Cevap dilekçesi için ek süre talebi hakkındaki karar, hâkim tarafından derhal taraflara bildirilmek zorundadır. Karar bildirilmezse, sunulan cevap dilekçesinin savunma hakkı gereği süresinde verilmiş sayılması gerekir. Bu kural, uygulamada en çok atlanan usul güvencelerinden biridir.
Bu yazıda ek süre talebinin şartları ve hâkimin bildirme yükümlülüğü, HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği ve mevcut tarafların yanına yeni taraf eklenmesi, tanık listesinin sehven başka dosyaya gönderilmesi hâlinde duruşmada hazır edilen tanıkların dinlenip dinlenmeyeceği ele alınıyor.

Cevap Dilekçesi İçin Ek Süre Verilir mi?
Cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor ya da imkânsız olduğu hâllerde, süre içinde başvurulmak şartıyla bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir (HMK m. 127).
Ek süre, bir ayı geçemez ve talebin cevap süresi dolmadan yapılması gerekir. Süre dolduktan sonra yapılan ek süre talebi dikkate alınmaz.
Basit yargılama usulünde de cevap süresi iki haftadır ve aynı koşullarla bir defaya mahsus ek süre verilebilir (HMK m. 317/2).
Hâkim Ek Süre Talebini Reddedebilir mi?
Reddedebilir. Ek süre verilip verilmeyeceği hâkimin takdirindedir. Talebin gerekçesi, dosyanın hacmi ve davanın niteliği birlikte değerlendirilir.
Buna karşılık hâkim, kabul ya da ret yönündeki kararını derhal taraflara bildirmek zorundadır. Bu yükümlülük takdire bağlı değildir.
Karar Bildirilmezse Ne Olur?
Karar bildirilmediği hâlde davalı, ek süre verildiği beklentisiyle dilekçesini sunmuşsa, bu dilekçenin savunma hakkı gereği süresinde verilmiş sayılması gerekir. Aksi yönde uygulama bozma sebebi oluşturur.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu sonucu ortaya koymuştur (E. 2022/7630, K. 2022/8344, T. 27.06.2022; E. 2016/25911, K. 2017/16063, T. 18.10.2017). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve 22. Hukuk Dairesi kararları da aynı yöndedir (2. HD, E. 2021/2907, K. 2021/5466, T. 30.06.2021; 22. HD, E. 2015/18127, K. 2017/19846, T. 28.09.2017).
Bu savunmanın ileri sürülebilmesi için ek süre talebinin süresinde yapıldığının ve karara ilişkin bir tebligat bulunmadığının dosyadan görülebilmesi gerekir.
Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Cevap Dilekçesi Hiç Verilmezse
Davalı, cevap dilekçesi vermezse davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m. 128). Bu, davanın kabul edildiği anlamına gelmez.
Buna karşılık cevap dilekçesi verilmemesi ciddi bir kayıp doğurur. Zamanaşımı, yetki ve derdestlik gibi ilk itirazlar ile karşı dava imkânı bu aşamada kullanılmadığında sonradan ileri sürülemez.
İlk itirazların tamamı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir (HMK m. 117). Sonradan ileri sürülen ilk itiraz dinlenmez.
HMK m. 124: Taraf Değişikliği ve Yeni Taraf Eklenmesi
Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (HMK m. 124/1). Bu kuralın üç istisnası vardır.
Birincisi, maddi bir hatadan kaynaklanan taraf değişikliği talebi; karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir (m. 124/2). İkincisi, dava dilekçesinde tarafın yanlış ya da eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkim izin verebilir (m. 124/3). Üçüncüsü, zorunlu dava arkadaşlığı hâlleridir (m. 124/4).
Mevcut tarafların yanına yeni bir taraf eklenmesi de uygulamada geniş anlamda taraf değişikliği olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı benimsemiştir (9. HD, E. 2024/8908, K. 2024/13583, T. 15.10.2024; HGK, E. 2017/2813, K. 2021/1285, T. 21.10.2021).
Zorunlu Dava Arkadaşlığı Yoksa Taraf Eklenebilir mi?
