Çapraz sorgu ve doğrudan soru sorma, savunmanın tanık beyanlarının doğruluğunu sınayabilmesini sağlayan usuli güvencelerdir. Anayasa Mahkemesi, sorgulanamayan bir tanığın beyanı mahkûmiyetin tek veya belirleyici delili ise ve savunmanın uğradığı zorluk telafi edilmemişse adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermektedir. Tanık ifadesinin duruşmada okunması, huzurda dinlemenin yerini tutmaz.
Bu yazıda CMK m. 201 kapsamında kimin doğrudan soru sorabileceği, tanık sorgulama hakkının kapsamı, Anayasa Mahkemesi’nin uyguladığı üç aşamalı test, karşı dengeleyici güvenceler, SEGBİS ile dinlemenin işlevi, gizli soruşturmacıların sorgulanması ve çapraz sorgunun sınırları Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve AİHM kararları ışığında ele alınmaktadır. Konuyla ilgili sık karşılaşılan sorulara verilen cevaplar makalenin sonunda bulunmaktadır.

Duruşmada Kim Doğrudan Soru Sorabilir?
CMK m. 201’de duruşmada soru sorma yetkisi düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 10.05.2023 tarihli, B. No: 2019/14914 sayılı kararında aktarıldığı üzere Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilir. Sanık ve katılan ise mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla soru yöneltir.
Yani sanığın doğrudan soru sorma yetkisi yoktur; soruları hâkim aracılığıyla iletilir. Buna karşılık müdafi doğrudan soru sorabilir.
Doğrudan soru sorma ne anlama gelir?
Anayasa Mahkemesi’nin 04.11.2014 tarihli, B. No: 2014/1643 sayılı kararında kavram açıklanmıştır: doğrudan soru sorma, yargılama makamına rağmen değil, araya hâkim girmeksizin soru sormayı ifade eder.
Aynı kararda bir sınır da çizilmiştir: CMK m. 203 uyarınca duruşma idaresi ve disiplini hâkime ait olduğundan, yargılamanın somut koşullarında çelişmeli yargılama ilkesi zarar görmeksizin tarafların tanıklara doğrudan soru sormaları kısıtlanabilir.
Tanık Sorgulama Hakkı
Anayasa Mahkemesi’nin çok sayıda kararında aynı ilke yinelenmektedir: hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığın tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir.
Anayasa Mahkemesi’nin 13.02.2024 tarihli, B. No: 2021/2756; 20.09.2023 tarihli, B. No: 2020/22865; 15.01.2025 tarihli, B. No: 2020/18170 ve 19.11.2024 tarihli, B. No: 2021/29783 sayılı kararlarında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı bulunduğu belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 18.05.2016 tarihli, B. No: 2014/5613 sayılı kararında hakkın kapsamı genişletilmiştir: sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme yanında, lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davet edilmelerini ve dinlenmelerini isteme hakkı vardır.
Üç Aşamalı Test
Duruşma haricinde elde edilen tanık beyanlarının hükme esas alınmasının yargılamanın adilliğine etkisi, Anayasa Mahkemesi tarafından üç aşamalı bir testle değerlendirilmektedir. Bu test, savunma stratejisinin kurulmasında doğrudan yol göstericidir.
Birinci aşama: geçerli neden
Anayasa Mahkemesi’nin 15.01.2025 tarihli, B. No: 2021/43521 sayılı kararında ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeni olup olmadığına bakılması gerektiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 02.10.2025 tarihli, B. No: 2022/74378 sayılı kararında bu aşamanın dayanağı açıklanmıştır: tanığın hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının ortaya konulması gerekliliği, esasen anayasal düzeyde bir ilke olan ve hükme temel alınan delillerin hâkim huzurunda ikame edilmesi zorunluluğunu ifade eden doğrudan doğruyalık ilkesinin bir sonucudur.
