Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde düzenlenen terk nedeniyle boşanma davası, boşanma hukukunun en biçimsel ve en çok hata yapılan davasıdır. Burada mahkemeyi ikna etmek kadar takvimi doğru işletmek de belirleyicidir: fiili ayrılık, usulüne uygun bir ihtar, ihtarın tebliği ve iki aylık dönüş süresi zinciri kopmadan tamamlanmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/771, K. 2023/1039, T. 01.11.2023 kararında bu davanın çok sıkı maddi ve şekli şartlara bağlandığını, titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu yazıda terk sayılan davranışın unsurlarını, dava hakkının kime ait olduğunu, gerçek terk ile yapıntı terk ayrımını, ihtarın zorunlu içeriğini ve samimiyet denetimini, süre hatalarını, ispat yükünün davalıda olmasını, yurt dışındaki eşe istinabe yoluyla ihtarı, süreç boyunca alınabilecek tedbirleri ve TMK m. 184 uyarınca kabul beyanının neden sonuç doğurmadığını Yargıtay kararları eşliğinde inceliyorum.

Terk nedeniyle boşanma davasının hukuki dayanağı nedir?
Dayanak TMK m. 164’tür. Hüküm, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk eden veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmeyen eşe karşı, terk edilen eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ayrıca ihtarın sonuçsuz kalması aranır.
Maddede dava koşulları ile yargılama usulü iç içe geçmiş hâldedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/771, K. 2023/1039, T. 01.11.2023 kararında tam da bu tespit yapılmış, davanın çok sıkı maddi ve şekli şartlara bağlandığı belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2717, K. 2021/761, T. 15.06.2021 kararında ise hâkimin, dava şartlarının oluşup oluşmadığını maddi hukuk ve usul hukuku açısından iki ayrı başlık altında incelemesi gerektiği vurgulanmıştır.
Madde metnindeki iki süre kuralı birbirini tamamlar. İhtar istemi, boşanma davası açmak için gereken belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe yapılamaz; ihtardan sonra da iki ay geçmedikçe dava açılamaz. İki süre üst üste bindiğinde toplam en az altı aylık bir zincir oluşur. Bu yapı, TMK m. 163 ve m. 162 gibi diğer özel sebeplerden tamamen farklıdır; karşılaştırma için TMK 162 ve 163 özel boşanma sebepleri yazısına bakabilirsiniz.
Terk, özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Şartları gerçekleştiğinde hâkim, evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmaz. Buna karşılık şartlardan biri eksikse, dosyadaki tablo ne kadar ağır olursa olsun bu sebeple boşanma kararı verilemez.
Terk sayılan davranışın unsurları nelerdir?
Ortak konuttan ayrılmak tek başına terk değildir. Ayrılığın evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeme maksadına ve ortak hayata son verme kastına dayanması, haklı ve hukuka uygun bir nedene dayanmaması ve kesintisiz sürmesi gerekir. Kast unsuru ispatlanamazsa dava reddedilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1773, K. 2025/8899, T. 16.10.2025 kararında ortak haneyi terk etmiş olmanın tek başına boşanma sebebi sayılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/771, K. 2023/1039, T. 01.11.2023 kararında da terk eyleminin yükümlülükleri yerine getirmeme maksadı ve ortak hayata son verme kastı taşıması, haklı bir nedene dayanmaması ve süreyle devam etmesi gerektiği esası vurgulanmıştır.
Kast unsurunun ispat edilememesi, uygulamada en sık ret sebeplerinden biridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1450, K. 2024/2294, T. 02.04.2024 kararında, kadının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla davacıyı terk ettiğinin veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmediğinin ve ortak hayata son verme kastı taşıdığının ispatlanamadığı gerekçesiyle sonuca varılmıştır.
Pratikte kastı gösteren tipik veriler şunlardır: eşyaların topluca taşınması, adres değişikliğinin nüfus kaydına işlenmesi, ortak hesaptan paranın çekilmesi, çocuğun okulunun başka ile nakledilmesi, iletişimin tamamen kesilmesi. Buna karşılık hastalık, iş gereği geçici görevlendirme, askerlik, tutukluluk ve tedavi amaçlı ayrılıklar terk sayılmaz; bunlarda ortak hayata son verme iradesi bulunmaz.
Gerçek terk ile yapıntı terk arasındaki fark nedir?
Gerçek terk, eşin ortak konuttan kendi iradesiyle ayrılmasıdır. Yapıntı terk ise TMK m. 164/2 uyarınca kanunun terk saydığı hâldir: diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Evden kovan da, eve almayan da terk eden konumundadır.
Bu ayrım dava hakkının kimde olduğunu doğrudan belirler. Evi fiilen terk eden kişi her zaman terk eden eş değildir. Eşini döverek evden çıkmak zorunda bırakan, kilidi değiştiren, eşyalarını kapı önüne koyan veya eşinin konuta girmesini engelleyen kişi hukuken terk eden taraftır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6860, K. 2026/1395, T. 10.02.2026 kararında kanunun bu hükmü aynen tekrarlanmıştır.
Yapıntı terkin ispatı somut delil ister: kolluk tutanakları, 6284 sayılı Kanun kapsamında alınmış tedbir kararları, hastane raporları, kilit değiştirildiğine ilişkin çilingir kayıtları, komşu ve akraba tanıklıkları. Şiddet iddiası varsa alınan koruma kararı, hem terke zorlamanın hem de dönmemekte haklılığın en güçlü delilidir. Koruma kararlarının ihlal edilmesi hâlinde uygulanan yaptırımı 6284 koruma kararı ihlalinde zorlama hapsi yazısında ayrıntılı anlattım.
Aile konutu üzerinde şerh bulunması da eve alınmama iddiasını güçlendiren bir unsurdur. Konutun maliki olan eşin, diğerinin oturmasını engelleyecek tasarruflarda bulunması şerhin varlığı hâlinde sınırlanır; ayrıntılar için aile konutu şerhi yazısına bakılabilir.
Terk nedeniyle boşanma davasını kim açabilir?
