Dahili davalı, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen bir kişinin, dava açıldıktan sonra verilen ek bir dilekçe ya da mahkemenin ara kararıyla davaya katılması ve kendisine davalı sıfatı kazandırılmak istenmesi durumunu anlatan bir tabirdir. Uygulamada sık kullanılır; ancak ne mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ne de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda genel nitelikte bir dahili davalı kurumu bulunmaktadır.
Bu yazıda dahili davalının ne anlama geldiği, kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı, HMK m. 124’teki taraf değişikliğiyle ilişkisi, zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı ayrımı, kanunun açıkça izin verdiği istisnalar, ortaklığın giderilmesi davasında ölü paydaş ve arabuluculuk sorunu, dahili davalı hakkında hüküm kurulup kurulamayacağı, vekâlet ücreti ve kanun yolu meseleleri ile davaya sonradan davalı eklemek isteyen davacının izlemesi gereken doğru usul yolu, Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları ışığında ele alınmaktadır.

Dahili davalı nedir?
Dahili davalı, davacının dava açarken davalı olarak göstermediği bir kişiyi, yargılama sürerken verdiği bir dilekçeyle ya da mahkemenin resen verdiği bir kararla davaya katmak istemesi sonucunda ortaya çıkan fiilî durumdur. Bu kişi dosyada “dahili davalı” diye anılır; fakat Yargıtaya göre bu yolla davaya katılan kişi taraf sıfatı kazanmaz ve aleyhine hüküm kurulamaz.
Tabir, uygulamanın kendi ürünüdür. Mahkeme kalemlerinde, duruşma tutanaklarında ve dilekçelerde “dahili davalı olarak davaya eklenmesi”, “dahili dava dilekçesi”, “davaya dahil edilmesine” gibi ifadelere sıkça rastlanır. Bunun nedeni basittir: Dava açıldıktan sonra davacı, uyuşmazlıkla ilgisi olan başka bir kişinin de bulunduğunu fark eder ve yeni bir dava açmak yerine mevcut dosyaya bu kişiyi “eklemenin” daha pratik olduğunu düşünür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4577, K. 2025/9012 sayılı kararında meselenin özünü şu cümleyle ortaya koymuştur: “Bir kişinin dahili davalı yapılması ona taraf sıfatı kazandırmaz.” Aynı kararda hatırlatılan ilke de şudur: “Şekli taraf kavramına göre, davanın tarafları dava dilekçesiyle belirlenir”. Dolayısıyla dahili davalı ifadesi, hukuken bir taraf türünü değil, usule aykırı bir işlemi anlatır.
Kelimenin yazımına da kısaca değinmek gerekir. Türkçe yazım kurallarına göre “dâhil” ve “dâhilî” biçimleri doğrudur; ancak yargı kararlarında ve uygulamada terim neredeyse her zaman “dahili davalı” şeklinde yazıldığı için bu yazıda da terim bu biçimiyle kullanılmaktadır.
Dahili davalı ile davalı arasındaki fark
Davalı, dava dilekçesinde gösterilen ve hakkında harcı yatırılarak usulüne uygun dava açılmış olan kişidir; aleyhine hüküm kurulabilir ve hükümle bağlanır. Dahili davalı ise dava açıldıktan sonra dosyaya sonradan katılan kişidir. Zorunlu dava arkadaşlığı veya kanunun açık izni yoksa taraf sıfatı kazanmaz, hakkında hüküm kurulamaz.
Fark yalnızca adlandırmadan ibaret değildir. Davalı hakkında dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır (HMK m. 118/1). Dava dilekçesinde davalının adı, soyadı ve adresi de zorunlu unsurlar arasındadır (HMK m. 119/1-b). Dahili davalı için ise ortada kaydedilmiş bir dava dilekçesi, yatırılmış bir harç ve bu kişiye yöneltilmiş bir talep sonucu bulunmaz.
| Ölçüt | Davalı | Dahili davalı |
|---|---|---|
| Dosyaya giriş biçimi | Dava dilekçesinde gösterilir | Dava açıldıktan sonra ek dilekçe veya ara kararla eklenir |
| Harç | Dava açılırken yatırılır | Bu kişi için ayrıca dava harcı yatırılmamıştır |
| Taraf sıfatı | Vardır | Kural olarak yoktur; istisna zorunlu dava arkadaşlığı ve özel kanun hükümleri |
| Hakkında hüküm | Kurulur | Kurulamaz; “karar verilmesine yer olmadığına” denir |
| Lehine vekâlet ücreti | Kazanırsa hükmedilir | Yargıtay 3. HD’ye göre takdir edilmez |
Dahili davalı müessesesinin kanuni dayanağı var mı?
