Velayet davasında ebeveynin ruh sağlığı, tek başına belirleyici bir ölçüt değildir. Belirleyici olan, rahatsızlığın çocuğun bakımını, güvenliğini ve gelişimini fiilen tehlikeye düşürüp düşürmediğidir. Bu değerlendirme uzman raporuna dayanmadan yapılamaz.
Bu yazıda velayette çocuğun üstün yararı ilkesi, ebeveynin psikiyatrik rahatsızlığının ve intihar girişiminin nasıl değerlendirildiği, sosyal inceleme raporunun rolü, rapora itiraz yolu ve velayetin değiştirilmesi davasının şartları ele alınıyor.
Velayette Hangi Ölçüt Esas Alınır?
Velayetin belirlenmesinde tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Ebeveynin boşanmadaki kusuru ya da haklılığı velayeti doğrudan belirlemez.
Hâkim, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişimini hangi ebeveynin yanında daha sağlıklı biçimde sürdüreceğini değerlendirir. Bu değerlendirmede çocuğun yaşı, alışkanlıkları, kardeşleriyle ilişkisi ve mevcut yaşam düzeni gözetilir.
Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşünün alınması da gerekir. Çocuğun beyanı bağlayıcı değildir ancak dikkate alınması zorunludur.
Ebeveynin fiil ehliyetinin sınırlanması gerekiyorsa ayrı bir yol izlenir; vesayet davasında sağlık kurulu raporu ve malvarlığı tedbirlerini ayrı bir yazıda anlattım.
Psikiyatrik Rahatsızlık Velayeti Kaybettirir mi?
Kendiliğinden kaybettirmez. Bir teşhisin varlığı, o ebeveynin velayete ehil olmadığı anlamına gelmez. Gündelik dilde kullanılan kişilik nitelemelerinin klinik bir teşhis yerine geçmediğini, dosyada ancak somut davranışların tartışılabileceğini narsist eşten boşanma davası yazısında da aynı çerçevede ele aldım.
Belirleyici olan, rahatsızlığın çocuğun bakımına ve güvenliğine fiilen yansıyıp yansımadığıdır. Tedaviyle kontrol altına alınmış, işlevselliği koruyan bir ebeveyn bakımından velayetin kaldırılması gündeme gelmez.
Buna karşılık çocuğun güvenliğini tehlikeye atan, bakım ihmaline yol açan ve tedaviye rağmen süren bir tablo velayetin diğer ebeveyne verilmesi için güçlü gerekçe oluşturur.
İntihar Girişimi Nasıl Değerlendirilir?
İntihar girişimi ciddi bir olgu olarak ele alınır ancak tek başına otomatik bir sonuç doğurmaz. Girişimin zamanı, sıklığı, çocuğun bu olaya tanık olup olmadığı ve sonrasındaki tedavi süreci birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarında, ciddi psikolojik rahatsızlık ve intihar girişiminin çocuğun güvenliğini tehlikeye atması hâlinde velayetin diğer ebeveyne verilebileceği kabul edilmektedir (E. 2023/5512, K. 2023/4310, T. 28.09.2023; E. 2024/5976, K. 2025/1911, T. 24.02.2025).
Buna karşılık iddia ispatlanamaz ya da uzman incelemesinde psikopatoloji saptanmazsa velayet mevcut ebeveynde bırakılır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/720, K. 2023/2518, T. 18.05.2023).
Bu değerlendirme dosyanın kendi verilerine göre değişir. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Uzman Raporu Alınmadan Karar Verilebilir mi?
Verilemez. Ebeveynin ruh sağlığına ilişkin iddia dosyaya girmişse, karardan önce psikiyatri ve psikolog görüşü içeren uzman raporu alınması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uzman incelemesi yaptırılmadan verilen velayet kararlarını bozmaktadır (E. 2011/22453, K. 2012/30369, T. 14.12.2012).
Rapor, yalnızca teşhisi değil, o teşhisin ebeveynlik kapasitesine etkisini de değerlendirmelidir. Yalnızca tanı bildiren bir rapor yetersiz kalır.
Sosyal İnceleme Raporu Nedir?
Sosyal inceleme raporu, uzman bir sosyal çalışmacı, psikolog ya da pedagog tarafından hazırlanır. Her iki ebeveynin yaşam koşulları, çocukla ilişkisi ve çocuğun beyanları yerinde incelenerek düzenlenir.
Rapor hâkimi bağlamaz ancak dosyadaki en kapsamlı delil niteliğindedir. Rapora aykırı karar verilecekse gerekçesinin açıklanması beklenir.
Raporun her iki ebeveynle görüşülerek hazırlanması gerekir. Yalnızca bir tarafla görüşülerek düzenlenen rapor eksik inceleme oluşturur.
