Boşanmada mal kaçırma karşısında tek bir dava yoktur; dört ayrı yol vardır ve hangisinin seçileceği sonucu tümüyle değiştirir. Yanlış davayı açmak yalnızca zaman kaybı değildir: görevsizlik, hak düşürücü sürenin dolması ya da ön koşul yokluğundan ret anlamına gelir.
Bu yazıda muvazaa davası (TBK m. 19), tasarrufun iptali davası (İİK m. 277 vd.), aile konutu nedeniyle tapu iptali (TMK m. 194) ve üçüncü kişiye karşı alacak davası (TMK m. 241) karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Zincirleme devirlerde taraf teşkili, aciz belgesi şartının nasıl sağlandığı, boşanma davasının bekletici mesele yapılması, görevli mahkeme ayrımı ve süreler ayrı ayrı incelenmektedir.
Boşanmada Mal Kaçırma Nedir?
Mal kaçırma, eşin boşanmadan doğacak alacakları ödememek amacıyla malvarlığını üçüncü kişilere devretmesidir. Tipik biçimleri şunlardır: taşınmazın anne, baba, kardeş veya yeğen üzerine geçirilmesi, aracın devri, banka hesaplarının boşaltılması, şirket hisselerinin devri, gerçek değerin çok altında satış gösterilmesi.
Korunan alacak yalnızca mal rejiminden doğan katılma alacağı değildir. Maddi ve manevi tazminat, nafaka ve yargılama giderleri de bu kapsamdadır. Alacak henüz kesinleşmemiş olabilir; hukuki yarar için alacağın varlığı yeterlidir.
Hangi Davayı Açmalı? Karar Ağacı
Seçimi belirleyen üç soru vardır: elinizde kesinleşmiş icra takibi ve aciz belgesi var mı, devredilen taşınmaz aile konutu mu, evlilik hâlâ devam ediyor mu? Cevaplar dava türünü doğrudan belirler.
| Durum | Açılacak dava | Neden |
|---|---|---|
| Aciz belgesi yok, takip başlatılmadı | Muvazaa (TBK m. 19) | Bu davada aciz ve takip şartı aranmaz |
| Devrin üzerinden beş yıldan fazla geçti | Muvazaa | Tasarrufun iptalinde hak düşürücü süre dolmuştur |
| Aciz belgesi var, akrabaya devir yapıldı | Tasarrufun iptali (İİK m. 277 vd.) | Kanuni karineler ispatı kolaylaştırır |
| Devredilen taşınmaz aile konutu, evlilik sürüyor | TMK m. 194 tapu iptali | Kötü niyet aranmadan tapu iptal edilir |
| Boşanma kesinleşti, borçlu eşin malı yetmiyor | TMK m. 241 alacak davası | Üçüncü kişiden eksik kalan kadar istenir |
| Boşanma davası henüz sürüyor | Önce ihtiyati tedbir, sonra muvazaa | TMK m. 241 için boşanmanın kesinleşmesi şarttır |
Muvazaa Davası (TBK m. 19)
TBK m. 19’a göre sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Alacaklılar, borçlunun mal kaçırmak amacıyla yaptığı danışıklı işlemlerin geçersizliğini her zaman ileri sürebilir. Muvazaalı işlem baştan itibaren kesin hükümsüzdür.
Boşanma sonucunda hak kazanılan alacağın tahsilini imkânsızlaştırmak için yapılan devirlere karşı açılan dava, kural olarak TBK m. 19’a dayalı iptal davası niteliğindedir (Yargıtay 17. HD, E. 2016/13643, K. 2016/11022; E. 2015/4818, K. 2017/8842).
Muvazaa Davasının Şartları
Üç şart aranır. Birincisi, tarafların iradeleri ile beyanları arasında bilerek yaratılmış bir uygunsuzluk ve muvazaa anlaşmasının bulunması. İkincisi, üçüncü kişileri aldatma kastının varlığı. Üçüncüsü, davacının borçludan bir alacağının bulunması ve işlemin bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olması (Yargıtay 17. HD, E. 2016/11563, K. 2016/8559).
Bu davada icra takibine geçilmesi, takibin kesinleşmesi veya aciz belgesi alınması aranmaz. Dava zamanaşımına ya da hak düşürücü süreye tabi değildir (Yargıtay 17. HD, E. 2016/11791, K. 2017/7010; Yargıtay 4. HD, E. 2021/1890, K. 2021/7420).
Borcun Doğum Tarihi Sorunu
Devirlerin borcun doğumundan sonra yapılmış olması gerekir. Ancak burada uygulamada gözden kaçan bir incelik vardır: boşanma davası tasarruf tarihinden sonra açılmış olsa dahi, boşanmaya neden olan olaylar tasarruf tarihinden önce mevcutsa mal kaçırma amacı kabul edilir ve dava dinlenir.
Eşin evden ayrılması, sadakatsizlik ya da ceza davasına konu eylemler bu kapsamda değerlendirilir (Yargıtay 17. HD, E. 2014/22909, K. 2017/50; E. 2015/18392, K. 2018/4715). Dava dilekçesinde bu olguların tarihleriyle birlikte ortaya konması, “devir boşanma davasından önce yapıldı” savunmasını karşılar.
Tasarrufun İptali Davası (İİK m. 277 vd.)
Tasarrufun iptali davası, borçlunun geçerli olarak yaptığı ancak alacaklıya zarar veren işlemlerin, alacaklı bakımından hükümsüz kılınmasını sağlar. İşlem hukuken geçerlidir; yalnızca icra hukuku bakımından etkisiz hâle gelir.
Beş ön koşul aranır: davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması, davanın tasarruf tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılması.
Aciz Belgesi: Haciz Tutanağı Yeterli mi?
