İş yeri giriş çıkış kayıtları, fazla çalışma davasının çoğu zaman kaderini belirleyen belgelerdir. Turnike, kartlı geçiş, parmak izi okuyucu veya kâğıt puantaj; hangisi olursa olsun Yargıtay bu kayıtları yazılı delil sayar, ama hiçbirine aksi ispatlanamaz bir kesinlik tanımaz. Kaydın imzalı mı imzasız mı, elektronik mi elle tutulmuş mu olduğu, aksinin hangi delille ispatlanacağını değiştirir.
Bu yazıda giriş çıkış kayıtlarının hukuki niteliği, imzalı ve imzasız puantaj ayrımı, kart ve parmak izi sistemlerine müdahale iddiasının nasıl incelendiği, işverenin kayıtları sunmamasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 220 karşısındaki sonucu, kaydın bulunmadığı dönemlerde hesabın nasıl yapıldığı ve tanık delilinin sınırları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve özel dairelerin 25 kararı ışığında ele alınmaktadır.

Giriş çıkış kayıtları nedir, hangi belgeler bu kapsama girer?
Giriş çıkış kayıtları, işçinin iş yerine geliş ve ayrılış zamanını gösteren her türlü kayıttır. Turnike ve kartlı geçiş verileri, parmak izi veya yüz tanıma okuyucuları, PDKS çıktıları, imzalı ya da imzasız puantaj cetvelleri, nöbet defterleri, takograf ve araç giriş kayıtları bu kapsamda değerlendirilir. Yargıtay hepsini iş yeri kaydı olarak görür.
Hukuk Genel Kurulu’nun 15.04.2021 tarihli, E. 2016/2387, K. 2021/504 sayılı kararı, bu belgelerin sınırlı bir liste olmadığını gösterir. Kararda iş yeri kayıtları arasında giriş çıkışları gösteren belgelerin yanında iç yazışmalar, puantaj kayıtları, iş yerinde asılı çalışma saati levhaları, nöbet defterleri ve işveren duyuruları da sayılmıştır. Hepsinin ortak noktası, çalışma düzenini yazılı olarak yansıtmasıdır.
Uygulamada kayıtlar üç ana gruba ayrılır. İlki elle tutulan ve işçiye imzalatılan çizelgelerdir. İkincisi işverenin kendi bilgisayarında hazırlayıp işçiye imzalatmadığı puantaj çıktılarıdır. Üçüncüsü kart, turnike, parmak izi gibi bir cihazın otomatik ürettiği elektronik verilerdir. Delil değeri ve aksinin ispatı bu üç grup için ayrı kurallara bağlanmıştır.
Bir de iş yerine ait olmayan, üçüncü kişilerin tuttuğu kayıtlar vardır. Şoför olarak çalışan bir işçinin müşteri fabrikasına giriş çıkışını gösteren araç kayıtları, alışveriş merkezinin güvenlik kayıtları ya da bir şantiyenin bekçi defteri bu türdendir. Bu kayıtlar işverenin elinde bulunmasa da mahkemece celbedilip incelenebilir; ancak delil değeri her somut dosyada ayrıca tartılır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199, elektronik ortamdaki verileri de belge saymaktadır. Bu nedenle bir turnike sisteminin veri tabanı, kâğıda dökülmemiş olsa bile yargılamada belge niteliği taşır. Kanunun m. 219 hükmü de elektronik belgelerin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli biçimde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye sunulmasını öngörür.
Fazla çalışmanın ispatında giriş çıkış kayıtları neden belirleyicidir?
Fazla çalışma yaptığını ispat yükü kural olarak işçidedir. Haftalık kırk beş saati aşan çalışma fiili bir olgu olduğu için her türlü delille ispatlanabilir, ancak Yargıtay en güçlü delilin yazılı belgeler olduğunu kabul eder. Giriş çıkış kayıtları, çalışmanın saat saat gösterilebildiği nadir yazılı delillerdendir; bu yüzden davanın merkezine oturur.
4857 sayılı İş Kanunu m. 63’e göre çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Kanunun m. 41 hükmü bu süreyi aşan çalışmaları fazla çalışma sayar ve her bir saat için normal saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödeme yapılmasını öngörür. Taraflar haftalık süreyi denkleştirme esasıyla günlere farklı dağıtmışsa, iki aylık ortalama kırk beş saati aşmadıkça bazı haftalardaki aşım fazla çalışma sayılmaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190, ispat yükünü iddia edilen vakıadan lehine hak çıkaran tarafa yükler. Fazla çalışma ücreti isteyen işçi, bu çalışmayı yaptığını göstermek zorundadır. Ödeme yapıldığını iddia eden işveren ise ödemeyi ispatla yükümlüdür. Bu ayrım önemlidir: giriş çıkış kayıtları işçinin iddiasını desteklerken, imzalı bordro ve banka kayıtları işverenin savunmasının dayanağıdır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 04.04.2018 tarihli, E. 2015/496, K. 2018/666 sayılı ve 23.11.2021 tarihli, E. 2019/682, K. 2021/1483 sayılı kararları ilkeyi şöyle kurar: “Fiili bir olgu söz konusu olduğundan kural olarak işçi, fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir. İspat konusunda en önemli deliller yazılı belgelerdir.” Bu cümle, kayıtların neden belirleyici olduğunu özetler.
Aynı kurallar hafta tatili ve ulusal bayram, genel tatil çalışmaları için de geçerlidir. İş Kanunu m. 46 yedi günlük dönem içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme öngörür; m. 47 ise genel tatilde çalışan işçiye çalışılan her gün için ayrıca bir günlük ücret ödenmesini düzenler. Turnike kaydı bir pazar günü giriş gösteriyorsa, hafta tatili alacağının ispatında da aynı kayıt kullanılır.
Yargıtay’a göre giriş çıkış kayıtları yazılı delildir
Yargıtay, iş yerine giriş ve çıkışı gösteren belgeleri istikrarlı biçimde yazılı delil sayar. 9. Hukuk Dairesi ile kapatılan 22. Hukuk Dairesi, fazla çalışma, hizmet süresi ve çalışma olgusunun ispatında bu belgelerin delil niteliğinde olduğunu tekrar tekrar vurgulamıştır. Kayıt sunulduğunda mahkeme önce bu kayıtları değerlendirir, sonra diğer delillere geçer.
Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2016/2387, K. 2021/504 sayılı kararında yer alan tespit şudur: “İşyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş-çıkışları gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, puantaj kayıtları, işyerinde asılı çalışma saati levhaları, nöbet defterleri, işveren duyuruları yazılı delil niteliğindedir.”
9. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2026 tarihli, E. 2025/10128, K. 2026/1598 sayılı; 10.03.2026 tarihli, E. 2026/2303, K. 2026/2187 sayılı ve 19.11.2013 tarihli, E. 2011/42952, K. 2013/29834 sayılı kararlarıyla 22. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2020 tarihli, E. 2017/27951, K. 2020/4201 sayılı kararı aynı cümleyi tekrarlar: “Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir.”
İlke yalnızca fazla çalışmayla sınırlı değildir. 9. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2022 tarihli, E. 2022/5474, K. 2022/6359 sayılı kararı çalışma olgusunun ispatında, 03.11.2021 tarihli, E. 2021/8400, K. 2021/15343 sayılı kararı ise hizmet süresinin belirlenmesinde aynı yaklaşımı benimser. İkinci kararda Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları da giriş çıkış belgeleriyle birlikte delil olarak anılmıştır.
9. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2018 tarihli, E. 2015/12478, K. 2018/3577 sayılı kararı ise kayıtların toplanmamasını eksik inceleme sayar. Davalı işverenin elinde bulunan takograf kayıtları celbedilip incelenmeden karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır. Bu karar, mahkemenin kayıtları kendiliğinden araştırmasa bile, taraflarca dayanılan kayıtları dosyaya getirmek zorunda olduğunu gösterir.
Yazılı delil ama kesin delil değil: kayıtların aksi ispatlanabilir
Giriş çıkış kayıtları ve puantajlar yazılı delildir, ancak aksi kanıtlanamaz nitelikte kesin delil değildir. Hukuk Genel Kurulu, kaydın gerçeği yansıtmadığı ispatlanırsa belgenin delil değerini kaybedeceğini açıkça kabul eder. Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabildiği için kayıtların tek başına mutlak bir üstünlüğü yoktur.
Hukuk Genel Kurulu’nun aynı kararında şöyle denmektedir: “Yazılı delillerin hükme esas alınması ana kural olmakla birlikte her bir kaydın gerçeği göstermediği ispatlandığı takdirde bu belgeler delil değerini kaybetmektedir.” Kayıtlar dosyaya girdiği anda tartışma bitmez; işçi kaydın eksik ya da yanlış olduğunu ileri sürebilir, işveren de kendi kaydına karşı çıkan anlatımları çürütmeye çalışabilir.
9. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2026 tarihli, E. 2026/1794, K. 2026/4321 sayılı kararı aynı sonuca hizmet süresi açısından ulaşır. Dairenin 03.11.2021 tarihli kararıyla birlikte benimsenen ilke kısadır: “Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabilir.” İki kararda da Bölge Adliye Mahkemesi ya da ilk derece mahkemesinin kayıtları tek ve kesin dayanak sayan yaklaşımı bozulmuştur.
Bu iki ilke birlikte okunmalıdır. Kayıt varken mahkeme önce kayda bakar; kaydı görmezden gelip doğrudan tanık anlatımıyla hesap yapamaz. Ama kaydın gerçeği yansıtmadığı ileri sürülürse, iddianın türüne ve kaydın niteliğine göre bu iddia araştırılır. Sonraki bölümlerde görüleceği gibi, bu araştırmanın hangi delille yapılacağı kaydın imzalı olup olmamasına bağlıdır.
