Nişan bozulduğunda tarafların en çok tartıştığı konu, takılan altınların ve verilen armağanların akıbetidir; hukukumuzda bu talebin adı hediyelerin geri verilmesidir. Türk Medeni Kanunu m. 122, nişanlılık evlenme dışında bir sebeple sona erdiğinde alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini düzenler. Kimin haklı, kimin haksız olduğuna bakılmaz. Nişanın bitmiş olması, bu talebi ileri sürmek için tek başına yeterlidir.
Bu yazıda talebin kanuni dayanağı, kusurun neden aranmadığı, mutat ile mutat dışı hediye ayrımı, nişan yüzüğünün özel konumu, aynen iade ile bedel talebi arasındaki kademe, bedelin hangi tarihe göre hesaplanacağı, görevli mahkeme, ihtiyati tedbir, arabuluculuk, yabancılık unsuru ve icra aşaması sırasıyla açıklanıyor. Boşanmadaki ziynet alacağından farkı da ayrıca ele alınıyor.
Hediyelerin geri verilmesi hangi hukuki temele dayanır?
Talebin dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 122’dir. Hüküm, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiğinde nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş olduğu alışılmışın dışındaki hediyelerin geri istenebileceğini söyler.
Aynı maddenin ikinci fıkrası iade usulünü belirler: hediye aynen veya misli geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Türk Medeni Kanunu m. 121 ise manevi tazminatı, m. 120 maddi tazminatı düzenler. Bu üç talep aynı olaydan doğsa da farklı şartlara tabidir ve karıştırılmamalıdır.
Talep tamamen özel hukuk alanındadır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/21042, K. 2014/6359, T. 07.04.2014 kararında Türk Medeni Kanunu m. 122 kapsamındaki taleplerin ceza hukukunun alanına girmeyen, tamamen hukuki nitelikte bir uyuşmazlık olduğu belirtilmiştir. Altınların iade edilmemesi kural olarak suç oluşturmaz; çözüm hukuk mahkemesindedir.
Nişanlılık, evlenme vaadiyle kurulan ve evlenmeye zorlama hakkı vermeyen bir aile hukuku ilişkisidir. Türk Medeni Kanunu m. 118 ve devamı bu ilişkiyi düzenler. Evlenmenin önündeki engeller ve butlan sebepleri için evlenme engelleri ve butlan sebepleri yazısındaki çerçeve tamamlayıcıdır.
Kusur aranmaz: nişanın evlenme dışında sona ermesi yeterli
Bu davanın en ayırt edici özelliği, kusur denetiminin yapılmamasıdır. Nişanı kimin bozduğu, sebebin haklı olup olmadığı, tarafların birbirine yönelttiği suçlamalar iade talebini etkilemez. Aranan tek şart, nişanlılığın evlenme dışında bir sebeple son bulmuş olmasıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1550, K. 2024/7572, T. 21.10.2024 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/19689, K. 2014/4531, T. 24.03.2014 kararlarında, nişanın bozulması nedeniyle mutat dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmayacağı açıkça belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6945, K. 2025/7429, T. 17.09.2025 kararı da aynı kuralı tekrarlar.
Tazminat talepleri bakımından tablo değişir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1550, K. 2024/7572, T. 21.10.2024 kararında maddi tazminat için nişanın haklı bir sebep olmaksızın ya da taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olması arandığı; manevi tazminat için ise haksız bozmanın yanında kişilik haklarının da ihlal edilmiş olmasının gerektiği vurgulanmıştır. Aynı kararda manevi tazminata hükmedilebilmesi için istemde bulunan nişanlının kişisel haklarının fahiş biçimde zarara uğramış olması ölçütü kullanılmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/13254, K. 2015/1563, T. 28.01.2015 kararında da Türk Medeni Kanunu m. 121 uyarınca kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın uygun miktarda manevi tazminat isteyebileceği, ancak fahiş zararın ispatı hâlinde bu tazminata hükmedilebileceği belirtilmiştir. Pratik sonuç şudur: altınlarını isteyen taraf kusur tartışmasına girmek zorunda değildir, tazminat isteyen taraf ise girmek zorundadır.
Mutat ve mutat dışı hediye ayrımı nasıl yapılır?
Kanun yalnızca alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesine izin verir. Ayrımın iki ölçütü vardır: hediyenin yöresel örf ve âdete göre verilen armağanlardan olması ve maddi değerinin günün koşullarına göre fazla olmaması. İki ölçüt birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/15686, K. 2014/76, T. 13.01.2014 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/6306, K. 2018/10612, T. 25.10.2018 kararlarında bu ölçüt şöyle formüle edilmiştir: nişan hediyelerinin mutat sayılabilmesi, yöresel örf ve âdete göre verilen hediyelerden olması yanında maddi değerinin de günün koşullarına göre fazla olmaması şartına bağlıdır ve bu daha çok tarafların mali ve sosyal durumları ile ölçülmelidir.
Ölçüt görecelidir. Aylık geliri 40.000 TL olan bir çift için 30 gramlık bir bilezik olağanın çok üstündeyken, geliri bunun on katı olan bir ailede aynı bilezik farklı değerlendirilebilir. Mahkemeler tarafların gelir belgelerini, tapu ve araç kayıtlarını, yaşadıkları yerin âdetlerini bu yüzden dosyaya getirtir.
