Türk hukukunda evlenme engelleri, iki kişinin resmî memur önünde kurduğu bağın baştan itibaren sakat doğmasına yol açan ve kimisi kamu düzeniyle, kimisi yalnızca eşin kişisel menfaatiyle ilgili olan yasaklardır. Bir kısmı evliliği mutlak butlanla sakatlar, bir kısmı ise ancak ilgili eşin dava açmasıyla iptal sonucunu doğurur. Aradaki fark, davayı kimin açabileceğinden hak düşürücü sürelere kadar her şeyi belirler.
Bu yazıda kesin evlenme yasaklarının kapsamı, mutlak ve nispi butlan sebepleri, davayı açma yetkisi, hak düşürücü süreler, batıl evliliğin hâkim kararına kadar doğurduğu sonuçlar, çocukların soybağı, mal rejiminin tasfiyesi, evlenmeye izin davası, iddet müddetinin kaldırılması ve yabancılık unsuru taşıyan evliliklerde yürütülen konsolosluk denetimi ayrı başlıklar hâlinde inceleniyor.
Evlenme engelleri nedir ve hangi menfaati korur?
Evlenme engelleri, kanunun belirli kişiler arasında evlilik kurulmasını yasakladığı ya da belirli koşullar gerçekleşmeden evlenmeye izin vermediği hâllerdir. Bir bölümü toplumun tamamını ilgilendirdiği için kamu düzeninden sayılır ve mutlak butlan sonucu doğurur; bir bölümü ise yalnızca iradesi sakatlanan eşi korur ve nispi butlan olarak adlandırılır.
Bu ikili ayrımın pratik değeri büyüktür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5548, K. 2026/4435, T. 21.04.2026 kararında evlenmenin mutlak butlanının kamu düzenini yakından ilgilendirdiğini, nispi butlanın ise kamu düzeniyle bir ilgisinin bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Ayrım, davayı kimin açabileceğini, mahkemenin resen araştırma yükümlülüğünün kapsamını, hak düşürücü sürelerin işleyip işlemeyeceğini ve feragatin sonuç doğurup doğurmayacağını doğrudan etkiler.
Kamu düzenine ilişkin bir engelde taraflar anlaşarak evliliği ayakta tutamaz; Cumhuriyet savcısı kendiliğinden harekete geçebilir. Buna karşılık nispi butlan sebeplerinde iradesi bozulan eş dava açmazsa evlilik geçerliliğini korur, hatta bu eş açtığı davadan feragat ederek evliliği sürdürmeyi tercih edebilir. Kanun, kişinin evlenme özgürlüğüne saygı duyduğu ölçüde onu kendi iradesinin sakatlanmasına karşı da korumaktadır.
Engellerin bir kısmı ise ne mutlak ne de nispi butlan doğurur; yalnızca evlendirme memurunun işlemi yapmasını geçici olarak durdurur. Kadın için öngörülen bekleme süresi bunun tipik örneğidir. Bu ayrımı en baştan kurmak, bir dosyada hangi hükmün uygulanacağını belirlemenin en kısa yoludur.
Kesin evlenme engelleri ve mutlak butlan sebepleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 145, evlenmenin mutlak butlanla batıl olduğu dört hâli sayar: eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması, sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olması, evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı taşıması ve eşler arasında evlenmeye engel derecede hısımlık bulunması. Sayım sınırlıdır; kıyas yoluyla genişletilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2712, K. 2020/988, T. 02.12.2020 kararı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/1871, K. 2020/5358, T. 08.10.2020 kararında bu dört hâl madde metniyle birlikte sıralanmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/14356, K. 2014/8163, T. 25.04.2014 kararında ise sebepler mevcut evlilik, yasak derecede hısımlık, ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk ve evlenmeye engel derecede akıl hastalığı biçiminde özetlenmiştir.
Sınırlı sayım ilkesi uygulamada sıkça gözden kaçar. Örneğin eşlerden birinin evlenirken ağır borç altında olması, ciddi bir bulaşıcı hastalık taşıması ya da nüfus kaydında yaşının hatalı yazılmış olması tek başına mutlak butlan doğurmaz. Kanunun saydığı dört başlığın dışına çıkan iddialar, koşulları varsa nispi butlan hükümleri kapsamında değerlendirilir; hiçbirine girmiyorsa boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Mutlak butlan sebeplerinin ortak özelliği, evliliğin kurulduğu andaki duruma bakılarak değerlendirilmesidir. Evlendikten sonra ortaya çıkan bir akıl hastalığı m. 145/3 kapsamında değildir; bu durum ancak Türk Medeni Kanunu m. 165 uyarınca akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasına konu olabilir. Aynı biçimde evlilikten sonra kurulan bir evlatlık ilişkisi de geçmişe etkili biçimde evliliği sakatlamaz.
Mevcut evlilik ve çok eşlilik yasağı
Türk Medeni Kanunu m. 130 uyarınca yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona erdiğini ispat etmek zorundadır. Bu ispat sağlanmadan kurulan evlilik m. 145/1 gereğince mutlak butlanla batıldır. Çok eşlilik yasağı kamu düzenindendir ve tarafların yabancı bir ülke hukukuna dayanması bu yasağa istisna oluşturmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5004, K. 2024/3734, T. 22.05.2024 kararında, evlenme sırasında evli bulunmanın kesin evlenme engellerinden olduğu belirtilmiş; çok eşliliğin 4721 sayılı Kanun m. 130 ile yasaklandığı ve tarafların iki ülke vatandaşlığına sahip olmalarının kamu düzenine ilişkin bu yasağa istisna tanımayacağı vurgulanmıştır. Aynı Daire, E. 2024/6203, K. 2024/7926, T. 24.10.2024 kararında da eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması sebebiyle evliliğin m. 145/1 uyarınca mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3252, K. 2023/5313, T. 09.11.2023 kararına konu olayda, eşlerden birinin ilk eşiyle evli olduğunu bilmesine rağmen yabancı uyruklu bir kişiyle ikinci kez evlendiği tespit edilmiş, ikinci evliliğin mutlak butlanla batıl olması nedeniyle iptal davasının kabulüne karar verildiği belirtilmiştir. Yurt dışında kurulan evlilikler bakımından da ölçü değişmez; Türk vatandaşının önceki evliliği sürerken yaptığı ikinci evlilik Türkiye’de nüfusa tescil edilse bile ayakta kalmaz.
Boşanma davası devam ederken yeniden evlenmek de aynı yasağın kapsamındadır. Anayasa Mahkemesi’nin 29.02.2024 tarihli ve B. No: 2019/32487 sayılı kararında, derdest bir boşanma davasının kesin hükümle sonuçlanana kadar tarafların yeniden evlenmeleri önünde hukuki bir engel oluşturduğunda tereddüt bulunmadığı ifade edilmiştir. Boşanma kararının verilmiş olması yetmez; kararın kesinleşmesi ve nüfusa tescil edilmesi gerekir. İstinaf ya da temyiz aşamasında bulunan bir boşanma hükmüne güvenerek yapılan evlilik, ilk hükmün bozulması ihtimalinde ciddi bir risk taşır.
