Kesin süre, delil tespiti masrafları, ıslah ve ihtiyati haciz teminatı — dört ayrı usul konusu, ancak hepsinin ortak yanı aynı: dosyayı kaybettiren şey esasa ilişkin bir eksiklik değil, usul kuralının atlanmasıdır.
Bu yazıda kesin sürenin bağlayıcı olabilmesi için aranan koşullar, delil tespiti masraflarının neden ayrı alacak olarak istenemeyeceği, kaldırma kararı sonrası ıslahın usuli kazanılmış hakla sınırlanması ve ihtiyati haciz teminatının ne zaman iade edileceği ele alınmaktadır.
Kesin Süre Ne Zaman Bağlayıcıdır?
HMK m. 94 uyarınca kanunun belirlediği süreler kesindir; hâkim de tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Ancak bir kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için belirli koşulları taşıması gerekir. Verilen süre kanunda öngörülen koşullara uygun, yeterince açık ve makul olmalıdır. Ayrıca süreye uyulmamasının sonuçları ilgili tarafa açıkça ihtar edilmeli ve bu ihtaratı içeren tutanak usulüne uygun tebliğ edilmelidir.
Bu şartları taşımayan, sonuçları ihtar edilmeyen ya da savunma hakkını kısıtlayan kesin süreler usulsüz kabul edilmekte ve bağlayıcı nitelik taşımamaktadır (Yargıtay 21. HD, E. 2016/20549, K. 2018/5399, T. 05.06.2018; E. 2017/1317; E. 2016/7736).
Hâkimin tayin ettiği kesin süreye konu işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıklaması ve sonuçlarını tutanağa geçirerek ihtar etmesi zorunludur (İstanbul BAM 8. HD, E. 2024/2491; İzmir BAM 14. HD, E. 2023/2189).
Savunma bakımından pratik sonuç şudur: kesin süre kaçırıldığında ilk yapılacak iş, tutanağın incelenmesidir. İhtarat yazılı değilse ya da tebliğ usulsüzse sürenin bağlayıcı olmadığı ileri sürülebilir.
İş Kazasının Tespiti Davası İçin Verilen Süre
İşçilik alacağı ya da tazminat davasında iş kazası olgusu çekişmeliyse, mahkemece davacıya HMK m. 165/2 uyarınca iş kazasının tespiti davası açmak için kesin süre verilmesi gerekir. Verilen süre içinde görevli mahkemeye başvurulmazsa, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir (Yargıtay 10. HD, E. 2023/13056, K. 2024/6436, T. 06.06.2024).
Uygulamada verilen süreler somut olaya göre iki hafta, bir ay ya da otuz gün gibi farklılık göstermektedir; kanunda sabit bir süre öngörülmemiştir. Sürenin uzunluğu değil, usulüne uygun verilip verilmediği belirleyicidir.
Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Delil Tespiti Masrafları Nasıl İstenir?
Delil tespiti dosyasında yapılan masraflar — harç, bilirkişi ücreti, keşif gideri, tebligat ve posta masrafları ile tespit vekâlet ücreti — münferit bir alacak olarak talep edilemez. Bu masraflar, açılacak asıl alacak davasında yargılama gideri olarak istenmelidir.
Bu kural iki dayanağa oturmaktadır. Birincisi 22.03.1976 tarihli ve 1976/1 Esas, 1976/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır: davanın açılmasından önce yapılan delil tespiti giderleri yargılama giderlerinden sayılır ve dava değerine dâhil edilemez. Bu içtihat, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra da geçerliliğini sürdürmektedir.
İkincisi HMK hükümleridir. HMK m. 405/1 uyarınca delil tespiti dosyası asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Tespite ilişkin giderler, HMK m. 323 ve devamı uyarınca yargılama giderleri arasında yer alır (Yargıtay 15. HD, E. 2016/6323, K. 2017/534, T. 13.02.2017; Yargıtay 3. HD, E. 2016/298, K. 2017/11259, T. 06.07.2017).