İmzasız puantaj ve giriş çıkış kayıtları: aksi her delille ispatlanabilir
İşçinin imzası bulunmayan puantaj ve giriş çıkış kayıtları, işverence tek taraflı hazırlanabilecek belgelerdir. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu, imzasız kayıtların aksinin işçi tarafından her zaman ve her türlü delille ispatlanabileceğini kabul eder. Tanık anlatımı da bu delillerdendir; ancak tanığın güvenilirliği ayrıca denetlenir.
Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2016/2387, K. 2021/504 sayılı kararındaki ifade şöyledir: “Puantaj kayıtları da ispata yönelik yazılı deliller arasında olmakla birlikte imzalı olmadığı sürece her zaman işverence düzenlenebilecek nitelikte belgeler olduğundan aksinin de işçi tarafından ispatı her zaman ve her türlü delille mümkündür.” Kararda direnme hükmü bozulmuştur.
22. Hukuk Dairesi’nin 18.12.2019 tarihli, E. 2017/26376, K. 2019/23642 sayılı kararı, imzasız puantaj sunulan dosyalarda yöntemi belirler. Daireye göre sonuca “tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde” gidilmelidir. Kayıt bir kenara atılmaz; tanık anlatımlarıyla karşılaştırılır, birbirini doğrulayan ve çelişen noktalar tek tek ayıklanır.
İmzasız kayıt her durumda zayıf değildir. 22. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2020 tarihli, E. 2017/27951, K. 2020/4201 sayılı kararında işveren imzasız bilgisayar çıktısı puantaj sunmuş, işçi ise işverenle davalı olan tanıklar dinletmiştir. Daire, yan delille desteklenmeyen husumetli tanık anlatımlarına üstünlük tanımamış, “bu kayıtlara göre değerlendirme yapılarak fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacağı olup olmadığı belirlenmelidir” diyerek kararı bozmuştur.
Bu iki kararın birlikte gösterdiği şey şudur: imzasız kayıt karşısında işçinin ispat imkânı genişler, ama bu imkân güvenilir delille kullanılmalıdır. Çalışma düzenini bilen, işverenle davası olmayan, anlatımı kayıtlardaki genel düzenle tutarlı tanıklar imzasız kaydı aşabilir. Kendi davası olan ve tek dayanağı sözlü anlatım olan tanıklar ise çoğu zaman aşamaz.
İmzalı puantaj ve sefer kayıtlarında delil değeri
İşçinin imzasını taşıyan puantaj, mesai çizelgesi ve sefer kayıtları çok daha güçlü delildir. Yargıtay bu kayıtların aksinin ancak eş değer delille, yani yazılı belgeyle ispatlanabileceğini kabul eder. İmzalı kayıt karşısında tanık anlatımına dayanarak daha fazla çalışma kabul edilemez; toplu imza iddiası da yöntemince ispatlanmalıdır.
9. Hukuk Dairesi’nin 28.04.2026 tarihli, E. 2026/1482, K. 2026/3938 sayılı kararında işçinin imzasını taşıyan sefer kayıtları vardı. Bölge Adliye Mahkemesi menfaat birliği içindeki tanıkların anlatımına göre hesap yapmıştı. Daire, “Aksi eş değer delille ispatlanamamış bu işyeri kayıtları mevcutken” tanık anlatımıyla hesap yapılamayacağını belirterek kararı bozmuştur.
9. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2025 tarihli, E. 2025/5904, K. 2025/7690 sayılı kararı, imzalı ve saat içeren puantajlarda Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesini onamıştır. Gerekçede, puantajlarda “günlük imza atıldığı gibi işe giriş ve çıkış saatlerinin de gösterildiği”, toplu imza attırıldığının yöntemince ispat edilemediği ve “daha fazla çalışıldığı iddiasının yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğinden tanık deliline dayanılamayacağı” belirtilmiştir.
Bu kararın uygulamadaki önemi büyüktür. İşçiler çoğu zaman puantajların ay sonunda topluca imzalatıldığını, saatlerin önceden doldurulduğunu ileri sürer. Bu iddia mümkündür ve ispatlanırsa imzanın gücü kırılır. Ancak iddia yalnızca tanıkla değil, yöntemine uygun delillerle desteklenmelidir: aynı kalemle doldurulmuş sayfalar, imza tarihinin kayıt tarihinden sonra olduğunu gösteren belgeler, iş yeri yazışmaları gibi.
İmzalı bordroya ilişkin kuralla benzerlik
İmzalı puantaja uygulanan katı ispat sınırı, imzalı ücret bordrolarına ilişkin kurala benzer. 9. Hukuk Dairesi’nin 10.03.2026 tarihli kararındaki ifade şudur: “İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir.” 22. Hukuk Dairesi’nin 01.10.2019 tarihli, E. 2019/6498, K. 2019/17850 sayılı kararında aktarılan bozma ilamında da “İmzalı ücret bordrolarının aksi ancak yazılı delil ile ispatlanabilir.” denmiştir.
Bordroda fazla çalışma tahakkuku bulunuyorsa işçinin ihtirazi kayıt koyup koymadığı önem kazanır. 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/5474, K. 2022/6359 sayılı kararına göre ihtirazi kayıtsız imzalanan bordroda gösterilenden fazla çalışmanın yazılı belgeyle kanıtlanması gerekir; ihtirazi kayıt varsa ispat her türlü delille yapılabilir. Bordro kuralları giriş çıkış belgeleri için doğrudan ayrı bir kural değildir, ama imzalı belgedeki katı sınırı yansıtır. Uygulamada bordroya her ay aynı küçük tutarda, gerçek çalışmayla ilgisiz biçimde fazla çalışma tahakkuku yazıldığı da görülür; böyle sembolik tahakkuklarda giriş çıkış kayıtları, bordrodaki rakamın gerçeği yansıtmadığını göstermenin en güçlü aracıdır. İmzasız bordro ve yalnızca banka ödemesi ise ödemenin yapıldığını gösterse de hangi çalışmanın karşılığı olduğunu tek başına ispatlamaz. Bordroda gerçeğe aykırı tahakkuk ve husumetli tanık meselesi, bordro hilesi, husumetli tanık ve ücretin tespiti başlıklı yazıda ayrıca incelenmiştir.
| Kayıt türü | Delil niteliği | Aksi nasıl ispatlanır? | Dayanak karar |
|---|---|---|---|
| İmzasız puantaj, bilgisayar çıktısı | Yazılı delil | Her zaman ve her türlü delille, tanık dâhil | HGK E. 2016/2387, K. 2021/504 |
| Günlük imzalı, saatli puantaj | Güçlü yazılı delil | Eş değer yazılı delille; tanık yetmez | 9. HD E. 2025/5904, K. 2025/7690 |
| İmzalı sefer kayıtları | Güçlü yazılı delil | Eş değer delille; menfaat birliği içindeki tanık yetmez | 9. HD E. 2026/1482, K. 2026/3938 |
| Kart, turnike, parmak izi | Yazılı delil | Somut müdahalenin teknik incelemeyle ispatı | 9. HD E. 2025/10128, K. 2026/1598 |
| İşverence sunulmayan kayıt | İbraz yükümlülüğü ihlali | HMK m. 220 ile işçinin beyanı kabul edilebilir | HGK E. 2019/353, K. 2020/403 |
| İşçinin sunduğu fotokopi | Tek başına hükme esas alınamaz | İşverence kabul veya başka delille desteklenmeli | 9. HD E. 2017/21092, K. 2020/17075 |
Elektronik giriş çıkış kayıtları: kart, turnike, parmak izi ve PDKS
Kartlı geçiş, turnike, parmak izi ve yüz tanıma sistemleri işçinin imzası olmadan, cihazın otomatik ürettiği verilerdir. Yargıtay bu kayıtları yazılı delil sayar ve sistem müdahaleye elverişli olsa bile, işçinin kendi verilerine fiilen müdahale edildiği somut delille ispatlanmadıkça kayıtları hesaba esas alır.
Elektronik kaydın imzasız puantajdan farkı, verinin insan eliyle değil bir cihazla üretilmesidir. Turnikeden geçen kart ya da okutulan parmak, kaydı o anda oluşturur. Bu nedenle Yargıtay, elektronik kayda karşı tanık anlatımını kendiliğinden üstün tutmaz; önce kaydın güvenilir olup olmadığını teknik açıdan sorgular. Puantaj gibi elle doldurulan bir belgede ise bu teknik denetim mümkün olmadığından tartışma doğrudan tanık ve diğer delillere kayar.
Elektronik kayıtların zayıf noktası, veri tabanında sonradan düzenleme yapılabilmesidir. Yönetici yetkisine sahip bir kullanıcı unutulan bir okutmayı elle girebilir, hatalı bir saati düzeltebilir. Bu düzeltmeler her zaman kötü niyet göstermez; ancak işçi aleyhine sistematik bir silme ya da kısaltma yapılmışsa kayıt gerçeği yansıtmaz. Yargılamanın bu noktada sorduğu soru, sistemin değiştirilebilir olup olmadığı değil, bu işçinin kaydının fiilen değiştirilip değiştirilmediğidir.
Uygulamada “meyer” adıyla anılan kartlı sistemler, PDKS yazılımları ve biyometrik okuyucular aynı ilkeye tabidir. 9. Hukuk Dairesi’nin 14.06.2022 tarihli, E. 2022/6280, K. 2022/7754 sayılı kararında ilk derece mahkemesi, meyer kayıtlarında davacının kırk beş saatin üzerinde çalışması bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Daire delillerin takdirinde isabetsizlik görmeyerek hükmü onamıştır. Kayıt güvenilir bulunduğunda, işçinin aleyhine de sonuç doğurabilir.
Elektronik kaydın imza taşımaması onu zayıflatmaz. Kart okutan ya da parmak basan işçiden ayrıca imza beklenemez; kaydı üreten şey işçinin cihaz başındaki fiilî hareketidir. Mahkemeler bu nedenle kaydın nasıl oluştuğunu araştırır: işçiye ve tanıklara iş yerine nasıl girildiği, kartın kişiye özel olup olmadığı, birden fazla giriş kapısı bulunup bulunmadığı sorulabilir; gerekirse iş yerinde keşif yapılarak sistem yerinde incelenir.
