Ağır derecede onur kırıcı davranış, hayata kast ve pek kötü muamele ile birlikte Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen üç seçimlik hâlden biridir. Madde özel ve mutlak bir boşanma sebebi kurar: seçimlik hâllerden herhangi biri ispatlandığında hâkim, evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmadan boşanmaya karar verir. Dava hakkı altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü sürelere tabidir, affeden tarafın dava hakkı ise bulunmaz.
Bu yazıda üç seçimlik hâlin sınırlarını, tehdidin neden madde kapsamı dışında kaldığını, ekonomik şiddetin nasıl değerlendirildiğini, ağırlık eşiğini belirleyen ölçütleri, sosyal medya paylaşımlarının etkisini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, terditli dilekçe kurgusunu, 7532 sayılı Kanun’la değişen fiili ayrılık süresini, tazminat, mal rejimi ve miras sonuçlarını açıklıyorum.

TMK m. 162’nin üç seçimlik hâli ve mutlak boşanma sebebi niteliği
Madde metni, eşlerden her birinin diğeri tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabileceğini düzenler. Üç hâl birbirinden bağımsızdır; herhangi birinin gerçekleşmesi tek başına boşanma kararı için yeterlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/635, K. 2025/7795, T. 24.09.2025 kararında kanun koyucunun aynı madde içinde üç farklı sebebi de mutlak boşanma nedeni olarak kabul ettiği belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2420, K. 2019/750, T. 20.06.2019 kararı da aynı sonuca ulaşır: hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışın gerçekleşmesiyle, hâkim tarafından evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediği şartı araştırılmaksızın boşanma kararı verilebilir.
Mutlak nitelik, yargılamanın işleyişini doğrudan değiştirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10547, K. 2023/1031, T. 15.03.2023 kararında, eylemin kabulü ve kanıtlanması durumunda çekilmezlik koşulunun oluşup oluşmadığına bakılmaksızın boşanma kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/635, K. 2025/7795 kararında ise başkaca bir dava bulunmadığından davacı eşin kusur incelemesinin yapılmayacağı belirtilmiştir. Karşı dava yoksa hâkim, davacının kusurunu tartışmadan yalnızca vakıanın sübutuna odaklanır. Özel boşanma sebeplerinin genel çerçevesini TMK 162 ve 163 özel boşanma sebepleri yazısında karşılaştırdım.
Hayata kast: tanım, unsurlar ve icra hareketi şartı
Hayata kast, eşin ölümünü hedefleyen kasıtlı davranıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2420, K. 2019/750 kararında bu ifadeyle eşini öldürme girişiminde bulunmak, onu intihara zorlamak gibi eşlerden biri tarafından diğerinin hayatına karşı yapılmış acı sonuç doğuran davranışların kastedildiği açıklanmıştır.
İki unsur zorunludur: öldürme kastı ve bu kastın dışa vurulduğu icra hareketi. Hazırlık hareketleri yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3254, K. 2023/2586, T. 23.05.2023 kararı bu sınırı çok net gösterir. Kararda, kadının aldığı maddenin antiseptik ve dezenfekte özellikleri dikkate alındığında öldürme amacıyla hareket ettiğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kadının maddeyi hangi niyetle alırsa alsın müştekiyi zehirlemek üzere harekete geçmediği ve suçun icrai hareketlerine başlamadığı, hakkında takipsizlik kararı verildiği gözetilerek erkeğin hayatına kastettiğinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Yaralamanın niteliği de belirleyicidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8493, K. 2024/4654, T. 24.06.2024 kararında, tarafların yaralanma olaylarının nasıl geliştiğini gören bulunmadığı ve erkekteki yaralanmanın kanama dahi olmayan karında çizik şeklinde olduğu tespit edilerek hayata kast unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiş, ret kararı onanmıştır. Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7625, K. 2024/5883, T. 17.09.2024 kararında kadının erkeği bıçaklayarak hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaralaması, kesinleşmiş ceza kararıyla birlikte değerlendirilmiştir.
Kesinleşmiş mahkûmiyet en güçlü delildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10082, K. 2024/7523, T. 16.10.2024 kararında, davalının öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmekle hayata kastın ceza mahkemesi kararıyla da sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/4852, K. 2017/10559, T. 04.10.2017 kararında da kasten öldürmeye teşebbüsten 7 yıl 6 ay hapis cezası verilmesi karşısında hayata kast ve pek fena muamele eyleminin bulunduğu kabul edilmiştir.
Hayata kast ile öldürme tehdidinin ayrımı
Öldürme tehdidi, TMK m. 162 anlamında hayata kast sayılmaz. Tehdit sözle veya davranışla ortaya konan bir korkutma fiilidir; hayata kast ise ölüm sonucunu doğurmaya elverişli icra hareketlerinin başlamasını gerektirir. Bu ayrımı net biçimde yazmak gerekir, çünkü uygulamada en sık yapılan hata buradadır.
Ayrım kaynağını maddenin lafzından alır. Kanun, hayata kastedilmesinden söz eder; kastın dışa vurulduğu bir teşebbüs hareketi aranır. Bıçağı çekip savurmak, boğazını sıkmak, yüksekten itmek, aracın direksiyonunu uçuruma kırmak icra hareketidir. Buna karşılık “seni öldüreceğim” demek, telefonla ölüm tehdidi göndermek, silah gösterip ateş etmemek kural olarak tehdit fiilidir ve m. 162’nin ilk seçimlik hâline girmez.
Yargıtay uygulaması bu yönde. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8740, K. 2024/4688, T. 24.06.2024 kararında, yargılamaya konu basit yaralama, hakaret ve tehdit suçları bakımından davalının kusurlu eylemlerinin hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış mahiyetinde olmadığı belirtilerek özel sebebe dayalı davanın reddine karar verilmiştir. Aynı sonuç, icra hareketine başlanmadığı gerekçesiyle E. 2023/3254, K. 2023/2586 kararında da görülür.
Tehdidin hukuken karşılıksız kaldığı anlamına gelmez. Ölüm tehdidi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 106 kapsamında suçtur, 6284 sayılı Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbir kararı alınmasını gerektirir ve TMK m. 166/1 bakımından ağır kusur oluşturur. Ayrıca tehdit yoğun, sürekli ve eşin ruh sağlığını bozacak nitelikteyse pek kötü muamele ya da ağır derecede onur kırıcı davranış olarak değerlendirilebilir. Tedbir kararının ihlali hâlinde uygulanan yaptırımı 6284 koruma kararı ihlalinde zorlama hapsi yazısında anlattım.