Bu noktada içtihat tam olarak birleşmiş değil; net cevap yok. Bazı kararlarda zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadıkça taraf eklenemeyeceği savunulurken, bazılarında kabul edilebilir yanılgı hâlinde hâkim izniyle eklemeye imkân tanınmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun güncel kararlarında da bu tartışma sürmektedir (E. 2025/587, K. 2025/936, T. 25.12.2025). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarında da farklı yaklaşımlar görülmektedir (E. 2015/16904, K. 2017/5688, T. 19.04.2017).
Güvenli yol, davayı baştan doğru taraflara karşı açmaktır. Husumetin yanlış yöneltilmesi riski bulunan dosyalarda, dava açmadan önce ticaret sicil ve tapu kayıtlarının incelenmesi gerekir.
Mahkeme Kendiliğinden Taraf Değiştirebilir mi?
Değiştiremez. Taraf sıfatı taraflarca belirlenir; hâkim resen taraf ekleyemez ya da çıkaramaz.
Hâkimin yapabileceği şey, taraf sıfatındaki eksikliği tespit edip ilgili tarafa süre vermek ve gerekiyorsa davanın husumetten reddine karar vermektir.
Kaymakamlık gibi ayrı tüzel kişiliği bulunmayan makamlara husumet yöneltildiğinde de bu sorun ortaya çıkar. Köylere hizmet götürme birliklerinde husumetin kime yöneltileceğini ayrı bir yazıda ele aldım.
Taraf değişikliğinde dava açılmış sayılma tarihi korunur mu?
Taraf değişikliği talebi kabul edildiğinde davanın hangi tarihte açılmış sayılacağı, zamanaşımı ve hak düşürücü süre tartışmalarının kilit noktasıdır. Kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 124 uyarınca yapılan düzeltmenin davanın ilk açıldığı tarihi değiştirmemesi, yani ilk dava tarihinin korunmasıdır. Ayrımın nerede zorlaştığını aşağıda açıklıyorum.
Dava dilekçesinde tarafın adı, unvanı ya da sıfatı maddi bir hata sonucu yanlış yazılmışsa, düzeltme kimliği değiştirmez. Taraf baştan beri aynı kişidir; yalnızca dilekçedeki yazım hatası giderilir.
Bunun pratik sonucu şudur: zamanaşımı dava dilekçesinin verildiği tarihte kesilmiş, hak düşürücü süre de o tarihte korunmuş sayılır. Düzeltmenin sürenin dolmasından sonra yapılmış olması sonucu değiştirmez.
Sınır nerede başlar?
Ayrım, düzeltmenin gerçekten aynı kişiyi mi yoksa hukuken bambaşka bir kişiyi mi işaret ettiğine bakılarak yapılır. Şirket unvanının eksik yazılması ile davanın tümüyle başka bir tüzel kişiye yöneltilmiş olması aynı şey değildir.
İkinci hâlde, yani gerçek anlamda yeni bir kişinin davaya dahil edilmesinde, dava tarihinin o kişi bakımından dahil edilme anı olduğu ve zamanaşımının o ana kadar işlemeye devam ettiği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu nokta içtihatta tam olarak birleşmiş değildir.
Zamanaşımının dolmasına az kalan dosyalarda risk buradadır. Süre dolmadan doğru tarafa karşı ayrı bir dava açıp birleştirme istemek, taraf değişikliği talebinin kabulünü beklemekten güvenlidir.
Ölmüş kişiye karşı açılan davada mirasçılara devam edilebilir mi?
Dava açılmadan önce ölmüş bir kişiye karşı dava açılması, taraf değişikliğinden farklı bir sorundur. Ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmadığından ortada geçerli bir dava ilişkisi kurulamaz; taraf değişikliği kuralları ise ancak geçerli biçimde kurulmuş bir davada işler. Ayrımı ve hangi hâlde davanın usulden reddedileceğini aşağıda açıklıyorum.
Taraf ehliyeti bir dava şartıdır (HMK m. 114). Taraf ehliyeti medeni haklardan yararlanma ehliyetine bağlıdır ve kişilik ölümle sona erer. Dava tarihinde hayatta olmayan kişi taraf olamaz.
Bu eksiklik tamamlanabilir nitelikte değildir. Hâkim davanın usulden reddine karar verir; ölünün yerine mirasçıların taraf değişikliği yoluyla geçirilmesi kabul edilmez, çünkü düzeltilecek geçerli bir dava bulunmamaktadır.