Anayasa Mahkemesi’nin 16.04.2025 tarihli, B. No: 2022/100931 sayılı kararında önemli bir kayıt düşülmüştür: geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tek başına tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabulü için yeterli değildir.
İkinci aşama: tek veya belirleyici delil
İkinci aşamada, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2025 tarihli, B. No: 2022/2112; 16.04.2025 tarihli, B. No: 2022/100931; 15.01.2025 tarihli, B. No: 2021/43521 ve 19.11.2024 tarihli, B. No: 2021/29783 sayılı kararlarında bu inceleme zorunlu görülmüştür.
Beyan tek veya belirleyici delil değilse üçüncü aşama incelemesine geçilmesine gerek kalmayabilir. Anayasa Mahkemesi’nin 16.04.2025 ve 18.09.2024 tarihli, B. No: 2021/51731 sayılı kararlarında bu sonuca varılmıştır.
Üçüncü aşama: karşı dengeleyici güvenceler
Anayasa Mahkemesi’nin 02.07.2025 tarihli, B. No: 2022/41543 sayılı kararında üçüncü aşama tanımlanmıştır: sorgulama imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda, savunma tarafının maruz kaldığı zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvence sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin 18.09.2024 tarihli kararında sonuç açıkça ifade edilmiştir: bir mahkûmiyet tek veya belirleyici ölçüde, sanığın soruşturma veya kovuşturma evresinde sorgulama ya da sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimsenin ifadelerine dayandırılmış ve dengeleyici güvence sağlayan bir usul öngörülmemişse, sanığın hakları Anayasa’nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur.
Tanığın dinlenmesine ilişkin talebin duruşma tutanağına geçirilmiş olması, sonraki aşamalarda bu testin uygulanabilmesi bakımından belirleyicidir. Kendi durumunuz için değerlendirme yapılmasını isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Karşı Dengeleyici Güvenceler
| Güvence | İşlevi | Karar |
|---|---|---|
| SEGBİS ile dinleme | Soru sorma ve kişisel izlenim edinme imkânı sağlar | AYM, 12.07.2023, B. No: 2018/23403 |
| Doğrulayıcı deliller | Sorgulanmayan beyanı destekleyen başka delillere dayanılması | AYM, 13.02.2024, B. No: 2021/2756 |
| Savunmaya beyan imkânı | Sanığa olayı kendi açısından anlatma ve delil sunma fırsatı | AYM, 05.06.2024, B. No: 2020/16404 |
| Müdafi aracılığıyla sorgulama | Yüzleşmenin önem taşımadığı davalarda yeterli olabilir | AYM, 17.07.2025, B. No: 2021/48824 |
SEGBİS ile dinleme
Anayasa Mahkemesi’nin 12.07.2023 tarihli, B. No: 2018/23403 sayılı kararında, mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanıklara soru sorulmasına imkân sağlayacak şekilde ses ve görüntü bilişim sistemi gibi vasıtalarla tanıkların dinlenmesini savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edici bir güvence olarak değerlendirebileceği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 20.09.2023 tarihli, B. No: 2020/22865; 20.11.2024 tarihli, B. No: 2022/21958; 05.09.2023 tarihli, B. No: 2020/11207; 05.06.2024 tarihli, B. No: 2020/16404; 24.06.2025 tarihli, B. No: 2021/65299 ve 14.01.2025 tarihli, B. No: 2021/3564 sayılı kararlarında da aynı ölçüt kullanılmıştır. Güvencenin işlevi iki yönlüdür: sanığın soru sorabilmesi ve verilen cevaplar hakkında kişisel izlenim edinebilmesi.
Tutanak okumak yeterli değildir
Bu, konunun en önemli sonucudur. Anayasa Mahkemesi’nin 02.10.2025 tarihli kararında açıkça belirtildiği üzere, tanıkların duruşma öncesinde veya haricindeki dinlenmeleri sırasında düzenlenmiş tutanakların ya da yazılı açıklamaların duruşmada okunması, huzurda dinlemenin eş değeri olarak değerlendirilemez.