Tüketilen eşya ve masraflar bakımından kural nettir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/12811, K. 2011/17817, T. 16.11.2011 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/19689, K. 2014/4531, T. 24.03.2014 kararlarında, giymekle ve kullanılmakla eskiyen ve tüketilen elbise, ayakkabı, kuaför gideri, pasta ve meyve suyu gibi eşyaların iadesine karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Salon kirası, fotoğraf ve organizasyon giderleri de bu gruba girer.
Nişan yüzüğünün diğer ziynet eşyasından farkı
Nişan yüzüğü, yerleşik içtihatta mutat hediye sayılır ve iadesi istenemez. Diğer bütün altın ve ziynet eşyası ise alışılmışın dışında kabul edilir. Bu ayrım tek bir eşyaya özel bir istisna yaratır ve dilekçe hazırlanırken göz ardı edilmemelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6945, K. 2025/7429, T. 17.09.2025 kararında yerleşik uygulama şöyle özetlenir: nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında hediye olarak kabul edilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/13254, K. 2015/1563, T. 28.01.2015 kararında da nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın ve ziynet eşyasının mutat hediye kapsamında olmadığı, istikrarlı içtihatlara göre nişan yüzüğünün mutat hediye sayıldığı belirtilmiştir.
Uygulamada tartışma çoğunlukla yüzüğün niteliğinde çıkar. Nişan töreninde takılan sade alyans mutat hediyedir. Buna karşılık pırlanta tektaş, aynı törende takılmış olsa bile değeri itibarıyla olağanın dışında kalabilir; mahkeme burada yine tarafların mali durumuna bakar. Kurgusal bir örnek: brüt asgari ücretle çalışan bir çiftte 300.000 TL değerindeki tektaşın mutat sayılması beklenmez.
Sayı ve gramaj tespiti de kritik önemdedir. Nişan videosu, fotoğraflar, takı listesi ve kuyumcu faturaları dosyaya sunulmalıdır. Takıların cinsi ve adedi belirlenmeden verilen hüküm, infazda tereddüt yaratacağı için bozma sebebi olur.
Aynen iade, misli iade ve sebepsiz zenginleşme kademesi
Türk Medeni Kanunu m. 122/2 kademeli bir sistem kurar. Önce hediyenin aynen iadesi istenir. Aynı eşya mevcut değilse misli, yani aynı nitelikte bir başkası verilir. Bu da mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bedel talep edilir.
Mahkemenin bu sırayı atlaması usule aykırıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/15509, K. 2015/9083, T. 20.05.2015 kararında, dava dilekçesinde hediyelerin aynen iadesi ve bunun mümkün olmaması hâlinde bedelinin tahsili talep edilmişse mahkemece önce aynen, olmadığında bedele karar verilmesi gerektiği; doğrudan bedele hükmedilmesinin bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/4954, K. 2013/7356, T. 06.05.2013 kararında da nişanın bozulması hâlinde alışılmışın dışındaki hediyelerin aynen, mevcut değilse mislen geri verileceği veya karşılığının sebepsiz zenginleşme kurallarına göre istenebileceği ilkesi hatırlatılmıştır.
Bunun dilekçeye yansıması şöyledir: talep sonucu bölümünde önce aynen iade, kabul edilmezse bedelin faiziyle tahsili biçiminde kademeli olarak yazılmalıdır. Yalnızca bedel istenmişse mahkeme aynen iadeye karar veremez; talebin aşılması yasağı burada da işler. Kısa karar ile gerekçeli kararın da bu noktada uyumlu olması gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9649, K. 2018/629, T. 24.01.2018 kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 298/2 uyarınca gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiş; kısa kararda aynen iadeye yer verilmemişken gerekçeli kararda aynen iadeye hükmedilmesi çelişki sayılarak karar bozulmuştur.
Bedel hangi tarihe göre hesaplanır?
Aynen iade mümkün olmadığında ödenecek para, dava tarihindeki değere göre değil, nişanın bozulduğu tarihteki değere göre belirlenir. Altın fiyatlarının hızla değiştiği dönemlerde bu kural, talep edilen tutarı doğrudan etkiler ve hesap raporunun temelini oluşturur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/19540, K. 2011/5135, T. 29.03.2011 kararında, altın ve hediyelerin nişanın bozulduğu tarihteki bedellerinin tespiti gerekirken dava tarihindeki bedellerin esas alınmasının bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir. Mahkeme, nişanın bozulduğu tarihi öncelikle saptamak zorundadır.
Hesap şöyle kurulur. Kurgusal bir dosyada nişan 12 Mart 2024’te bozulmuş, dava Ekim 2025’te açılmış olsun. İade edilmeyen 8 adet çeyrek altın ile 40 gram bilezik bakımından esas alınacak değer, 12 Mart 2024 tarihindeki serbest piyasa kuru üzerinden hesaplanır. Aradaki değer artışı ise faiz yoluyla karşılanır; bu nedenle dava dilekçesinde faiz başlangıcının ve türünün doğru gösterilmesi gerekir.