Dava hakkı yalnız terk edilen eşe aittir. Kanunun açık deyimiyle bu hak terk edene tanınmamıştır. Diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayıldığından, onun terke dayalı dava açma hakkı bulunmaz. Bu husus dava şartı niteliğindedir ve resen incelenir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2727, K. 2020/846, T. 04.11.2020 kararında, dava açma hakkının kanunun açık deyimiyle sadece terk edilen eşe ait bulunduğu, diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya dönmesini engelleyen eşin terk eden eş konumunda olması nedeniyle terke dayalı boşanma davası açma hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/16099, K. 2014/17416, T. 15.09.2014 kararı da dava hakkını terk edilen eşe bağlar.
Uygulamada şu tablo sık görülür: eşini evden kovan taraf, dört ay sonra noterden ihtar çektirir ve altıncı ayın sonunda dava açar. İhtar biçimsel olarak kusursuz olsa bile, terke zorlayan tarafın dava hakkı bulunmadığından dava reddedilir. Davalı tarafın bu savunmayı ilk cevap dilekçesinde ve delilleriyle birlikte ileri sürmesi belirleyicidir.
Sıkça karıştırılan bir başka nokta, karşı davadır. Terke zorlayan eş, terk sebebine dayanamasa da TMK m. 166/1 uyarınca ayrı bir dava veya karşı dava açabilir. Bu iki talep aynı davada birleştirilemez; nedenini aşağıda ayrıca ele alıyorum.
Ayrılık haklı bir sebebe dayanıyorsa ne olur?
Ayrılık haklı bir sebebe dayanıyorsa terke dayalı dava kabul edilemez. TMK m. 197 uyarınca eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Bu hak kullanıldığı sürece ayrılık hukuka uygundur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/13510, K. 2011/14466, T. 29.09.2011 kararında, kanunda belirlenen süre zarfında davalının birlik dışında yaşaması haklı nedene dayanıyorsa terke dayanan boşanma davasının kabulüne olanak bulunmadığı belirtilmiştir.
Haklı sebep olarak kabul gören tipik hâller şunlardır: fiziksel veya psikolojik şiddet, ölümle tehdit, sadakatsizlik, konutun sağlığa elverişsiz olması, eşin ailesinin sürekli müdahalesi ve hakaretleri, bağımlılık kaynaklı güvensiz ortam, ekonomik şiddet. Buna karşılık geçimsizlik iddiasının soyut biçimde ileri sürülmesi, tek seferlik tartışma veya sırf ailevi anlaşmazlık haklı sebep sayılmaz.
Ayrı yaşama hakkının hangi koşullarda doğduğunu ve mahkemeden hangi tedbirlerin istenebileceğini TMK 197 kapsamında ayrı yaşama hakkı yazısında ayrıntılı işledim. Terk ihtarına muhatap olan eşin bu hükme dayanması, savunmanın omurgasını oluşturur.
Dört aylık fiili ayrılık süresi nasıl hesaplanır?
Süre, eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başladığı günden itibaren işler. TMK m. 164 uyarınca boşanma davası açmak için gereken belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz. Dört ay dolmadan alınan ihtar hukuken sonuç doğurmaz ve bu ihtara dayanan dava reddedilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/19626, K. 2013/5705, T. 05.03.2013 kararında, TMK m. 164’teki ayrı yaşama durumu için gerekli dört aylık süre dolmadan talep edilen ihtarın sonuç doğurucu nitelikte olmadığı ve yasal koşulları gerçekleşmeyen davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Sürenin kesintisiz olması aranır. Ayrılık döneminde eşlerin bir hafta bile olsa ortak konutta yeniden birlikte yaşaması süreyi sıfırlar ve sayım baştan başlar. Bu nedenle barışma denemeleri, iyi niyetli olsa da takvimi geriye alır. Ziyaretler, çocuk teslimleri veya kısa görüşmeler ise ortak hayatın yeniden kurulması anlamına gelmez; ölçüt birlikte yaşamaya dönülüp dönülmediğidir.
Somut bir örnek üzerinden gidelim. Eş 5 Ocak’ta konutu terk etmişse, dört aylık süre 5 Mayıs’ta dolar ve ihtar istemi bu tarihten sonra yapılabilir. İhtar 20 Mayıs’ta tebliğ edilirse iki aylık dönüş süresi 20 Temmuz’da biter ve dava 21 Temmuz’dan itibaren açılabilir. Takvimin bir gün bile öne alınması davayı kaybettirir. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Terk ihtarı nereden ve nasıl alınır?
İhtar, davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter tarafından yapılır. Merci, ihtarın esasını incelemez; talebin biçimsel koşullarına bakar. İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunulur. Gerektiğinde ihtar ilan yoluyla yapılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5938, K. 2026/603, T. 20.01.2026 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6860, K. 2026/1395, T. 10.02.2026 kararlarında bu usul aynen benimsenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/636, K. 2012/1073, T. 05.12.2012 kararı da aynı doğrultudadır.
İhtar müessesesi dava şartı niteliğindedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2717, K. 2021/761, T. 15.06.2021 kararında bu nitelendirme açıkça yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/2-136, K. 2008/117 kararında ise terk nedenine dayalı boşanma davası açılabilmesi için önce yasanın aradığı koşullara uygun ihtar isteğinde bulunulması gerektiği belirtilmiştir.
Uygulamada iki yol vardır. Aile mahkemesinden ihtar talep edildiğinde çekişmesiz yargı işi olarak karar verilir ve karar muhataba tebliğ edilir. Noter yoluyla ihtar daha hızlıdır ancak içeriğin eksiksiz hazırlanması tamamen talep edene aittir; noter içerik denetimi yapmaz. Her iki yolda da tebligatın usulüne uygunluğu ayrıca denetlenir; usulsüz tebligat, iki aylık sürenin hiç başlamamasına yol açar.