Ölüm dava açıldıktan sonra gerçekleşmişse
Durum tamamen farklıdır. Dava geçerli biçimde kurulmuştur; taraflardan birinin ölümü hâlinde yargılamaya mirasçılarla devam edilir ve mirasın kabul ya da reddi için kanunda öngörülen süreler geçinceye kadar dava ertelenir (HMK m. 55).
Belirleyici olan an, dava dilekçesinin mahkemeye verildiği tarihte davalının hayatta olup olmadığıdır. Bu tarihten bir gün önceki ölüm ile bir gün sonraki ölüm, tümüyle farklı sonuçlar doğurur.
Usulden ret kararından sonra ne yapılmalı?
Davanın mirasçılara karşı yeniden açılması gerekir. İlk dava geçerli biçimde kurulmadığından, zamanaşımı bakımından ilk dava tarihine dayanmak da güvenli değildir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 158’deki ek süre imkânının bu hâlde uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Bu ihtimale güvenmek yerine, dava açmadan önce davalının nüfus kaydının kontrol edilmesi tek gerçek çözümdür.
Hasımsız açılan davaya sonradan davalı eklenebilir mi?
Dava dilekçesinde hiç davalı gösterilmemişse ortada karşı taraf yoktur. Hasımsız açılan bir davada 6100 sayılı Kanun m. 124’ün uygulanıp uygulanamayacağı, davanın kurulup kurulmadığı sorusuna bağlanır. Ayrım, hasımsız açılabilen işlerle olağan davalar arasındadır; uygulamadaki durumu aşağıda dürüstçe aktarıyorum.
Çekişmesiz yargı işlerinde kural olarak karşı taraf bulunmaz. Hasım gösterilmemiş olması burada bir eksiklik değildir (HMK m. 382 vd.).
Çekişmeli davada ise davalının adı, soyadı ve adresine dava dilekçesinde yer verilmesi zorunludur (HMK m. 119). Bu unsurun eksikliği, hâkimin vereceği bir haftalık kesin süre içinde tamamlanabilir; tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.
Bu yol m. 124’ten farklı mıdır?
Farklıdır. Dilekçe eksikliğinin tamamlanmasında var olan bir tarafın yerine başkası geçirilmez; dilekçenin zorunlu unsuru sonradan yazılır. Karşı tarafın rızası da aranmaz, çünkü henüz taraf sıfatını kazanmış bir davalı yoktur.
Tartışmalı olan nokta, davalının ilk kez bu yolla belirlenmesinin gerçekte yeni bir dava açmak anlamına gelip gelmediğidir. Bir yaklaşım bunu m. 124 kapsamında taraf ekleme sayarak kabul edilebilir yanılgı şartını arar; diğeri dilekçe eksikliği kabul edip doğrudan tamamlattırır. İçtihat bu noktada birleşmiş değil, net cevap yok.
Davalının hiç gösterilmediği hâl ile yanlış gösterildiği hâl birbirine karıştırılmamalıdır. Yanlış gösterme m. 124’ün alanına girer; hiç göstermeme, dilekçe eksikliği alanına daha yakındır.

Tanık Listesi Yanlış Dosyaya Gönderilirse
Tanık deliline dayanan taraf, mahkemece verilen kesin süre içinde tanık listesi sunmak zorundadır (HMK m. 240). Listenin sunulmaması hâlinde tanık deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılır.
Buna karşılık HMK m. 243/1, önemli bir güvence getirir: taraflardan biri, mahkemeye tanık listesi vermemiş olsa dahi duruşmada hazır bulundurduğu tanıkların dinlenmesini talep edebilir ve mahkeme bu talebi kabul eder.
Bu hüküm, listenin sehven başka bir dosyaya gönderildiği hâllerde de uygulanır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu sonucu ortaya koymuştur (E. 2021/1648, K. 2022/5945, T. 17.10.2022).
İkinci Liste Sunma Yasağı
Bir taraf, aynı vakıa için ikinci kez tanık listesi veremez (HMK m. 240/2). Bu yasak, yargılamanın uzatılmasını önlemeyi amaçlar.
Listenin başka bir dosyaya karışması maddi hata olarak nitelendirildiğinde yasak katı biçimde uygulanmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu istisnayı değerlendiren kararlar vermiştir (E. 2021/223, K. 2023/893, T. 04.10.2023).