Faiz konusunda talep önemlidir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı bu alacakta kural olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülür; temerrüt ihtarname ile ya da dava tarihiyle oluşur. Faiz talebi dilekçede açıkça yazılmazsa mahkeme kendiliğinden faize hükmedemez. Hesabın dosyanızdaki verilere göre nasıl şekilleneceğini değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Davacı ve davalı sıfatı, ailenin taktığı takılar ve alacağın temliki
Davacı sıfatı yalnızca nişanlılara ait değildir. Nişanlıların ana ve babası ile onlar gibi davrananlar da dava açabilir. Davalı ise hediyeyi alan nişanlıdır. Sıfatın doğru belirlenmemesi, dosyanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açar.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/11651, K. 2015/4434, T. 19.03.2015 kararında davacı sıfatı; nişanlılar, nişanlıların ana ve babası ile ana ve babası gibi davrananlar olarak sayılmış, davalı yanın hediye verilen nişanlı olduğu belirtilmiştir.
Törende anne veya baba tarafından nişanlı adına takılan takılar bakımından özel bir kabul vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6487, K. 2024/8165, T. 01.11.2024 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/16963, K. 2017/8244, T. 29.05.2017 kararlarında, takıların bizzat davacı nişanlı tarafından takılması zorunluluğu bulunmadığı; ana babanın ya da onlar gibi davrananların nişanlı adına taktığı takıların davacı nişanlı tarafından takılmış sayılacağı ve nişan bozulduğunda bizzat talep edilebileceği belirtilmiştir.
Yakın akraba ya da üçüncü kişilerin taktığı hediyelerde ise temlik yolu işletilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/1728, K. 2021/4104, T. 14.04.2021 kararında, alacağın temliki ile dava hakkının da devredilmiş olacağı ve davada taraf sıfatının temlik alanda bulunacağı belirtilmiş; davacının yakınları tarafından takılan hediyelere ilişkin temlik sözleşmeleriyle dava hakkını kazandığı gözetilerek esasa girilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Pratik öneri: dayı, hala veya arkadaş tarafından takılan takılar için yazılı temlikname alınmalı ve dilekçe ekinde sunulmalıdır.
Nişanlılardan birinin ölümü hâlinde hediyelerin iadesi
Nişanlılık ölümle de sona erer ve bu da evlenme dışında bir sona erme sebebidir. Kanun metni sona erme sebepleri arasında ayrım yapmadığından, ölüm hâlinde de alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Talep, sağ kalan nişanlı ile ölenin mirasçıları arasında yürür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6945, K. 2025/7429, T. 17.09.2025 kararında bu husus açıkça belirtilmiştir: nişanlılardan birinin ölümü nedeniyle nişan sona ermiş olsa dahi hediyeler geri verilmelidir. Karar, iade talebinin kusura değil sona ermeye bağlı olduğunu gösteren en net örneklerden biridir.
Uygulamada iki yön ortaya çıkar. Ölen nişanlının ailesi, sağ kalan nişanlıya verilmiş mutat dışı hediyelerin iadesini terekeye kazandırmak için isteyebilir. Tersine, sağ kalan nişanlı da ölen nişanlıya verdiği mutat dışı hediyelerin iadesini mirasçılardan talep edebilir. Her iki hâlde de dava tereke ile ilgilidir ve mirasçılık belgesi dosyaya sunulur.
Ölüm hâlinde tazminat talepleri gündeme gelmez; çünkü Türk Medeni Kanunu m. 120 ve 121 haksız bozma ile kişilik hakkı ihlaline dayanır. Ölümde haksızlık unsuru bulunmadığından yalnızca iade talebi ileri sürülebilir. Bu ayrım, dilekçedeki talep kalemlerinin doğru sınırlanmasını sağlar.
Boşanmadaki ziynet alacağından farkı nedir?
İki talep sık karıştırılır. Nişanlılıkta iade Türk Medeni Kanunu m. 122’ye dayanır ve alışılmışın dışındaki hediyelerle sınırlıdır. Evlilik sonrasında açılan ziynet davası ise bağış veya emanet ilişkisine dayanır, kadına özgü takıların tamamını kapsar ve farklı ilkelerle yürür.
Nişanlılıkta belirleyici olan kavram mutat dışılıktır. Evlilikte ise takının kadına özgü olup olmadığı ve eşin bunu kendi rızasıyla verip vermediği tartışılır. Nişan yüzüğü nişanlılıkta iade dışı bırakılırken, evlilikte alyansın durumu ayrı bir değerlendirmeye tabidir.
Değerleme anı da farklıdır. Nişanlılıkta bedel, nişanın bozulduğu tarihteki değere göre belirlenir. Boşanma sonrası ziynet alacağında ise talebin ve hükmün kurulduğu andaki değer ile faiz rejimi farklı işler. Evlilikte biriken malların paylaşımı ise bambaşka bir rejime, mal rejimi tasfiyesine tabidir.
Boşanma dosyasındaki altın talebinin ispatı ve hesabı için boşanmada ziynet eşyası ve altın davası yazısındaki ölçütler bu yazıyı tamamlar. Evlilik süresince edinilen malların paylaşımı için edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi ile katılma alacağı davası ve hesaplama yazılarına bakılabilir.
İspat yükü ve kabul edilen deliller
Davacı iki olguyu ispatlamak zorundadır: hediyelerin verildiği ve davalıda kalıp iade edilmediği. İspat serbestîsi geçerlidir; yazılı belge şartı aranmaz. Tanık, fotoğraf, video kaydı, kuyumcu faturası ve mesajlaşma kayıtları birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/16315, K. 2015/9516, T. 26.05.2015 kararında, hediyelerin verildiği ve davalıda kalıp iade edilmediği olgusunun her türlü delil ile ispat edilebileceği belirtilmiştir. Bu esneklik, nişan törenlerinde belge düzenlenmemesi gerçeğinden kaynaklanır.