Rapora İtiraz Nasıl Yapılır?
Sosyal inceleme raporuna, tebliğinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak itiraz edilebilir. İtirazda raporun hangi yönlerinin eksik ya da çelişkili olduğu somut biçimde gösterilmelidir.
Genel ifadelerle yapılan itirazlar sonuç doğurmaz. “Rapora itiraz ediyoruz” biçimindeki bir beyan, ek rapor alınmasını sağlamaz.
Etkili itiraz noktaları şunlardır: raporun yalnızca bir ebeveynle görüşülerek hazırlanması, çocukla hiç görüşülmemesi, teşhis ile ebeveynlik kapasitesi arasında bağ kurulmaması ve güncel tedavi sürecinin değerlendirilmemesi.
İki Rapor Çelişirse
Dosyada birbiriyle çelişen iki rapor bulunuyorsa, çelişkinin giderilmesi gerekir. Hâkim ek rapor alabilir ya da yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir.
Çelişki giderilmeden verilen karar, eksik inceleme nedeniyle kaldırılabilir. Bu nedenle çelişkinin dosyada açıkça gösterilmesi önemlidir.
Velayetin Değiştirilmesi Davası
Velayet kararı kesin hüküm oluşturmaz. Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine gerekli önlemleri alır ve velayeti değiştirebilir (TMK m. 183).
Değişiklik talebi için ebeveynin durumunda, çocuğun ihtiyaçlarında ya da yaşam koşullarında somut bir değişim ortaya konmalıdır. Aynı olgulara dayanarak yeniden dava açılması sonuç vermez.
Acil hâllerde tedbiren velayet talebinde bulunulabilir. Çocuğun güvenliği tehlikedeyse 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı da istenebilir.
Ortak Velayet Mümkün mü?
Türk hukukunda velayetin kural olarak eşlerden birine verilmesi öngörülmüştür. Buna karşılık uygulamada, tarafların uyumlu olduğu ve çocuğun yararına uygun görülen hâllerde ortak velayete hükmedilen kararlar bulunmaktadır.
Ortak velayet, ebeveynler arasında yüksek düzeyde iş birliği gerektirir. Ciddi bir uyuşmazlık bulunan dosyalarda bu düzenleme çocuğun yararına görülmez.
Ebeveynlerden birinde ruh sağlığına ilişkin ciddi bir sorun bulunması hâlinde ortak velayet talebi zayıflar.
Kişisel İlişki Hakkı
Velayeti verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı vardır (TMK m. 323). Bu hak, velayetin kaldırılmasından bağımsızdır.
Ruh sağlığına ilişkin bir risk varsa, kişisel ilişkinin refakatli olarak ya da uzman gözetiminde kurulması kararlaştırılabilir. Tümüyle kaldırılması ancak çocuğun huzur ve güvenliğinin ciddi biçimde tehlikeye girmesi hâlinde gündeme gelir.
Boşanmanın diğer sonuçları ve kusur tespitinin etkisi ayrı bir konudur. Özel boşanma sebeplerini ve kusur tespitinin sonuçlarını ayrı bir yazıda ele aldım.
Ebeveynin Ayırt Etme Gücü Tartışmalıysa Dava Ehliyeti Ne Olur?
Ruhsal rahatsızlığın ağırlığı, velayeti kimin alacağından önce tarafın davayı takip edebilecek durumda olup olmadığını gündeme getirir. Dava ehliyeti bir dava şartıdır ve hâkim tarafından kendiliğinden araştırılır. Ehliyetsiz bir tarafla yürütülen yargılamanın sonucu, esasa ilişkin ne kadar isabetli olursa olsun ayakta kalmaz.
Dava ehliyeti fiil ehliyetine bağlıdır. Ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan kişi davasını kendisi açar ve takip eder. Ayırt etme gücü bulunmayan kişi ise davasını ancak kanuni temsilcisi aracılığıyla yürütebilir. Velayet davasında bir tarafın ağır ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüşse, hâkimin ilk işi bu iddianın velayete etkisini değil, tarafın yargılamadaki konumunu değerlendirmektir.
Araştırma resen yapılır. Dava şartlarının varlığı yargılamanın her aşamasında kendiliğinden incelenir; taraf ileri sürmese bile hâkim tereddüde düşerse sağlık kurulu raporu aldırır. Dosyaya sunulan psikiyatri raporu tanı bildirmekle yetiniyorsa yeterli olmaz. Raporun, kişinin hukuki işlemlerinin sonuçlarını kavrayıp kavrayamadığına ve davasını takip edebilecek durumda bulunup bulunmadığına açıkça değinmesi gerekir.
