Yurt dışında alınan bir boşanma kararı ya da bir alacak hükmü Türkiye’de kendiliğinden sonuç doğurmaz; bu sonucu sağlayan yol tanıma ve tenfiz davasıdır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 50 ile 58 arasındaki hükümler bu davayı düzenler. Tanıma karara kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazandırır; tenfiz ise ayrıca cebri icra imkânı verir ve tanımayı da içinde barındırır.
Bu yazıda iki kurumun farkı, görevli mahkeme ve harç rejimi, dava açma hakkı, kesinleşme ve belge koşulları, karşılıklılık, kamu düzeni denetimi, revizyon yasağı, gıyabi kararlarda savunma hakkı, hakem kararlarının ayrı usulü, kısmi tenfiz, ihtiyati tedbir, taşınmazlara ilişkin hükümler, nüfus müdürlüğüne idari başvuru ve kanun yolu sırasıyla açıklanıyor.
Tanıma ve tenfiz nedir, aralarındaki fark nedir?
Tenfiz, yabancı ilama Türkiye’de cebri icra edilebilirlik kazandırır. Tanıma ise karara kesin hüküm ve kesin delil etkisi tanır, icra imkânı vermez. Ayrımın ölçütü basittir: kararın içeriği icra dairesinin harekete geçmesini gerektiriyorsa tenfiz, gerektirmiyorsa tanıma yoluna gidilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1038, K. 2024/538, T. 06.11.2024 ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13790, K. 2025/2056, T. 26.02.2025 kararlarında tenfiz, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icra olunabilmesinin yetkili Türk mahkemesince verilecek tenfiz kararına bağlı olması biçiminde tanımlanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10, K. 2025/4663, T. 06.05.2025 kararında ölçüt açıkça ortaya konur: yabancı mahkeme kararının içeriğinde icra dairesine başvurulmasını gerektiren bir durum varsa açılacak dava tenfiz davası olur, kararın böyle bir özelliği yoksa açılması gereken dava tanıma davasıdır.
Tanıma bakımından ölçüt Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/393, K. 2024/288, T. 24.04.2024 kararında şöyle ifade edilmiştir: yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2669, K. 2021/109, T. 18.02.2021 kararında ise her tenfiz kararının aynı zamanda tanıma kararını da kapsadığı ilkesi vurgulanmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/4772, K. 2016/5813, T. 30.03.2016 kararı da tenfiz talebinin tanımayı içerdiğine 5718 sayılı Kanun m. 58/1 atfıyla işaret etmiştir.
Tanıma ve tenfiz davasında görevli mahkeme, dava türü ve harç
Görevli mahkeme 5718 sayılı Kanun m. 51 uyarınca asliye hukuk mahkemesidir; aile hukukuna ilişkin kararlarda aile mahkemesi bu sıfatla görev yapar. Yetki, kendisine karşı istemde bulunulan kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerindedir.
Dava eda davası değil tespit davası niteliğindedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1963, K. 2025/628, T. 08.05.2025 kararında, tenfiz davalarının eda davası değil tespit davası niteliğinde olması nedeniyle yargılama harcının maktu olarak belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Yüksek meblağlı bir alacak ilamının tenfizinde bile nispi harç alınmaz; bu, davayı ekonomik açıdan öngörülebilir kılar.
Yargılama usulü m. 55 uyarınca basit yargılama usulüdür. Dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir, karşı taraf tenfiz şartlarının bulunmadığını ya da yabancı ilamın kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu ileri sürebilir. Bu itirazlar dışında esasa girilmez.
Aile hukukundan doğan kararlarda mahkeme seçiminde tereddüt yaşanır. Boşanma ilamının tanınmasında aile mahkemesi görevlidir; ticari bir alacak hükmünde asliye hukuk mahkemesi görev yapar. Görev ve yetki kurallarının aile hukukundaki genel görünümü için boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme yazısına bakılabilir.
Kimler dava açabilir, kime karşı açılır?
5718 sayılı Kanun m. 52, kararın tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkesin istemde bulunabileceğini söyler. Taraf olmayan üçüncü kişiler de hukuki yararlarını ortaya koyarak dava açabilir. Türk vatandaşlığı şart değildir; yabancılar da hukuki menfaatleri varsa başvurabilir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/391, K. 2017/396, T. 12.04.2017 kararında m. 52’deki bu kural hatırlatılmış, ayrıca davacının birden fazla vatandaşlığının idareye bildirilmesi gibi idari işlemlerin kararın tanınmasına ve tenfizine engel bir sebep oluşturmadığı belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/19620, K. 2010/1034, T. 20.01.2010 kararında da ilamın tarafının Türk vatandaşı olmasına gerek bulunmadığı, tarafların Türk olmasalar bile hukuki menfaatlerinin bulunması koşuluyla tenfiz veya tanıma isteyebilecekleri değerlendirilmiştir.
Hukuki yarar dava şartıdır ve kendiliğinden gözetilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13790, K. 2025/2056, T. 26.02.2025 kararı, hukuki yararın dava şartı olduğunu ve mahkemece yargılamanın her aşamasında taraflar ileri sürmese dahi re’sen gözetilmesi gerektiğini vurgular. Boşanma ilamlarında nüfus kaydının düzeltilmesi ihtiyacı, hukuki yararı kendiliğinden ortaya koyar.
Taraflar duruşmaya bizzat katılmak zorunda mı
Kısa cevap hayır. Tanıma ve tenfiz, çekişmesiz yargı işi değil basit yargılama usulüne tabi bir davadır ve vekil aracılığıyla takip edilebilir. Tarafların Türkiye’ye gelmesi kural olarak gerekmez; mahkeme yabancı kararın esasını yeniden incelemediği için tarafların bizzat dinlenmesine ihtiyaç duyulmaz.
Bunun dayanağı revizyon yasağıdır. 5718 sayılı Kanun m. 54, mahkemenin denetimini sayılı şartlarla sınırlar; hâkim boşanmanın haklı olup olmadığını, kusurun kime ait bulunduğunu ya da nafaka miktarının yerindeliğini tartışmaz. İnceleme belge üzerinden yürüdüğünden, duruşmalarda vekilin hazır bulunması yeterli olur. m. 55 uyarınca uygulanan basit yargılama usulü de dosyanın dilekçeler ve ekler üzerinden ilerlemesine elverişlidir.
Vekâletnamenin nasıl düzenleneceği tek pratik engeldir. Yurt dışında bulunan taraf, bulunduğu ülkedeki Türk konsolosluğuna başvurarak Türkçe vekâletname düzenletebilir. İkinci yol, yabancı noterde düzenlenen vekâletnameye apostil şerhi aldırmak ve Türkiye’de yeminli tercümesini yaptırmaktır. Apostil, Lahey Sözleşmesine taraf ülkeler bakımından konsolosluk onayının yerine geçer; taraf olmayan ülkelerde konsolosluk tasdiki gerekir. Aile mahkemesi uygulamasında fotoğraflı vekâletname istenebildiğinden, konsolosluk randevusuna fotoğrafla gitmek sonradan eksiklik çıkmasını önler.