En güçlü delil nişan videosudur. Takı takma anının kaydı, takının cinsini, adedini ve kimin taktığını birlikte gösterir. İkinci sırada kuyumcu faturaları ve satış fişleri gelir; üzerinde gram ve ayar bilgisi bulunduğu için hesaplamayı kolaylaştırır. Tanık beyanı tek başına kalırsa çelişkili tanıklarla zayıflayabilir.
Davalı taraf ise iki savunmadan birine dayanır: hediyelerin hiç verilmediği ya da iade edildiği. İade savunması ispat yükünü davalıya geçirir. İade tutanağı, banka dekontu, kuyumcuya birlikte gidildiğini gösteren kayıt gibi belgeler burada belirleyici olur.
Hediyelerin geri verilmesi davasında görevli ve yetkili mahkeme
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Türk Medeni Kanunu m. 122 kanunun ikinci kitabında yer aldığından, bu davalar bağımsız aile mahkemesi bulunan yerlerde aile mahkemesinde, bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Görev kuralı kamu düzenindendir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/11651, K. 2015/4434, T. 19.03.2015 kararında bu kural açıkça ifade edilmiş; nişan hediyelerinin geri verilmesine ilişkin hükmün Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabında yer alması nedeniyle davaların aile mahkemesinde, bağımsız aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde aile mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme görevi kendiliğinden gözetir.
Yetki bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Alacak niteliğindeki talepler bakımından m. 10 uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de gündeme gelebilir. Aile hukukundan doğan davalardaki yetki kurallarının genel çerçevesini boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme yazısında ayrıntılı anlattım.
Harç bakımından dava, konusu para ile ölçülebilen bir alacak davası olduğundan nispi harca tabidir. Aynen iade talebinde de eşyanın değeri üzerinden harç yatırılır. Harcın eksik yatırılması dosyanın işlemden kaldırılmasına yol açabileceğinden, değer tespiti dilekçe aşamasında yapılmalıdır.
Bu davada zorunlu arabuluculuk var mı?
Aile hukukundan doğan bu talep, ticari uyuşmazlıklar ve işçi alacakları için öngörülen zorunlu arabuluculuk rejimine tabi değildir. 6325 sayılı Kanun uyarınca aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli sayılmaz; hediye iadesi ise tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir alacak talebidir.
7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen düzenlemeyle kira, taşınır ve taşınmazın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan doğan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Aile hukukundan doğan nişan hediyeleri talebi bu sayımın içinde yer almaz.
Tartışmalı olan nokta, talebin salt bir para alacağına dönüştüğü dosyalarda genel alacak arabuluculuğunun uygulanıp uygulanmayacağıdır. Uygulamada aile mahkemeleri, talebin Türk Medeni Kanunu m. 122’ye dayandığı gerekçesiyle dava şartı aramamaktadır. Bu konuda içtihat birliğinin oluştuğunu söylemek güç olsa da hâkim eğilim, arabuluculuk şartının bulunmadığı yönündedir.
İhtiyari arabuluculuk her zaman mümkündür. Taraflar dava açmadan önce ya da yargılama sırasında arabulucuya başvurabilir; düzenlenen anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınırsa doğrudan ilamlı icra takibine konu olur. Altınların iadesi gibi somut ve sayılabilir taleplerde bu yol, aylar süren yargılamayı kısaltabilir.
Dava öncesi ihtiyati tedbir ile hediyelerin güvence altına alınması
Hediyelerin satılması ya da başkasına devredilmesi riski varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir istenebilir. Talep dava açılmadan önce de yapılabilir; bu hâlde m. 397 gereğince iki hafta içinde dava açılması zorunludur.
Aynen iade istenen dosyalarda uygun tedbir, eşyanın devrinin ve elden çıkarılmasının önlenmesidir. Takılar davalının kasasında ya da bankadaki kiralık kasasındaysa kasa üzerine tedbir konulması istenebilir. Taşınmaz hediye edilmişse tapu kaydına tedbir şerhi, araç bakımından trafik siciline şerh talep edilir.
Talep yalnızca para alacağına yönelikse yol farklıdır. Bu durumda tedbir değil, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 257 uyarınca ihtiyati haciz istenir. İkisinin karıştırılması, talebin reddine yol açar. Hangi yolun seçileceği, dilekçedeki talep sonucuna göre belirlenir.
Mahkeme kural olarak teminat ister; 6100 sayılı Kanun m. 392 uyarınca teminat miktarını hâkim takdir eder. Adli yardımdan yararlanan taraf teminattan muaf tutulabilir. Tedbir kararına karşı m. 394 uyarınca bir hafta içinde itiraz edilebilir. Tedbir talebinin doğru kurulması hem takvim hem de teminat açısından hesaplı bir tercihtir; kendi dosyanız için bir avukata danışmanız gerekir.