Pratik Sonuç
Dava dilekçesinde tespit masraflarının asıl alacak kalemine eklenmesi, dava değerini yükselttiği gibi bu kısmın reddine ve aleyhe vekâlet ücretine yol açar. Doğru yöntem, talep sonucunda yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini istemek ve tespit dosyası masraflarını gider listesinde göstermektir.
Tespit dosyasının asıl dava dosyasına getirtilmesinin talep edilmesi de gerekir; aksi hâlde masrafların hesaba katılmaması riski doğar.
Kaldırma Kararı Sonrası Islah ve Talep Artırımı
Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda, alacağın miktarı tahkikat ya da bilirkişi raporuyla belirlenebilir hâle geldiğinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini artırabilir; ayrıca HMK m. 176 uyarınca bir kez ıslah hakkını kullanabilir.
HMK m. 177/2 uyarınca, bozma veya kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde mahkemenin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir.
Ancak bu kuralın mutlak bir sınırı vardır: bozma ya da kaldırma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum, yani usuli kazanılmış haklar ortadan kaldırılamaz.
İstinafa Başvurmamanın Sonucu
Bu, uygulamada en pahalıya mal olan usul hatalarından biridir ve rakip içeriklerde hiç işlenmemektedir.
İlk derece mahkemesinin kaldırma öncesinde verdiği karar davacı tarafından istinaf edilmemişse, hükmedilen miktar üzerinden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğar. Bu kazanılmış hakkın sonradan HMK m. 177/2’ye dayanılarak verilecek bir ıslah dilekçesiyle aşılmaya çalışılması ve mahkemece bu miktarı aşacak biçimde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur (Yargıtay 7. HD, E. 2025/1033, K. 2025/1473).
Davacının ilk karara itiraz etmediği, yalnızca davalının istinafa başvurduğu bir dosyada da ilk hükmedilen bedellerin davalı bakımından kazanılmış hak teşkil ettiği; bu nedenle kaldırma sonrası davacı tarafça bedel artırımı ya da ıslah yapılmasının hukuken mümkün olmadığı vurgulanmıştır (Yargıtay 5. HD, E. 2024/6305, K. 2025/963).
Pratik Sonuç
Hükmedilen miktarı yetersiz gören davacı, karşı taraf istinafa başvurmuş olsa dahi kendisi de istinaf yoluna gitmelidir. Aksi hâlde kaldırma kararı sonrasında dosya yeniden görülse bile ilk karardaki miktar bir tavan oluşturur.
Bu tercih dosyanın kendi verilerine göre değişir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
İhtiyati Haciz Teminatı Ne Zaman İade Edilir?
İcra ve İflas Kanunu’nda teminatın iadesine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Yargı kararlarında HMK m. 89/1 ve m. 392/2 hükümleri ile ilgili yönetmelik düzenlemeleri kıyasen uygulanmaktadır.
Karar Uygulanmamışsa
Alacaklının ihtiyati haciz kararını uygulatmadan infazdan tümüyle vazgeçtiği tespit edilirse, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın teminatın iadesine karar verilir.
İhtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde infaz edilmemesi hâlinde karar kendiliğinden kalkmış sayılır ve teminat iade edilebilir.
Karar Uygulanmışsa
Bu ihtimalde iade belirli şartların gerçekleşmesine ve sürelere bağlıdır.
Önce karşı tarafa, kararın uygulanmasından dolayı bir zararı olup olmadığını bildirmesi için tebligat çıkarılır. Verilen süre içinde borçlular teminatın iadesine itiraz etmezse teminat iade edilir; itiraz edilirse mahkeme sebepleri inceleyerek karar verir.