Geçerli bir terk ihtarının kontrol listesi
İhtarın geçerliliği, TMK m. 164 ile 27.03.1957 tarih ve 10/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygunluğuna bağlıdır. İhtarda ortak konutun açık adresi, anahtarın temin yeri, yol giderinin karşılandığı ve iki ay içinde dönülmemesi hâlinde doğacak sonuçlar yer almalıdır. Eksik bir unsur ihtarı geçersiz kılar.
Bu zorunluluklar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4147, K. 2024/1593, T. 07.03.2024 kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/2-136, K. 2008/117 kararında sayılmıştır. Anahtar konusunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/16619, K. 2011/17824, T. 01.11.2011 kararı yol göstericidir; anılan kararda ihtar dilekçesinde davet edilen evin anahtarının bulunduğu yerin gösterildiği ve kadının çağrılan konuta gidip eve girme çabası göstermediği tespit edilmiştir. İhtarın anılan İçtihadı Birleştirme Kararına uygun olması gereği Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/901, K. 2023/4005, T. 14.09.2023; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/18862, K. 2016/11314, T. 08.06.2016 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/16863, K. 2008/16492, T. 02.12.2008 kararlarında da vurgulanmıştır.
Konutun bağımsız ve yaşanabilir olması ayrı bir denetim başlığıdır. Konutun, davet edilen eşin bağımsız biçimde yaşamasına elverişli olması, temel ihtiyaçları karşılar durumda bulunması ve eşyalı hâle getirilmiş olması aranır. Ancak bağımsızlık ölçütü katı biçimde uygulanmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/19257, K. 2011/19182, T. 21.11.2011 kararında, davet edilen evin bulunduğu binadaki başka bir bağımsız bölümde davacı kocanın ailesinin oturuyor olmasının tek başına ortak konutun bağımsızlığını kaldırıcı bir unsur olmadığı belirtilmiştir.
Yol gideri kalemi de biçimsel bir ayrıntı değildir. Davet edilenin dönüşü için gerekli yol gideri, konutta ödemeli olarak gönderilmeli ya da fiilen karşılanmalıdır. Farklı şehirde yaşayan bir eş için otobüs veya uçak bileti bedelinin havale edilmesi, dekontun ihtar dosyasına eklenmesi ve tutarın makul olması beklenir. Yol gideri gönderilmediyse ihtar geçersiz sayılır; bu tek başına ret sebebidir.
| Kontrol kalemi | Aranan içerik | Eksikliğin sonucu |
|---|---|---|
| Konut adresi | Mahalle, sokak, kapı ve daire numarasına kadar açık adres | İhtar geçersiz, dava reddedilir |
| Anahtarın temin yeri | Davet eden evde olmayacaksa anahtarın bulunduğu yer | İhtar geçersiz sayılabilir |
| Yol gideri | Konutta ödemeli gönderim veya makul tutarda havale, dekont | İhtar geçersiz, dava reddedilir |
| İki aylık uyarı | İki ay içinde dönülmemesi hâlinde doğacak sonuçların bildirimi | İhtar amacına ulaşmaz |
| Konutun elverişliliği | Bağımsız, eşyalı ve yaşanabilir konut | Dönmemekte haklılık savunması güçlenir |
| Samimiyet | Birliği sürdürme iradesini gösteren tutum ve davranışlar | İhtar samimi bulunmaz, dava reddedilir |
| Dört aylık süre | Fiili ayrılığın dördüncü ayının dolmuş olması | İhtar sonuç doğurmaz |
| İki aylık dönüş süresi | Tebliğden sonra iki ayın dolması | Erken açılan dava reddedilir |
İhtarın samimiyeti nasıl denetlenir?
İhtarın geçerli sayılması için biçimsel unsurların tamamlanması yetmez; ihtarın boşanmayı değil, evlilik birliğini sürdürmeyi amaçlayan samimi bir arzunun ürünü olması gerekir. Mahkeme, ihtar öncesi ve sonrasındaki davranışları bir bütün olarak inceleyerek bu iradeyi denetler.
Samimiyet ölçütü Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4147, K. 2024/1593, T. 07.03.2024 kararında açıkça ifade edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/9670, K. 2014/20464, T. 22.10.2014 kararında ise kocanın ihtar isteğinin samimi olmadığını gösteren bir delil bulunmadığı tespitiyle ihtar geçerli sayılmıştır. Denetimin yönü iki yönlüdür: ihtar çeken samimiyetini kanıtlamak zorunda değildir, ancak samimiyetsizliği gösteren delil sunulursa sonuç değişir.
Samimiyetsizliği gösteren tipik veriler şunlardır: ihtar döneminde başka biriyle ilişki kurulması, ihtarla aynı dönemde açılmış bir boşanma davasının bulunması, konutun fiilen başkasına kiraya verilmiş olması, ihtardan hemen sonra kilidin değiştirilmesi, eşin dönmek istediğini bildirmesine rağmen kapının açılmaması. Bu yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/3012, K. 2006/9061, T. 08.06.2006 kararında, davacı kocanın ihtar döneminde bir kadınla ilişki içerisinde bulunduğunun kanıtlanamadığı belirtilerek denetimin bu eksende yapıldığı görülmüştür.
Samimiyet denetimi ile sadakat yükümlülüğü arasındaki bağ, aynı zamanda kusur değerlendirmesini de etkiler. İhtar döneminde onur kırıcı davranış veya sadakatsizlik iddiaları gündeme gelirse, terk davası reddedilse dahi bu vakıalar diğer bir davada kusur olarak değerlendirilebilir; ilgili tartışmayı hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma yazısında ele aldım.
İhtara karşı cevap ve haklı sebep savunması nasıl kurulur?
İhtara muhatap olan eş için iki ayrı savunma hattı vardır. Birincisi ihtarın biçimsel geçersizliğidir; ikincisi ortak konuta dönmemekte haklı olduğudur. Bu iki hattın birlikte ve sıralı biçimde kurulması, dava açıldığında süresinde verilecek cevap dilekçesinin omurgasını oluşturur.