Anlaşmalı boşanmayla karıştırılan nokta budur. Türk Medeni Kanunu m. 166/3, anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemesini ve iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini şart koşar; orada vekille temsil, tarafların duruşmaya gelme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Yabancı kararın tanınmasında ise boşanma iradesi zaten yabancı mahkeme önünde açıklanmış ve karara bağlanmıştır. Türk mahkemesi yeni bir boşanma kararı vermez, mevcut kararın Türkiye’de sonuç doğurup doğurmayacağını belirler.
Davalı tarafın da gelmesi gerekmez. Kendisine karşı istemde bulunulan kişi vekil tayin edebilir, davayı kabul ettiğini bildirebilir ya da hiç cevap vermeyebilir. Kabul beyanı, itiraz alanını daralttığı için yargılamayı belirgin biçimde kısaltır. Hâkim gerekli görürse tarafı dinlemek üzere davet edebilir; ancak bu, dosyanın olağan seyri değildir.
Ön koşullar: mahkeme kararı olması ve kesinleşme
İki ön koşul aranır. Kararın, verildiği ülke hukukuna göre bir mahkeme hükmü olması ve o ülke kanunlarına göre kesinleşmiş bulunması. İdari makam kararları ile mahkeme kararı niteliği taşımayan işlemler bu davaya konu edilemez; kesinleşme koşulu ise mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4901, K. 2023/6077, T. 07.12.2023 kararında, kanun gereği yabancı mahkeme dışındaki idari makamların işlem ve kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar onanmıştır. Bazı ülkelerde boşanma belediye ya da noter benzeri makamlarca gerçekleştirildiğinden, bu ayrım pratikte sık sorun yaratır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1038, K. 2024/538, T. 06.11.2024 kararında yabancı mahkemenin tereke işlemi incelenmiş; tanınması ve tenfizi istenen kararın o mahkemenin kendi usul kurallarına göre vasiyetin açılması işlemi niteliğinde olduğu, mahkeme kararı olmadığı için kesinleşme işleminin uygulanamayacağı ve bu hâliyle 5718 sayılı Kanun m. 50 ve devamı kapsamında tenfizi kabil bir ilam sayılamayacağı sonucuna varılmıştır.
Kesinleşme bakımından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13790, K. 2025/2056, T. 26.02.2025 kararı, ilamın kesinleşmiş olmasının ön koşul olması nedeniyle mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1963, K. 2025/628, T. 08.05.2025 kararında ise kesinleşmenin tereddüde yer vermeyecek biçimde saptanması ve karar üzerindeki şerhin kesinleşmeye ilişkin olup olmadığının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Türk hukukunda kesinleşme kavramının nasıl işlediğini boşanma kararının kesinleşmesi yazısında anlattım.
Dava dilekçesine eklenmesi zorunlu belgeler
5718 sayılı Kanun m. 53, dilekçeye eklenecek belgeleri sayar. Yabancı ilamın o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya kararı veren yargı organınca onanmış örneği, kesinleştiğini gösteren onanmış yazı veya belge ve bunların onanmış tercümeleri dosyaya sunulmalıdır. Eksiklik bozma sebebidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9464, K. 2016/12221, T. 27.10.2016 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5961, K. 2023/6508, T. 26.12.2023 kararlarında bu belge listesi aynen tekrarlanmıştır. Aynı 3. Hukuk Dairesi kararında, dosyada kesinleşme şerhine rastlanılamamış olmasının 5718 sayılı Kanun m. 53 uyarınca bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Eksiklik doğrudan redde götürmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9755, K. 2023/1652, T. 06.04.2023 kararında, tanınması istenen ilam ve kesinleşmeyi gösterir belgenin tasdikli tercümelerinin sunulması için davacı tarafa usulünce süre verilerek eksikliğin tamamlanması gerektiği ifade edilmiştir. Aynı kararda konsolosluk onaylı tercümeler ile apostil şerhinin bulunması hâlinde belgelerin tanımaya elverişli sayıldığı tespit edilmiştir.
Uygulamada iki onay yolu vardır. Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf ülkelerde belgeye apostil şerhi alınır. Taraf olmayan ülkelerde ise belgenin o ülkedeki Türk konsolosluğunca onaylanması gerekir. Tercümenin de yeminli tercüman tarafından yapılıp noter ya da konsoloslukça onaylanması aranır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3057, K. 2025/7557, T. 15.12.2025 kararında da kararın aslının, onaylı tercümesinin ve kesinleşme şerhinin dosyada bulunup bulunmadığı denetlenmiştir.
Esasa ilişkin şartlar: karşılıklılık, münhasır yetki ve savunma hakkı
5718 sayılı Kanun m. 54 dört esas şart öngörür: karşılıklılık, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemesi, aşırı yetki itirazının bulunmaması ve savunma hakkının ihlal edilmemiş olması. Bunlara m. 54/1-c’deki kamu düzeni denetimi eklenir. Şartlar birlikte aranır.
Karşılıklılık bakımından m. 54/1-a, Türkiye ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunmasını arar. Üç seçenekten birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
Fiilî uygulamanın yeterliliği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1963, K. 2025/628, T. 08.05.2025 kararında gösterilmiştir. Kararda, Suudi Arabistan ile iki veya çok taraflı bir milletlerarası anlaşma bulunmasa da o ülke mahkemelerince verilen kararların Türkiye mahkemelerinde tenfiz edildiği, dolayısıyla fiilî uygulamanın bulunduğu tespit edilmiştir.
Münhasır yetki bakımından ölçüt, kararın Türk mahkemelerinin tekelinde bulunan bir konuda verilip verilmediğidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/4772, K. 2016/5813, T. 30.03.2016 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/7551, K. 2023/5740, T. 29.11.2023 kararlarında, tanınmasına karar verilen ilamın taşınmaz yönünden Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren ayni hakkın devrine ilişkin olmayıp eşlerin mal rejiminin tasfiyesi bağlamında bir paylaşma kuralı öngörmesi nedeniyle münhasır yetki ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Tanıma ve tenfiz davasında karşılıklılık şartı aranır mı?
Ayrım kritik önemdedir: tenfizde karşılıklılık aranır, tanımada aranmaz. 5718 sayılı Kanun m. 58/1, tanımada m. 54’ün birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmayacağını açıkça söyler. Boşanma ilamlarının tanınmasında bu kural, süreci belirgin biçimde kolaylaştırır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/5497, K. 2022/6808, T. 21.09.2022 ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/391, K. 2017/396, T. 12.04.2017 kararlarında bu hüküm açıkça uygulanmış; tanıma için Türkiye ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk ilamlarının tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması şartının aranmadığı belirtilmiştir.
