Skip to main content

Vesayet Davasında Rapor ve Malvarlığı Tedbirleri

Vesayet Davasında Rapor ve Malvarlığı Tedbirleri

Vesayet davasında sağlık kurulu raporu, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama kararı verilebilmesi için zorunludur. Tek hekim raporu yeterli değildir; resmî sağlık kurulu raporu aranır. Raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde Adli Tıp Kurumundan görüş alınır.

Bu yazıda vesayet davasının açılması, kısıtlama sebepleri, sağlık kurulu raporunun zorunluluğu, dava sürerken malvarlığının korunması için alınabilecek tedbirler, vasinin izne tabi işlemleri ve iki kişinin birlikte vasi atanıp atanamayacağı ele alınıyor.

Kısıtlama Sebepleri ve Rapor Kısıtlama Sebepleri ve Rapor Şartı Yalnızca akıl hastalığı ve akıl zayıflığında sağlık kurulu raporu zorunludur. AKIL HASTALIĞI TMK m. 405 Sağlık kurulu raporu zorunludur. Tek hekim raporu yetmez. SAVURGANLIK TMK m. 406 Alkol, uyuşturucu, kötü yaşama biçimi. Dinlenilmeden karar verilemez. ÖZGÜRLÜĞÜ BAĞLAYICI CEZA TMK m. 407 Bir yıl ve daha uzun hapis cezası. Kendiliğinden kısıtlanır. İSTEK ÜZERİNE TMK m. 408 Yaşlılık, sakatlık ya da deneyimsizlik nedeniyle. Kişinin kendi talebiyle. Dava sürerken malvarlığı korunabilir Tapuya şerh, banka hesaplarına tedbir ve gerekirse geçici kayyım atanması istenebilir. Vasi bazı işlemler için izin almak zorundadır Taşınmaz satışı, ödünç alma ve dava açma gibi işlemler izne tabidir (TMK m. 462-463).
Kısıtlama sebepleri ve dava sırasında korunma.

Vesayet Davası Hangi Sebeplerle Açılır?

Kısıtlama sebepleri Türk Medeni Kanununda sınırlı sayıda gösterilmiştir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (m. 405), savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama biçimi ve kötü yönetim (m. 406), bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet (m. 407) ve kişinin kendi isteği (m. 408).

Her sebep için farklı usul kuralları öngörülmüştür. En sık başvurulan sebep olan akıl hastalığında rapor zorunluluğu, diğerlerinde ise dinlenme zorunluluğu öne çıkar.

Dava, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde açılır (TMK m. 411).

Sağlık Kurulu Raporu Zorunlu mu?

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir (TMK m. 409/2). Tek hekim tarafından düzenlenen rapor yeterli görülmez.

Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir. Bu dinleme, kişinin durumuna göre değerlendirilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, resmî sağlık kurulu raporu alınmadan verilen kısıtlama kararlarını bozmaktadır (E. 2021/561, K. 2021/4437, T. 26.05.2021; E. 2017/68, K. 2017/471, T. 19.01.2017).

Raporlar Çelişirse Ne Yapılır?

Dosyada birbiriyle çelişen raporlar bulunuyorsa çelişkinin giderilmesi gerekir. Uygulamada bu aşamada Adli Tıp Kurumundan görüş alınmaktadır.

Çelişki giderilmeden verilen karar eksik incelemeye dayanır. Bu nedenle rapor tarihleri ve içerikleri arasındaki farklılıkların dilekçeyle açıkça gösterilmesi gerekir.

Raporun güncel olması da aranır. Uzun süre önce alınmış bir rapora dayanılarak karar verilmesi, kişinin mevcut durumunu yansıtmayabilir.

Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Dava Sürerken Malvarlığı Nasıl Korunur?

Vesayet davası sonuçlanana kadar geçen sürede malvarlığının elden çıkarılması riski bulunabilir. Bu riske karşı geçici önlemler istenebilir.

Mahkemeden taşınmazlar üzerine tedbir şerhi konulması, banka hesaplarına bloke konulması ve gerekirse geçici olarak temsil kayyımı atanması talep edilebilir.

