Boşanma davasında yetkili ve görevli mahkeme iki ayrı soruya verilen iki ayrı yanıttır: görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını; yetki ise hangi yerdeki mahkemenin bakacağını gösterir. Görev bakımından aile mahkemesi, yetki bakımından ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi kural olarak belirleyicidir.
Bu yazıda görev ve yetki ayrımının pratik sonuçları, tercih hakkının davacıya ait olması, yerleşim yerinin nasıl tespit edildiği, yetki itirazının süresi ve biçimi, yetkisizlik kararı sonrası izlenecek yol, mal rejimi tasfiyesi ile fer’î taleplerde yetki ve yabancılık unsuru bulunan dosyalardaki özel kural ayrıntılı biçimde inceleniyor.
Boşanma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme: Genel Çerçeve
Görev kuralı 4787 sayılı Kanun’da, yetki kuralı ise TMK m. 168’de düzenlenmiştir. Görev kamu düzenindendir ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Yetki ise kesin değildir; davacıya iki yer arasında seçim hakkı tanınmıştır ve süresinde itiraz edilmezse dava açıldığı yerde görülmeye devam eder.
Bu ayrımı kavramak, dosyanın ilk üç ayını kurtarır. Görev kuralına aykırılıkta mahkeme dava dilekçesini inceleyip görevsizlik kararı verir; kimsenin itirazına gerek yoktur. Yetki kuralına aykırılıkta ise mahkeme sessiz kalır, karşı taraf süresinde ve usulüne uygun biçimde itiraz etmezse dava o mahkemede sonuçlanır.
Uygulamada en sık yapılan yanlış, iki kavramın birbirine karıştırılmasıdır. Aile mahkemesi bulunmayan bir ilçede asliye hukuk mahkemesinde açılan dava görev yönünden doğrudur; asıl tartışma yetki yönünden çıkar. Aynı şekilde, doğru yerde ama yanlış tür mahkemede açılan dava yetki yönünden değil görev yönünden reddedilir. Mahkeme belirlendikten sonra sıra dayanılacak hukuki sebebe gelir; dosyaların çoğunda kullanılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebinin kusur ve ispat rejimini ayrı bir yazıda ele aldım.
Görevli Mahkeme Aile Mahkemesidir
Boşanma, ayrılık, evliliğin iptali, nafaka, velayet, mal rejimi tasfiyesi ve aile hukukundan doğan diğer davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Dayanak, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesidir. Görev kuralına aykırılık yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/2250, K. 2021/2568, T. 22.03.2021 kararında, davanın çözüm yerinin 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince aile mahkemeleri olduğu, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerektiği kabul edilmiştir.
Görev kuralının kapsamı geniştir. Boşanmanın fer’îsi olan talepler de aynı mahkemede görülür. Boşanma davasıyla birlikte istenen tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat, velayet ve kişisel ilişki talepleri ayrı bir dosya açılmasını gerektirmez.
Buna karşılık boşanma dosyasına eklenemeyecek talepler de vardır. Üçüncü kişiye karşı yöneltilen tapu iptal ve tescil istemi, alacak davası ya da tasarrufun iptali istemi aile mahkemesinde açılsa bile ayrı dava niteliği taşır. Boşanma sürecinde malvarlığının üçüncü kişilere devredilmesine karşı hangi davanın açılacağını boşanmada mal kaçırma hâlinde açılacak davalar yazısında ayrıntılı anlattım.
Aile Mahkemesi Bulunmayan Yerlerde Görev Sorunu
Her adliyede aile mahkemesi yoktur. Kurulmamış olan yerlerde dava, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesinde ve aile mahkemesi sıfatıyla görülür. Karar başlığında bu sıfatın gösterilmesi gerekir; gösterilmemesi tek başına bozma sebebi sayılmaz, buna karşılık kararın düzeltilmesi istenebilir ve uygulamada bu talep kabul edilir.
Sorun, aynı yerde hem aile mahkemesi hem asliye hukuk mahkemesi bulunduğunda çıkar. Aile mahkemesi kurulmuş ve faaliyete geçmişse asliye hukuk mahkemesinin bu davaya bakma yetkisi kalmaz ve görevsizlik kararı verilir. Kuruluşu yapılmış ancak henüz faaliyete geçmemiş mahkemeler bakımından belirleyici olan fiilen çalışmaya başlama tarihidir.
Yargıtay kararlarında asliye hukuk mahkemesinin aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilmesine sıkça rastlanır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/1135, K. 2024/4847, T. 29.04.2024 kararında uyuşmazlığın İslahiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesince aile mahkemesi sıfatıyla sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Aynı yönde Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12829, K. 2026/3522, T. 02.03.2026 kararında da Alaçam Asliye Hukuk Mahkemesinin aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakacağı ifade edilmiştir.
Görevsizlik kararı verildiğinde dava kendiliğinden diğer mahkemeye gitmez. Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir (HMK m. 20). Bu süre kaçırılırsa dava açılmamış sayılır ve zamanaşımı ile hak düşürücü süre bakımından ağır sonuç doğar.
Yetkili Mahkeme: TMK m. 168 ve Seçimlik Hak
TMK m. 168 iki yer gösterir: eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. Bu iki yer arasında tercih hakkı davayı açana aittir. Davalı, davacının bu tercihine kendiliğinden müdahale edemez; ancak yetkisiz bir yer seçilmişse itiraz hakkı doğar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1085, K. 2021/164, T. 25.02.2021 kararında, TMK m. 168’de boşanma ve ayrılık davalarında yetki konusunda özel bir düzenleme getirildiği ve eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinin yetkili olduğu belirtilmiştir.