Genel nitelikte bir kanuni dayanak yoktur. Ne mülga 1086 sayılı HUMK ne de 6100 sayılı HMK “dahili davalı” başlıklı bir kurum düzenler. Yargıtayın 1., 3., 8., 9. ve 10. Hukuk Daireleri ile Ankara, İstanbul ve İzmir bölge adliye mahkemeleri bu tespiti farklı cümlelerle ama aynı sonuçla tekrarlamaktadır.
Bu konuda içtihat istikrarlıdır ve kararlar birbirini doğrular niteliktedir. Öne çıkan tespitler şöyle sıralanabilir:
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2020/2137, K. 2020/3483): “gerek 1086 sayılı HUMK’da, gerekse 6100 sayılı HMK’da dahili davalı başlığı altında bir müessese düzenlenmemiş” olduğunu belirtmiştir.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (E. 2021/4457, K. 2021/8670): “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ‘dahili davalı’ müessesesi mevcut değildir.”
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E. 2022/1142, K. 2023/3991): “6100 sayılı HMK’da dahili dava diye adlandırılan bir müessese bulunmamaktadır.”
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (E. 2021/8040, K. 2022/5127): “6100 sayılı HMK’da davaya dahil edilme (dahili davalı – dahili davacı) diye bir müessese bulunmayıp, ıslah suretiyle dahi tarafın değiştirilemeyeceği genel usul kuralıdır.”
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (E. 2025/947, K. 2025/1401): “usul hukukumuzda dahili davalı şeklinde bir kurum bulunmamaktadır.”
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi (E. 2025/491, K. 2025/552): “6100 sayılı HMK uyarınca dahili dava yolu ile …’nun davaya dahil edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.”
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (E. 2026/459, K. 2026/521): HMK’da davaya dâhil edilme diye bir kurum bulunmadığını ve 124. madde dışında ıslahla dahi tarafın değiştirilemeyeceğini belirtmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ise E. 2021/4670, K. 2022/8398 sayılı kararında biraz daha temkinli bir dil kullanmış ve “hukuk usulü sisteminde, bazı istisnai haller dışında, ‘dâhili davalı’ müessesesi bulunmamaktadır” demiştir. Buradaki “bazı istisnai haller” ifadesi, aşağıda ayrıca incelenen zorunlu dava arkadaşlığına ve kanunun açıkça izin verdiği durumlara işaret eder. Aynı Daire, E. 2021/10016, K. 2023/4291 sayılı kararında “usul hukukumuzda dahili dava yoluyla bir kişiye taraf sıfatı yüklenmesine yasal olanak bulunmadığından” gerekçesiyle verilen bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
Taraflar dava dilekçesiyle belirlenir
Medeni usul hukukunda taraflar, şekli taraf kavramı gereği dava dilekçesiyle belirlenir. Davayı kimin kime karşı açtığı dilekçede yazılı olandır. Dilekçede adı geçmeyen kişi, daha sonra dosyaya ne kadar yakın durursa dursun, davanın tarafı hâline gelmez. Dahili davalı uygulamasının usule aykırı sayılmasının temel nedeni bu ilkedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/4670, K. 2022/8398 sayılı kararında bu ilkenin pratik sonucunu açık biçimde göstermiştir: “Dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek ya da mevcut davalı taraf yanına başka davalı eklemek mümkün değildir”. Daire ayrıca “harcı yatırılmış bir dava dilekçesi bulunmadığı sürece usulüne uygun olarak açılmış bir davanın varlığından söz edilemez” diyerek davanın varlığını harç ve dilekçe şartına bağlamıştır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/3115, K. 2021/1731 sayılı kararında ise ilke şöyle ifade edilmiştir: “ilke olarak dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen bir kişinin sonradan herhangi bir şekilde dahili davalı veya benzeri tanımlamalarla davaya katılmaları veya davada yer almaları usulen mümkün olmadığı gibi, bu şekilde davada eylemli olarak yer alan kişilerin de davada taraf sıfatını kazanamayacaklarından” söz edilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin E. 2026/274, K. 2026/269 sayılı kararında aktarılan ilk derece mahkemesi ara kararı da aynı cümleyi kullanmaktadır.
