Bir davada tanık listesi verildikten sonra akla gelen ilk soru, ikinci tanık listesi sunmanın mümkün olup olmadığıdır. Mahkemenin verdiği bir haftalık kesin süre henüz dolmamışken, taraf ilk listesini pazartesi günü, aklına sonradan gelen iki kişiyi içeren yeni listesini çarşamba günü sunduğunda ne olur? 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 240/2 bu soruya sert bir cevap verir: listede gösterilmeyen kimseler dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Kural, sürenin bitip bitmediğine bakmaz.
Bu yazıda ikinci liste yasağının kanuni dayanağı, kamu düzeninden sayılmasının pratik sonuçları, kesin süre dolmadan verilen listelerin akıbeti, tarafların muvafakatinin etkisi, ilk listenin usulen reddi, maddi hata, iddia ve savunmanın genişletilmesi, tanığın ölümü ve mücbir sebep istisnaları, ıslahın sınırı, HMK m. 243 uyarınca tanığı bizzat getirme imkânı, gider avansı sorunu ve istinaf aşamasındaki tanık talepleri ayrı ayrı incelenmektedir.

HMK m. 240/2 Ne Diyor: Yasağın Kanuni Dayanağı
Tanık gösteren taraf, dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların ad ile adreslerini içeren listeyi mahkemeye vermek zorundadır. Kanun bu yükümlülüğün ardından iki ayrı yasak getirir: listede gösterilmeyen kişiler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Yasak, hâkimin takdirine bırakılmış bir düzenleme değildir.
Metin iki ayrı cümle gibi görünse de aslında tek bir mekanizmayı kurar. Birinci yasak listenin içeriğine, ikinci yasak listenin sayısına ilişkindir. Uygulamada asıl tartışma ikinci cümleden çıkar; çünkü taraflar çoğu zaman ilk listeyi verdikten sonra dosyaya yeni bir isim eklemek ister. Kanun koyucu bu ihtimali baştan kapatmıştır.
Maddenin gerekçesindeki mantık basittir: yargılamanın delil aşaması sonsuz biçimde uzatılamaz. Bir tarafın karşı tarafın tanık beyanlarını duyduktan sonra buna göre yeni tanık ayarlaması, silahların eşitliğini bozar. Tanık deliline özgü bu risk, belge delilinden çok daha yüksektir; çünkü tanık beyanı sonradan şekillendirilebilir bir delildir.
Kural, HMK m. 240/1 ile birlikte okunmalıdır. Birinci fıkra tanık gösterilen vakıanın açıkça belirtilmesini ister. Yani liste yalnızca isim sıralaması değil, hangi tanığın hangi vakıayı ispat için gösterildiğini gösteren bir belgedir. Vakıa gösterilmeden verilen listeler de eksiktir ve mahkeme bu eksikliği tamamlatabilir.
Kesin Süre Dolmadan İkinci Tanık Listesi Verilebilir mi?
Hayır. Yargıtay uygulaması, tanık listesi sunmak için verilen kesin süre henüz dolmamış olsa dahi, bir kez liste sunulduktan sonra ikinci bir liste verilmesini kabul etmemektedir. Hak, sürenin bitmesiyle değil, listenin fiilen sunulmasıyla tükenir. Süre içinde kalmak tek başına ikinci listeyi geçerli kılmaz.
Bu noktayı doğrudan karara bağlayan bir örnek vardır. Mahkemece tanık listesi sunmak üzere bir hafta kesin süre verilen olayda taraf, bu süre içinde bir gün arayla iki ayrı liste sunmuştur. Yargıtay, ikinci listenin dikkate alınamayacağını ve yalnızca ilk listedeki tanıkların dinlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/11747, K. 2018/7232, T. 20.03.2018).
Aynı yönde bir başka karar, süre devam ederken sunulan ek listedeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/8329, K. 2010/9385, T. 10.05.2010). Bir diğer kararda ise, süre devam ederken aynı konuda ikinci liste sunulamayacağı ve bu listedeki tanıklar dinlenmiş olsa bile beyanlarının hükme esas alınamayacağı vurgulanmıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/8071, K. 2013/20924, T. 16.09.2013).
Uygulamada dikkat çeken bir örnek de şudur: ilk listedeki tanıklar işten çıkarılma korkusuyla tanıklıktan çekinmek isteyince taraf, üzerinden henüz bir hafta geçmişken yeni bir liste sunmuş; bu liste de HMK m. 240/2’deki kesin yasak nedeniyle geçersiz sayılmıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/7975, K. 2014/15549, T. 08.07.2014). Karar, tanıkların gerçekten çekinmesi hâlinde bile yasağın otomatik olarak esnemediğini gösterir.
Neden Böyle: Hakkın Bir Kez Kullanılmakla Tükenmesi
Tanık bildirme, usul hukukunda bir kez kullanılabilen şekli haktır. Taraf listesini verdiği anda hakkını tüketmiş sayılır. Kalan süre, kullanılmamış bir hakkın devamı değil, henüz kullanılmamış olanlar için tanınmış bir zaman dilimidir. Hak tükendikten sonra sürenin devam etmesi sonucu değiştirmez.
Bu yaklaşımı somutlaştıralım. Mahkeme 3 Mart tarihli ön inceleme duruşmasında iki hafta kesin süre veriyor. Davacı vekili 6 Mart günü üç tanıklı listesini sunuyor. 14 Mart günü müvekkilinden gelen bilgi üzerine iki tanık daha eklemek istiyor. Süre 17 Mart’ta doluyor. Kalan üç güne rağmen ikinci liste kabul edilmez; çünkü 6 Mart itibarıyla hak kullanılmıştır.
Karşı görüş şunu savunur: kanun ikinci liste yasağını süreyle bağlantılı kurmuştur, süre içinde verilen liste tek bir irade beyanının tamamlanmasıdır. Bu görüş doktrinde savunulmakla birlikte yerleşik uygulamaya hâkim olmamıştır. Pratikte hâkimler, listenin tarihine bakarak ikinci belgeyi reddetmektedir.
Uygulamanın sertliğini yumuşatan tek yol, ilk listeyi baştan doğru kurmaktır. Ön inceleme aşamasında hangi vakıanın tanıkla ispatlanacağı netleştirilmeden liste verilirse, sonradan telafi imkânı neredeyse yoktur. Kesin sürelerin dava boyunca nasıl işlediğini kesin süre, delil tespiti, ıslah ve teminat yazısında ayrıntılı biçimde anlattım.
Kural Kamu Düzeninden midir, Hâkim Resen Gözetir mi?
Evet. İkinci liste yasağı kamu düzenine ilişkindir; hâkim tarafından resen dikkate alınır ve usul ekonomisine hizmet eder. Taraflardan biri itiraz etmese, hatta ikinci listeye açıkça rıza gösterse bile mahkeme yasağı kendiliğinden uygulamak zorundadır. Bu nitelik, yüksek mahkeme kararlarında açıkça vurgulanmıştır.