Pratik sonuç şudur: Türkiye ile arasında adli yardımlaşma anlaşması bulunmayan bir ülkeden alınan boşanma kararı, yalnızca tanıma istenmesi hâlinde karşılıklılık tartışması yaşanmadan sonuç doğurabilir. Aynı karar için tenfiz istenirse karşılıklılık gündeme gelir ve dosya uzar.
Bu yüzden talep sonucu dikkatle kurulmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10, K. 2025/4663, T. 06.05.2025 kararında, boşanma hükmüne ilişkin yabancı kararın tanınması sonucunda nüfus kaydının düzeltilmesinin gerekmesinin hükmün icra olunabilir olması özelliğini gerektirmediği gözetilmeksizin, kararın hem tanınmasına hem tenfizine karar verilerek iki farklı sonuç bağlanacak biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilmiştir.
Kamu düzenine aykırılık denetiminin sınırı
Yabancı karar Türk kamu düzenine açıkça aykırıysa tanınmaz ve tenfiz edilmez. Denetim dar yorumlanır: kararın Türk hukukundan farklı olması yetmez, Anayasa’nın ve hukuk sisteminin temel ilkelerini zedeleyecek düzeyde bir aykırılık aranır. Ölçüt, kararın Türkiye’de doğuracağı sonuçlardır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5961, K. 2023/6508, T. 26.12.2023 kararında, tanımaya ya da tenfize karar verilebilmesi için asli şartlardan birinin hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması olduğu belirtilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/573, K. 2023/186, T. 09.02.2023 kararında hâkimin, kararda yer alan hüküm fıkrasının Anayasa’nın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine, Türk toplumunun genel örf-âdet ve ahlak telakkilerine aykırı olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1963, K. 2025/628, T. 08.05.2025 kararı denetimin odağını netleştirir: kararın içeriğinin kamu düzenine aykırı olup olmadığı değil, kararın Türkiye’de icra edilmesinin ve icrasının sonuçlarının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı incelenmelidir.
Kesinleşme usulünün farklı olması da tek başına aykırılık yaratmaz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/8907, K. 2016/1305, T. 01.02.2016 kararında, yabancı kararın o ülke usul hukukuna göre usulüne uygun kesinleştirilmesinin yeterli olduğu, kararın davalıya tebliğ edilmemiş olması gerekçesiyle kesinleşme usulünün kamu düzenine aykırı sayılıp tenfiz isteminin reddedilmesinin yerinde olmadığı belirtilmiştir.
Revizyon yasağı: Türk mahkemesi esasa giremez
Türk mahkemesi yabancı hâkimin yerine geçemez. Maddi vakıaları yeniden değerlendiremez, uygulanan hukukun doğru olup olmadığını denetleyemez, delilleri yeniden takdir edemez. İnceleme yalnızca 5718 sayılı Kanun m. 50 ile 58 arasındaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlıdır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13790, K. 2025/2056, T. 26.02.2025 kararı bu ilkeyi doğrudan revizyon yasağı kavramıyla ifade eder. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/573, K. 2023/186, T. 09.02.2023 kararında da tenfiz talep edilen mahkemenin yabancı kararı esastan inceleme ve hukuka uygunluğunu denetleme yetkisi bulunmadığı belirtilmiştir.
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/256, K. 2021/935, T. 25.11.2021 kararında sınır şöyle çizilmiştir: Türk mahkemeleri yalnızca tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığını inceleyebilir, yabancı kararda uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu incelenemez.
Yasağın kapsamı geniştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5961, K. 2023/6508, T. 26.12.2023 kararında, yabancı mahkemenin Türk hukukunun emredici hükümlerini dikkate almamasının veya yanlış yorumlayıp uygulamasının tek başına tanıma ve tenfize engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle savunma, esasa değil şartlara yönelmelidir; yabancı kararın haksız olduğu iddiası tek başına sonuç doğurmaz.
Yabancı hakem kararının tenfizindeki usul farkı
Hakem kararlarında öncelikle 1958 tarihli New York Sözleşmesi uygulanır. Türkiye bu sözleşmeye taraf olduğundan 5718 sayılı Kanun’un hakem kararlarına ilişkin hükümlerinin uygulama alanı büyük ölçüde daralmıştır. Şartlar ve belge rejimi mahkeme kararlarından farklıdır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/988, K. 2023/1322, T. 05.10.2023 kararında, Türkiye’de Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesiyle yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde bu sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği ve MÖHUK kapsamına giren hakem kararlarının alanının oldukça daraldığı belirtilmiştir.
Aynı kararda tenfiz şartları şöyle sıralanmıştır: tenfizi istenen kararın yabancı hakem kararı olması, hakem kararının kesinleşmesi ve icra kabiliyeti kazanması veya taraflar için bağlayıcı olması, taraflar arasında tahkim anlaşmasının bulunması, aleyhine karar verilen tarafın hakem tayininden veya tahkim yargılamasından haberdar edilmesi, uyuşmazlığın tahkime elverişli bulunması ve kararın tenfiz devletinin kamu düzenine aykırı olmaması. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2019/2576, K. 2022/1376, T. 20.10.2022 kararında da sözleşmenin IV/1-e maddesi uyarınca kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına işaret edilmiştir.
Belge rejimi daha ağırdır. Aynı İstanbul kararında, dava dilekçesiyle birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış sureti ile kararın dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı ya da onaylı suretinin, resmî dilde değilse onaylı tercümelerinin eklenmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca bu belgelerin tenfiz şartı sayıldığı ve noksansız ibraz edilmemesi hâlinde davanın tenfiz şartı yokluğundan usulden reddedileceği vurgulanmıştır.
Kararın kısmen tanınması ya da tenfizi mümkün mü?
5718 sayılı Kanun m. 56, mahkemenin yabancı ilamın kısmen veya tamamen tenfizine yahut istemin reddine karar verebileceğini düzenler. Bir hükmün bazı fıkraları şartları taşırken diğerleri taşımıyorsa, tamamının reddedilmesi gerekmez; ayrılabilir kısımlar bakımından karar verilir.
Bölünebilirlik ölçütü uygulamada şöyle işler. Yabancı bir boşanma ilamı hem evliliğin sona ermesine hem velayete hem de nafakaya hükmetmiş olabilir. Boşanma hükmü kamu düzenine uygunken, velayete ilişkin fıkranın çocuğun üstün yararına açıkça aykırı olduğu değerlendirilirse yalnızca o fıkra dışarıda bırakılabilir.