Bu, davanın kaderini belirleyen ve rakip içeriklerde neredeyse hiç işlenmeyen bir noktadır. İİK m. 105’e göre haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir. İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların yetersizliği anlaşıldığında da tutanak geçici aciz vesikası yerine geçer ve alacaklıya dava açma hakkı verir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/7312 sayılı kararı da haciz tutanağının İİK m. 105 anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğunu teyit etmektedir. Fiilî haciz yapılıp hacze kabil mal bulunmadığı tutanakla tespit edilmişse aciz şartı sağlanmıştır.
Buna karşılık borçlunun elinde değerinin çok üzerinde hacizli bir taşınmaz kalmış olsa dahi bazı mahkemeler aciz hâlini kabul etmeyip davayı reddedebilmektedir (Yargıtay 4. HD, E. 2023/8035). Bu risk varsa muvazaa davasına yönelmek daha güvenlidir.
Kanuni Karineler: Akrabalık ve Bedel Farkı
Tasarrufun iptali davasının ispat bakımından güçlü yanı, kanuni karineler barındırmasıdır. İİK m. 278 uyarınca üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarla yapılan işlemler ile ivazlar arasında fahiş fark bulunan işlemler bağışlama hükmündedir.
İİK m. 280/2 uyarınca borçlunun zarar verme kastını bildiği karine olarak kabul edilir. Örneğin eşin yeğeni üçüncü dereceye kadar sıhri hısım olduğundan bu karine devreye girer ve ispat yükü karşı tarafa geçer.
| Madde | Kapsam | Geriye dönük süre |
|---|---|---|
| İİK m. 278 | İvazsız tasarruflar ve bağışlama sayılan işlemler | Son 2 yıl |
| İİK m. 279 | Aciz hâlindeyken yapılan belirli işlemler | Son 1 yıl |
| İİK m. 280 | Alacaklıya zarar verme kastıyla yapılan işlemler | Son 5 yıl |
| İİK m. 284 | Dava açma süresi (hak düşürücü) | Tasarruftan itibaren 5 yıl |
Islahla Muvazaa Davasına Geçmek
Tasarrufun iptali davası açıldıktan sonra aciz şartının gerçekleşmediği anlaşılırsa, davanın ıslah yoluyla TBK m. 19’a dayalı muvazaa davasına dönüştürülmesi gündeme gelir. Bu geçişin avantajı, aciz vesikası ve kesinleşmiş takip şartlarının aranmaması nedeniyle kabul olasılığının artmasıdır (Yargıtay 4. HD, E. 2021/25841).
Muvazaa davasında da İİK m. 283 kıyasen uygulanarak taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Yani sonuç bakımından kayıp yoktur. Islah hakkı bir kez kullanılabildiğinden, geçiş kararının doğru zamanda verilmesi önem taşır.
Bu değerlendirme dosyanın kendi verilerine göre değişir. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Davanın Sonucu: Tapu İptali mi, Haciz Yetkisi mi?
Burada uygulamada en sık yapılan talep hatası vardır. TBK m. 19’a dayalı muvazaa davalarında davacının amacı ayni bir hak elde etmek değil, şahsi alacağını tahsil etmektir. Bu nedenle muvazaa sabit olduğunda tapunun iptali ve tesciline karar verilmesi hatalıdır.
İİK m. 283 kıyasen uygulanarak, tapu kaydı düzeltilmeden davacıya taşınmazın haciz ve satışını isteme yetkisi verilmesi gerekir (Yargıtay 17. HD, E. 2015/4654, K. 2017/4928; E. 2014/14266, K. 2016/4063).
Bunun pratik gerekçesi şudur: tapu iptal edilip borçlu adına tescil edilirse, borçlunun diğer alacaklıları da bu malvarlığına yönelebilir ya da borçlu malı yeniden devredebilir. Haciz ve satış yetkisi, alacaklıyı doğrudan sonuca ulaştırır.
Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptali (TMK m. 194)
TMK m. 194 uyarınca aile konutu niteliğindeki taşınmazın devri veya üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır. Rıza alınmadan yapılan işlem geçersizdir ve malik olmayan eş tapu iptal ve tescil davası açabilir.
Şerh Yoksa Koruma Var mı?
Vardır. TMK m. 194 ile getirilen sınırlandırma, tapuya aile konutu şerhi konulduğu için değil, konutun bizatihi aile konutu vasfı taşıması nedeniyle getirilmiştir. Şerh kurucu nitelikte değil, açıklayıcı niteliktedir (Yargıtay 2. HD, E. 2025/674, K. 2025/1154, T. 10.02.2025; E. 2021/3464, K. 2021/6355, T. 22.09.2021; E. 2022/6055, K. 2022/8870, T. 08.11.2022).
Davacı eşin aile konutunu terk etmiş olması da konutun bu niteliğini ortadan kaldırmaz (Yargıtay 2. HD, E. 2015/3970, K. 2015/12242, T. 10.06.2015).
Açık Rıza ve İspat Yükü
Kanun rıza için geçerlilik şekli öngörmemiştir; rıza sözlü olarak dahi verilebilir ancak mutlaka açık olmalıdır. Rıza yalnızca belirli bir işlem için verilebilir, önceden feragat edilemez ve eşlerin anlaşmasıyla ortadan kaldırılamaz (Yargıtay 2. HD, E. 2022/11065, K. 2023/3390, T. 20.06.2023).
İspat yükü davacıda değil, tasarrufta bulunan tarafta yani devri yapan veya devralan kişidedir (Yargıtay 2. HD, E. 2021/3464, K. 2021/6355; E. 2025/881, K. 2025/4895, T. 12.05.2025). Rıza her türlü delille, tanık beyanı dâhil ispatlanabilir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5060, K. 2023/4464, T. 04.10.2023).