Pek kötü muamele: kapsam, ölçüt ve tipik vakıalar
Pek kötü muamele, eşe bedensel veya ruhsal acı veren, insan onuruyla bağdaşmayan davranışlardır. Ölçüt, eylemin zulüm ve işkence boyutuna ulaşması ya da eşin sağlığını bozacak nitelikte olmasıdır. Tek bir tartışma veya münferit bir itiş kakış bu eşiği karşılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5155, K. 2024/1799, T. 14.03.2024 kararında ölçüt açıkça formüle edilmiştir: erkeğin davranışlarının zulüm, işkence boyutunda ya da kadına ıstırap veren, sağlığını bozacak nitelikte, namus ve şerefine yönelik ağırlıkta olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle m. 162 talebi reddedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1732, K. 2023/4534, T. 05.10.2023 kararında ise insan onuruna yakışmayacak darp, eve kapatma ve hakaret gibi muamelelerde bulunmanın onur kırıcı davranışın en açık örneği olduğu belirtilmiştir.
Sürekliliğin kendisi bir ölçüttür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/3272, K. 2019/7396, T. 19.06.2019 kararında erkeğin eşine sürekli fiziksel şiddet uygulaması pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sayılmış ve m. 162 koşullarının oluştuğu kabul edilerek ret kararı bozulmuştur. Buna karşılık münferit olaylar yetmez: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2783, K. 2023/6486, T. 25.12.2023 kararında taraflar arasında yaşanan tek bir olay sebebiyle m. 162 koşullarının bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1275, K. 2023/4110, T. 20.09.2023 kararında da şiddet eyleminin kabulü gerektirecek boyut ve nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ortak hayatın sürdürülemediği bu dosyalarda dava açılmadan önce ayrı yaşama ve tedbir talepleri gündeme gelir; buna ilişkin çerçeveyi ayrı yaşama hakkı ve TMK m. 197 yazısında ele aldım.
Ekonomik şiddet pek kötü muamele sayılır mı?
Ekonomik şiddet, tek başına ve otomatik olarak pek kötü muamele sayılmaz. Evin geçimini karşılamamak, eşin çalışmasını engellemek, gelirine el koymak veya harçlık düzeninde tutmak öncelikle TMK m. 185 ve m. 186’daki yükümlülüklerin ihlali olarak değerlendirilir ve m. 166/1 bakımından ağır kusur oluşturur.
Buna karşılık ekonomik baskı, başka eylemlerle birleşerek m. 162 eşiğine ulaşabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7043, K. 2024/5041, T. 27.06.2024 kararında bunun örneği görülür. Dosyada erkeğin kadına devamlı fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, evin geçimini ve kadının ihtiyaçlarını karşılamayarak ekonomik şiddet uyguladığı, tehdit ettiği ve fahişelik yapmasını söyleyerek onur kırıcı sözler söylediği tespit edilmiş; erkeğin bu eyleminin TMK m. 162’de düzenlenen pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma nedenini oluşturacağı kabul edilmiştir. Aynı dosyada ceza mahkemesince 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası verildiği de kaydedilmiştir.
Ayrımı şöyle kurmak gerekir. Ekonomik davranış, eşin temel ihtiyaçlarını karşılamasını engelleyerek onu açlık, sağlıksızlık, barınamama gibi somut bir mahrumiyete iterse ya da aşağılama aracına dönüşürse pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış niteliği kazanır. Bir örnek: eşinin banka kartına el koyup her harcamayı yazılı izne bağlayan, kadını ailesinden para istemek zorunda bırakan ve bu durumu akraba toplantılarında alay konusu yapan bir davalının eylemleri, salt cimrilik değil aşağılama düzeni oluşturur.
Uygulamada ekonomik şiddet iddiası, banka kayıtları, fatura ödemeleri, kira ödemelerinin kim tarafından yapıldığı ve tanık beyanlarıyla ortaya konur. Dosyanın mali tarafında ayrıca 6284 sayılı Kanun m. 5 kapsamında tedbir nafakası ve konutun tahsisi istenebilir.
Ağır derecede onur kırıcı davranış eşiği ve hâkimin takdiri
Kanun her onur kırıcı hareketi değil, ağır derecede onur kırıcı davranışı boşanma sebebi sayar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2420, K. 2019/750 kararında tanım, eşlerden birinin diğerine hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırı biçiminde yapılmıştır. Kasıt ve ayırt etme gücü de aranır.
Ağırlık ölçütü içtihatta tekrarlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/10334, K. 2010/13767, T. 08.07.2010 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3844, K. 2024/1299, T. 28.02.2024 kararlarında her türlü kötü veya onur kırıcı davranışın değil, ağır derecede olanının boşanma sebebi sayıldığı belirtilmiştir. Aynı kriter Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10426, K. 2024/2448, T. 04.04.2024 kararında da vurgulanmıştır.
Sıradan hakaretle arasındaki fark burada belirginleşir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3844, K. 2024/1299 kararında kadının eşine hakaret ettiği ve küçük düşürücü sözler söylediği sabit görülmüş, ancak bu kusurlu davranışın pek kötü ve onur kırıcı davranış olarak kabule yeterli olmadığı belirtilerek erkeğin m. 162 davasının reddi isabetli sayılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7426, K. 2025/9066, T. 21.10.2025 kararında da eylemlerin niteliği ve niceliği bakımından yasal koşulların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Takdir yetkisi hâkimdedir ve ölçüt sosyaldir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/635, K. 2025/7795, T. 24.09.2025 kararında kavramın tarafların sosyal, kültürel ve kişisel özellikleri dikkate alınarak namus ve şeref değerlerine yönelik ağır nitelikteki hareketler olarak değerlendirilmesi gerektiği ve böyle bir davranışın varlığının tespitinde takdir yetkisinin hâkimde olduğu belirtilmiştir. Aynı söz, iki farklı dosyada farklı sonuç doğurabilir; belirleyici olan tekrar sayısı, tanık önünde söylenip söylenmediği, eşin namus ve şerefine yönelip yönelmediğidir. Eşiğin dosyaya göre değiştiği bu değerlendirmede, iddianın nasıl kurulacağı konusunda bir avukata danışmanız gerekir.