Talep de kısmi olabilir. Davacı, ilamın tamamının değil yalnızca belirli bir alacak kalemine ilişkin fıkrasının tenfizini isteyebilir. Bu tercih, karşı tarafın itiraz alanını daraltır ve yargılamayı hızlandırır. Tenfizi istenmeyen fıkralar bakımından karar Türkiye’de sonuç doğurmaz.
Kısmi tenfizin sınırı, hükmün bölünmeye elverişli olmasıdır. Fıkralar birbirine bağlıysa, örneğin tazminat hükmü boşanmadaki kusur belirlemesine dayanıyorsa, ayırma yapmak hükmün anlamını bozar. Bu durumda mahkeme ya tamamı hakkında karar verir ya da istemi reddeder.
Tenfiz davasında ihtiyati tedbir ve alacağın güvence altına alınması
Tenfiz kararı kesinleşene kadar borçlunun mal kaçırma ihtimali gerçek bir risktir. Yargılama sırasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir ya da 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 257 uyarınca ihtiyati haciz istenebilir. Seçim, talebin niteliğine göre yapılır.
Para alacağına ilişkin bir ilamın tenfizi isteniyorsa doğru yol ihtiyati hacizdir. Yabancı ilam, ihtiyati haciz talebinde güçlü bir yaklaşık ispat aracı sayılır; mahkeme alacağın varlığını ilamla birlikte değerlendirir. Teminat oranı, alacağın niteliğine ve ilamın kesinleşmiş olmasına göre belirlenir.
Ayni hak ya da belirli bir eşyaya ilişkin taleplerde ihtiyati tedbir uygun düşer. Taşınmazın tapu kaydına şerh, aracın trafik siciline şerh ya da şirket paylarının devrinin önlenmesi bu yolla sağlanır. Tedbir kararına karşı 6100 sayılı Kanun m. 394 uyarınca bir hafta içinde itiraz edilebilir.
Tenfiz kararı kesinleştikten sonra ilam Türkiye’de verilmiş ilam gibi icra olunur; 5718 sayılı Kanun m. 57 bunu açıkça söyler. Bu aşamada faiz türü ve başlangıcı tartışma yaratır: yabancı ilamda hükmedilen faiz mi yoksa Türk hukukundaki faiz mi uygulanacaktır? Kural, ilamda hükmedilen faizin esas alınmasıdır. İlamlı takipte faiz ve kesinleşme ilişkisini ilamlı icrada faiz türü, başlangıcı ve kesinleşme yazısında ayrıntılı anlattım. Bu hesap dosyanın kendi verilerine göre değişir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Tanıma ve tenfiz davasında zamanaşımı var mı
Tanıma ve tenfiz istemi bakımından kanunda bir süre öngörülmemiştir; yabancı kararın üzerinden yıllar geçmiş olsa da dava açılabilir. Tartışma, kararda hükmedilen alacağın icrasında ortaya çıkar: ilamın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ayrı bir sorundur ve bu konuda görüş birliği yoktur. Boşanma ilamlarında ise sorun doğmaz.
5718 sayılı Kanun m. 50 ve devamında dava açma süresi düzenlenmemiştir. Aranan tek şey hukuki yarardır; nüfus kaydının düzeltilmesi ihtiyacı sürdükçe yarar da sürer. Yirmi yıl önce yurt dışında boşanmış bir kişi bugün tanıma davası açabilir ve süre itirazıyla karşılaşmaz. Aynı şey, mirasçılık ya da soybağı gibi kişi hâllerine ilişkin kararlar için de geçerlidir.
Para alacağına ilişkin ilamlarda tablo değişir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 39, ilama dayanan takibin son işlem üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını söyler. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 156 ise borcun bir mahkeme kararına bağlanması hâlinde yeni sürenin her hâlde on yıl olacağını belirtir. Tartışmalı olan, bu on yıllık sürenin yabancı kararın kendi ülkesinde kesinleştiği tarihten mi yoksa Türk mahkemesinin tenfiz kararının kesinleştiği tarihten mi başlayacağıdır. Bir görüş, ilam Türkiye’de ancak tenfizle icra kabiliyeti kazandığından sürenin tenfiz kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlayacağını savunur. Diğer görüş, alacağın doğduğu ilamın tarihini esas alır. İçtihat bu noktada yerleşmiş değildir.
Nafaka gibi dönemsel edimlerde ayrı bir katman vardır. 6098 sayılı Kanun m. 147, dönemsel edimler için beş yıllık zamanaşımı öngörür; alacağın ilama bağlanmasından sonra hangi sürenin uygulanacağı ise tartışılmaktadır. Birikmiş nafaka alacağının tenfizi istenirken hangi döneme ait taksitlerin talep edileceğinin dilekçede açıkça gösterilmesi, bu belirsizliğin doğuracağı riski azaltır.
Usul bakımından iki nokta gözden kaçmamalıdır. Zamanaşımı, 6098 sayılı Kanun m. 161 uyarınca ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Tenfiz davasında ise kendisine karşı istemde bulunulan kişinin itiraz alanı m. 55 ile sınırlıdır; zamanaşımı iddiası, yabancı ilamın yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıktığı savunması içinde tartışılır. Bu savunmanın süresinde ve gerekçeli biçimde sunulmaması hâlinde mahkeme konuyu incelemez.
Yabancı boşanma kararındaki mal paylaşımının Türkiye’deki taşınmaza yansıtılması
Yabancı boşanma ilamı çoğu kez mal rejimi tasfiyesine de hükmeder. Bu hükmün Türkiye’deki bir taşınmaza yansıtılabilmesi, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ihlal edip etmediği sorusuna bağlıdır. Ayni hakkın devrine doğrudan hükmeden kararlar ile paylaşma kuralı öngören kararlar farklı değerlendirilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/4772, K. 2016/5813, T. 30.03.2016 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/7551, K. 2023/5740, T. 29.11.2023 kararlarında, tanınmasına karar verilen ilamın taşınmaz yönünden münhasır yetkiye giren ayni hakkın devrine ilişkin olmayıp eşlerin mal rejiminin tasfiyesi bağlamında bir paylaşma kuralı öngörmesi nedeniyle engel bulunmadığı belirtilmiştir.
Ayrım şöyle kurulur. Yabancı mahkeme doğrudan tapu kaydının iptaline ve tesciline hükmetmişse, bu Türkiye’deki taşınmaz üzerindeki ayni hakka müdahale sayılabilir. Buna karşılık mahkeme, malvarlığının belirli bir oranda paylaşılacağını söyleyip alacak hakkı doğuruyorsa münhasır yetki ihlali doğmaz; hüküm tenfiz edilerek alacak Türkiye’de takip edilebilir.
Uygulamada güvenli yol, yabancı ilamın tanınmasından sonra Türkiye’de ayrı bir katılma alacağı ya da tapu iptali davası açmaktır. Tanınan karar, kusur ve mal rejimi tespiti bakımından kesin delil oluşturur ve ikinci davayı kısaltır. Mal rejiminin Türk hukukundaki tasfiye mantığını edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi yazısında açıkladım.