Ayrıca HMK m. 392/2 kıyasen uygulanarak bir aylık bekleme süresi işletilir: asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden ya da ihtiyati haciz kararının herhangi bir nedenle kalkmasından itibaren bir ay içinde haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir.
| Durum | İade koşulu |
|---|---|
| Karar hiç infaz edilmedi | Tebligata gerek olmadan iade edilir |
| On gün içinde infaz edilmedi | Karar kendiliğinden kalkar, teminat iade edilir |
| Karar uygulandı, borçlu itiraz etmedi | Verilen sürenin sonunda iade edilir |
| Hüküm kesinleşti veya haciz kalktı | Bir ay içinde tazminat davası açılmazsa iade edilir |
| Borçlu zarar iddiasında bulundu | Mahkeme inceleyip karar verir |
Haksız İhtiyati Hacizden Doğan Tazminat
İhtiyati haciz haksız çıkarsa, borçlu uğradığı zararın tazminini isteyebilir. Bu talep için ayrı bir dava açılması gerekir ve teminat, bu tazminatın güvencesini oluşturur.
Tazminat davasının süresinde açılmaması teminatın iadesine yol açtığından, borçlu bakımından bu bir aylık sürenin takibi kritik önemdedir. Süre kaçırıldığında teminattan yararlanma imkânı ortadan kalkar.
Delil Tespitinin Diğer Sonuçları
Delil tespiti yalnızca masraf boyutuyla değil, sonuçları bakımından da önemlidir. Tespit dosyası asıl davanın eki sayıldığından, tespitte alınan bilirkişi raporu asıl davada delil olarak değerlendirilir.
Ancak tespit raporu bağlayıcı değildir; asıl davada yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Tespit, delillerin kaybolmasını önlemeye ve durumu belgelemeye hizmet eder.
Tespit talebinin karşı tarafa tebliğ edilmeden yapıldığı hâllerde, karşı tarafın rapora itiraz hakkı asıl davada saklıdır.
Usuli Kazanılmış Hak Nedir?
Usuli kazanılmış hak, yargılama sırasında taraflardan biri lehine oluşan ve sonradan aleyhine değiştirilemeyen hukuki durumdur. Bozma veya kaldırma kararına uyulmasıyla, kanun yoluna başvurulmamasıyla ya da bir usul işleminin kesinleşmesiyle doğar.
Bu kurumun işlevi, yargılamanın öngörülebilirliğini sağlamaktır. Ancak sonucu sert olabilir: bir kez doğan kazanılmış hak, sonradan yapılan ıslahla dahi aşılamaz.
İstisnaları vardır: kamu düzenine ilişkin hususlar, görev kuralları ve maddi hatanın düzeltilmesi bu kapsamda değerlendirilmez.
Islah Hakkının Bir Kez Kullanılması
Aynı davada taraflardan her biri yalnızca bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Belirsiz alacak davasında yapılan talep artırımı ise ıslah sayılmadığından bu hakkı tüketmez.
Bu ayrım dava türü seçiminde belirleyicidir. Islah talebinin reddedilmesi hâlinde izlenecek yolu ıslah için süre talebinin reddi yazısında; belirsiz alacak davasının koşullarını ise belirsiz alacak davası yazısında ele aldım.
Delil tespiti talebi nasıl yapılır?
Delil tespiti dilekçeyle talep edilir. Dava açılmışsa o mahkemeye, açılmamışsa esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeye ya da delilin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine başvurulur. Dilekçede tespiti istenen vakıa, hukuki yarar ve karşı taraf gösterilir; harç ile gider avansı yatırılır. Talep dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir.
Tespitin ilk şartı hukuki yarardır. Delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolma ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşma tehlikesi bulunmalıdır (HMK m. 400). Kanun ayrıca karşı tarafın açık rızasının ya da tespite dayanak yapılabilecek bir sözleşme hükmünün bulunduğu hâlleri de kabul eder. Yapı denetimi, ayıplı imalat, kira ilişkisinde tahliye öncesi mecurun durumu ve trafik kazasında hasarlı aracın incelenmesi en sık karşılaşılan örneklerdir.
