksek gelirli eşin yaşam standardına göre nafaka belirlenmesi bu ilkeye aykırı düşer; ölçü, talep edenin asgari yaşam gereksinimidir.
Buna karşılık kısa evlilik nafakayı otomatik olarak dışlamaz. Evlilik nedeniyle işinden ayrılan, başka şehre taşınan ya da sağlığını yitiren bir eş bakımından nedensellik bağı kısa sürede de kurulabilir. Bu konuda içtihat birliği bulunduğunu söylemek güçtür; her dosyada evlilik süresi tek başına değil, tarafların evlilik öncesi ve sonrası ekonomik konumuyla birlikte değerlendirilir.
Yoksulluk nafakasının süresi tartışması ve güncel durum
Türk Medeni Kanunu m. 175’in metni açıktır: yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Süresizlik ifadesi yürürlükteki kanun metninde yer alır ve incelenen yüksek yargı kararlarında bu şekilde aktarılmaktadır.
Süresizliğin madde metninde bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2022/150, K. 2023/406, T. 03.05.2023; E. 2022/764, K. 2023/532, T. 31.05.2023; E. 2019/807, K. 2022/1221, T. 04.10.2022; E. 2018/1095, K. 2021/1676, T. 14.12.2021 ve E. 2018/1035, K. 2021/1675, T. 14.12.2021 sayılı kararlarında madde metninin aynen aktarılmasıyla teyit edilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/14125, K. 2013/16989, T. 02.12.2013 kararında da aynı ifade kullanılmıştır.
Süresizlik ölçüsüz bir yükümlülük anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi’nin 8/7/2020 tarihli ve B. No: 2015/11677 sayılı kararında, nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının dikkate alındığı, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde açılacak davada mahkemece yeniden değerlendirme yapılarak nafaka hakkında karar verileceği bildirilmiştir. Yani süresiz nafaka, hiçbir zaman değişmeyecek nafaka demek değildir.
Kamuoyunda süresizliğin kaldırılmasına ya da evlilik süresiyle orantılı bir üst sınır getirilmesine dair tartışmalar yürütülmektedir. Bu tartışmanın hukuki sonucu ancak yasama organının madde metnini değiştirmesiyle doğar. Elimizdeki kaynaklarda yer alan kararlar itibarıyla madde metni süresiz ifadesini korumakta ve mahkemeler bu metni uygulamaktadır. Bu başlıkta kesin bir öngörüde bulunmak doğru olmaz; tartışma sürmektedir ve içtihat birliği aranacak bir konu da değildir, çünkü mesele doğrudan yasama tercihine ilişkindir.
Toptan ödeme ile irat biçiminde ödeme arasındaki seçim
Türk Medeni Kanunu m. 176, maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebileceğini düzenler. Seçim hâkime aittir; talep edenin isteği bağlayıcı değildir. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine ise karar verilemez.
Toptan ödemenin en belirgin sonucu, ilişkiyi tek seferde tasfiye etmesidir. Ödeme yapıldıktan sonra artırım, azaltım ya da kaldırma davaları gündeme gelmez; taraflar arasındaki bağ kesilir. Uzak şehirlerde yaşayan, yeniden bir araya gelme ihtimali bulunmayan ya da tahsil güçlüğü beklenen dosyalarda bu seçenek tercih edilir. Ancak yüksek bir meblağın peşin ödenmesini gerektirdiğinden yükümlünün ödeme gücü çoğu zaman buna elvermez.
İrat biçiminde ödeme uygulamada baskındır. Aylık dönemler hâlinde ödenir, icra takibine konu edilebilir ve koşullar değiştikçe uyarlanabilir. Türk Medeni Kanunu m. 176 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim istem hâlinde iradın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir; uygulamada her yıl tüketici fiyat endeksi oranında artış öngörülmesi yaygındır. Aynı seçimin taraf iradesiyle yapıldığı hâllerde protokole yazılacak artış oranını ve iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin niteliğini anlaşmalı boşanmada nafaka ve protokol yazısında ele aldım.