Kamu düzeninden sayılmanın üç somut sonucu vardır. Birincisi, hâkim taraf itirazını beklemeden ikinci listeyi reddeder. İkincisi, ilk derecede itiraz edilmemiş olsa bile kanun yoluna başvuran taraf bu aykırılığı ileri sürebilir. Üçüncüsü, istinaf ve temyiz merci resen inceleme yapabilir.
Bu niteliği ortaya koyan kararlar arasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/57, K. 2022/1721, T. 13.12.2022 ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/7566, K. 2023/670, T. 08.02.2023 sayılabilir. Her ikisi de kuralın hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiğini ortaya koyar.
Pratik bir uyarı: hâkimin ikinci listeyi sehven kabul edip tanıkları dinlemesi, aykırılığı gidermez. Dinlenen tanığın beyanı hükme esas alınamaz. Karar bu beyana dayandırılmışsa, kanun yolu incelemesinde bozma sebebi doğar. Yani ikinci listedeki tanığın duruşmada konuşmuş olması tarafa hiçbir güvence sağlamaz.
Tarafların Muvafakati İkinci Listeyi Geçerli Kılar mı?
Hayır. Kamu düzeninden sayılan bir usul kuralı, tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez. Karşı taraf vekili duruşmada “ikinci listeye diyeceğimiz yoktur” dese bile mahkeme listeyi kabul edemez. Muvafakat, olsa olsa itirazsız kalmayı ifade eder; yasağın kendisini ortadan kaldırmaz.
Bu nokta, uygulamada en çok yanlış anlaşılan konudur. Taraf vekilleri arasında zaman zaman karşılıklı bir tolerans kültürü oluşur: “Sen benim ek tanığıma itiraz etme, ben de seninkine etmem.” Böyle bir mutabakat usul hukuku bakımından hükümsüzdür. Hâkim, tarafların susmasına rağmen listeyi reddetmekle yükümlüdür.
Karşılaştırma yapmak yararlı olur. HMK’da bazı kurallar tarafların iradesine açıktır; örneğin yetki sözleşmesi yapılabilen hâllerde yetki itirazından vazgeçilebilir. Delil sözleşmeleri de belirli sınırlar içinde geçerlidir. Ancak tanık bildirme usulüne ilişkin m. 240/2, taraf iradesine bırakılmış bir alan değildir.
Buna karşılık, ikinci listedeki bir kişi HMK m. 243 uyarınca duruşmaya bizzat getirilirse tablo değişebilir. Bu ihtimali aşağıda ayrı bir başlıkta ele alıyorum; ancak orada da mahkemenin takdir yetkisi belirleyicidir, tarafların anlaşması değil.
Aynı Gün Verilen İki Belge ve Maddi Hatanın Düzeltilmesi
Her yeni belge ikinci liste sayılmaz. Tarafın kendisi ile vekilinin aynı gün içinde sunduğu ve aynı kişileri içeren listeler, tek bir irade beyanının iki nüshası kabul edilir. Aynı şekilde, listedeki açık maddi hataların düzeltilmesi de yasağın dışında tutulmaktadır.
Aynı gün sunulan ve aynı isimleri taşıyan listelerin ikinci liste olarak kabul edilemeyeceği yönünde açık bir karar bulunmaktadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/22911, K. 2013/8586, T. 28.03.2013). Buradaki ölçüt iki yönlüdür: aynı gün olması ve içeriğin örtüşmesi. İçerik farklıysa, aynı gün verilmiş olması tek başına kurtarmaz.
Maddi hata istisnası bakımından ise, tanık yerine sehven tarafın kendi isminin yazılması gibi açık yazım hatalarında düzeltme imkânı tanınması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/37988, K. 2014/30250, T. 20.10.2014). Burada korunan şey, tarafın gerçek iradesidir; yeni bir tanık kazandırmak değildir.
Sınır şurada çizilir: düzeltme, listeyi genişletmemelidir. Adresi eksik yazılmış tanığın adresinin tamamlanması, soyadı yanlış yazılan tanığın kimliğinin netleştirilmesi kabul edilebilir. Buna karşılık “aslında dört tanığım vardı, birini yazmayı unutmuşum” savunması maddi hata değil, listeyi genişletme talebidir ve reddedilir.
İlk Listenin Usulen Reddedilmesi Hâlinde Yeni Liste
Mahkeme, ilk listedeki kişilerin taraf sıfatı taşıması gibi nedenlerle dinlenemeyeceğine karar verirse, bunun yerine sunulacak yeni liste ikinci liste sayılmaz. Tarafa yeni bir tanık listesi verme imkânı tanınmalıdır. Burada tarafın kusuru değil, mahkemenin usuli değerlendirmesi belirleyicidir.
Bu istisnayı ortaya koyan karar şudur: sunulan ilk listedeki tanıkların taraf sıfatı gibi nedenlerle dinlenemeyeceğine karar verilmesi hâlinde, yerine ikame edilecek listenin ikinci liste kabul edilemeyeceği belirtilmiştir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/9948, K. 2013/43, T. 21.01.2013).
Mantık açıktır. Taraf, hakkını hukuken geçerli biçimde kullanamamıştır; çünkü gösterdiği kişiler baştan dinlenemez niteliktedir. Tükenmiş bir haktan söz edebilmek için, hakkın hukuken kullanılabilir biçimde kullanılmış olması gerekir. Reddedilen liste, kullanılmamış sayılır.
Somut bir örnek: şirketin tüzel kişiliğini temsil eden yönetim kurulu üyesi tanık olarak gösterilmiş, mahkeme bu kişinin taraf sıfatı bulunduğunu tespit etmiştir. Bu durumda tarafa makul bir süre verilerek yeni liste sunması istenmelidir. Aksi hâlde tarafın tanıkla ispat hakkı fiilen ortadan kalkar ve hukuki dinlenilme hakkı zedelenir.
İddia ve Savunmanın Genişletilmesi: Yeni Vakıa, Yeni Tanık
Yeni bir vakıa usulüne uygun biçimde davaya girdiyse, o vakıayı ispat için tanık bildirilmesi ikinci liste yasağına aykırılık oluşturmaz. Örneğin ön inceleme duruşmasına karşı taraf mazeretsiz katılmazsa, gelen taraf HMK m. 141 uyarınca iddia veya savunmasını genişletebilir; yeni vakıa için tanık gösterebilir.
Bu istisna, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/57, K. 2022/1721, T. 13.12.2022 kararında açıkça ifade edilmiştir. Karara göre, HMK m. 141 uyarınca iddia ve savunmasını genişleten tarafın yeni ileri sürdüğü vakıalar için tanık bildirmesi yasak kapsamında değildir.
Ayrımın anahtarı vakıadır. Yasak, aynı vakıa için ikinci kez tanık göstermeyi engeller. Davaya yeni bir vakıa girdiğinde, o vakıa bakımından tarafın tanık bildirme hakkı henüz kullanılmamıştır. Bu nedenle yeni liste, teknik anlamda ikinci liste değil, yeni vakıaya ilişkin ilk listedir.