Kanun bu katı kurala tek bir yumuşama tanımıştır. Türk Medeni Kanunu m. 147/3 uyarınca, evliyken yeniden evlenen kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1062, K. 2024/6537, T. 26.09.2024 kararında bu istisna açıkça vurgulanmıştır. İki koşul birlikte aranır: önceki bağın kararın verilmesinden önce çözülmüş olması ve ikinci eşin bu durumu bilmemesi. İkinci eş önceki evliliği biliyorsa iyiniyet iddiası dinlenmez.
Yasak derecede hısımlık ve TMK m. 129
Türk Medeni Kanunu m. 129, evlenmesi yasak olan hısımları sayar: üstsoy ile altsoy arasında, kardeşler arasında, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında evlenme yasaktır. Bu yasağa rağmen kurulan evlilik m. 145/4 uyarınca mutlak butlanla sakatlanır ve hâkim kararıyla iptal edilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/14356, K. 2014/8163, T. 25.04.2014 kararında, m. 129’da öngörülen hısımlık derecesinin kesin evlenme engellerinden olduğu ve bu hısımlığa rağmen yapılan evliliğin mutlak butlanla sakatlandığı belirtilmiştir. Kardeşler bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/12271, K. 2014/13365, T. 16.06.2014 kararında, m. 129’da evlenmeye engel hısımlık derecelerinin gösterildiği, kardeşler arasındaki evlenmenin yasak olduğu ve buna rağmen yapılan evliliklerin m. 145/4 uyarınca mutlak butlanla batıl sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Amca, dayı, hala ve teyze ile yeğen arasındaki yasak, uygulamada en sık karşılaşılan gruplardandır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4165, K. 2013/5478, T. 04.03.2013 kararında dayı ile yeğenin birbiriyle evlenmelerinin m. 129 uyarınca yasak olduğu belirtilmiş; aynı Dairenin E. 2022/10925, K. 2023/26, T. 09.01.2023 kararında da davalıların dayı-yeğen oldukları ve aralarında evlenmeye engel hısımlık bulunduğu tespit edilmiştir. Amca-yeğen ilişkisi bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8560, K. 2023/5573, T. 23.11.2023 kararında, nüfus kayıtlarında amca-yeğen ilişkisinin görünmesi nedeniyle taraflar arasında m. 129/1 ve m. 145/4 gereğince mutlak evlenme engeli bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Kararlarda dikkat çeken bir ayrıntı, hısımlığın çoğu zaman nüfus kayıtları üzerinden tespit edilmesidir. Kırsal bölgelerde kayıtların geç ya da hatalı tutulduğu dosyalarda taraflar biyolojik bağın bulunmadığını ileri sürebilir. Böyle bir iddia varsa nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin dava açılması ve gerektiğinde DNA incelemesi yaptırılması gerekir; kayıt düzeltilmediği sürece hâkim mevcut kayda göre karar verir. Yasak, evlilik dışı doğmuş olmakla ortadan kalkmaz; hısımlığın kaynağı evlilik değil, soybağıdır.
Kayın hısımlığı ve evlat edinme ilişkisindeki yasak
Türk Medeni Kanunu m. 129, kayın hısımlığını da yasak kapsamına alır. Kayın hısımlığını meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasındaki evlilik yasaktır. Aynı madde evlat edinen ile evlatlık arasındaki, ayrıca bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasındaki evliliği de yasaklar.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5729, K. 2024/54, T. 09.01.2024 kararında, m. 129’a göre kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu ve altsoyu arasındaki evliliklerin yasak olduğu tespit edilmiştir. Kural, boşanma ya da ölümle sona eren evliliklerde de aynen geçerlidir. Bir kişinin eski eşinin annesiyle ya da eski eşinin çocuğuyla evlenmesi, aradan yıllar geçmiş olsa dahi mutlak butlan sebebidir.
Evlat edinme ilişkisi bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11157, K. 2023/1638, T. 05.04.2023 kararında, taraflar arasındaki evliliğin 4721 sayılı Kanun m. 129/3 delaletiyle m. 145/4 gereğince mutlak butlanla batıl sayılmasına karar verildiği belirtilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasının bile yasağı ortadan kaldırmamasıdır; kanun bu bağı sürekli bir engel olarak kurgulamıştır.
Kayın hısımlığı, eşlerin kardeşlerini kapsamaz. Bir kişinin, eski eşinin kız kardeşiyle evlenmesinin önünde m. 129 bakımından bir engel yoktur; çünkü madde yalnızca üstsoy ve altsoy hattını yasaklar. Uygulamada bu ayrım sık sık karıştırılır ve evlendirme memurluğuna gereksiz itirazlar yapılır. Ölen eşin kardeşiyle evlenme de aynı sebeple hukuken serbesttir.
Süt hısımlığı bir evlenme engeli midir?
Süt hısımlığı, Türk Medeni Kanunu bakımından evlenme engeli değildir. Kanun m. 129’da evlenmesi yasak olan hısımları sınırlı biçimde sayar ve bu sayımda süt hısımlığına yer verilmez. Dolayısıyla aynı kadından süt emmiş kişilerin evlenmesi hukuken geçerlidir; böyle bir evlilik ne mutlak ne de nispi butlanla sakatlanır.
Süt hısımlığı dinî hukukta tanınan bir kurumdur ve bireylerin vicdani tercihleri bakımından belirleyici olabilir. Ancak medeni hukuk, evlenme yasaklarını yalnızca soybağı, kayın hısımlığı ve evlat edinme ilişkileri üzerinden kurar. Evlendirme memuru, taraflar arasında süt bağı bulunduğu gerekçesiyle başvuruyu reddedemez; böyle bir ret işlemi idari yargı denetiminde ayakta kalmaz.
Bu ayrımın somut bir yansıması, iptal davalarında ileri sürülen iddiaların değerlendirilmesinde görülür. Evliliğin iptali istemiyle açılan bir davada yalnızca süt hısımlığına dayanılıyorsa, dava mutlak butlan sebebi bulunmadığından reddedilir. Aynı olgu, birlikte yaşamayı çekilmez kılan bir uyuşmazlığa dönüşmüşse ayrı bir hukuki temele, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmaya dayandırılmalıdır. Kanunun sınırlı saydığı evlenme engelleri listesine yorum yoluyla yeni bir kalem eklenemez.
Sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu ve evlenmeye engel akıl hastalığı
Türk Medeni Kanunu m. 125 uyarınca ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez. Evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunmak m. 145/2 gereğince mutlak butlan doğurur. Ayrıca m. 133’e göre akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2672, K. 2018/1717, T. 15.11.2018 kararında, Türk Medeni Kanunu m. 15’e göre ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla ayırt etme gücü bulunmayan kimselerin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı, bu kişilerin fiil ehliyeti bakımından tam ehliyetsizler grubunu oluşturduğu ve m. 125 uyarınca ayırt etme gücüne sahip olmayanların evlenemeyeceği tespit edilmiştir.
Akıl hastalığı bakımından Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/5926, K. 2023/8234, T. 07.12.2023 kararındaki karşı oy metninde m. 133 hükmü aktarılmış ve akıl hastalığının kesin evlenme engellerinden olduğu, evlenmeden önce kişide evlenmeye engel olacak derecede bir akıl hastalığının bulunduğu anlaşılırsa tarafların evlenemeyeceği belirtilmiştir.