Tercih hakkının davacıya ait olduğu Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4056, K. 2024/1641, T. 11.03.2024 kararında açıkça vurgulanmıştır. Kararda boşanma veya ayrılık davalarının eşlerden birinin yerleşim yerinde açılabileceği gibi davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde de açılabileceği ve tercih hakkının davayı açana ait olduğu ifade edilmiştir.
Aynı ilke çok sayıda kararda yinelenmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4027, K. 2024/7106, T. 10.06.2024; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/6673, K. 2024/10440, T. 23.12.2024 ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11273, K. 2025/3992, T. 25.03.2025 kararlarında boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkemenin eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi olduğu belirtilmiştir.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta var: TMK m. 168 iki seçenek sunar, dört değil. Davacının çocukluğunun geçtiği il, ailesinin yaşadığı yer ya da işinin bulunduğu şehir, oralarda yerleşim yeri kurulmadıkça yetkili yer sayılmaz.
Yerleşim Yerinin Tespiti: Niyet, Fiili Durum ve Adres Kaydı
Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir (TMK m. 19). Mahkemeler bunu belirlerken tek bir belgeye bakmaz. Fiilen nerede oturulduğu, sürekli kalma niyetinin bulunup bulunmadığı ve adres kayıt sistemindeki tescil bir arada değerlendirilir. Yalnızca nüfus kaydına bakılarak sonuca varılmaz; fiilen orada yaşandığının da ortaya konması gerekir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/14676, K. 2023/988, T. 13.02.2023 kararında, davacının sürekli kalma niyeti ile aile evine giderek boşanma davasını burada açtığı ve adres kayıt sistemindeki adresini de tescil ettirdiği anlaşıldığından uyuşmazlığın o yer mahkemesinde sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Tersi yönde de karar vardır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/613, K. 2024/4262, T. 15.04.2024 kararında, davacı davasını Aksaray 2. Aile Mahkemesinde açmış olmakla birlikte sürekli kalma niyeti ile Nevşehir merkezde bulunduğu ve adres kayıt sistemindeki adresini de oraya tescil ettirdiği anlaşıldığından uyuşmazlığın Nevşehir Aile Mahkemesince sonuçlandırılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Davanın açıldığı yer ile fiilen yaşanan yer ayrıştığında belirleyici olan ikincisidir.
Adres kaydının tek başına yeterli olmadığı da görülür. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/5013, K. 2023/9936, T. 30.10.2023 kararında davacının sürekli kalma niyeti ile İstanbul ilinde bulunarak boşanma davasını burada açtığı ve adres kayıt sistemindeki adresini de tescil ettirdiği birlikte değerlendirilmiştir. Niyet ile kayıt uyuştuğunda tartışma biter.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/10193, K. 2025/16407, T. 08.12.2025 kararında ise davacının yerleşim yerinin bulunduğu yerde davayı açarak TMK m. 168 gereğince tercih hakkını bu yönde kullandığı belirtilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4169, K. 2024/7462, T. 24.06.2024 kararında da aynı gerekçe kullanılmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/1181, K. 2017/14967, T. 20.12.2017 kararında, kadının dava tarihindeki yerleşim yerinin belirlenen yer olduğunun kabulünün gerektiği ve davanın orada açılmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün doğru olmadığı değerlendirilmiştir. Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21276, K. 2018/8464, T. 03.07.2018 kararında dava tarihinden önce kadının o yere yerleştiği ve burayı ikamet edindiği dosyadaki belge ve kayıtlardan anlaşıldığından o yer mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.
Babaevine Dönen Eş Davasını Nerede Açabilir
Evi terk eden ya da ayrılmak zorunda kalan eş, ailesinin yanına yerleşmişse davasını orada açabilir. Yerleşim yeri değişikliği için tapu, kira sözleşmesi ya da uzun süre beklemek gerekmez. Sürekli kalma niyetiyle fiilen orada oturmak ve adres kaydını taşımak yeterli sayılmaktadır.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/8150, K. 2025/12825, T. 14.10.2025 kararında, davacının çocuklarını da alarak bulunduğu ilçeden ayrılıp İstanbul’da ikamet eden ailesinin yanına sığındığı ve davasını da İstanbul ilinde açtığı anlaşıldığından uyuşmazlığın İstanbul Anadolu 13. Aile Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği ifade edilmiştir.
Bu içtihat pratikte hayati bir kolaylık sağlar. Şiddet ya da geçimsizlik nedeniyle evden ayrılıp memleketine dönen bir eş, davayı eski ortak konutun bulunduğu şehirde açmak zorunda değildir. Ancak yerleşim yeri değişikliğinin belgelenmesi gerekir: adres kayıt sistemi tescili, kira sözleşmesi, okul kaydı, iş yeri kaydı ya da fatura abonelikleri bu amaçla kullanılır.
Sık karşılaşılan bir hata, adres kaydını taşımadan yeni yerde dava açmaktır. Karşı taraf yetki itirazında bulunduğunda mahkeme dosyayı gönderir ve aylar kaybedilir. Adres beyanının davadan önce yapılmış olması bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırır. Eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başladığı dönemde talep edilebilecek tedbir nafakasının şartlarını tedbir nafakası şartları ve miktarı yazısında ele aldım.