Uygulamada bu istisnanın kötüye kullanılması ihtimali vardır. Taraf, sırf tanık eklemek için yapay bir vakıa ileri sürerse mahkeme bunu denetler. Yeni ileri sürülen olgunun uyuşmazlıkla gerçek bir bağı yoksa, tanık talebi reddedilir. Hâkim burada vakıanın niteliğine bakar, dilekçenin başlığına değil.
Tanığın Ölümü, Hastalığı ve Mücbir Sebep: İstisnanın Sınırları
Tanığın ölmesi, tanıklıktan çekinmesi veya yasaklı olması gibi imkânsızlık hâllerinde yerine yeni tanık bildirilmesi mümkün görülmektedir. Ancak istisna dar yorumlanır; her aksaklık mücbir sebep sayılmaz. Belirleyici ölçüt, tanığın dinlenmesinin tarafın iradesi dışında objektif olarak imkânsız hâle gelmesidir.
Bu yönde bir istinaf kararı bulunmaktadır: tanığın ölmesi, tanıklıktan çekinmesi veya yasaklı olması gibi imkânsızlık hâllerinde bu tanığın yerine yeni tanık bildirilebileceği kabul edilmiştir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/36, K. 2020/212, T. 22.10.2020).
Ancak istisna sınırsız değildir. Yukarıda değindiğim 7. Hukuk Dairesi kararında, tanıkların işten çıkarılma korkusuyla çekinmek istemeleri üzerine verilen ikinci liste geçersiz sayılmıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/7975, K. 2014/15549, T. 08.07.2014). Yani çekinme iradesinin dile getirilmesi ile HMK m. 247-249 kapsamında usulüne uygun bir çekinme kararı arasında fark vardır.
Adresin bulunamaması ise ayrı bir kategoridir. Tanığın adresi tespit edilemiyorsa, kural olarak yeni tanık bildirme hakkı doğmaz; bu, tanığı gösteren tarafın riskidir. HMK m. 240/3 uyarınca adres bildirilmemesi veya yanlış bildirilmesi hâlinde mahkeme, tarafa adres gösterme yükümlülüğü yükler ve gerekirse o tanıktan vazgeçilmiş sayar.
Şu ayrımı akılda tutmak gerekir: liste yerine geçen bir değişiklik ile listeyi genişleten bir ekleme farklıdır. Ölen tanığın yerine bir kişi bildirmek ikame niteliğindedir. Ölen tanığa ek olarak iki kişi daha bildirmek ise genişletmedir ve reddedilir. Sayının korunması, istisnanın meşruiyet ölçütlerinden biridir.
Islah Yoluyla Tanık Listesi Genişletilebilir mi?
Salt yeni tanık bildirmek amacıyla ıslah yoluna başvurulamaz. Islah dilekçesiyle yeni bir vakıa ileri sürülmeksizin yalnızca yeni tanık bildirilmesi, ikinci liste yasağını dolanma girişimi sayılır ve sunulan liste ikinci liste kabul edilerek reddedilir. Islah, delil ikame aracı değildir.
Bu değerlendirmeyi doğrudan yapan bir karar vardır: ıslah dilekçesiyle yeni vakıa ileri sürülmeksizin sadece yeni tanık bildirilmesinin yasağı aşmak için kullanılamayacağı, bu listenin ikinci liste kabul edilerek reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2978, K. 2025/918, T. 25.02.2025).
Islahın işlevi, usul işlemlerinin düzeltilmesidir. Talep sonucunun artırılması, dava sebebinin değiştirilmesi ya da eksik bırakılan bir usul işleminin tamamlanması ıslahla mümkündür. Ancak ıslah, kanunun kapattığı bir kapıyı açmaz. Tanık bildirme hakkı tükendiyse, ıslah bu tükenmeyi geri almaz.
Farklı bir ihtimal, ıslahla davaya gerçekten yeni bir vakıanın girmesidir. Bu durumda tanık bildirimi, ıslah nedeniyle değil, yeni vakıa nedeniyle mümkün olur. Yani dayanak ıslah kurumu değil, HMK m. 240/2’nin vakıa temelli yorumudur. Ayrım ince ama sonuç bakımından belirleyicidir.
Islah için verilen sürelerin nasıl işlediğini ve talebin reddi hâlinde ne yapılacağını ıslahta bir haftalık kesin süre ve bedel artırımı ile ıslah için süre talebinin reddi yazılarında ayrıca inceledim.
HMK m. 243 ile İkinci Liste Yasağı Arasındaki İlişki
HMK m. 243, tanığın davetiye gönderilmeksizin duruşmaya hazır bulundurulabileceğini düzenler. Bu hüküm bir davet usulüdür; tanık bildirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Listede yer almayan bir kişiyi duruşmaya bizzat getirmek, ikinci liste yasağını dolanmanın meşru yolu değildir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan senaryo şudur: taraf, listede olmayan bir kişiyi duruşma salonuna getirir ve “hazır bulunuyor, dinlensin” der. Mahkeme bunu kabul ederse, aslında listede gösterilmemiş bir kimseyi dinlemiş olur. Bu, m. 240/2’nin birinci yasağının doğrudan ihlalidir.
Doğru okuma şudur: m. 243, zaten listede yer alan tanıklar bakımından davetiye masrafından ve zaman kaybından kurtulmayı sağlar. Listede bulunan tanığı taraf kendisi getirir, mahkeme davetiye çıkarmaz, duruşma o gün yapılır. Hükmün amacı usul ekonomisidir; liste yasağını esnetmek değildir.
Karşı tarafın rızası burada da belirleyici olmaz. Kamu düzeninden sayılan bir kural, hazır bulunma yoluyla aşılamaz. Bununla birlikte, hâkimin HMK m. 31 kapsamındaki davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde bir kişiyi resen dinlemesi ayrı bir kurumdur; bu, tarafın tanığı değil, mahkemenin bilgi kaynağıdır ve dar uygulanır.
Duruşmada tanığa nasıl soru sorulacağı, doğrudan soru yöneltme usulü ve itirazların nasıl kayda geçirileceği ayrı bir teknik alandır; bunu çapraz sorgu ve doğrudan soru sorma yazısında ele aldım.
Karşı Tarafın Listeye İtiraz Hakkı
Listenin sunulmasıyla birlikte karşı taraf, hem listenin usulüne hem de tanıkların niteliğine itiraz edebilir. İtiraz konuları arasında ikinci liste olması, gösterilen vakıanın açıkça belirtilmemesi, tanığın taraf sıfatı taşıması, yasaklılık, çekinme hakkı ve tanıklığın uyuşmazlıkla ilgisizliği bulunur.
İtirazın zamanı önemlidir. Liste tebliğ edildikten sonra ilk oturuma kadar itirazın yapılması ve tutanağa geçirilmesi beklenir. Kamu düzenine ilişkin itirazlar bakımından zamanaşımı yoktur; ancak taraf menfaatine ilişkin itirazların geç ileri sürülmesi, itiraz edenin durumunu zayıflatır.
Karşı taraf, tanığın husumetli olduğunu da ileri sürebilir. Husumet, tanığın dinlenmesini engellemez; beyanın değerlendirilmesinde dikkate alınır. Bu ayrım pratikte önemlidir: hâkim husumetli tanığı dinler, ancak beyanına ihtiyatla yaklaşır ve tek başına hükme esas almaktan kaçınır.