Sağlık kurulu ve adli tıp raporlarının rolü
Bu tür davalarda hüküm, neredeyse tamamen sağlık kurulu ve adli tıp raporlarına dayanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8975, K. 2024/2666, T. 18.04.2024 kararında, iyileşmesi mümkün olmayan ve kendisine vesayeti gerektiren akıl zayıflığının evlenmeye engel olacağı; kişide saptanan ve hayatın ilk yıllarından beri mevcut olup ömür boyu devam edecek zekâ geriliğinin evlilik tarihinde de bulunduğu ve evliliği sürdürmesine engel teşkil edeceği gerekçesiyle evliliğin m. 145/3 uyarınca mutlak butlan nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Benzer yaklaşım Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/18124, K. 2012/14211, T. 28.05.2012; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9444, K. 2024/2865, T. 25.04.2024 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/912, K. 2024/6536, T. 26.09.2024 kararlarında da benimsenmiştir. Raporun evlilik tarihindeki duruma ilişkin olması belirleyicidir. Dava tarihinde ağır bir tablo bulunsa bile, hastalık evlilikten sonra ortaya çıkmışsa m. 145/3 uygulanmaz.
Kısıtlama kararı ve vasi atanması, ayırt etme gücünün evlilik tarihinde de bulunmadığına dair güçlü bir belirti sağlar; ancak tek başına kesin delil değildir. Vesayet dosyasında alınan raporların kapsamı, tarihi ve hangi kurul tarafından düzenlendiği ayrıca incelenir. Kısıtlının malvarlığına ilişkin tedbirlerin nasıl uygulandığını vesayet davasında sağlık raporu ve malvarlığı tedbirleri yazısında ayrıntılı olarak ele aldım.
Nispi butlan sebepleri: geçici yoksunluk, yanılma, aldatma, korkutma
Nispi butlan, evliliği kendiliğinden sakatlamayan; ancak iradesi bozulan eşe iptal davası açma hakkı veren sebepler grubudur. Türk Medeni Kanunu m. 148-153 arasında düzenlenir ve dört ana başlıkta toplanır: evlenme sırasında geçici ayırt etme gücü yoksunluğu, yanılma, aldatma ve korkutma. Buna yasal temsilcinin izninin bulunmaması eklenir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/670, K. 2022/1571, T. 22.11.2022 kararında nispi butlan sebepleri, evlenme sırasında ayırt etme gücünden geçici yoksunluk, irade sakatlığı ve yasal temsilcinin izninin bulunmaması olarak sayılmıştır. Nispi butlan davasını yalnızca iradesi sakatlanan eş açabilir; Cumhuriyet savcısının bu davada resen dava açma yetkisi yoktur.
Geçici ayırt etme gücü yoksunluğu
Türk Medeni Kanunu m. 148 uyarınca evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir. Sarhoşluk, ağır ilaç etkisi, yüksek ateşli hastalık ya da geçici bilinç bulanıklığı bu kapsamdadır. Buradaki yoksunluk sürekli olmadığı için kanun mutlak butlan değil, iptal edilebilirlik sonucunu bağlamıştır. İspat yükü davacıdadır ve tören anına ilişkin tanık beyanları ile tıbbi kayıtlar birlikte değerlendirilir.
Yanılma
Türk Medeni Kanunu m. 149 iki tür yanılmayı düzenler. Birincisi, eşin evlenmeyi hiç istememesi veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmemiş olmasıdır. İkincisi, eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez kılacak derecede önemli bir nitelikte yanılmadır. İkinci hâl uygulamada daha çok tartışılır; kişinin bekâret, çocuk sahibi olabilme, cinsel işlev gibi konularda temel bir yanılgıya düşmesi örnek gösterilir. Kişinin gelir düzeyi veya mesleği hakkındaki beklentinin karşılanmaması ise kural olarak bu kapsamda görülmez.
Aldatma
Türk Medeni Kanunu m. 150 uyarınca eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya sorduğu sorulara cevap vermemiş ya da yanlış cevap vermiş olması nedeniyle evlenmiş olan eş iptal davası açabilir. Ayrıca davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın kendisinden gizlenmesi de aldatma sayılır. Buradaki ölçü, gizlenen olgunun evlenme kararını gerçekten etkileyecek nitelikte olmasıdır. Geçmişe ilişkin her sır aldatma oluşturmaz.
Korkutma
Türk Medeni Kanunu m. 151, kendisinin veya yakınlarının hayatı, sağlığı ya da namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlikeyle korkutularak evlenmeye razı edilmiş eşe iptal davası hakkı tanır. Zorla evlendirme iddialarının hukuki karşılığı burasıdır. Tehdidin ağırlığı, tarafların yaşı, eğitim düzeyi ve içinde bulundukları aile yapısı birlikte değerlendirilir. Korkutmanın üçüncü kişiden gelmiş olması sonucu değiştirmez.
Evlenme yaşı, yasal temsilci izni ve evlenmeye izin davası
Türk Medeni Kanunu m. 124 uyarınca erkek ve kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadın hâkim kararıyla evlenebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/5926, K. 2023/8234, T. 07.12.2023 kararında Türk hukuk sisteminin evlenme işlemine hak ehliyeti açısından sınırlar getirdiği; erkek ve kadının on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemeyeceği (m. 124), ayırt etme gücüne sahip olmayanların evlenemeyeceği (m. 125), küçüğün yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemeyeceği (m. 126) ve kısıtlının da yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemeyeceği (m. 127) belirtilmiştir.
On yedi yaşını dolduranlarda izin
On yedi yaşını doldurmuş bir küçük, evlenme ehliyetine sahiptir; ancak m. 126 uyarınca yasal temsilcisinin izni gerekir. İzin verilmezse Türk Medeni Kanunu m. 128 devreye girer: hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra bu konuda karar verir. Burada açılan dava, evlenmeye izin değil, yasal temsilcinin iznini ikame eden bir karardır ve çekişmesiz yargı işi olarak görülür.
On altı yaşını dolduranlarda evlenmeye izin davası
On altı yaşını doldurmuş, on yedi yaşını doldurmamış kişi bakımından m. 124/2 uygulanır. Bu davada mahkeme iki şeyi birlikte arar: olağanüstü bir durumun varlığı ve pek önemli bir sebep. Uygulamada gebelik, fiilî birliktelikten doğmuş çocuğun soybağının kurulması gereği ya da tarafların içinde bulunduğu sosyal koşullar tartışılır. Mahkeme çocuğun üstün yararını gözetir; sırf ailelerin talebiyle izin verilmez.
Süreç şu adımlardan oluşur: küçüğün yerleşim yeri aile mahkemesine dilekçeyle başvuru; nüfus kaydı, öğrenim durumu ve varsa sağlık belgelerinin sunulması; ana baba ya da vasinin dinlenmesi; küçüğün bizzat dinlenerek iradesinin serbest olup olmadığının değerlendirilmesi; gerekirse pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan uzman raporu alınması; hâkimin izin verip vermeme yönünde karar kurması. Karara karşı istinaf yolu açıktır. İzin kararı kesinleştikten sonra evlendirme dairesine başvurulur.