Seçimin pratik bir yansıması daha vardır. İrat biçiminde ödenen nafakanın ödenmemesi hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca tazyik hapsi istenebilir; toptan ödemeye hükmedilen dosyalarda böyle bir yaptırım gündeme gelmez, alacak genel hükümlere göre takip edilir.
Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması
İrat biçiminde ödenen nafaka değişmez bir borç değildir. Türk Medeni Kanunu m. 176 uyarınca irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Diğer hâllerde ise mahkeme kararı gerekir.
Aynı hüküm üç kaldırma sebebi sayar: alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürmesi. Bu hâllerde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Fiilen evliymiş gibi yaşama iddiası uygulamada en çok tartışılan sebeptir; salt birlikte görülmüş olmak yetmez, süreklilik arz eden ve evlilik benzeri bir yaşam düzeni kurulduğu ispatlanmalıdır.
Yoksulluğun ortadan kalkması, alacaklının düzenli ve yeterli bir gelire kavuşmasıyla gerçekleşir. Kadrolu bir işe girmek, emekli aylığı bağlanmak ya da miras yoluyla önemli bir malvarlığı edinmek bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık geçici ve düşük tutarlı bir gelir tek başına yeterli görülmez; ölçü, kişinin asgari yaşam gereksinimlerini kendi imkânlarıyla karşılayabilir duruma gelmesidir.
Miktarın değiştirilmesi ise ayrı bir davanın konusudur. Anayasa Mahkemesi’nin B. No: 2015/11677, T. 8/7/2020 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde açılacak davada mahkemece yeniden değerlendirme yapılır. Artırım davasında enflasyon, alacaklının ihtiyaçlarındaki değişim ve yükümlünün gelirindeki artış birlikte incelenir.
Kaldırma ve azaltma davalarında ispat yükü davacıdadır ve delil toplama süreci uzayabilir. Sürelerin ve delil durumunun doğru yönetilmesi hak kaybını önler; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Tedbir nafakası ve TMK m. 197
Boşanma davası süresince ödenen nafaka, yoksulluk nafakasından farklı bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu m. 169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri resen alır. Bu kapsamda hükmedilen tedbir nafakası, kusur incelemesi yapılmadan ve talep aranmadan takdir edilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10224, K. 2023/616, T. 15.02.2023 kararında, evlilik birliğinin hak ve yükümlülükler temeline dayalı bir hayat ortaklığı olarak tarif edildiği, eşlerin evlilik birliği süresince eşit haklara sahip bulunduğu ve bunun doğal sonucu olarak eşlerden biri için hak olanın diğer eş için yükümlülük oluşturduğu tespit edilmiştir. Aynı kararda, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkimin eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alacağı kuralı hatırlatılmıştır.
Dava açılmadan önceki dönem için ise Türk Medeni Kanunu m. 197 devreye girer. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/19306, K. 2012/23568, T. 15.11.2012 kararında, m. 197 gereğince ayrı yaşamada haklı olan eşin diğer eşten tedbir nafakası talebinde bulunabileceği hükmüne yer verilmiştir. Bu talep de cinsiyetten bağımsızdır; ayrı yaşamakta haklı olan erkek eş de tedbir nafakası isteyebilir.
Tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer; devamı isteniyorsa yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekir. İki kurumun şartları farklı olduğundan, tedbir nafakası alan eşin otomatik olarak yoksulluk nafakası da alacağı düşünülmemelidir. Tedbir nafakasının miktarının nasıl belirlendiğini tedbir nafakası şartları ve miktarı yazısında, ayrı yaşama hakkının koşullarını ise ayrı yaşama hakkı ve TMK 197 yazısında ele aldım.
Talep şartı, usul ve süreler
Nafaka talep edilmeden hükmedilemez. Hâkim, boşanma kararı verirken kendiliğinden nafakaya karar veremez; istek dava dilekçesinde, karşı davada ya da ıslah yoluyla açıkça ileri sürülmelidir. Bu, tedbir nafakasından ayrılan en önemli usul farkıdır.