Uygulamada onur kırıcı davranış sayılan vakıalar
Kararlarda kabul gören vakıalar belirli gruplarda toplanır: başkalarının yanında aşağılama, yinelenen ağır hakaret, namus ve şerefe yönelen isnatlar, insan onuruyla bağdaşmayan muameleler ve evlilik birliğini alenen yok sayan davranışlar. Her grup için içtihatta somut örnekler bulunur.
Başkalarının önünde aşağılama
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3933, K. 2024/1686, T. 12.03.2024 kararında eşin sopayla kovalanması, misafir önünde aşağılanması ve yüzünde darp izleri olduğu hâlde akrabalarının karşısına çıkmaya mecbur bırakılması pek kötü ve onur kırıcı davranış sayılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1732, K. 2023/4534, T. 05.10.2023 kararında da başkalarının yanında hakaret edip küçük düşürme aynı nitelikte görülmüştür.
Yinelenen ağır hakaret ve psikolojik şiddet
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8642, K. 2025/4989, T. 13.05.2025 kararında kadının eşine yönelik birden çok sefer ağır hakaret ve psikolojik şiddete ilişkin eylemleri onur kırıcı davranış sayılmış ve m. 162 koşullarının gerçekleştiği tespit edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4316, K. 2012/22373, T. 24.09.2012 kararında ise eşe ve çocuklara fiziki şiddet uygulanması ve eşe mayası bozuk, sütü bozuk, şeytan tabiatlı şeklinde sözler sarf edilmesi, davacının vücut bütünlüğünü ve onurunu ağır biçimde zedelediği gerekçesiyle m. 162 kapsamında görülmüştür. Ağırlık eşiğini karşılamayan aşağılama ve baskı örüntüsünün m. 166/1 zemininde somut delille nasıl ispatlandığını boşanmada psikolojik şiddet ve ispatı yazısında ele aldım.
Evlilik birliğini alenen yok sayan davranışlar
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/5581, K. 2018/14485, T. 13.12.2018 kararında kadının evliyken gelinlik giyip fotoğraf çektirmesi, düğün yapması ve bu fotoğrafların gerek kendisi gerek akrabaları tarafından sosyal ortamda paylaşılması onur kırıcı davranış oluşturduğu gerekçesiyle ret kararı bozulmuştur. Aldatma boyutuna ulaşan vakıaların ayrı bir madde altında değerlendirildiğini zina nedeniyle boşanma davası ve ispatı yazısında açıkladım.
Sosyal medyada ifşa ve onur kırıcı davranış
Eşin özel görüntülerinin, mesajlarının veya aile içi tartışmalarının sosyal medyada paylaşılması, ağırlık eşiğini karşıladığında TMK m. 162 kapsamında değerlendirilir. Paylaşımın alenî olması ve geri alınamaz biçimde yayılması, aşağılamanın etkisini büyüttüğü için ağırlık değerlendirmesinde belirleyici rol oynar.
İçtihatta sosyal ortamda paylaşımın onur kırıcı davranış sayıldığı en açık örnek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/5581, K. 2018/14485, T. 13.12.2018 kararıdır. Kararda kadının gelinlik giyip fotoğraf çektirdiği, düğün yaptığı ve fotoğrafların sosyal ortamda paylaşıldığı tespit edilerek eylemin onur kırıcı davranış oluşturduğu belirtilmiştir. Aynı mantık, eşi küçük düşüren paylaşımlar, iftira niteliğindeki gönderiler ve özel yaşam içeriklerinin yayımlanması bakımından da geçerlidir.
Ceza boyutuyla kesişim burada başlar. Özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 134/2, kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması m. 136, hakaret m. 125, cinsel içerikli görüntülerin yayılması ise TCK m. 226 ve ilgili hükümler kapsamında suç oluşturabilir. Ceza yargılamasının konusu, boşanma davasındaki vakıayla büyük ölçüde örtüşür ve mahkûmiyet kararı boşanma dosyasında güçlü delil değeri taşır. Cezai çerçeveyi özel hayatın gizliliğini ihlal suçu yazısında ayrıntılı inceledim.
Delil bakımından paylaşımların noter tespiti veya mahkeme aracılığıyla tutanağa bağlanması yerinde olur; içerik silinebildiği için ekran görüntüsü tek başına zayıf kalabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3333, K. 2024/10303, T. 23.12.2024 kararında tanık anlatımları ve dosyaya sunulan mesaj kayıtları birlikte değerlendirilerek erkeğin kadına karşı onur kırıcı söz ve davranışlarda bulunduğu, m. 162 koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiş ve ret kararı bozulmuştur.
Çocuğa yönelen eylemler madde kapsamında mı?
TMK m. 162, doğrudan diğer eşe yönelen eylemleri kapsar. Müşterek çocuğa veya üçüncü kişilere yönelen fiiller, hayata kast bakımından maddenin kapsamı dışındadır. Bu sınır, mal rejimindeki TMK m. 236/2 yaptırımı yönünden açıkça ortaya konmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/15105, K. 2018/18680, T. 14.11.2018 kararında, m. 236/2’nin her şeyden önce boşanmanın m. 162/1 gereğince gerçekleşmesi ve hayata kast eyleminin eşlerden biri tarafından diğer eşe karşı yapılması hâlinde uygulanabileceği belirtilmiş; hayata kast teriminin müşterek çocuğa yapılan eylemi de kapsayacağı gerekçesiyle katılma alacağının tamamının kaldırılması usul ve yasaya aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur.
Ayrım şu şekilde işler. Çocuğa yönelen şiddet, hayata kast seçimlik hâline dayanak yapılamaz. Buna karşılık aynı eylem, eşin gözü önünde ve onun ruhsal bütünlüğünü hedef alacak biçimde gerçekleşiyorsa, eşe yönelen pek kötü muamele ya da ağır derecede onur kırıcı davranış olarak nitelendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4316, K. 2012/22373, T. 24.09.2012 kararında eşe ve çocuklara fiziki şiddet uygulanması, eşe yönelen sözlerle birlikte m. 162 kapsamında görülmüştür.
Çocuğa yönelen eylemler her hâlde TMK m. 166/1 bakımından ağır kusurdur, velayet değerlendirmesinde belirleyicidir ve TMK m. 348 uyarınca velayetin kaldırılması sebebi oluşturabilir. Ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında çocuk lehine tedbir kararı alınabilir.