Son Defa Altı Aydan Beri Birlikte Oturulan Yer Ölçütü
İkinci seçenek, eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Burada aranan şey ortak konutun bulunduğu yerde kesintisiz altı ay birlikte oturmuş olmaktır. Altı aylık süre dolmamışsa bu seçenek kullanılamaz; geriye yalnızca eşlerden birinin yerleşim yeri seçeneği kalır.
Ölçüt, ayrılıktan hemen sonra dava açan eşler bakımından işe yarar. Örneğin dört yıl aynı ilçede oturmuş ve iki ay önce ayrılmış bir çiftte davacı, kendi yeni yerleşim yerinde ya da eski ortak konutun bulunduğu ilçede dava açabilir. Seçim tümüyle davacıya aittir; mahkeme hangisinin daha uygun olduğunu tartışmaz.
Altı aylık sürenin hesabında birlikte oturma fiili esas alınır. Eşlerden birinin işi nedeniyle hafta içi başka ilde bulunması, ortak konutun o ilçede olduğu gerçeğini değiştirmez. Buna karşılık uzun süredir ayrı yaşayan eşlerde bu seçenek işlemez.
Terk nedeniyle boşanma davalarında ortak konutun yeri ayrıca önem taşır; çünkü ihtar bu adrese gönderilir. Terk ihtarının usulü ve süreleri konusunu terk nedeniyle boşanma davası ve ihtar yazısında ayrıntılı anlattım.
Yetkinin Kesin Olmaması ve Yetki İtirazının Usulü
Boşanma davasında yetki kesin değildir. Bunun iki sonucu vardır: hâkim yetkisizliği kendiliğinden gözetemez ve davalı itiraz etmezse dava açıldığı yerde görülür. Kesin olmayan yetki itirazı ilk itiraz niteliğindedir; cevap dilekçesinde ileri sürülmesi ve yetkili mahkemenin de gösterilmesi gerekir. Sonradan yapılan itiraz dinlenmez.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/15795, K. 2014/16351, T. 19.11.2014 kararında boşanma davalarında yetkinin kesin olmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/5859, K. 2016/8986, T. 13.10.2016 kararında da boşanma davalarında yetkinin kesin olmadığı ve davacıya seçimlik yetki verildiği ifade edilmiştir. Aynı tespit Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/1984, K. 2021/4838, T. 05.04.2021 kararında da yer alır.
İtirazın biçimi de belirlidir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/733, K. 2024/4268, T. 15.04.2024 kararında kesin olmayan yetki itirazının bir ilk itiraz olduğu, ilk itirazların bir ön sorun gibi incelenmesi ve karara bağlanması gerektiği (HMK m. 117/3) belirlenmiştir.
Yetki itirazının geçerli olabilmesi için yalnızca itiraz etmek yetmez. HMK m. 19/2 uyarınca yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi de göstermek zorundadır. Yetkili mahkeme gösterilmezse itiraz dikkate alınmaz ve dava açıldığı yerde devam eder. Bu, uygulamada en çok hak kaybına yol açan usul kuralıdır.
Süre bakımından da dikkat gerekir. Cevap süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 127); ek süre verilmişse bu da bir ayı geçemez. Süre kaçırıldığında yetki itirazı hakkı tümüyle kaybedilir.
Süresinde İtiraz Edilmezse ve Seçim Hakkı Davalıya Geçerse
Yetkisiz bir yerde açılan dava kendiliğinden geçersiz olmaz. Davalı süresinde ve usulüne uygun biçimde itiraz etmezse mahkeme yetkili hâle gelir. Buna karşılık davacı kanundaki iki seçenek dışında bir yerde dava açmış ve davalı usulüne uygun itiraz etmişse yetkili mahkemeyi seçme hakkı davalıya geçer.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1085, K. 2021/164, T. 25.02.2021 kararında yetkinin kesin olmadığı davalarda davalının süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmaması hâlinde davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceği belirtilmiştir.
Seçim hakkının geçişini gösteren karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/2175, K. 2024/6096, T. 20.05.2024 kararıdır. Kararda davacının yetkisiz bir mahkemede dava açtığı, seçme hakkının davalıya geçtiği ve davalı tarafın da usulüne uygun biçimde süresinde yetki itirazında bulunduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın Fethiye Aile Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu kural stratejik bir sonuç doğurur. Yetkisiz yerde dava açan davacı, karşı tarafın göstereceği mahkemede yargılanmayı kabul etmiş olur. Uzak bir ilde açılan dava, davalının itirazıyla kendi yerleşim yerine taşınabilir ve tanıkların dinlenmesi, duruşmalara katılım gibi pratik yükler tümüyle davacının üzerine kalır.
Yetkisizlik Kararına Karşı Kanun Yolu ve Süreler
Yetkisizlik ve görevsizlik kararları nihai karar niteliğindedir ve istinaf yoluna tabidir. Süre, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 341, m. 345). Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse dava açılmamış sayılır (HMK m. 20). İki süre birbirinden bağımsızdır.
İki ayrı iki haftalık süre bulunduğuna dikkat edilmelidir. Birincisi karara itiraz süresi, ikincisi kesinleşmeden sonra dosyanın gönderilmesini isteme süresidir. İkinci süre kaçırıldığında dava düşer, harç yeniden ödenir ve dava tarihi geriye götürülemez. Kararın hangi anda kesinleştiği, kısmi kesinleşmenin nasıl işlediği ve kesinleşme şerhinin nereden alındığı konularını boşanma kararının kesinleşmesi yazısında adım adım anlattım.
