Katılma alacağı davası, boşanmadan sonra eşlerin evlilik boyunca edindikleri malların paylaşılması için açılan davadır. Talep, malın kendisi değil paradır: alacaklı eş tapuda pay istemez, artık değerin yarısı kadar bir alacak talep eder.
Bu yazıda alacağın hukuki niteliği, hesap formülünün nasıl işlediği, hangi tarihteki değerin esas alındığı, faizin ne zaman başladığı ve 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren usul değişikliğinin dava açma biçimine etkisi güncel Yargıtay kararları ışığında ele alınmaktadır. Konuyla ilgili sık karşılaşılan sorulara verilen cevaplar makalenin sonunda yer almaktadır.
Katılma Alacağının Hukuki Niteliği
Katılma alacağı ayni bir mülkiyet hakkı doğurmaz; doğrudan kanundan kaynaklanan şahsi bir alacak hakkıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli, E. 2023/4359, K. 2024/1528 sayılı kararında, davacının mal rejiminin tasfiyesi sonucu oluşan hakkının kişisel hak şeklinde bir alacak hakkı olduğu, ayni hak talebi olmadığı belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2013 tarihli, E. 2012/13149, K. 2013/3888 sayılı ilamında kural daha açık ifade edilir: eşlerden birine ait malvarlığında diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu olamaz; alacaklı eşe tanınan hak ayni bir hak olmayıp şahsi bir alacak hakkıdır.
Bunun pratik sonucu, dava dilekçesindeki talep sonucunun doğru kurulmasıdır. “Taşınmazın yarısının adıma tescili” biçiminde kurulan talep sonucu, katılma alacağı hukuki sebebine dayanıldığında reddedilir.
Borç ayın olarak da ödenebilir
TMK m. 239/1 borçlu eşe seçimlik yetki tanır. Anılan hükme göre katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; ayni ödemede malların sürüm değerleri esas alınır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2013 tarihli kararında bu maddeye göre borçlu eşin isterse borcunu ayın olarak ödeme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Seçim hakkı borçlu eşe aittir. Alacaklı eş “para değil daireyi istiyorum” diyemez; borçlu eş de “daire vereyim” derse alacaklı bunu reddedemez.
Katkı Şartı Aranmaz
Katılma alacağı kanundan doğduğu için, talepte bulunan eşin malvarlığının edinilmesine, korunmasına veya iyileştirilmesine fiilen katkıda bulunmuş olması ya da bir gelirinin bulunması şart değildir. Bu ilke Yargıtay kararlarında istikrarlı biçimde tekrarlanır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli kararında hakkın kanundan kaynaklandığı ve katkı aranmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 16.05.2013 tarihli, E. 2012/12529, K. 2013/7397 sayılı kararında ise talepte bulunan eşin çalışıp çalışmamasının veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının önemi olmadığı ifade edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2014 tarihli, E. 2013/4834, K. 2014/4775 sayılı kararında iki kurum karşılaştırılır: TMK m. 227’ye dayanan değer artış payı alacağında eşlerden birinin katkısından söz edilmekteyse de, TMK m. 236’ya dayanan katılma alacağında herhangi bir katkı gerekli değildir. Aynı yönde Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 22.05.2012 tarihli, E. 2012/4529, K. 2012/4593 sayılı kararı bulunmaktadır.
Ev emeğinin yasal karşılığı
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.06.2008 tarihli, E. 2008/432, K. 2008/444 sayılı ilamında düzenlemenin amacı açıklanmıştır: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, evi dışında çalışmayan ve herhangi bir geliri ve kazancı bulunmayan kadının ev işlerinde sarf ettiği emeği, yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminde diğer eşin bu rejimin devamı süresince edinilen malları üzerinde katılma alacağı hakkı tanımak suretiyle yasal karşılığa bağlamıştır.
Hesap Formülü
Katılma alacağı; eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerine eklenecek değerler (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar ilave edildikten sonra, bu mallara ilişkin borçların düşülmesiyle bulunan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1).
Bu formül Hukuk Genel Kurulu’nun 09.04.2019 tarihli, E. 2017/1613, K. 2019/419 sayılı ilamında, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.04.2025 tarihli, E. 2024/6166, K. 2025/4216 ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2021 tarihli, E. 2020/1003, K. 2021/335 ile 14.03.2017 tarihli, E. 2016/2267, K. 2017/3531 sayılı kararlarında aynen yer alır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 27.12.2012 tarihli, E. 2012/7728, K. 2012/13192 sayılı kararında sonuç şöyle özetlenir: davacı eş, hesaplama sonucu ortaya çıkan artık değerin yarısı oranında hak sahibi olur.