Talep, dava dilekçesiyle birlikte ya da yargılama sırasında ayrıca sunulabilir. Somut risk gösterilmesi, talebin kabulünü kolaylaştırır.

Hangi Belgeler Riski Ortaya Koyar?

Tapu kayıtlarındaki son dönem devirleri, banka hesap hareketlerindeki olağan dışı çekimler, yeni verilmiş vekâletnameler ve üçüncü kişilere yapılan ödemeler bu riski somutlaştırır.

Tapu ve banka kayıtlarının celbi dava içinde talep edilebilir. Kişisel verilerin korunması gereği bu talebin gerekçelendirilmesi gerekir.

Vasinin İzne Tabi İşlemleri Vasi Her İşlemi Tek Başına Yapamaz Vesayet makamının izni Taşınmaz alım satımı ve rehni Ödünç alma, kefil olma Dava açma, sulh olma, tahkim TMK m. 462 Ayrıca denetim makamının izni Vesayet altındaki kişinin evlat edinmesi Vatandaşlıktan çıkma İşletmenin devri ya da tasfiyesi TMK m. 463 İzin alınmadan yapılan işlem vesayet altındaki kişiyi bağlamaz Sonradan izin verilmesi ya da işlemin onanması hâlinde geçerlilik kazanabilir. Vasi iki yılda bir hesap ve rapor verir Vesayet makamı denetimi sürekli işler; kötü yönetimde vasi görevden alınır.
Vasinin yetki sınırları ve denetim.

Kimler Vasi Olarak Atanabilir?

Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar. Haklı sebep engellemedikçe vesayet altına alınacak kişinin eşi ya da yakın hısımlarından biri tercih edilir (TMK m. 413-414).

Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz hayat sürenler ve vesayet altındaki kişiyle menfaat çatışması içinde bulunanlar vasi olamaz (TMK m. 418).

Atamaya karşı ilgililer on gün içinde itiraz edebilir (TMK m. 422).

İki Kişi Birlikte Vasi Atanabilir mi?

Bu konuda incelenen kararlarda net bir cevap bulunmuyor. Kanun, birden fazla vasi atanmasını açıkça düzenlememiştir.

Uygulamada kural, tek bir vasi atanmasıdır. Bununla birlikte malvarlığının niteliği ya da işlerin kapsamı gerektirdiğinde farklı görevler için ayrı kayyımlar atanması yoluna gidilebilmektedir.

Birlikte atama talebinde bulunulacaksa, görev bölüşümünün ve sorumluluğun nasıl işleyeceğinin dilekçede açıklanması gerekir.

Vasi Hangi İşlemler İçin İzin Almalı?

Vasi, vesayet altındaki kişi adına yapacağı bazı işlemler için vesayet makamının iznini almak zorundadır. Taşınmaz alım satımı ve rehni, ödünç alma ve verme, kefil olma, dava açma, sulh olma ve tahkim bu kapsamdadır (TMK m. 462).

Bazı işlemler için ayrıca denetim makamının da izni gerekir. Vesayet altındaki kişinin evlat edinmesi, vatandaşlıktan çıkması ve bir işletmenin devri ya da tasfiyesi bunlar arasındadır (TMK m. 463).

İzin alınmadan yapılan işlem vesayet altındaki kişiyi bağlamaz. Sonradan izin verilmesi ya da işlemin onanması hâlinde geçerlilik kazanabilir.

Vasinin Denetimi

Vasi, vesayet makamının denetimi altındadır ve kural olarak iki yılda bir hesap ve rapor vermekle yükümlüdür (TMK m. 453). Vesayet makamı bu süreyi kısaltabilir.

Kötü yönetim, görevin ihmali ya da menfaat çatışması hâllerinde vasi görevden alınır (TMK m. 483-484). İlgililer bu yönde talepte bulunabilir.

Vasinin verdiği zarardan sorumluluğu ayrıca doğar. Bu sorumluluk, vesayetin sona ermesinden sonra da ileri sürülebilir.

Kayyım ve Yasal Danışman Farkı

Vesayet, kişinin fiil ehliyetinin tümüyle sınırlanmasını gerektiren hâllerde uygulanır. Belirli bir iş ya da malvarlığının yönetimi için ise kayyım atanır (TMK m. 426-427).