Üçüncü Kişinin İyiniyeti Korunmaz
Rıza olmaksızın yapılan devirde malik eşin işlemi geçersiz olduğundan, taşınmazı satın alan üçüncü kişi adına yapılan tescil yolsuz tescil niteliğindedir. Malik eşin rızasız devir yetkisi bulunmadığından TMK m. 1023 uygulanamaz ve devrin iptali için alıcının kötü niyetli olması aranmaz (Yargıtay 2. HD, E. 2025/674, K. 2025/1154; E. 2023/3136, K. 2024/2301, T. 02.04.2024; E. 2016/6764, K. 2017/6194, T. 25.05.2017).
Bu, TMK m. 194 davasını diğer üç yoldan ayıran en güçlü özelliktir: alıcının iyiniyetini tartışmaya bile gerek kalmaz. Aile konutu şerhinin nasıl konulduğunu aile konutu şerhi yazısında adım adım anlattım.
Boşanma TMK m. 194 Davasını Bitirir
Rızasız işlemin geçersizliği, ancak konutun aile konutu vasfını sürdürmesi koşuluyla ve evlilik birliği süresince ileri sürülebilir. Evlilik ölüm, boşanma veya iptal kararıyla sona ermişse TMK m. 194 koruması sona erer.
Bu durumda rıza alınmadan yapılan tasarruf, yapıldığı andan itibaren geçerlilik kazanır ve açılan tapu iptal ve tescil davası konusuz kalır (Yargıtay 2. HD, E. 2014/10309, K. 2014/11527, T. 26.05.2014; E. 2018/334, K. 2018/2407, T. 22.02.2018; E. 2024/600, K. 2024/7427, T. 15.10.2024; Yargıtay HGK, E. 2017/1603, K. 2017/933, T. 10.05.2017).
Bunun anlamı şudur: boşanma davası kabul edilip kesinleşeceğe benziyorsa, yalnızca TMK m. 194’e dayanmak dosyayı boşa çıkarır. Talep, muvazaa ya da TMK m. 241 dayanağıyla birlikte kademeli kurulmalıdır.
Boşanma Davası Bekletici Mesele Yapılır mı?
Aile konutu nedeniyle açılan tapu iptal davasının boşanma davasından sonra açılması hâlinde bekletici mesele yapılıp yapılmayacağına dair doğrudan ve kesin bir içtihat bulunmamaktadır. Bu noktada net bir cevap yoktur.
Bununla birlikte Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin E. 2013/7920, K. 2014/2213, T. 13.02.2014 sayılı kararında boşanma davasının akıbetinin araştırılması gerektiği; boşanma reddedilip kesinleşirse tapu iptali davasında esasa girilmesi, kabul edilip kesinleşirse aile konutuna ilişkin davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Birlikte açılan ya da birleştirilen davalarda ise Yargıtay tefrik edilerek boşanma sonucunun beklenmesini zorunlu görmektedir (Yargıtay 2. HD, E. 2011/3511, K. 2011/11893, T. 11.07.2011; E. 2009/2203, K. 2010/6062, T. 30.03.2010).
Mal rejimi tasfiyesi davalarında ise durum daha nettir: tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanmanın kesinleşmesi ön koşul olduğundan derdest boşanma davası bekletici mesele yapılır (Yargıtay 8. HD, E. 2017/10880, K. 2017/6264, T. 26.04.2017; E. 2011/3625, K. 2011/4839, T. 04.10.2011; Yargıtay 2. HD, E. 2021/5560, K. 2022/264, T. 19.01.2022).
İstisnası da vardır: aile konutu şerhinin kaldırılması davasında boşanma sonucunun beklenmesi talebi, boşanma kararı verilirse şerhin zaten kalkacak olması nedeniyle yargılamaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, E. 2022/10476, K. 2023/4174, T. 26.09.2023).
Zincirleme Devirlerde Taraf Teşkili
Mal kaçırmanın en yaygın biçimi taşınmazın ardışık devirlerle uzaklaştırılmasıdır: eş, taşınmazı kardeşine, kardeş de bir başkasına satar. Bu ihtimalde davanın hangi kişilere yöneltileceği kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin E. 2019/6431, K. 2019/10331, T. 17.10.2019 sayılı kararında, taşınmazı davalı eşten satın alan ve sonra şirkete devreden ara alıcının davada taraf olmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı yönde: E. 2009/8932, K. 2009/21741, T. 16.12.2009; E. 2016/18710, K. 2018/6233, T. 15.05.2018; E. 2022/6791, K. 2023/3371, T. 20.06.2023.
Ara alıcı ölmüşse mirasçılarının davaya dâhil edilmesi gerekir; aksi hâlde eksik hasım nedeniyle karar bozulur (Yargıtay 2. HD, E. 2016/15744, K. 2018/668, T. 17.01.2018).
Devri başlatan eş de davada yer almalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2015/8459, K. 2015/21825, T. 19.11.2015). Muvazaa iddialı davalarda ifade daha nettir: dava konusu taşınmazın tüm kayıt malikleri davaya dâhil edilmelidir (Yargıtay 4. HD, E. 2020/1222, K. 2021/396, T. 03.02.2021) ve devir silsilesi içindeki son devre kadar tüm kişiler taraf yapılmalıdır (Yargıtay 4. HD, E. 2021/21266, K. 2023/2009, T. 20.02.2023).
Yargılama sırasında ya da karar tarihinden sonra yapılan devirlerde de yeni alıcı davaya dâhil edilir (Yargıtay 2. HD, E. 2019/751, K. 2019/1557, T. 21.02.2019). Tasarrufun iptali davalarında da zincirdeki ilk alıcı ve ara alıcılar zorunlu dava arkadaşıdır (Yargıtay 17. HD, E. 2014/11336, K. 2016/4634, T. 12.04.2016; E. 2015/11012, K. 2017/12130, T. 26.12.2017).
Somut sonuç: dilekçede yalnızca son maliki davalı göstermek, davanın yıllar sonra eksik hasımdan bozulmasına yol açar. Tapu kaydının tarihsel dökümü baştan alınmalı ve zincirin her halkası davalı olarak gösterilmelidir.