Bu ilkenin en çarpıcı sonucu şudur: Dahili davalı dosyaya cevap dilekçesi verse, duruşmalara katılsa ve mahkeme de buna ses çıkarmasa bile taraf olmaz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2019/3599, K. 2020/121 sayılı kararında, dahili davalının “dava dosyasına dilekçe sunarak cevap vermesi, duruşmalara katılması ve mahkemece de bu durumun kabul edilmesi halinde bile, davalı olarak taraf sıfatını kazanamaz.” sonucuna varmıştır. Yani fiilî katılım, usule aykırılığı gidermez.
HMK m. 124 taraf değişikliği ve dahili davalı
HMK m. 124, dava dilekçesinde yanlış gösterilen tarafın yerine gerçek tarafın getirilmesini düzenler; mevcut davalıların yanına yeni bir davalı eklenmesine imkân vermez. Kural olarak karşı tarafın açık rızası gerekir. Maddi hata, dürüstlük kuralına aykırı olmama ya da kabul edilebilir yanılgı varsa hâkim rıza aramadan değişikliği kabul edebilir.
Maddenin yapısı kısaca şöyledir. Birinci fıkraya göre “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.” Üçüncü fıkra, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceğini öngörür. Dördüncü fıkraya göre ise dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkim, karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir; bu durumda davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.
Uygulamada maddi hataya en tipik örnek, şirket unvanının eksik veya hatalı yazılmasıdır. Burada taraf baştan beri aynı kişidir; yalnızca dilekçedeki gösterim düzeltilir. Davanın bütünüyle başka bir gerçek veya tüzel kişiye yöneltilmesi ise farklıdır. Taraf değişikliğinin dava açılmış sayılma tarihine ve zamanaşımına etkisi bu ayrıma göre değerlendirilmekte olup gerçekten yeni bir kişinin davaya alındığı hâllerde içtihat tam olarak birleşmiş değildir.
Bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay bu maddeyi “ikame” olarak okumaktadır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/947, K. 2025/1401 sayılı kararında “HMK’nın 124. maddesindeki koşulların bulunması halinde taraf değişikliği mümkün ise de” diyerek “davalılara yeni bir davalı eklenmesinin bu madde kapsamında mümkün değildir.” sonucuna varmıştır. Aynı Daire, E. 2022/1429, K. 2024/1761 sayılı kararında da “davalılara yeni bir davalı eklenmesinin bu madde kapsamında mümkün olmadığı” görüşünü tekrarlamıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/7297, K. 2023/13089 sayılı kararında kuralı ve tek istisnasını birlikte vermiştir: “dâhili dava yolu ile davalı eklenmesi mümkün değildir.” ve “Sadece husumette yanılma hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi uyarınca gerçek tarafa dava dilekçesi tebliğ edilir ve taraf teşkili sağlanır.” Daire, E. 2020/8805, K. 2021/4010 sayılı kararında da yanlış alt işverene açılan davada “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 124. maddesi işletilerek doğru alt işveren şirkete husumet yöneltilmesi” gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/4991, K. 2021/1661 sayılı kararında ise “Anılan Yasaya göre bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (m.124/1)” hükmünü hatırlatmış; taraf değişikliği usulü işletilmeden kişilerin dahili davalı sayılamayacağını belirtmiştir. Taraf değişikliğinin dilekçe, süre ve cevap süresiyle ilişkisi cevap süresi, taraf değişikliği ve tanık listesi yazısında ayrıca incelenmiştir.