İhtar bir dava değildir; ihtara karşı doğrudan bir itiraz yolu bulunmaz. Ancak muhatabın yapabileceği şeyler vardır. Öncelikle ihtarda gösterilen adrese gidilip konutun durumu tutanakla veya fotoğrafla tespit ettirilebilir. İkincisi, dönmeme sebebini yazılı biçimde bildiren bir karşı ihtarname keşide edilebilir; bu belge, sonraki davada haklılığın tarihli delili olur. Üçüncüsü, şiddet veya tehdit iddiası varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı alınması hem koruma sağlar hem de dönmemekte haklılığı belgeler.
Dava açıldığında usul kuralları katıdır. Süresinde verilmeyen cevap dilekçesindeki vakıalar ve deliller dikkate alınmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7670, K. 2024/4589, T. 12.06.2024 kararında, davalının davaya süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, süresi geçtikten sonra sunulan cevap dilekçesinde belirtilen delillerin toplanmamasının doğru olduğu ve süresinde verilmeyen cevap dilekçesindeki vakıaların dikkate alınamayacağı belirtilmiştir. Bu, terk davasında davalının en pahalı hatasıdır.
Savunma metninde şu sıra izlenir: dava şartı itirazları (davacının terk eden eş olması, ihtarın erken alınması, davanın erken açılması), ihtarın içerik eksiklikleri (yol gideri, anahtar, adres, konutun elverişsizliği), samimiyet itirazı, dönmemekte haklılık vakıaları ve bunların delilleri, son olarak fer’î talepler. Her vakıa tarih ve delil eşleştirmesiyle yazılmalıdır.

İki aylık dönüş süresi ve dava açma zamanı
İhtarın muhataba tebliğinden itibaren iki aylık dönüş süresi işler. Bu süre içinde ortak konuta dönülmezse dava hakkı doğar. İki ay dolmadan açılan dava, esasa girilmeden reddedilir; ihtar geçerli olsa bile erken dava bu sonucu değiştirmez. Süre hak düşürücü niteliktedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/3025, K. 2020/6823, T. 23.12.2020 kararı bu noktada çarpıcıdır: terk ihtarının 05.10.2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen kanunda öngörülen iki aylık süre dolmadan birleşen davanın 06.10.2016 tarihinde açıldığı tespit edilmiş; davanın süre yönünden reddi gerekirken ihtarın samimi olmaması nedeniyle reddedilmesi doğru bulunmamıştır. Aynı doğrultuda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6233, K. 2024/3839, T. 23.05.2024 kararında terke dayanan davanın yasal iki aylık süre geçtikten sonra açılabileceği vurgulanmıştır.
Sürenin dolduğunu ve dönülmediğini gösteren delil de aranır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6123, K. 2024/4514, T. 11.06.2024 kararında, eve dön çağrısının yapıldığı, usulüne uygun tebliğ edildiği, yasanın aradığı iki aylık sürenin geçmiş olmasına rağmen davalı tarafın ortak konuta dönmediği tespitleri birlikte değerlendirilmiştir.
Üst sınır bakımından kanunda bir süre yoktur; iki ay dolduktan sonra dava herhangi bir zamanda açılabilir. Ancak arada uzun bir zaman geçmişse ve bu dönemde taraflar bir araya gelmişse, ihtarın etkisi tükenmiş sayılabilir ve yeni bir ihtar gerekebilir. Uygulamada ihtarın üzerinden bir yılı aşan süre geçmiş dosyalarda mahkemeler ayrılığın hâlen devam edip etmediğini ayrıca araştırır.
İhtardan sonra eş ortak konuta dönerse dava ne olur?
Eş iki aylık süre içinde ortak konuta dönerse ihtar amacına ulaşmış olur ve terke dayalı dava açma hakkı doğmaz. Açılmış bir dava varsa, dönüşün ispatlanması hâlinde dava reddedilir. Kanun ihtara bir yaptırım değil, birliği yeniden kurma çağrısı işlevi yükler.
Dönüşün gerçek ve kalıcı olması aranır. Konuta girip birkaç gün kaldıktan sonra tekrar ayrılmak, ihtarın gereğini yerine getirmek sayılmaz; ancak bu ikinci ayrılış bağımsız bir terk oluşturuyorsa, dört aylık süre yeniden başlar ve yeni bir ihtar gerekir. Konuta dönmek istediğini bildiren ancak içeri alınmayan eş bakımından ise durum tersine döner: bu kez davacı, dönmesini engelleyen eş konumuna geçtiği için dava hakkını kaybeder.
Dönüş çabasının belgelenmesi kritik önemdedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/16619, K. 2011/17824, T. 01.11.2011 kararında, kadının çağrılan konuta gidip eve girme çabası göstermediğinin anlaşıldığı belirtilerek dönüş iradesinin fiilen ortaya konması aranmıştır. Pratikte kolluk çağrılarak tutanak tutturulması, çilingir belgesi alınması veya tanık huzurunda gidilmesi bu çabayı kanıtlar.
Dava sırasında dönüş gerçekleşirse davacı, davasından feragat edebilir veya davayı takipsiz bırakabilir. Feragat kesin hüküm sonucu doğurur ve aynı ihtara dayanarak yeniden dava açılamaz; bu nedenle feragat yerine, ayrılığın yeniden başlaması ihtimaline karşı dosyanın esastan sonuçlandırılmasını beklemek çoğu zaman daha korunaklıdır.
İspat yükü kimdedir?
Terk davasında ispat yükü bölünmüştür. Davacı, terk edilen eş olduğunu, fiili ayrılığı, usulüne uygun ihtarın tebliğini ve iki aylık sürenin geçtiğini ispatlar. Davalı ise ortak konuta dönmemekte haklı bir sebebi bulunduğunu kanıtlamak zorundadır. Terkte haklı olmak, davayı düşürmeye tek başına yetmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7670, K. 2024/4589, T. 12.06.2024 kararında, usulüne uygun terk ihtarına muhatap olan ve ortak konuta dönmeyen davalının, dönmemekte haklı bir sebebinin bulunduğunu kanıtlaması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3318, K. 2023/6286, T. 19.12.2023 kararında ise terke dayalı davanın reddedilebilmesi için terkte haklılığın değil, eve dönmemekte haklılığın kanıtlanması gerektiği ve ispat yükünün davalıda olduğu vurgulanmıştır.