Husumetli tanık beyanı, özellikle işçilik alacağı dosyalarında bordro kayıtlarıyla çeliştiğinde tartışma yaratır. Hâkim böyle bir çelişkide beyanı tek başına değil, ödeme belgeleri, banka kayıtları ve işyeri uygulamasıyla birlikte değerlendirir. İtiraz eden tarafın husumeti somut olgularla ortaya koyması, beyanın ağırlığını azaltmakta etkili olur.
Tanık Ücreti ve Gider Avansının Yatırılmaması
Liste süresinde verilse bile tanık ücreti ve davetiye gideri yatırılmazsa, tanıklar dinlenmeden yargılama sürdürülebilir. HMK m. 324 uyarınca delil ikamesi için gerekli avans verilen kesin süre içinde yatırılmazsa, o delilden vazgeçilmiş sayılır. Bu, ikinci liste hakkı doğurmaz.
İki farklı süre birbirine karıştırılmamalıdır. Birincisi listeyi sunma süresi, ikincisi tanıkların dinlenmesi için gerekli gideri yatırma süresidir. İkincisinin kaçırılması listeyi geçersiz kılmaz; yalnızca o tanıkların dinlenmemesi sonucunu doğurur. Ancak sonuç pratikte aynıdır: tanık delili kullanılamaz.
Bir örnek üzerinden bakalım. Beş tanık bildiren taraf, mahkemenin verdiği iki haftalık kesin süre içinde yalnızca üç tanığın giderini yatırırsa, kalan iki tanık bakımından delilden vazgeçilmiş sayılır. Taraf, sonradan bu iki kişiyi yeniden bildiremez; çünkü sorun listede değil, avanstadır.
Avans yatırılmadığı için dinlenmeyen tanığın yerine yeni bir isim önerilmesi de kabul edilmez. Burada imkânsızlık yoktur; tarafın kendi ihmali vardır. Mücbir sebep istisnasının uygulanabilmesi için aksaklığın taraftan kaynaklanmaması gerekir.
Kesin sürelerin ve avans yükümlülüğünün kaçırılması çoğu zaman geri dönüşü olmayan hak kayıplarına yol açar. Dosyanızda hangi sürenin işlediği ve hangi delilin risk altında olduğu konusunda kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz bir avukata danışmanız yerinde olur.

Bozmadan Sonra Yeni Tanık Listesi Verilebilir mi?
Kural olarak hayır. Bozma kararından sonra taraflara yeni tanık listesi sunma imkânı tanınamaz. Bozmadan sonra sunulan ve hatta duruşmada dinlenen tanıkların beyanları hükme esas alınamaz. Bozmanın kapsamı tahkikatın yeniden açılmasını gerektirmedikçe delil aşaması yeniden başlamaz; taraf, ilk derecede kullanmadığı bir imkânı bozmadan sonra kazanmaz.
Bu yönde açık bir karar bulunmaktadır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3500, K. 2020/4711, T. 01.10.2020). Karar, bozma sonrası aşamanın tarafa yeni bir delil bildirme fırsatı yaratmadığını ortaya koyar.
İstisnai durum, bozma kararının doğrudan tanık deliline ilişkin bir eksikliği işaret etmesidir. Örneğin bozma ilamı, belirli bir vakıanın tanıkla aydınlatılması gerektiğini söylüyorsa, mahkeme bu çerçevede işlem yapar. Ancak burada bile tarafa serbestçe yeni liste verme hakkı doğmaz; bozmanın çizdiği sınır içinde kalınır.
Bozmaya uyulmasıyla oluşan usuli kazanılmış hak, tarafların lehine olduğu kadar aleyhine de sonuç doğurur. Delil aşamasının kapandığı yönündeki tespit, bozmadan sonra da korunur. Tarafın bu aşamada yapabileceği, mevcut delillerin değerlendirilmesine yönelik itirazlarını sunmaktır.
İstinaf ve Temyizde Yeni Tanık Gösterme: HMK m. 357
İstinaf aşamasında yeni delil ileri sürülemez. HMK m. 357/1 uyarınca ilk derecede ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinafta dinlenemez, ileri sürülmeyen deliller incelenemez. Bu nedenle ilk derecede ikinci liste olarak reddedilen tanıkların istinafta yeniden gösterilmesi mümkün değildir.
Hükmün istisnası dar tutulmuştur. İlk derece mahkemesinin usulüne aykırı biçimde reddettiği veya değerlendirmediği deliller, istinaf incelemesinde ele alınabilir. Yani tarafın ileri sürdüğü ama mahkemenin hukuka aykırı olarak toplamadığı delil bakımından bölge adliye mahkemesi işlem yapabilir.
Bu ayrım şu sonucu doğurur: ilk derecede hiç bildirilmemiş tanık istinafta gösterilemez. Buna karşılık ilk derecede usulüne uygun bildirilmiş, gideri yatırılmış, ancak mahkemece haksız yere dinlenmemiş tanık bakımından istinaf başvurusu sonuç verebilir. İstinaf dilekçesinde bu ayrımın açıkça kurulması gerekir.
Temyiz aşamasında ise durum daha da kapalıdır. HMK m. 369/1 uyarınca temyiz incelemesi dosya üzerinden yapılır ve hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır. Yargıtay maddi vakıa incelemesi yapmaz, tanık dinlemez. Yeni tanık talebi temyizde hiçbir biçimde karşılanmaz.
Süre kaçırıldığında elde kalan tek imkân, kararın gerekçesindeki usul aykırılığını doğru biçimde ortaya koymaktır. Kanun yolu dilekçesinde hangi usul kuralının nasıl ihlal edildiğinin somut olarak gösterilmesi gerekir. Bu teknik değerlendirme dosyaya özgüdür ve bir avukatla birlikte yapılması yerinde olur.
İkinci Liste Yasağı ile Delil Listesi Arasındaki Fark
Delil listesi ile tanık listesi aynı şey değildir. Dilekçelerde “tanık” denilerek genel bir delil bildirimi yapılmış olması, HMK m. 240 anlamında tanık listesi sunulduğu anlamına gelmez. Liste, tanığın adını, adresini ve hangi vakıa için gösterildiğini içermelidir.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: dava dilekçesinde delil olarak “tanık beyanı” yazan taraf, henüz tanık bildirme hakkını kullanmamıştır. Mahkeme ön inceleme aşamasında kendisine kesin süre verdiğinde sunacağı belge, birinci listedir. Dilekçedeki genel ibare ilk liste sayılmaz.
Buna karşılık dava dilekçesine tanıkların ad, soyad ve adreslerini içeren bir liste eklenmişse, bu belge tanık listesi hükmündedir. Sonradan sunulacak yeni belge ikinci liste riski taşır. Dilekçe ekindeki ayrıntı düzeyi, hakkın tükenip tükenmediğini belirler.