Boşanma kararları için nüfus müdürlüğüne idari başvuru yolu
Boşanma ilamlarında dava açmak tek yol değildir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A, yabancı ülke adli veya idari makamlarınca boşanmaya ilişkin verilen kararların, taraflarca birlikte başvurulması hâlinde nüfus müdürlüğünce aile kütüğüne tescil edilmesine imkân tanır. Bu yol, dava yoluna göre çok daha hızlıdır.
İdari yolun şartları sıkıdır. Başvurunun her iki eş tarafından birlikte yapılması, kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması, Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ve usulüne göre onaylanmış belgeler ile tercümelerin sunulması gerekir. Eşlerden birinin başvurmaması hâlinde idari yol kapanır.
Başvuru, yurt içinde il ve ilçe nüfus müdürlüklerine, yurt dışında dış temsilciliklere yapılır. Vekâletle başvuruda bulunulabilir ancak vekâletnamede bu işlem için özel yetki bulunmalıdır. Talep reddedilirse ret işlemine karşı idari yargıya gidilebilir ya da doğrudan tanıma davası açılabilir.
Karşılaştırma yapıldığında idari yol birkaç hafta, dava yolu ise duruşma ve tebligat trafiğine bağlı olarak aylar sürer. Buna karşılık dava yolunun bir üstünlüğü vardır: yabancı ilamdaki kusur tespitinin kesin delil olarak kullanılabilmesi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2669, K. 2021/109, T. 18.02.2021 kararında, tanıma ile birlikte boşanmaya sebep olan olaylara yönelik kusur durumunun kesin delil kabul edilmesi ve karardaki kusur belirlemesi gözetilerek hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Tazminat ya da nafaka talebi düşünen taraf için bu, idari yoldan elde edilemeyecek bir kazanımdır.
Tanınan boşanmadan sonra Türkiye’de yeniden evlenme
Yabancı boşanma kararı tanındıktan ve nüfus kaydına işlendikten sonra taraflar Türkiye’de yeniden evlenebilir. Kayıt güncellenmeden yapılan evlenme başvurusu reddedilir; çünkü kütükte kişi hâlâ evli görünür. Tescil, evlenme ehliyet belgesinin alınabilmesinin ön şartıdır.
Kadın için Türk Medeni Kanunu m. 132’de öngörülen bekleme süresi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yürürlüğe girmesiyle uygulanmaz hâle gelmiştir. İptalden önce açılan bekleme süresinin kaldırılması davaları da uygulamada işlevini yitirmiştir. Yine de nüfus müdürlüğü uygulamalarında geçiş dönemine ilişkin farklı yaklaşımlarla karşılaşılabilir.
Evlenme başvurusunda istenen belgeler bakımından yabancılık unsuru ek yükümlülük getirir. Yabancı uyruklu taraftan kendi ülkesinden alınmış evlenme ehliyet belgesi ile doğum belgesi istenir; belgeler apostilli ya da konsolosluk onaylı ve yeminli tercümeli olmalıdır. Evlenmenin önündeki engeller ve butlan sebepleri için evlenme engelleri ve butlan sebepleri yazısındaki çerçeve yararlıdır.
Boşanma sonrası soyadı da sık sorulan bir konudur. Kadın, kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; kocanın soyadını kullanmaya devam etmek isterse mahkemeden izin ister. Soyadı ve ad değişikliği taleplerinin usulünü isim değiştirme davası ikinci kez açılabilir mi yazısında anlattım.
Gıyapta verilen kararlarda savunma hakkı ihlalinin ispatı
5718 sayılı Kanun m. 54/1-ç, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin o yer kanunları uyarınca hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılmamış, o mahkemede temsil edilmemiş ya da bu kanunlara aykırı biçimde gıyabında hüküm verilmiş olması hâlinde, bu kişinin itiraz etmesi şartıyla tenfizin reddini öngörür.
Hükmün en kritik unsuru itiraz şartıdır. Savunma hakkı ihlali mahkemece kendiliğinden gözetilmez; kendisine karşı tenfiz istenen kişi bu hususu Türk mahkemesine itiraz olarak sunmalıdır. İtiraz edilmezse karar bu yönden denetlenmez ve tenfize karar verilir.
İspat yükü itiraz edene aittir. Somut olarak gösterilmesi gerekenler şunlardır: tebligatın hangi adrese, hangi tarihte ve hangi usulle yapıldığı, o ülke usul hukukuna göre bu usulün geçerli olup olmadığı, davetin savunma hazırlamaya yetecek makul bir süre bırakıp bırakmadığı. Yabancı usul hukukunun içeriği, o ülkeden alınacak hukuki mütalaa ya da mevzuat örneğiyle ortaya konur.
Tebligat ile kesinleşmenin tebliği birbirinden ayrılmalıdır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/8907, K. 2016/1305, T. 01.02.2016 kararında, kararın kesinleştirilmesinin davalıya tebliğ edilmemesi nedeniyle kamu düzenine aykırı sayılamayacağı, yabancı usul hukukuna göre usulüne uygun kesinleştirmenin yeterli olduğu belirtilmiştir. Yargılamaya usulünce davet edilmiş olan taraf, kararın kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürerek tenfizi engelleyemez.
Fer’i talepler ve tanınan kararın diğer davalara etkisi
Tanıma kararı, Türkiye’de görülen başka davalar bakımından ön mesele oluşturur. Yabancı ilamın tanınmadığı sürece velayet, nafaka ve tazminat gibi fer’i talepler karara bağlanamaz; çünkü boşanmanın Türk hukuku bakımından geçerli olup olmadığı belirlenmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/801, K. 2024/2719, T. 22.04.2024 kararında, yabancı mahkeme ilamının tanınmasının diğer davalardaki fer’i talepler bakımından ön mesele oluşturduğu belirtilmiş; tanıma-tenfiz davasında verilen karar kesinleştikten sonra velayet, nafaka ve tazminat gibi boşanmanın fer’i niteliğindeki talepler yönünden derdest boşanma dosyası üzerinden yargılamaya devam edileceği ifade edilmiştir.
Bu yüzden strateji sıralaması önemlidir. Yurt dışında boşanmış bir kişi Türkiye’de nafaka ya da tazminat talep edecekse önce tanıma davasını açıp kesinleştirmeli, sonra fer’i talepler için dava açmalıdır. Aksi hâlde ikinci dosya bekletici sorun kararıyla uzun süre bekler.
Tanınan karardaki kusur tespiti de sonuç doğurur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2669, K. 2021/109, T. 18.02.2021 kararı uyarınca kusur durumu kesin delil kabul edilir ve Türk mahkemesi kusuru yeniden tartışmaz. Yabancı kararda kusur belirlemesi hiç yapılmamışsa, Türk mahkemesinin tazminat talebini nasıl değerlendireceği tartışmalıdır ve bu konuda içtihat birliği bulunmamaktadır.