Muvazaanın İspatı: Hangi Deliller İşe Yarar?
Satış bedelinin gerçek değerden düşük olması tek başına muvazaa için yeterli değildir (Yargıtay 17. HD, E. 2014/21132, K. 2017/2723). Mahkeme, olguların bütününe bakar.
Güçlü delil sayılan olgular şunlardır: bedel farkı bulunmamasına rağmen borçlunun satılan taşınmazda uzun süre bedelsiz oturmaya devam etmesi, alıcı ile satıcının yakın arkadaş veya akraba olması, kısa aralıklarla yapılan ardışık devirler (Yargıtay 17. HD, E. 2015/18392, K. 2018/4715).
Devir bedelinin gerçek değerin çok altında olması ile alıcı-satıcı arasındaki yakın akrabalık birlikte bulunduğunda, alacağı azaltma kastının ispatı kabul edilmiştir (Yargıtay 17. HD, E. 2016/11311, K. 2019/2206, T. 27.02.2019). Satış ile boşanma davası arasındaki yedi aylık kısa süre de tanık beyanlarıyla birlikte yeterli görülmüştür (Yargıtay 8. HD, E. 2017/13567, K. 2020/3088, T. 08.06.2020).
Toplanması Gereken Belgeler
Tapu kayıtlarının tarihsel dökümü ve akit tabloları, alıcıların banka hesap hareketleri, kredi kullanım belgeleri, taşınmazın devir tarihindeki rayiç değerine ilişkin bilirkişi raporu, elektrik ve su abonelik kayıtları, adres kayıt sistemi bilgileri, nüfus kayıtları ile akrabalık bağını gösteren belgeler, tanık listesi.
Anlaşmalı Boşanma Protokolüyle Yapılan Devirler
Anlaşmalı boşanma protokolüyle eşe yapılan devirler de mal kaçırma amacıyla yapılmışsa iptale konu olabilir. Ancak bunun için boşanmanın kendisinin muvazaalı olduğunun ispatlanması gerekir: boşanmaya rağmen tarafların birlikte yaşamaya devam etmesi ya da kısa süre sonra yeniden evlenmeleri gibi.
Protokol sonrası on yedi gün içinde yeniden evlenmek mal kaçırma amacının açık göstergesi sayılmıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2021/1890, K. 2021/7420; Yargıtay 17. HD, E. 2008/4342, K. 2009/1702). Buna karşılık birlikte yaşama delillendirilemezse dava reddedilir (Yargıtay 4. HD, E. 2022/12462, K. 2023/8190).
Anlaşmalı boşanmanın nasıl işlediğini anlaşmalı boşanma nasıl yapılır yazısında ele aldım.
TMK m. 229 ve m. 241: Üçüncü Kişiden Alacak
Mal rejiminin tasfiyesinde TMK m. 229 uyarınca iki tür kazandırma eklenecek değer sayılır: mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejimi süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler.
İkinci hâlde süre sınırı yoktur. Katılma alacağını azaltmak kastı ispatlandığında, devir kaç yıl önce yapılmış olursa olsun tasfiyeye eklenir.
Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa, TMK m. 241 uyarınca alacaklı eş bu kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere karşı eksik kalan miktarla sınırlı olarak alacak davası açabilir. Borçlu eşin kredi taksitlerinin ve kefaletlerinin hangi mal kesimini yükümlendirdiğini, haciz riskinin hesaba etkisini boşanmada borçların paylaşımı yazısında ayrıntılandırdım.
TMK m. 241 Davasının Ön Koşulları
Boşanmanın kesinleşmiş olması ve mal rejiminin sona ermesi zorunludur; taraflar hâlâ evliyse bu madde uygulanamaz (Yargıtay 8. HD, E. 2012/7074, K. 2013/1462, T. 14.02.2013; E. 2014/9091, K. 2014/9867, T. 16.05.2014). Ayrıca katılma alacağının borçlu eşin mevcut mallarından karşılanamadığının anlaşılması gerekir.
Dava, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Katılma alacağının nasıl hesaplandığını katılma alacağı davası ve hesaplama yazısında örneklerle anlattım.
TMK m. 241 ile Muvazaa Davasının Farkı
TMK m. 241 davası mülkiyet hakkı sağlamaz; katkı veya katılma alacağı niteliğinde şahsi bir alacak hakkıdır (Yargıtay 8. HD, E. 2012/7074, K. 2013/1462). Muvazaa davası ise işlemin hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. TMK m. 241 üçüncü kişilerden yalnızca eksik kalan miktarla sınırlı bir para alacağı istenmesini sağlar (Yargıtay 17. HD, E. 2016/2682, K. 2016/6341, T. 24.05.2016).
Görevli Mahkeme: Aile mi, Asliye Hukuk mu?
Bu ayrım dosyaların yıllarca gecikmesine yol açan tipik hata kaynağıdır.
Muvazaaya dayalı tapu iptali ve tasarrufun iptali davaları şahsi haktan kaynaklanan ve haksız eylem niteliği taşıyan davalar olduğundan aile mahkemelerinin görev kapsamı dışındadır; HMK m. 2 uyarınca görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (Yargıtay 17. HD, E. 2016/9919, K. 2016/8234; Yargıtay 8. HD, E. 2011/649, K. 2011/4416; Yargıtay 17. HD, E. 2016/3082, K. 2016/3122).
Buna karşılık dava mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağına (TMK m. 229, m. 241) dayanıyorsa görevli mahkeme aile mahkemesidir (Yargıtay 8. HD, E. 2011/564, K. 2011/1051, T. 28.02.2011; E. 2015/13639, K. 2015/15889, T. 09.09.2015; E. 2018/680, K. 2019/2842, T. 18.03.2019).