Ayrımın mantığı şudur: ihtar, terkten sonraki dönemde yeni bir hukuki durum yaratır. Eş, geçmişte haklı sebeple evden ayrılmış olsa bile, ihtar tarihinde o haklı sebebin hâlen sürüp sürmediği sorulur. Şiddet uygulayan eş tedavi görmüş ve koruma kararı kalkmışsa, davalının dönmemekte hâlen haklı olduğunu ayrıca göstermesi beklenir.
Bu kural Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/18862, K. 2016/11314, T. 08.06.2016 kararında da açıkça yer alır: terk sebebine dayanan boşanma davasının reddedilebilmesi için terkte haklı olmak yetmez, usulüne uygun ihtar tebliğine rağmen ortak konuta ve aile birliğine haklı bir sebeple dönmemenin gerçekleşmiş olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/3012, K. 2006/9061, T. 08.06.2006 kararında ise davalı kadının haklı bir sebeple davet edilen konuta dönmediğini kanıtlayamadığı tespit edilmiştir.
Yurt dışındaki eşe istinabe yoluyla ihtar nasıl yapılır?
Muhatap yurt dışındaysa ihtar, tebligat mevzuatı ve ilgili uluslararası sözleşmeler çerçevesinde istinabe yoluyla yapılır. Talep, ihtar kararını veren mahkeme aracılığıyla Adalet Bakanlığına, oradan Dışişleri Bakanlığı ve ilgili ülkedeki konsolosluk ya da yabancı merci kanalıyla iletilir. Süreç aylar sürebilir.
Adımlar şöyle sıralanır. Birinci, aile mahkemesinden ihtar talep edilirken muhatabın yurt dışı adresi eksiksiz bildirilir ve mümkünse ikamet belgesi ile desteklenir. İkinci, ihtar kararı ve ekleri muhatabın bulunduğu ülkenin resmî diline yeminli tercüman aracılığıyla çevrilir; çeviri onaylatılır. Üçüncü, tebligat gideri ve tercüme masrafı mahkeme veznesine yatırılır. Dördüncü, evrak Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Beşinci, tebliğ belgesi dosyaya döndüğünde iki aylık süre tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Yol gideri kalemi yurt dışı dosyalarında ayrı bir özen ister. Uçak bileti bedelinin banka havalesiyle gönderilmesi, dekontun ihtar ekine konması ve tutarın gerçek bilet fiyatını karşılaması beklenir. Sembolik bir tutar gönderilmesi, ihtarın samimi olmadığı yönünde değerlendirilebilir.
Muhatabın adresi bilinmiyorsa TMK m. 164 uyarınca ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. İlan yolu son çaredir; adres araştırmasının usulüne uygun biçimde tüketildiği dosyaya yansımadan ilanen tebligata geçilmesi, ihtarı sakatlar. Yurt dışı tebligatında takvim öngörülemez biçimde uzayabildiğinden, dört aylık sürenin dolmasını beklemeden başvuru yapılmaması ayrıca önemlidir. Süreci kendi dosyanız bakımından planlamak isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Süreç boyunca tedbir nafakası ve çocukla kişisel ilişki istenebilir mi?
İstenebilir. Terk süreci boyunca eşler evlilik birliği içinde olduğundan, TMK m. 197 uyarınca ayrı yaşamada haklı olan eş, hâkimden tedbir nafakası ve çocuklarla ilgili düzenleme talep edebilir. Dava açıldıktan sonra ise TMK m. 169 uyarınca hâkim, geçici önlemleri resen almakla yükümlüdür.
Dava açılmadan önceki dönemde başvurulacak yol TMK m. 197’dir. Bu hükme dayanan bağımsız bir talep ile eşin ve çocukların geçimi için nafakaya, konutun kimin kullanacağına ve çocukla kişisel ilişkinin nasıl kurulacağına karar verilmesi istenebilir. Bu talep, terk ihtarına muhatap olan eş bakımından hem ekonomik güvence sağlar hem de ayrı yaşamada haklılığın hukuki zeminini kurar.
Dava açıldıktan sonra TMK m. 169 devreye girer: hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Tedbir nafakasının miktarı, yükümlünün geliri ile alacaklının ihtiyacı arasındaki dengeye göre belirlenir; hesabın nasıl kurulduğunu tedbir nafakasının şartları ve miktarı yazısında ayrıntılı anlattım.
Terk davasında ayrıca özel bir harç sorunu vardır. Davacı erkeğin, kadın eş yararına ödenmesine karar verilen tedbir nafakasının kaldırılması talebi, boşanma talebinin eki niteliğinde değildir ve nispi harca tabidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2727, K. 2020/846, T. 04.11.2020 kararında, mahkemece davacıya kaldırılmasını talep ettiği bir yıllık tedbir nafakası miktarı üzerinden nispi harcın ikmali için süre verilmesi, harç noksanlığı giderildiği takdirde talebin esasının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Harç yatırılmazsa talep incelenmez.
Terk davası ile TMK m. 166/1 aynı davada birlikte ileri sürülebilir mi?
Sürülemez. Terk sebebi, davacının evliliği sürdürmek istediği ve eşini ortak konuta çağırdığı esasına dayanır. TMK m. 166/1 ise evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın çekilmez hâle geldiği iddiasını içerir. İki talep birbiriyle mantıken çelişir; aynı davada bir arada ileri sürülemez.
Çelişkinin sonucu somuttur: birliği sürdürmek istediğini ihtarla beyan eden eşin, aynı dilekçede birliğin çekilmez hâle geldiğini savunması, ihtarın samimiyetini ortadan kaldırır. Uygulamada bu tür dilekçelerde mahkemeler ya terk sebebini samimiyetsizlik gerekçesiyle reddeder ya da davacıdan hangi sebebe dayandığını açıklamasını ister.