Sayısal örnek
Boşanma davası 2026’da açılmıştır. Dava tarihinde koca adına kayıtlı iki taşınmaz bulunmaktadır: 2008’de alınmış bir daire (karar tarihindeki rayiç 5.000.000 TL, üzerinde 800.000 TL konut kredisi borcu) ve 2020’de alınmış bir arsa (karar tarihindeki rayiç 2.000.000 TL). Koca, dava tarihinden altı ay önce kardeşine bedelsiz olarak bir aracı devretmiştir; aracın değeri 600.000 TL’dir.
Edinilmiş mal toplamı: 5.000.000 + 2.000.000 = 7.000.000 TL. Eklenecek değer (TMK m. 229, bir yıl içinde rıza olmadan yapılan karşılıksız kazandırma): +600.000 TL. Ara toplam 7.600.000 TL. Borç düşülür: 7.600.000 − 800.000 = 6.800.000 TL artık değer. Kadının katılma alacağı bunun yarısı, 3.400.000 TL’dir.
Kadın adına da edinilmiş mal varsa aynı hesap onun için yapılır ve alacaklar karşılıklı denkleştirilir. Hesap dosyanın kendi verilerine göre değişir; malın hangi gruba girdiği, borcun hangi mala ilişkin olduğu ve değerleme tarihi sonucu doğrudan etkiler. Borcun hangi mal kesimini yükümlendirdiği ve süren kredi taksitlerinin tasfiyedeki karşılığı, boşanmada borçların paylaşımı yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Kredi bakiyesinin hangi tarihte ne kadar olduğu, kooperatif ödemelerinin dönemlere dağılımı ve döviz kalemlerinin kuru hesabı önemli ölçüde değiştirir. Kendi dosyanız için değerlendirme yapılmasını isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Değerleme: Hangi Tarih Esas Alınır?
Yargıtay içtihatlarında malın durumu ile değeri iki farklı ana bağlanmıştır. Malın durumu mal rejiminin sona erdiği tarihteki, yani boşanma dava tarihindeki fiziki durumdur. Malın değeri ise tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeridir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 ve 07.02.2024 tarihli, E. 2022/9765, K. 2024/632 sayılı kararlarında bu ikili ölçüt aynen ifade edilmiştir: artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır.
Tasfiye tarihi karar tarihidir
Bu, uygulamada en çok hataya yol açan noktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli kararında kural nettir: Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.01.2026 tarihli, E. 2025/5542, K. 2026/330 ve 03.10.2024 tarihli, E. 2024/4939, K. 2024/6801 sayılı kararlarında ölçüt genişletilmiştir: tasfiye tarihi karar tarihi olup, Bölge Adliye Mahkemesince tasfiyenin yapılması hâlinde karar tarihi Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2022 tarihli, E. 2022/3520, K. 2022/9055 sayılı kararında, boşanma davasının açıldığı tarihteki değerler esas alınarak katılma alacağının hesaplanması bozma sebebi sayılmıştır. Uzun süren yargılamalarda bu fark, alacağın tutarını kat kat değiştirir.
Bozma sonrası değer güncelliğini yitirir
Kararın bozulması hâlinde önceki raporlardaki değerler güncelliğini yitirir; bozma sonrası verilecek yeni karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerin tespit edilmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.01.2026 tarihli kararında, önceki raporlar arasındaki çelişkileri giderecek yeni bir rapor alınarak bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarih itibarıyla sürüm değerinin belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Faiz ne zaman başlar?
TMK m. 239/son uyarınca, aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 14.03.2017 tarihli, E. 2016/2267, K. 2017/3531 sayılı ilamında faizin tasfiye (karar) tarihinden itibaren işletileceği belirtilmiştir.
Bu, alacaklı eş açısından iki yönlü çalışır. Faiz dava tarihinden değil karar tarihinden işlediği için yargılama süresince faiz kaybı doğar; buna karşılık malın değeri de karar tarihine göre belirlendiğinden değer artışı bu kaybı büyük ölçüde telafi eder. Değer artış payı alacağında ise faiz dava tarihinden, ıslah varsa ıslah edilen kısım bakımından ıslah tarihinden işler.