İki talep birlikte ileri sürülmüşse dava tefrik edilir: muvazaa kısmına asliye hukuk, TMK m. 241 kısmına aile mahkemesi sıfatıyla bakılır (Yargıtay 8. HD, E. 2012/15067, K. 2013/4298, T. 26.03.2013). TMK m. 194 aile konutu davası ise aile mahkemesinde görülür.
| Talep | Görevli mahkeme | Yetkili mahkeme |
|---|---|---|
| Muvazaa (TBK m. 19) | Asliye hukuk | Taşınmazın bulunduğu yer |
| Tasarrufun iptali (İİK m. 277) | Asliye hukuk | Davalının yerleşim yeri |
| Aile konutu (TMK m. 194) | Aile mahkemesi | Taşınmazın bulunduğu yer |
| Katılma alacağı (TMK m. 241) | Aile mahkemesi | TMK m. 214’e göre |
İhtiyati Tedbir: Devri Baştan Önlemek
Dava sonunda kazanılan hakkın anlamlı olması için taşınmazın elden çıkarılmasının önlenmesi gerekir. Boşanma davasıyla birlikte ya da ayrıca, taşınmazın devrinin önlenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulması talep edilebilir.
Talep, yaklaşık ispat ölçüsüne göre değerlendirilir: hakkın varlığının kesin ispatı aranmaz, inandırıcı biçimde ortaya konması yeterlidir. Mahkeme kural olarak teminat isteyebilir; teminat miktarı ve türü hâkimin takdirindedir.
Aile konutu bakımından ayrıca TMK m. 194/3 uyarınca tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesi istenebilir. Bu şerh, devri hukuken engellemez ancak alıcının iyiniyet savunmasını tümüyle ortadan kaldırır.
Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Diğer Alacaklıların Aynı Tasarrufa Dava Açması
Aynı tasarruf için başka alacaklıların da iptal veya muvazaa davası açmasına hukuki engel yoktur. Üçüncü kişi konumundaki diğer alacaklılar da hukuki yararları bulunması şartıyla dava açabilir (Yargıtay HGK, E. 2019/351; Yargıtay 4. HD, E. 2020/1938).
Her dava kendi şartları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilir. Birden fazla alacaklının davayı kazanması hâlinde satış bedelinin nasıl paylaşılacağı ve öncelik sırası konusunda ise net bir uygulama birliği bulunmadığını belirtmek gerekir.
Mal Kaçırma Suç Oluşturur mu?
Doğrudan mal kaçırmayı cezalandıran hüküm İİK m. 331’dir: alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksilten borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine cezalandırılır. Bu hüküm rakip içeriklerin neredeyse tamamında atlanmaktadır.
Somut olayın koşullarına göre ayrıca dolandırıcılık (TCK m. 157-158) ve resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204) suçları da gündeme gelebilir. Ceza yargılamasının açılmış olması hukuk davasını kendiliğinden sonuçlandırmaz; iki yargı kolu bağımsız işler.
Süreler: Tek Tabloda
| Dava / talep | Süre | Başlangıç |
|---|---|---|
| Muvazaa (TBK m. 19) | Süre yok | — |
| Tasarrufun iptali (İİK m. 284) | 5 yıl (hak düşürücü) | Tasarruf tarihi |
| TMK m. 194 tapu iptali | Süre yok, evlilikle sınırlı | — |
| TMK m. 241 alacak davası | 1 yıl / 5 yıl | Öğrenme / rejimin sona ermesi |
| TMK m. 229/1-a eklenecek değer | Son 1 yıl | Rejimin sona ermesinden geriye |
| TMK m. 229/1-b kasıtlı devir | Süre sınırı yok | — |
Şirket Üzerinden Mal Kaçırma
Taşınmazın doğrudan devri yerine bir şirkete sermaye olarak konulması ya da şirket paylarının devredilmesi de mal kaçırma aracı olarak kullanılmaktadır. Bu ihtimalde muvazaa iddiası şirketin kuruluş tarihine, sermaye yapısına ve pay defterindeki kayıtlara yönelir.
Şirketin yalnızca mal kaçırma amacıyla kurulduğu ya da kullanıldığı ortaya konursa tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gündeme gelebilir. Bu tartışmayı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, organik bağ ve muvazaa yazısında ele aldım.
Mirasta Mal Kaçırmadan Farkı
Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı devirlere ilişkindir ve kendi içtihat birikimine sahiptir. Boşanmada mal kaçırma ise sağlar arası bir alacak ilişkisinden doğar; korunan kişi mirasçı değil, alacaklı eştir.
İki kurumun ispat ölçütleri benzer, ancak dava türleri ve sonuçları farklıdır. Miras bağlamındaki uygulamayı muris muvazaası ve mirastan mal kaçırma yazısında anlattım.
Mutlak muvazaa ile nispi muvazaa arasındaki fark
Muvazaa tek bir kalıp değildir. Mutlak muvazaada taraflar hiçbir işlem yapmak istemez; görünürdeki devrin arkasında gizli bir anlaşma yoktur. Nispi muvazaada ise görünürdeki işlem başka bir işlemi saklar; satış gösterilen devrin gerçekte bağış olması bunun tipik örneğidir. Ayrım, davanın sonucunu ve istenecek talebi değiştirir.
Mutlak muvazaada irade tamamen görünüştedir. Eş, taşınmazı kardeşine ya da anne babasına satmış gibi gösterir; bedel ödenmez, kullanım ve kira geliri devredende kalır, taraflar arasında mülkiyeti gerçekten geçirme iradesi hiç doğmamıştır. Görünürdeki işlem kesin hükümsüzdür ve arkasında ayakta tutulacak bir işlem bulunmaz.
Nispi muvazaada iki katman vardır. Görünürdeki işlem tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir; gizli işlem ise kendi geçerlilik koşullarını taşıyorsa ayakta kalabilir. Tapuda resmî senetle yapılan satış görünümlü bir bağışta, gizli bağışın şekil koşulu fiilen yerine gelmiş olur.