Taşınmaz ya da araç gibi yüksek değerli hediyelerde şekil sorunu
Nişanlılık sürecinde tapuda devredilen bir daire ya da adına tescil edilen bir araç da hediye olabilir. Bu tür kazandırmalar tartışmasız biçimde alışılmışın dışındadır; asıl sorun iadenin hangi hukuki temele ve hangi şekil şartına tabi olacağıdır.
Taşınmazlarda mülkiyet tapu siciline tescille geçtiğinden, iade talebi tapu iptali ve tescil istemini gerektirir. Türk Borçlar Kanunu m. 288, taşınmaz bağışı sözleşmesinin geçerliliğini resmî şekle bağlar. Tapuda satış görünen ancak gerçekte bağış olan devirlerde, muvazaa iddiası ve ispat sorunu birlikte gündeme gelir.
Bir görüş, Türk Medeni Kanunu m. 122’nin taşınmazları da kapsadığını ve tapu iptali ile tescile karar verilebileceğini savunur. Diğer görüş, hükmün taşınırlar için tasarlandığını, taşınmazlarda Türk Borçlar Kanunu m. 295’teki bağışın geri alınması ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürer. Bu noktada içtihat birliği bulunmamaktadır; dilekçede talep her iki temele dayandırılarak kurulmalıdır.
Araçlarda durum daha sadedir. Motorlu araç mülkiyeti noterde düzenlenen sözleşmeyle geçtiğinden, iade talebi mülkiyetin nakli borcuna yönelir. Aynen iade mümkün değilse devir tarihindeki rayiç bedel üzerinden tazminat istenir. Kurgusal bir örnek: nişanlılık döneminde 850.000 TL değerindeki bir araç devredilmiş, nişan bozulduktan sonra araç üçüncü kişiye satılmışsa, iade nişanın bozulduğu tarihteki rayiç üzerinden bedel olarak istenir.
Yabancılık unsuru bulunan nişanlılıkta uygulanacak hukuk ve yetki
Taraflardan biri yabancıysa ya da nişan yurt dışında yapılmışsa 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun devreye girer. m. 12, nişanlanma ehliyeti ve şartlarını her nişanlının nişanlanma anındaki millî hukukuna tabi kılar.
Nişanlılığın hükümleri ve sonuçları bakımından aynı madde farklı bir bağlama kuralı öngörür: taraflar aynı vatandaşlıkta değilse müşterek millî hukukları, bu yoksa Türk hukuku uygulanır. Hediyelerin iadesi nişanlılığın sonuçlarından biri olduğundan bu kural iade talebini de kapsar.
Yetki bakımından 5718 sayılı Kanun m. 40 uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir. Davalının Türkiye’de yerleşim yeri varsa dava burada açılabilir. Yerleşim yeri yoksa m. 41’deki basamaklar izlenir. Yabancı ülkedeki davalıya tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25 uyarınca Adalet Bakanlığı kanalıyla yapılır ve süreç uzar.
Yabancı bir mahkemeden alınmış hediye iadesi kararının Türkiye’de sonuç doğurması için tanıma ya da tenfiz gerekir. Aynı şekilde Türkiye’de verilen kararın yurt dışında icrası için o ülkenin usulü izlenir. Yabancı hukukun içeriği taraflarca ispatlanamazsa 5718 sayılı Kanun m. 2 uyarınca hâkim Türk hukukunu uygular.
İmam nikâhıyla birlikte yaşama hâlinde durum
Resmî nikâh kıyılmadan imam nikâhıyla birlikte yaşamaya başlayan çiftler bakımından ilişki hukuken nişanlılık olarak nitelendirilir. Birliktelik sona erdiğinde talep yine Türk Medeni Kanunu m. 122’ye dayanır; birlikte yaşanmış olması iade hakkını ortadan kaldırmaz.
Belirleyici olan, resmî evlenmenin gerçekleşmemiş olmasıdır. Türk Medeni Kanunu m. 122 sona ermenin evlenme dışında bir sebeple gerçekleşmesini arar; imam nikâhı hukuken evlenme sayılmadığından şart karşılanır. Bu ilişkilerde altınların çoğu düğün benzeri bir törende takıldığı için, iadeye konu edilecek kalemler genellikle nişan dosyalarındakinden fazladır.
İspat açısından zorluk artar. Uzun süreli birliktelikte takıların bozdurulup ev eşyası alınması, borç ödenmesi ya da ortak harcamalarda kullanılması sık görülür. Davalı bu savunmayı ileri sürerse, harcamanın davacının rızasıyla ve onun yararına yapıldığını belgelemesi beklenir. Banka kayıtları ve fatura tarihleri burada belirleyici olur.
İlişkiden çocuk doğmuşsa soybağı, velayet ve nafaka talepleri ayrı davalara konudur; hediye iadesi bunlardan bağımsız yürür. Ayrıca birlikte yaşama süresince mal rejimi doğmaz; çünkü mal rejimi resmî evlenmeyle başlar. Eşler arasındaki mal düzeninin sözleşmeyle nasıl kurulacağını mal rejimi sözleşmesi nasıl yapılır yazısında açıkladım.
Kararın icrası, itirazın iptali ve kesinlik sınırı
Karar kesinleşince alacaklı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 32 uyarınca ilamlı icra takibi başlatır. Aynen iadeye hükmedilmişse m. 24 kapsamında taşınır teslimi yoluyla icra edilir. Bedelin tahsiline hükmedilmişse para alacağı olarak takip yürütülür.