Kayıtların okunmasında dikkat edilmesi gereken ayrıntılar da vardır. Kart paylaşımı ya da bir başkasına kart okutturma iddiası, kaydın kime ait olduğunu tartışmalı hâle getirir. Gün içindeki yemek ve sigara molası çıkışları kayıtta görünüyorsa ara dinlenmesi tahmin yerine kayıttan tespit edilir. Kart basılmayan günler ise kendi içinde değerlendirilir: yıllık izin, rapor veya genel tatil günü olabileceği gibi, okuyucunun arızalı olduğu ya da işçinin dış görevde bulunduğu bir gün de olabilir.
Kayıtlara müdahale iddiası ve teknik bilirkişi incelemesi
İşçi elektronik kayıtların değiştirildiğini ileri sürerse mahkeme teknik bilirkişi incelemesi yaptırır. Yargıtay, sistemin müdahaleye açık olmasını yeterli görmez; davacının kayıtlarına fiilen müdahale edildiğinin tespitini arar. Kayıtların değiştirildiğine ilişkin soyut beyan ise hiç dikkate alınmaz ve iş yeri kayıtları esas alınır.

Sistemin müdahaleye açık olması ile somut müdahale arasındaki fark
9. Hukuk Dairesi’nin 27.11.2025 tarihli, E. 2025/7639, K. 2025/9256 sayılı kararında ilk derece mahkemesi, iş yerindeki parmak okutma sisteminin müdahaleye açık olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini, “ancak müdahale edildiğinin ispatlanamadığı” sonucuna varmıştı. Mahkeme fazla çalışmaların bordrolara tam yansıtılmadığını kabul ederek imzalı bordrolardaki ödemelerin mahsubuyla sonuca gitmişti. Daire bu hükmü onamıştır.
9. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2026 tarihli kararı ölçütü daha da netleştirir. İlk derece mahkemesi elektronik kayıtları sistemin müdahaleye açık olduğu gerekçesiyle dikkate almamıştı. Daire teknik bilirkişi raporunu incelemiş; sistemde değişiklik yapıldığında ilgili sütunda yıldız işareti çıktığını, değiştirilen saat ve tarihin kırmızı renkte göründüğünü, davacının kayıtlarında ise bu işaretlerin bulunmadığını tespit etmiştir. Davacıya ait kayıtlara müdahale edildiğine dair somut bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bu karar, teknik incelemenin neye bakması gerektiğini gösterir: değişiklik izi. İyi kurulmuş bir sistem, elle yapılan her düzeltmeyi işaretler, kimin yaptığını ve ne zaman yaptığını kaydeder. Bilirkişi raporunun genel bir “sistem değiştirilebilir” tespitiyle yetinmemesi, davacının kayıtlarını tek tek tarayıp iz bulunup bulunmadığını açıklaması gerekir. Böyle bir rapor yoksa itiraz edilerek ek rapor istenmelidir.
Ana sunucu ve veri tabanı incelemesi
9. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/6280, K. 2022/7754 sayılı kararında aktarılan 22. Hukuk Dairesi bozma ilamı, inceleme yöntemini tarif eder. Cihazın veri tabanı objektif, tutarlı ve keyfilikten uzak kurgulanmışsa objektif kayıt yapabileceği, aksi hâlde yetkilinin tercihlerine göre çalışacağı belirtilmiştir. Bozma ilamında “cihazın teknik bilirkişi marifetiyle ana merkez server kayıtları ve dosyadaki çıktılarla birlikte incelenmesi” istenmiştir.
Aynı ilamda üzerinde oynama yapılabileceğinin tespiti hâlinde tanık beyanları değerlendirilerek fazla çalışma alacağının belirlenmesi gerektiği de vurgulanmıştır. Dosyaya sunulan çıktı ile ana sunucudaki ham veri arasında fark varsa, çıktı sonradan düzenlenmiş demektir. Bu karşılaştırma, kayıtların güvenilirliğini sınamanın en doğrudan yoludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişiye başvurulmasını öngörür; sunucu incelemesi tam olarak bu türden bir konudur.
Soyut iddia yetmez
9. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2013 tarihli kararında davacı, giriş çıkış kayıtlarının değiştirildiğini ileri sürmüştü. Daire bu iddianın “tamamen soyut olup kanıtlanamamıştır” niteliğinde olduğunu belirtmiş ve “İş yeri kayıtlarının varlığı halinde tanık beyanlarına itibar edilemez.” kuralını uygulayarak tanık anlatımıyla hesap yapan kararı bozmuştur.
Soyut iddiayı somuta çevirmek işçinin elindedir. Hangi tarihlerde kaydın eksik göründüğü, o günlerde iş yerinde olduğunu gösteren başka belgeler, örneğin e-posta gönderim saatleri, sistem oturum kayıtları, sevk irsaliyeleri veya müşteri yazışmaları dilekçede gösterilmelidir. Kayıttaki boşluk ile bu belgeler çakışıyorsa, müdahale iddiası artık soyut değildir ve teknik incelemenin yönünü belirler.
Ölçüt dışarıdan basit görünse de her dosyada sonucu değiştirir. Hangi kaydın sunucuya kadar inceleneceği, bilirkişiye hangi soruların sorulacağı ve rapora nasıl itiraz edileceği dosyanın kendi verilerine göre belirlenir. Kendi kayıtlarınızın değerlendirilmesi için iletişime geçebilirsiniz.
Giriş çıkış kayıtları itiraz edilmeden kalırsa ne olur?
İşverenin sunduğu puantaj veya giriş çıkış kayıtlarına işçi açıkça itiraz etmez ve tanık da kart basıldığını doğrularsa, kayıtlar hesaplamaya esas alınır. Yargıtay bu durumda mahkemenin kayıtlara dayanarak sonuca gitmesini yerinde bulmaktadır. Bu nedenle kayıtlara itiraz yargılamanın başında, somut ve gerekçeli olarak yapılmalıdır.
9. Hukuk Dairesi’nin 09.02.2026 tarihli, E. 2025/9752, K. 2026/1028 sayılı kararında işveren puantaj kayıtlarını dosyaya sunmuş, işçi bu kayıtlara açıkça itiraz etmemiş, dinlenen tanık da iş yerinde kart basıldığını doğrulamıştı. Bölge Adliye Mahkemesinin kayıtları hesaba esas alan kararı onanmıştır.
Bu kararın uygulamadaki dersi açıktır: kayıt dosyaya geldiğinde susmak, onu kabul etmek gibi sonuç doğurabilir. İtiraz, “kayıtlar gerçeği yansıtmıyor” cümlesinden ibaret olmamalıdır. Hangi günlerin eksik olduğu, hangi saatlerin kısaltıldığı, kayıtların imzasız mı yoksa toplu imzalı mı olduğu ve hangi delille aksinin ispatlanacağı belirtilmelidir. Aksi hâlde itiraz da soyut sayılabilir.
İşveren giriş çıkış kayıtlarını sunmazsa: HMK m. 220
İşveren elindeki giriş çıkış kayıtlarını mahkemeye sunmazsa, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 220 uygulanır. Mahkeme belgenin ibrazı için kesin süre verir; süre içinde sunulmaz ve kabul edilebilir mazeret de gösterilmezse, duruma göre belgenin içeriği konusunda işçinin beyanını kabul edebilir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 16.06.2020 tarihli, E. 2019/353, K. 2020/403 sayılı kararı, işverenin dayanılan kayıtları sunmaması hâlinde bu maddeye göre işlem yapılması gerektiğini belirtir. Kararda sonuç şöyle ifade edilmiştir: “mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” Direnme kararı değişik gerekçeyle bozulmuştur.
Maddenin işleyişi üç aşamalıdır. Önce mahkeme, ibrazı istenen belgenin ispat için zorunlu olduğuna ve belgenin işverenin elinde bulunduğuna kanaat getirir; işverenin bunu ikrar etmesi, talep karşısında susması veya belgenin varlığının resmî bir kayıtla anlaşılması yeterlidir. Ardından belgenin sunulması için kesin süre verilir. Belgenin elinde olmadığını söyleyen tarafa ise belgenin elinde bulunmadığına ve özenle aradığı hâlde bulamadığına ilişkin yemin teklif edilir.
Belge süresinde sunulmaz, mazeret gösterilmez ya da yemin kabul veya icra edilmezse mahkeme işçinin beyanını kabul edebilir. Kanun “edebilir” demektedir; sonuç otomatik değildir, mahkemenin takdirindedir. Bu nedenle işçinin dava dilekçesinde çalışma saatlerini somut olarak yazması önemlidir. “Uzun saatler çalıştım” diyen bir dilekçe, kabul edilebilecek bir beyan içermez.
Kayıtları saklama yükümlülüğü de bu sonucun arka planını oluşturur. İş Kanunu m. 75, işverenin her işçi için bir özlük dosyası düzenlemesini ve bu dosyada kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kaydı saklayıp istendiğinde yetkili mercilere göstermesini öngörür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 219 da tarafların delil olarak dayanılan ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğunu düzenler.
9. Hukuk Dairesi’nin 21.03.2024 tarihli, E. 2024/753, K. 2024/5266 sayılı kararı benzer bir tabloya ilişkindir. Dosyada iş müfettişi tutanakları bulunuyor, işveren ise giriş çıkış belgelerini sunmamıştı. Daire müfettiş tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Kaydın bulunmadığı dönem: iki aşamalı hesap
Giriş çıkış kayıtları çalışma süresinin yalnızca bir bölümünü kapsıyorsa hesap iki aşamada yapılır. Kaydın bulunduğu dönem için kayıtlar, kaydın bulunmadığı dönem için tanık anlatımları esas alınır. Hukuk Genel Kurulu, iki dönemi tek bir yöntemle hesaplamak yerine bu ayrımı isabetli bulmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 04.04.2018 tarihli kararında işveren, çalışma süresinin bir kısmına ait giriş çıkış kayıtlarını sunmuştu. Kurul, kayıtların kapsadığı dönem için bu belgelere, belgenin bulunmadığı dönem için ise tanık beyanlarına dayalı bilirkişi raporuna göre hesaplama yapılmasını isabetli bulmuş; direnme kararı değişik gerekçeyle bozulmuştur.