Özel Hesaplama Hâlleri
Krediler ve rejim sonrası ödemeler
Boşanma davasının açılmasıyla mal rejimi sona erer. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2013 tarihli, E. 2012/8466, K. 2013/7543 sayılı ilamında bu tarihten sonrası için önemli bir ilke konulmuştur: boşanma davası açılıp mal rejimi sona erdikten sonra bağış iradesinin devam ettiği söylenemez; bu tarihten sonraki edinilmiş mallara ilişkin borçların o malın değerinden düşülmesi gerekir.
Yani dava tarihinden sonra ödenmeye devam eden kredi taksitleri malın değerinden mahsup edilir. Bu, borçlu eşin dava sonrasında yaptığı ödemelerin karşılıksız kalmamasını sağlar.
Kooperatif ödemeleri
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2021 tarihli, E. 2020/1003, K. 2021/335 sayılı kararına göre kooperatife yapılan ödemeler ile kalan borcun, toplam yapılması gereken ödemeye oranlanarak artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekir.
Kooperatif dosyalarında ödemelerin hangi dönemde yapıldığı ayrıca önem taşır. Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2019 tarihli, E. 2017/1618, K. 2019/1370 sayılı ilamında, ödemelerin 01.01.2002 öncesi döneme isabet eden bölümü için katkı payı alacağı, sonraki döneme isabet eden bölümü için ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakkı doğabileceği belirtilmiştir.
Döviz cinsinden varlıklar
Yabancı para cinsinden varlıkların tasfiyesinde doğrudan döviz üzerinden hüküm kurulamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.02.2024 tarihli, E. 2022/9765, K. 2024/632 sayılı ilamına göre, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri esas alınmalı; söz konusu paranın tasfiye tarihi itibarıyla reel (güncel) kur karşılığı tespit edildikten sonra katılma alacağı belirlenmelidir.
Ev eşyaları
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2013 tarihli, E. 2012/12242, K. 2013/4971 sayılı ilamına göre, ev eşyalarından hangilerinin 01.01.2002’den sonra ne şekilde edinildiği kesin olarak saptanmalı, boşanma dava tarihinde mevcut olan ev eşyalarının değeri tespit edilmeli ve belirlenen bedelin yarısına TMK m. 236 gereğince katılma alacağı olarak hükmedilmelidir.
Banka hesapları
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 11.12.2012 tarihli, E. 2012/9032, K. 2012/12145 sayılı ilamında ölçüt şöyle konmuştur: katılma alacağı hesaplanabilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada talebe konu banka hesabında para veya parayla ölçülebilen malvarlığının bulunması, ya da rejimin sona ermesinden kısa süre önce bunun diğer eşten mal kaçırma amacıyla elden çıkarıldığının veya hesaptan çekildiğinin kanıtlanması gerekir.
Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce hesap hareketlerinin incelenmesi ve gerekiyorsa banka kayıtlarının mahkemeden istenmesi ispat bakımından belirleyici olmaktadır.
Kişisel malın yerine geçen değer
Kişisel malın satış bedeliyle yeni mal alınmışsa TMK m. 220/4 uygulanır. Hukuk Genel Kurulu’nun 12.09.2012 tarihli, E. 2012/365, K. 2012/561 sayılı ilamına göre, kişisel malların yerine geçen değerler kişisel mal sayılacağından davanın reddi; satış bedelinin dava konusu taşınmazın bedelini kısmen karşıladığının tespiti hâlinde ise taşınmazın edinilmiş mal grubuna dahil olan kısmının belirlenmesi ve varsa katılma alacağının hesaplanması gerekir.
Aynı kararda önemli bir ispat imkânı tanınmıştır: kişisel malın satım bedelinin tapu senedinde gösterilenden fazla olduğu iddiası, diğer eş tarafından açılan katılma alacağı davasında her türlü delille kanıtlanabilir. Evlenmeden önce nişanlılık döneminde verilen ve kişisel mal grubunda kalan takıların akıbeti ise nişanın bozulması hâlinde hediyelerin geri verilmesi davası kurallarına göre belirlenir.