Doktrindeki eleştiri: “eksik gösterilme” ifadesi
Uygulamanın bu dar yorumu doktrinde tartışmasız değildir. HMK m. 124/4, tarafın yalnızca “yanlış” değil “eksik” gösterilmesinden de söz eder. Dr. Cenk Akil ve Dr. Süleyman Topak’ın taraf katılması biçimindeki iradi taraf değişikliğine ilişkin değerlendirmesinde, “değişiklik” kavramının dar anlaşılmaması gerektiği, bilgisizlik veya yanılgı nedeniyle bazı kişilerin davalı gösterilmediği durumda taraf eklenmesine de izin verilmesi gerektiği savunulmaktadır. Yazarlar, Yargıtayın önerdiği “ayrı dava açıp birleştirme” yolunun yargılamayı uzattığını ve birleştirme kararının verileceğine dair bir güvence sunmadığını vurgulamaktadır. Benzer eleştirilerin Hülya Taş Korkmaz’ın iradi taraf değişikliğine ilişkin çalışmalarında da dile getirildiği belirtilmektedir.
Bu görüş güçlü gerekçelere dayanmakla birlikte yerleşik içtihat hâline gelmemiştir. İncelenen kararların tamamı, 124. maddenin taraf eklemeye imkân vermediği yönündedir. Dosya yürütülürken doktrindeki bu görüşe dayanarak taraf eklemek, büyük olasılıkla bozma ya da kaldırma kararıyla sonuçlanır. Bu nedenle uygulamada güvenli yol, aşağıda anlatılan ayrı dava ve birleştirme yoludur.
İhtiyari dava arkadaşlığında dahili davalı
İhtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsızdır ve her dava arkadaşı ayrı hareket eder (HMK m. 58). Davacı, aynı olaydan sorumlu birden fazla kişiye birlikte dava açabilir; ancak birini dava dilekçesinde göstermemişse onu sonradan dahili davalı olarak ekleyemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu görüştedir.
HMK m. 57, ihtiyari dava arkadaşlığının hâllerini sayar: dava konusu hak veya borcun elbirliği mülkiyeti dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması ya da yükümlülük altına girilmesi ve davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya benzer olması. Bu hâllerde birlikte dava açılabilir; fakat birlikte dava açılması zorunlu değildir. Zorunlu olmayan bir birlikteliğin sonradan “dahili dava” yoluyla kurulması da mümkün görülmemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2266, K. 2021/91 sayılı kararında bağımsız bölüm malikleri arasında “maddi ya da şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan söz edilemeyeceği ve ihtiyari dava arkadaşlarının da davaya dâhil edilmek suretiyle davalı sıfatı kazanmaları mümkün olmadığı” sonucuna varmıştır. Kararda mülga 1086 sayılı HUMK m. 43’teki “Birden ziyade kimseler aşağıdaki hallerde birlikte dava ikame edebilecekleri gibi birlikte aleyhlerine de dava ikame olunabilir” kuralına atıf yapılmış; ancak bu hükmün sonradan taraf eklemeye genel dayanak oluşturmadığı kabul edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de E. 2022/3512, K. 2022/5419 ve E. 2020/11343, K. 2021/9727 sayılı kararlarında “HMK.’nın 58 md. hükmüne göre dava açıldıktan sonra davaya dahil edilmek suretiyle davalı sıfatının kazanılması ve husumetin bu kişilere yöneltilmesi konusunda bir düzenleme yer almamakta” olduğunu belirtmiştir.
Zorunlu dava arkadaşlığı: asıl istisna
Dahili davalı yasağının en önemli istisnası zorunlu (mecburi) dava arkadaşlığıdır. Maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişiye karşı birlikte ileri sürülmesi ve hepsi hakkında tek hüküm verilmesi gerekiyorsa davalıların birlikte davada yer alması şarttır (HMK m. 59 ve 60). Eksik kalan zorunlu dava arkadaşının davaya katılmasıyla taraf teşkili tamamlanır.