İstisna dar yorumlanır. Kendi ihmalinden kaynaklanan gecikmeler bu kapsamda değerlendirilmez.
Ne Yapılmalı?
Hata fark edilir edilmez durumun dilekçeyle mahkemeye bildirilmesi gerekir. Bildirimde listenin hangi dosyaya, hangi tarihte gönderildiği ve hatanın nasıl oluştuğu açıklanmalıdır.
En güçlü telafi yolu ise tanıkları duruşmada hazır bulundurmaktır. Hazır edilen tanığın dinlenmesi talebi, HMK m. 243/1 uyarınca kabul edilir.
Tanık beyanlarının değerlendirilmesinde husumet durumu da ayrıca gündeme gelir. Husumetli tanık beyanının sınırlarını ayrı bir yazıda inceledim.
Tanık Listesi Hangi Aşamada Verilebilir?
Listenin yalnızca tek bir anda sunulabileceği yaygın bir yanlış anlamadır. Aşağıdaki tablo, tanık listesinin sunulabileceği zaman dilimlerini ve her birinin doğurduğu sonucu karşılaştırıyor.
| Sunum zamanı | Kim sunar | Sonuç |
|---|---|---|
| Dava dilekçesi ekinde | Davacı | Geçerlidir. Tanık deliline dilekçede dayanılmış ve ad, soyad, adres ile hangi vakıa için dinleneceği bildirilmişse liste dosyadadır; ayrıca kesin süre beklenmesi gerekmez. |
| Cevap dilekçesi ekinde | Davalı | Geçerlidir. Süresinde verilen cevap dilekçesinin eki olarak sunulan liste dikkate alınır. Cevap dilekçesi hiç verilmemişse bu imkân kullanılmamış olur. |
| Ön inceleme sonrası verilen kesin süre içinde | Her iki taraf | Asıl ve en sık kullanılan zaman dilimidir. Süreye uyulursa tanıklar dinlenir; uyulmazsa tanık deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılır (HMK m. 240). |
| Kesin süre geçtikten sonra | Her iki taraf | Kural olarak kabul edilmez; ikinci liste yasağı da işler (HMK m. 240/2). Kalan tek gerçek imkân, tanığı duruşmada hazır bulundurmaktır (HMK m. 243/1). |
Erken sunum bir kayıp doğurmaz. Dilekçe ekinde verilen liste, ön inceleme sonrasında ayrıca kesin süre verilse dahi geçerliliğini korur; ikinci liste yasağına takılma riski ise ancak aynı vakıa için yeni bir liste sunulduğunda doğar.
Tanık Gideri Yatırılmazsa
Tanık listesiyle birlikte tanıkların dinlenmesi için gerekli gider avansının yatırılması gerekir. Avans yatırılmazsa tanık dinletmekten vazgeçilmiş sayılır.
Bu nedenle listenin sunulması tek başına yeterli değildir; avans ve tebligat masraflarının da süresinde yatırılması aranır.
Delil avansına ilişkin verilen kesin süre de HMK m. 94 kapsamında değerlendirilir ve sonuçları tutanağa geçirilerek ihtar edilmelidir.
40 Soruda Cevap Süresi, Taraf Değişikliği ve Tanık Listesi
1. Cevap dilekçesi süresi ne kadar?
Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta (HMK m. 127).
2. Ek süre alabilir miyim?
Süre içinde başvurmak şartıyla, bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir.
3. Ek süre ne kadar olabilir?
Bir ayı geçemez. Miktarı hâkimin takdirindedir.
4. Talebimi süre dolduktan sonra yaparsam?
Dikkate alınmaz. Talebin cevap süresi dolmadan yapılması şarttır.
5. Hâkim ek süre talebini reddedebilir mi?
Reddedebilir. Verilip verilmeyeceği hâkimin takdirindedir.
6. Ret kararı bana bildirilmeli mi?
Bildirilmelidir. Kabul ya da ret kararının derhal taraflara bildirilmesi zorunludur.
7. Karar bildirilmedi, dilekçem reddedildi?
Savunma hakkı gereği dilekçenin süresinde verilmiş sayılması gerekir; aksi bozma sebebidir (Yargıtay 9. HD, E. 2022/7630).