Görev ve yetki bakımından iki ihtimal ayrılır (HMK m. 401). Dava görülmekteyken tespit isteniyorsa yalnızca o dava mahkemesine başvurulabilir. Dava açılmadan önce isteniyorsa talep sahibi, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeye ya da üzerinde keşif yapılacak yahut tanık dinlenecek yerin sulh hukuk mahkemesine başvurmakta serbesttir. Bu seçim özellikle taşınmazın uzak bir ilde bulunduğu dosyalarda zaman kazandırır.
Dilekçede tespiti istenen vakıa açık biçimde yazılmalı, bilirkişiden hangi hususların sorulacağı sıralanmalıdır. Genel ifadelerle hazırlanan taleplerde bilirkişi raporu asıl davada işe yaramaz. Talep sahibi karşı tarafı da göstermek zorundadır; karşı taraf belirlenemiyorsa bunun sebebi açıklanır. Harç ve gider avansının yatırılmaması hâlinde mahkeme süre verir; süre içinde tamamlanmazsa talep işlemden kaldırılır.
Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan acele hâllerde tespit, karşı taraf dinlenmeden yapılabilir (HMK m. 403). Yıkılmak üzere olan yapı ya da bozulacak mal gibi durumlarda bu yol tercih edilir; tespitten sonra dilekçe, karar, tutanak ve varsa rapor karşı tarafa tebliğ edilir.
Delil tespiti kararına itiraz
Tespit talebinin kabulü hâlinde karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağı, karşı tarafın tespit sırasında hazır bulunabileceği ve itirazları ile ilave sorularını bir hafta içinde bildirmesi gerektiği yazılır. Bu bir haftalık süre uygulamada sıkça kaçırılmaktadır.
İtirazın kapsamı geniştir. Karşı taraf tespitin şartlarının bulunmadığını, mahkemenin yetkili olmadığını, bilirkişinin uzmanlık alanının uyuşmadığını ya da sorulan soruların eksik olduğunu ileri sürebilir. İlave soru bildirme imkânı ise pratikte itirazdan daha değerlidir: tespit raporunun tek yanlı hazırlanmasını önleyen asıl araç budur. Karşı taraf dinlenmeden yapılan acele tespitlerde de itiraz hakkı, dilekçe ve raporun tebliğinden itibaren işleyen bir haftalık süre içinde kullanılır (HMK m. 403).
Tespit kararının kendisine karşı ayrı bir kanun yolu bulunmaz. Tespit, bir dava değil geçici hukuki koruma niteliğinde bir işlemdir; uyuşmazlığın esası hakkında bağlayıcı bir hüküm kurmaz. İtirazlar, tespit dosyasında ya da asıl davada ileri sürülerek sonuç doğurur.
Tespit sonucunun asıl davada kullanılması iki adıma bağlıdır. Önce tespit dosyasının asıl dava dosyasına getirtilmesi talep edilir; tespit dosyası asıl davanın eki sayılır ve onunla birleştirilir (HMK m. 405). Ardından rapor delil olarak değerlendirilir.
Raporun delil değeri mutlak değildir. Tespit raporu hâkimi bağlamaz; asıl davada yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Tespite itiraz etmemiş olmak da karşı tarafın asıl davada rapora itiraz hakkını ortadan kaldırmaz. Tespitin asıl işlevi, zamanla değişen ya da yok olan bir durumu o andaki hâliyle belgelemektir.
Dava teminatı: kimler teminat gösterir?
Teminat, davalının muhtemel yargılama giderlerini güvence altına alan bir kurumdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 84, teminat gösterilecek hâlleri sınırlı biçimde sayar. Teminat kararı mahkemece resen verilir; kararın gereğinin yerine getirilmemesi ise davanın usulden reddi sonucunu doğurur. Yabancılar bakımından ayrı bir rejim uygulanır.