HMK m. 60’a göre mecburi dava arkadaşları ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür davada davalılardan biri eksik bırakılmışsa sorun, dava şartı niteliğindeki taraf teşkilinin eksikliğidir. Eksikliğin giderilmesi için eksik kişinin davaya katılması, dahili davalı yasağının istisnası olarak kabul edilmektedir. Elbirliği mülkiyetine konu bir mal hakkındaki davalar ve paydaşların tamamının davada yer almasını gerektiren ortaklığın giderilmesi davaları, uygulamada en sık karşılaşılan örneklerdir. Paylı ve elbirliği mülkiyetinde ortaklığın giderilmesi süreci ortaklığın giderilmesinde aynen taksim, kura ve muhdesat yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Yargıtay bu ayrımı birçok kararında açıkça ifade etmektedir:
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2021/8167, K. 2022/1643): “zorunlu dava arkadaşlığı dışında, bir kişinin dahili dava yolu ile davaya dahil edilmesi ve hakkında hüküm kurulması mümkün değildir”.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2014/3454, K. 2015/162): “Türk Usul Hukuku Sisteminde mecburi dava arkadaşlığı dışında dahili dava yoluyla davaya sonradan taraf dahil etme imkanı bulunmamaktadır.”
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (E. 2025/3831, K. 2025/3896): zorunlu dava arkadaşlığı hariç bu yolla taraf sıfatı verilemeyeceğini belirterek “Mahkemece 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların maliklerinin de dahili davalı olarak davaya eklenerek yargılamaya devam edilmesi hatalıdır.” gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Son karar önemli bir uyarı içerir: Komşu parsellerin malikleri de uyuşmazlıkla ilgili görünebilir, fakat aralarında zorunlu dava arkadaşlığı yoksa “davayı daha kapsamlı görmek” amacıyla onları dosyaya eklemek bozma sebebidir. Zorunlu dava arkadaşlığının bulunup bulunmadığı, maddi hukuktaki ilişkinin niteliğine göre belirlenir; usul hukukundaki pratik kolaylık bu soruya cevap vermez.
Kanunun açıkça izin verdiği istisnai hâller
Zorunlu dava arkadaşlığı dışında, özel kanun hükümlerinin açıkça öngördüğü durumlarda da dava sırasında başka bir kişi davaya katılabilir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi bu hâllere örnek olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 14/5 ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 29’u ve 04.05.1978 tarihli, 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını göstermektedir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/1099, K. 2017/2359 sayılı kararında istisnaları şu cümleyle saymıştır: “Nihayet, ilke olarak mecburi dava arkadaşlığı veya yasaların öngördüğü (Örneğin; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m.14/5, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 29. maddesi gibi) istisnai haller dışında kendisine husumet yöneltilen kişinin dışında (ve bu arada 04.05.1978 gün ve 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişinin mirasçılarına) ve bir başkasına dahili dava veya müdahil-davalı ve benzeri tanımlamalarla taraf sıfatı verilemez.” Daire, E. 2021/3115, K. 2021/1731 sayılı kararında da aynı örnekleri tekrarlamıştır.
Anılan hükümlerin içeriği kısaca şöyledir:
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 14/5: Taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir kişi olduğu anlaşılırsa davaya bu gerçek malik, ölmüşse mirasçıları dâhil edilerek devam olunur.
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 29: Dava sırasında davalının davadan önce öldüğünün anlaşılması hâlinde davaya mirasçıları aleyhine devam edilir.
- 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı (04.05.1978): Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, ölü kişinin mirasçılarına taraf sıfatı verilmesini bu karar uyarınca istisnalar arasında saymaktadır.
Bu istisnaların ortak noktası, kanun koyucunun ya da içtihadı birleştirme kararının taraf teşkilini açıkça mümkün kılmasıdır. Benzerlik kurularak yeni istisnalar türetilmesi, incelenen kararlarda kabul görmemektedir.
Davalının ölümü ve mirasçıların davaya katılması
Dava sırasında taraflardan biri ölürse mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanuni süreler geçinceye kadar dava ertelenir (HMK m. 55). Mirası reddetmeyen mirasçılar, ölen tarafın yerine kanun gereği davaya girer. Bu, dahili davalı uygulaması değil, ölümün kendiliğinden doğurduğu taraf değişikliğidir ve usule uygundur.