Karara karşı kanun yolu ve kesinleşme
Tenfiz veya tanıma isteminin kabulü ya da reddine ilişkin karara karşı kanun yolu açıktır. 5718 sayılı Kanun m. 57/2, kanun yoluna başvurulmasının yerine getirmeyi durduracağını belirtir. Bu nedenle karar kesinleşmeden yabancı ilam Türkiye’de icra edilemez.
Usul, genel hükümlere göre işler. İlk derece mahkemesi kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulur. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da kanun yolu sınırları içinde temyiz mümkündür. Aile mahkemesi sıfatıyla verilen tanıma kararlarında da aynı süreler geçerlidir.
Görevsizlik ve yetkisizlik kararları bakımından ayrı bir süre işler. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/521, K. 2021/595, T. 30.09.2021 kararında, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde taraflardan birinin, karar kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuşsa başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın gönderilmesini talep etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Aynı kararda Anayasa m. 37’deki kanunî hâkim güvencesine dikkat çekilmiş; hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı hatırlatılarak, yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların istek üzerine veya doğrudan görevsizlik ya da gönderme kararıyla yeni kurulan mahkemeye gönderilmesine olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir. Süre ve merci hatası hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Tanıma ve tenfiz davası ne kadar sürer
Belirleyici olan tebligattır. Davalının Türkiye’de bilinen bir adresi varsa dosya birkaç duruşmada tamamlanabilir; tebligat yurt dışına çıkıyorsa süre aylarla ölçülür. Mahkemenin iş yükü ve belgelerdeki eksiklikler de takvimi etkilediğinden, kesin bir ay sayısı vermek doğru olmaz. Aralık dosyadan dosyaya belirgin biçimde değişir.
En hızlı senaryo şudur: davalının Türkiye’de yerleşim yeri bilinir, tebligat ilk seferde yapılır, taraflar vekille temsil edilir ve davalı vekili duruşmada davayı kabul ettiğini bildirir. Böyle bir dosyada mahkeme bir ya da iki duruşmada karar verebilir. Buna gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliği ve iki haftalık istinaf süresinin geçmesi eklenir; kanun yolundan feragat edilirse bu son dilim kısalır.
Yurt dışı tebligat en uzun kalemdir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25 ve devamı uyarınca tebligat, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı kanalıyla ya da taraf olunan uluslararası sözleşmelerdeki merkezî makam usulüyle yapılır. Evrakın çevrilmesi, yurt dışına gönderilmesi, muhataba ulaştırılması ve tebliğ belgesinin geri dönmesi birkaç ayı bulur. Tebligat iade edilirse süreç yeniden başlar ve aradaki duruşma günleri kaybedilir.
Adresin hiç bilinmediği dosyalarda 7201 sayılı Kanun m. 28 kapsamında ilanen tebligata gidilir. Bu yola başvurulabilmesi için adres araştırmasının usulünce yapılmış olması aranır; kolluk araştırması, nüfus ve sosyal güvenlik kayıtlarının sorgulanması, gerekirse yurt dışı adres araştırması bu aşamaya dahildir. İlan süresinin dolması ve tebliğin gerçekleşmiş sayılması, takvime birkaç ay daha ekler.
Belge eksiklikleri de sanıldığından fazla zaman kaybettirir. Apostil şerhi bulunmayan karar örneği, kesinleşme kaydını içermeyen belge ya da yeminli olmayan tercüme, mahkemenin kesin süre vererek eksikliğin giderilmesini istemesine ve yeni bir duruşma gününe yol açar. Dosyayı hızlandırmanın en somut yolu, dava dilekçesiyle birlikte onaylı karar örneği, kesinleşme yazısı ve tercümelerin eksiksiz sunulması ile davalının güncel adresinin baştan doğru bildirilmesidir. Nüfus müdürlüğüne birlikte başvuru şartlarının bulunduğu boşanma dosyalarında ise idari yol, dava yoluna göre daha kısa bir takvim sunar.
Aşağıdaki tablo iki davanın temel farklarını tek bakışta karşılaştırır. Tablo genel çerçeveyi verir; her dosyada ilamın içeriği ve talep sonucu belirleyici olur.
| Ölçüt | Tanıma (MÖHUK m. 58) | Tenfiz (MÖHUK m. 50 vd.) |
|---|---|---|
| Hukuki sonuç | Kesin hüküm ve kesin delil etkisi; icra kabiliyeti vermez | Cebri icra edilebilirlik kazandırır ve tanımayı da kapsar |
| Dava niteliği ve harç | Tespit davası; maktu harç | Eda değil tespit davası; maktu harç |
| Karşılıklılık | Aranmaz; m. 54/1-a uygulanmaz | Aranır; anlaşma, kanun hükmü ya da fiilî uygulama |
| Ön koşullar | Kesinleşmiş yabancı mahkeme kararı ve hukuki yarar | Kesinleşmiş ve icra kabiliyeti olan ilam, hukuki yarar |
| İnceleme yetkisi | Şartlarla sınırlı; revizyon yasağı | Şartlarla sınırlı; revizyon yasağı |
| Kamu düzeni denetimi | Kararın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması | İcrasının sonuçlarının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması |
| Temel belgeler | Onanmış karar örneği, kesinleşme yazısı, onaylı tercümeler | Onanmış ilam, icra kabiliyeti ve kesinleşme belgesi, tercümeler |
| Boşanmada alternatif | Eşlerin birlikte başvurusuyla nüfus müdürlüğüne tescil | İdari yol bulunmaz; dava zorunludur |
56 Soruda Yabancı Kararların Tanınması ve Tenfizi
1. Yurt dışında boşandım, Türkiye’de ne yapmalıyım?
Kararın Türkiye’de sonuç doğurması için tanıma gerekir. Şartları varsa 5490 sayılı Kanun m. 27/A uyarınca nüfus müdürlüğüne idari başvuru da yapılabilir.
2. Tanıma mı tenfiz mi istemeliyim?
Karar icra dairesinin harekete geçmesini gerektiriyorsa tenfiz, gerektirmiyorsa tanıma istenir. Boşanma hükmü kural olarak tanımaya konudur.
3. Tenfiz kararı tanımayı da kapsar mı?
Kapsar. Yargıtay uygulamasına göre her tenfiz kararı aynı zamanda tanıma kararını da içerir.
4. Hem tanıma hem tenfize karar verilebilir mi?
Boşanma ilamlarında iki farklı sonuç bağlanacak biçimde hüküm kurulması doğru bulunmamaktadır. Tek bir talep sonucu kurulmalıdır.