Kanunun saydığı iki hâl vardır. Birincisi, Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması ya da takip başlatmasıdır. İkincisi, davacının daha önce iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya yapılandırma işlemi başlatılmış olması yahut borç ödemeden aciz belgesinin bulunmasıdır. Her iki hâlde de teminatın ölçüsü, davalının yapması muhtemel yargılama giderleridir.
Muafiyet hâlleri ayrıca düzenlenmiştir (HMK m. 85). Adli yardımdan yararlanan davacıdan ve teminatı karşılayacak ölçüde Türkiye’de taşınmaz malı yahut ayni teminatla güvence altına alınmış alacağı bulunan davacıdan teminat istenmez.
Yabancılar bakımından özel bir rejim işler. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 48 uyarınca Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar. Karşılıklılık, iki devlet arasındaki antlaşmadan, o devletin mevzuatından ya da fiilî uygulamadan doğabilir; bu nedenle muafiyet iddiası belgelendirilmelidir.
Teminatın tutarı ve şekli mahkemece belirlenir. Gösterilmesi için verilen kesin süre içinde teminat yatırılmazsa dava usulden reddedilir; müdahale talebinde bulunan kişi teminat göstermezse talebinden vazgeçmiş sayılır (HMK m. 88). Dava lehe sonuçlandığında ve hüküm kesinleştiğinde teminat iade edilir.
40 Soruda Kesin Süre, Delil Tespiti, Islah ve Teminat
1. Kesin süre nedir?
İçinde yapılmayan işlemin bir daha yapılamayacağı süredir (HMK m. 94).
2. Hâkim kesin süre verebilir mi?
Verebilir. Tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir.
3. Kesin sürenin koşulları nelerdir?
Açıklık, makullük, sonuçlarının ihtar edilmesi ve usulüne uygun tebliğ.
4. İhtarat yapılmazsa ne olur?
Süre usulsüz sayılır ve bağlayıcı olmaz.
5. Tutanağa geçirilmesi şart mı?
Şarttır. Sonuçların tutanağa geçirilerek ihtar edilmesi gerekir.
6. Süre kaçırıldıysa ne yapmalıyım?
Öncelikle tutanağı inceleyip ihtaratın ve tebliğin usulüne uygunluğunu denetlemelisiniz.
7. Kesin süre kimin lehine sonuç doğurur?
Karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğurur.
8. İş kazası tespiti için süre verilmesi zorunlu mu?
Olgu çekişmeliyse HMK m. 165/2 uyarınca kesin süre verilmesi gerekir.
9. Süre içinde dava açılmazsa ne olur?
İddiadan vazgeçilmiş sayılır ve esas dava hakkında karar verilir.
10. Bu süre kanunda kaç gün olarak belirlenmiş?
Sabit bir süre öngörülmemiştir; uygulamada iki hafta, bir ay veya otuz gün gibi süreler verilmektedir.
11. Delil tespiti masrafı ayrı alacak olarak istenebilir mi?
İstenemez. Yargılama gideri olarak talep edilmelidir.
12. Bunun dayanağı nedir?
1976 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile HMK m. 323 ve m. 405.
13. Bu içtihat hâlâ geçerli mi?
Geçerlidir. HMK’nın yürürlüğünden sonra da uygulanmaktadır.
14. Hangi kalemler bu kapsamdadır?
Harç, bilirkişi ücreti, keşif gideri, tebligat ve posta masrafı ile tespit vekâlet ücreti.
15. Asıl alacağa eklersem ne olur?
Bu kısım reddedilir ve aleyhinize vekâlet ücretine hükmedilebilir.
16. Doğru yöntem nedir?
Yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini istemek ve tespit masraflarını gider listesinde göstermek.
17. Tespit dosyası nasıl dikkate alınır?
Asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir (HMK m. 405/1).
18. Tespit raporu bağlayıcı mı?
Bağlayıcı değildir; asıl davada yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.