Anayasa Mahkemesi’nin 02.07.2025 tarihli kararında, tanıkların yazılı beyanları duruşmada okunmuş olsa da başvurucunun beyanların tespiti sırasında hazır bulunmadığı, ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamadığı ve verdikleri cevaplar hakkında kişisel izlenim edinemediği gerekçesiyle ihlal tespit edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 19.11.2024 tarihli, B. No: 2021/44360 sayılı kararında ihlalin sonucu ayrıntılandırılmıştır: tanığın gösterdiği reaksiyonlar konusunda mahkemenin dikkati çekilememiş, tanığın beyanlarının güvenilirliği test edilememiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2025 tarihli, B. No: 2022/2112 sayılı kararında ayrıca mahkemenin, tanıkların SEGBİS gibi vasıtalarla neden dinlenmediğini açıklamamış olması eleştirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 08.02.2024 tarihli, B. No: 2020/22271 sayılı kararında sonuç şöyle özetlenmiştir: doğruluğu ve güvenilirliği test edilmemiş tanık beyanları tek delil olarak hükme esas alındığı hâlde savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvenceler sağlanmamıştır.
Yüzleşmenin gerekli olduğu hâller
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2025 tarihli, B. No: 2021/48824 ve 30.10.2024 tarihli, B. No: 2020/23928 sayılı kararlarında, sanık ile tanığın yüz yüze gelmesinin önem arz etmediği davalarda yalnızca müdafiin, sanığın yokluğunda dinlenen tanığa doğrudan soru sorabilme imkânına ulaşmasının yeterli bir karşı dengeleyici güvence sayılabileceği belirtilmiştir.
Ancak aynı kararlarda önemli bir istisna vardır: tek ya da belirleyici delilin fiziksel teşhise ya da maddi olaya ilişkin tanık beyanı olduğu bir yargılamada, sanığın bu delilin güvenilirliğine etkili biçimde itiraz edebilmesi için tanıkla aynı duruşmada bulunması gerekebilir.
Anayasa Mahkemesi’nin 02.10.2025 tarihli kararında da sanığın aleyhinde beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesinin ve güvenilirliği bu esnada test etme fırsatı elde etmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır.
Gizli Soruşturmacıların Dinlenmesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 09.07.2025 tarihli, E. 2024/14976, K. 2025/6076 sayılı kararında bu özel duruma ilişkin usul gösterilmiştir.
Kararda, gizli soruşturmacılardan sorumlu kolluk görevlileri olarak tayin edilen, fiziki takip ve kimlik tespitini yapan görevlilerin CMK m. 139/3, 180/5 ve 181/1’de belirtilen usule uygun şekilde, sanık ve müdafiin hazır olduğu celsede SEGBİS yoluyla ses ve görüntüleri değiştirilerek tanıklık beyanlarının alınması gerektiği belirtilmiştir.
Aynı kararda sanık ve müdafie gizli soruşturmacılara soru sorma olanağının tanınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hukuki durumun belirlenmesi aranmış; eksik araştırmayla kurulan hüküm bozulmuştur.
Bu karar, kimliği gizlenen tanıkların hiç dinlenmeden hükme esas alınamayacağını göstermesi bakımından önemlidir.
Çapraz Sorgunun Sınırları
Sorgulama hakkı mutlak ve sınırsız değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 28.05.2015 tarihli, B. No: 41107/10 sayılı kararında, bir kişinin kendini savunma hakkının herhangi bir savunma argümanını kullanma konusunda sınırsız bir hak vermediği belirtilmiştir.
Aynı kararda özellikle hassas davalarda sanığın kişisel olarak yaptığı çapraz sorgunun ulusal mahkemelerce dikkatli bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği; soruların mahremiyeti arttıkça gösterilmesi gereken dikkatin de artması gerektiği ifade edilmiştir.