İspat yükü her iki hâlde de muvazaa iddiasında bulunan tarafa düşer. Alacaklı eş işlemin tarafı olmadığından üçüncü kişi sayılır ve senetle ispat kuralına bağlı kalmaksızın her türlü delille iddiasını ortaya koyabilir.
Delil kalıpları ayrışır. Mutlak muvazaada bedelin hiç ödenmediği, devralanın ödeme gücünün bulunmadığı ve taşınmazın devredenin kullanımında kaldığı gösterilir. Nispi muvazaada ise bedelin ödendiği ancak gerçek değerin belirgin biçimde altında kaldığı, aradaki farkın karşılıksız bırakıldığı ortaya konur.
| Ölçüt | Mutlak muvazaa | Nispi muvazaa |
|---|---|---|
| Tarafların iradesi | Hiçbir işlem yapma iradesi yok | Başka bir işlem yapma iradesi var |
| Gizli işlem | Bulunmaz | Bulunur (çoğunlukla bağış) |
| Görünürdeki işlem | Kesin hükümsüz | Kesin hükümsüz |
| Gizli işlemin akıbeti | Gündeme gelmez | Koşulları varsa geçerli kalır |
| Öne çıkan delil | Bedelin hiç ödenmemesi, kullanımın sürmesi | Bedelin gerçek değerin altında kalması |
| Sonuç ve talep | Tapu iptali ve eski malik adına tescil | Bağış ayakta kalırsa tasarrufun iptali yoluna geçilir |
| Mal kaçırma dosyalarında | Daha sık karşılaşılan tür | Daha seyrek, çoğunlukla düşük bedelli devirlerde |
Boşanma dosyalarında ağırlık mutlak muvazaadadır. Devir çoğunlukla yakın akrabaya yapılır, bedel elden ödendiği iddia edilir ancak banka kaydı bulunmaz ve taşınmaz devredenin kullanımında kalmaya devam eder.
Nitelendirmenin doğru yapılması talebin kaderini belirler. Mutlak muvazaa kabul edilirse taşınmaz devredenin adına döner ve alacak bu mal üzerinden tahsil edilir. Gizli bağışın geçerli sayıldığı hâllerde ise tapu iptali sonuç vermez; bu ihtimale karşı dilekçede tasarrufun iptali talebinin de terditli olarak yer alması gerekir.
50 Soruda Boşanmada Mal Kaçırma
1. Boşanmada mal kaçırma nedir?
Eşin boşanmadan doğacak alacakları ödememek için malvarlığını üçüncü kişilere devretmesidir.
2. Kaç ayrı dava açılabilir?
Dört yol vardır: muvazaa (TBK m. 19), tasarrufun iptali (İİK m. 277 vd.), aile konutu tapu iptali (TMK m. 194) ve TMK m. 241 alacak davası.
3. Hangi davayı açacağıma nasıl karar veririm?
Aciz belgesi ve kesinleşmiş takip var mı, taşınmaz aile konutu mu, evlilik sürüyor mu sorularının cevabına göre belirlenir.
4. Muvazaa davasında aciz belgesi gerekir mi?
Gerekmez. İcra takibi, takibin kesinleşmesi ve aciz belgesi şartları aranmaz.
5. Muvazaa davasında süre var mı?
Yoktur. Bu dava zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir.
6. Tasarrufun iptali davasının şartları nelerdir?
Gerçek alacak, kesinleşmiş takip, borcun doğumundan sonraki tasarruf, aciz belgesi ve beş yıllık süre içinde dava.
7. Aciz belgem yok, ne yapmalıyım?
Muvazaa davası açılabilir; bu davada aciz şartı aranmaz.
8. Haciz tutanağı aciz belgesi yerine geçer mi?
Geçer. İİK m. 105 uyarınca hacze kabil mal bulunmayan tutanak aciz vesikası hükmündedir.
9. Borçlunun elinde hacizli bir taşınmaz varsa aciz kabul edilmez mi?
Bazı mahkemeler kabul etmeyip davayı reddedebilmektedir; bu risk varsa muvazaa yolu daha güvenlidir.
10. Tasarrufun iptali süresi ne kadardır?
Tasarruf tarihinden itibaren beş yıldır ve hak düşürücüdür (İİK m. 284).
11. Beş yıl geçmişse ne yapabilirim?
Muvazaa davası açabilirsiniz; bu davada süre işlemez.
12. Davayı ıslahla muvazaaya çevirebilir miyim?
Çevirebilirsiniz. Aciz ve takip şartları aranmayacağı için kabul olasılığı artabilir.
13. Muvazaa kabul edilirse tapu bana mı geçer?
Geçmez. İİK m. 283 kıyasen uygulanarak size haciz ve satış isteme yetkisi verilir.
14. Neden tapu iptali istenmiyor?
Tapu borçluya dönerse diğer alacaklılar da yönelebilir veya mal yeniden devredilebilir.
15. Devir boşanma davasından önce yapıldıysa dava açılabilir mi?
Açılabilir. Boşanmaya neden olan olaylar tasarruftan önce mevcutsa mal kaçırma amacı kabul edilir.
16. Hangi olaylar borcun doğumu sayılır?
Eşin evden ayrılması, sadakatsizlik veya ceza davasına konu eylemler bu kapsamda değerlendirilir.
17. Aile konutu şerhi yoksa dava açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Şerh kurucu değil açıklayıcı niteliktedir; koruma konutun vasfından doğar.
18. Evden ayrıldım, aile konutu vasfı kalkar mı?
Kalkmaz. Davacı eşin konutu terk etmesi bu niteliği ortadan kaldırmaz.
19. Rıza yazılı olmak zorunda mı?
Zorunlu değildir; sözlü de olabilir ancak açık olmalıdır.
20. Rızanın varlığını kim ispatlar?
Tasarrufta bulunan taraf, yani devri yapan veya devralan kişi ispatlar.
21. Önceden rıza verilebilir mi?