19. Tespit dosyasının getirtilmesini istemeli miyim?
İstemelisiniz; aksi hâlde masrafların hesaba katılmaması riski doğar.
20. Kaldırma sonrası ıslah yapılabilir mi?
Tahkikata ilişkin işlem yapılmışsa tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir (HMK m. 177/2).
21. Bunun sınırı var mı?
Vardır. Usuli kazanılmış haklar ortadan kaldırılamaz.
22. İstinafa gitmezsem ne olur?
Hükmedilen miktar üzerinden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğar.
23. Sonradan ıslahla miktarı artırabilir miyim?
Artıramazsınız. Kazanılmış hak miktarı aşılamaz.
24. Karşı taraf istinafa gitti, ben gitmesem olur mu?
Olmaz. Miktarı yetersiz görüyorsanız siz de istinaf yoluna başvurmalısınız.
25. Belirsiz alacakta talep artırımı ıslah mıdır?
Değildir; bu nedenle ıslah hakkını tüketmez.
26. Islah kaç kez yapılabilir?
Aynı davada her bir taraf yalnızca bir kez ıslah yapabilir.
27. Usuli kazanılmış hak nedir?
Yargılama sırasında bir taraf lehine oluşan ve sonradan aleyhine değiştirilemeyen hukuki durumdur.
28. İstisnası var mı?
Kamu düzenine ilişkin hususlar, görev kuralları ve maddi hatanın düzeltilmesi bu kapsamda değildir.
29. İhtiyati haciz teminatı ne zaman iade edilir?
Kararın infaz edilip edilmediğine ve sürelerin dolmasına göre belirlenir.
30. Karar hiç uygulanmadıysa?
Alacaklının infazdan vazgeçtiği tespit edilirse tebligata gerek olmadan iade edilir.
31. On gün içinde infaz edilmezse ne olur?
Karar kendiliğinden kalkar ve teminat iade edilebilir.
32. Karar uygulandıysa nasıl bir yol izlenir?
Borçluya zarar bildirimi için tebligat çıkarılır; itiraz yoksa teminat iade edilir.
33. Bir aylık süre neyi ifade eder?
Hükmün kesinleşmesinden ya da haczin kalkmasından itibaren tazminat davası açma süresidir.
34. Bu süre nereden geliyor?
HMK m. 392/2 kıyasen uygulanmaktadır.
35. Borçlu itiraz ederse ne olur?
Mahkeme itiraz sebeplerini inceleyerek karar verir.
36. Haksız ihtiyati hacizde tazminat istenebilir mi?
İstenebilir; bunun için ayrı dava açılması gerekir.
37. Süre kaçırılırsa teminattan yararlanılabilir mi?
Yararlanılamaz; teminat iade edilir.
38. Teminat türü ne olabilir?
Nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu olarak yatırılabilir.
39. Teminat miktarını kim belirler?
Mahkeme takdir eder; alacağın ve olası zararın kapsamı gözetilir.
40. Hangi belgeler kritik önemdedir?
Duruşma tutanakları, ihtarat kayıtları, tespit dosyası ve teminat makbuzudur.
Sonuç
Dört konu da usul hukukunun sessiz tuzaklarını göstermektedir. Kesin süre yalnızca verilmiş olmakla bağlayıcı olmaz; açık olmalı, makul olmalı, sonuçları tutanağa geçirilerek ihtar edilmeli ve usulüne uygun tebliğ edilmelidir. Bu koşullardan biri eksikse süre geçersizdir ve bu, kaçırılmış süreler bakımından güçlü bir itiraz dayanağıdır.
Delil tespiti masrafları asıl alacağa eklenemez; yargılama gideri olarak istenmelidir. Aksi hâlde bu kalem reddedilir ve aleyhe vekâlet ücreti doğar.