Talebin nasıl yapılacağı da usul kuralına bağlıdır. Dosyanın gönderilmesi istemi, kararı veren mahkemeye verilen bir dilekçeyle yapılır ve gerekli gider avansı yatırılır. Talep karşı tarafça da yapılabilir; kanun bunu yalnız davacıya özgülememiştir.
Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresindeki mahkemeler arasında yetki ya da görev uyuşmazlığı çıkarsa çözüm mercii ayrıca belirlenir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11273, K. 2025/3992, T. 25.03.2025 kararında bu istemin hukuki dayanağının HMK m. 21 ve m. 22 ile 5235 sayılı Kanun’un 36. maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeler olduğu ortaya konulmuştur.
Sürelerin kaçırılması burada doğrudan hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Anlaşmalı Boşanmada Tarafların Bulunmadığı Yerde Açılan Dava
Anlaşmalı boşanmada da yetki kuralı TMK m. 168’dir; ayrı bir düzenleme yoktur. Tarafların hiçbirinin yerleşim yeri olmayan ve altı ay birlikte oturmadıkları bir yerde açılan dava yetkisiz yerde açılmış sayılır. Ancak yetki kesin olmadığından mahkeme bunu kendiliğinden gözetip dosyayı gönderemez.
Uygulamada bu, kendine özgü bir tablo doğurur. Anlaşmalı boşanmada davalı eş zaten boşanmayı kabul ettiğinden yetki itirazında bulunmaz. İtiraz gelmediği için mahkeme yetkili hâle gelir ve dava orada sonuçlanır. Hukuk Genel Kurulunun yukarıda anılan kararındaki ilke tam olarak bu sonucu doğurur.
Buna karşılık bazı mahkemelerin resen yetkisizlik kararı verdiği görülüyor. Yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı yönündeki içtihat karşısında bu tür kararlar isabetli görünmüyor. Böyle bir karar verilirse istinaf yoluna başvurulması ve Hukuk Genel Kurulu kararına dayanılması gerekir.
Yine de riski küçümsememek gerekir. Anlaşmalı boşanma protokolünün geçerliliği, tarafların bizzat dinlenmesi zorunluluğu ve TMK m. 166/3’teki bir yıllık evlilik süresi şartı ayrı denetim başlıklarıdır. Tarafların hiçbiriyle bağı olmayan bir adliyede açılan dosya, hâkimin protokolü daha titiz incelemesine yol açabiliyor.
Mal Rejimi Tasfiyesi Davasında Yetki
Boşanma kesinleştikten sonra açılan mal rejimi tasfiyesi davasında yetki, HMK’nın genel kurallarına göre değil TMK m. 214/2’ye göre belirlenir. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkeme, tasfiye davası bakımından da yetkili sayılır ve genel kurallara dönülmez.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/8899, K. 2022/12573, T. 26.09.2022 kararında, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda yetkiyi düzenleyen TMK m. 214/2 hükmüne göre eşler veya mirasçılar arasındaki tasfiye davalarında boşanma davasında yetkili olan mahkemenin yetkili olduğu ve yetkinin HMK hükümlerine göre değil özel düzenlemenin yer aldığı Türk Medeni Kanunu’na göre belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Aynı ilke Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/7926, K. 2022/14015, T. 17.10.2022 kararında da tekrarlanmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/2250, K. 2021/2568, T. 22.03.2021 kararında ise davaya bakmakla yetkili mahkemenin boşanmaya karar veren Antalya Aile Mahkemesi olduğu gözetilerek davanın yetki yönünden usulden reddine ve dosyanın talep hâlinde yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesinin isabetli olduğu belirtilmiştir.
Pratik sonuç şudur: boşanma davası hangi yerde görülmüşse tasfiye davası da orada açılır. Tarafların boşanmadan sonra başka illere taşınmış olması bu kuralı değiştirmez. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de kural olarak yetkili değildir; çünkü katılma alacağı ayni değil kişisel bir alacak hakkı doğurur.
Tasfiyenin kendisi ayrı bir teknik alandır. Rejimin sona erme anı, mal gruplarının ayrıştırılması ve değer artış payı hesabı için edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi ile katılma alacağı davası ve hesaplama yazılarına bakılabilir.
Nafaka, Velayet ve Tazminat Ayrı Açılırsa Yetkili ve Görevli Mahkeme
Bu talepler boşanma davasıyla birlikte istenirse boşanma davasının yetki kuralına tabidir. Boşanmadan bağımsız olarak sonradan açıldıklarında ise TMK m. 168 uygulanmaz. Boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında TMK m. 177 gereği yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Görev yönünden yanıt değişmez; aile mahkemesi bakar.
TMK m. 177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkemenin nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu söyler. Bu kural nafaka alacaklısını korumaya yöneliktir ve nafakanın artırılması, azaltılması ya da kaldırılması istemlerinde de uygulanır. Görev yönünden aile mahkemesi yine yetkilidir.
Velayetin değiştirilmesi davalarında ise yetki, HMK m. 6’daki genel kurala göre davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Çocuğun yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu yönündeki uygulama tartışmalıdır; kimi kararlar çocuğun üstün yararı ölçütüyle bu yaklaşımı benimserken kimi kararlar genel kurala bağlı kalır.
Boşanmadan sonra açılan maddi ve manevi tazminat davalarında da genel yetki kuralı işler. TMK m. 178 uyarınca boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre kaçırıldığında yetki tartışmasının bir anlamı kalmaz.