Verilemez. Rıza ancak belirli bir işlem için verilir, önceden feragat edilemez.
22. Alıcı iyiniyetliyse tapu iptal edilmez mi?
TMK m. 194 davasında edilir. Tescil yolsuz olduğundan TMK m. 1023 uygulanmaz, kötü niyet aranmaz.
23. Boşanma kesinleşirse aile konutu davası ne olur?
Koruma sona erer, işlem geçerlilik kazanır ve dava konusuz kalır.
24. O hâlde TMK m. 194 davası tek başına açılmalı mı?
Açılmamalıdır. Muvazaa veya TMK m. 241 dayanağıyla birlikte kademeli talep kurulmalıdır.
25. Boşanma davası bekletici mesele yapılır mı?
Bu noktada net bir cevap yoktur; doğrudan içtihat bulunmamakla birlikte Yargıtay bağlantılı davalarda bekleme yönünde eğilimlidir.
26. Mal rejimi davasında boşanma bekletici mesele midir?
Evet. Tasfiye için boşanmanın kesinleşmesi ön koşul olduğundan bekletici mesele yapılır.
27. Zincirleme devirde kime dava açılır?
Devri yapan eş, ara alıcılar ve son malik dâhil zincirin tüm halkalarına açılır.
28. Ara alıcıyı dâhil etmezsem ne olur?
Eksik hasım nedeniyle karar bozulur; taraf teşkili kamu düzenine ilişkindir.
29. Ara alıcı ölmüşse ne yapılır?
Mirasçıları davaya dâhil edilir.
30. Dava sırasında taşınmaz devredilirse ne olur?
Yeni alıcının da davaya dâhil edilmesi gerekir.
31. Düşük bedelle satış tek başına muvazaayı ispatlar mı?
İspatlamaz. Diğer olgularla birlikte değerlendirilir.
32. Hangi olgular güçlü delil sayılır?
Borçlunun satılan yerde bedelsiz oturmaya devam etmesi, yakın akrabalık ve kısa aralıklı ardışık devirler.
33. Muvazaa tanıkla ispatlanabilir mi?
Üçüncü kişi konumundaki alacaklı bakımından her türlü delille ispat mümkündür.
34. Anlaşmalı boşanma protokolüyle yapılan devir iptal edilebilir mi?
Edilebilir; ancak boşanmanın kendisinin muvazaalı olduğunun ispatı gerekir.
35. Boşanmadan kısa süre sonra yeniden evlenme ne anlama gelir?
On yedi gün içinde yeniden evlenme mal kaçırma amacının açık göstergesi sayılmıştır.
36. TMK m. 229 eklenecek değer nedir?
Rejimin sona ermesinden önceki bir yılda rızasız yapılan olağan dışı kazandırmalar ile katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerdir.
37. Kasıtlı devirde bir yıllık sınır var mı?
Yoktur. Katılma alacağını azaltma kastı ispatlanırsa süre sınırı aranmaz.
38. TMK m. 241 davası için boşanma kesinleşmeli mi?
Kesinleşmelidir. Taraflar hâlâ evliyse bu madde uygulanamaz.
39. TMK m. 241 ile ne istenir?
Eksik kalan miktarla sınırlı bir para alacağı istenir; mülkiyet hakkı sağlamaz.
40. TMK m. 241 davasında süre nedir?
Öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde rejimin sona ermesinden itibaren beş yıl.
41. Muvazaa davasında görevli mahkeme hangisidir?
Asliye hukuk mahkemesidir; aile mahkemesinin görev alanı dışındadır.
42. TMK m. 241 davasında görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemesidir.
43. İki talebi birlikte açarsam ne olur?
Dava tefrik edilir; muvazaa asliye hukukta, TMK m. 241 aile mahkemesinde görülür.
44. Devri baştan nasıl önlerim?
Tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi ve aile konutu şerhi konulmasını talep edebilirsiniz.
45. İhtiyati tedbir için kesin ispat gerekir mi?
Gerekmez. Yaklaşık ispat ölçüsü uygulanır; mahkeme teminat isteyebilir.
46. Aile konutu şerhi devri engeller mi?
Hukuken engellemez ancak alıcının iyiniyet savunmasını ortadan kaldırır.
47. Mal kaçırma suç mudur?
İİK m. 331 alacaklıyı zarara sokmak kastıyla mevcudu eksiltmeyi cezalandırır; koşullara göre TCK m. 157-158 ve m. 204 de gündeme gelebilir.
48. Diğer alacaklılar da dava açabilir mi?
Açabilirler. Her dava kendi şartları çerçevesinde ayrı değerlendirilir.
49. Şirkete devredilen mal için ne yapılabilir?
Muvazaa iddiası şirketin kuruluşuna ve pay yapısına yöneltilir; koşulları varsa perdenin kaldırılması tartışılır.
50. Hangi belgeleri toplamalıyım?
Tapu tarihsel dökümü ve akit tabloları, banka kayıtları, rayiç değer raporu, abonelik ve adres kayıtları, akrabalık belgeleri ve tanık listesi.
Sonuç
Boşanmada mal kaçırmaya karşı açılacak davanın seçimi, davanın kendisinden daha belirleyicidir. Aciz belgesi ve kesinleşmiş takip yoksa ya da devrin üzerinden beş yıl geçmişse muvazaa davası; aciz belgesi varsa ve devir akrabaya yapılmışsa kanuni karineleri nedeniyle tasarrufun iptali davası öne çıkar.
Aile konutu davası kötü niyet aranmadan tapuyu iptal ettirebilen tek yoldur; ancak boşanmanın kesinleşmesiyle konusuz kalır. Bu nedenle tek başına değil, muvazaa ya da TMK m. 241 talebiyle birlikte kademeli olarak ileri sürülmelidir. TMK m. 241 ise mülkiyet değil, eksik kalan kadar para alacağı sağlar ve boşanmanın kesinleşmesini bekler.