Mahkeme ayrıca çapraz sorgunun tanıkların aşağılanmasının ve korkutulmasının bir yolu olarak kullanılmaması gerektiğini belirtmiş; başvurucunun kişisel bütünlüğüne saygının yargılamada usulüne uygun olarak korunmasını temin etme yükümlülüğünün ilk olarak ve herkesten fazla mahkeme heyeti başkanında olduğunu değerlendirmiştir.
Bu denge, cinsel suçlara ilişkin yargılamalarda özellikle önem taşır. Bu tür dosyalarda suç vasfının belirlenmesine ilişkin ölçütler cinsel taciz suçu ve cezası yazısında ele alınmıştır.
Uygulamada Ne Yapılmalı?
Tanık sorgulama hakkına ilişkin bir ihlal iddiasının sonuç doğurabilmesi için yargılama sırasında bazı adımların atılmış olması gerekir.
- Talep tutanağa geçirilmelidir. Tanığın duruşmada dinlenmesi talebi ve reddedilmesi hâlinde buna itiraz kayda geçmelidir.
- SEGBİS talebi ileri sürülmelidir. Tanık yargı çevresi dışındaysa bu yolla dinlenmesi açıkça istenmelidir.
- Beyanın belirleyiciliği vurgulanmalıdır. Mahkûmiyetin hangi delile dayandığı somut olarak tartışılmalıdır.
- Doğrulayıcı delil bulunmadığı gösterilmelidir. Dosyada başka delil varsa ihlal iddiası sonuç doğurmayabilir.
Delillerin toplanmasındaki eksiklikler bakımından benzer bir denetim, teknik delillerde de yapılmaktadır. Bu husustaki örnekler IP adresi suçlunun tespiti için yeterli midir yazısında ele alınmıştır.
Tanık dinlenmesine ilişkin taleplerin hangi aşamada ve nasıl ileri sürüleceği sonucu doğrudan etkiler. Somut durumunuz için bir avukata danışılması gerekir.
Doğrudan Sorgu ile Çapraz Sorgu Farkı

İki sorgu türü hem amaç hem soru tekniği bakımından birbirinden ayrılır. Bu ayrım Türk uygulamasında az bilinir ama duruşma stratejisinin temelidir.
| Ölçüt | Doğrudan sorgu | Çapraz sorgu |
|---|---|---|
| Kime yöneltilir | Kendi gösterdiğin tanığa | Karşı tarafın tanığına |
| Amaç | Olayı tanığın kendi anlatımıyla ortaya koymak | Beyanın güvenilirliğini sınamak |
| Soru tipi | Açık uçlu; ne, nasıl, ne zaman | Kapalı uçlu; evet veya hayırla cevaplanabilen |
| Yönlendirme | Kural olarak yasaktır | Sınırlı ölçüde kabul edilir |
| Konuşan taraf | Ağırlıklı olarak tanık | Ağırlıklı olarak soru soran |
Çapraz sorguda uzun ve açık uçlu soru sormak, tanığa anlatımını tekrarlama ve pekiştirme imkânı verdiğinden sorgulayan aleyhine sonuç doğurur.
Yönlendirici Soru ve İtiraz Usulü
Yönlendirici soru, cevabı kendi içinde barındıran ve tanığı belirli bir yanıta sevk eden sorudur. Kendi tanığına sorulduğunda beyanın bağımsızlığını zedelediği için itiraza konu olur.
İtiraz, soru sorulur sorulmaz ve tanık cevaplamadan önce yapılmalıdır. Cevap verildikten sonra yapılan itiraz sonuç doğurmaz. İtirazın gerekçesi somut olarak gösterilmelidir; sorunun neden yönlendirici olduğu açıklanmadan yapılan soyut itiraz reddedilir.
Mahkeme itirazı kabul ederse soru sorulmaz; reddederse bu durumun ve gerekçesinin tutanağa geçirilmesi istenmelidir. Tutanağa geçmeyen itiraz, kanun yolunda ileri sürülemez.