Aynen iade kararlarının infazında pratik bir sorun çıkar: eşya davalının elinde bulunamazsa icra müdürlüğü değer takdiri yapar ve alacaklı bu değer üzerinden takibe devam eder. Bu nedenle hüküm fıkrasında takıların cins, gram ve ayar bilgisiyle tek tek sayılması gerekir; belirsiz hüküm infaz edilemez.
Dava açmadan önce ilamsız takip başlatılmış ve borçlu itiraz etmişse, alacaklı 2004 sayılı Kanun m. 67 uyarınca bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir. Bu dava, alacağın varlığının aile mahkemesinde tartışılmasını sağlar. Haksız itiraz hâlinde borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir; ancak alacağın likit olması aranır. Nişan hediyelerinde miktarın tartışmalı olması nedeniyle likit alacak şartının gerçekleşmediği kabul edilebilir.
Kanun yolu bakımından miktar eşikleri belirleyicidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9132, K. 2024/9035, T. 25.11.2024 kararında ilk derece mahkemesince hediyelerin geri verilmesi talebinin kısmen kabulüyle hükmedilen tutarın karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir. Talebin miktarı belirlenirken bu eşik göz önünde tutulmalıdır.
Yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve zamanaşımı
Dava kabul, feragat veya sulh ile sonuçlandığında vekâlet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesine göre belirlenir. Uyuşmazlık ön inceleme tutanağı imzalanmadan giderilirse tarifedeki ücretin yarısına, sonrasında giderilirse tamamına hükmolunur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/768, K. 2023/1587, T. 04.04.2023 kararında bu kural hatırlatılmıştır. Uygulamada bu düzenleme, sulh görüşmelerinin ön inceleme duruşmasından önce yürütülmesini teşvik eder ve tarafların maliyetini düşürür.
Zamanaşımı bakımından Türk Medeni Kanunu m. 123 özel bir süre öngörür: nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre iade talebini de kapsar ve hak düşürücü değil zamanaşımı süresidir; yani mahkemece kendiliğinden gözetilmez, davalının def’i olarak ileri sürmesi gerekir.
Bir yıllık sürenin başlangıcı, nişanın fiilen bozulduğu tarihtir. Tarafların uzun süre barışma ihtimalini konuşması, sürenin başlangıcını tartışmalı hâle getirir. Mesajlaşma kayıtları ve tanık beyanları bu tarihi belirlemekte kullanılır. Süre kaçırıldığında iade hakkı ortadan kalkmaz ama davalının def’isiyle sonuçsuz kalır.
Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık tartışılan kalemleri hukuki nitelikleri ve iade durumlarına göre gruplar. Tablo genel eğilimi gösterir; her dosyada tarafların mali ve sosyal durumu ile yöresel âdet ayrıca değerlendirilir.
| Kalem | Hukuki nitelik | İade durumu | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|---|
| Nişan yüzüğü (alyans) | Mutat hediye | İadesi istenemez | Değeri olağanüstü yüksekse ayrıca tartışılır |
| Bilezik, set, kolye, çeyrek ve tam altın | Mutat dışı hediye | Aynen, olmazsa bedel | Gram ve ayar bilgisi hükümde yer almalı |
| Gelinlik, nişanlık, ayakkabı | Kullanılmakla eskiyen eşya | İadesi istenemez | Hiç kullanılmamış ve yüksek değerliyse istisna tartışılır |
| Kuaför, pasta, salon, fotoğraf gideri | Tüketilen harcama | İadesi istenemez | Ancak TMK m. 120 kapsamında tazminat konusu olabilir |
| Taşınmaz devri | Mutat dışı kazandırma | Tapu iptali ve tescil ya da bedel | Resmî şekil ve muvazaa tartışması doğar |
| Araç devri | Mutat dışı kazandırma | Aynen, olmazsa rayiç bedel | Trafik siciline tedbir şerhi istenebilir |
| Akrabaların taktığı takılar | Üçüncü kişi kazandırması | Temlik ile talep edilebilir | Yazılı temlikname dilekçe ekinde sunulmalı |
50 Soruda Nişan Hediyelerinin İadesi
1. Nişanı ben bozdum, altınları yine de isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Türk Medeni Kanunu m. 122 uyarınca mutat dışı hediyelerin iadesinde kusur aranmaz.
2. Hangi hediyeler geri istenebilir?
Alışılmışın dışındaki hediyeler istenebilir. Nişan yüzüğü hariç tüm altın ve ziynet eşyası bu kapsamdadır.
3. Nişan yüzüğünü geri alabilir miyim?
Kural olarak alamazsınız. Yerleşik içtihatlara göre nişan yüzüğü mutat hediye sayılır.
4. Aldığım elbise ve ayakkabıyı isteyebilir miyim?
Giymekle eskiyen ve tüketilen eşyaların iadesine karar verilemez. Bu kalemler mutat sayılır.
5. Nişan masraflarını geri alabilir miyim?
Kuaför, pasta ve salon gibi giderler tüketilen harcamadır, iadesi istenemez. Şartları varsa Türk Medeni Kanunu m. 120 kapsamında tazminat istenebilir.