Talep boşanma davası içinde ileri sürülebileceği gibi, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Türk Medeni Kanunu m. 178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu bir yıllık süre kaçırılırsa nafaka talebi zamanaşımı def’iyle karşılaşır.
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Boşanma davası içinde ileri sürülen talepler bakımından yetki Türk Medeni Kanunu m. 168’e göre belirlenir. Bağımsız açılan nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Harç ve vekâlet ücreti bakımından nafaka talepleri özel bir rejime tabidir. Nafaka davalarında karar ve ilam harcı alınmaz; talep reddedilse dahi davacı aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi tartışmalıdır. Talebin miktarı, dava değerinin hesabında bir yıllık nafaka tutarı esas alınarak belirlenir.
Yurt dışında yaşayan eşin nafaka talebi ve icrası
Yurt dışında yaşamak nafaka talep etme hakkını ortadan kaldırmaz. Türk vatandaşı eşler bakımından Türk mahkemeleri görevli ve yetkilidir; taraflardan biri yurt dışında yaşıyorsa dava, diğer eşin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlıklarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uygulanır.
Aynı Kanun’un 19. maddesi uyarınca nafaka talepleri, nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna tabidir. Türkiye’de yaşayan eşin talebi Türk hukukuna göre, yurt dışında mutad meskeni bulunan eşin talebi ise ilgili ülke hukukuna göre değerlendirilebilir. Bu belirleme, nafakanın miktarını ve süresini doğrudan etkileyebileceği için dava açılmadan önce incelenmelidir.
Tebligat ve yargılamanın yürütülmesi
Yurt dışındaki tarafa tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ikili adli yardımlaşma anlaşmaları çerçevesinde Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılır. Bu süreç aylar sürebilir; duruşma aralıklarının buna göre planlanması gerekir. Taraf, Türkiye’de bir vekil tayin ederek yargılamayı hızlandırabilir. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılım da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149 kapsamında mümkündür.
Kararın yurt dışında icrası
Türk mahkemesince verilen nafaka kararının yabancı ülkede icra edilebilmesi için o ülkede tanıma ve tenfiz kararı alınması gerekir. Bunun tersi de geçerlidir: yabancı mahkemeden alınan nafaka kararının Türkiye’de icra edilebilmesi için 5718 sayılı Kanun m. 50 ve devamı uyarınca tenfiz davası açılmalıdır. Tenfiz davası, aleyhine karar verilenin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesinde görülür.
Yükümlünün Türkiye’de geliri ya da malvarlığı varsa icra takibi doğrudan yürütülebilir. Yurt dışındaki maaş üzerine haciz uygulanamaz; ancak Türkiye’deki banka hesapları, taşınmazları ve araçları üzerine haciz konulabilir. Nafaka borcunun ödenmemesi hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca tazyik hapsi istenebilir; bu yaptırımın uygulanabilmesi için borçlunun Türkiye’de bulunması gerekir. Çocuklar için ödenen iştirak nafakasının yükseköğrenim döneminde nasıl sürdüğünü üniversite okuyan çocuğa nafaka kaç yaşına kadar ödenir yazısında ayrıca inceledim.
İçtihat birliği bulunmayan noktalar
Nafaka uyuşmazlıklarının bazı başlıklarında yerleşmiş tek bir uygulama yoktur. Bu alanlarda kesin bir öngörüde bulunmak yerine, dosyanın delil durumuna göre değişen bir yelpaze bulunduğunu kabul etmek daha doğru olur. Uygulamadaki farklılıklar özellikle dört noktada belirginleşir.
Birincisi, asgari ücret düzeyinde geliri bulunan eşin yoksul sayılıp sayılmayacağıdır. Bazı kararlarda düzenli asgari ücret gelirinin yoksulluğu ortadan kaldırdığı kabul edilirken, bazılarında bu gelirin kişiyi yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/447, K. 2025/7217, T. 15.09.2025 kararındaki gelirin yoksulluktan kurtarma düzeyi ölçütü, değerlendirmeyi somut olaya bırakmaktadır.