Soru Sorma Hakkı Engellenirse
Talebin ve reddin kayda geçmesi, sonraki aşamalarda yapılacak denetimin ön şartıdır. Bu nedenle duruşmada şu içerikte bir beyanın tutanağa yazdırılması gerekir:
“Müvekkilim aleyhine beyanda bulunan tanığa CMK m. 201 uyarınca doğrudan soru yöneltmek istiyorum. Soru sorma talebim [kabul edilmemiş / kısıtlanmış] olup, bu durum savunma hakkının ve Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir. Sormak istediğim sorular şunlardır: […] Talebimin ve ret gerekçesinin tutanağa geçirilmesini talep ederim.”
Sormak istenen soruların da tutanağa yazdırılması önemlidir; böylece üst mahkeme, sorulamayan soruların sonucu etkileyip etkilemeyeceğini değerlendirebilir.
Tanık Beyanının Hükme Esas Alınması
Yargıtay uygulamasında, müdafie CMK m. 201 kapsamında soru sorma imkânı tanınmadan alınan tanık beyanının hükme esas alınması usule aykırılık olarak değerlendirilmektedir.
Bu, yukarıda ele alınan Anayasa Mahkemesi testinden farklı ve daha doğrudan bir denetimdir. Anayasa Mahkemesi tanığın hiç dinlenmediği hâlleri değerlendirirken, bu denetim tanığın dinlendiği ancak savunmaya soru sorma imkânı verilmediği hâllere ilişkindir.
Sanığın Susma Hakkı ve Tanığın Durumu
Sanık ile tanığın konumu birbirinden farklıdır. Sanık, Anayasa m. 38/5 ve CMK hükümleri uyarınca kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaz; susma hakkı vardır ve bu hakkın kullanılması aleyhine yorumlanamaz.
Tanığın ise kural olarak susma hakkı yoktur; tanıklıktan çekinme hâlleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. Tanık, kendisini veya kanunda belirtilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki sorulara cevap vermekten çekinebilir.
Sanık susma hakkını kullanıyorsa ona soru yöneltilmesine devam edilmez; ancak diğer tarafların tanıklara soru sorma hakkı bundan etkilenmez.
Sorgunun Bütünlüğü İlkesi
Çapraz sorgunun işlevini yerine getirebilmesi, soru ile cevap arasındaki bağın kesilmemesine bağlıdır. Soru sorulduktan sonra araya girilmesi, cevabın hâkim tarafından yeniden formüle edilmesi ya da yazdırma için uzun aralar verilmesi, sorgunun etkisini ortadan kaldırır.
Sorgunun kesintisiz yürütülmesi, tanığın verdiği cevapların tutarlılığının ve tepkilerinin gözlenebilmesini sağlar. Bu husus, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/3-d kapsamındaki güvencenin fiilen kullanılabilmesiyle doğrudan ilgilidir.
Duruşmada ses ve görüntü kaydı alınmaması, cevapların tutanağa özetlenerek geçirilmesine yol açtığından bu ilkeyi zayıflatan bir uygulama sorunudur.
Sorgu Öncesi Hazırlık
Etkili bir çapraz sorgunun ön şartı, ulaşılmak istenen sonucun baştan belirlenmiş olmasıdır. Hangi çelişkinin ortaya çıkarılacağı, hangi beyanın hangi belgeyle çürütüleceği önceden saptanmalıdır.
Hazırlıkta izlenecek adımlar şunlardır:
- Beyan karşılaştırması: Tanığın kollukta, savcılıkta ve duruşmadaki anlatımları yan yana konularak çelişkiler işaretlenir.
- Belge eşleştirmesi: Her çelişki için dosyadaki hangi belgeye dayanılacağı belirlenir.
- Soru dizisi: Sorular, tanığın kaçamak cevap veremeyeceği biçimde küçük parçalara bölünür.
- Sıralama: Sonuç alıcı soru en sona bırakılır; erken sorulan kilit soru tanığa toparlanma imkânı verir.