Doğru yöntem, iki sebebi ayrı davalarda veya kademeli biçimde farklı zamanlarda ileri sürmektir. Terk davası reddedilirse, aynı vakıalar ve yeni deliller ile TMK m. 166/1 uyarınca ayrı bir dava açılabilir. Terk prosedürü işletilmeden doğrudan genel sebebe dayanılacaksa, salt fiili ayrılık yeterli olmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/771, K. 2023/1039, T. 01.11.2023 kararında bu nokta açıkça belirtilmiştir: TMK m. 164 uyarınca ileri sürülmeyen terk olgusunun m. 166 uyarınca birlikte yaşama yükümlülüğünü ihlal eden davranış olarak nitelendirilerek boşanma hükmüne esas alınabilmesi için eylemin gösterilen delillerle somutlaştırılması, kusurlu tarafın kastının ortak hayatı kesmek amacı taşıdığının açıkça ortaya konulması ve salt fiili ayrılık olgusunun üzerine çıkılması gerekir.
Yargılama usulü, kabul beyanı ve arabuluculuk
Terk davasında yetkili mahkeme TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Boşanma davalarında dava şartı arabuluculuk bulunmaz; arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılır.
Bu nokta uygulamada sıkça sorulur. Ticari uyuşmazlıklarda, işçilik alacaklarında ve kira ilişkisinden doğan bazı davalarda arabuluculuk dava şartıdır. Boşanma, ayrılık, velayet ve soybağı gibi kişi hâllerine ilişkin talepler ise tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konulardır ve arabuluculuğa elverişli değildir. Terk davası da bu kapsamdadır; arabuluculuk son tutanağı aranmaz.
İspat rejimi TMK m. 184 ile özel kurallara bağlanmıştır. Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; taraflara yemin öneremez; tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz. Bunun terk davasındaki en somut yansıması, davalının davayı kabul beyanının sonuca etkili olmamasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/2-136, K. 2008/117 kararında, terk sebebine dayanan boşanma davasında davalının davayı kabul beyanının sonuca etkili olmadığı belirtilmiştir.
Bunun pratik anlamı şudur: anlaşmalı biçimde ayrılmak isteyen çiftlerin terk prosedürünü kısayol olarak kullanması mümkün değildir. Davalı gelip davayı kabul etse bile mahkeme, dört aylık ayrılığı, ihtarın geçerliliğini, tebliği ve iki aylık süreyi ayrı ayrı denetler. Şartlar eksikse dava, taraflar hemfikir olsa dahi reddedilir. Anlaşmalı boşanma isteyen çiftler için doğru yol TMK m. 166/3’tür.
Bu konuda içtihat birliği bulunmayan noktalar
Terk davasının biçimsel omurgası nettir; ancak takdire açık bazı alanlarda kararlar arasında tam bir yeknesaklık yoktur. Konutun elverişliliğinin ölçüsü, samimiyetin hangi delillerle çürütüleceği, ihtarın etkisinin ne kadar süre koruduğu ve barışma denemelerinin süreye etkisi bu alanların başında gelir.
Konutun bağımsızlığı bakımından bir yaklaşım, aynı binada davacının ailesinin oturmasını tek başına elverişsizlik saymaz; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/19257, K. 2011/19182, T. 21.11.2011 kararı bu yöndedir. Buna karşılık aynı dairede birlikte oturma, ortak mutfak kullanımı ve müstakil oda bulunmaması hâllerinde bağımsızlığın kalktığını kabul eden uygulamalar da vardır. Ölçü, kâğıt üzerindeki tapu bilgisi değil, fiilen yaşanabilirliktir.
Samimiyet denetiminde de standart bir delil listesi yoktur. Bazı kararlarda samimiyetsizliği gösteren delil bulunmadığı gerekçesiyle ihtar geçerli sayılırken, bazı dosyalarda ihtarla eşzamanlı açılmış bir boşanma davasının varlığı tek başına yeterli görülmüştür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/9670, K. 2014/20464, T. 22.10.2014 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/3012, K. 2006/9061, T. 08.06.2006 kararları denetimin dosyaya özgü yürütüldüğünü gösterir.
Barışma denemelerinin dört aylık süreye etkisi bakımından da net bir eşik yoktur. Ortak konutta geçirilen kısa sürelerin süreyi kesip kesmediği, birlikteliğin niteliğine göre değerlendirilir. Aynı belirsizlik, ihtar üzerinden uzun zaman geçtikten sonra açılan davalarda ihtarın hâlâ hüküm doğurup doğurmadığı sorusunda da görülür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8520, K. 2024/6701, T. 01.10.2024 kararı da terk uygulamasının dosya bazlı incelendiğini ortaya koyar.
50 Soruda Terk Nedeniyle Boşanma ve Terk İhtarı
1. Terk nedeniyle boşanma davası nedir?
TMK m. 164’te düzenlenen, eşin ortak hayata son verme kastıyla konutu terk etmesi hâlinde terk edilen eşe tanınan özel boşanma davasıdır.
2. Terk davası mutlak boşanma sebebi mi?
Evet, TMK m. 164 mutlak bir boşanma sebebidir. Şartları gerçekleştiğinde çekilmezlik ayrıca araştırılmaz.
3. Eşim evi terk etti, hemen dava açabilir miyim?
Açamazsınız. TMK m. 164 uyarınca fiili ayrılığın dördüncü ayı dolmadan ihtar istenemez, ihtardan sonra da iki ay geçmelidir.
4. Terk davası açmak için toplam ne kadar beklemek gerekir?
En az altı ay. Dört aylık ayrılık süresi ile ihtar sonrası iki aylık dönüş süresi birlikte hesaplanır.
5. Dört aylık süre ne zaman başlar?
Eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başladığı günden itibaren işler. Ortak konuta dönülmesi hâlinde süre baştan başlar.
6. Terk ihtarını kim çekebilir?
TMK m. 164 uyarınca yalnız davaya hakkı olan, yani terk edilen eş ihtar isteminde bulunabilir.
7. İhtarı nereden alabilirim?
Hâkim veya noter aracılığıyla alabilirsiniz. Merci, ihtarın esasını incelemeden talebi yerine getirir.