Eşler arası yatırımda bağış karinesi yoktur
Eşlerin evlilik birliği içindeki dayanışması bağış sayılmaz. Hukuk Genel Kurulu’nun 09.04.2019 ve 17.12.2019 tarihli ilamlarında değerlendirme şöyledir: evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hâkim olduğu düşüncesiyle ortak yaşamı ve ailenin geleceğini güvence altına almak, daha rahat yaşam sağlamak amacıyla beraberlikten doğan dayanışma ile karşılıklı güvene dayanarak, örf ve âdete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmalarının bağış olarak değerlendirilmeyeceği kuşkusuzdur.
Bu, “eşim o parayı bana bağışlamıştı” savunmasının kolayca kabul edilmediği anlamına gelir.
Üç Alacak Türünün Karşılaştırılması
Mal rejimi davalarında üç ayrı alacak türü gündeme gelir ve karıştırılmaları hak kaybına yol açar. Hangisinin talep edileceği, malın hangi dönemde edinildiğine ve katkının niteliğine göre belirlenir.
| Ölçüt | Katkı payı alacağı | Değer artış payı | Artık değere katılma alacağı |
|---|---|---|---|
| Dayanak ve dönem | 743 sayılı Kanun; 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı | TMK m. 227; 2002 sonrası | TMK m. 231, 236; 2002 sonrası yasal rejim |
| Katkı şartı | Parasal veya parayla ölçülebilen katkı zorunlu; ev işleri sayılmaz | Malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına fiili katkı şart | Aranmaz; çalışmayan eş de hak sahibidir |
| Hukuki niteliği | Şahsi alacak | Şahsi alacak | Şahsi alacak |
| Değerleme | Katkı oranı × dava tarihindeki sürüm değeri | Katkı oranı × karar tarihindeki sürüm değeri | Rejim sonundaki duruma göre karar tarihindeki sürüm değeri |
| Faiz başlangıcı | Dava (ıslahta ıslah) tarihi | Dava (ıslahta ıslah) tarihi | Tasfiyenin sona ermesi, yani karar tarihi |
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 29.09.2014 tarihli, E. 2014/14667, K. 2014/17502 ve 30.10.2014 tarihli, E. 2013/19145, K. 2014/19510 sayılı kararlarında 2002 öncesi dönem için ölçüt nettir: mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde katkı payı karşılığında tazminat istenebilmesi için mutlaka parasal veya parayla ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkının bulunması gerekir.
Değer artış payının hesabı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 08.02.2016 tarihli, E. 2014/19969, K. 2016/1925 sayılı kararında değer artış payı, eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkı olarak tanımlanır.
Hesap yöntemi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2007 tarihli, E. 2007/1436, K. 2007/3667 sayılı kararında üç adımda gösterilmiştir: yapılan katkı değeri ile katkı yapılan malın katkı tarihindeki değerine göre katkı oranı saptanır; malın tasfiye anındaki, yani karar tarihindeki değeri belirlenir; katkı oranı ile bu değerin çarpımıyla bulunan miktar değer artış payı alacağı olarak kabul edilir.
İspat ve Karineler
TMK m. 222 uyarınca belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu veya kişisel malı olduğunu iddia eden eş bunu kanıtlamakla yükümlüdür. Hukuk Genel Kurulu’nun 12.09.2012 tarihli ilamı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 11.12.2012 tarihli kararı bu yöndedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 27.12.2012 tarihli, E. 2012/7728, K. 2012/13192 sayılı kararında karine açıkça ifade edilmiştir: Türk Medeni Kanunu’nun yürürlük tarihinden sonra evlilik birliği içinde edinilen malvarlığı kural olarak aksi kanıtlanmadıkça edinilmiş mal sayılır.
Bu karine, katılma alacağı talep eden eşin lehinedir. Malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş, iddiasını belgeyle ortaya koymak zorundadır. Edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımının ayrıntısı edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi yazısında ele alınmıştır.
Dava Usulü ve 2026 Değişikliği
Katılma alacağı davası aile mahkemesinde açılır ve boşanma kararının kesinleşmesi beklenir ya da kesinleşme bekletici mesele yapılır. Talep edilen tutar üzerinden nispi harç ödenir. Alacağın miktarı dava açılırken çoğu zaman tam olarak bilinemediği için, talebin nasıl kurulacağı belirleyici bir usul sorunudur.
Belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026’da kaldırıldı
HMK m. 107’de düzenlenen belirsiz alacak davası, 7589 sayılı Kanun’la 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılmış derdest davalarda mevcut nitelendirme korunmakla birlikte, yeni açılacak hukuk davalarında belirsiz alacak davası açılamayacaktır.