Sık yapılan hatalar
Cevabı bilinmeyen soru sormak, tanıkla tartışmaya girmek, aynı soruyu farklı biçimlerde tekrarlamak ve tanığa kendi savunmasını anlatma fırsatı veren geniş sorular yöneltmek en sık rastlanan hatalardır. Bunlar sorgunun yönünü sorgulayan aleyhine çevirir.
Kanun Yolunda İleri Sürme
Soru sorma hakkının kısıtlandığı iddiası istinaf ve temyiz dilekçesinde ileri sürülürken şu unsurların gösterilmesi gerekir:
- Hangi tanığa, hangi celsede soru sorulmak istendiği ve talebin tutanaktaki yeri
- Talebin hangi gerekçeyle reddedildiği
- Sorulamayan soruların içeriği
- Bu tanığın beyanının hükümde ne ölçüde esas alındığı
- Dosyada beyanı doğrulayan başka delil bulunup bulunmadığı
Son iki unsur belirleyicidir. Beyan tek veya belirleyici delil değilse ihlal iddiası sonuç doğurmayabilir; bu husus yukarıda ele alınan üç aşamalı testin ikinci aşamasıyla örtüşür.
Heyet Hâlindeki Mahkemelerde Soru
Toplu mahkemelerde soru sorma yetkisi yalnızca başkana ait değildir. Üye hâkimler de tanıklara ve sanığa soru yöneltebilir. Tarafların soruları ise yine mahkeme başkanı aracılığıyla veya doğrudan, kanunda gösterilen ayrıma göre iletilir.
50 Soruda Çapraz Sorgu ve Tanık Sorgulama Hakkı
Bu konuda uygulamada en sık karşılaşılan sorular ve bunlara ilişkin cevaplar aşağıda yer almaktadır.
Temel kavramlar
1. Doğrudan soru sorma nedir?
Araya hâkim girmeksizin soru sormaktır. Anayasa Mahkemesi 04.11.2014 tarihli kararında bu tanımı yapmıştır.
2. Hangi maddede düzenlenmiştir?
CMK m. 201’de.
3. Kim doğrudan soru sorabilir?
Cumhuriyet savcısı, müdafi ve vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat.
4. Sanık doğrudan soru sorabilir mi?
Hayır. Mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla sorar.
5. Katılan doğrudan soru sorabilir mi?
Hayır, o da hâkim aracılığıyla sorar.
6. Soru sorma hakkı kısıtlanabilir mi?
Duruşma disiplini çerçevesinde ve çelişmeli yargılama zarar görmeksizin kısıtlanabilir.
7. Duruşma disiplini kime aittir?
CMK m. 203 uyarınca hâkime.
8. Çapraz sorgu ne demek?
Karşı tarafın gösterdiği tanığa soru yöneltilerek beyanın güvenilirliğinin sınanmasıdır.
Tanık sorgulama hakkı
9. Sanığın tanık sorgulama hakkı var mı?
Evet. Aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı vardır.
10. Lehe tanıklar için de hak var mı?
Evet. Aynı koşullarda davet ve dinlenmelerini isteme hakkı bulunmaktadır.
11. Bu hangi kararda belirtildi?
Anayasa Mahkemesi 18.05.2016 tarihli kararında.
12. Hak hangi anayasal maddeye dayanır?
Anayasa m. 36’daki adil yargılanma hakkına.
13. Yüzleşme neden önemli?
Tanığın tepkileri gözlenerek beyanın güvenilirliği test edilebilir.
Üç aşamalı test
14. Test nedir?
Duruşma dışında alınan tanık beyanının hükme esas alınmasının adilliğe etkisini ölçen üç aşamalı değerlendirmedir.
15. Birinci aşama nedir?
Tanığın hazır edilmemesinin geçerli bir nedeni var mı?
16. Geçerli neden yoksa doğrudan ihlal olur mu?
Hayır. Tek başına yeterli değildir.