Yaş ve izin eksikliğinin yaptırımı da ayrıştırılmalıdır. Yasal temsilcinin izninin bulunmaması m. 153 uyarınca nispi butlan sebebidir ve dava hakkı, küçüğün ergin olmasıyla ya da kısıtlılığın kalkmasıyla düşer. Buna karşılık evlenme yaşının hiç doldurulmamış olması, ayırt etme gücü de yoksa m. 145/2 üzerinden değerlendirilir. Ayrıca on beş yaşını tamamlamamış çocuklarla ilgili fiiller 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 103 kapsamında ayrı bir ceza sorumluluğu doğurur.
Nispi butlan davasında hak düşürücü süreler
Türk Medeni Kanunu m. 152, nispi butlan davasını sıkı bir süreye bağlar. İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücüdür; durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından resen dikkate alınır.
Altı aylık süre, sübjektif başlangıç anına bağlıdır. Yanılma ve aldatmada sebebin öğrenildiği an, korkutmada ise korkunun etkisinin ortadan kalktığı an esas alınır. Beş yıllık süre ise objektiftir ve evlenme tarihinden itibaren işler. İki süre birlikte uygulanır: kişi iptal sebebini evliliğin altıncı yılında öğrenmişse, altı aylık süre henüz dolmamış olsa bile beş yıllık süre dolduğu için dava hakkı düşer.
Somut bir örnek yardımcı olur. 12 Mart 2020’de evlenen bir kişi, eşinin kendisinden ağır ve bulaşıcı bir hastalığı gizlediğini 5 Ocak 2025’te öğrenmiş olsun. Altı aylık süre 5 Temmuz 2025’te dolar; beş yıllık süre ise 12 Mart 2025’te dolmuştur. Bu dosyada dava, ancak 12 Mart 2025’ten önce açılırsa dinlenir. Aynı kişi hastalığı 2 Şubat 2022’de öğrenseydi, dava hakkı 2 Ağustos 2022’de düşerdi.
Sürelerin kaçırılması iptal hakkını tamamen ortadan kaldırır; ancak olayın niteliğine göre boşanma davası açma imkânı ayrıca değerlendirilebilir. Aldatma ya da korkutma iddiasına dayanan olgular, koşulları varsa Türk Medeni Kanunu m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle ileri sürülebilir. Zina ve hayata kast gibi mutlak boşanma sebeplerinin de kendine özgü süreleri vardır; bunları TMK 162 ve 163 özel boşanma sebepleri yazısında karşılaştırdım.
Sürelerin hesabı çoğu zaman öğrenme anının ispatına bağlıdır ve tek bir mesaj kaydı sonucu değiştirebilir. Hak düşürücü sürelerin kaçırılması telafisi olmayan kayıplar doğurur; kendi dosyanızdaki tarihleri değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Mutlak butlan davasını kimler açabilir?
Türk Medeni Kanunu m. 146 uyarınca mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından resen açılır. Aynı hüküm, ilgisi olan herkesin de bu davayı açabileceğini kabul eder. Sebep kamu düzenine ilişkin olduğu için dava hakkı geniş tutulmuştur ve nispi butlandaki gibi bir hak düşürücü süreye bağlanmamıştır.
Cumhuriyet savcısının resen dava açma yetkisi, mutlak butlanı nispi butlandan ayıran en görünür özelliktir. Evlendirme memurluğu, nüfus müdürlüğü ya da başka bir kamu kurumu, mevcut evlilik veya yasak derecede hısımlık tespit ettiğinde durumu Cumhuriyet başsavcılığına bildirir; savcı da aile mahkemesinde dava açar. Bu davada mahkeme kendiliğinden delil toplar, nüfus kayıtlarını getirtir ve gerekiyorsa sağlık kurulu raporu ister.
İlgisi olan herkes ifadesi, hukuki yararı bulunan kişileri kapsar. İlk eş, ikinci evlilik nedeniyle mirasçılık ya da nafaka hakkı etkilenen kişiler, kısıtlının vasisi, bazı hâllerde altsoy bu gruba girebilir. Salt komşuluk ya da akrabalık ilişkisi hukuki yarar için yeterli görülmez; davacının somut ve güncel bir menfaatini ortaya koyması gerekir.
Türk Medeni Kanunu m. 147/2 bu genişliğe bir sınır çizer. Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan ya da akıl hastalığı iyileşen eş açabilir. İyileşen kişi evliliği sürdürmeyi tercih ediyorsa, üçüncü kişilerin ya da savcının müdahalesi kapı dışında kalır.
Görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu m. 168’deki boşanma davasına ilişkin kural kıyasen uygulanır; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.
Sona ermiş evlilikte butlan davası açılabilir mi?
Evliliğin ölüm veya boşanmayla sona ermiş olması butlan davasının açılmasını engellemez. Türk Medeni Kanunu m. 147/1 uyarınca sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından resen dava edilemez; ancak her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Yani dava hakkı sürer, yalnızca savcının resen harekete geçme yetkisi ortadan kalkar.
Bunun pratik değeri miras ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında ortaya çıkar. Eşlerden biri öldükten sonra, evliliğin baştan itibaren sakat olduğunu ileri sürerek mirasçılık sıfatını tartışmaya açan davalar açılabilir. Ölen kişinin çocukları, sağ kalan eşin mirasçılığına itiraz ederken evlenme sırasında mevcut bir evlilik bulunduğunu ya da yasak derecede hısımlık olduğunu ileri sürebilir.
Burada iyiniyet belirleyici bir rol oynar. Butlan kararı verilse dahi, evlenirken iyiniyetli olan eş bu evlilikle kazandığı kişisel durumu korur ve mirasçılık sıfatı bakımından korunması gündeme gelir. Kötüniyeti ispatlanan eş ise ölen eşe mirasçı olamaz. Dosyanın kaderi çoğu kez bu iyiniyet incelemesinde belirlenir.
Boşanmayla sona ermiş evlilikler bakımından da tablo aynıdır. Boşanma kararı kesinleşmiş olsa bile, evliliğin baştan itibaren batıl olduğunun tespiti mal rejiminin tasfiyesini, katılma alacağını ve nafaka yükümlülüğünü etkileyebilir. Tasfiyenin nasıl yürütüldüğünü edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi yazısında adım adım anlattım.
Batıl evliliğin hâkim kararına kadar geçerli sayılması
Butlanla sakat bir evlilik kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez. Türk Medeni Kanunu m. 156 uyarınca batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer ve mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur. Bu kural, borçlar hukukundaki kesin hükümsüzlükten temel bir ayrılmayı ifade eder.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/1871, K. 2020/5358, T. 08.10.2020 kararında m. 156’ya atıfla bu ilke vurgulanmıştır. Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/670, K. 2022/1571, T. 22.11.2022 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2712, K. 2020/988, T. 02.12.2020 kararlarında da batıl evliliğin hâkim kararıyla sona ereceği belirtilmiştir.
Sonuçları somuttur. Karar verilene kadar eşler arasında mal rejimi işler, karşılıklı bakım yükümlülüğü doğar, birlikte yaşanan konut aile konutu sayılır, doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş kabul edilir ve eşlerden birinin ölümü hâlinde diğeri yasal mirasçı sıfatını taşır. Bir eş, evliliğin batıl olduğunu ileri sürerek bu yükümlülüklerden tek taraflı biçimde kurtulamaz.