İkincisi, çalışabilir olma karinesinin nasıl uygulanacağıdır. Çalışma gücü bulunan ancak fiilen iş bulamayan eş bakımından yeknesak bir ölçü yoktur; yaş, mesleki nitelik ve iş piyasası koşulları her dosyada farklı ağırlıkla değerlendirilir.
Üçüncüsü, fiilen evliymiş gibi yaşama iddiasında aranan ispat ölçüsüdür. Ne kadar sürelilik ve hangi düzeyde birliktelik gerektiği kararlar arasında farklılık gösterir; sosyal medya paylaşımları ve tanık beyanlarının delil değeri tartışmalıdır.
Dördüncüsü, kısa süreli evliliklerde nedensellik bağının kurulup kurulamayacağıdır. Evlilik süresinin hangi eşikten sonra nafakayı dışladığına dair bir kural bulunmamaktadır. Bu belirsizlikler, benzer görünen iki dosyanın farklı sonuçlanmasına yol açabilir.
50 Soruda Yoksulluk Nafakası
1. Erkek eş nafaka alabilir mi?
Alabilir. TMK m. 175 cinsiyet ayrımı yapmaz, taraf kavramını kullanır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/14125, K. 2013/16989, T. 02.12.2013 kararında eşlerin birbirlerinden nafaka talep edebileceği belirtilmiştir.
2. Yoksulluk nafakası şartları nelerdir?
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmak, kusurun diğer eşten daha ağır olmaması ve karşı tarafın ödeme gücünün bulunmasıdır. Ayrıca talep şartı aranır; hâkim resen hükmedemez.
3. Nafaka istemezsem hâkim kendiliğinden verir mi?
Vermez. TMK m. 175 kapsamındaki nafaka talebe bağlıdır; dava dilekçesinde, karşı davada ya da ıslah yoluyla açıkça istenmelidir.
4. Eşit kusurlu eş nafaka alabilir mi?
Alabilir. Anayasa Mahkemesi E. 2011/136, K. 2012/72, T. 17.05.2012 kararında eşit kusurlu, daha az kusurlu veya kusursuz eşin nafaka talep edebileceği belirtilmiştir.
5. Ağır kusurlu eşe nafaka bağlanır mı?
Bağlanmaz. TMK m. 175 kusuru daha ağır olmamak koşulunu arar; ağır kusur tespiti hâlinde ekonomik koşullar ne olursa olsun talep reddedilir.
6. Kusursuz eş nafaka ödemek zorunda mı?
Zorundadır. TMK m. 175’e göre nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/147, K. 2023/461, T. 17.05.2023 kararında bu ilke vurgulanmıştır.
7. Nafaka bir ceza mıdır?
Değildir. Yüksek yargı kararlarında nafakanın evlilik birliğindeki bakım ve geçindirme yükümlülüğünün kısmen devamı niteliğinde olduğu, ceza ya da tazminat sayılmadığı belirtilmektedir.
8. Yoksulluğa düşme nasıl ölçülür?
Kişinin geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun kalması esas alınır. Mutlak sefalet aranmaz; asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanamaması yeterlidir.
9. Nafaka beni zenginleştirir mi?
Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/764, K. 2023/532, T. 31.05.2023 kararında nafakanın amacının hiçbir zaman alacaklıyı zenginleştirmek olamayacağı tespit edilmiştir.
10. Asgari ücretle çalışan eş nafaka alabilir mi?
Duruma göre değişir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/447, K. 2025/7217, T. 15.09.2025 kararına göre gelirin kişiyi yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığı incelenir.
11. Tarafların gelirleri denk olursa ne olur?
Yoksulluğa düşme koşulu gerçekleşmediğinden nafakaya hükmedilmez. Gelirlerin denk olup olmadığının tespiti, anılan kararda ayrı bir inceleme başlığı olarak belirtilmiştir.
12. Ev işleriyle ilgilenen erkek eş nafaka alabilir mi?
Alabilir. Uzun süre iş gücü piyasası dışında kalmış ve boşanma sonrası geçimini sağlayamayacak durumdaki eş, kusuru ağır değilse TMK m. 175 kapsamında talepte bulunabilir.