Kararda belirsiz alacak davası uygulamasına da değinilmişti. Bu kısım kararın verildiği tarihteki mevzuatı yansıtır: 6100 sayılı Kanun m. 107, 7589 sayılı Kanun ile 31 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişikliğin iş davalarındaki sonuçları, 12. Yargı Paketi ve belirsiz alacak davasının kaldırılması başlıklı yazıda ele alınmıştır.
İki aşamalı hesap, kayıtlı dönemin tanık anlatımını sınamak için de kullanılır. Kayıtlı dönemde işçinin haftada ortalama sekiz saat fazla çalıştığı görülüyor, tanıklar ise kayıtsız dönem için haftada yirmi saat anlatıyorsa, aradaki fark açıklanmalıdır. İş düzeni değişmemişse mahkeme tanık anlatımını kayıtlı dönemdeki düzene yaklaştırarak değerlendirebilir. Tanık anlatımına dayanan hesapta uygulamada hakkaniyet indirimi de gündeme gelir; bu indirimin oranı ve gerekçesi işçilik alacaklarında hakkaniyet indirimi başlıklı yazıda incelenmiştir.
Saat içermeyen giriş çıkış kayıtları ve üçüncü kişi kayıtları
Saat içermeyen giriş kayıtları çalışma süresinin hesabına tek başına dayanak olamaz, ama hangi günlerde çalışıldığını göstermek için kullanılabilir. Hukuk Genel Kurulu, dava dışı bir fabrikanın saat içermeyen araç giriş kayıtlarını çalışma süresi yönünden elverişsiz, çalışma günlerinin tespiti yönünden ise incelenmesi gereken belgeler olarak nitelendirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 23.11.2021 tarihli kararında, dava dışı şirket tarafından sunulan kayıtlar için “saat içermemesi nedeniyle çalışma süresine ilişkin tespite elverişli olmaması” değerlendirmesi yapılmıştır. Kurul, araç plakaları saptanarak gün bazında çalışma olup olmadığının denetlenebileceğini belirtmiş ve direnme kararını bozmuştur.
Bu ayrım, özellikle şoför, saha personeli ve servis çalışanlarının davalarında önemlidir. Bir aracın fabrikaya her gün girdiğini gösteren kayıt, o günün hafta tatili ya da genel tatil günü olup olmadığını ortaya koyabilir. Ama aracın kaçta girip kaçta çıktığı bilinmiyorsa, günlük çalışma süresi için başka delile ihtiyaç vardır. Kayıt gün sorusuna cevap verir, saat sorusuna vermez.
Takograf kayıtları da bu grupta düşünülebilir. 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/12478, K. 2018/3577 sayılı kararında davalı işverenin elinde bulunan takograf kayıtları getirtilip incelenmeden karar verilmesi eksik inceleme sayılmıştır. Saat ve hareket bilgisi içeren bu kayıtlar, sürücülerin çalışma süresinin belirlenmesinde giriş çıkış kaydının işlevini görür.
İşçinin sunduğu fotokopi ve işverene ait olmayan kayıtlar
İşverence sunulmayan, yetkili onayı veya imza taşımayan ve işverence kabul edilmeyen kayıtlar, iş yerindeki çalışma düzenini ispat bakımından tek başına delil sayılmaz. Yargıtay, işçinin sunduğu fotokopi giriş çıkış listelerini de işveren kabul etmedikçe ve başka delille desteklenmedikçe hükme esas almamaktadır.
22. Hukuk Dairesi’nin 06.11.2018 tarihli, E. 2017/17401, K. 2018/23620 sayılı kararında ifade şöyledir: “Giriş çıkış kayıtlarının işverence sunulmadığı ve işveren yönünden bağlayıcı olmadığı açık olduğuna göre, bu kayıtların işyerinde uygulanan çalışma düzenini ispat bakımından delil olarak kabulü mümkün değildir.” İlk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
9. Hukuk Dairesi’nin 26.11.2020 tarihli, E. 2017/21092, K. 2020/17075 sayılı kararı da işçi tarafından sunulan, fotokopiden ibaret ve kaşe ya da imza taşımayan kayıtlar hakkındadır. Daire, işverence kabul edilmeyen bu kayıtların “tek başına hükme esas kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı” sonucuna varmış, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.
Bu kararlar işçinin elindeki belgeleri değersiz kılmaz. Fotokopi bir liste, aslının işverenin sisteminde bulunduğunu gösteriyorsa HMK m. 220 yoluyla aslının istenmesine dayanak olabilir. Telefonla çekilmiş bir ekran görüntüsü, sistemin hangi alanları tuttuğunu ortaya koyar ve teknik bilirkişinin neyi araması gerektiğini gösterir. Belgenin işlevi kesin ispat değil, işverendeki aslına ulaşmanın yolunu açmaktır.
Giriş çıkış kaydı yoksa: bilgisayar logu, kamera, GPS ve SGK kayıtları
Turnike veya kart kaydı bulunmayan iş yerlerinde çalışma süresi başka elektronik izlerle gösterilebilir. Bilgisayar açılış ve kapanış saatleri, VPN ve kurumsal yazılım oturumları, e-posta gönderim saatleri, kamera kayıtları, araç GPS verileri ve sektörel defterler bu türdendir. Bunlar giriş çıkış kaydı gibi iş yeri kaydı olarak değerlendirilir.
Ofis çalışanlarında en sık kullanılan iz, bilgisayarın açılış ve kapanış kayıtlarıdır. Kurumsal e-posta sunucusu, ERP ve CRM yazılımları, Teams veya Slack gibi mesajlaşma araçları da her oturumu zaman damgasıyla saklar. Uzaktan bağlanan çalışanlarda VPN bağlantı kayıtları, iş yerine fiziken gelinmediği hâlde çalışma süresini gösterebilir. Bu kayıtlar işverenin sunucusunda durduğu için HMK m. 219 ve 220 yoluyla istenir; teknik bilirkişi incelemesiyle okunur.
Kamera kayıtları güçlü bir görsel delildir, ancak çoğu iş yerinde kısa süre saklanıp üzerine yazılır. Bu nedenle davaya konu dönemin kamera görüntüsü çoğu zaman artık mevcut değildir; kayıtların korunması isteniyorsa delil tespiti hızla talep edilmelidir. Şoför ve saha personelinde araç GPS veya GPRS verileri, takograf, seyir defteri, sevk irsaliyeleri ve teslim tutanakları aynı işlevi görür. Güvenlik görevlilerinde ise nöbet defterleri ve tur kontrol cihazı kayıtları öne çıkar.
Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümünün delil değeri sınırlıdır. Döküm, işçinin hangi aylarda kaç gün sigortalı gösterildiğini ortaya koyar; günlük çalışma saatleri hakkında bilgi vermez. Kayıt dışı çalışma veya eksik gün bildirimi iddiasında ise giriş çıkış kayıtları, SGK kaydında görünmeyen çalışmanın varlığını göstermeye yarar. 9. Hukuk Dairesi’nin 03.11.2021 ve 11.05.2026 tarihli kararları, hizmet süresinin belirlenmesinde de bu kayıtların delil olduğunu ama çalışma olgusunun her türlü delille araştırılabileceğini kabul etmiştir. Hizmet tespiti istemi ayrı bir dava konusudur ve kendi ispat kurallarına tabidir.
Bu delillerin elde edilme biçimi de önemlidir. İşçinin işverene ait sunucudan izinsiz veri kopyalaması, başka çalışanların yazışmalarına erişmesi veya ticari sır niteliğindeki belgeleri dışarı çıkarması, HMK m. 189/2’deki hukuka aykırı delil yasağıyla karşılaşabilir. Güvenli yol, delilin varlığını ve yerini dilekçede göstermek, aslının mahkeme kanalıyla getirtilmesini istemektir. İş yeri devredilmişse kayıtlar çoğunlukla devralan işverenin sistemindedir ve ibraz talebi ona yöneltilir.
Kamu kurumlarında giriş çıkış ve devam kayıtları
Kamu kurumlarında çalışanların hizmetlerinin kayda geçirilmesi ve ücretlerin belgelere dayandırılması esastır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, çalışmaya dair hiçbir kaydın bulunmadığı dönemler için çalışmanın ispatlanamadığını kabul etmiştir. Aynı kararın karşı oyu ise bu kaydın yalnızca bir karine olduğunu ve aksinin ispatlanabileceğini savunmuştur.
10. Hukuk Dairesi’nin 22.09.2022 tarihli, E. 2022/9559, K. 2022/11060 sayılı kararı, kamu kurumunda “çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının esas olduğu” tespitine dayanır. Kayıt bulunmayan dönemler yönünden çalışmanın ispatlanamadığı gözetilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır.
Karşı oy ise farklı bir yaklaşım ortaya koyar: “İşyerinin kamu kurumu olması ve çalışmaların kayıt altına alınması bir karinedir. Karinelerin de aksi her türlü delille kanıtlanması olanaklıdır.” Karşı oya göre kayıtlar senet niteliğinde değildir ve yalnızca çalışılan günler için yazılı delil oluşturur. Bu konuda Yargıtay içinde görüş ayrılığı bulunduğu söylenebilir; çoğunluk görüşü kayda daha fazla ağırlık verir.
10. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2026 tarihli, E. 2025/13432, K. 2026/1771 sayılı kararı ise puantaj kayıtlarına ilişkin olarak özel bir ispat kuralı koymaksızın, dosyadaki bilgi ve belgelere göre verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararını yerinde bulmuş ve onamıştır. Kamu ve sosyal güvenlik dosyalarında kayıt ağırlığı yüksek olmakla birlikte değerlendirme somut belgelere göre yapılmaktadır.