Yeni durumda fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava (HMK m. 109) yoluna başvurulur. 7589 sayılı Kanun’la HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra uyarınca kısmi davada talep konusu, bir defaya mahsus ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sonuna kadar artırılabilecek; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.
Bu düzenleme, aşağıda anlatılan klasik ıslah–zamanaşımı sorununu büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Ancak talep artırımının bir defaya mahsus olması, artırım zamanlamasının bilirkişi raporu sonrasına bırakılmasını gerektirir. Belirsiz alacak davası yazısında bu değişikliğin genel çerçevesi ele alınmıştır.
Kısmi dava, ıslah ve zamanaşımı
Eski uygulamada kısmi dava açılıp sonradan ıslahla talep artırıldığında, zamanaşımı yalnızca dava dilekçesinde gösterilen ve harçlandırılan bölüm bakımından kesiliyordu. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2012 tarihli, E. 2012/2119, K. 2012/3980 sayılı kararında ilke şöyle ifade edilmiştir: zamanaşımı, alacağın ancak dava dilekçesine konu edilen ve harçlandırılan bölümü hakkında kesilmiş olur; dava dışı kalan alacak bölümü açısından ıslah tarihine kadar zamanaşımı işlemeye devam eder.
Bu, uygulamada ciddi hak kayıplarına yol açıyordu. On yıllık zamanaşımı süresinin sonuna yakın açılan kısmi davada, ıslah tarihinde süre dolmuşsa artırılan kısım zamanaşımına uğruyordu.
Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda ise talep artırım dilekçesi ıslah sayılmıyordu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2022 tarihli, E. 2022/3520, K. 2022/9055 sayılı ilamında, dava dilekçesindeki talep belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan davaya belirsiz alacak davasına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği ve talep artırım dilekçesinin ıslah dilekçesi değil talep belirleme dilekçesi olduğu belirtilmiştir.
7589 sayılı Kanun’la getirilen yeni kısmi dava rejimi, bu iki yolun sağladığı korumayı tek bir usulde birleştirmektedir.
50 Soruda Katılma Alacağı Davası
Uygulamada katılma alacağı davası ve hesaplaması konusunda en sık karşılaşılan sorular ve bunlara ilişkin cevaplar aşağıda yer almaktadır.
Hak ve nitelik
1. Katılma alacağı nedir?
Edinilmiş mallara katılma rejiminde, bir eşin diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde sahip olduğu alacak hakkıdır (TMK m. 236/1).
2. Tapuda pay isteyebilir miyim?
Hayır. Yargıtay 8. HD 19.03.2013 tarihli kararına göre alacaklı eşe tanınan hak ayni değil şahsi bir alacak hakkıdır.
3. Talep sonucunu nasıl kurmalıyım?
Belirli bir tutarın tahsili biçiminde. Tescil talebi olarak kurulan dava, katılma alacağı hukuki sebebine dayanıldığında reddedilir.
4. Borçlu eş daire vererek ödeyebilir mi?
Evet. TMK m. 239/1 uyarınca katılma alacağı ayın veya para olarak ödenebilir; ayni ödemede malların sürüm değerleri esas alınır.
5. Ayın olarak ödemeyi ben seçebilir miyim?
Hayır. Seçim hakkı borçlu eşe aittir.
6. Hiç çalışmadım, alacak talep edebilir miyim?
Evet. Yargıtay 8. HD 16.05.2013 tarihli kararına göre talepte bulunan eşin çalışıp çalışmamasının önemi yoktur.
7. Katkıda bulunduğumu ispat etmem gerekir mi?
Hayır. Katılma alacağında katkı aranmaz; hak kanundan doğar (Yargıtay 8. HD, 20.03.2014).
8. Ev işleri katkı sayılır mı?
Katılma alacağında katkı zaten aranmaz. HGK 18.06.2008 tarihli kararına göre ev emeğinin karşılığı bu hakla yasal güvenceye bağlanmıştır.
Hesaplama
9. Alacak nasıl hesaplanır?
Edinilmiş malların toplamına eklenecek değerler ve denkleştirme eklenir, mallara ilişkin borçlar düşülür; kalan artık değerin yarısı alacaktır.
10. Artık değer nedir?
Eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar dahil, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır (TMK m. 231).
11. Kredi borcu düşülür mü?
Evet, edinilmiş mala ilişkinse. Yargıtay 8. HD 21.05.2013 tarihli kararına göre dava tarihinden sonraki ödemeler de malın değerinden mahsup edilir.