5. Hangi mahkeme görevlidir?
5718 sayılı Kanun m. 51 uyarınca asliye hukuk mahkemesidir. Aile hukukuna ilişkin kararlarda aile mahkemesi bu sıfatla görev yapar.
6. Hangi yer mahkemesi yetkilidir?
Kendisine karşı istemde bulunulan kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleridir.
7. Harç ne kadar?
Dava tespit davası niteliğinde olduğundan maktu harca tabidir. Alacağın miktarı harcı etkilemez.
8. Yabancı uyrukluyum, dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Türk vatandaşlığı şart değildir; hukuki menfaatin bulunması yeterlidir.
9. Taraf olmadığım bir karar için dava açabilir miyim?
5718 sayılı Kanun m. 52 uyarınca tenfizde hukuki yararı bulunan herkes istemde bulunabilir.
10. Hukuki yarar nasıl ispatlanır?
Nüfus kaydının düzeltilmesi ihtiyacı ya da alacağın tahsili gerekliliği gibi somut bir gereklilik ortaya konur. Mahkeme bu şartı kendiliğinden gözetir.
11. Kararın kesinleşmesi zorunlu mu?
Zorunludur. Kesinleşme ön koşuldur ve mahkemece re’sen araştırılır.
12. Kesinleşme şerhi yoksa ne olur?
5718 sayılı Kanun m. 53 uyarınca eksiklik bozma sebebidir. Mahkeme süre vererek tamamlatmalıdır.
13. Belediyenin verdiği boşanma kararı tanınır mı?
Yabancı mahkeme dışındaki idari makamların işlem ve kararlarının bu dava yoluyla tanınması ve tenfizi mümkün değildir.
14. Vasiyetin açılması işlemi tenfiz edilebilir mi?
Mahkeme kararı niteliği taşımayan işlemler tenfizi kabil ilam sayılmaz. Bu nitelikteki işlemler için istem reddedilir.
15. Hangi belgeleri sunmam gerekir?
Onanmış karar aslı veya örneği, kesinleşme yazısı ve her ikisinin onaylı tercümeleri gerekir.
16. Apostil şerhi şart mı?
Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf ülkelerde apostil alınır. Taraf olmayan ülkelerde konsolosluk onayı gerekir.
17. Tercümeyi kim yapmalı?
Yeminli tercüman yapmalı, tercüme noter veya konsoloslukça onaylanmalıdır. Onaysız tercüme kabul edilmez.
18. Belgeler eksikse dava hemen reddedilir mi?
Mahkemenin süre vererek eksikliği tamamlatması gerekir. Doğrudan ret usule aykırıdır.
19. Karşılıklılık şartı nedir?
Türkiye ile o devlet arasında anlaşma, o devlette Türk ilamlarının tenfizini mümkün kılan kanun hükmü ya da fiilî uygulama bulunmasıdır.
20. Tanımada karşılıklılık aranır mı?
Aranmaz. 5718 sayılı Kanun m. 58/1 uyarınca m. 54/1-a bendi tanımada uygulanmaz.
21. Anlaşma yoksa tenfiz imkânsız mı?
Değildir. O ülke mahkemelerinin Türk kararlarını tenfiz ettiğini gösteren fiilî uygulama da yeterli sayılır.
22. Fiilî uygulama nasıl ispatlanır?
O ülkede Türk kararlarının tenfiz edildiğini gösteren örnek kararlar ve resmî yazılar sunulur.
23. Kamu düzeni denetimi neyi kapsar?
Kararın Anayasa’nın ve hukuk sisteminin temel ilkelerine aykırı olup olmadığı incelenir. Sıradan hukuki farklılıklar yeterli değildir.
24. Kararın içeriği mi icrası mı denetlenir?
Kararın Türkiye’de icra edilmesinin ve icrasının sonuçlarının kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı incelenir.
25. Yabancı hâkim Türk hukukunu yanlış uygulamışsa ne olur?
Bu durum tek başına tanıma ve tenfize engel oluşturmaz. Revizyon yasağı esasa girilmesini engeller.
26. Türk mahkemesi delilleri yeniden değerlendirir mi?
Değerlendiremez. İnceleme yalnızca tanıma ve tenfiz şartlarıyla sınırlıdır.
27. Gıyabımda karar verildi, tenfizi engelleyebilir miyim?
5718 sayılı Kanun m. 54/1-ç uyarınca itiraz etmeniz gerekir. İtiraz edilmezse bu husus kendiliğinden gözetilmez.
28. Savunma hakkı ihlalini nasıl ispatlarım?
Tebligatın adresi, tarihi ve usulü ile o ülke usul hukukuna aykırılığı belgelenir. Yabancı mevzuat örneği sunulabilir.
29. Karar bana tebliğ edilmedi, tenfiz reddedilir mi?
Kararın kesinleştirilmesinin tebliğ edilmemesi tek başına kamu düzenine aykırılık sayılmamaktadır.
30. Münhasır yetki ne demek?
Türk mahkemelerinin tekelinde bulunan konulardır. Bu konularda verilen yabancı kararlar tanınmaz ve tenfiz edilmez.
31. Türkiye’deki dairemi paylaştıran yabancı karar tanınır mı?
Karar ayni hakkın devrine değil mal rejiminin tasfiyesi kapsamında paylaşma kuralına ilişkinse münhasır yetki ihlali doğmaz.
32. Tapu iptali için ayrıca dava gerekir mi?
Uygulamada güvenli yol, tanımadan sonra Türkiye’de ayrı bir dava açmaktır. Tanınan karar kesin delil oluşturur.
33. Kararın sadece bir kısmının tenfizini isteyebilir miyim?
5718 sayılı Kanun m. 56 uyarınca mahkeme kısmen veya tamamen tenfize karar verebilir.
34. Velayet hükmü kamu düzenine aykırıysa tamamı reddedilir mi?
Hüküm bölünmeye elverişliyse yalnızca aykırı fıkra dışarıda bırakılabilir.
35. Hakem kararında hangi kurallar uygulanır?
1958 tarihli New York Sözleşmesi öncelikle uygulanır. MÖHUK hükümlerinin alanı bu nedenle dardır.
36. Hakem kararında kesinleşme mi bağlayıcılık mı aranır?
Sözleşmenin IV/1-e maddesi uyarınca kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması aranır.
37. Tahkim sözleşmesini de sunmalı mıyım?
Sunmalısınız. Hakem kararının dayandığı tahkim şartı ya da sözleşmenin aslı veya onaylı sureti zorunludur.
38. Hakem kararında belge eksikse ne olur?
Belgeler tenfiz şartı sayıldığından, noksan ibraz hâlinde dava tenfiz şartı yokluğundan usulden reddedilir.
39. Uyuşmazlığın tahkime elverişli olması ne demek?
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konu olmasıdır. Aksi hâlde tenfiz istemi reddedilir.