Altı ay ve beş yıllık hak düşürücü süreler
TMK m. 162/2 uyarınca dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Süreler hak düşürücüdür, kamu düzenindendir ve mahkemece re’sen gözetilir. İki süreden biri dolduğunda dava reddedilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2420, K. 2019/750 kararında dava hakkının iki hâlde düşeceği belirtilmiştir: kusursuz eşin, hayatına kastetmiş veya kendisine pek kötü ya da onur kırıcı davranışta bulunmuş eşini affetmesi ile altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçirilmiş olması. Kural, maddede sayılan her üç sebep için de geçerlidir.
Öğrenme tarihinin tespiti pratikte en tartışmalı noktadır. Fiziksel şiddet ve hakaret gibi eşin bizzat maruz kaldığı eylemlerde öğrenme anı eylem anıyla çakışır. Buna karşılık sosyal medyada ifşa, üçüncü kişilere söylenen isnatlar veya sonradan öğrenilen bir tertip varsa süre, eşin durumu fiilen öğrendiği tarihten işlemeye başlar. Süreklilik gösteren şiddet ve hakaret düzeninde ise süre, son eylemin gerçekleştiği tarihten hesaplanır.
Bir örnek üzerinden bakalım: 2019 yılında bir kez darp edilen ve 2025 yılında dava açan eşin m. 162 talebi, beş yıllık üst sınır nedeniyle reddedilir. Aynı eş, şiddetin 2024 sonuna kadar sürdüğünü tanık ve adli raporla ortaya koyabilirse süre engeli doğmaz. Süre kaçırıldığında geriye kalan yol TMK m. 166/1’e dayanmaktır; bu sebep herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir.
Af ve hoşgörünün dava hakkına etkisi
TMK m. 162/3 uyarınca affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af açık bir beyanla yapılabileceği gibi davranıştan da çıkarılabilir. Eylemin ardından birlikte yaşamaya devam etmek, evlilik birliğini sürdürmek ve olayı geçmişte bırakan tutumlar örtülü af ya da hoşgörü sayılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8740, K. 2024/4688, T. 24.06.2024 kararı bunu somutlaştırır. Kararda, yargılamaya konu basit yaralama, hakaret ve tehdit suçlarının 14.07.2018 tarihli olduğu, tarafların bu tarihten sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri anlaşıldığından davalının eylemlerinin davacı tarafından affedilmiş olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. Aynı kararda eylemlerin zaten m. 162 mahiyetinde olmadığı da tespit edilmiştir.
Affın kapsamı sınırlıdır. Af, yalnızca affedilen vakıayı kapsar; sonrasında gerçekleşen yeni eylemler için dava hakkı yeniden doğar. Aynı şekilde affedilen vakıa, genel sebepli davada kusur olarak hükme esas alınamaz. Şiddet döngüsünün tekrarlandığı dosyalarda bu ayrım kritiktir: her yeni olay, kendi süresini ve kendi dava hakkını doğurur.
Barışma girişimi her zaman af olarak yorumlanmaz. Ekonomik zorunluluk, çocukların durumu veya barınma sorunu nedeniyle aynı konutta kalmaya devam etmek, tek başına af iradesi sayılmaz. Belirleyici olan, eşin eylemi hoş gördüğünü ortaya koyan davranışın bulunup bulunmadığıdır.

Ceza dosyasının bekletici mesele yapılması
Aynı vakıa hem ceza hem boşanma yargılamasına konu olduğunda, aile mahkemesi ceza dosyasının sonucunu bekletici mesele yapabilir. HMK m. 165 hâkime bu yetkiyi tanır. Zorunluluk değildir; hâkim, dosyadaki delillerle vicdanen kanaate ulaşabiliyorsa beklemeden karar verir.
Kesinleşmiş mahkûmiyetin gücü tartışmasızdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10082, K. 2024/7523, T. 16.10.2024 kararında öldürmeye teşebbüsten cezalandırma kararının kesinleşmesiyle hayata kastın ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7625, K. 2024/5883, T. 17.09.2024 kararında da kesinleşmiş ceza kararıyla belirlenen bıçaklama eylemi esas alınmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7043, K. 2024/5041, T. 27.06.2024 kararında ceza mahkemesince verilen hapis cezası, m. 162 değerlendirmesinde dayanak yapılmıştır.
Ters yönde de sonuç doğurur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3254, K. 2023/2586, T. 23.05.2023 kararında kadın hakkında yapılan tahkikat sonucu takipsizlik kararı verildiği göz önünde bulundurularak hayata kastın bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5120, K. 2024/4034, T. 30.05.2024 kararında ise ceza dosyasında kadının müşteki, erkeğin sanık konumunda olduğu ve kadının şiddet uyguladığına dair belirleme bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Bağlayıcılık sınırı önemlidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kusur ve hukuka aykırılık değerlendirmesiyle ve beraat kararıyla bağlı değildir. Buna karşılık ceza mahkemesinin maddi olgu tespiti hukuk hâkimini bağlar. Takipsizlik veya beraat kararı, boşanma davasında eylemin hiç yaşanmadığı anlamına gelmez; delil yetersizliğine dayanan beraat, m. 166/1 bakımından kusur tespitine engel değildir. Bekletici mesele kararı yargılamayı uzattığından, talep edilip edilmeyeceği dosyanın delil durumuna göre değerlendirilmelidir.
Terditli dava dilekçesinin kurgusu ve talep sıralaması
Özel boşanma sebepleri, genel sebeple birlikte veya kademeli olarak ileri sürülebilir. Doğru kurgu, asıl talebi TMK m. 162’ye, terditli talebi TMK m. 166/1’e dayandırmak ve fer’î talepleri bunların ardından sıralamaktır. Böylece özel sebep sabit olmazsa dosya boşlukta kalmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/7989, K. 2026/2778, T. 11.03.2026 kararında ilke net biçimde ifade edilmiştir: zina, hayata kast, pek kötü muamele ve haysiyetsiz hayat sürme özel boşanma sebebi yanında genel boşanma sebebi de oluşturur; eş dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Aynı kararda, hem özel hem genel sebebe dayanılmışsa doğuracakları hukuki sonuçlar farklı olduğundan öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, özel sebep varsa buna dayanılması, özel sebep gerçekleşmemiş veya dava hakkı düşmüşse delillerin genel sebep çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Sıra atlanamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2727, K. 2025/9281, T. 03.11.2025 kararında, erkeğe yüklenen hakaret ve fiziksel şiddet vakıalarının kadın bakımından onur kırıcı davranış niteliğinde olduğu anlaşıldığından öncelikle TMK m. 162 gereğince boşanmaya karar verilmesi gerekirken, bu talebin reddiyle terditli talep olan m. 166/1 üzerinden boşanmaya karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/10752, K. 2016/1898, T. 08.02.2016 kararında da m. 162’ye dayalı açılmış bir davada delillerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken m. 166/1 uyarınca boşanma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Her talep hakkında ayrı hüküm kurulması zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24974, K. 2018/3225, T. 13.03.2018 kararında, davacının hem m. 166/1 hem m. 162 sebeplerini gösterdiği dosyada HMK m. 297/2 uyarınca her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği, m. 162 davası hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Taleplerin derecelendirme ilişkisi kurulmadan sıralandığı hâller ise davaların yığılmasıdır; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5315, K. 2024/2185, T. 27.03.2024 kararında bu kavram, davacının aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla talebini aslilik-fer’îlik ilişkisi kurmadan aynı dilekçede ileri sürmesi olarak tanımlanmıştır.