13. Eşimin geliri benden çok yüksek, nafaka isteyebilir miyim?
Gelir farkı tek başına yeterli değil, ancak önemli bir göstergedir. Kendi gelirinizin sizi yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığı TMK m. 175 çerçevesinde incelenir.
14. İş göremez durumdaki eş nafaka alabilir mi?
Alabilir. Çalışma gücünün fiilen bulunmaması yoksulluğa düşme koşulunu güçlü biçimde destekler; sağlık kurulu raporu ve gelir bağlama kararı dosyaya sunulur.
15. Çalışabilir olmak nafakayı engeller mi?
Tek başına engellemez. Çalışma gücünün fiilen gelire dönüştürülebilir olup olmadığı; yaş, mesleki nitelik ve iş piyasası koşullarıyla birlikte değerlendirilir.
16. Çalışabilirlik karinesi erkek ve kadın için farklı mı?
İncelenen kararlarda cinsiyete göre farklılaşan bir karine ortaya konmamıştır. Ölçüt tek ve ortaktır: geçimini kendi kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânı.
17. Sosyal ve ekonomik durum araştırması nedir?
Tarafların gelirini, malvarlığını ve yaşam koşullarını tespit eden zorunlu delil toplama işlemidir. Yapılmaması ya da eksik yapılması bozma sebebidir.
18. Bu araştırmada hangi kayıtlar incelenir?
SGK hizmet dökümü, vergi kayıtları, ticaret sicil kaydı, tapu ve araç kaydı, banka hesapları, MERNİS adresi ve kolluk tespit tutanağı tipik olarak getirtilir.
19. Kolluk araştırmasına itiraz edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Tutanak özet niteliktedir; tanık, banka kaydı ve ödeme belgeleriyle karşı delil sunularak tespitin aksi ispatlanabilir.
20. Kayıt dışı çalışan eşin geliri nasıl ispatlanır?
Tanık beyanı, ödeme dekontları, iş yerine ait ilan ve fotoğraflar ile ticari faaliyet kayıtları birlikte değerlendirilir. Sadece iddia yeterli görülmez.
21. Kısa süreli evlilikte nafaka bağlanır mı?
Bağlanabilir, ancak takdir daha dardır. Boşanma ile yoksulluk arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa TMK m. 175 koşulu gerçekleşmez.
22. Evlilik süresi için bir alt sınır var mı?
Kanunda süreye ilişkin bir eşik yoktur. Hâkim TMK m. 4 uyarınca hakkaniyeti gözetirken evlilik süresini diğer olgularla birlikte değerlendirir.
23. Yoksulluk nafakası süresiz midir?
TMK m. 175 metni süresiz ifadesini içerir ve yüksek yargı kararlarında bu şekilde aktarılır. Değişiklik ancak yasama organının madde metnini değiştirmesiyle mümkün olur.
24. Süresiz olması hiç değişmeyeceği anlamına mı gelir?
Gelmez. Anayasa Mahkemesi B. No: 2015/11677, T. 8/7/2020 kararında mali durumların değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde yeniden değerlendirme yapılacağı belirtilmiştir.
25. Nafaka hangi hâllerde kendiliğinden kalkar?
TMK m. 176 uyarınca alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde irat biçimindeki nafaka kendiliğinden sona erer; ayrıca dava açılması gerekmez.
26. Nafaka hangi hâllerde mahkeme kararıyla kaldırılır?
Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde TMK m. 176 uyarınca kaldırma kararı verilir.
27. Eski eşim biriyle yaşıyor, nafakayı kestirebilir miyim?
Fiilen evliymiş gibi yaşama ispatlanırsa kaldırma davası açabilirsiniz. Süreklilik arz eden ve evlilik benzeri bir yaşam düzeni kurulduğunun ortaya konması gerekir.