8. Basit yargılamada süre farklı mı?
Basit yargılamada da cevap süresi iki haftadır ve aynı koşullarla ek süre verilebilir (HMK m. 317/2).
9. Cevap dilekçesi vermezsem ne olur?
Dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılırsınız (HMK m. 128). Dava kabul edilmiş olmaz.
10. Cevap vermezsem hangi haklarımı kaybederim?
İlk itirazlar, zamanaşımı defi ve karşı dava imkânı bu aşamada kullanılmazsa sonradan ileri sürülemez.
11. İlk itirazlar nelerdir?
Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği itirazı ve iş bölümü itirazı (HMK m. 116).
12. Zamanaşımı defini sonradan ileri sürebilir miyim?
Karşı taraf muvafakat etmedikçe sonradan ileri sürülemez; savunmanın genişletilmesi yasağına takılır.
13. Karşı dava ne zaman açılır?
Cevap dilekçesiyle ya da esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle (HMK m. 133).
14. Taraf değişikliği nasıl yapılır?
Kural olarak karşı tarafın açık rızasıyla (HMK m. 124/1).
15. Rıza verilmezse hiç mümkün değil mi?
Maddi hata ya da kabul edilebilir yanılgı hâlinde hâkim izniyle mümkündür (m. 124/2 ve 124/3).
16. Maddi hata ne demek?
Tarafın adının, unvanının ya da sıfatının yazımında yapılan ve kimliğinde tereddüt doğurmayan yanlışlıktır.
17. Kabul edilebilir yanılgı nedir?
Tarafın kim olduğunun tespitinde makul bir kişinin de düşebileceği yanılgıdır. Somut olaya göre değerlendirilir.
18. Mevcut tarafın yanına yeni taraf ekleyebilir miyim?
Uygulamada bu da geniş anlamda taraf değişikliği sayılır; aynı kurallara tabidir (Yargıtay 9. HD, E. 2024/8908).
19. Zorunlu dava arkadaşlığı yoksa ekleme olur mu?
İçtihat tam birleşmiş değil; net cevap yok. Kabul edilebilir yanılgı hâlinde izin verilen kararlar da bulunmaktadır.
20. Mahkeme kendiliğinden taraf ekleyebilir mi?
Ekleyemez. Taraf sıfatı taraflarca belirlenir.
21. Yanlış tarafa dava açtım, ne olur?
Husumet yokluğundan ret riski doğar. Şartları varsa HMK m. 124 yoluna başvurulur.
22. Taraf değişikliği harç doğurur mu?
Yeni taraf yönünden tebligat ve gider avansı gerekir. Harç durumu talebin niteliğine göre değerlendirilir.
23. Zorunlu dava arkadaşlığı nedir?
Maddi hukuka göre bir hakkın birlikte kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde davanın birlikte açılması ya da birlikte açılmasının gerekmesidir.
24. Tanık listesi ne zaman sunulur?
Mahkemece verilen kesin süre içinde (HMK m. 240).
25. Listeyi sunmazsam ne olur?
Tanık deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılırsınız.
26. Listeyi sunmadım ama tanığı duruşmaya getirdim?
Duruşmada hazır bulundurulan tanığın dinlenmesi talebi kabul edilir (HMK m. 243/1).
27. Liste sehven başka dosyaya gitti?
Maddi hata sayılır; duruşmada hazır edilen tanıklar dinlenmelidir (Yargıtay 7. HD, E. 2021/1648).
28. İkinci tanık listesi verebilir miyim?
Kural olarak veremezsiniz (HMK m. 240/2). Maddi hata istisnası dar yorumlanır.
29. Hatayı nasıl bildirmeliyim?
Dilekçeyle. Listenin hangi dosyaya, hangi tarihte gönderildiği ve hatanın nasıl oluştuğu açıklanmalıdır.
30. Tanık gider avansı yatırılmazsa?
Tanık dinletmekten vazgeçilmiş sayılır. Liste sunmak tek başına yeterli değildir.
31. Kaç tanık gösterebilirim?
Sayı sınırı yoktur; ancak hâkim yeterli sayıda tanık dinlendikten sonra kalanları dinlemeyebilir.
32. Tanık listesinde ne yazmalı?
Tanıkların ad ve soyadı, adresi ve hangi vakıa hakkında dinleneceği belirtilmelidir.