Tanık delili ne zaman devreye girer, sınırları nelerdir?
Yazılı giriş çıkış belgeleri bulunmadığında, imzasız olduğunda veya gerçeği yansıtmadığı kanıtlandığında tanık delili devreye girer. Ancak çalışma düzenini bilmeyen kişilerin, işverenle davalı olan ve işçiyle menfaat birliği içindeki tanıkların anlatımı, yan delille desteklenmedikçe tek başına hükme esas alınmaz. Tanık seçimi bu nedenle sonucu doğrudan etkiler.
Hukuk Genel Kurulu’nun 23.11.2021 tarihli kararında tanığın yeri şöyle tarif edilmiştir: “Fiili bir olgu söz konusu olduğundan, kural olarak işçi, fazla çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir; bu bağlamda tanık da dinletebilir.” Tanık meşru bir delildir, ama sıralamada yazılı belgenin arkasında gelir.
Çalışma düzenini bilmeyen tanık
22. Hukuk Dairesi’nin 01.10.2019 ve 18.12.2019 tarihli kararları ile 9. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2018 tarihli kararında yerleşen ilke şudur: “İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.” Örneğin farklı vardiyada çalışan ya da iş yerine haftada bir uğrayan bir kişinin, davacının her gün kaçta çıktığını bilmesi beklenemez.
9. Hukuk Dairesi’nin 06.05.2019 tarihli, E. 2017/10598, K. 2019/9991 sayılı kararı da aynı yöndedir: “Ancak davalı işyerinde çalışmayan ve çalışma düzeni hakkında bilgi sahibi olması beklenemeyecek kişilerin beyanları ispata ve hesaplamaya dayanak alınamaz.” Bu nedenle tanık seçerken davacıyla aynı saatlerde çalışmış ve giriş çıkışlarını bizzat görmüş kişiler tercih edilmelidir.
Husumetli ve menfaat birliği içindeki tanık
İşverene karşı kendi davası bulunan tanık, aynı alacakları istediği için menfaat birliği içindedir. 22. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2020 tarihli kararında bu tanıklar için şöyle denmiştir: “Bu nedenle yan deliller ile desteklenmedikçe bu tanıkların beyanının hükme esas alınması mümkün değildir.” 9. Hukuk Dairesi’nin 28.04.2026 tarihli kararı da menfaat birliği içindeki tanık anlatımlarının tek başına yeterli olmadığını belirtmiştir.
Bu kural, husumetli tanığın hiç dinlenemeyeceği anlamına gelmez. Yan delil bulunduğunda, yani anlatım bir yazışma, bir fotoğraf, bir mesaj kaydı veya davası olmayan başka bir tanıkla desteklendiğinde, husumetli tanığın beyanı da değerlendirmeye girer. Tanık listesinin zamanında ve eksiksiz verilmesi bu nedenle önemlidir; listenin sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceği ikinci tanık listesi verilebilir mi başlıklı yazıda ele alınmıştır.
Giriş çıkış saati ile fiili çalışma süresi aynı şey midir?
Giriş çıkış saati, işçinin iş yerinde bulunduğu süreyi gösterir; fiili çalışma süresi bundan ara dinlenmeleri düşerek bulunur. İş Kanunu m. 68’e göre ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz. Bu nedenle turnikeden sabah 08.00’de girip akşam 19.00’da çıkan işçinin çalışma süresi on bir değil, kural olarak on saattir.
Kanun ara dinlenmesinin asgari sürelerini günlük çalışmanın uzunluğuna göre belirler: dört saat veya daha kısa işlerde on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar işlerde yarım saat, yedi buçuk saatten fazla işlerde bir saat. Bilirkişi hesabında bu süreler giriş çıkış arasındaki zamandan düşülür. İşçi ara dinlenmesini kullanamadığını ileri sürüyorsa bunu ayrıca ispatlaması gerekir.
Kayıtlar başka sorular da doğurabilir. İşçi iş yerine erken gelip kahvaltı ediyorsa, mesai bitiminde servis bekliyorsa ya da kıyafet değiştirme süresi uzun tutuluyorsa, giriş çıkış arası sürenin tamamı çalışma sayılmayabilir. Buna karşılık işverenin talimatıyla erken gelinmesi veya işin gereği olarak geç çıkılması çalışma süresine dâhildir. Vardiyalı düzende iki vardiya arasında bırakılması gereken dinlenme süresi de giriş çıkış kayıtlarından okunur; bu konu iki vardiya arası dinlenme süresi başlıklı yazıda incelenmiştir.
Kayıtlarla hesapta denkleştirme ve fazla sürelerle çalışma da gözetilir. İş Kanunu m. 63, tarafların anlaşmasıyla haftalık sürenin günde on bir saati aşmamak koşuluyla farklı dağıtılabileceğini ve iki aylık dönemde haftalık ortalamanın kırk beş saati aşamayacağını düzenler. Denkleştirme uygulanan iş yerinde kayıtlar hafta hafta değil, denkleştirme dönemi boyunca ortalama alınarak değerlendirilir. Sözleşmede haftalık süre kırk beş saatin altında belirlenmişse, bu süreyi aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar m. 41’e göre fazla sürelerle çalışmadır ve yüzde yirmi beş zamla ödenir. Hesapta saat kesirleri de yönetmelikteki yuvarlama kuralına göre değerlendirilir.
Özel durumlar: yönetici, uzaktan çalışma ve “fazla mesai yasaktı” savunması
Bazı çalışma ilişkilerinde giriş çıkış kayıtlarının yorumu değişir. Çalışma saatini kendisi belirleyen üst düzey yöneticilerde kayıttaki uzun süre her zaman fazla çalışma sayılmaz. Uzaktan çalışmada fiziksel giriş kaydı yerine oturum kayıtları önem kazanır. İşverenin fazla çalışmayı yasakladığı savunması ise fiilen yapılan ve bilinen çalışmayı ortadan kaldırmaz.
Üst düzey yöneticilerde Yargıtay uygulaması, çalışma süresini kendi belirleyebilen ve bunun karşılığında yüksek ücret alan kişilerin fazla çalışma isteminde daha sıkı bir değerlendirme yapar. Kayıt bu kişilerin iş yerinde uzun kaldığını gösterse bile, bu sürenin işverenin talimatıyla mı yoksa kendi organizasyonlarıyla mı geçtiği ayrıca araştırılır. Bu değerlendirme dosyanın özelliklerine göre değişir; tek bir ücret eşiğiyle sonuca varılamaz.
Uzaktan veya evden çalışmada iş yerine giriş çıkış kaydı yoktur. Çalışma süresi VPN bağlantıları, sistem oturumları, e-posta ve mesaj zaman damgalarıyla gösterilir. Yurt dışındaki ekiplerle çalışan işçilerde saat dilimi farkı, mesajların gönderildiği saatin hangi ülke saatine göre okunacağı sorusunu doğurur; bilirkişi raporunda bu dönüşümün açıkça yapılması gerekir.
İşverenler zaman zaman fazla çalışmanın önceden onay gerektirdiğini, onay alınmadan kalınan sürenin fazla çalışma sayılmayacağını savunur. İş Kanunu m. 41, fazla çalışma için işçinin onayını arar; işverenin onay prosedürü ise iç düzenlemedir. Giriş çıkış kayıtları işçinin düzenli olarak geç çıktığını gösteriyor ve işveren bu durumu biliyor ya da işin gereği bunu zorunlu kılıyorsa, prosedüre uyulmamış olması fiilî çalışmanın karşılığını ödememe gerekçesi olmaktan uzaktır.
Sözleşmelerde sık görülen “fazla çalışma ücrete dâhildir” kaydı da kayıtlarla birlikte değerlendirilir. İş Kanunu m. 41’e göre fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saati aşamaz. Uygulamada bu tür kayıtlar, kanundaki bu yıllık sınırla bağlantılı olarak dar yorumlanır; kayıtlar sınırı aşan bir çalışma gösteriyorsa aşan kısım ayrıca istenebilir. Fazla çalışma ücretinin ödenmemesi aynı zamanda işçiye haklı fesih imkânı verebilir; bu konu işçinin haklı fesih sebepleri başlıklı yazıda ele alınmıştır.
Giriş çıkış kayıtlarıyla fazla çalışma hesabı: sayısal örnek
Kayıtlarla hesap, her hafta için iş yerinde bulunma süresinden ara dinlenmesi düşülerek bulunan fiili sürenin kırk beş saatle karşılaştırılmasıyla yapılır. Aşan her saat, İş Kanunu m. 41 uyarınca normal saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödenir. Aşağıdaki örnek, kayıtlı ve kayıtsız dönemin nasıl ayrıldığını göstermektedir.
Konu somut bir örnek üzerinden değerlendirilebilir. Bir işçi pazartesiden cumartesiye her gün 08.00’de turnikeden girip 19.00’da çıkmaktadır. Günlük iş yerinde bulunma süresi on bir saattir; yedi buçuk saati aşan işte bir saat ara dinlenmesi düşüldüğünde fiili çalışma on saat olur. Altı günde haftalık çalışma altmış saattir. Kırk beş saati aşan on beş saat fazla çalışmadır.
İşçinin saat ücretinin 200 TL olduğu varsayılsın. Fazla çalışma saat ücreti yüzde elli zamla 300 TL olur. Haftalık fazla çalışma ücreti on beş saat çarpı 300 TL, yani 4.500 TL’dir. Kayıtların on hafta boyunca aynı düzeni gösterdiği bir dönem için alacak 45.000 TL olarak hesaplanır; bu dönemde bordrolarda fazla çalışma ödemesi görünüyorsa mahsup edilir.