Cevap süresi, taraf değişikliği ve tanık listesi arasındaki bağlantıyı, özellikle davanın tarafında değişiklik olduğunda listenin akıbetini cevap süresi, taraf değişikliği ve tanık listesi yazısında ayrıca inceledim.
Sürelerin Hesabı ve Adli Tatilin Etkisi
Tanık listesi için verilen kesin süre, tebliğ veya duruşmada bildirim tarihinden itibaren işler. Süre gün olarak belirlenmişse başladığı gün hesaba katılmaz. Hafta olarak belirlenmişse, son haftanın başlangıç gününe karşılık gelen günde biter. Sürenin son günü tatile denk gelirse, izleyen ilk iş gününde sona erer.
Adli tatil bakımından dikkatli olmak gerekir. HMK m. 103’te sayılan işler adli tatilde de görülür. Tanık listesi sunma süresi, adli tatilde işlemeye devam eden bir süre değilse, tatil bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır. Bu uzama otomatiktir; ayrıca talep gerektirmez.
Somut bir örnek: 15 Temmuz tarihli duruşmada iki hafta kesin süre verilmiş olsun. Sürenin normal bitimi 29 Temmuz’dur. Adli tatil kapsamında değerlendirilen bir iş bakımından süre, adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzar. Bu hesabın yanlış yapılması, listenin süresinde verilmemiş sayılmasına yol açar.
Adli tatilin ıslah, kesin süre ve ek süre üzerindeki etkisini adli tatilin ıslah, kesin süre ve ek süreye etkisi yazısında hesap örnekleriyle birlikte gösterdim.
İçtihat Birliğinin Bulunmadığı Noktalar
Konunun tamamında yerleşik bir uygulama yoktur. Kesin süre içinde verilen ikinci listenin geçersizliği yönündeki eğilim güçlü olmakla birlikte, istisnaların kapsamı, tanığın ölümü dışındaki imkânsızlık hâlleri ve maddi hatanın sınırı bakımından daireler arasında farklı yaklaşımlar görülmektedir.
Birinci tartışma, sürenin dolmamış olmasının etkisidir. Yerleşik uygulama, hakkın listenin sunulmasıyla tükendiğini kabul eder. Doktrinde ise sürenin bir bütün olduğu, süre içinde yapılan tamamlamanın tek irade beyanı sayılması gerektiği savunulur. Bu görüş kararlarda yaygın karşılık bulmamıştır.
İkinci tartışma, mücbir sebep kavramının kapsamıdır. Tanığın ölümü konusunda tereddüt yoktur. Ancak tanığın ağır hastalanması, yurt dışına yerleşmesi, iş ilişkisi nedeniyle baskı altında kalması gibi hâllerde uygulama istikrarlı değildir. Kimi kararlar imkânsızlığı geniş yorumlarken, kimi kararlar tarafın riskine bırakır.
Üçüncü tartışma, maddi hata ile eksik bildirim arasındaki sınırdır. Adres yanlışlığının düzeltilmesi genel olarak kabul edilir. Ancak listede ismi hiç yazılmamış kişinin sonradan eklenmesinin maddi hata sayılıp sayılmayacağı belirsizdir. Uygulamada bu tür talepler çoğunlukla reddedilmektedir.
Dördüncü tartışma, HMK m. 31 kapsamında hâkimin davayı aydınlatma ödevinin sınırıdır. Hâkimin resen bilgi kaynağına başvurması ile tarafın tanığını dinlemesi arasındaki çizgi her zaman net değildir. Bu belirsizlik, dosyanın niteliğine göre farklı sonuçlar doğurabilmektedir.
Hangi Hâller İkinci Liste Sayılır, Hangileri Sayılmaz?
Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan durumları ve bunların akıbetini karşılaştırmalı olarak gösterir. Ölçüt tektir: yeni belge, aynı vakıa için tanık bildirme hakkının ikinci kez kullanılması anlamına geliyor mu, yoksa hakkın hiç kullanılamamış olmasının sonucu mu?
| Durum | İkinci liste sayılır mı? | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Kesin süre içinde, ilk listeden bir gün sonra ek liste | Evet | 22. HD, E. 2017/11747, K. 2018/7232 | Sadece ilk listedeki tanıklar dinlenir |
| Kesin süre dolduktan sonra verilen liste | Evet | HMK m. 240/2 | Dikkate alınmaz |
| Aynı gün taraf ve vekilin aynı isimleri içeren listesi | Hayır | 2. HD, E. 2012/22911, K. 2013/8586 | Tek liste sayılır, geçerlidir |
| İlk listedeki kişilerin taraf sıfatı nedeniyle reddi | Hayır | 22. HD, E. 2012/9948, K. 2013/43 | Yeni liste imkânı tanınır |
| Tanık yerine sehven tarafın adının yazılması | Hayır | 9. HD, E. 2012/37988, K. 2014/30250 | Maddi hata düzeltilebilir |
| HMK m. 141 uyarınca genişletilen iddia için tanık | Hayır | HGK, E. 2021/57, K. 2022/1721 | Yeni vakıa için bildirim geçerli |
| Tanığın ölümü, yasaklılık, usulüne uygun çekinme | Hayır (dar istisna) | İstanbul BAM 44. HD, E. 2020/36, K. 2020/212 | Yerine ikame tanık bildirilebilir |
| Islahla, yeni vakıa olmadan sadece tanık eklenmesi | Evet | 1. HD, E. 2023/2978, K. 2025/918 | Liste reddedilir |
| Bozma kararından sonra sunulan liste | Evet | 1. HD, E. 2019/3500, K. 2020/4711 | Beyan hükme esas alınamaz |
| Gideri yatırılmadığı için dinlenmeyen tanığın yerine yeni isim | Evet | HMK m. 324 | Delilden vazgeçilmiş sayılır |
Dosya Pratiği: Listeyi Hazırlarken Yapılan Beş Hata
Uygulamada ikinci liste sorununun kaynağı çoğu zaman ilk listenin aceleyle hazırlanmasıdır. Vakıa belirtilmemesi, adreslerin eksik yazılması, tanık sayısının gereksiz kısıtlanması, tanığın sıfatının denetlenmemesi ve avans hesabının yapılmaması en sık görülen beş hatadır.
Birinci hata, listede hangi tanığın hangi vakıa için gösterildiğinin yazılmamasıdır. HMK m. 240/1 bunu açıkça arar. Vakıa gösterilmediğinde mahkeme eksikliği tamamlatabilir; ancak tamamlama sırasında yeni isim eklenmesi ikinci liste sayılır. Bu nedenle vakıa eşleştirmesi baştan doğru yapılmalıdır.
İkinci hata, adres bilgisinin yüzeysel yazılmasıdır. Adres yetersizse tebligat yapılamaz ve HMK m. 240/3 uyarınca o tanıktan vazgeçilmiş sayılma riski doğar. Adres araştırması listenin sunulmasından önce tamamlanmalıdır.
Üçüncü hata, tanık sayısının gereksiz biçimde dar tutulmasıdır. Kanun tanık sayısına sayısal bir üst sınır getirmez; hâkim gereksiz görürse sınırlayabilir. Beş kişi bildirmek yerine üç kişiyle yetinen taraf, sonradan ekleme yapamayacağı için manevra alanını kendi elleriyle daraltmış olur.