Yabancılık Unsuru: 5718 sayılı Kanun m. 41 ile TMK m. 168 İlişkisi
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının boşanma davalarında önce TMK m. 168 uygulanır. Türkiye’de yer itibarıyla yetkili bir mahkeme bulunamıyorsa 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 41 devreye girer ve basamaklı bir yetki sıralaması uygulanır. Basamaklar atlanamaz.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/12332, K. 2024/2880, T. 11.03.2024 kararında 5718 sayılı Kanun’un 41. maddesine atıfla, Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarının yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibarıyla yetkili mahkemede, bulunmaması hâlinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görüleceği belirtilmiştir.
Sıralamanın basamaklı olması önemlidir. Önce TMK m. 168’e göre Türkiye’de yetkili bir yer var mı diye bakılır. Eşlerden birinin Türkiye’de yerleşim yeri varsa ya da son defa altı aydan beri Türkiye’de birlikte oturmuşlarsa doğrudan orası yetkilidir. Bu basamak atlanarak Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerine gidilemez.
Somut bir örnek verelim. Yirmi yıldır Almanya’da yaşayan, Türkiye’de hiçbir adresi bulunmayan ve son ortak konutu da yurt dışında olan bir çiftte eşlerden biri Türkiye’de dava açmak isterse, m. 41’deki üçüncü basamak uygulanır ve dava Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir. Buna karşılık eşlerden birinin İzmir’de kayıtlı bir yerleşim yeri varsa doğrudan orada dava açılması gerekir.
Yabancı mahkeme kararı bulunan dosyalarda ise yol farklıdır. Yurt dışında verilmiş boşanma kararının Türkiye’de sonuç doğurması için tanıma ve tenfiz davası açılması ya da 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A kapsamındaki idari tescil yolunun kullanılması gerekir. Bu yol yeni bir boşanma davası değildir. MÖHUK m. 50-58 uyarınca işleyen bu sürecin şartlarını ve görevli mahkemeyi tanıma ve tenfiz davası yazısında ayrıntılı işledim.
Görev Kamu Düzenindendir, Yetki Değildir
Ayrımın pratik sonucu şudur: görev kuralına aykırılık her aşamada, istinaf ve temyizde bile ileri sürülebilir ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Yetki ise ancak süresinde ve usulüne uygun itirazla ileri sürülebilir; cevap süresi geçtikten sonra hatırlanan bir yetki itirazı artık dinlenmez ve dava açıldığı yerde sonuçlanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1085, K. 2021/164, T. 25.02.2021 kararında, boşanma davalarında yetkili mahkeme konusunda davacıya seçme olanağı verilmesi nedeniyle burada kesin bir yetki kuralı bulunmadığı, başka bir ifadeyle boşanma davasına bakmakla görevli mahkemenin yetkisinin kamu düzenine ilişkin olmadığı vurgulanmıştır.
Bu ayrım, karar sonrası aşamada da işler. Görevsiz mahkemeden verilen hüküm istinafta kaldırılır ve dosya görevli mahkemeye gönderilir. Yetkisiz mahkemeden verilen hüküm ise yalnızca süresinde yetki itirazı yapılmış ve reddedilmişse bu yönden denetlenir; itiraz hiç yapılmamışsa yetki noktasından bozma yapılamaz.
Kesin yetkinin bulunduğu istisnai durumlar da vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1500, K. 2023/4297, T. 28.09.2023 kararında yerel mahkemenin, davalının ikametgâhı esas alınarak TMK m. 77 ve HMK m. 6 gereğince kesin yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğu yönündeki değerlendirmesine atıfta bulunulmuştur. Nüfus kaydının düzeltilmesi gibi kesin yetki kuralı içeren davalar boşanmadan ayrılır.
| Dava türü | Görevli mahkeme | Yetkili mahkeme | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Boşanma ve ayrılık | Aile mahkemesi; yoksa asliye hukuk (aile mahkemesi sıfatıyla) | Eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer | TMK m. 168; 4787 s. K. m. 4 |
| Boşanmayla birlikte nafaka, velayet, tazminat | Aile mahkemesi | Boşanma davasının yetkili mahkemesi | TMK m. 168 |
| Boşanmadan sonra nafaka | Aile mahkemesi | Nafaka alacaklısının yerleşim yeri | TMK m. 177 |
| Mal rejimi tasfiyesi | Aile mahkemesi | Boşanma davasında yetkili olan mahkeme | TMK m. 214/2 |
| Velayetin değiştirilmesi | Aile mahkemesi | Davalının yerleşim yeri (uygulamada tartışmalı) | HMK m. 6 |
| Yurt dışında yaşayan vatandaş | Aile mahkemesi | Basamaklı sıra: yer itibarıyla yetkili yer, sakin olunan yer, son yerleşim yeri, Ankara-İstanbul-İzmir | 5718 s. K. m. 41 |
| Nüfus kaydının düzeltilmesi | Asliye hukuk mahkemesi | Davalının yerleşim yeri (kesin yetki) | TMK m. 77; HMK m. 6 |
Dava Dilekçesinde Yetki ve Görevin Gösterilmesi
Dilekçenin başlığında mahkeme adı, yetki bölümünde ise hangi seçeneğe dayanıldığı açıkça yazılmalıdır. Yerleşim yeri seçeneğine dayanılıyorsa adres kayıt sistemi belgesi eklenmeli, altı aylık birlikte oturma seçeneğine dayanılıyorsa ortak konuta ilişkin kayıtlar sunulmalıdır. Dilekçeye eklenen bu belgeler, karşı tarafın yapacağı yetki itirazını baştan zayıflatır.