8. Noter ihtarı ile mahkeme ihtarı arasında fark var mı?
Hukuki sonuç bakımından fark yoktur; TMK m. 164 her iki yolu da kabul eder. Noterde içerik denetimi yapılmaz.
9. İhtarda neler yazmalı?
Ortak konutun açık adresi, anahtarın temin yeri, yol giderinin karşılandığı ve iki ay içinde dönülmezse doğacak sonuçlar yazılmalıdır.
10. Yol giderini göndermezsem ne olur?
İhtar geçersiz sayılır ve dava reddedilir. Yol gideri konutta ödemeli gönderilmeli veya fiilen karşılanmalıdır.
11. Yol gideri ne kadar olmalı?
Muhatabın bulunduğu yerden ortak konuta ulaşımın gerçek bedelini karşılamalıdır. Sembolik tutarlar samimiyetsizlik göstergesi sayılabilir.
12. Anahtarın nerede olduğunu yazmak zorunlu mu?
Davet eden eş konutta bulunmayacaksa zorunludur. Anahtarın temin yeri gösterilmezse ihtar sakatlanabilir.
13. Konut nasıl olmalı?
Bağımsız, yaşanabilir ve temel ihtiyaçları karşılar durumda olmalıdır. Eşyasız veya oturulamaz konut davet için elverişli sayılmaz.
14. Aynı binada kayınvalidem oturuyor, konut bağımsız sayılır mı?
Yargıtay, aynı binadaki başka bağımsız bölümde davacının ailesinin oturmasının tek başına bağımsızlığı kaldırmadığını kabul etmiştir.
15. Aynı dairede ailesiyle oturuyorsa ne olur?
Ortak mutfak ve müstakil oda bulunmaması gibi hâllerde bağımsızlık kalkar ve dönmemekte haklılık savunması güçlenir.
16. İhtarın samimi olması ne demek?
İhtarın boşanmayı değil evlilik birliğini sürdürmeyi amaçlayan gerçek bir iradeyi yansıtması demektir. Mahkeme bunu davranışlar üzerinden denetler.
17. İhtar döneminde başka biriyle ilişki kurulursa ne olur?
Bu durum kanıtlanırsa ihtar samimi bulunmaz ve dava reddedilir. İspat yükü bunu iddia eden taraftadır.
18. İhtar dört ay dolmadan çekilirse ne olur?
İhtar sonuç doğurmaz ve buna dayanan dava reddedilir. Süre dolduktan sonra yeni ihtar çekilmesi gerekir.
19. İki ay dolmadan dava açarsam ne olur?
Dava esasa girilmeden reddedilir. İhtar geçerli olsa bile erken açılan dava dinlenmez.
20. İki aylık süre ne zaman başlar?
İhtarın muhataba usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Usulsüz tebligatta süre hiç işlemez.
21. İhtardan sonra dava açmak için üst süre var mı?
Kanunda üst süre yoktur. Ancak uzun süre geçmiş ve taraflar bir araya gelmişse ihtarın etkisi tükenmiş sayılabilir.
22. Eşim ihtardan sonra eve dönerse dava ne olur?
İhtar amacına ulaşır ve terke dayalı dava hakkı doğmaz. Açılmış dava varsa reddedilir.
23. Eşim birkaç gün kalıp yine giderse?
Bu, ihtarın gereğini yerine getirmek sayılmaz. Yeni ayrılık bağımsız bir terk oluşturuyorsa dört aylık süre yeniden başlar.
24. Eve dönmek istedim ama içeri almadılar, ne yapmalıyım?
Kolluk çağırıp tutanak tutturun ve tanık bulundurun. Bu durumda dönmenizi engelleyen eş TMK m. 164 uyarınca terk etmiş sayılır.
25. Evden kovulan eş terk davası açabilir mi?
Kovulan eş terk edilen taraftır ve dava açabilir. Kovan eş, terk etmiş sayıldığından bu davayı açamaz.
26. Şiddet nedeniyle evden ayrıldım, terk etmiş sayılır mıyım?
TMK m. 197 uyarınca kişiliğiniz veya güvenliğiniz tehlikedeyse ayrı yaşama hakkınız vardır ve ayrılık haklı sayılır.
27. Terkte haklı olmam davayı kazandırır mı?
Yetmez. Yargıtay, terkte haklılığın değil ortak konuta dönmemekte haklılığın kanıtlanmasını arar.
28. İspat yükü kimde?
Davalıda. Usulüne uygun ihtara rağmen dönmeyen eş, dönmemekte haklı sebebi bulunduğunu kanıtlamak zorundadır.
29. Davacı neyi ispatlar?
Terk edilen eş olduğunu, fiili ayrılığı, ihtarın usulüne uygun tebliğini ve iki aylık sürenin geçtiğini ispatlar.
30. Eşim davayı kabul ederse boşanır mıyız?
TMK m. 184 uyarınca kabul beyanı hâkimi bağlamaz. Mahkeme tüm şartları ayrıca denetler.
31. Terk davasında yemin teklif edilebilir mi?
Edilemez. TMK m. 184 boşanma olguları hakkında yemin önerilmesini yasaklar.
32. Boşanma davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. Boşanma ve ayrılık davalarında dava şartı arabuluculuk bulunmaz, doğrudan dava açılır.
33. Hangi mahkeme yetkili?
TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.
34. Görevli mahkeme hangisi?
Aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar.
35. Cevap dilekçesini süresinde vermezsem ne olur?
Süresinde verilmeyen cevap dilekçesindeki vakıalar ve deliller dikkate alınmaz. Bu, terk davasında en ağır sonuçlu hatadır.
36. Cevap süresi kaç gün?
Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır. Zorunluluk hâlinde bir defaya mahsus ek süre istenebilir.
37. Terk davası ile evlilik birliğinin sarsılması aynı davada istenebilir mi?
İstenemez. İki talep birbiriyle çelişir; birliği sürdürme iradesi ile çekilmezlik iddiası bir arada ileri sürülemez.
38. Terk davam reddedilirse ne yapabilirim?
Yeni deliller ve vakıalarla TMK m. 166/1 uyarınca ayrı bir boşanma davası açabilirsiniz.