Dördüncü hata, tanığın taraf sıfatı, yasaklılık ya da temsil ilişkisi bakımından denetlenmemesidir. Şirket yetkilisi, vasi, kayyım gibi kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi mümkün olmayabilir. Beşinci hata ise gider avansının hesaplanmaması ve süresinde yatırılmamasıdır.
Tanık listesi süresi ne zaman işlemeye başlar?
Tanık listesi için süre, mahkemenin bu konuda açık bir kesin süre vermesiyle işlemeye başlar. Ön inceleme davetiyesindeki genel delil bildirme ara kararının tek başına yeterli olup olmadığı tartışmalıdır. Baskın uygulama, tanık listesi bakımından ayrıca süre verilmesini ve sonuçlarının ihtar edilmesini arar.
Karışıklığın kaynağı, ön inceleme aşamasındaki iki farklı düzenlemenin birbirine karışmasıdır. Ön inceleme duruşmasında taraflara, dilekçelerinde gösterdikleri ancak sunmadıkları belgeleri mahkemeye vermeleri ya da başka yerden getirtilecek belgeler için gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir (HMK m. 140/5). Bu süre belgelere ilişkindir. Tanık listesi ise ayrı bir delil bildirme işlemidir ve mahkemece ayrıca süre verilmesini gerektirir.
Uygulamada mahkemeler çoğu zaman ön inceleme davetiyesine “delillerinizi bildirin” biçiminde genel bir ara karar koyar. Bu ara karara dayanılarak tanık listesi verilmediği gerekçesiyle tanık dinlenmemesi, savunma hakkı bakımından itiraz konusu yapılabilir. Karşı görüş, dava ve cevap dilekçesinde “tanık” deliline dayanan tarafın listeyi de bu genel süre içinde sunmakla yükümlü olduğunu savunur.
Tartışmayı bitiren ölçüt, kesin sürenin usulüne uygun verilip verilmediğidir. Kesin süre açık olmalı, hangi işlemin yapılacağı ve yapılmamasının sonucu tutanağa geçirilerek ihtar edilmelidir. “Delillerinizi bildirin” ifadesi, tanık listesi verilmemesi hâlinde tanık delilinden vazgeçilmiş sayılacağı sonucunu tek başına doğurmaz.
Pratik çıkarım açıktır. Tanık deliline dayanan taraf, mahkemenin ayrıca süre vermesini beklemeden listeyi dilekçesiyle birlikte ya da ön inceleme duruşmasında sunmalıdır. Belirsizliğin bedelini, süreyi kaçırdığı ileri sürülen taraf ödemektedir.
Başka yerdeki tanığın istinabe yoluyla dinlenmesi
Deliller kural olarak davaya bakan mahkemede incelenir. Başka yerde bulunan ve mahkemeye getirilemeyen deliller istinabe yoluyla toplanabilir (HMK m. 197). Tanığın başka bir yargı çevresinde oturması hâlinde mahkeme, o yer mahkemesinden tanığın dinlenmesini isteyebilir; değerlendirme asıl davaya bakan mahkemeye aittir.
İstinabe talimatının içeriği sonucu belirler. Talimat yazısında tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceği açıkça yazılmazsa, istinabe mahkemesi genel ifadelerle bir tutanak düzenler ve bu beyan asıl davada işe yaramaz. Tarafların sorularının talimata eklenmesi ya da tarafların istinabe duruşmasında hazır bulunacaklarının belirtilmesi bu riski azaltır.
Tarafların soru sorma hakkı istinabe hâlinde de devam eder. İnceleme günü ve yeri taraflara bildirilir; taraflar istinabe mahkemesinde hazır bulunarak hâkim aracılığıyla soru yöneltebilir. Davetiye çıkarılmasına rağmen taraflar gelmezse tanık yine de dinlenir. Bildirim yapılmadan yürütülen istinabe ise hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak ileri sürülebilir.
Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla dinleme, istinabeye göre daha hızlı bir yoldur. Mahkeme, tanığın bulunduğu yerden aynı anda bağlantı kurulmak suretiyle dinlenmesine karar verebilir (HMK m. 149). Bu yöntemde tanık, davaya bakan hâkimin huzurunda ve tarafların doğrudan izlediği bir ortamda ifade verdiğinden doğrudanlık ilkesi korunur.
Ayrımın ikinci liste yasağıyla bağlantısı şudur: istinabe ya da bağlantı yoluyla dinleme, listede adı yazılı olmayan bir kişiye kapı açmaz. Yöntem değişikliği tanık bildirme hakkını yeniden doğurmaz; yalnızca listedeki tanığın nasıl dinleneceğini belirler.
Resen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda durum
Taraflarca getirilme ilkesinin yerini resen araştırma ilkesinin aldığı davalarda ikinci liste yasağının aynı katılıkta uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Çekişmesiz yargı işlerinde aksine hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m. 385/2). Kamu düzenine ilişkin davalarda da hâkimin araştırma yetkisi genişler; yasağın bu dosyalarda nasıl işleyeceği ise net değildir.
Ayrımın dayanağı, ikinci liste yasağının işlevidir. Yasak, tarafların delil bildirme hakkını süreye bağlayarak yargılamayı hızlandırmayı ve karşı tarafı hazırlıksız yakalamayı önlemeyi amaçlar. Delilin toplanmasında sorumluluğun hâkimde olduğu işlerde bu gerekçe zayıflar. Vesayet ve kayyımlık işleri, nüfus kaydının düzeltilmesi, soybağının tespiti ve terekeye ilişkin bazı işler bu grupta değerlendirilir.
Buna karşılık yasak tümüyle ortadan kalkmaz. Hâkimin resen araştırma yetkisini kullanarak bir kişiyi dinlemesi ile tarafın ikinci liste vererek tanık eklemesi farklı işlemlerdir. Birincisinde delil, mahkemenin kendi takdiriyle toplanır; ikincisinde taraf, tükettiği bir usul hakkını yeniden kullanmaya çalışır. Mahkemenin resen dinleme kararı, tarafın süresinde bildirmediği tanığı dosyaya sokmanın dolaylı yolu hâline getirilemez.
Çekişmeli davalarda dahi hâkimin davayı aydınlatma ödevi devrededir (HMK m. 31). Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılması için gerekli görürse taraflara açıklama yaptırabilir ve bilgi kaynaklarına başvurabilir. Bu yetkinin sınırı ise taraflardan biri lehine delil toplama noktasında çizilir.
Somut dosyada izlenecek yol, davanın niteliğinin baştan doğru belirlenmesidir. Resen araştırma ilkesinin uygulandığı iddia ediliyorsa bu husus dilekçede açıkça ileri sürülmeli, tanığın dinlenmesinin uyuşmazlığın çözümü için zorunlu olduğu gerekçelendirilmelidir. Salt “kamu düzenine ilişkindir” denilmesi, ikinci liste yasağını aşmak için yeterli görülmemektedir.