Kanun yolu aşamasında bir tuzak var. Genel sebeple verilen boşanma hükmü istinaf edilmeksizin kesinleşirse, m. 162 talebi konusuz kalır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11225, K. 2023/1743, T. 11.04.2023 kararında bu durumda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir; aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/594, K. 2022/3186, T. 04.04.2022 kararı vardır. Bu nedenle m. 162 talebi reddedilmişse, genel sebeple verilen boşanma hükmünün de istinaf edilmesi gerekir. Süre ve kanun yolu tercihlerinde hata telafisizdir; kendi dosyanız için iletişime geçebilirsiniz.
7532 sayılı Kanun ve TMK m. 166/4’teki bir yıllık fiili ayrılık
27.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TMK m. 166/4 değiştirildi. Reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra aranan fiili ayrılık süresi üç yıldan bir yıla indirildi. Değişiklik, m. 162 davası reddedilen eş için doğrudan sonuç doğurur.
Yeni metin şöyledir: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Pratik etkisi büyük. Hayata kast veya ağır derecede onur kırıcı davranış iddiasıyla açılan davası hak düşürücü süre nedeniyle ya da ağırlık eşiğinin karşılanmaması nedeniyle reddedilen eş, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl boyunca ortak hayatı yeniden kurmazsa m. 166/4’e dayanarak yeniden dava açabilir. Bu ikinci davada kusur tartışması yapılmaz; koşullar gerçekleşmişse hâkim boşanmaya karar vermek zorundadır.
Üç koşul birlikte aranır: önceki davanın reddedilmiş ve kararın kesinleşmiş olması, kesinleşmeden itibaren bir yıl geçmesi, bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamamış olması. Ortak hayatın yeniden kurulması, kısa süreli bir araya gelmelerle değil, evlilik birliğinin fiilen sürdürülmesiyle gerçekleşir. Bir örnek: m. 162 davası 10 Mart 2025’te kesinleşerek reddedilen eş, 11 Mart 2026’dan itibaren m. 166/4’e dayanabilir. Fer’î talepler bakımından kusur incelemesi yine yapılacağından, tazminat ve nafaka istemleri ayrıca değerlendirilir.
Tazminat, nafaka ve velayet sonuçları
TMK m. 162 kapsamındaki eylemler kişilik haklarına ağır saldırı oluşturduğundan, TMK m. 174/2 uyarınca manevi tazminat koşulları çoğu dosyada gerçekleşir. Menfaat kaybı bulunuyorsa m. 174/1 uyarınca maddi tazminata da hükmedilir. Talepler ayrı ayrı değerlendirilir ve kusur dağılımına göre şekillenir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/4852, K. 2017/10559, T. 04.10.2017 kararında, hayata kast ve pek fena muamele olarak kabul edilen davranışların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması ve eylemin ağırlığı nedeniyle kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9835, K. 2023/459, T. 08.02.2023 kararında da m. 162 ile birlikte m. 174/1 ve 2 uygulanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5155, K. 2024/1799, T. 14.03.2024 kararında ise kusur dağılımının tazminat hakları bakımından belirleyici olduğu vurgulanmıştır.
Nafakada ölçüt kusurdur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6006, K. 2024/7859, T. 24.10.2024 kararında, boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği belirtilmiştir. İştirak nafakası ise kusurdan bağımsızdır; velayeti almayan eş, gücü oranında çocuğun bakım giderlerine katılır.
Velayette çocuğun üstün yararı esastır, ancak m. 162 kapsamındaki eylemler dolaylı etki yapar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7625, K. 2024/5883, T. 17.09.2024 kararında, kadının kasten yaralama suçundan aldığı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının infazı süresince kamu hizmetlerinden yasaklandığı ve velayet hakkı ile vesayet, kayyımlık hizmetinden men edildiği kaydedilmiştir. Hapis cezasına bağlı hak yoksunluğu, velayet değerlendirmesine fiilen yansır.
Mal rejimi, mirastan yoksunluk ve TMK m. 181 bağlantısı
TMK m. 236/2 uyarınca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Hüküm yalnızca bu iki sebebe bağlıdır; pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmada uygulanmaz.
Sınır, kapsam bakımından da dardır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/15105, K. 2018/18680, T. 14.11.2018 kararında, m. 236/2’nin uygulanabilmesi için boşanmanın m. 162/1 gereğince gerçekleşmesi ve hayata kast eyleminin eşlerden biri tarafından diğer eşe karşı yapılması gerektiği belirtilmiş; çocuğa yönelen eylem üzerinden katılma alacağının tamamının kaldırılması bozulmuştur. Sayısal bir örnek: davalının artık değeri 3.000.000 TL, davacınınki 800.000 TL ise kural uygulandığında davacı net 1.100.000 TL alacaklı olur; hayata kast nedeniyle davalının payı tümüyle kaldırılırsa alacak 1.500.000 TL’ye çıkar. Hesabın işleyişini katılma alacağı davası ve hesaplama yazısında adım adım gösterdim.
Miras yönünden TMK m. 181/1 uyarınca boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler. Boşanma kararının kesinleşmesiyle sonuç kendiliğinden doğar.
Dava derdestken ölüm hâlinde TMK m. 181/2 devreye girer: ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde birinci fıkra uygulanır. Hayata kast iddiasıyla açılmış bir davada davacı eş ölürse, mirasçıları davayı sürdürerek sağ kalan eşin kusurunu ispatlayabilir. Ayrıca TMK m. 578, mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenin mirasçı olamayacağını düzenler; hayata kast eylemi ölümle sonuçlanmasa dahi bu hüküm gündeme gelebilir. TMK m. 510 uyarınca ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarma da mümkündür, ancak çıkarma sebebi tasarrufta açıkça gösterilmelidir.