Aynı sebeple, batıl bir evlilik sürerken eşlerden biri üçüncü bir kişiyle evlenemez; henüz iptal kararı verilmediği için önceki bağ hukuken ayaktadır. Aile konutu üzerindeki koruma da devam eder; konutun tapu kaydına şerh konulmasına ilişkin usulü aile konutu şerhi yazısında açıkladım. Eşlerin ayrı yaşama hakkı ve bu süreçte alınacak tedbirler için ayrı yaşama hakkı ve TMK 197 yazısına bakılabilir.
Butlan kararının sonuçları: çocuklar, soybağı ve iyiniyetli eş
Butlan kararı geçmişe etkili değildir; evliliği ancak karar tarihinden itibaren sona erdirir. Mahkemece butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasa bile evlilik içinde doğmuş sayılır. Çocuklar ile ana baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır; velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası bu çerçevede düzenlenir.
Bu düzenlemenin amacı çocuğu korumaktır. Evlilik baştan sakat olsa dahi çocuğun babayla soybağı, evlilik karinesine dayanarak kurulmuş sayılır; ayrıca tanıma ya da babalık davasına gerek kalmaz. Nüfus kaydında çocuk babanın hanesinde kalır, soyadı değişmez ve mirasçılık sıfatı etkilenmez. Butlan kararı velayeti kendiliğinden bir tarafa vermez; hâkim çocuğun üstün yararına göre karar verir.
Eşler bakımından ise iyiniyet ölçütü devreye girer. Evlenirken iyiniyetli bulunan eş, bu evlenmeyle kazanmış olduğu kişisel durumu korur. Erginlik gibi evlenmeyle kazanılan durumlar geri alınmaz. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı konularında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. İyiniyetli eş, koşulları varsa maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talep edebilir.
Evlenmeyle kazanılan soyadının butlan kararından sonra kullanılıp kullanılamayacağı ayrı bir tartışmadır. Kural olarak kişi evlenmeden önceki soyadına döner; ancak boşanmaya ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması sayesinde, soyadını kullanmakta menfaati bulunan ve bunun eski eşe zarar vermeyeceği anlaşılan taraf izin isteyebilir. Bu talep, butlan davasıyla birlikte ya da ayrı bir dava olarak ileri sürülebilir.
Butlan kararından sonra mal rejiminin tasfiyesi
Butlan kararı verilen evliliklerde mal rejimi, boşanmaya ilişkin hükümler kıyasen uygulanarak tasfiye edilir. Eşler bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışsa yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir ve tasfiye Türk Medeni Kanunu m. 202 ile m. 218-241 arasındaki kurallara göre yürütülür.
Rejimin sona erme anı belirleyicidir. Boşanmada olduğu gibi burada da tasfiye, davanın açıldığı tarih esas alınarak yapılır; ancak evliliğin başlangıç anı butlan kararıyla değişmez, çünkü m. 156 uyarınca evlilik karar anına kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurmuştur. Dolayısıyla evlenme tarihi ile dava tarihi arasında edinilen mallar tasfiyeye girer.
Somut bir örnek: 2016’da evlenen ve 2024’te evliliğin butlanına karar verilen bir çiftte, 2019’da eşlerden birinin maaşıyla alınan taşınmaz edinilmiş mal sayılır. Diğer eş, tasfiyede bu taşınmazın karar tarihindeki değeri üzerinden katılma alacağı talep edebilir. Miras yoluyla intikal eden ya da evlilikten önce sahip olunan mallar kişisel mal olarak tasfiye dışında kalır. Evliliğe hiç ulaşılmadan nişanın bozulduğu hâllerde tasfiye değil, mutat ile mutat dışı ayrımına dayanan hediyelerin geri verilmesi davası gündeme gelir.
Eşlerin başka bir rejim seçmiş olması hâlinde tasfiye o rejimin kurallarına göre yapılır; mal ayrılığı seçilmişse katılma alacağı doğmaz. Rejim seçiminin nasıl yapıldığını mal rejimi sözleşmesi nasıl yapılır yazısında ele aldım. Tasfiye hesabı değer artış payı, denkleştirme ve katılma alacağı kalemlerinin ayrı ayrı hesaplanmasını gerektirir; kendi dosyanızın verileriyle bir değerlendirme yapmak isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
| Ölçüt | Mutlak butlan | Nispi butlan |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | TMK m. 145-147 | TMK m. 148-153 |
| Korunan menfaat | Kamu düzeni | İradesi sakatlanan eşin kişisel menfaati |
| Sebepler | Mevcut evlilik, yasak derecede hısımlık, sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu, evlenmeye engel akıl hastalığı | Geçici ayırt etme gücü yoksunluğu, yanılma, aldatma, korkutma, yasal temsilci izninin bulunmaması |
| Davacı | Cumhuriyet savcısı resen; ilgisi olan herkes | Yalnızca iradesi sakatlanan eş; izin hâlinde yasal temsilci |
| Hak düşürücü süre | Kural olarak yok | Öğrenmeden veya korkunun etkisinin kalkmasından altı ay; her hâlde evlenmeden beş yıl |
| Sona ermiş evlilikte dava | Savcı resen açamaz; her ilgili isteyebilir (m. 147/1) | Süre dolmamışsa ilgili eş açabilir |
| Karara kadar durum | Geçerli evliliğin bütün sonuçlarını doğurur (m. 156) | Geçerli evliliğin bütün sonuçlarını doğurur |
| Çocukların durumu | Evlilik içinde doğmuş sayılır | Evlilik içinde doğmuş sayılır |
İddet müddeti ve iddet müddetinin kaldırılması davası
Türk Medeni Kanunu m. 132, kadın için bekleme süresi öngörür. Evlilik sona ermişse kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
Bu düzenleme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 27.06.2023 tarihli ve B. No: 27094/20 sayılı kararında ve Anayasa Mahkemesi’nin 29.02.2024 tarihli ve B. No: 2019/32487 sayılı kararında madde metniyle birlikte aktarılmıştır. Sürenin amacı soybağı karışıklığını önlemektir; kadının yeni evliliğinden doğacak çocuğun babasının kim olduğu konusunda karine çatışması yaşanmasın diye getirilmiştir.
Kaldırılma davasının işleyişi
İddet müddetinin kaldırılması davası, kadının yerleşim yeri aile mahkemesinde açılır ve çekişmesiz yargı işi olarak görülür. Dilekçeye boşanma kararının kesinleşme şerhli örneği ve nüfus kaydı eklenir. Mahkeme, kadının gebe olmadığına ilişkin sağlık raporunu tam teşekküllü bir hastaneden ister; rapor olumlu gelirse süre kaldırılır. Duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesi de mümkündür ve dava genellikle kısa sürede sonuçlanır.
Eşler yeniden birbiriyle evlenmek istiyorsa gebelik incelemesine gerek kalmaz; kanun bu hâli ayrıca istisna tutmuştur. Aynı şekilde kadın boşanma kararının kesinleşmesinden sonra doğum yapmışsa süre kendiliğinden biter ve ayrıca dava açmasına gerek yoktur; doğum belgesi evlendirme memurluğuna sunulur.