Sonuç
Tanık bildirme hakkı, dosyada bir kez kullanılabilen bir haktır. Bu hak listenin fiilen sunulmasıyla tükenir; mahkemenin verdiği kesin sürenin dolup dolmaması sonucu değiştirmez. Kesin süre içinde bir gün arayla verilen iki listeden ikincisinin dikkate alınmaması, kuralın ne kadar katı uygulandığını gösterir.
Yasağın kamu düzeninden sayılması, tarafların anlaşmasıyla aşılmasını da engeller. Karşı taraf itiraz etmese bile hâkim resen inceleme yapar; ikinci listedeki tanık dinlenmiş olsa dahi beyanı hükme esas alınamaz. İstisnalar dar ve belirlidir: ilk listenin usulen reddi, açık maddi hatanın düzeltilmesi, iddia veya savunmanın usulüne uygun genişletilmesi, tanığın ölümü gibi objektif imkânsızlık hâlleri. Islah, bu kapıyı açan bir anahtar değildir.
Pratik çıkarım şudur: ilk liste, dosyanın tanık stratejisinin tamamını yansıtacak biçimde hazırlanmalıdır. Hangi vakıanın kimle ispatlanacağı, adreslerin doğruluğu, tanıkların sıfatı ve avans yükümlülüğü listenin sunulmasından önce çözülmelidir. Sürelerin kaçırılması geri dönüşü olmayan hak kayıplarına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
50 Soruda İkinci Tanık Listesi
1. Tanık listesi verdikten sonra ikinci bir liste verebilir miyim?
Kural olarak hayır. HMK m. 240/2 listede gösterilmemiş kimselerin dinlenemeyeceğini ve ikinci bir liste verilemeyeceğini açıkça düzenler.
2. Kesin süre dolmadan ikinci liste verirsem geçerli olur mu?
Olmaz. Yargıtay uygulaması, süre devam ederken verilen ikinci listeyi de yasak kapsamında görür. Hak, listenin sunulmasıyla tükenir.
3. Bir hafta kesin süre verildi, ilk gün liste verdim, üçüncü gün ekleme yapabilir miyim?
Hayır. Bir gün arayla verilen iki listeden yalnızca ilkinin dikkate alınacağı yönünde karar bulunmaktadır; kalan süre ekleme hakkı vermez.
4. İkinci liste yasağı kamu düzeninden mi?
Evet. Kural kamu düzenine ilişkindir ve hâkim tarafından resen dikkate alınır; usul ekonomisine hizmet eder.
5. Karşı taraf muvafakat ederse ikinci liste kabul edilir mi?
Edilmez. Kamu düzeninden sayılan bir usul kuralı taraf iradesiyle bertaraf edilemez; hâkim muvafakate rağmen listeyi reddeder.
6. İkinci listedeki tanık dinlenirse ne olur?
Beyanı hükme esas alınamaz. Karar bu beyana dayandırılmışsa kanun yolu incelemesinde bozma sebebi doğar.
7. Tanık listesi neleri içermek zorunda?
HMK m. 240/1 uyarınca tanık dinletilmek istenen vakıa ile tanıkların ad, soyad ve adreslerini içermelidir.
8. Dava dilekçesinde delil olarak tanık yazmak liste sayılır mı?
Sayılmaz. Genel delil bildirimi ile HMK m. 240 anlamındaki liste farklıdır; liste ad, adres ve vakıa içermelidir.
9. Dilekçe ekinde isim ve adres verdiysem hakkım tükenir mi?
Evet, o belge tanık listesi hükmündedir. Sonradan sunulacak yeni belge ikinci liste riski taşır.
10. İlk listemdeki tanıklar dinlenemez denildi, yeni liste verebilir miyim?
Evet. İlk listenin taraf sıfatı gibi nedenlerle usulen reddi hâlinde sunulacak yeni liste ikinci liste sayılmaz.
11. Listede tanık yerine kendi adımı yazmışım, düzeltebilir miyim?
Evet. Açık maddi hataların düzeltilmesi amacıyla yeni tanık bildirilmesine imkân tanınması gerektiği kabul edilmektedir.
12. Maddi hata düzeltmesiyle tanık sayımı artırabilir miyim?
Hayır. Düzeltme, listenin genişletilmesi anlamına gelemez; sayının korunması istisnanın meşruiyet koşuludur.
13. Ben ve vekilim aynı gün ayrı liste verdik, sorun olur mu?
Aynı kişileri içeriyorsa sorun olmaz. Aynı gün sunulan ve aynı isimleri taşıyan listeler ikinci liste kabul edilmez.
14. Aynı gün ama farklı isimler içeren iki liste verirsem ne olur?
İkincisi ikinci liste sayılma riski taşır. İstisnanın uygulanması için içeriklerin örtüşmesi aranmaktadır.
15. Islah dilekçesiyle yeni tanık bildirebilir miyim?
Yeni vakıa ileri sürmeden bildiremezsiniz. Salt tanık eklemek için yapılan ıslah, ikinci liste yasağını aşma girişimi sayılır.
16. Islahla davaya yeni vakıa girerse tanık gösterebilir miyim?
Gösterebilirsiniz. Bu durumda dayanak ıslah değil, yeni vakıa bakımından tanık bildirme hakkının henüz kullanılmamış olmasıdır.
17. Ön inceleme duruşmasına karşı taraf gelmezse ne olur?
Gelen taraf HMK m. 141 uyarınca iddia veya savunmasını genişletebilir; yeni vakıa için tanık bildirmesi yasağa aykırı olmaz.
18. Tanığım öldü, yerine başkasını bildirebilir miyim?
Evet. Ölüm, yasaklılık ve usulüne uygun çekinme gibi imkânsızlık hâllerinde ikame tanık bildirilmesi kabul edilmektedir.
19. Tanığım tanıklık yapmak istemiyor, yenisini bildirebilir miyim?
Kural olarak hayır. Tanıkların çekinmek istemesi üzerine verilen ikinci liste HMK m. 240/2 nedeniyle geçersiz sayılmıştır.
20. İşten çıkarılma korkusuyla tanık gelmiyorsa çare nedir?
Yeni liste vermek çözüm değildir. Tanığın HMK m. 245 uyarınca zorla getirilmesini talep etmek daha doğru bir yoldur.
21. Tanığımın adresi bulunamıyor, yerine yeni tanık verebilir miyim?
Kural olarak veremezsiniz. Adres bildirme yükümlülüğü tanığı gösteren tarafa aittir; HMK m. 240/3 bu riski tarafa yükler.
22. Adres yanlış yazılmışsa düzeltebilir miyim?
Evet, adres düzeltmesi maddi hata kapsamında değerlendirilir. Yeni isim eklememek koşuluyla mahkeme düzeltmeye izin verir.
23. Tanık ücretini yatırmazsam ne olur?
HMK m. 324 uyarınca verilen kesin süre içinde avans yatırılmazsa o delilden vazgeçilmiş sayılırsınız.
24. Avans yatırmadığım için dinlenmeyen tanığın yerine yeni isim verebilir miyim?
Veremezsiniz. Burada imkânsızlık değil, tarafın kendi ihmali vardır; mücbir sebep istisnası uygulanmaz.