İçtihat birliğinin bulunmadığı noktalar
TMK m. 162 uygulamasında yerleşik yanıtı olmayan başlıklar var. Ağırlık eşiğinin sübjektif niteliği, aynı vakıanın farklı dosyalarda farklı sonuç doğurmasına yol açıyor. Bu belirsizliği bilmek, iddiayı yalnızca lehte kararlara dayandırmamak açısından gerekli.
Birinci tartışma, hangi sözün ağır derecede onur kırıcı sayılacağıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3844, K. 2024/1299, T. 28.02.2024 kararında hakaret ve küçük düşürücü söz yeterli görülmezken, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8642, K. 2025/4989, T. 13.05.2025 kararında birden çok kez ağır hakaret onur kırıcı davranış sayılmıştır. Sınırın nerede olduğu, tekrar sayısı ve sözün içeriğine göre dosya dosya değişiyor.
İkinci tartışma, delillerin dava çerçevesiyle sınırlı değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/1937, K. 2006/7967, T. 22.05.2006 kararında hüküm onanmışken, karşı oyda dairenin yerleşik uygulamasına göre delillerin açılan dava çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ve mahkemece yapılacak işin, açılan m. 162 davası gözetilerek delillerin bu yönde değerlendirilip olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibaret olduğu savunulmuştur.
Üçüncü tartışmalı alan, tek bir ağır olayın m. 162 için yeterli olup olmadığıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2783, K. 2023/6486, T. 25.12.2023 kararında münferit olay yeterli görülmemiş; buna karşılık hayata kast dosyalarında tek eylem yeterli sayılmaktadır. Dördüncüsü, usuli kazanılmış hakkın sınırlarıdır; istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususlarda bu ilkenin korunması gerektiği Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6838, K. 2024/5002, T. 27.06.2024 kararında belirtilmişse de uygulamada kapsamı tartışmalıdır. Beşincisi, ekonomik şiddetin tek başına m. 162 eşiğine ulaşıp ulaşmayacağı konusunda içtihat birliği yoktur.
| Ölçüt | TMK m. 162 (hayata kast, pek kötü muamele, onur kırıcı davranış) | TMK m. 166/1 (evlilik birliğinin sarsılması) |
|---|---|---|
| Hukuki nitelik | Özel ve mutlak boşanma sebebi | Genel ve nispi boşanma sebebi |
| Çekilmezlik koşulu | Aranmaz; eylemin ispatı yeterlidir | Ortak hayatın çekilmez hâle geldiği ispatlanmalıdır |
| Dava süresi | Öğrenmeden 6 ay, sebebin doğumundan 5 yıl | Hak düşürücü süreye tabi değildir |
| Af | Açık veya örtülü af dava hakkını tamamen düşürür | Affedilen vakıa tek başına kusur sayılamaz |
| Davacının kusuru | Karşı dava yoksa incelenmez | Karşılaştırmalı kusur değerlendirmesi yapılır |
| Hedef kişi | Doğrudan diğer eşe yönelen fiilleri kapsar | Eşe, çocuklara ve aile birliğine yönelen davranışları kapsar |
| Mal rejimine etkisi | Yalnızca hayata kastta TMK m. 236/2 uygulanır | TMK m. 236/2 uygulanmaz; artık değer yarı yarıya paylaşılır |
| İnceleme sırası | Önce incelenir; sabitse buradan hüküm kurulur | Özel sebep reddedilirse veya süresi geçmişse incelenir |
50 Soruda TMK m. 162 Davası
1. TMK m. 162 hangi boşanma sebeplerini düzenler?
Hayata kast, pek kötü muamele ve ağır derecede onur kırıcı davranışı düzenler. Üçü bağımsız seçimlik hâldir; herhangi birinin ispatı boşanma için yeterlidir.
2. Bu sebeple boşanmak için evliliğin çekilmez hâle geldiğini kanıtlamalı mıyım?
Kanıtlamanız gerekmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2420, K. 2019/750 kararında maddenin mutlak boşanma sebebi olduğu ve çekilmezlik araştırılmadan karar verilebileceği belirtilmiştir.
3. Hayata kast ne demektir?
Eşin ölümünü hedefleyen kasıtlı davranıştır. Öldürme girişiminde bulunmak veya eşi intihara zorlamak bu kapsamdadır ve icra hareketine başlanmış olması gerekir.
4. Eşim beni öldürmekle tehdit etti, bu hayata kast sayılır mı?
Sayılmaz. Tehdit, TMK m. 162’deki hayata kast kapsamına girmez; icra hareketine başlanmadığı için ayrı bir fiildir.
5. Tehdit hiçbir sonuç doğurmaz mı?
Doğurur. Ölüm tehdidi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 106 kapsamında suçtur, 6284 sayılı Kanun uyarınca tedbir alınmasını gerektirir ve TMK m. 166/1 bakımından ağır kusurdur.
6. Sürekli tehdit m. 162 kapsamına girebilir mi?
Yoğun ve süreklilik gösteren tehdit, eşin ruh sağlığını bozacak boyuta ulaşırsa pek kötü muamele ya da ağır derecede onur kırıcı davranış olarak değerlendirilebilir.
7. Zehirleme hazırlığı hayata kast sayılır mı?
Sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3254, K. 2023/2586 kararında icrai hareketlere başlanmadığı için hayata kastın bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
8. Hafif yaralanma hayata kast oluşturur mu?
Oluşturmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8493, K. 2024/4654 kararında kanama dahi olmayan çizik şeklindeki yaralanmada unsurların gerçekleşmediği kabul edilmiştir.
9. Kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti davayı nasıl etkiler?
Belirleyici olur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10082, K. 2024/7523 kararında öldürmeye teşebbüsten kesinleşmiş mahkûmiyet, hayata kastın sabit sayılmasına dayanak yapılmıştır.
10. Pek kötü muamele nedir?
Eşe bedensel veya ruhsal acı veren, zulüm ve işkence boyutundaki davranışlardır. Darp, eve kapatma ve aç bırakma tipik örnekleridir.
11. Tek bir kavga pek kötü muamele sayılır mı?
Kural olarak sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2783, K. 2023/6486 kararında münferit olay nedeniyle m. 162 koşullarının bulunmadığı belirtilmiştir.