Rapor ehliyetsizliğe işaret ediyorsa velayet yargılaması olduğu yerde durmaz; ancak esas hakkında karar verilmeden önce vesayet süreci beklenir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ergin kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 405 uyarınca kısıtlanır ve kendisine vasi atanır. Aile mahkemesi, kısıtlama ve vasi atanmasına ilişkin dosyanın sonucunu bekletici sorun yapar; vesayet makamı karar verinceye kadar velayet davasında esasa ilişkin işlem yapılmaz.
Vasi atandıktan sonra yargılama vasinin katılımıyla sürdürülür. Vasinin dava açması ve davayı takip etmesi için vesayet makamının izni aranır; izin alınmadan yapılan işlemler bakımından sonradan icazet gerekir. Vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması bulunuyorsa kayyım atanması gündeme gelir.
Vasi atanmadan yürütülen yargılamanın sonucu ağırdır. Dava ehliyeti bulunmayan tarafla görülen dava sonunda kurulan hüküm, dava şartı yokluğu nedeniyle kanun yolunda kaldırılır ve dosya usulden ele alınmak üzere geri döner. Aylar süren tanık dinlemeleri, sosyal inceleme ve uzman raporları boşa gider. Ehliyet tartışması bu nedenle dosyanın başında çözülmesi gereken bir sorundur.
Tarafın kendisini vekille temsil ettirmesi durumu değiştirmez. Vekâletname ehliyetsizliği gidermez; ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği vekâletname geçerli olmadığından vekilin yaptığı işlemler de sonuç doğurmaz. Belirleyici olan, vekâletnamenin düzenlendiği tarihte ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığıdır. Ehliyet vekâletname tarihinden sonra yitirilmişse o tarihe kadarki işlemler geçerliliğini korur, sonrası için vasinin icazeti aranır. Vekilin dosyada bulunması hâkimi ehliyet araştırmasından kurtarmaz.
Ehliyetsizlik iddiasının velayet bakımından ayrı bir sonucu daha vardır. Kısıtlanan ebeveynin velayet hakkı kendiliğinden sona ermez; ancak kısıtlama kararı, çocuğun üstün yararı değerlendirmesinde ağırlıklı bir veri oluşturur ve velayetin diğer ebeveyne verilmesi yönünde güçlü bir gerekçeye dönüşür.
25 Soruda Velayet ve Ebeveynin Ruh Sağlığı
1. Velayette hangi ölçüt esas alınır?
Yalnızca çocuğun üstün yararı. Ebeveynin boşanmadaki kusuru velayeti doğrudan belirlemez.
2. Psikolojik rahatsızlığı olan anneye velayet verilir mi?
Teşhisin varlığı tek başına engel değildir. Rahatsızlığın çocuğun bakımına ve güvenliğine fiilen yansıyıp yansımadığına bakılır.
3. İlaç kullanıyor olmak velayeti engeller mi?
Engellemez. Tedaviyle kontrol altına alınmış ve işlevselliği koruyan ebeveyn bakımından velayet kaldırılmaz.
4. İntihar girişimi velayeti etkiler mi?
Ciddi bir olgudur ancak otomatik sonuç doğurmaz. Zamanı, sıklığı, çocuğun tanık olup olmadığı ve tedavi süreci birlikte değerlendirilir.
5. Hangi hâlde velayet diğer ebeveyne verilir?
Rahatsızlık çocuğun güvenliğini tehlikeye atıyor, bakım ihmaline yol açıyor ve tedaviye rağmen sürüyorsa.
6. Uzman raporu alınmadan karar verilebilir mi?
Verilemez. Psikiyatri ve psikolog görüşü içeren rapor alınması gerekir (Yargıtay 2. HD, E. 2011/22453).
7. Rapor neyi değerlendirmeli?
Yalnızca teşhisi değil, teşhisin ebeveynlik kapasitesine etkisini. Sadece tanı bildiren rapor yetersizdir.
8. Sosyal inceleme raporu nedir?
Uzman sosyal çalışmacı, psikolog ya da pedagog tarafından, ebeveynlerin yaşam koşulları ve çocukla ilişkisi yerinde incelenerek hazırlanan rapordur.
9. Rapor hâkimi bağlar mı?
Bağlamaz ancak dosyadaki en kapsamlı delildir. Aksine karar verilecekse gerekçesi açıklanmalıdır.
10. Rapor tek tarafla görüşülerek hazırlanmışsa?
Eksik inceleme oluşturur. Her iki ebeveynle görüşülmesi gerekir.
11. Rapora nasıl itiraz edilir?
Tebliğinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak; eksik ve çelişkili yönler somut gösterilerek.
12. “İtiraz ediyoruz” demem yeterli mi?