Fiil ehliyetinin tümüyle kaldırılmasına gerek bulunmayan hâllerde ise yasal danışman atanması yoluna gidilir (TMK m. 429). Bu hâlde kişi belirli işlemleri yasal danışmanın görüşünü alarak yapabilir.

Ölçülülük ilkesi gereği, hafif müdahale yeterliyse ağır olana başvurulmaz. Bu nedenle vesayet talebinde bulunulmadan önce kayyımlığın yeterli olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Vesayet altındaki kişinin adına ilişkin talepler de vasi aracılığıyla yürütülür; ad ve soyadı değişikliği davasının şartlarını ayrı bir yazıda ele aldım. Ruh sağlığına ilişkin raporların velayet davalarında nasıl değerlendirildiğini ise velayet davasında ebeveynin ruh sağlığı yazısında inceledim.

Vesayet Ne Zaman Sona Erer?

Kısıtlama sebebi ortadan kalktığında vesayet sona erer. Akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamada, kaldırma kararı da resmî sağlık kurulu raporuna dayanır (TMK m. 474).

Savurganlık, bağımlılık ve kötü yaşama biçimi sebebiyle kısıtlamada ise en az bir yıl geçmedikçe kaldırma istenemez (TMK m. 475).

Kaldırma talebi kısıtlının kendisi ya da ilgililer tarafından yapılabilir. Talep, vesayet makamına yöneltilir.

Vasi ücret talep edebilir mi?

Vasilik karşılıksız bir görev değildir. Vasi, harcadığı emek ve yönettiği malvarlığının geliri gözetilerek belirlenen bir ücreti isteyebilir. Ücret kural olarak kısıtlının malvarlığından karşılanır; malvarlığı yetersizse Hazineden ödenir. Takdir yetkisi vesayet makamına aittir ve her hesap dönemi için ayrı ayrı kullanılır.

Türk Medeni Kanunu m. 457, vasiye her hesap dönemi için ücret verilmesini öngörür. Miktarın belirlenmesinde iki ölçüt esas alınır: görevin gerektirdiği emek ile yönetilen malvarlığının geliri.

Ücret, vasinin kendi kişisel emeğinin karşılığıdır. Vasinin görev nedeniyle yaptığı yol gideri, harç ve benzeri masraflar ise ücretten ayrı bir kalemdir ve belgelendirilerek istenir.

Uygulamada mahkeme, talep bulunmadıkça ücrete hükmetmez. Bu nedenle vasinin, iki yılda bir sunduğu hesap ve rapor ile birlikte ücret talebini de yazılı olarak vesayet makamına iletmesi gerekir.

Talep dilekçesinde dönem içinde yürütülen işlerin dökümü verilmelidir: yapılan tahsilatlar, açılan ya da takip edilen davalar, sağlık ve bakım süreçlerinin yönetimi, taşınmaz ve banka hesaplarına ilişkin işlemler. Emeğin somut olarak gösterilmesi, takdir edilen miktarı doğrudan etkiler.

Kısıtlının malvarlığı ücreti karşılamaya yetmiyorsa ücret Hazineden ödenir. Bu ihtimalde dilekçede malvarlığının gelir durumunun da ortaya konması beklenir.

Vesayet makamının ücret hakkındaki kararına karşı ilgililer kanun yoluna başvurabilir. Ücretin hiç takdir edilmemesi ya da emekle açık biçimde orantısız belirlenmesi, başvurunun temel gerekçesini oluşturur.

Vasinin verdiği zarardan Devletin sorumluluğu

Vasinin kusuruyla verdiği zarar yalnızca vasiyi ilgilendirmez. Türk Medeni Kanunu m. 466 ve devamı, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı işlemlerinden Devleti doğrudan sorumlu tutar. Vasi, kayyım ve yasal danışmandan alınamayan zarardan ise Devlet ikinci derecede sorumludur. Ödeyen Devlet, kusurlulara rücu eder.

Sorumluluğun ilk halkası vasidir. Vasi, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumlu olur; aynı kural kayyım ve yasal danışman için de geçerlidir.