12. Sürekli fiziksel şiddet m. 162 kapsamında mı?
Evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/3272, K. 2019/7396 kararında sürekli fiziksel şiddet pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sayılmıştır.
13. Ekonomik şiddet tek başına yeterli mi?
Tek başına yeterli sayılmaz. Öncelikle TMK m. 185 ve 186 yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilir ve m. 166/1 bakımından kusur oluşturur.
14. Ekonomik şiddet hangi hâlde m. 162 kapsamına girer?
Başka eylemlerle birleşip aşağılama düzenine dönüştüğünde girer. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7043, K. 2024/5041 kararında ekonomik şiddet, şiddet ve onur kırıcı sözlerle birlikte değerlendirilmiştir.
15. Her hakaret onur kırıcı davranış sayılır mı?
Sayılmaz. Kanun ağır derecede onur kırıcı davranışı arar; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3844, K. 2024/1299 kararında sıradan hakaret yeterli görülmemiştir.
16. Ağırlık eşiği neye göre belirlenir?
Tarafların sosyal, kültürel ve kişisel özellikleri gözetilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/635, K. 2025/7795 kararında takdir yetkisinin hâkimde olduğu belirtilmiştir.
17. Başkalarının önünde aşağılanmak onur kırıcı davranış mı?
Evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1732, K. 2023/4534 kararında başkalarının yanında hakaret edip küçük düşürmek bu nitelikte görülmüştür.
18. Yinelenen hakaret yeterli olur mu?
Olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8642, K. 2025/4989 kararında birden çok kez ağır hakaret ve psikolojik şiddet onur kırıcı davranış sayılmıştır.
19. Sosyal medyada ifşa boşanma sebebi olur mu?
Ağırlık eşiğini karşılıyorsa olur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/5581, K. 2018/14485 kararında sosyal ortamda yapılan paylaşımlar onur kırıcı davranış sayılmıştır.
20. İfşa ayrıca suç oluşturur mu?
Oluşturabilir. Özel hayata ilişkin görüntü ve seslerin yayılması 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 134/2, kişisel verilerin yayılması m. 136 kapsamındadır.
21. Sosyal medya paylaşımını nasıl delillendirmeliyim?
Noter tespiti yaptırmak veya mahkemeden tespit istemek daha güvenlidir. İçerik silinebildiği için tek başına ekran görüntüsü zayıf kalabilir.
22. Mesaj kayıtları m. 162 davasında kullanılabilir mi?
Kullanılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3333, K. 2024/10303 kararında tanık anlatımları ve mesaj kayıtları birlikte değerlendirilerek koşulların gerçekleştiği kabul edilmiştir.
23. Çocuğuma yönelen şiddet m. 162 kapsamına girer mi?
Hayata kast bakımından girmez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/15105, K. 2018/18680 kararında maddenin doğrudan diğer eşe yönelen eylemleri kapsadığı belirtilmiştir.
24. Çocuğa şiddet hiç dikkate alınmaz mı?
Alınır. TMK m. 166/1 bakımından ağır kusurdur, velayet değerlendirmesinde belirleyicidir ve TMK m. 348 uyarınca velayetin kaldırılması sebebi olabilir.
25. Eşimin gözü önünde çocuğa şiddet uygulanması onur kırıcı davranış sayılır mı?
Eşin ruhsal bütünlüğünü hedef aldığı ortaya konursa sayılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4316, K. 2012/22373 kararında eşe ve çocuklara şiddet birlikte değerlendirilmiştir.
26. Dava süresi ne kadar?
Öğrenmeden itibaren altı ay, her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıldır. TMK m. 162/2 bu süreleri hak düşürücü olarak düzenler.
27. Süre geçerse ne olur?
Dava hakkı düşer ve mahkeme bunu re’sen dikkate alır. Bu durumda TMK m. 166/1’e dayanmak gerekir; genel sebep süreye tabi değildir.
28. Süreklilik gösteren şiddette süre nereden başlar?
Son eylemin gerçekleştiği tarihten hesaplanır. Her yeni eylem, kendi altı aylık süresini ve kendi dava hakkını doğurur.
29. Affedersem dava açabilir miyim?
Açamazsınız. TMK m. 162/3 uyarınca affeden tarafın dava hakkı yoktur; af açık veya örtülü olabilir.
30. Aynı evde kalmaya devam etmem af sayılır mı?
Sayılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8740, K. 2024/4688 kararında olaylardan sonra birlikte yaşamaya devam edilmesi af olarak kabul edilmiştir.
31. Zorunluluk nedeniyle aynı evde kalıyorum, yine af mı sayılır?
Her durumda af sayılmaz. Ekonomik zorunluluk veya çocukların durumu nedeniyle kalmak, eylemi hoş gördüğünüz anlamına gelmez.
32. Af sonrası yeni bir olay olursa dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Af yalnızca affedilen vakıayı kapsar; sonraki eylemler için dava hakkı yeniden doğar.
33. Ceza davası sonuçlanmadan boşanma davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Mahkeme HMK m. 165 uyarınca ceza dosyasını bekletici mesele yapabilir, ancak buna mecbur değildir.
34. Ceza dosyasında beraat edilirse boşanma davası da düşer mi?
Düşmez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74 uyarınca hukuk hâkimi beraat kararıyla bağlı değildir; delil yetersizliğine dayanan beraat kusur tespitine engel oluşturmaz.
35. Takipsizlik kararı davayı etkiler mi?
Etkileyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3254, K. 2023/2586 kararında takipsizlik kararı, hayata kastın bulunmadığı sonucuna varılırken gözetilmiştir.
36. Terditli dava nasıl kurulur?
Asıl talep TMK m. 162’ye, terditli talep TMK m. 166/1’e dayandırılır; fer’î talepler sonra sıralanır. Böylece özel sebep sabit olmazsa genel sebep incelenir.
37. Mahkeme hangi talebi önce incelemek zorunda?
Özel sebebi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/7989, K. 2026/2778 kararında sonuçları farklı olduğundan önce özel boşanma sebeplerinin belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
38. Özel sebep sabitken genel sebepten karar verilirse ne yapmalıyım?
Kararı istinaf etmelisiniz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2727, K. 2025/9281 kararında bu durum bozma sebebi sayılmıştır.