Yeterli değil. Genel ifadeler ek rapor alınmasını sağlamaz.
13. Hangi itirazlar sonuç verir?
Tek tarafla görüşme, çocukla hiç görüşülmemesi, tanı ile sonuç arasında bağ kurulmaması ve güncel tedavinin değerlendirilmemesi.
14. İki rapor çelişirse ne olur?
Çelişki giderilmelidir. Hâkim ek rapor alabilir ya da yeni heyet görevlendirebilir.
15. Çocuğun görüşü alınır mı?
Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşünün alınması gerekir. Beyan bağlayıcı değildir ancak dikkate alınır.
16. Çocuk kaç yaşında dinlenir?
Kanunda sabit yaş yok. Ayırt etme gücü somut olayda değerlendirilir; uygulamada genellikle okul çağından itibaren dinlenir.
17. Velayet kararı kesin midir?
Değildir. Durumun değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi istenebilir (TMK m. 183).
18. Aynı gerekçelerle yeniden dava açabilir miyim?
Sonuç vermez. Somut bir değişim ortaya konması gerekir.
19. Acil durumda ne yapabilirim?
Tedbiren velayet talebinde bulunabilir, çocuğun güvenliği tehlikedeyse 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir isteyebilirsiniz.
20. Ortak velayet mümkün mü?
Kural velayetin bir ebeveyne verilmesidir. Tarafların uyumlu olduğu ve çocuğun yararına uygun görülen hâllerde ortak velayete hükmedilen kararlar bulunmaktadır.
21. Ruh sağlığı sorunu varken ortak velayet olur mu?
Talep zayıflar. Ortak velayet yüksek düzeyde iş birliği gerektirir.
22. Velayeti alamayan ebeveyn çocuğu görebilir mi?
Görebilir. Kişisel ilişki hakkı velayetten bağımsızdır (TMK m. 323).
23. Risk varsa görüşme nasıl düzenlenir?
Refakatli ya da uzman gözetiminde kurulabilir. Tümüyle kaldırılması ancak ciddi tehlike hâlinde gündeme gelir.
24. Hangi mahkeme görevli?
Aile mahkemesi görevlidir. Bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar.
25. Hangi belgeleri hazırlamalıyım?
Sağlık kayıtları, tedavi belgeleri, okul ve rehberlik servisi yazıları, tanık listesi ve varsa koruma kararları.
Sonuç
Velayette belirleyici olan teşhisin adı değil, o teşhisin çocuğun bakımına ve güvenliğine yansımasıdır. Tedaviyle kontrol altına alınmış ve işlevselliğini koruyan bir ebeveynin velayeti kendiliğinden kaldırılmaz.
İddia dosyaya girdiğinde uzman raporu alınması zorunludur. Yalnızca tanı bildiren, ebeveynlik kapasitesiyle bağ kurmayan bir rapor eksik inceleme oluşturur.
Velayet kararı kesin hüküm değildir; durumun değişmesi hâlinde her zaman yeniden değerlendirilebilir. Bu nedenle karar sonrası gelişmelerin belgelenmesi önem taşır. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169 (geçici önlemler), m. 182 (boşanmada velayet ve kişisel ilişki), m. 183 (durumun değişmesi ve velayetin değiştirilmesi), m. 195 (evlilik birliğinin korunması), m. 323-326 (kişisel ilişki kurma hakkı), m. 335-351 (velayet, velayetin kaldırılması ve çocuğun korunması), m. 10-16 (fiil ehliyeti ve ayırt etme gücü), m. 405 (akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama), m. 413 (vasinin atanması), m. 462 (vesayet makamının izni).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266-287 (bilirkişi incelemesi), m. 281 (bilirkişi raporuna itiraz), m. 51 (dava ehliyeti), m. 114-115 (dava şartları ve resen inceleme), m. 165 (bekletici sorun).
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4-5 (görev ve uzman görevlendirilmesi).
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 4-5 (koruyucu ve önleyici tedbir kararları).
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3 (çocuğun yüksek yararı), m. 12 (çocuğun görüşünün alınması).
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5512, K. 2023/4310, T. 28.09.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5976, K. 2025/1911, T. 24.02.2025.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/720, K. 2023/2518, T. 18.05.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/22453, K. 2012/30369, T. 14.12.2012.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Aile hukuku eserlerinde velayet ve çocuğun üstün yararı ilkesine ilişkin bölümler.
Sosyal inceleme raporunun hukuki niteliği ve delil değerine dair incelemeler.
Ebeveynin ruh sağlığının velayete etkisi ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde yapılan değerlendirmeler.
Ortak velayet uygulamasının Türk hukukundaki yeri üzerine akademik yayınlar.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; karar vermeden önce bir avukata danışılması gerekir.