Sık yapılan hatalar şunlardır: adres kaydını taşımadan yeni yerde dava açmak, yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermemek, görevsizlik ya da yetkisizlik kararından sonra iki haftalık başvuru süresini kaçırmak, mal rejimi davasını taşınmazın bulunduğu yerde açmak, boşanmadan sonraki nafaka davasını borçlunun yerleşim yerinde açmak.
Harç yönünden de fark vardır. Boşanma davası maktu harca tabidir; tazminat ve katılma alacağı istemleri nispi harca tabidir. Yetkisizlik kararı sonrası dosya gönderildiğinde ödenen harç yeniden istenmez, ancak gider avansının tamamlanması gerekir.
Zina gibi özel sebeplere dayanan davalarda hak düşürücü süreler de işlediğinden, yanlış mahkemede kaybedilen aylar telafi edilemeyebilir. Bu sebeple açılan davanın süre rejimini zina nedeniyle boşanma davası ve ispatı yazısında ele aldım. Yer ve süre seçimi birlikte planlanmalıdır; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
İçtihat Birliğinin Bulunmadığı Noktalar
Yetki konusunda her soru netleşmiş değil. Velayetin değiştirilmesi davalarında çocuğun yerleşim yerinin yetkiyi belirleyip belirlemediği, altı aylık birlikte oturmanın kesintiye uğraması hâlinde sürenin nasıl hesaplanacağı ve anlaşmalı boşanmada mahkemenin resen yetkisizlik kararı verip veremeyeceği bu tartışmalı başlıkların başında geliyor. Bu alanlarda kesin bir sonuç vaat etmek doğru olmaz.
Birinci tartışma velayet davalarındadır. Genel yetki kuralına bağlı kalan yaklaşım davalının yerleşim yerini esas alırken, çocuğun üstün yararını öne çıkaran yaklaşım çocuğun fiilen yaşadığı yer mahkemesini yetkili sayar. İkinci yaklaşım çocuğun okulunun, hekiminin ve sosyal çevresinin bulunduğu yerde inceleme yapılmasını kolaylaştırdığı gerekçesine dayanır.
İkinci tartışma altı aylık sürenin hesabıdır. Eşlerin arada kısa süreli ayrılıklar yaşadığı dosyalarda birlikte oturmanın kesintiye uğrayıp uğramadığı somut olaya göre değerlendiriliyor. Kısa süreli ziyaret ve iş seyahatlerinin süreyi kesmediği yönündeki kabul yaygın olmakla birlikte, birkaç aylık ayrılıkların etkisi konusunda tek bir ölçüt yok.
Üçüncü tartışma, hâkimin yetki konusunu hangi ölçüde araştırabileceğidir. Yetki kamu düzeninden olmadığına göre hâkimin resen inceleme yapamayacağı kabul edilirken, dosyadan davacının beyan ettiği adresin gerçek olmadığı açıkça anlaşılıyorsa mahkemenin bunu gözetip gözetemeyeceği tartışılıyor. Bu noktada yerleşik bir uygulama bulunmuyor.
52 Soruda Boşanmada Yetki ve Görev
1. Boşanma davasında görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesidir. Dayanak 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesidir ve görev kuralı kamu düzenine ilişkindir.
2. Aile mahkemesi olmayan yerde nereye başvurulur?
Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesine başvurulur. Dava bu mahkemede aile mahkemesi sıfatıyla görülür.
3. Boşanma davasında yetkili mahkeme neresidir?
Eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168).
4. İki yer arasında seçimi kim yapar?
Tercih hakkı davayı açana aittir. Davacı bu iki seçenekten dilediğini kullanabilir ve mahkeme uygunluk denetimi yapmaz.
5. Eşimin yaşadığı şehirde dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. TMK m. 168 eşlerden birinin yerleşim yerini yetkili saydığından davalının yerleşim yeri de seçenekler arasındadır.
6. Yerleşim yeri nasıl belirlenir?
Sürekli kalma niyetiyle oturulan yer esas alınır (TMK m. 19). Fiili durum, süreklilik niyeti ve adres kayıt sistemi verileri birlikte değerlendirilir.
7. Sadece nüfus kaydı yeterli mi?
Yeterli değildir. Adres kaydı önemli bir gösterge olmakla birlikte fiilen orada oturulduğunun ve sürekli kalma niyetinin de bulunması aranır.
8. Ailemin yanına döndüm, orada dava açabilir miyim?
Sürekli kalma niyetiyle orada oturuyorsanız açabilirsiniz. Çocuklarını alarak ailesinin yanına yerleşen davacının davasını orada açabileceği kabul edilmiştir.
9. Adres kaydımı taşımadan dava açarsam ne olur?
Karşı taraf yetki itirazında bulunursa dosya taşınabilir. Adres kaydının davadan önce tescil ettirilmesi bu riski azaltır.
10. Kaç gün önce taşınmış olmam gerekir?
Kanun bir bekleme süresi öngörmez. Belirleyici olan sürenin uzunluğu değil, sürekli kalma niyetinin ve fiili oturmanın varlığıdır.
11. Altı aylık birlikte oturma şartı ne anlama gelir?
Eşlerin davadan önce son defa kesintisiz altı ay birlikte oturdukları yeri anlatır. Altı ay dolmamışsa bu seçenek kullanılamaz.
12. Altı aylık süre kesintiye uğrarsa ne olur?
Kısa süreli ziyaret ve iş seyahatleri sürenin kesildiği anlamına gelmez. Uzun ayrılıklarda değerlendirme somut olaya göre yapılır.
13. Yetki kuralı kesin mi?
Kesin değildir. Boşanma davalarında davacıya seçimlik yetki tanınmıştır ve kesin yetki kuralı bulunmamaktadır.