Bekleme süresine uyulmamasının yaptırımı sanıldığı kadar ağır değildir. Türk Medeni Kanunu m. 154 uyarınca bekleme süresine uyulmaması evlenmenin butlanını gerektirmez; süreye rağmen kurulan evlilik geçerlidir. Evlendirme memuru süre dolmadan işlem yapmayı reddeder, fakat bir şekilde tören gerçekleşmişse evlilik ayakta kalır. Bu nedenle iddet müddeti bir evlenme yasağı değil, geçici bir evlenme engeli olarak nitelendirilir.
Yabancılık unsuru bulunan evliliklerde konsolosluk denetimi
Yabancılık unsuru taşıyan evliliklerde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun devreye girer. Kanunun 13. maddesi uyarınca evlenme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlenme anındaki millî hukukuna tabidir. Evliliğin şekli ise yapıldığı ülke hukukuna göre değerlendirilir. Türk vatandaşları bakımından evlenme engelleri, yabancı hukuka göre serbest olsa bile Türk hukukuna göre incelenir.
Türk konsoloslukları, yurt dışında yaşayan iki Türk vatandaşının evlenme işlemini yapmaya yetkilidir. Konsolosluk memuru, evlendirme memuru sıfatıyla hareket eder ve başvuruyu tam olarak Türkiye’deki gibi denetler: nüfus kaydı üzerinden önceki evliliğin sona erip ermediği, hısımlık ilişkisi, yaş ve varsa yasal temsilci izni ile sağlık raporu incelenir. Bir Türk vatandaşının yabancıyla evlenmesi hâlinde işlem yerel makam önünde yapılır; konsolosluk bu evliliği tescil ederken aynı denetimi yürütür.
Denetimin en kritik noktası çok eşlilik yasağıdır. Türk vatandaşının, çok eşliliğe izin veren bir hukuk düzenine göre yaptığı ikinci evlilik Türkiye’de tanınmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5004, K. 2024/3734, T. 22.05.2024 kararında tarafların iki ülke vatandaşlığına sahip olmalarının kamu düzenine ilişkin bu yasağa istisna tanımayacağı açıkça belirtilmiştir. Yurt dışında kurulan ve konsolosluğa bildirilen evliliklerde nüfus müdürlüğü kayıt sırasında bu incelemeyi yapar; engel tespit edilirse durum Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Yabancı mahkemelerden alınan kararların Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için izlenecek yolu tanıma ve tenfiz davası yazısında MÖHUK m. 50-58 çerçevesinde ele aldım.
Bazı meslek grupları bakımından ayrıca idari izin aranır. Anayasa Mahkemesi’nin 14.05.2025 tarihli ve B. No: 2021/5154 sayılı kararında, 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Personeline İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 20. maddesinin dördüncü fıkrasına göre Bakanlığın istihdam edeceği personel ve eşleri hakkında güvenlik soruşturması yaptırabileceği, anılan Bakanlık memurlarının evlenmeden önce güvenlikle bağlantılı gerekçelerle Dışişleri Bakanlığının iznini almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu izin bir evlenme engeli değildir; alınmaması evliliği geçersiz kılmaz, yalnızca disiplin sorumluluğu doğurur.
Yabancı belgelerin kullanılabilmesi için apostil şerhi ya da konsolosluk onayı gerekir. Evlenme ehliyet belgesi, bekârlık belgesi ve doğum kaydı gibi belgelerin yeminli tercüman tarafından çevrilmesi ve noter onayından geçirilmesi istenir. Belgelerdeki isim ve tarih farklılıkları, uygulamada evlilik tescilini aylarca geciktirebilir.
Yokluk hâli ve içtihat birliği bulunmayan noktalar
Evlenme engellerinin ötesinde, kurucu unsurların hiç bulunmaması hâlinde evlilik hukuken doğmamış sayılır. Bu duruma yokluk denir ve butlandan farklıdır: yoklukta mahkeme kararına gerek olmaksızın evliliğin hiç kurulmadığı kabul edilir, verilen karar tespit niteliği taşır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/13380, K. 2013/18670, T. 10.12.2013 kararında, evlenmenin aynı cinsten iki kişi arasında yapılmışsa, resmî memur önünde yapılmamışsa ve evlenmek üzere nişanlılardan biri olumlu iradesini açıklamamışsa yok sayılacağı belirtilmiştir. Yalnızca dinî tören yapılmış birlikteliklerde de evlilik hukuken kurulmuş olmaz; bu birlikteliklerde mal rejimi işlemez, miras hakkı doğmaz ve yoksulluk nafakası istenemez.
Tartışmalı kalan alanlar
Bazı noktalarda içtihat birliği yoktur ve dosyanın sonucu görevli daireye göre değişebilir. Birincisi, evlendirme memurunun yetkisiz olması hâlinde evliliğin yokluk mu yoksa geçerlilik mi doğurduğu tartışmalıdır; Türk Medeni Kanunu m. 154 yetkisiz memur önünde yapılan evlenmenin butlanını gerektirmeyeceğini kabul ederken, hiç memur bulunmayan hâller yokluk sayılmaktadır. Arada kalan durumların hangi kategoriye gireceği belirsizdir.
İkincisi, nispi butlan davasında beş yıllık sürenin ağır korkutma hâllerinde de katı biçimde uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmaktadır. Yıllarca baskı altında tutulan bir kişinin beş yıllık süreyle bağlı sayılması hakkaniyet eleştirilerine konu olmuştur; kanun metni açık olduğu için mahkemeler genellikle süreyi uygulamakta, fakat öğrenme anının belirlenmesinde esneklik göstermektedir.
Üçüncüsü, sağlığın gizlenmesi hâlinde aldatmanın kapsamı yeknesak değildir. Hangi hastalığın davacının ya da altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturduğu, tıbbi gelişmelere paralel biçimde değişmektedir. Dördüncüsü, iyiniyetli eşin butlan sonrası mirasçılık sıfatını hangi ölçüde koruyacağı, özellikle sona ermiş evliliklerde tartışmalıdır. Bu başlıklarda kesin bir sonuç vaat etmek doğru değildir; dosyanın kendi delil durumu belirleyici olur.
50 Soruda Evlenme Engelleri ve Butlan
1. Evlenme engelleri kaça ayrılır?
Kesin engeller ve kesin olmayan engeller olmak üzere ikiye ayrılır. Kesin engeller TMK m. 145’te mutlak butlan sebebi sayılır; kesin olmayanlar m. 148-153 arasında nispi butlan olarak düzenlenir.
2. Mutlak butlan sebepleri nelerdir?
TMK m. 145 dört sebep sayar: evlenme sırasında evli bulunmak, sürekli sebeple ayırt etme gücünden yoksun olmak, evlenmeye engel akıl hastalığı taşımak ve yasak derecede hısımlık bulunması.
3. Evli olduğunu gizleyerek evlenen kişiyle yapılan evlilik geçerli mi?
Geçerli değildir; TMK m. 145/1 uyarınca mutlak butlanla batıldır. Ancak evlilik, hâkim iptal kararı verene kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurmaya devam eder (TMK m. 156).
4. Boşanma davam sürerken yeniden evlenebilir miyim?
Evlenemezsiniz. Boşanma kararının kesinleşmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi 29.02.2024 tarihli B. No: 2019/32487 kararında derdest boşanma davasının yeniden evlenme önünde hukuki engel oluşturduğunu belirtmiştir.