6. Dava hangi mahkemede açılır?
Aile mahkemesinde açılır. Bağımsız aile mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
7. Hangi yer mahkemesi yetkilidir?
Kural olarak 6100 sayılı Kanun m. 6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
8. Davayı ne kadar süre içinde açmalıyım?
Türk Medeni Kanunu m. 123 uyarınca nişanın sona ermesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi işler.
9. Bir yıl geçtiyse hakkım tamamen biter mi?
Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden gözetilmez. Davalı def’i olarak ileri sürerse dava reddedilir.
10. Nişanın bozulma tarihi nasıl belirlenir?
Mesajlaşmalar, tanık beyanları ve tarafların davranışları birlikte değerlendirilir. Tarih hem zamanaşımı hem bedel hesabı için kritiktir.
11. Bedel hangi tarihe göre hesaplanır?
Nişanın bozulduğu tarihteki değere göre hesaplanır. Dava tarihindeki değer esas alınamaz.
12. Önce aynen iade mi istemeliyim?
Evet. Türk Medeni Kanunu m. 122/2 kademeli sistem kurar; önce aynen, mümkün değilse bedel istenir.
13. Sadece para istersem mahkeme eşyaya karar verir mi?
Vermez. Talep sonucuyla bağlı olduğundan, kademeli talep dilekçede açıkça yazılmalıdır.
14. Faiz isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz ancak dilekçede açıkça talep etmeniz gerekir. Faiz kendiliğinden hükmedilmez.
15. Annemin taktığı bilezikleri ben dava edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Ana babanın nişanlı adına taktığı takılar nişanlı tarafından takılmış sayılır.
16. Halam ve dayım taktı, ne yapmalıyım?
Onlardan yazılı temlikname almanız gerekir. Temlik ile dava hakkı size geçer.
17. Annem kendi adına dava açabilir mi?
Açabilir. Nişanlıların ana babası ve onlar gibi davrananlar davacı sıfatına sahiptir.
18. Davalı kim olmalı?
Hediyeyi alan nişanlıdır. Onun ailesine karşı dava açılamaz.
19. Nişanlım vefat etti, altınları isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Ölüm de evlenme dışında bir sona erme sebebidir ve hediyeler geri verilmelidir.
20. Ölüm hâlinde tazminat da isteyebilir miyim?
İsteyemezsiniz. Türk Medeni Kanunu m. 120 ve 121 haksız bozma ile kişilik hakkı ihlaline dayanır.
21. Altınları bozdurup ev eşyası aldık, ne olur?
Harcamanın davacının rızasıyla ve onun yararına yapıldığı ispatlanırsa iade talebi bu ölçüde reddedilebilir.
22. Fatura yoksa ispat edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Bu olgular her türlü delil ile ispat edilebilir; video ve tanık da kabul edilir.
23. En güçlü delil hangisi?
Takı takma anını gösteren nişan videosu ile kuyumcu faturalarıdır. Takının cinsini ve adedini birlikte gösterir.
24. Davalı iade ettiğini söylerse ne olur?
İade savunmasının ispatı davalıya aittir. Tutanak, dekont veya kayıt sunması beklenir.
25. Zorunlu arabuluculuk var mı?
Aile hukukundan doğan bu talep dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılmamaktadır. İhtiyari arabuluculuk mümkündür.
26. Arabuluculukta anlaşırsak icra edilebilir mi?
Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınırsa ilam niteliği kazanır ve ilamlı icraya konu olur.
27. Altınların satılmasını nasıl engellerim?
6100 sayılı Kanun m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir isteyebilirsiniz. Dava öncesi talep hâlinde iki hafta içinde dava açılmalıdır.
28. Tedbir için teminat yatırmam gerekir mi?
Kural olarak gerekir. 6100 sayılı Kanun m. 392 uyarınca miktarı hâkim takdir eder.
29. Tedbir kararına itiraz edilebilir mi?
Edilebilir. 6100 sayılı Kanun m. 394 uyarınca bir hafta içinde itiraz yolu açıktır.
30. Para alacağı için tedbir mi haciz mi istemeliyim?
Para alacağında 2004 sayılı Kanun m. 257 uyarınca ihtiyati haciz istenir; ihtiyati tedbir uygun düşmez.
31. Nişanlılık döneminde daire aldım, geri alabilir miyim?
Bu kazandırma mutat dışıdır. Talep tapu iptali ve tescil ya da bedel olarak kurulur; şekil tartışması doğar.
32. Araç devri iade edilebilir mi?
Edilebilir. Araç elden çıkmışsa devir tarihindeki rayiç bedel üzerinden tazminat istenir.
33. Yabancı uyruklu nişanlıya karşı dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. 5718 sayılı Kanun m. 40 ve 41 milletlerarası yetkiyi düzenler.
34. Yabancılık varsa hangi hukuk uygulanır?
5718 sayılı Kanun m. 12 uyarınca tarafların müşterek millî hukuku, bu yoksa Türk hukuku uygulanır.
35. Yurt dışındaki davalıya tebligat nasıl yapılır?
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25 uyarınca Adalet Bakanlığı kanalıyla yapılır ve süreç uzun sürer.
36. İmam nikâhıyla yaşadık, hediye iadesi isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Resmî evlenme gerçekleşmediğinden ilişki nişanlılık olarak nitelendirilir.
37. Birlikte yaşadığımız için hakkım düşer mi?
Düşmez. Türk Medeni Kanunu m. 122 birlikte yaşama olgusuna bağlı bir istisna öngörmez.