Aynı işçinin üç yıllık çalışmasının yalnızca son yılına ait kayıtlar dosyada bulunsun. Hukuk Genel Kurulu’nun 04.04.2018 tarihli kararındaki yönteme göre son yıl kayıtlara, önceki iki yıl ise tanık anlatımlarına göre hesaplanır. Tanıklar önceki dönemde de aynı düzenin sürdüğünü anlatıyorsa, kayıtlı dönemin gösterdiği haftalık on beş saat, kayıtsız dönem için güçlü bir dayanak oluşturur. Kayıtlarla saat saat belirlenen dönemde uygulamada hakkaniyet indirimi yapılmaz; indirim, tahmine dayanan tanık anlatımıyla hesaplanan döneme özgüdür.
| Adım | İşlem | Sonuç |
|---|---|---|
| 1 | Giriş 08.00, çıkış 19.00 | 11 saat iş yerinde bulunma |
| 2 | Ara dinlenmesi düşülür (İşK m. 68) | 11 − 1 = 10 saat fiili çalışma |
| 3 | Haftada 6 gün | 60 saat |
| 4 | Haftalık 45 saat düşülür (İşK m. 63) | 15 saat fazla çalışma |
| 5 | 200 TL × 1,5 (İşK m. 41) | 300 TL saatlik fazla çalışma ücreti |
| 6 | 15 saat × 300 TL × 10 hafta | 45.000 TL brüt alacak |
Örnekteki tutar brüttür. Hüküm altına alınacak tutarın brüt mü net mi yazılacağı ve fazla çalışma ücretinden hangi kesintilerin yapılacağı, işçilik alacaklarında netten brüte çevirme başlıklı yazıda kalem kalem gösterilmiştir. Hesabın dayandığı her saat dosyanın kendi kayıtlarına göre değişir; kendi kayıtlarınızın değerlendirilmesini isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Giriş çıkış kayıtları ve KVKK: parmak izi verisi delil olur mu?
Parmak izi ve yüz tanıma verileri, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 6’ya göre özel nitelikli kişisel veridir. İşverenin bu veriyi işleme şartlarına uyup uymadığı ayrı bir sorudur; kaydın davada delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı ise HMK m. 189 çerçevesinde değerlendirilir. Bu konuda yerleşmiş net bir cevap bulunmamaktadır.
Kanunun m. 6/1 hükmü biyometrik verileri açıkça özel nitelikli veriler arasında sayar. 7499 sayılı Kanun ile 2024’te değiştirilen m. 6/3 ise bu verilerin işlenmesini kural olarak yasaklar, ancak ilgili kişinin açık rızası, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunluluk ya da istihdam alanındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunluluk gibi hâllerde işlemeye izin verir. Kartlı geçiş verisi ise biyometrik değildir; m. 5’teki genel şartlara tabidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2’ye göre “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.” Akla gelen soru, KVKK’ya aykırı tutulmuş bir parmak izi kaydının bu hüküm karşısında delil değerini yitirip yitirmeyeceğidir. Yazıda dayanılan kararlarda bu tartışma yapılmamıştır; kararlar parmak okutma kayıtlarını teknik güvenilirlik yönünden incelemiştir.
Doktrinde ağırlıklı yaklaşım, verinin işveren tarafından işlenmesindeki aykırılık ile kaydın işçi lehine delil olarak kullanılmasını ayrı değerlendirme yönündedir: kaydı tutan işverenin, kendi aykırılığını işçinin aleyhine ileri sürerek delilden kurtulması hakkaniyete uygun düşmez. Bununla birlikte bu noktada kesin bir Yargıtay ilkesinden söz etmek mümkün değildir. İşçi açısından pratik bir yol da vardır: KVKK m. 11, ilgili kişiye kişisel verisinin işlenip işlenmediğini öğrenme ve buna ilişkin bilgi talep etme hakkı tanır.
Parmak izi vermeyi reddeden işçinin durumu da tartışmalıdır. Biyometrik veri işlemenin şartları m. 6/3’te sayıldığından, kartlı sistem gibi daha az müdahaleci bir yöntem varken işçinin parmak izi vermeye zorlanması orantılılık açısından sorun yaratabilir. Reddin tek başına fesih sebebi sayılıp sayılmayacağı konusunda yerleşik bir cevap bulunmamaktadır; değerlendirme iş yerinin niteliğine ve alternatif yöntemlerin varlığına göre yapılır.
Dava açmadan önce ve yargılamada giriş çıkış kayıtları nasıl istenir?
İşçi giriş çıkış kayıtlarına dava dilekçesinde açıkça dayanmalı, kayıtların işverenden celbini ve gerekiyorsa ana sunucu üzerinde teknik bilirkişi incelemesini talep etmelidir. Kayıtların kaybolma tehlikesi varsa delil tespiti yoluna gidilebilir. Dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk aşaması tamamlanmalı, alacağın beş yıllık zamanaşımı süresi de gözden kaçırılmamalıdır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3’e göre işçi alacağı davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Fazla çalışma ücreti bir ücret alacağıdır ve İş Kanunu m. 32’ye göre beş yıllık zamanaşımına tabidir. Kayıtların genellikle sınırlı süre saklandığı düşünülürse, bu aşamada kayıtların korunmasını istemek önem taşır. Arabuluculuk görüşmesinde kayıtların paylaşılması da istenebilir.
Dava dilekçesinde dayanılacak deliller arasında giriş çıkış kayıtları, puantajlar, PDKS ve turnike verileri ayrı ayrı yazılmalıdır. Kayıtların elektronik ortamdaki ham hâlinin, HMK m. 219 uyarınca incelemeye elverişli biçimde sunulması istenmelidir. Yalnız çıktı ile yetinilirse, çıktının sonradan düzenlenip düzenlenmediği denetlenemez. Kayıtlar sunulmazsa HMK m. 220 kapsamında kesin süre verilmesi talep edilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını istemeye imkân verir. Delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır. Kart sisteminin değiştirileceği veya iş yerinin kapanacağı durumlarda bu yol kullanılabilir. Delil tespitinin masrafları ve süreleri kesin süre, delil tespiti masrafları, ıslah ve teminat başlıklı yazıda ele alınmıştır.
İşçinin kendi elinde tutabileceği yan deliller de vardır: mesai saatinde gönderilmiş e-postalar, iş yerinden atılmış mesajlar, kurumsal yazılımlardaki oturum kayıtları, servis aracının hareket saatleri, iş yerinde çekilmiş tarihli fotoğraflar. Bu belgeler tek başına kesin ispat sağlamasa da husumetli tanığın anlatımını destekleyen yan delil işlevi görür. Çalışma süresince tutulan, giriş ve çıkış saatlerini gün gün gösteren kişisel notlar da kendi başına delil değildir, ama dilekçede saatleri somut yazmayı ve tanıkları doğru seçmeyi kolaylaştırır. Bozmadan sonra yapılan yeni hesapta usulden kazanılmış hak kuralı da gözetilir; bu nedenle ilk bilirkişi raporuna yapılacak itirazların eksiksiz olması önemlidir. Dilekçe kurgusuna ilişkin bir örnek, iş davası kısmi dava dilekçe örneği başlıklı yazıda yer almaktadır.
İşveren açısından giriş çıkış kayıtları nasıl güvenilir tutulur?
İşveren açısından giriş çıkış kayıtlarının delil gücü, kaydın değiştirilemez ve denetlenebilir olmasına bağlıdır. Elle yapılan her düzeltmenin işaretlenmesi, kimin ve ne zaman yaptığının kaydedilmesi, puantajın günlük imzalatılması ve ham verinin saklanması, kayıtların davada esas alınmasını sağlayan başlıca önlemlerdir. Bu önlemler işverenin savunmasını da güçlendirir.
9. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2026 tarihli kararı, işveren lehine sonuç doğuran ayrıntının bir yıldız işareti ve kırmızı renk olduğunu göstermektedir. Sistem her değişikliği görünür kılıyordu; davacının kaydında bu iz yoktu. Değişiklik izi tutmayan bir sistem ise bilirkişi karşısında “müdahaleye açık” bulunabilir ve işvereni ispat bakımından zor durumda bırakabilir.
İmzalı puantaj tutuluyorsa imzanın günlük atılması gerekir. Ay sonunda toplu imzalatılan bir çizelge, 9. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2025 tarihli kararında aranan güvenceyi taşımayabilir. Fazla çalışma yaptırılıyorsa bunun bordroya ve ücret hesap pusulasına yansıtılması da önemlidir; İş Kanunu m. 37 ücret pusulasında fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretlerinin ayrı ayrı gösterilmesini öngörür.
Kayıtların saklanması da aynı ölçüde önemlidir. Dava açıldığında işverenin dayandığı kayıtları sunamaması, HMK m. 220 yoluyla işçinin beyanının kabulüne kapı açabilir. Biyometrik sistem kullanılıyorsa KVKK m. 6’daki şartlar ve Kurulun belirlediği yeterli önlemler ayrıca gözetilmelidir. Kayıt sisteminin kurulumu kadar yargılamada nasıl sunulacağı da önceden planlanmalıdır.
Giriş çıkış kayıtları konusunda sık yapılan hatalar
Uygulamada en sık hatalar, kayıtların değiştirildiğini somut dayanak göstermeden ileri sürmek, dosyaya gelen kayıtlara zamanında itiraz etmemek, imzalı puantaja karşı yalnızca tanıkla sonuç almaya çalışmak ve çalışma düzenini bilmeyen tanıklar göstermektir. İşveren tarafında ise kayıtları sunmamak ve değişiklik izi tutmayan sistem kullanmak öne çıkar.
Birinci hata soyut müdahale iddiasıdır. 9. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2013 tarihli kararında görüldüğü gibi, “kayıtlar değiştirildi” demek yeterli değildir. Hangi günün hangi saatinin değiştirildiği ve bunun hangi belgeyle görüldüğü gösterilmezse, iş yeri kayıtları esas alınır.