5. Boşanma kararı verildi ama kesinleşmedi, evlenebilir miyim?
Hayır. Kesinleşme şerhi olmadan evlendirme memuru işlem yapmaz; yapılırsa evlilik TMK m. 145/1 uyarınca mutlak butlanla sakat olur.
6. İkinci evliliğim, ilk evliliğim sona erdikten sonra kurtulabilir mi?
TMK m. 147/3 bunu mümkün kılar. Önceki evlilik butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci eş iyiniyetliyse evlenmenin butlanına karar verilemez.
7. Kimler birbiriyle evlenemez?
TMK m. 129 uyarınca üstsoy-altsoy, kardeşler, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri, kayın hısımları ve evlat edinme ilişkisi içindeki kişiler evlenemez.
8. Kuzenler evlenebilir mi?
Evlenebilir. TMK m. 129’daki sayımda kuzenler yer almaz; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğen arasındaki yasak kuzenleri kapsamaz.
9. Dayı ile yeğen evlenebilir mi?
Evlenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4165, K. 2013/5478, T. 04.03.2013 kararında dayı ve yeğenin evlenmesinin TMK m. 129 uyarınca yasak olduğu belirtilmiştir.
10. Amca ile yeğen arasındaki evlilik iptal edilir mi?
Edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8560, K. 2023/5573, T. 23.11.2023 kararında amca-yeğen ilişkisinde TMK m. 129/1 ve m. 145/4 gereğince mutlak evlenme engeli bulunduğu kabul edilmiştir.
11. Eski eşimin annesiyle evlenebilir miyim?
Evlenemezsiniz. TMK m. 129 uyarınca kayın hısımlığını doğuran evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu arasındaki evlilik yasaktır.
12. Eski eşimin kardeşiyle evlenebilir miyim?
Evlenebilirsiniz. TMK m. 129 kayın hısımlığında yalnızca üstsoy ve altsoy hattını yasaklar; eşin kardeşi bu yasağın dışındadır.
13. Vefat eden eşimin kardeşiyle evlenmem mümkün mü?
Mümkündür. Kanunda böyle bir yasak yoktur; kayın hısımlığındaki yasak üstsoy ve altsoyla sınırlıdır.
14. Evlatlık ile evlat edinen evlenebilir mi?
Evlenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11157, K. 2023/1638, T. 05.04.2023 kararında bu evliliğin TMK m. 129/3 delaletiyle m. 145/4 gereğince mutlak butlanla batıl sayılmasına karar verilmiştir.
15. Süt kardeşler evlenebilir mi?
Hukuken evlenebilir. Süt hısımlığı TMK m. 129’daki sınırlı sayımda yer almadığı için evlenme engeli oluşturmaz ve böyle bir evlilik butlanla sakatlanmaz.
16. Evlendirme memuru süt kardeşlik gerekçesiyle başvurumu reddedebilir mi?
Reddedemez. Kanunun saymadığı bir sebep evlenme engeli olarak uygulanamaz; ret işlemi hukuka aykırı olur.
17. Akıl hastası olan kişi evlenebilir mi?
TMK m. 133 uyarınca akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez. Rapor olumluysa evlenme mümkündür.
18. Vasi atanmış kişinin evliliği iptal edilir mi?
Kısıtlılık tek başına yeterli değildir; evlenme tarihinde sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu bulunduğu raporla ortaya konmalıdır. Bu tespit yapılırsa TMK m. 145/2 uygulanır.
19. Zekâ geriliği evlenmeye engel midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8975, K. 2024/2666, T. 18.04.2024 kararında ömür boyu devam edecek zekâ geriliğinin evliliği sürdürmeye engel olduğu kabul edilerek TMK m. 145/3 uyarınca iptale karar verilmiştir.
20. Evlendikten sonra akıl hastalığı ortaya çıkarsa evlilik iptal edilir mi?
Edilmez. TMK m. 145/3 evlenme anındaki duruma bakar. Sonradan ortaya çıkan hastalık, koşulları varsa TMK m. 165 uyarınca boşanma sebebi olabilir.
21. Nispi butlan sebepleri nelerdir?
Geçici ayırt etme gücü yoksunluğu (TMK m. 148), yanılma (m. 149), aldatma (m. 150), korkutma (m. 151) ve yasal temsilcinin izninin bulunmamasıdır (m. 153).
22. Sarhoşken evlendim, evliliği iptal ettirebilir miyim?
TMK m. 148 uyarınca evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş iptal davası açabilir. Durumu tanık ve tıbbi kayıtlarla ispatlamanız gerekir.
23. Eşim hastalığını gizledi, ne yapmalıyım?
TMK m. 150 uyarınca davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan hastalığın gizlenmesi aldatma sayılır ve iptal davası açma hakkı verir.
24. Zorla evlendirildim, evliliğim iptal edilir mi?
TMK m. 151 korkutma hâlini düzenler. Hayat, sağlık ya da namus ve onura yönelik pek yakın ve ağır tehlikeyle evlenmeye razı edilen eş iptal davası açabilir.
25. Korkutma üçüncü kişiden gelirse sonuç değişir mi?
Değişmez. TMK m. 151 korkutmanın eşten gelmesini şart koşmaz; üçüncü kişinin korkutması da iptal sebebidir.
26. Nispi butlan davasında süre kaç ay?
TMK m. 152 uyarınca sebebin öğrenildiği veya korkunun etkisinin kalktığı tarihten itibaren altı ay, her hâlde evlenmeden itibaren beş yıldır.
27. Beş yıllık süre dolduysa iptal davası açabilir miyim?
Açamazsınız. TMK m. 152’deki beş yıllık süre objektiftir ve iptal sebebini yeni öğrenmiş olsanız bile dava hakkını düşürür.
28. Bu süreleri hâkim kendiliğinden dikkate alır mı?
Alır. Hak düşürücü süreler resen gözetilir; karşı tarafın itiraz etmesine gerek yoktur ve süre durmaz, kesilmez.
29. Mutlak butlan davasında süre var mı?
Kural olarak yoktur. Sebep kamu düzenine ilişkin olduğundan dava süreye bağlanmamıştır; TMK m. 147’deki sınırlamalar saklıdır.
30. Mutlak butlan davasını kim açar?
TMK m. 146 uyarınca Cumhuriyet savcısı resen açar; ilgisi olan herkes de açabilir. İlgi, somut ve güncel bir hukuki yararı ifade eder.
31. Savcı hangi hâllerde resen dava açamaz?
TMK m. 147/1 uyarınca sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanını savcı resen dava edemez; bu durumda yalnızca ilgililer talepte bulunabilir.
32. Ayırt etme gücünü sonradan kazanan eşin evliliğine başkası itiraz edebilir mi?
Edemez. TMK m. 147/2 uyarınca bu hâlde mutlak butlan davasını yalnızca ayırt etme gücünü kazanan ya da akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.
33. Eşim öldü, evliliğin butlanını dava edebilir miyim?
Evliliğin sona ermiş olması dava açmayı engellemez. TMK m. 147/1 uyarınca her ilgili mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.