39. Terk prosedürünü işletmeden m. 166’ya dayanabilir miyim?
Dayanabilirsiniz, ancak salt fiili ayrılık yetmez. Ortak hayata son verme kastının delillerle somutlaştırılması gerekir.
40. Dava sırasında nafaka alabilir miyim?
TMK m. 169 uyarınca hâkim, dava süresince barınma, geçim ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri resen alır.
41. Dava açmadan önce nafaka isteyebilir miyim?
TMK m. 197 uyarınca ayrı yaşamada haklıysanız bağımsız bir talep ile tedbir nafakası isteyebilirsiniz.
42. İhtar süreci boyunca çocuğumu görebilir miyim?
TMK m. 197 kapsamında mahkemeden kişisel ilişki düzenlemesi talep edebilirsiniz. Talep bağımsız olarak incelenir.
43. Tedbir nafakasının kaldırılmasını istersem harç öder miyim?
Evet. Bu talep boşanma talebinin eki niteliğinde olmadığından nispi harca tabidir ve bir yıllık nafaka tutarı üzerinden hesaplanır.
44. Yurt dışındaki eşime ihtar çekebilir miyim?
Çekebilirsiniz. İhtar, tebligat mevzuatı ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde istinabe yoluyla tebliğ edilir.
45. Yurt dışı ihtarında tercüme gerekli mi?
Evet, ihtar kararı ve ekleri muhatabın bulunduğu ülkenin resmî diline yeminli tercümanca çevrilip onaylatılır.
46. Yurt dışı tebligatı ne kadar sürer?
Ülkeye ve kanala göre değişir; birkaç aydan bir yıla kadar uzayabilir. İki aylık süre tebliğ tarihinden sonra başlar.
47. Eşimin adresini bilmiyorum, ne yapmalıyım?
Adres araştırması tüketildikten sonra TMK m. 164 uyarınca ihtar ilan yoluyla yapılabilir. Erken ilan ihtarı sakatlar.
48. Barışma denemesi süreyi sıfırlar mı?
Ortak konutta yeniden birlikte yaşanmışsa dört aylık süre baştan başlar. Kısa görüşmeler ve çocuk teslimleri süreyi kesmez.
49. Askerlik veya tedavi nedeniyle ayrılık terk sayılır mı?
Sayılmaz. Ortak hayata son verme kastı bulunmadığından bu ayrılıklar TMK m. 164 kapsamına girmez.
50. Terk davası ne kadar sürer?
İhtar süreci hariç, ilk derecede genellikle bir ilâ bir buçuk yıl sürer. Yurt dışı tebligatı ve istinaf süreyi ciddi biçimde uzatır.
Sonuç
Terk davası, hukuki argümandan çok takvim ve belge disiplini isteyen bir davadır. Dört aylık ayrılığın kesintisiz dolması, ihtarın adres, anahtar, yol gideri ve uyarı unsurlarını eksiksiz taşıması, tebligatın usulüne uygun yapılması ve iki aylık dönüş süresinin tam olarak beklenmesi gerekir. Bu zincirdeki tek bir halkanın kopması, esasa hiç girilmeden ret sonucunu doğurur.
Davalı tarafında ise mesele, geçmişte haklı olmaktan çok bugün dönmemekte haklı olduğunu göstermeye dayanır. Yargıtay bu ayrımı istikrarlı biçimde uygular. Şiddet, tehdit, sadakatsizlik veya konutun elverişsizliği iddiaları, süresinde verilen cevap dilekçesinde ve tarihli delillerle ortaya konmalıdır; süresi geçtikten sonra sunulan vakıalar dosyaya hiç girmez.
İhtarın samimiyeti ile birliği sürdürme iradesi arasındaki bağ, bu davanın ruhunu oluşturur. Kanun, terk edilen eşe bir ceza aracı değil, birliği yeniden kurma çağrısı vermiştir. Bu yüzden aynı dilekçede hem eve dönme çağrısı hem de çekilmezlik iddiası bir arada ileri sürülemez. Süreç kurgusunu doğru yapmak isterseniz bir avukatla görüşmek, geri dönüşü olmayan süre hatalarının önüne geçer.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 164, 166, 168, 169, 174, 175, 184, 197.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 119, 127, 129, 137.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25, 28, 29.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 3, 4, 5.
492 sayılı Harçlar Kanunu m. 30, 31, 32.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 1, 18/A.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/2-136, K. 2008/117, T. 2008
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/636, K. 2012/1073, T. 05.12.2012
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2727, K. 2020/846, T. 04.11.2020
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2717, K. 2021/761, T. 15.06.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/771, K. 2023/1039, T. 01.11.2023
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/3012, K. 2006/9061, T. 08.06.2006
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/16863, K. 2008/16492, T. 02.12.2008
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/16619, K. 2011/17824, T. 01.11.2011
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/19257, K. 2011/19182, T. 21.11.2011
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/13510, K. 2011/14466, T. 29.09.2011
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/19626, K. 2013/5705, T. 05.03.2013
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/9670, K. 2014/20464, T. 22.10.2014
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/16099, K. 2014/17416, T. 15.09.2014
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/18862, K. 2016/11314, T. 08.06.2016
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/3025, K. 2020/6823, T. 23.12.2020
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/901, K. 2023/4005, T. 14.09.2023
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3318, K. 2023/6286, T. 19.12.2023
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4147, K. 2024/1593, T. 07.03.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1450, K. 2024/2294, T. 02.04.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6233, K. 2024/3839, T. 23.05.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7670, K. 2024/4589, T. 12.06.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6123, K. 2024/4514, T. 11.06.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8520, K. 2024/6701, T. 01.10.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1773, K. 2025/8899, T. 16.10.2025
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5938, K. 2026/603, T. 20.01.2026
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6860, K. 2026/1395, T. 10.02.2026
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T. 27.03.1957, E. 10, K. 1
Doktrin ve akademik kaynaklar
Turgut Akıntürk, Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku.
Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III — Aile Hukuku.
Bilge Öztan, Aile Hukuku.
Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Hukuku.
Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku.
Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