İkinci halka Devlettir. Vesayet makamı ve denetim makamında görevli olanların hukuka aykırı işlem ya da ihmalleriyle doğan zarardan Devlet doğrudan sorumlu tutulur. Burada zarar görenin önce vasiye başvurması aranmaz.

Zincirleme sorumluluk ise şöyle işler: zarar öncelikle vasiden istenir, vasiden karşılanamayan kısım için Devlete başvurulur. Devletin bu sorumluluğu ikinci derecededir ve tahsil edilememe koşuluna bağlıdır.

Tazminatı ödeyen Devlet, zarara sebep olanlara rücu eder. Rücu ilişkisinde kusurlu olan kişiler Devlete karşı zincirleme biçimde sorumlu olur.

Zarar gören, tazminat talebini vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine yöneltir. Devletin vesayet dairelerinde görevli olanlara karşı açacağı rücu davasında ise vesayet dairelerinin bulunduğu yere en yakın asliye hukuk mahkemesi görülür; bu düzenleme, aynı yerdeki görevlilerin kendi yargı çevrelerinde yargılanmasını önlemeyi amaçlar.

Dava, kısıtlı adına yeni atanan vasi ya da kayyım tarafından açılır. Vesayet sona ermişse eski kısıtlı davayı bizzat açar; ölüm hâlinde talep mirasçılara geçer.

Bu sorumluluk, vesayetin sona ermesinden sonra da ileri sürülebilir. Hesabın onaylanmış olması, gizlenen ya da sonradan ortaya çıkan zararlar bakımından vasiyi ibra etmiş sayılmaz.

25 Soruda Vesayet ve Malvarlığı Tedbirleri

1. Vesayet davası nerede açılır?
Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde (TMK m. 411).

2. Kimler dava açabilir?
İlgililer ve Cumhuriyet savcısı. Kişinin kendisi de kendi isteğiyle kısıtlanmayı talep edebilir.

3. Kısıtlama sebepleri nelerdir?
Akıl hastalığı ve akıl zayıflığı, savurganlık ve bağımlılık, bir yıl ve üzeri hapis cezası, kişinin kendi isteği.

4. Tek hekim raporu yeterli mi?
Yeterli değil. Akıl hastalığı ve akıl zayıflığında resmî sağlık kurulu raporu zorunludur (TMK m. 409/2).

5. Rapor alınmadan karar verilebilir mi?
Verilemez. Rapor alınmadan verilen kararlar bozulmaktadır (Yargıtay 8. HD, E. 2021/561).

6. Raporlar çelişirse ne olur?
Çelişki giderilmelidir. Uygulamada Adli Tıp Kurumundan görüş alınır.

7. Eski tarihli rapor kullanılabilir mi?
Raporun güncel olması aranır. Eski rapor kişinin mevcut durumunu yansıtmayabilir.

8. Kısıtlanacak kişi dinlenir mi?
Hâkim, kurul raporunu göz önünde tutarak dinleyebilir. Savurganlık ve bağımlılık sebeplerinde dinlenme zorunludur.

9. Dava ne kadar sürer?
Rapor sürecine bağlıdır. Sağlık kurulu ve gerekirse Adli Tıp aşaması süreyi uzatır.

10. Dava sürerken malvarlığı korunabilir mi?
Korunabilir. Tapuya tedbir şerhi, banka hesaplarına bloke ve geçici kayyım atanması istenebilir.

11. Tedbir talebini ne zaman yapmalıyım?
Dava dilekçesiyle birlikte ya da yargılama sırasında. Somut risk gösterilmesi talebin kabulünü kolaylaştırır.

12. Riski nasıl ortaya koyarım?
Tapudaki son dönem devirleri, olağan dışı banka hareketleri, yeni vekâletnameler ve üçüncü kişilere yapılan ödemelerle.

13. Tapu ve banka kayıtları istenebilir mi?
Dava içinde celbi talep edilebilir. Talebin gerekçelendirilmesi gerekir.

14. Kimler vasi olabilir?
Görevi yapabilecek yetenekte erginler. Haklı sebep yoksa eş ya da yakın hısımlar tercih edilir (TMK m. 413-414).

15. Kimler vasi olamaz?
Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar ve vesayet altındaki kişiyle menfaat çatışması içinde bulunanlar (TMK m. 418).