38. İmam nikâhlı ilişkide mal rejimi doğar mı?
Doğmaz. Mal rejimi resmî evlenme ile başlar.
39. Boşanmadaki ziynet davasıyla aynı mı?
Değildir. Nişanlılıkta dayanak Türk Medeni Kanunu m. 122 iken evlilikte bağış ve emanet ilişkisi tartışılır.
40. Manevi tazminat da isteyebilir miyim?
Türk Medeni Kanunu m. 121 uyarınca haksız bozmanın yanında kişilik haklarının fahiş biçimde zarar görmüş olması aranır.
41. Maddi tazminatın şartı nedir?
Nişanın haklı sebep olmaksızın ya da taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olması gerekir.
42. Altınları vermeyen kişi hakkında suç duyurusunda bulunabilir miyim?
Talep tamamen hukuki niteliktedir ve ceza hukukunun alanına girmez. Çözüm hukuk mahkemesindedir.
43. Harç ne kadar yatar?
Dava nispi harca tabidir. Aynen iade talebinde de eşyanın değeri üzerinden harç hesaplanır.
44. Ön inceleme öncesi anlaşırsak vekâlet ücreti ne olur?
Tarifenin 6. maddesi uyarınca ücretin yarısına hükmolunur. Ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra tamamına hükmedilir.
45. Kararı nasıl icra ederim?
2004 sayılı Kanun m. 32 uyarınca ilamlı icra takibi başlatılır. Aynen iade kararı m. 24 kapsamında infaz edilir.
46. Eşya bulunamazsa ne olur?
İcra müdürlüğü değer takdiri yapar ve takip bu değer üzerinden para alacağı olarak sürer.
47. İcra takibine itiraz edilirse ne yapmalıyım?
2004 sayılı Kanun m. 67 uyarınca bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilirsiniz.
48. İcra inkâr tazminatı alabilir miyim?
Alacağın likit olması gerekir. Miktarın tartışmalı olduğu dosyalarda bu şart gerçekleşmeyebilir.
49. Karara karşı istinafa gidebilir miyim?
Hükmedilen miktar kesinlik sınırının üzerindeyse kanun yolu açıktır. Sınırın altındaki kararlar için temyiz istemi reddedilir.
50. Kısa karar ile gerekçeli karar çelişirse ne olur?
6100 sayılı Kanun m. 298/2 uyarınca gerekçeli karar tefhim edilen hükme aykırı olamaz; çelişki bozma sebebidir.
Sonuç
Nişanın bozulmasında iade talebi, aile hukukunun kusur tartışmasından arındırılmış nadir alanlarından biridir. Türk Medeni Kanunu m. 122, kimin haklı olduğunu sormaz; yalnızca nişanın evlenme dışında sona erip ermediğine ve hediyenin alışılmışın dışında olup olmadığına bakar. Bu sadelik, davayı hızlandırdığı gibi tarafların birbirini suçlamasını da gereksiz kılar.
Dosyanın kaderini belirleyen üç teknik ayrıntı vardır: hediyelerin mutat mı mutat dışı mı sayılacağı, talebin aynen iade ve bedel olarak kademeli kurulup kurulmadığı, bedelin nişanın bozulduğu tarihe göre hesaplanıp hesaplanmadığı. Bu üç noktadan biri atlandığında, esasen haklı olan taraf da kısmi ret ile karşılaşabilir. Buna zamanaşımı def’i ve kesinlik sınırı gibi usuli eşikler eklenince, dilekçenin baştan doğru kurgulanması belirleyici hâle gelir.
Taşınmaz ve araç gibi yüksek değerli kazandırmalar ile yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda tablo daha da karmaşıklaşır; şekil şartı ve uygulanacak hukuk tartışmaları devreye girer. Kendi dosyanızdaki kalemlerin hangi gruba gireceğini değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 118, 119, 120, 121, 122, 123.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 10, 298, 389, 392, 394, 397.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 288, 295.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 24, 32, 67, 257.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 2, 12, 40, 41.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6945, K. 2025/7429, T. 17.09.2025
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9132, K. 2024/9035, T. 25.11.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6487, K. 2024/8165, T. 01.11.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1550, K. 2024/7572, T. 21.10.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/768, K. 2023/1587, T. 04.04.2023
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/1728, K. 2021/4104, T. 14.04.2021
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/6306, K. 2018/10612, T. 25.10.2018
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9649, K. 2018/629, T. 24.01.2018
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/16963, K. 2017/8244, T. 29.05.2017
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/16315, K. 2015/9516, T. 26.05.2015
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/15509, K. 2015/9083, T. 20.05.2015
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/11651, K. 2015/4434, T. 19.03.2015
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/13254, K. 2015/1563, T. 28.01.2015
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/19689, K. 2014/4531, T. 24.03.2014
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/15686, K. 2014/76, T. 13.01.2014
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/21042, K. 2014/6359, T. 07.04.2014
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/4954, K. 2013/7356, T. 06.05.2013
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/12811, K. 2011/17817, T. 16.11.2011
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/19540, K. 2011/5135, T. 29.03.2011
Doktrin ve akademik kaynaklar
Turgut Akıntürk, Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku.
Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku.
Bilge Öztan, Aile Hukuku.
Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
Cemal Şanlı, Emre Esen, İnci Ataman-Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