40. Yargılama sırasında mal kaçırılmasını nasıl önlerim?
Para alacağında 2004 sayılı Kanun m. 257 uyarınca ihtiyati haciz, eşya ve ayni haklarda 6100 sayılı Kanun m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir istenir.
41. Tedbir için teminat gerekir mi?
Kural olarak gerekir. Miktarı mahkeme takdir eder ve hâlin gereğine göre belirlenir.
42. Tenfiz kararı kesinleşmeden icra edebilir miyim?
Edemezsiniz. 5718 sayılı Kanun m. 57/2 uyarınca kanun yoluna başvurulması yerine getirmeyi durdurur.
43. Faiz hangi orana göre işler?
Kural olarak yabancı ilamda hükmedilen faiz esas alınır. Takip talebinde bu husus açıkça gösterilmelidir.
44. Nüfus müdürlüğüne başvuru dava yerine geçer mi?
Boşanma kararları bakımından geçer. Şartı, eşlerin birlikte başvurmasıdır.
45. Eşim başvuruya katılmıyorsa ne yapabilirim?
İdari yol kapanır; tanıma davası açmanız gerekir. Dava tek taraflı olarak yürütülebilir.
46. İdari başvuru mu dava mı daha avantajlı?
İdari yol hızlıdır. Buna karşılık kusur tespitinin kesin delil olarak kullanılması yalnızca dava yoluyla sağlanır.
47. Tanınan karardaki kusur tespiti bağlayıcı mı?
Bağlayıcıdır. Kusur durumu kesin delil kabul edilerek fer’i taleplerde gözetilir.
48. Tanıma olmadan nafaka davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz ancak tanıma ön mesele oluşturur ve dosya bekletici sorun kararıyla bekletilir.
49. Tanınan boşanmadan sonra hemen evlenebilir miyim?
Kayıt güncellendikten sonra evlenebilirsiniz. Kadın için öngörülen bekleme süresi hükmü Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla yürürlükten kalkmıştır.
50. Karara karşı hangi kanun yoluna gidilir?
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf, koşulları varsa ardından temyiz yoluna başvurulur.
51. Tanıma davası açmak için süre sınırı var mı?
5718 sayılı Kanun m. 50 ve devamı bir süre öngörmez. Hukuki yarar sürdüğü müddetçe, karardan yıllar sonra da dava açılabilir.
52. Yabancı ilamdaki alacağı yıllar sonra icraya koyabilir miyim?
Burada tartışma vardır. 2004 sayılı Kanun m. 39 ve 6098 sayılı Kanun m. 156 çerçevesindeki on yıllık sürenin hangi tarihten başlayacağı konusunda içtihat birliği bulunmamaktadır.
53. Zamanaşımını mahkeme kendiliğinden dikkate alır mı?
Almaz. 6098 sayılı Kanun m. 161 uyarınca ileri sürülmesi gerekir; tenfizde bu savunma m. 55’teki sınırlı itiraz sebepleri içinde tartışılır.
54. Dava ne kadar sürer?
Kesin bir süre verilemez. Tebligatın yurt içi mi yurt dışı mı olduğu, mahkemenin iş yükü ve belgelerdeki eksiklikler takvimi belirler.
55. Duruşmaya bizzat katılmam gerekir mi?
Gerekmez. Dava vekil aracılığıyla takip edilebilir; mahkeme kararın esasını incelemediğinden tarafların dinlenmesi aranmaz.
56. Vekâletnameyi yurt dışında nasıl düzenletebilirim?
Türk konsolosluğunda düzenletebilir ya da yabancı noterde düzenletip apostil şerhi aldırıp yeminli tercümesini yaptırabilirsiniz.
Sonuç
Yabancı bir kararın Türkiye’de hüküm doğurması, ilamın içeriğine göre iki farklı yoldan geçer. Kararın icra organlarını harekete geçirmesi gerekiyorsa tenfiz, gerekmiyorsa tanıma istenir. Bu ilk ayrım yanlış yapıldığında dosya aylarca sürüp usulden sonuçlanabilir; talep sonucunun tek bir hukuki nitelendirmeye göre kurulması bu yüzden belirleyicidir.
Yargılamanın omurgası şartlar listesidir. Kararın mahkemeden çıkmış olması, o ülke hukukuna göre kesinleşmesi, belgelerin usulünce onaylanıp tercüme edilmesi, tenfizde karşılıklılığın bulunması, münhasır yetkinin ihlal edilmemesi ve kararın icrasının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması aranır. Revizyon yasağı nedeniyle bu listenin dışına çıkan itirazlar sonuç doğurmaz; savunma da saldırı da şartlar üzerinden kurulmalıdır.
Boşanma ilamlarında nüfus müdürlüğüne birlikte başvuru yolu ciddi bir zaman kazancı sağlar, ancak kusur tespitinin kesin delil olarak kullanılması gibi bir üstünlük sunmaz. Hangi yolun tercih edileceği, sonrasında nafaka, tazminat ya da mal rejimi talebinde bulunulup bulunulmayacağına bağlıdır. Kendi dosyanız için hangi yolun uygun olduğunu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389, 392, 394.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 32, 257.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 132, 173.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4.
3731 sayılı Kanun ile onaylanan, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3057, K. 2025/7557, T. 15.12.2025
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10, K. 2025/4663, T. 06.05.2025
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/13790, K. 2025/2056, T. 26.02.2025
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1038, K. 2024/538, T. 06.11.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/801, K. 2024/2719, T. 22.04.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5961, K. 2023/6508, T. 26.12.2023
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4901, K. 2023/6077, T. 07.12.2023
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/7551, K. 2023/5740, T. 29.11.2023
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9755, K. 2023/1652, T. 06.04.2023
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/5497, K. 2022/6808, T. 21.09.2022
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2669, K. 2021/109, T. 18.02.2021
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9464, K. 2016/12221, T. 27.10.2016
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/4772, K. 2016/5813, T. 30.03.2016
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/8907, K. 2016/1305, T. 01.02.2016
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/19620, K. 2010/1034, T. 20.01.2010
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1963, K. 2025/628, T. 08.05.2025
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/988, K. 2023/1322, T. 05.10.2023
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/573, K. 2023/186, T. 09.02.2023
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2019/2576, K. 2022/1376, T. 20.10.2022
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/391, K. 2017/396, T. 12.04.2017
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/393, K. 2024/288, T. 24.04.2024
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/256, K. 2021/935, T. 25.11.2021
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/521, K. 2021/595, T. 30.09.2021
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/899, K. 2023/350, T. 03.05.2023
Doktrin ve akademik kaynaklar
Cemal Şanlı, Emre Esen, İnci Ataman-Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk.
Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku.
Aysel Çelikel, Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk.
Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim.
Nuray Ekşi, Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