16. Vasi atamasına itiraz edebilir miyim?
İlgililer on gün içinde itiraz edebilir (TMK m. 422).

17. İki kişi birlikte vasi atanabilir mi?
İncelenen kararlarda net cevap yok. Uygulamada kural tek vasi atanmasıdır; farklı görevler için ayrı kayyımlar atanabilmektedir.

18. Vasi taşınmaz satabilir mi?
Vesayet makamının izniyle (TMK m. 462). İzinsiz yapılan işlem vesayet altındaki kişiyi bağlamaz.

19. Hangi işlemler denetim makamının iznine tabi?
Evlat edinme, vatandaşlıktan çıkma ve işletmenin devri ya da tasfiyesi gibi işlemler (TMK m. 463).

20. İzinsiz işlem sonradan geçerli olabilir mi?
Sonradan izin verilmesi ya da işlemin onanmasıyla geçerlilik kazanabilir.

21. Vasi ne sıklıkla hesap verir?
Kural olarak iki yılda bir hesap ve rapor verir (TMK m. 453). Vesayet makamı süreyi kısaltabilir.

22. Vasi görevden alınabilir mi?
Kötü yönetim, görevin ihmali ya da menfaat çatışması hâlinde alınır (TMK m. 483-484).

23. Kayyım ile vasi farkı ne?
Vesayet fiil ehliyetini tümüyle sınırlar; kayyımlık belirli bir iş ya da malvarlığının yönetimi içindir.

24. Yasal danışman ne zaman atanır?
Fiil ehliyetinin tümüyle kaldırılmasına gerek bulunmayan hâllerde (TMK m. 429).

25. Vesayet nasıl kaldırılır?
Kısıtlama sebebi ortadan kalktığında. Akıl hastalığında kaldırma da sağlık kurulu raporuna dayanır (TMK m. 474).

Sonuç

Akıl hastalığı ve akıl zayıflığına dayalı kısıtlamada resmî sağlık kurulu raporu vazgeçilmez bir şarttır. Tek hekim raporuyla verilen kararlar bozulmaktadır.

Dava süresince malvarlığının korunması ayrı bir başlıktır. Tapuya tedbir şerhi, banka hesaplarına bloke ve geçici kayyım atanması talepleri, somut risk gösterilerek dava dilekçesiyle birlikte sunulmalıdır.

Ölçülülük ilkesi gereği, kayyımlık ya da yasal danışmanlık yeterliyse vesayet yoluna gidilmemelidir. Bu değerlendirmenin dava açılmadan önce yapılması gerekir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 396-403 (vesayet organları), m. 404-408 (kısıtlama sebepleri), m. 409 (kısıtlamada usul ve sağlık kurulu raporu), m. 411-412 (yetkili vesayet dairesi), m. 413-418 (vasinin atanması ve engeller), m. 422 (atamaya itiraz), m. 426-429 (kayyım ve yasal danışman), m. 445-457 (vasinin görevleri ve hesap verme), m. 457 (vasinin ücreti), m. 462-463 (izne tabi işlemler), m. 466-469 (vesayet organlarının ve Devletin sorumluluğu, rücu ve yetkili mahkeme), m. 474-478 (vesayetin sona ermesi), m. 483-484 (vasinin görevden alınması).

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382 ve devamı (çekişmesiz yargı işleri), m. 389 ve devamı (ihtiyati tedbir).

2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu (rapor çelişkilerinin giderilmesi).

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/561, K. 2021/4437, T. 26.05.2021.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/68, K. 2017/471, T. 19.01.2017.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/2362, K. 2022/3133, T. 14.04.2022.

Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. 2023/65565, T. 24.12.2025.

Doktrin ve akademik kaynaklar

Kişiler hukuku eserlerinde vesayet, kayyımlık ve yasal danışmanlık kurumlarına ilişkin bölümler.

Kısıtlamada ölçülülük ilkesi ve engelli haklarına ilişkin uluslararası düzenlemelerle uyum tartışması.

Vasinin sorumluluğu ve vesayet makamının denetim yetkisine dair incelemeler.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; karar vermeden önce bir avukata danışılması gerekir.