33. Hangi vakıa için dinleneceğini yazmazsam?
Eksiklik giderilmek üzere süre verilebilir. Giderilmezse liste geçersiz sayılabilir.
34. Tanık davete gelmezse ne olur?
Zorla getirilmesine karar verilebilir ve gider ile disiplin para cezasına hükmedilebilir (HMK m. 245).
35. Tanıklıktan çekinme hakkı var mı?
Vardır. Kişisel nedenlerle ve sır nedeniyle çekinme hâlleri kanunda sayılmıştır (HMK m. 248-252).
36. Husumetli tanık dinlenir mi?
Dinlenir. Husumet tanıklığı yasaklamaz, yalnızca beyanın değerlendirilmesinde dikkate alınır.
37. Kesin süre nasıl verilmelidir?
Yapılacak işlem açıkça belirtilmeli, süre makul olmalı ve uyulmamasının sonuçları tutanağa geçirilerek ihtar edilmelidir (HMK m. 94).
38. İhtarat yapılmamışsa süre bağlar mı?
Sonuçları ihtar edilmemiş kesin süre usulsüz sayılır ve bağlayıcı olmayabilir.
39. Eski hâle getirme isteyebilir miyim?
Elde olmayan sebeplerle süreye uyulamaması hâlinde başvurulabilir (HMK m. 95). Şartları dardır.
40. En sık yapılan hata nedir?
Ek süre talebinin sonucunun takip edilmemesi ve tanık gider avansının yatırılmaması.
Sonuç
Cevap süresi, taraf değişikliği ve tanık listesi konularının ortak ekseni hukuki dinlenilme hakkıdır. Hata mahkemeden ya da yönetsel bir aksaklıktan kaynaklanıyorsa telafi imkânı geniş, taraftan kaynaklanıyorsa dardır.
Ek süre talebi hakkındaki kararın bildirilmemesi, sunulan cevap dilekçesinin süresinde kabul edilmesini gerektirir. Bu güvence uygulamada sıkça atlanır.
Tanık listesinin sunulmaması ya da yanlış dosyaya gönderilmesi hâlinde en güçlü telafi yolu, tanıkları duruşmada hazır bulundurmaktır. Bu talep HMK m. 243/1 uyarınca kabul edilir. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 (hukuki dinlenilme hakkı), m. 94 (kesin süre), m. 95 (eski hâle getirme), m. 114 (dava şartları), m. 116-117 (ilk itirazlar), m. 124 (tarafta iradi değişiklik), m. 127 (cevap dilekçesi verme süresi ve ek süre), m. 128 (cevap dilekçesi verilmemesi), m. 133 (karşı dava), m. 141 (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı), m. 183 (maddi hataların düzeltilmesi), m. 240 (tanık listesi ve ikinci liste yasağı), m. 243 (tanığın davetsiz dinlenmesi), m. 245 (tanığın gelmemesi), m. 248-252 (tanıklıktan çekinme), m. 317 (basit yargılama usulünde cevap süresi).
6100 sayılı Kanun m. 59-60 (zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı).
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/223, K. 2023/893, T. 04.10.2023.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2813, K. 2021/1285, T. 21.10.2021.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/587, K. 2025/936, T. 25.12.2025.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/7630, K. 2022/8344, T. 27.06.2022.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/25911, K. 2017/16063, T. 18.10.2017.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/8908, K. 2024/13583, T. 15.10.2024.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/5504, K. 2023/7159, T. 16.05.2023.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/2907, K. 2021/5466, T. 30.06.2021.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/18127, K. 2017/19846, T. 28.09.2017.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1648, K. 2022/5945, T. 17.10.2022.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/16904, K. 2017/5688, T. 19.04.2017.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/9987, K. 2009/2429, T. 26.02.2009.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Medeni usul hukuku eserlerinde dilekçeler teatisi, cevap süresi ve ek süre kurumuna ilişkin bölümler.
Tarafta iradi değişiklik ve HMK m. 124’ün kapsamına dair incelemeler; taraf ekleme tartışması.
Tanık deliline ilişkin usul hükümleri ve HMK m. 243’ün getirdiği güvenceye dair çalışmalar.
Hukuki dinlenilme hakkı ve usul ekonomisi ilkelerinin dengelenmesine ilişkin akademik yayınlar.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; karar vermeden önce bir avukata danışılması gerekir.