12. Kişisel mala ilişkin borç düşülür mü?
Edinilmiş mal grubundan düşülmez. Borcun hangi mal grubuna ilişkin olduğu ayrıca belirlenir.
13. Kooperatif ödemeleri nasıl hesaplanır?
Yapılan ödemeler ile kalan borç, toplam yapılması gereken ödemeye oranlanarak alacak belirlenir (Yargıtay 8. HD, 21.01.2021).
14. 2002 öncesi kooperatif ödemeleri ne olur?
O döneme isabet eden bölüm için katkı payı alacağı doğabilir; sonraki dönem için değer artış payı ve/veya katılma alacağı (HGK, 17.12.2019).
15. Dövizdeki para nasıl hesaplanır?
Doğrudan döviz üzerinden hüküm kurulamaz; tasfiye tarihi itibarıyla reel kur karşılığı tespit edilerek hesap yapılır (Yargıtay 2. HD, 07.02.2024).
16. Ev eşyaları paylaşıma girer mi?
01.01.2002’den sonra edinilen ve boşanma dava tarihinde mevcut olan ev eşyalarının değerinin yarısına hükmedilir (Yargıtay 8. HD, 04.04.2013).
17. Banka hesabındaki para hesaba katılır mı?
Rejimin sona erdiği sırada hesapta para bulunması ya da kısa süre önce mal kaçırma amacıyla çekildiğinin kanıtlanması gerekir (Yargıtay 8. HD, 11.12.2012).
18. Eşim parayı hesaptan çekti, ne yapabilirim?
Çekimin mal kaçırma amacıyla yapıldığını kanıtlayarak tutarın hesaba katılmasını isteyebilirsiniz. Banka kayıtları mahkemeden istenebilir.
19. Her iki eş için ayrı hesap yapılır mı?
Evet. Her eşin artık değeri ayrı hesaplanır, karşılıklı alacaklar denkleştirilerek tek bir net ödeme belirlenir.
20. Artık değer eksi çıkarsa ne olur?
TMK m. 231/2 uyarınca eksi değer hesaba katılmaz; o eş bakımından katılma alacağı doğmaz.
Değerleme ve faiz
21. Hangi tarihteki değer esas alınır?
Malın rejimin sona erdiği tarihteki durumuna göre, tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri (Yargıtay 2. HD, 07.03.2024).
22. Tasfiye tarihi nedir?
Yargıtay uygulamasına göre karar tarihidir. Tasfiye Bölge Adliye Mahkemesince yapılıyorsa BAM’ın karar tarihidir (Yargıtay 2. HD, 15.01.2026).
23. Dava tarihindeki değer kullanılabilir mi?
Hayır. Yargıtay 2. HD 10.11.2022 tarihli kararında, boşanma dava tarihindeki değerlerin esas alınması bozma sebebi sayılmıştır.
24. Karar bozulursa değerler yeniden mi belirlenir?
Evet. Önceki raporlar güncelliğini yitirir; bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değer belirlenmelidir (Yargıtay 2. HD, 15.01.2026).
25. Değeri kim belirler?
Mahkemece atanan bilirkişi. Taşınmazlarda keşif yapılır; emsal satışlar ve resmî kayıtlar incelenir.
26. Faiz ne zaman başlar?
TMK m. 239/son uyarınca tasfiyenin sona ermesinden, yani karar tarihinden itibaren (Yargıtay 8. HD, 14.03.2017).
27. Dava tarihinden faiz istenebilir mi?
Katılma alacağında hayır. Değer artış payı alacağında ise faiz dava tarihinden, ıslah varsa ıslah edilen kısım bakımından ıslah tarihinden işler.
28. Uzun yargılama alacağımı düşürür mü?
Faiz yönünden kayıp doğurur ancak değerleme karar tarihine göre yapıldığı için mal değerindeki artış bu kaybı büyük ölçüde telafi eder.
Alacak türleri
29. Katkı payı alacağı nedir?
01.01.2002 öncesi mal ayrılığı döneminde, parasal veya parayla ölçülebilen katkı karşılığında istenebilen tazminat niteliğindeki alacaktır.
30. Katkı payında ev işleri sayılır mı?
Hayır. Yargıtay 8. HD kararlarına göre mutlaka parasal veya parayla ölçülebilen maddi bir değer konulmuş olması gerekir.