İkinci hata, sistemin müdahaleye açık olduğunu gösteren bilirkişi raporunu yeterli sanmaktır. 9. Hukuk Dairesi’nin 27.11.2025 ve 23.02.2026 tarihli kararları, açıklık ile fiilî müdahalenin farklı olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bilirkişiden davacının kayıtlarının tek tek incelenmesi istenmelidir.
Üçüncü hata, imzalı ve saat içeren puantaja karşı yalnızca tanık dinletmektir. Bu durumda Yargıtay yazılı delil aramaktadır. Toplu imza iddiası da yöntemince ispatlanmalıdır.
Dördüncü hata, dava dilekçesinde çalışma saatlerini somut yazmamaktır. İşveren kayıtları sunmasa bile, HMK m. 220 ile kabul edilebilecek bir beyan dilekçede yoksa bu hükmün işçiye sağlayacağı yarar sınırlı kalır.
Beşinci hata, giriş çıkış arasındaki sürenin tamamını çalışma saymaktır. İş Kanunu m. 68’deki ara dinlenmeleri düşülmeden yapılan hesap, bilirkişi raporunda düzeltilir ve dilekçedeki talep ile hüküm arasında fark doğar.
50 soruda giriş çıkış kayıtları ve delil değeri
Uygulamada iş yeri giriş çıkış kayıtlarının delil değeri konusunda en sık karşılaşılan sorular ve bunlara ilişkin cevaplar aşağıda yer almaktadır. Sorular kayıtların niteliği, imzalı ve imzasız kayıt, elektronik sistemler, müdahale iddiası, kayıtların sunulmaması, tanık delili ve dava süreci başlıkları altında toplanmıştır.
1. Giriş çıkış kayıtları delil midir?
Evet, Yargıtay iş yerine giriş ve çıkışı gösteren belgeleri yazılı delil sayar (HGK E. 2016/2387, K. 2021/504). Ancak bu kayıtlar aksi ispatlanamaz kesin delil değildir.
2. Giriş çıkış kayıtları kesin delil midir?
Hayır, kesin delil değildir. Hukuk Genel Kurulu, kaydın gerçeği göstermediği ispatlanırsa belgenin delil değerini kaybedeceğini kabul etmektedir.
3. Turnike kayıtları fazla mesai davasında kullanılır mı?
Evet, turnike kayıtları fazla çalışmanın ispatında yazılı delil olarak kullanılır. Haftalık kırk beş saati aşan süre İş Kanunu m. 41 uyarınca fazla çalışma sayılır.
4. Parmak izi kayıtları mahkemede geçerli mi?
Evet, parmak okutma kayıtları delil olarak değerlendirilir. Sistem müdahaleye açık olsa bile fiilî müdahale ispatlanmadıkça esas alınabilir (9. HD E. 2025/7639, K. 2025/9256).
5. PDKS kayıtları ne işe yarar?
PDKS kayıtları işçinin iş yerine giriş ve çıkış saatlerini gösterir ve fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının hesabında kullanılır. HMK m. 199 elektronik verileri belge sayar.
6. İmzasız puantajın aksi nasıl ispatlanır?
İmzasız puantajın aksi her zaman ve her türlü delille, tanık dâhil, ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu bunu işverence tek taraflı düzenlenebilmesine dayandırır.
7. İmzalı puantajın aksi tanıkla ispatlanabilir mi?
Kural olarak hayır. Günlük imzalı ve saat içeren puantajın aksi yazılı delille ispatlanmalıdır (9. HD E. 2025/5904, K. 2025/7690).
8. Puantajı topluca imzaladım, ne olur?
Toplu imza iddiası mümkündür, ancak yöntemince ispatlanmalıdır. İspatlanamazsa imzalı puantaj yazılı delil olarak esas alınır ve daha fazla çalışma tanıkla kanıtlanamaz.
9. İmzalı sefer kayıtları karşısında tanık dinlenir mi?
Tanık dinlenebilir, ama aksi eş değer delille ispatlanmadıkça menfaat birliği içindeki tanık anlatımıyla hesap yapılamaz (9. HD E. 2026/1482, K. 2026/3938).
10. Kayıtlar değiştirildi dersem yeterli mi?
Hayır, soyut iddia yeterli değildir. 9. Hukuk Dairesi, kayıtların değiştirildiği iddiasını soyut bulduğu dosyada iş yeri kayıtlarını esas almıştır (E. 2011/42952, K. 2013/29834).
11. Sistem müdahaleye açıksa kayıtlar geçersiz mi olur?
Hayır, geçersiz olmaz. Yargıtay, davacının kendi kayıtlarına fiilen müdahale edildiğinin somut olarak tespit edilmesini arar (9. HD E. 2025/10128, K. 2026/1598).
12. Elektronik kayda müdahale nasıl anlaşılır?
Teknik bilirkişi incelemesiyle anlaşılır. Değişiklik işaretleri, renk farkı ve işlem kayıtları incelenir; ana sunucu verisi dosyadaki çıktıyla karşılaştırılır (HMK m. 266).
13. Ana sunucu incelemesi neden önemlidir?
Çıktının sonradan düzenlenip düzenlenmediği yalnızca ham veriyle karşılaştırılarak görülebilir. Yargıtay, cihazın ana merkez server kayıtları ve çıktılarla birlikte incelenmesini istemiştir (9. HD E. 2022/6280, K. 2022/7754).
14. Müdahale tespit edilirse ne olur?
Kaydın gerçeği yansıtmadığı anlaşılırsa delil değerini kaybeder ve fazla çalışma tanık anlatımları değerlendirilerek belirlenir. Bu, 22. Hukuk Dairesi bozma ilamında belirtilen yöntemdir.
15. İşveren giriş çıkış kayıtlarını sunmazsa ne olur?
HMK m. 220 uygulanır. Mahkeme kesin süre verir; belge sunulmazsa duruma göre belgenin içeriği konusunda işçinin beyanını kabul edebilir (HGK E. 2019/353, K. 2020/403).
16. HMK 220 uygulanınca işçinin iddiası otomatik kabul edilir mi?
Hayır, otomatik değildir. Kanun mahkemenin beyanı kabul edebileceğini söyler; sonuç mahkemenin takdirindedir ve işçinin somut beyanı gerekir.
17. İşveren kayıtların kaybolduğunu söylerse ne olur?
HMK m. 220/2 uyarınca işverene belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
18. İşveren kayıtları saklamak zorunda mı?
İş Kanunu m. 75, işverenin kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu belge ve kayıtları özlük dosyasında saklamasını ve istendiğinde göstermesini öngörür. HMK m. 219 da dayanılan belgelerin sunulmasını zorunlu tutar.
19. Kayıtlar çalışma süresinin bir kısmını kapsıyorsa hesap nasıl yapılır?
Kaydın bulunduğu dönem için kayıtlar, bulunmadığı dönem için tanık anlatımları esas alınır. Hukuk Genel Kurulu bu iki aşamalı hesabı isabetli bulmuştur (E. 2015/496, K. 2018/666).
20. Saat içermeyen kayıtlar işe yarar mı?
Çalışma süresinin hesabında tek başına yetmez, ama hangi günlerde çalışıldığını göstermek için kullanılabilir (HGK E. 2019/682, K. 2021/1483).
21. Araç giriş kayıtları şoförün fazla mesaisini ispatlar mı?
Saat içeriyorsa çalışma süresine ilişkin delil olabilir; saat içermiyorsa yalnızca çalışma günlerinin tespitine yarar. Hukuk Genel Kurulu plaka üzerinden gün bazında denetim yapılabileceğini belirtmiştir.
22. Takograf kayıtları istenmeden karar verilebilir mi?
Hayır, verilmemelidir. Davalının elindeki takograf kayıtları celbedilip incelenmeden karar verilmesi eksik inceleme sayılmıştır (9. HD E. 2015/12478, K. 2018/3577).
23. Elimdeki fotokopi giriş çıkış listesi delil olur mu?
Tek başına hükme esas alınmaz. İşverence kabul edilmeyen ve kaşe ya da imza taşımayan fotokopi kayıtlar başka delille desteklenmelidir (9. HD E. 2017/21092, K. 2020/17075).
24. İşverence sunulmayan çizelgeler delil sayılır mı?
Hayır, işveren yönünden bağlayıcı olmayan ve işverence sunulmayan kayıtlar çalışma düzeninin ispatında delil kabul edilmez (22. HD E. 2017/17401, K. 2018/23620).
25. Kayıtlara itiraz etmezsem ne olur?
Kayıtlar hesaba esas alınabilir. İtirazsız kalan puantaj ve kart basıldığını doğrulayan tanık bulunan dosyada kayıtlara göre hesap yerinde bulunmuştur (9. HD E. 2025/9752, K. 2026/1028).
26. Kayıtlara nasıl itiraz edilmelidir?
İtiraz somut olmalıdır. Eksik görünen günler, kısaltılan saatler, kaydın imzasız ya da toplu imzalı olduğu ve aksinin hangi delille ispatlanacağı açıkça belirtilmelidir.
27. Kayıt yoksa fazla mesai ispatlanabilir mi?
Evet, fazla çalışma fiili bir olgu olduğundan her türlü delille, tanıkla da ispatlanabilir (HGK E. 2019/682, K. 2021/1483). Yazılı belge bulunmadığında tanık delili devreye girer.
28. Hangi tanıkların sözüne itibar edilmez?
Çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımına değer verilmez (22. HD E. 2019/6498, K. 2019/17850). İş yerinde çalışmayan kişilerin beyanı da hesaba dayanak alınmaz.
29. İşverene dava açmış arkadaşım tanık olabilir mi?
Olabilir, ancak husumetli tanığın beyanı yan delille desteklenmedikçe tek başına hükme esas alınmaz (22. HD E. 2017/27951, K. 2020/4201).
30. Yan delil ne demektir?
Tanık anlatımını destekleyen başka bir kanıttır. E-posta saatleri, mesajlar, tarihli fotoğraflar, oturum kayıtları veya davası olmayan bir tanığın anlatımı yan delil olabilir.