14. Hâkim yetkisizliği kendiliğinden inceler mi?
İncelemez. Yetki kamu düzenine ilişkin olmadığından mahkemenin resen yetkisizlik kararı vermesi kural olarak mümkün görülmemektedir.
15. Yetki itirazı ne zaman yapılır?
Cevap dilekçesinde yapılır. Kesin olmayan yetki itirazı ilk itiraz niteliğindedir ve ön sorun gibi incelenip karara bağlanır.
16. Cevap süresi kaç gün?
Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 127). Verilecek ek süre bir ayı geçemez.
17. Yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermek zorunlu mu?
Zorunludur. HMK m. 19/2 uyarınca yetkili mahkeme gösterilmezse itiraz dikkate alınmaz ve dava açıldığı yerde sürer.
18. Süresinde itiraz etmezsem ne olur?
Mahkeme yetkili hâle gelir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse dava açıldığı mahkemede görülür.
19. Duruşmada sözlü olarak yetki itirazı yapabilir miyim?
Cevap dilekçesi süresi geçmişse yapamazsınız. İlk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir.
20. Yetkisiz yerde dava açarsam ne olur?
Davalı usulüne uygun itiraz ederse yetkili mahkemeyi seçme hakkı davalıya geçer ve dosya onun gösterdiği mahkemeye gider.
21. Seçim hakkı davalıya nasıl geçer?
Davacı kanundaki seçenekler dışında bir yerde dava açmış ve davalı süresinde usulüne uygun itirazda bulunmuşsa seçme hakkı davalıya geçer.
22. Yetkisizlik kararına itiraz edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Yetkisizlik kararı nihai karar niteliğinde olduğundan istinaf yoluna tabidir; süre tebliğden itibaren iki haftadır.
23. Yetkisizlik kararından sonra dosya kendiliğinden gider mi?
Gitmez. Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın gönderilmesi talep edilmelidir (HMK m. 20).
24. Bu süreyi kaçırırsam ne olur?
Dava açılmamış sayılır. Yeniden dava açmak ve harcı yeniden ödemek gerekir; dava tarihi geriye götürülemez.
25. Dosyanın gönderilmesini davalı da isteyebilir mi?
İsteyebilir. Kanun bu talebi yalnızca davacıya özgülememiştir; taraflardan biri süresinde başvurduğunda dosya gönderilir.
26. Görevsizlik kararında da aynı süre mi işler?
Evet. Görevsizlik kararında da kesinleşmeden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir.
27. Görev itirazı için süre var mı?
Yoktur. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan her aşamada ileri sürülebilir ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir.
28. Görevsiz mahkemede verilen karar ne olur?
İstinaf incelemesinde kaldırılır ve dosya görevli mahkemeye gönderilir. Görev kuralına aykırılık her aşamada denetlenir.
29. Anlaşmalı boşanmada yetki kuralı farklı mı?
Farklı değildir. Anlaşmalı boşanmada da TMK m. 168 uygulanır; ayrı bir yetki düzenlemesi bulunmamaktadır.
30. Hiçbirimizin bulunmadığı yerde anlaşmalı boşanma açabilir miyiz?
Dava yetkisiz yerde açılmış olur; ancak yetki kesin olmadığından davalı itiraz etmezse mahkeme yetkili hâle gelir.
31. Anlaşmalı boşanmada mahkeme resen yetkisizlik verebilir mi?
Yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı yönündeki içtihat karşısında bu tür kararlar tartışmalıdır. Verilirse istinaf yoluna başvurulabilir.
32. Anlaşmalı boşanmada başka şart var mı?
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların birlikte başvurması ya da bir tarafın diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinlemesi aranır (TMK m. 166/3).
33. Mal rejimi tasfiyesi davası nerede açılır?
Boşanma davasında yetkili olan mahkemede açılır. Yetki HMK’ya göre değil TMK m. 214/2’ye göre belirlenir.
34. Taşınmazın bulunduğu yerde açabilir miyim?
Kural olarak açamazsınız. Katılma alacağı kişisel bir alacak hakkı doğurduğundan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılmaz.
35. Boşanmadan sonra başka ile taşındım, tasfiye davasını nerede açarım?
Boşanmaya karar veren mahkemede açarsınız. Sonraki taşınmalar TMK m. 214/2’deki kuralı değiştirmez.
36. Tasfiye davasını boşanma kesinleşmeden açabilir miyim?
Açabilirsiniz ancak boşanmanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılır. Tasfiye, boşanma kesinleşmeden sonuçlandırılmaz.
37. Boşanmadan sonra nafaka davası nerede açılır?
Nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinde açılır (TMK m. 177). Bu kural nafaka alacaklısını korumaya yöneliktir.
38. Nafakanın artırılması davasında yetki kuralı aynı mı?
Aynıdır. Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması istemlerinde de nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
39. Velayetin değiştirilmesi davası nerede açılır?
Genel kural davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Çocuğun yerleşim yerinin esas alınması gerektiği yönündeki uygulama tartışmalıdır.
40. Boşanmadan sonra tazminat davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz ancak boşanmadan doğan dava hakları, hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).
41. Yurt dışında yaşıyorum, Türkiye’de nerede dava açarım?
Önce TMK m. 168’e göre Türkiye’de yetkili bir yer olup olmadığına bakılır. Yoksa 5718 sayılı Kanun m. 41’deki basamaklı sıra uygulanır.