Uygulamada “dahili davalı” tabiri en çok bu durumda kullanılır. Birçok dilekçe örneğinde ölen davalının mirasçıları için “dahili davalı olarak eklenmesi” ifadesi kullanılır. Oysa burada mirasçılar, ölen tarafın hukuki durumunu devralan kişilerdir; davaya yeni bir taraf eklenmemekte, mevcut tarafın yerine mirasçılar geçmektedir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına da karar verebilir (HMK m. 55).
Davalının dava açılmadan önce ölmüş olduğu sonradan anlaşılırsa durum farklıdır. Ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmadığı için ona karşı açılan davada kural olarak geçerli bir taraf yoktur. Kadastro davalarında 3402 sayılı Kanun m. 29 bu durum için açık bir çözüm getirir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin istisnalar arasında saydığı 04.05.1978 tarihli, 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da ölü kişinin mirasçılarına ilişkindir. Hangi davada hangi kuralın uygulanacağı, dava türüne ve ölüm tarihine göre ayrıca incelenmelidir.
Bu alanda katı bir kuraldan söz etmek de güç görünmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8196, K. 2022/11761 sayılı kararında ölmüş kişi aleyhine açılan bir rücuen tazminat davasında, kendilerine dava açılması muhtemel olan mirasçılara karşı davaya devam edilebileceğini kabul etmiş; “HMK’nın 124. maddesindeki şartların somut olayda oluştuğu açıktır” diyerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini bozmuştur. Ortaklığın giderilmesi davalarında ise ölü paydaş bakımından yerleşik ve daha geniş bir içtihat bulunmaktadır; bu konu aşağıda ayrı bir başlık altında incelenmiştir.
Ortaklığın giderilmesinde ölü paydaş ve dahili davalı
Ortaklığın giderilmesi davasında paydaşlardan biri dava açılmadan önce ölmüş olsa bile dava reddedilmez. Yargıtaya göre bu dava ölü paydaş aleyhine de açılabilir; mirasçılık belgesinde adı geçen tüm mirasçılar aynı davaya katılır, dava dilekçesi kendilerine tebliğ edilir ve taraf teşkili sağlandıktan sonra esasa girilir. Ölmüş kişi aleyhine dava açılamaması kuralı ve bu kuralın istisnaları, müteveffa ne demek sorusu üzerinden ayrı bir yazıda incelenmiştir.
Bu sonuç, davanın kendine özgü niteliğinden kaynaklanır. Ortaklığın giderilmesi davası, tüm paydaşlar için benzer sonuçlar doğuran çift taraflı bir davadır ve bütün paydaşların davada yer alması zorunludur. Davanın tarafları, hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde yargılama hakkında bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkına sahiptir (HMK m. 27). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/4962, K. 2023/5428 sayılı kararında “Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir.” demiştir.
Kapatılan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/11029, K. 2012/13616 sayılı kararında ölü kişiye dava açılamayacağı gerekçesiyle verilen ret kararını bozarken şu gerekçeye dayanmıştır: “Davanın yukarıda açıklanan özelliği itibariyle ölü şahıs aleyhine açılabileceği dikkate alınarak davadan önce ölü olduğu anlaşılan … ve …’ın mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ölü kişi hakkında dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Aynı Daire, E. 2011/11766, K. 2012/129 sayılı kararında da davalıların dava açılmadan önce ölmüş olması nedeniyle dava şartı yokluğundan verilen ret kararını bozmuş ve “ölen paydaşın mirasçılarının da davaya dahil edilmesi suretiyle bu davanın yürütülmesi mümkündür.” demiştir.
Bu çizgi, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından da sürdürülmektedir. Daire, E. 2025/1533, K. 2025/2659 sayılı kararında, kapatılan 6. Hukuk Dairesinin “… ölü paydaş hakkında açılan dava reddolunmayıp bütün mirasçılarının davaya katılması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerektiği” yönündeki bozma ilamına uyularak verilen kararı onamıştır. E. 2021/6785, K. 2021/2516 sayılı kararda “Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.” ilkesi tekrarlanmış; E. 2021/134, K. 2021/1250 sayılı kararda ise mirasçılara “usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilerek” taraf olmalarının sağlanması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi de E. 2013/8937, K. 2013/10139; E. 2013/6477, K. 2013/8019 ve E. 2015/16335, K. 2017/7077 sayılı kararlarında “taraf teşkilini mahkemenin re’sen sağlaması gerekir.” ilkesini benimsemiş; mahkemenin “mirasçılık belgesi çıkartılmak üzere davacılara yeniden yetki ve süre verilmesine” karar vermesi, ardından mirasçılara tebligat yapılarak savunma ve delillerinin toplanması gerektiğini belirtmiştir. Kapatılan 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5303, K. 2012/10508 sayılı kararında aynı kuralı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davasına da uygulamıştır.