39. Her talep için ayrı hüküm kurulması şart mı?
Şarttır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24974, K. 2018/3225 kararında HMK m. 297/2 uyarınca her dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
40. Genel sebeple boşanma kesinleşirse m. 162 talebim ne olur?
Konusuz kalır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11225, K. 2023/1743 kararında bu hâlde karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
41. Davaların yığılması ne demek?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5315, K. 2024/2185 kararına göre, birbirinden bağımsız birden fazla talebin aslilik-fer’îlik ilişkisi kurulmadan aynı dilekçede ileri sürülmesidir.
42. Davam reddedilirse yeniden boşanma davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. TMK m. 166/4 uyarınca ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve ortak hayatın kurulamamış olması yeterlidir.
43. Fiili ayrılık süresi neden bir yıl?
7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TMK m. 166/4 değiştirilerek süre üç yıldan bir yıla indirildi. Değişiklik 27.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
44. Bir yıllık sürede kısa süreli barışma olursa ne olur?
Ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığına bakılır. Kısa süreli bir araya gelmeler tek başına ortak hayatın kurulduğu anlamına gelmez.
45. TMK m. 166/4 davasında kusur incelenir mi?
Boşanma kararı için incelenmez; koşullar gerçekleşmişse hâkim boşanmaya karar verir. Tazminat ve nafaka talepleri bakımından kusur ayrıca değerlendirilir.
46. Tam kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Alamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6006, K. 2024/7859 kararında tam kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği belirtilmiştir.
47. Manevi tazminat koşulları m. 162 davasında oluşur mu?
Çoğu dosyada oluşur. Eylem kişilik haklarına ağır saldırı niteliğinde olduğundan TMK m. 174/2 koşulları gerçekleşir; miktar kusur ve ekonomik duruma göre takdir edilir.
48. TMK m. 236/2 onur kırıcı davranışta uygulanır mı?
Uygulanmaz. Hüküm yalnızca zina ve hayata kast nedeniyle boşanmada artık değer payının azaltılmasına veya kaldırılmasına imkân tanır.
49. Boşandıktan sonra eşim bana mirasçı olur mu?
Olmaz. TMK m. 181/1 uyarınca boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamaz ve önceki ölüme bağlı tasarruflardaki haklarını kaybeder.
50. Beni öldürmeye teşebbüs eden eşim mirasçım olabilir mi?
TMK m. 578 uyarınca mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürmeye teşebbüs eden kişi mirasçı olamaz; mirastan yoksunluk kendiliğinden doğar.
Sonuç
TMK m. 162, ağır eylemlere maruz kalan eşe hızlı ve güçlü bir yol açar: çekilmezlik araştırması yapılmaz, karşı dava yoksa davacının kusuru incelenmez, hayata kast hâlinde mal rejiminde artık değer payı azaltılabilir. Karşılığında iki ciddi engel vardır: ağırlık eşiği ve hak düşürücü süreler. Kararlar, sıradan hakaret ile ağır derecede onur kırıcı davranış arasındaki sınırın titizlikle çizildiğini gösteriyor.
Dosya kurgusunda üç nokta belirleyici. Birincisi, vakıaların nitelendirilmesi: tehdit hayata kast değildir, münferit olay pek kötü muamele oluşturmaz, ekonomik baskı tek başına eşiği karşılamaz. İkincisi, terditli dilekçe düzeni; asıl talep m. 162, terditli talep m. 166/1 olarak kurulmalı ve özel sebep reddedilirse genel sebeple verilen boşanma hükmü de kanun yoluna taşınmalıdır. Üçüncüsü, süre yönetimi; öğrenme tarihinin ve son eylemin belgelenmesi davanın kaderini belirler.
Dava reddedilse bile yol kapanmıyor. 7532 sayılı Kanun’la TMK m. 166/4’teki fiili ayrılık süresinin bir yıla inmesi, reddedilen dosyalarda bekleme süresini belirgin biçimde kısalttı. Mal rejimi ve miras sonuçları ise boşanma hükmünün hangi maddeye dayandığına bağlı olduğundan, hüküm fıkrasının içeriği sonraki davaları doğrudan etkiler. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 161, 162, 166, 174, 175, 181, 182, 184, 185, 186, 197, 236, 348, 510, 578.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 165, 297, 370.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 106, 125, 134, 136.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58, 74.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 5.
7532 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 13.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2420, K. 2019/750, T. 20.06.2019.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/635, K. 2025/7795, T. 24.09.2025.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10547, K. 2023/1031, T. 15.03.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3254, K. 2023/2586, T. 23.05.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8493, K. 2024/4654, T. 24.06.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10082, K. 2024/7523, T. 16.10.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/4852, K. 2017/10559, T. 04.10.2017.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7625, K. 2024/5883, T. 17.09.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8740, K. 2024/4688, T. 24.06.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7043, K. 2024/5041, T. 27.06.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3933, K. 2024/1686, T. 12.03.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1732, K. 2023/4534, T. 05.10.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/5581, K. 2018/14485, T. 13.12.2018.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4316, K. 2012/22373, T. 24.09.2012.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/3272, K. 2019/7396, T. 19.06.2019.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8642, K. 2025/4989, T. 13.05.2025.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3333, K. 2024/10303, T. 23.12.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3844, K. 2024/1299, T. 28.02.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/10334, K. 2010/13767, T. 08.07.2010.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10426, K. 2024/2448, T. 04.04.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5120, K. 2024/4034, T. 30.05.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5155, K. 2024/1799, T. 14.03.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1275, K. 2023/4110, T. 20.09.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7426, K. 2025/9066, T. 21.10.2025.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6006, K. 2024/7859, T. 24.10.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2783, K. 2023/6486, T. 25.12.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/7989, K. 2026/2778, T. 11.03.2026.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2727, K. 2025/9281, T. 03.11.2025.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24974, K. 2018/3225, T. 13.03.2018.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/10752, K. 2016/1898, T. 08.02.2016.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5315, K. 2024/2185, T. 27.03.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11225, K. 2023/1743, T. 11.04.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/594, K. 2022/3186, T. 04.04.2022.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6838, K. 2024/5002, T. 27.06.2024.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9835, K. 2023/459, T. 08.02.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/1937, K. 2006/7967, T. 22.05.2006.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/15105, K. 2018/18680, T. 14.11.2018.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Turgut Akıntürk – Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku, Aile Hukuku.
Mustafa Dural – Tufan Öğüz – Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku, Aile Hukuku.
Bilge Öztan, Aile Hukuku.
Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Hukuku.
Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