31. İmzasız kayıt varken husumetli tanık dinletilirse sonuç ne olur?
22. Hukuk Dairesi, yan delille desteklenmeyen husumetli tanık anlatımı karşısında imzasız bilgisayar çıktısı puantaja göre hesap yapılması gerektiğini kabul etmiştir (E. 2017/27951, K. 2020/4201).
32. Giriş çıkış saati ile çalışma süresi aynı mıdır?
Hayır. İş Kanunu m. 68’e göre ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz; fiili çalışma, giriş çıkış arası süreden ara dinlenmesi düşülerek bulunur.
33. Hesapta ara dinlenmesi ne kadar düşülür?
İş Kanunu m. 68’e göre yedi buçuk saatten fazla süren işlerde en az bir saat, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar süren işlerde yarım saat düşülür.
34. Fazla mesai ücreti nasıl hesaplanır?
Haftalık kırk beş saati aşan her saat için normal saat ücretinin yüzde elli fazlası ödenir (İşK m. 41). Bordroda ödenmiş fazla çalışma tutarı hesaptan mahsup edilir.
35. Bordroda fazla mesai yazıyorsa daha fazlasını isteyebilir miyim?
İhtirazi kayıtsız imzalı bordroda gösterilenden fazlası yazılı belgeyle kanıtlanmalıdır; ihtirazi kayıt varsa her türlü delil kullanılabilir (9. HD E. 2022/5474, K. 2022/6359).
36. İmzalı bordronun aksi nasıl ispatlanır?
İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir (9. HD E. 2026/2303, K. 2026/2187). Aksi kural olarak yazılı delille ispatlanır.
37. Kamu kurumunda kayıt yoksa çalışma ispatlanabilir mi?
10. Hukuk Dairesi çoğunluğu, kayıt bulunmayan dönem için çalışmanın ispatlanamadığını kabul etmiştir (E. 2022/9559, K. 2022/11060). Karşı oy ise kaydın bir karine olduğunu ve aksinin ispatlanabileceğini savunmuştur.
38. İş müfettişi tutanağı giriş çıkış kaydının yerine geçer mi?
Müfettiş tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilmiştir. İşverenin giriş çıkış belgelerini sunmadığı dosyada bu tutanaklar önem kazanmıştır (9. HD E. 2024/753, K. 2024/5266).
39. Parmak izi verisi KVKK’ya göre nasıl bir veridir?
Parmak izi biyometrik veridir ve 6698 sayılı Kanun m. 6/1’e göre özel nitelikli kişisel veridir. İşlenmesi m. 6/3’te sayılan şartlara bağlıdır.
40. KVKK’ya aykırı tutulan parmak izi kaydı delil olur mu?
Bu konuda net bir Yargıtay ilkesi bulunmamaktadır. HMK m. 189/2 hukuka aykırı delili dışlar, ancak kaydı tutan işverenin bu aykırılığı işçinin aleyhine ileri sürmesi tartışmalıdır.
41. İşverenden kendi giriş çıkış verilerimi isteyebilir miyim?
Evet, KVKK m. 11 ilgili kişiye kişisel verisinin işlenip işlenmediğini öğrenme ve buna ilişkin bilgi talep etme hakkı tanır. Davada ise HMK m. 220 yoluyla ibraz istenir.
42. Kayıtlar silinmeden nasıl korunur?
HMK m. 400 uyarınca delil tespiti istenebilir. Delilin kaybolacağı ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır.
43. Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Evet, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3’e göre işçi alacağı davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
44. Fazla mesai alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Fazla çalışma ücreti bir ücret alacağıdır ve İş Kanunu m. 32’ye göre beş yıllık zamanaşımına tabidir.
45. Dilekçede kayıtlar nasıl talep edilir?
Giriş çıkış, turnike, PDKS ve puantaj kayıtlarına açıkça dayanılır, işverenden celbi ve ham verinin HMK m. 219 uyarınca incelemeye elverişli biçimde sunulması istenir.
46. Bilirkişi raporu sistemin açık olduğunu söylüyorsa yeterli mi?
Yeterli değildir. Raporun davacının kayıtlarında fiilî değişiklik izi bulunup bulunmadığını açıklaması gerekir; aksi hâlde itiraz edilip ek rapor istenmelidir.
47. Hafta tatili çalışması giriş çıkış kaydıyla ispatlanır mı?
Evet, kayıt tatil gününde giriş gösteriyorsa hafta tatili alacağının ispatında kullanılır. İş Kanunu m. 46 yedi günlük dönemde en az yirmi dört saat kesintisiz dinlenme öngörür.
48. Genel tatilde çalıştığımı nasıl ispatlarım?
Giriş çıkış kayıtları, puantaj ve tanıkla ispatlanabilir. İş Kanunu m. 47’ye göre genel tatilde çalışan işçiye çalışılan her gün için ayrıca bir günlük ücret ödenir.
49. Kayıtlar işçinin aleyhine sonuç doğurabilir mi?
Evet. Meyer kayıtlarında haftalık kırk beş saati aşan çalışma görülmeyen dosyada davanın reddi onanmıştır (9. HD E. 2022/6280, K. 2022/7754).
50. İşveren kayıtlarını davada güçlü kılmak için ne yapmalı?
Her düzeltmeyi işaretleyen sistem kullanmalı, puantajı günlük imzalatmalı ve ham veriyi saklamalıdır. Değişiklik izi bulunan sistemde müdahalesiz kayıtlar esas alınmıştır (9. HD E. 2025/10128, K. 2026/1598).
Sonuç
Giriş çıkış kayıtları, Yargıtay’ın istikrarlı içtihadında yazılı delildir ve fazla çalışma davasında hesabın ilk dayanağıdır. Ancak hiçbiri aksi ispatlanamaz bir kesinlik taşımaz. Belirleyici olan kaydın türüdür: imzasız kaydın aksi her delille, imzalı ve saatli kaydın aksi yazılı delille ispatlanır; elektronik kayıt ise somut müdahale gösterilmedikçe esas alınır.
İşveren kayıtları sunmazsa HMK m. 220 işçinin beyanının kabulüne imkân verir; kaydın olmadığı dönemde tanık anlatımına geçilir. Tanık delili ise çalışma düzenini bilen, güvenilir kişilerle sınırlıdır; husumetli tanığın anlatımı yan delil arar. Kayıtlara müdahale iddiası soyut kalırsa dikkate alınmaz; sunucu incelemesi ve değişiklik izi araştırması bu iddianın sınandığı yerdir.
Kişisel verilerin korunması ile delil kullanımı arasındaki ilişki gibi bazı noktalarda yerleşik bir cevap henüz yoktur. Kayıtlara nasıl itiraz edileceği, hangi delilin hangi kayda karşı kullanılacağı ve hesabın hangi döneme göre kurulacağı her dosyada ayrı değerlendirme gerektirir. Somut durumunuz için değerlendirme yapılması gerekir; iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
4857 sayılı İş Kanunu m. 32 (ücret ve zamanaşımı), m. 37 (ücret hesap pusulası), m. 41 (fazla çalışma ücreti), m. 46 (hafta tatili ücreti), m. 47 (genel tatil ücreti), m. 63 (çalışma süresi), m. 68 (ara dinlenmesi), m. 75 (işçi özlük dosyası).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189 (ispat hakkı), m. 190 (ispat yükü), m. 199 (belge), m. 219 (belgeleri ibraz zorunluluğu), m. 220 (belgenin ibraz edilmemesi), m. 266 (bilirkişiye başvurulması), m. 400 (delil tespiti); m. 107 (7589 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış belirsiz alacak davası).
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 3 (tanımlar), m. 5 (kişisel verilerin işlenme şartları), m. 6 (özel nitelikli kişisel veriler), m. 11 (ilgili kişinin hakları).
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 (dava şartı olarak arabuluculuk).
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/2387, K. 2021/504, T. 15.04.2021.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/682, K. 2021/1483, T. 23.11.2021.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/353, K. 2020/403, T. 16.06.2020.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/496, K. 2018/666, T. 04.04.2018.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1794, K. 2026/4321, T. 11.05.2026.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1482, K. 2026/3938, T. 28.04.2026.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2303, K. 2026/2187, T. 10.03.2026.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/10128, K. 2026/1598, T. 23.02.2026.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9752, K. 2026/1028, T. 09.02.2026.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7639, K. 2025/9256, T. 27.11.2025.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5904, K. 2025/7690, T. 09.10.2025.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/753, K. 2024/5266, T. 21.03.2024.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/6280, K. 2022/7754, T. 14.06.2022.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/5474, K. 2022/6359, T. 23.05.2022.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/8400, K. 2021/15343, T. 03.11.2021.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/21092, K. 2020/17075, T. 26.11.2020.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/10598, K. 2019/9991, T. 06.05.2019.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/12478, K. 2018/3577, T. 20.02.2018.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/42952, K. 2013/29834, T. 19.11.2013.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/13432, K. 2026/1771, T. 23.02.2026.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9559, K. 2022/11060, T. 22.09.2022.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/27951, K. 2020/4201, T. 04.03.2020.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/26376, K. 2019/23642, T. 18.12.2019.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2019/6498, K. 2019/17850, T. 01.10.2019.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/17401, K. 2018/23620, T. 06.11.2018.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Bireysel iş hukuku eserlerinde çalışma süresi, fazla çalışma, ara dinlenmesi ve ücret alacaklarının ispatı bölümleri.
Medeni usul hukuku eserlerinde ispat yükü, belge kavramı, elektronik belgeler, belge ibrazı yükümlülüğü ve hukuka aykırı deliller bölümleri.
Kişisel verilerin korunması hukuku eserlerinde özel nitelikli kişisel veriler, biyometrik veri ve iş ilişkisinde veri işleme bölümleri.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; karar vermeden önce bir avukata danışılması gerekir.