17. Bu aşamanın dayanağı nedir?
Doğrudan doğruyalık ilkesi.
18. İkinci aşama nedir?
Beyanın tek veya belirleyici delil olup olmadığı.
19. Belirleyici delil değilse ne olur?
Üçüncü aşamaya geçilmesine gerek kalmayabilir.
20. Üçüncü aşama nedir?
Yeterli karşı dengeleyici güvence sağlanıp sağlanmadığı.
21. Güvence yoksa sonuç ne olur?
Anayasa m. 36’daki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlama bulunduğu kabul edilir.
Karşı dengeleyici güvenceler
22. SEGBİS ile dinleme güvence sayılır mı?
Evet, soru sorma ve izlenim edinme imkânı sağlıyorsa.
23. Sadece bağlantı kurulması yeterli mi?
Hayır. Sanığın soru sorabilmesi ve cevapları hakkında izlenim edinebilmesi gerekir.
24. Doğrulayıcı delil güvence midir?
Evet. Sorgulanmayan beyanı destekleyen başka deliller telafi edici sayılabilir.
25. Savunmaya beyan imkânı tanınması güvence midir?
Evet. Sanığa olayı kendi açısından anlatma ve delil sunma fırsatı verilmesi bu kapsamdadır.
26. Müdafiin soru sorması yeterli mi?
Yüzleşmenin önem arz etmediği davalarda yeterli sayılabilir.
27. Ne zaman yeterli olmaz?
Tek veya belirleyici delil fiziksel teşhise ya da maddi olaya ilişkin tanık beyanıysa.
Tutanak okuma
28. Tanık ifadesinin okunması yeterli mi?
Hayır. Huzurda dinlemenin eş değeri sayılamaz.
29. Bu hangi kararda belirtildi?
Anayasa Mahkemesi 02.10.2025 tarihli kararında.
30. Neden yeterli değil?
Tanığın tepkileri gözlenemez ve beyanın güvenilirliği test edilemez.
31. Mahkeme SEGBİS’i neden kullanmadığını açıklamalı mı?
Anayasa Mahkemesi 17.07.2025 tarihli kararında bu eksiklik eleştirilmiştir.
32. Beyan tek delilse ne olur?
Güvence sağlanmamışsa ihlal sonucu doğar.
Özel durumlar
33. Gizli soruşturmacı dinlenebilir mi?
Evet. SEGBİS yoluyla ses ve görüntüsü değiştirilerek dinlenmelidir.
34. Hangi maddelere göre?
CMK m. 139/3, 180/5 ve 181/1.
35. Sanık soru sorabilir mi?
Sanık ve müdafie soru sorma olanağı tanınmalıdır.
36. Bu hangi kararda belirtildi?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 09.07.2025 tarihli kararında.
37. Dinlenmezse ne olur?
Eksik araştırma nedeniyle hüküm bozulur.
Sınırlar
38. Sorgulama hakkı sınırsız mı?
Hayır. AİHM kararlarında sınırsız olmadığı belirtilmiştir.
39. Hangi davalarda özel dikkat gerekir?
Hassas nitelikteki davalarda; soruların mahremiyeti arttıkça dikkat de artmalıdır.
40. Çapraz sorgu tanığı korkutma aracı olabilir mi?
Hayır. AİHM bunun kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.
41. Denetim kime aittir?
İlk olarak ve herkesten fazla mahkeme heyeti başkanına.
42. Sanık bizzat sorgu yapabilir mi?
Kanunumuzda sanık hâkim aracılığıyla soru sorar; bu husus zaten bir güvence oluşturur.
Uygulama
43. Tanığın dinlenmesini nasıl talep ederim?
Duruşmada açıkça talep edilmeli ve tutanağa geçirilmelidir.
44. Talep reddedilirse ne yapılmalı?
Redde itiraz kayda geçirilmeli ve gerekçesi tartışılmalıdır.