42. Türkiye’de hiç adresim yoksa nereye başvururum?
Sırasıyla sakin olunan yer, Türkiye’deki son yerleşim yeri, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir (5718 s. K. m. 41).
43. Doğrudan İstanbul’da dava açabilir miyim?
Basamaklı sıra atlanamaz. Türkiye’de yer itibarıyla yetkili bir mahkeme varsa önce oraya başvurulması gerekir.
44. Yurt dışında boşandım, Türkiye’de ne yapmam gerekir?
Kararın Türkiye’de sonuç doğurması için tanıma ve tenfiz davası açılması ya da 5490 sayılı Kanun m. 27/A kapsamındaki idari tescil yolunun kullanılması gerekir.
45. Görev ve yetki arasındaki fark nedir?
Görev davaya hangi tür mahkemenin bakacağını, yetki hangi yerdeki mahkemenin bakacağını gösterir. Görev kamu düzenindendir, boşanmada yetki değildir.
46. Bu farkın pratik sonucu nedir?
Görev her aşamada resen gözetilir; yetki ise yalnızca süresinde ve usulüne uygun itirazla ileri sürülebilir, sonradan hatırlanan itiraz dinlenmez.
47. Boşanmada kesin yetki hiç olmaz mı?
Boşanma davasında olmaz. Nüfus kaydının düzeltilmesi gibi bazı davalarda ise TMK m. 77 ve HMK m. 6 uyarınca kesin yetki kuralı uygulanır.
48. Farklı bölge adliye mahkemeleri arasında uyuşmazlık çıkarsa ne olur?
Uyuşmazlık HMK m. 21 ve m. 22 ile 5235 sayılı Kanun’un 36. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca giderilir.
49. Karşı dava nerede açılır?
Karşı dava, asıl davanın görüldüğü mahkemede açılır. Ayrıca yetki incelemesi yapılmaz.
50. Dava dilekçesinde yetki gerekçesini yazmam gerekir mi?
Zorunlu olmasa da yazılması yararlıdır. Hangi seçeneğe dayanıldığının belirtilmesi ve belgelerin eklenmesi yetki itirazını baştan zayıflatır.
51. Yetkisizlik kararı sonrası harcı yeniden öder miyim?
Ödenmiş harç yeniden istenmez. Dosya gönderildiğinde gider avansının tamamlanması gerekebilir.
52. Boşanma davası maktu harca mı tabi?
Boşanma istemi maktu harca tabidir. Tazminat ve katılma alacağı gibi para istemleri nispi harca tabidir.
Sonuç
Boşanma dosyasının ilk kararı, hangi mahkemede dava açılacağıdır. Görev yönünden yanıt sabittir: aile mahkemesi, kurulmamış olan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla. Yetki yönünden ise davacıya iki seçenek verilmiştir ve tercih tümüyle ona aittir. Bu tercih, tanıkların dinlenmesinden duruşmalara ulaşımına kadar yargılamanın tüm pratik yükünü belirler.
Yetkinin kesin olmaması iki yönlü çalışır. Davacı için hata payı bırakır, çünkü itiraz gelmezse dava açıldığı yerde sürer. Davalı için ise sıkı bir süre disiplini getirir: cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen ya da yetkili mahkemeyi göstermeyen itiraz hiç yapılmamış sayılır. Görevde ise böyle bir esneklik yoktur; aykırılık her aşamada gözetilir.
Yetkisizlik ve görevsizlik kararlarından sonraki iki haftalık başvuru süresi, uygulamada en çok hak kaybı doğuran noktadır. Bu süre kaçırıldığında dava açılmamış sayılır, harç yeniden ödenir ve dava tarihi geriye götürülemez. Dosyanızın hangi mahkemede açılacağını ve süreleri birlikte planlamak için bir avukatla görüşmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 19, 77, 166, 168, 177, 178, 214.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 19, 20, 21, 22, 117, 127, 341, 345.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 41.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 36.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/1085, K. 2021/164, T. 25.02.2021
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/2250, K. 2021/2568, T. 22.03.2021
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4056, K. 2024/1641, T. 11.03.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/1181, K. 2017/14967, T. 20.12.2017
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21276, K. 2018/8464, T. 03.07.2018
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1500, K. 2023/4297, T. 28.09.2023
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4027, K. 2024/7106, T. 10.06.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11273, K. 2025/3992, T. 25.03.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/6673, K. 2024/10440, T. 23.12.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4169, K. 2024/7462, T. 24.06.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/733, K. 2024/4268, T. 15.04.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/1135, K. 2024/4847, T. 29.04.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/613, K. 2024/4262, T. 15.04.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/14676, K. 2023/988, T. 13.02.2023
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/5013, K. 2023/9936, T. 30.10.2023
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/12332, K. 2024/2880, T. 11.03.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/8899, K. 2022/12573, T. 26.09.2022
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/7926, K. 2022/14015, T. 17.10.2022
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/10193, K. 2025/16407, T. 08.12.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/8150, K. 2025/12825, T. 14.10.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12829, K. 2026/3522, T. 02.03.2026
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/2175, K. 2024/6096, T. 20.05.2024
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/1984, K. 2021/4838, T. 05.04.2021
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/15795, K. 2014/16351, T. 19.11.2014
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/5859, K. 2016/8986, T. 13.10.2016
Doktrin ve akademik kaynaklar
Hakan Pekcanıtez – Oğuz Atalay – Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku
Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku
Turgut Akıntürk – Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku, Aile Hukuku
Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Hukuku
Bilge Öztan, Aile Hukuku
Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