28. Eski eşim işe girdi, nafaka kesilir mi?
Yoksulluğun ortadan kalktığı ispatlanırsa kesilir. Düzenli ve yeterli bir gelire kavuşulması aranır; geçici ve düşük tutarlı gelir tek başına yeterli görülmez.
29. Nafaka artırım davası ne zaman açılır?
Tarafların mali durumları değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde açılabilir. Kanunda bekleme süresi öngörülmemiştir; koşulların değiştiğinin ispatı yeterlidir.
30. Nafakanın azaltılmasını isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. TMK m. 176 uyarınca mali durumun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde iradın azaltılmasına karar verilebilir.
31. Toptan ödeme mümkün mü?
Mümkündür. TMK m. 176 uyarınca hâkim, nafakanın toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verebilir. Seçim hâkime aittir.
32. Toptan ödemeden sonra artırım istenebilir mi?
İstenemez. Toptan ödeme taraflar arasındaki ilişkiyi tek seferde tasfiye eder; artırım, azaltım ve kaldırma davaları gündeme gelmez.
33. Nafakaya her yıl artış uygulanır mı?
Hâkim istem hâlinde iradın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Uygulamada tüketici fiyat endeksi oranında artış öngörülmesi yaygındır.
34. Manevi tazminat irat biçiminde ödenebilir mi?
Ödenemez. TMK m. 176 manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemeyeceğini açıkça düzenler.
35. Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası aynı şey mi?
Değildir. Tedbir nafakası dava süresince ödenir ve TMK m. 169 uyarınca resen takdir edilir; yoksulluk nafakası boşanma sonrası dönem içindir ve talebe bağlıdır.
36. Dava açılmadan tedbir nafakası isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/19306, K. 2012/23568, T. 15.11.2012 kararında TMK m. 197 gereğince ayrı yaşamada haklı olan eşin tedbir nafakası talep edebileceği belirtilmiştir.
37. Erkek eş tedbir nafakası alabilir mi?
Alabilir. TMK m. 197 ve m. 169 cinsiyet ayrımı yapmaz; ayrı yaşamakta haklı olan ya da dava süresince geçim güçlüğüne düşen erkek eş de talepte bulunabilir.
38. Tedbir nafakası ne zaman sona erer?
Boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Devamı isteniyorsa ayrıca yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olması gerekir.
39. Boşanmadan sonra nafaka davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. TMK m. 178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir; bu süre geçerse zamanaşımı def’i ileri sürülebilir.
40. Nafaka davası hangi mahkemede görülür?
Aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar.
41. Nafaka davasında harç ödenir mi?
Nafaka davalarında karar ve ilam harcı alınmaz. Dava değeri, talep edilen bir yıllık nafaka tutarı üzerinden hesaplanır.
42. Yurt dışında yaşıyorum, nafaka isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Yurt dışında yaşamak talep hakkını ortadan kaldırmaz; dava diğer eşin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
43. Yabancılık unsuru varsa hangi hukuk uygulanır?
5718 sayılı Kanun m. 19 uyarınca nafaka talepleri, nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna tabidir. Bu belirleme miktarı ve süreyi etkileyebilir.
44. Yurt dışındaki eşe tebligat nasıl yapılır?
7201 sayılı Tebligat Kanunu ve adli yardımlaşma anlaşmaları çerçevesinde Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılır. Süreç aylar alabilir; vekil tayini yargılamayı hızlandırır.
45. Yabancı mahkemenin nafaka kararı Türkiye’de uygulanır mı?
Doğrudan uygulanmaz. 5718 sayılı Kanun m. 50 ve devamı uyarınca tenfiz davası açılması gerekir; dava aleyhine karar verilenin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
46. Yurt dışındaki maaşa haciz konabilir mi?
Türk icra dairesi yurt dışındaki maaş üzerine haciz uygulayamaz. Borçlunun Türkiye’deki banka hesapları, taşınmazları ve araçları haczedilebilir.
47. Nafaka ödenmezse ne olur?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca tazyik hapsi istenebilir. Yaptırımın uygulanabilmesi için borçlunun Türkiye’de bulunması gerekir.