31. Değer artış payı nedir?
Eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız esaslı katkısı hâlinde, o malda oluşan değer artışından katkısı oranındaki alacaktır (TMK m. 227).
32. Değer artış payı nasıl hesaplanır?
Katkı oranı saptanır, malın karar tarihindeki değeri belirlenir ve ikisi çarpılır (Yargıtay 2. HD, 08.03.2007).
33. Katılma alacağı ile değer artış payı birlikte istenebilir mi?
Evet, farklı mallar veya farklı hukuki sebepler bakımından birlikte talep edilebilir. Talep sonucunun ayrıştırılarak kurulması gerekir.
34. Hangisini talep edeceğimi nasıl belirlerim?
Malın hangi dönemde edinildiğine, kimin adına kayıtlı olduğuna ve katkının niteliğine göre. Nitelendirme hatası ret sebebi olabilir.
İspat
35. İspat yükü kimdedir?
TMK m. 222 uyarınca malın kendisine ait olduğunu veya kişisel malı olduğunu iddia eden eştedir.
36. Hangi karine geçerlidir?
Evlilik birliği içinde edinilen malvarlığı, aksi kanıtlanmadıkça edinilmiş mal sayılır (Yargıtay 8. HD, 27.12.2012).
37. Kişisel malımın satış bedeliyle aldığım mal ne olur?
TMK m. 220/4 uyarınca kişisel malın yerine geçen değer de kişisel maldır. Bedelin bir kısmını karşılıyorsa mal kısmen edinilmiş sayılır (HGK, 12.09.2012).
38. Tapudaki bedel gerçek bedelden düşükse ne yapabilirim?
Satım bedelinin tapu senedinde gösterilenden fazla olduğu iddiası her türlü delille kanıtlanabilir (HGK, 12.09.2012).
39. Eşim “bana bağışlamıştın” diyor, geçerli mi?
HGK 09.04.2019 ve 17.12.2019 tarihli kararlarına göre eşlerin birlikte yatırım yapması bağış olarak değerlendirilmez.
40. Hangi deliller kullanılabilir?
Tapu kayıtları, banka ve kredi kayıtları, kooperatif dosyası, faturalar, tanık beyanı ve bilirkişi incelemesi.
Dava usulü
41. Hangi mahkemede dava açılır?
Aile mahkemesinde. Yetkili mahkeme TMK m. 214 uyarınca belirlenir.
42. Boşanma kesinleşmeden dava açılabilir mi?
Açılabilir ancak boşanmanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılır; tasfiye kesinleşmeden sonuçlandırılmaz.
43. Zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıl. Sürenin kaçırılması hakkın tamamen kaybına yol açar.
44. Belirsiz alacak davası açabilir miyim?
Hayır. HMK m. 107, 7589 sayılı Kanun’la 31.07.2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni davalarda kısmi dava yoluna başvurulur.
45. 31.07.2026’dan önce açtığım dava ne olur?
Derdest davalarda mevcut nitelendirme korunur; belirsiz alacak davasına ilişkin hükümler uygulanmaya devam eder.
46. Kısmi davada talebimi artırabilir miyim?
Evet. HMK m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sonuna kadar artırılabilir.
47. Artırılan kısımda zamanaşımı işler mi?
Yeni düzenlemede işlemez; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
48. Talep artırımını ne zaman yapmalıyım?
Artırım bir defaya mahsus olduğundan, bilirkişi raporu alındıktan ve tutar netleştikten sonra yapılması yerinde olur.
49. Eski uygulamada ıslahta zamanaşımı nasıl işliyordu?
Zamanaşımı yalnızca dava dilekçesinde harçlandırılan bölüm için kesiliyor, kalan kısım için ıslah tarihine kadar işlemeye devam ediyordu (Yargıtay 8. HD, 08.05.2012).
50. Harç ne kadar ödenir?
Talep edilen alacak üzerinden nispi harç ödenir. Kısmi davada harç, dava dilekçesinde gösterilen tutar üzerinden alınır.
Sonuç
Katılma alacağı davasında sonucu belirleyen üç teknik nokta öne çıkmaktadır. Birincisi nitelendirme: talep şahsi bir alacak olarak kurulmalı, tescil talebine dönüştürülmemelidir.