45. SEGBİS talebi ayrıca yapılmalı mı?
Tanık yargı çevresi dışındaysa evet.
46. İstinafta ileri sürülebilir mi?
Evet, usule aykırılık olarak ileri sürülür.
47. Bireysel başvuru yapılabilir mi?
İç hukuk yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine başvurulabilir.
48. İhlal kararı ne sonuç doğurur?
Yeniden yargılama yapılması gündeme gelebilir.
49. Dosyada başka delil varsa?
Beyan belirleyici sayılmayabilir ve ihlal iddiası sonuç doğurmayabilir.
50. En kritik nokta nedir?
Talebin tutanağa geçirilmesi ve beyanın belirleyiciliğinin somut olarak ortaya konulması.
Sonuç
Ceza yargılamasında doğrudan soru sorma yetkisi savcı ve avukatlara aittir; sanık ve katılan soruları hâkim aracılığıyla yöneltir. Bu ayrım, duruşma disiplininin hâkime ait olmasının bir sonucudur.
Anayasa Mahkemesi, sorgulanamayan tanık beyanının hükme esas alınmasını üç aşamalı bir testle denetlemektedir: tanığın hazır edilmemesinin geçerli nedeni, beyanın tek veya belirleyici delil olup olmadığı ve karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı.
En çok tekrarlanan tespit, tanık ifade tutanağının duruşmada okunmasının huzurda dinlemenin yerini tutmadığıdır. Bu durumda tanığın tepkileri gözlenemediğinden beyanın güvenilirliği test edilememektedir.
Savunma bakımından belirleyici adım, tanığın dinlenmesi talebinin ve reddine yönelik itirazın duruşma tutanağına geçirilmesidir. Bu kayıt olmadan sonraki aşamalarda testin uygulanması güçleşir.
Tanık dinlenmesi taleplerinin zamanında ve usulüne uygun ileri sürülmesi, sonraki kanun yollarında sonuç alınabilmesinin ön şartıdır. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36 (Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı)
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6/3-d (Tanık sorgulama hakkı)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 201 (Doğrudan soru yöneltme), m. 203 (Duruşmanın düzen ve disiplini)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 139 (Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi), m. 180 (Naip veya istinabe yoluyla dinleme), m. 181 (Tanık dinlenmesinde hazır bulunabilecekler)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 209 ve m. 210 (Duruşmada belgelerin okunması)
- Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik
Yargı kararları
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2022/74378, T. 02.10.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/48824, T. 17.07.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2022/2112, T. 17.07.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2022/41543, T. 02.07.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/65299, T. 24.06.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2022/100931, T. 16.04.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2020/18170, T. 15.01.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/43521, T. 15.01.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/3564, T. 14.01.2025
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2022/21958, T. 20.11.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/44360, T. 19.11.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/29783, T. 19.11.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2020/23928, T. 30.10.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/51731, T. 18.09.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2020/16404, T. 05.06.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2021/2756, T. 13.02.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2020/22271, T. 08.02.2024
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2020/20865 ve B. No: 2020/22865, T. 20.09.2023
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2020/11207, T. 05.09.2023
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2018/23403, T. 12.07.2023
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2019/14914, T. 10.05.2023
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2014/5613, T. 18.05.2016
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2014/1643, T. 04.11.2014
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/14976, K. 2025/6076, T. 09.07.2025
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, B. No: 41107/10, T. 28.05.2015
Doktrin ve akademik kaynaklar
- Kunter, Nurullah / Yenisey, Feridun / Nuhoğlu, Ayşe: Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul
- Centel, Nur / Zafer, Hamide: Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul
- Özbek, Veli Özer / Doğan, Koray / Bacaksız, Pınar: Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara
- Şahin, Cumhur / Göktürk, Neslihan: Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara
- Ünver, Yener / Hakeri, Hakan: Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Usuli taleplerin ne zaman ve nasıl ileri sürüleceği somut dosyaya göre değişir.