Zincirleme devirlerde tüm kayıt maliklerinin davalı gösterilmesi ve görevli mahkemenin talebin niteliğine göre doğru seçilmesi, yılların kaybedilmemesi anlamına gelir. Her dosyanın devir zinciri, tarih dizisi ve delil yapısı farklıdır. Kendi durumunuz için değerlendirme yapılmasını isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Alacak icra takibine konduktan sonra borçlu taşınmazlarını devretmişse, muvazaa ve tasarrufun iptali taleplerini tek dilekçede birleştirmek gerekir. Bu dilekçenin nasıl kurulacağını anonimleştirilmiş tam metin bir örnekle birlikte boşanmadan sonra mal kaçırma sebebiyle terditli dava dilekçesi örneği yazısında anlattım.
Kaynakça
Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 (dürüst davranma), m. 194 (aile konutu), m. 214 (yetki), m. 219-220 (edinilmiş ve kişisel mallar), m. 222 (ispat), m. 225 (mal rejiminin sona ermesi), m. 229 (eklenecek değerler), m. 231-236 (artık değer ve katılma alacağı), m. 240, m. 241 (üçüncü kişilere karşı dava), m. 1023-1024 (tapu siciline güven ve yolsuz tescil)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 19 (muvazaa), m. 27 (kesin hükümsüzlük)
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 105 (haciz tutanağının aciz vesikası hükmünde olması), m. 143 (aciz vesikası), m. 277 (iptal davası ve davacılar), m. 278 (bağışlamalar), m. 279 (acz hâlindeki tasarruflar), m. 280 (zarar verme kastından doğan iptal), m. 281-283 (usul ve hüküm), m. 284 (hak düşürücü süre), m. 331 (alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudu eksiltme)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2 (asliye hukuk mahkemesinin görevi), m. 12 (taşınmazın aynından doğan davalarda kesin yetki), m. 59-60 (zorunlu dava arkadaşlığı), m. 165 (bekletici sorun), m. 176-182 (ıslah), m. 200-203 (senetle ispat zorunluluğu ve istisnaları), m. 389 vd. (ihtiyati tedbir)
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 157-158 (dolandırıcılık), m. 204 (resmî belgede sahtecilik)
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1603, K. 2017/933, T. 10.05.2017
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/378, K. 2019/1329, T. 10.12.2019
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/618, K. 2025/231, T. 16.04.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/674, K. 2025/1154, T. 10.02.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/881, K. 2025/4895, T. 12.05.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/600, K. 2024/7427, T. 15.10.2024
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3136, K. 2024/2301, T. 02.04.2024
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10476, K. 2023/4174, T. 26.09.2023
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5060, K. 2023/4464, T. 04.10.2023
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11065, K. 2023/3390, T. 20.06.2023
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/6791, K. 2023/3371, T. 20.06.2023
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/6055, K. 2022/8870, T. 08.11.2022
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5560, K. 2022/264, T. 19.01.2022
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/3464, K. 2021/6355, T. 22.09.2021
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6431, K. 2019/10331, T. 17.10.2019
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/751, K. 2019/1557, T. 21.02.2019
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/334, K. 2018/2407, T. 22.02.2018
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/15744, K. 2018/668, T. 17.01.2018
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/18710, K. 2018/6233, T. 15.05.2018
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6764, K. 2017/6194, T. 25.05.2017
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/8459, K. 2015/21825, T. 19.11.2015
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/3970, K. 2015/12242, T. 10.06.2015
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/10309, K. 2014/11527, T. 26.05.2014
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/3511, K. 2011/11893, T. 11.07.2011
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/8932, K. 2009/21741, T. 16.12.2009
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/2203, K. 2010/6062, T. 30.03.2010
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21266, K. 2023/2009, T. 20.02.2023
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/12462, K. 2023/8190
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9742, K. 2024/3318, T. 15.04.2024
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1890, K. 2021/7420
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2020/1222, K. 2021/396, T. 03.02.2021
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/680, K. 2019/2842, T. 18.03.2019
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/13567, K. 2020/3088, T. 08.06.2020
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/10880, K. 2017/6264, T. 26.04.2017
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/13639, K. 2015/15889, T. 09.09.2015
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/9091, K. 2014/9867, T. 16.05.2014
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/7920, K. 2014/2213, T. 13.02.2014
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/15067, K. 2013/4298, T. 26.03.2013
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/7074, K. 2013/1462, T. 14.02.2013
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/3625, K. 2011/4839, T. 04.10.2011
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/564, K. 2011/1051, T. 28.02.2011
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/649, K. 2011/4416
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/11311, K. 2019/2206, T. 27.02.2019
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/18392, K. 2018/4715
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/11012, K. 2017/12130, T. 26.12.2017
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/2682, K. 2016/6341, T. 24.05.2016
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/11336, K. 2016/4634, T. 12.04.2016
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/11563, K. 2016/8559, T. 04.10.2016
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/4654, K. 2017/4928
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/14266, K. 2016/4063
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/13643, K. 2016/11022
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/4818, K. 2017/8842
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/11791, K. 2017/7010
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/22909, K. 2017/50
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/21132, K. 2017/2723
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/9919, K. 2016/8234
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/3082, K. 2016/3122
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2008/4342, K. 2009/1702
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/18801, K. 2014/5878, T. 18.03.2014
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru No. 2017/32275, T. 16.09.2020
Doktrin ve akademik kaynaklar
- Mustafa Dural – Tufan Öğüz – Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul
- Bilge Öztan, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara
- Şükran Şıpka – Ahmet Cemal Ruhi, Evlilik Birliğinde Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
- Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, Ankara
- M. Kemal Oğuzman – Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul
- Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, Ankara
- Hakan Pekcanıtez – Oğuz Atalay – Meral Sungurtekin Özkan – Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
- Talih Uyar, Tasarrufun İptali Davaları, Bilge Yayınevi, Ankara
- Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuz için bir avukattan görüş alınması gerekir.