İkincisi değerleme tarihi. Malın durumu boşanma dava tarihine, değeri ise karar tarihine göre belirlenir. Bu ayrım uzun süren yargılamalarda alacağın tutarını kat kat değiştirdiği için bilirkişi raporunun hangi tarihi esas aldığı mutlaka denetlenmelidir.
Üçüncüsü usul. 31 Temmuz 2026’da belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada talep artırımına getirilen yeni rejim, dava açma biçimini doğrudan değiştirmiştir. Artırımın bir defaya mahsus olması, zamanlamayı stratejik bir karar hâline getirmektedir.
Mal rejimi tasfiyesi, evlilik birliğinin mali sonuçlarının bir parçasıdır. Rejimin kapsamı için edinilmiş mallara katılma rejimi, konutun korunması için aile konutu şerhi ve bütün çerçeve için evlilik birliğinde eşlerin mali hak ve yükümlülükleri yazılarına bakılabilir.
On yıllık zamanaşımı süresinin kaçırılması hakkın tamamen kaybedilmesi sonucunu doğurur. Somut durumunuz için bir avukata danışılması gerekir.
Tasfiye tamamlanıp alacak ilama bağlandıktan sonra borçlu eş taşınmazlarını devrederse başvurulacak yol değişir. Bu aşamada açılacak davanın dilekçesini boşanmadan sonra mal kaçırma sebebiyle terditli dava dilekçesi örneği yazısında ayrıntılı anlattım.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 214 (Yetkili mahkeme)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 219 (Edinilmiş mallar)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 220 (Kişisel mallar ve ikame değer)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 222 (İspat)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 227 (Değer artış payı)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 229-230 (Eklenecek değerler ve denkleştirme)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 231 (Artık değer)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 235 (Değerleme)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 236 (Katılma alacağı)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 239 (Ödeme biçimi ve faiz)
- Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, m. 170
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 107 (7589 sayılı Kanun ile 31.07.2026’da mülga)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109 (Kısmi dava; 7589 sayılı Kanun ile eklenen 4. fıkra)
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 4
- 492 sayılı Harçlar Kanunu, m. 16
Yargı kararları
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5542, K. 2026/330, T. 15.01.2026
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6166, K. 2025/4216, T. 22.04.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4939, K. 2024/6801, T. 03.10.2024
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4359, K. 2024/1528, T. 07.03.2024
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9765, K. 2024/632, T. 07.02.2024
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/3520, K. 2022/9055, T. 10.11.2022
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/1436, K. 2007/3667, T. 08.03.2007
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1618, K. 2019/1370, T. 17.12.2019
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1613, K. 2019/419, T. 09.04.2019
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/365, K. 2012/561, T. 12.09.2012
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/432, K. 2008/444, T. 18.06.2008
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/1003, K. 2021/335, T. 21.01.2021
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/2267, K. 2017/3531, T. 14.03.2017
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19969, K. 2016/1925, T. 08.02.2016
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/19145, K. 2014/19510, T. 30.10.2014
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/14667, K. 2014/17502, T. 29.09.2014
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/4834, K. 2014/4775, T. 20.03.2014
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/8466, K. 2013/7543, T. 21.05.2013
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/12529, K. 2013/7397, T. 16.05.2013
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/12242, K. 2013/4971, T. 04.04.2013
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/13149, K. 2013/3888, T. 19.03.2013
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/7728, K. 2012/13192, T. 27.12.2012
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/9032, K. 2012/12145, T. 11.12.2012
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/4529, K. 2012/4593, T. 22.05.2012
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/2119, K. 2012/3980, T. 08.05.2012
Doktrin ve akademik kaynaklar
- Şıpka, Şükran / Özdoğan, Ayça: Mal Rejimlerine ve Diğer Mal Varlığı Davalarına İlişkin Bilirkişi Raporları, İstanbul
- Zeytin, Zafer: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, Ankara
- Kılıçoğlu, Ahmet: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi, Ankara
- Dural, Mustafa / Öğüz, Tufan / Gümüş, Mustafa Alper: Türk Özel Hukuku Cilt III – Aile Hukuku, İstanbul
- Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku (Kısmi dava ve ıslaha ilişkin bölümler)
- Acabey, Mehmet Beşir: Evlilik Birliğinde Yasal Mal Rejimi
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Usul hükümleri 2026 yılında değişikliğe uğramıştır; dava açmadan önce yürürlükteki metnin kontrol edilmesi gerekir. Yazıda anılan yargı kararları karar tarihindeki hukuki duruma göre değerlendirilmelidir.