34. Butlan davası mirasçılığı etkiler mi?
Etkileyebilir. Butlan kararı verilse bile evlenirken iyiniyetli olan eş kazandığı kişisel durumu korur; kötüniyeti ispatlanan eşin mirasçılığı tartışmaya açılır.
35. Butlan kararı geriye etkili midir?
Değildir. TMK m. 156 uyarınca batıl evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer ve karara kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.
36. Butlan kararına kadar mal rejimi işler mi?
İşler. Evlilik karar anına kadar geçerli sayıldığından edinilmiş mallara katılma rejimi bu dönemde de uygulanır ve tasfiye buna göre yapılır.
37. Butlanla iptal edilen evlilikten doğan çocuğun durumu ne olur?
Çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasa bile evlilik içinde doğmuş sayılır. Çocuk ile ana baba arasındaki ilişkilere boşanma hükümleri uygulanır.
38. Butlan kararından sonra babalık davası açmak gerekir mi?
Gerekmez. Soybağı evlilik karinesine dayanarak kurulmuş sayıldığından çocuğun babayla bağı ayrıca dava açılmadan devam eder.
39. Butlan kararı sonrası nafaka istenebilir mi?
İstenebilir. Eşler arasındaki tazminat ve nafaka konularında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır; koşulları varsa yoksulluk nafakasına hükmedilir.
40. Butlan sonrası evlenmeyle kazanılan soyadı korunur mu?
Kural olarak kişi önceki soyadına döner. Boşanma hükümlerinin kıyasen uygulanması sayesinde menfaati bulunan taraf soyadını kullanma izni isteyebilir.
41. Evlenme yaşı kaç?
TMK m. 124 uyarınca erkek ve kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. On yedi yaşındaki küçük için yasal temsilcinin izni de aranır.
42. On altı yaşında evlenmek için ne yapmalıyım?
TMK m. 124/2 uyarınca olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple aile mahkemesinden izin alınması gerekir. Olanak bulundukça ana baba veya vasi dinlenir.
43. Evlenmeye izin davası hangi mahkemede açılır?
Küçüğün yerleşim yeri aile mahkemesinde açılır ve çekişmesiz yargı işi olarak görülür. Karara karşı istinaf yolu açıktır.
44. Ailem izin vermiyor, ne yapabilirim?
TMK m. 128 uyarınca hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra bu konuda karar verir.
45. Yasal temsilci izni olmadan yapılan evlilik geçersiz mi?
Kendiliğinden geçersiz değildir; nispi butlan sebebidir. TMK m. 153 uyarınca küçük ergin olursa ya da kısıtlılık kalkarsa dava hakkı düşer.
46. İddet müddeti kaç gün?
TMK m. 132 uyarınca üç yüz gündür. Kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez; doğurmakla süre biter.
47. İddet müddeti nasıl kaldırılır?
Kadının yerleşim yeri aile mahkemesinde dava açılır; gebe olmadığına dair sağlık raporu sunulursa mahkeme süreyi kaldırır. Dava genellikle kısa sürede sonuçlanır.
48. İddet müddetine uyulmazsa evlilik iptal edilir mi?
Edilmez. TMK m. 154 uyarınca bekleme süresine uyulmaması evlenmenin butlanını gerektirmez; evlilik geçerliliğini korur.
49. Yurt dışında yapılan evlilik Türkiye’de her zaman tanınır mı?
Tanınmaz. Türk vatandaşı bakımından evlenme ehliyeti ve engelleri Türk hukukuna göre değerlendirilir; çok eşlilik yasağına aykırı evlilikler tescil edilmez.
50. Sadece dinî nikâhla yapılan birliktelik evlilik sayılır mı?
Sayılmaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/13380, K. 2013/18670, T. 10.12.2013 kararında resmî memur önünde yapılmayan evlenmenin yok sayılacağı belirtilmiştir; mal rejimi ve miras hakkı doğmaz.
Sonuç
Evlenme yasaklarının hangi kategoriye girdiğini doğru saptamak, dosyanın tamamını belirleyen ilk adımdır. Mevcut evlilik, yasak derecede hısımlık, sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu ve evlenmeye engel akıl hastalığı kamu düzenine ilişkin olduğu için Cumhuriyet savcısının resen dava açmasına imkân tanır ve kural olarak süreye bağlı değildir. Buna karşılık geçici ayırt etme gücü yoksunluğu, yanılma, aldatma, korkutma ve yasal temsilci izninin bulunmaması yalnızca iradesi sakatlanan eşe dava hakkı verir ve TMK m. 152’deki altı ay ile beş yıllık hak düşürücü sürelere tabidir.
Butlanın en çok yanlış anlaşılan yönü, kararın geriye etkili olmamasıdır. TMK m. 156 uyarınca batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer; o ana kadar mal rejimi işler, çocuklar evlilik içinde doğmuş sayılır ve iyiniyetli eş kazandığı kişisel durumu korur. Bu nedenle butlan davası açmak, geçmişi silmekten çok, evliliğin ileriye dönük sonuçlarını sona erdirmek anlamına gelir. Sona ermiş evliliklerde bile dava hakkının sürmesi, özellikle miras uyuşmazlıklarında bu kurumu güncel tutmaktadır.
Süt hısımlığı gibi kanunun saymadığı hâllerin engel olarak ileri sürülmesi ya da iddet müddetine uyulmamasının butlan sebebi sanılması, uygulamada sık karşılaşılan hatalardır. Sürelerin ve delil durumunun her dosyada farklı sonuç doğurduğu bir alan burası; kendi durumunuza uygun bir yol haritası için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 15, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 132, 133, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 156, 165, 166, 168, 202, 218-241.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 13.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4.
6004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Personeline İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m. 20.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 103.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382, 383, 384.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5548, K. 2026/4435, T. 21.04.2026.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2712, K. 2020/988, T. 02.12.2020.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/670, K. 2022/1571, T. 22.11.2022.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2672, K. 2018/1717, T. 15.11.2018.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/1871, K. 2020/5358, T. 08.10.2020.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/14356, K. 2014/8163, T. 25.04.2014.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/13380, K. 2013/18670, T. 10.12.2013.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5004, K. 2024/3734, T. 22.05.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6203, K. 2024/7926, T. 24.10.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3252, K. 2023/5313, T. 09.11.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1062, K. 2024/6537, T. 26.09.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/12271, K. 2014/13365, T. 16.06.2014.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4165, K. 2013/5478, T. 04.03.2013.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10925, K. 2023/26, T. 09.01.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8560, K. 2023/5573, T. 23.11.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5729, K. 2024/54, T. 09.01.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11157, K. 2023/1638, T. 05.04.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8975, K. 2024/2666, T. 18.04.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/18124, K. 2012/14211, T. 28.05.2012.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9444, K. 2024/2865, T. 25.04.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/912, K. 2024/6536, T. 26.09.2024.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/5926, K. 2023/8234, T. 07.12.2023.
Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2019/32487, T. 29.02.2024.
Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/5154, T. 14.05.2025.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, B. No: 27094/20, T. 27.06.2023.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş — Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku.
Bilge Öztan — Aile Hukuku.
Turgut Akıntürk, Derya Ateş — Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku.
Ahmet M. Kılıçoğlu — Aile Hukuku.
Hüseyin Hatemi — Aile Hukuku.
Ergun Özsunay — Medeni Hukuka Giriş.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