En pahalı hata ise kaldırma kararı sonrası ıslahta ortaya çıkmaktadır: ilk karara karşı istinafa başvurmayan davacı, sonradan ıslah yapsa bile ilk karardaki miktarın üzerine çıkamaz. Miktar yetersiz görülüyorsa karşı taraf istinafa gitmiş olsa dahi davacının da başvurması gerekir. İhtiyati haciz teminatında ise borçlu bakımından bir aylık tazminat davası süresi belirleyicidir. Kendi dosyanız için değerlendirme yapılmasını isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 84 (teminat gösterilecek hâller), m. 85 (teminat gerektirmeyen hâller), m. 86-87 (teminat kararı, tutarı ve şekli), m. 88 (teminat gösterilmemesinin sonuçları), m. 89 (teminatın iadesi), m. 90-94 (süreler ve kesin süre), m. 107 (belirsiz alacak davası), m. 165 (bekletici sorun ve süre verilmesi), m. 176-182 (ıslah), m. 177/2 (bozma ve kaldırma sonrası ıslah), m. 297-298 (hükmün kapsamı), m. 323 (yargılama giderlerinin kapsamı), m. 326 (yargılama giderlerinden sorumluluk), m. 332-333 (giderlerin hükmedilmesi ve iadesi), m. 389-399 (ihtiyati tedbir ve teminat), m. 392/2 (teminatın iadesi), m. 400-406 (delil tespiti), m. 400 (tespitin şartları), m. 401 (görevli ve yetkili mahkeme), m. 402 (delil tespiti talebi ve karar), m. 403 (acele hâllerde tespit), m. 405/1 (tespit dosyasının asıl dosyanın eki olması)
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 257-268 (ihtiyati haciz), m. 259 (teminat), m. 261 (ihtiyati haczin infazı ve on günlük süre), m. 264 (esas hakkında dava)
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 13 (iş kazası)
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 48 (yabancıların teminat yükümlülüğü ve karşılıklılık esasına dayalı muafiyet)
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 22.03.1976, E. 1976/1, K. 1976/1 (delil tespiti giderlerinin yargılama gideri sayılması)
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/21, K. 2021/300, T. 18.03.2021
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1033, K. 2025/1473
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/6305, K. 2025/963
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13056, K. 2024/6436, T. 06.06.2024
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7387
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4066
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3767, K. 2024/6745, T. 25.09.2024
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2134, K. 2023/8922, T. 11.09.2023
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/20549, K. 2018/5399, T. 05.06.2018
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2017/1317
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/7736
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/6323, K. 2017/534, T. 13.02.2017
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/6231, K. 2017/95, T. 10.01.2017
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/1139, K. 2015/5314, T. 26.10.2015
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/808, K. 2021/2431, T. 01.04.2021
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/2828, K. 2020/1889, T. 17.02.2020
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/1389
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/298, K. 2017/11259, T. 06.07.2017
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/22001, K. 2015/3036, T. 26.02.2015
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/18312, K. 2017/175, T. 12.01.2017
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2025/378, K. 2025/1103, T. 07.07.2025
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/390, K. 2025/311, T. 26.02.2025
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/1063, K. 2023/1019, T. 08.06.2023
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2491
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/989, K. 2024/1273, T. 23.10.2024
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1217, K. 2024/1187, T. 10.10.2024
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2021/1080, K. 2023/850, T. 01.06.2023
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/948, K. 2022/1257, T. 07.11.2022
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/2189
Doktrin ve akademik kaynaklar
- Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara
- Hakan Pekcanıtez – Oğuz Atalay – Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
- Süha Tanrıver, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara
- Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları, Ankara
- Ramazan Arslan – Ejder Yılmaz – Sema Taşpınar Ayvaz – Emel Hanağası, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara
- Hakan Pekcanıtez – Oğuz Atalay – Meral Sungurtekin Özkan – Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul
- Timuçin Muşul, İhtiyati Haciz, Adalet Yayınevi, Ankara
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuz için bir avukattan görüş alınması gerekir.