25. Tanığı duruşmaya kendim getirebilir miyim?
Getirebilirsiniz. HMK m. 243 tanığın davetiye gönderilmeksizin duruşmada hazır bulundurulmasına izin verir.
26. Listede olmayan kişiyi duruşmaya getirirsem dinlenir mi?
Dinlenmemesi gerekir. HMK m. 243 bir davet usulüdür; listede yer almayan kimseyi tanık hâline getirmez.
27. Hâkim resen tanık dinleyebilir mi?
HMK m. 31 kapsamındaki davayı aydınlatma ödevi dar bir alan tanır. Bu, tarafın tanık bildirme hakkının yerine geçmez.
28. Bozmadan sonra yeni tanık listesi verebilir miyim?
Kural olarak hayır. Bozma sonrası sunulan ve dinlenen tanıkların beyanları hükme esas alınamaz.
29. Bozma ilamı tanık dinlenmesini istiyorsa ne olur?
Mahkeme bozmanın çizdiği sınır içinde işlem yapar. Bu, tarafa serbestçe yeni liste verme hakkı doğurmaz.
30. İstinafta yeni tanık gösterebilir miyim?
Gösteremezsiniz. HMK m. 357/1 ilk derecede ileri sürülmeyen delillerin istinafta incelenmesini yasaklar.
31. İlk derecede bildirdiğim tanık haksız yere dinlenmedi, istinafta ne yapabilirim?
İstinaf dilekçenizde usul aykırılığını gösterebilirsiniz. Usulüne uygun bildirilmiş ama toplanmamış delil istinafta değerlendirilebilir.
32. Temyizde tanık dinletebilir miyim?
Hayır. HMK m. 369 uyarınca temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden ve hukuka uygunluk denetimiyle sınırlı yapılır.
33. İkinci liste verildiğine itiraz etmezsem hakkımı kaybeder miyim?
Kaybetmezsiniz. Kural kamu düzeninden olduğu için itiraz etmemiş olsanız da kanun yolunda ileri sürebilirsiniz.
34. Karşı tarafın tanığına hangi gerekçelerle itiraz edebilirim?
Taraf sıfatı, yasaklılık, listenin ikinci liste olması, vakıanın belirtilmemesi ve tanıklığın uyuşmazlıkla ilgisizliği başlıca gerekçelerdir.
35. Husumetli tanık dinlenir mi?
Dinlenir. Husumet dinlenmeye engel değildir; beyanın değerlendirilmesinde dikkate alınan bir ölçüttür.
36. Tanık sayısı için üst sınır var mı?
Kanunda sayısal bir üst sınır yoktur. Hâkim, HMK m. 241 uyarınca gereksiz gördüğü tanıkların dinlenmesinden vazgeçebilir.
37. Hâkim tanık sayısını sınırlarsa yeni liste hakkım doğar mı?
Doğmaz. Sınırlama, listenin geçerliliğini etkilemez; yalnızca dinlenecek kişi sayısını daraltır.
38. Listede hangi vakıa için gösterdiğimi yazmazsam ne olur?
Mahkeme eksikliği tamamlatabilir. Tamamlama sırasında yeni isim eklemek ise ikinci liste sayılır.
39. Tanık listesini duruşmada sözlü olarak bildirebilir miyim?
Beyanın tutanağa geçirilmesi hâlinde geçerli sayılabilir. Ancak ad, adres ve vakıa bilgisinin eksiksiz tutanağa yazdırılması gerekir.
40. Süre içinde liste vermezsem ne olur?
Tanık deliline dayanma hakkınız düşer. Kesin süre kaçırıldığında ek süre talebi kural olarak sonuç vermez.
41. Kesin süre için ek süre istenebilir mi?
HMK m. 94/2 uyarınca kesin süre bir kez verilir ve kural olarak uzatılmaz. Ek süre talepleri genellikle reddedilir.
42. Sürenin son günü resmi tatile denk gelirse ne olur?
HMK m. 93 uyarınca süre, izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter.
43. Adli tatil tanık listesi süresini etkiler mi?
Etkileyebilir. HMK m. 103 kapsamı dışındaki işlerde süre, adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır.
44. Davaya sonradan katılan taraf tanık bildirebilir mi?
Kendi bakımından süresi işlemeye başlar. Fer’i müdahil, tarafın yapabileceği usul işlemlerini onun aleyhine olmamak kaydıyla yapabilir.
45. Birleştirilen davalarda liste hakkı yeniden doğar mı?
Doğmaz. Her dosya bakımından kullanılmış hak, birleştirme sonrasında da tükenmiş sayılır.
46. Karşı dava açarsam yeni tanık bildirebilir miyim?
Karşı davanın vakıaları bakımından bildirebilirsiniz. Asıl davadaki aynı vakıa için ise hakkınız tükenmiştir.
47. Tanık listesi verdikten sonra bir tanıktan vazgeçebilir miyim?
Vazgeçebilirsiniz. Ancak vazgeçtiğiniz tanığın yerine yeni bir isim bildirmeniz mümkün olmaz.
48. Vazgeçtiğim tanıktan sonra karşı taraf onu dinletmek isterse ne olur?
Karşı taraf o kişiyi kendi listesinde göstermişse dinlenebilir. Aksi hâlde listede yer almayan kişi dinlenemez.
49. Tanık listesindeki kişi tanıklıktan çekinebilir mi?
Çekinebilir. HMK m. 247 ve devamı, kişisel nedenlerle ve sır nedeniyle çekinme hâllerini düzenler.
50. İkinci liste reddedilirse kararı ayrıca kanun yoluna götürebilir miyim?
Ara karar niteliğinde olduğu için tek başına kanun yoluna götürülemez. İtirazınızı esas hükümle birlikte ileri sürmeniz gerekir.
Kaynakça
Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 31, 93, 94, 103, 137, 139, 140, 141, 149, 197, 240, 241, 243, 245, 247, 248, 249, 324, 357, 369, 385.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/57, K. 2022/1721, T. 13.12.2022
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/7566, K. 2023/670, T. 08.02.2023
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/11747, K. 2018/7232, T. 20.03.2018
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/8329, K. 2010/9385, T. 10.05.2010
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/8071, K. 2013/20924, T. 16.09.2013
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/7975, K. 2014/15549, T. 08.07.2014
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/9948, K. 2013/43, T. 21.01.2013
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/37988, K. 2014/30250, T. 20.10.2014
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/22911, K. 2013/8586, T. 28.03.2013
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2978, K. 2025/918, T. 25.02.2025
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3500, K. 2020/4711, T. 01.10.2020
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/36, K. 2020/212, T. 22.10.2020
Doktrin ve akademik kaynaklar
Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı.
Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku.
Süha Tanrıver, Medeni Usul Hukuku, Cilt I.
Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Sema Taşpınar Ayvaz, Emel Hanağası, Medeni Usul Hukuku.
Murat Atalı, İbrahim Ermenek, Ersin Erdoğan, Medeni Usul Hukuku.
Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