48. Yeniden evlenirsem nafakam kesilir mi?
Kesilir. TMK m. 176 uyarınca alacaklı tarafın yeniden evlenmesi hâlinde irat biçimindeki nafaka kendiliğinden ortadan kalkar.
49. Nafaka yükümlüsü ölürse nafaka devam eder mi?
Etmez. Taraflardan birinin ölümü hâlinde irat biçiminde ödenen nafaka kendiliğinden sona erer; mirasçılara geçmez.
50. Mal rejimi tasfiyesi nafakayı etkiler mi?
Etkileyebilir. Tasfiye sonucu önemli bir alacak elde eden eş artık yoksul sayılmayabilir; bu durum kaldırma davasına konu edilebilir.
Sonuç
Türk Medeni Kanunu m. 175 nafaka hakkını cinsiyete değil, boşanma yüzünden yoksulluğa düşme olgusuna bağlamıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/14125, K. 2013/16989, T. 02.12.2013 kararında eşlerin birbirlerinden nafaka talep edebileceği açıkça belirtilmiş; Anayasa Mahkemesi’nin B. No: 2015/11677, T. 8/7/2020 sayılı kararında düzenlemenin kadın veya erkeğin korunmasını amaçladığı ifade edilmiştir. Erkek eşin talebi de aynı üç ölçütle değerlendirilir: yoksulluğa düşme, kusur dengesi ve karşı tarafın ödeme gücü.
Uygulamada erkek lehine hükmedilen dosyaların sayıca az olması kuralın kendisinden değil, olguların dağılımından kaynaklanır. Ev içi işleri üstlenmiş, gelirini yitirmiş ya da çalışma gücünü kaybetmiş erkek eş bakımından koşullar gerçekleştiğinde mahkemeler nafakaya hükmetmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6480, K. 2024/4896, T. 26.06.2024 kararında ilk derece mahkemesi kararının nafaka yönünden erkek yararına bozulması bunun somut karşılığıdır. Talebin reddedildiği dosyalarda ise gerekçe cinsiyet değil, koşulların oluşmamış olmasıdır.
Nafaka kararı kesin ve değişmez bir borç yaratmaz; koşullar değiştikçe artırılabilir, azaltılabilir ya da kaldırılabilir. Sosyal ve ekonomik durum araştırmasının kapsamı, kusur dağılımı ve bir yıllık zamanaşımı süresi bu davalarda sonucu belirleyen teknik noktalardır. Kendi dosyanızdaki gelir ve kusur tablosunun nasıl değerlendirileceğini öğrenmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 4, 169, 175, 176, 178, 197, 168, 202.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 19, 50, 51.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 149, 176.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/150, K. 2023/406, T. 03.05.2023.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/764, K. 2023/532, T. 31.05.2023.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/807, K. 2022/1221, T. 04.10.2022.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1095, K. 2021/1676, T. 14.12.2021.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1035, K. 2021/1675, T. 14.12.2021.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/147, K. 2023/461, T. 17.05.2023.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/368, K. 2022/635, T. 17.05.2022.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1283, K. 2019/1149, T. 07.11.2019.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/535, K. 2023/831, T. 20.09.2023.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/1204, K. 2023/1187, T. 29.11.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/447, K. 2025/7217, T. 15.09.2025.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1238, K. 2025/8215, T. 06.10.2025.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6480, K. 2024/4896, T. 26.06.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7307, K. 2023/4596, T. 10.10.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10224, K. 2023/616, T. 15.02.2023.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/14125, K. 2013/16989, T. 02.12.2013.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/19306, K. 2012/23568, T. 15.11.2012.
Anayasa Mahkemesi, Norm Denetimi, E. 2011/136, K. 2012/72, T. 17.05.2012.
Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2015/11677, T. 8/7/2020.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş — Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku.
Turgut Akıntürk, Derya Ateş — Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku.
Ahmet M. Kılıçoğlu — Aile Hukuku.
Bilge Öztan — Aile Hukuku.
Ömer Uğur Gençcan — Boşanma, Tazminat ve Nafaka Hukuku.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