Ayrı dava açıp birleştirmek gerekir mi?
Ortaklığın giderilmesi davasında bu zorunlu görülmemektedir. Ayrı dava açılıp HMK m. 166 uyarınca birleştirme istenmesi genel usul kuralları içinde mümkün bir yoldur; ancak incelenen Yargıtay kararları, ölü paydaşın mirasçılarının mirasçılık belgesi sunularak doğrudan mevcut davaya katılmasıyla taraf teşkilinin tamamlanabileceği yönündedir. Burada mirasçıların davaya katılması, yukarıda anlatılan zorunlu dava arkadaşlığı istisnasının tipik bir uygulamasıdır; genel dahili davalı yasağıyla çelişmez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2022/1396, K. 2025/549 sayılı kadastro kararında, mirasçılara ayrı dava açılıp birleştirme yapılması gerektiği ileri sürülmüştür. Kararda yer alan “ölü kişiye karşı dava açılamayacağından ve açılmış bir davaya teşmil yoluyla üçüncü şahısların davalı olarak dahil edilmesi mümkün olmadığından” ifadesi, Dairenin kabulü değil, davacının iddiasıdır; Daire ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Buna karşılık birleştirme yolu da işlevini korur: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3524, K. 2022/9634 sayılı kararında elbirliği hâlindeki mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu belirtmiş ve diğer mirasçıların sonradan aynı taleple açtıkları davaların ilk davayla birleştirilmesi suretiyle taraf teşkilinin tamamlandığını kabul etmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2023/5186, K. 2024/7108 sayılı kararında aktarılan bozma ilamında da derdest davaların birleştirilmesi veya süre verilerek mirasçıların davaya katılması yolları birlikte öngörülmüştür.
Arabuluculuk başvurusu ölü paydaşa karşı yapılmışsa
Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B/1-b). Başvuru anında paydaşlardan birinin zaten ölmüş olması hâlinde, bu sürecin mirasçılar bakımından geçerli sayılıp sayılmayacağı ya da mirasçılar için yeni bir arabuluculuk süreci işletilmesinin gerekip gerekmediği konusunda incelenen kararlar arasında doğrudan bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Bu noktada net bir cevap yoktur.
Yakın bir soruya ilişkin tek karar, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin E. 2022/2233, K. 2023/118 sayılı kararıdır. Bir itirazın iptali davasında borçlu, arabuluculuk başvurusu sırasında sağ olup son tutanak düzenlendikten sonra ölmüştür. Mahkeme bu durumda “davacı kooperatif tarafından da o tarihte sağ olan … …’a karşı arabuluculuğa başvurulup dava şartı yerine getirildiğinden artık mirasçılar yönünden tekrardan arabulucuya başvurulması gerekli değildir.” sonucuna varmıştır. Karar, başvuru anında ölü olan kişiye yöneltilen arabuluculuk sürecine doğrudan uygulanamaz.
Bu belirsizlik karşısında temkinli yol, arabulucuya başvurmadan önce tapu kaydındaki tüm paydaşların sağ olup olmadığının nüfus kayıtlarından kontrol edilmesi, ölen paydaş varsa mirasçılık belgesi alınarak başvurunun mirasçılara yöneltilmesidir. Böylece hem arabuluculuk dava şartı hem de taraf teşkili baştan doğru kurulmuş olur. Paylı ve elbirliği mülkiyetinde ortaklığın giderilmesinin diğer aşamaları için yukarıda anılan yazıya bakılabilir.

Dava konusunun devri: HMK m. 125
Dava açıldıktan sonra davalı, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse davacı iki yoldan birini seçebilir: devredenle olan davasından vazgeçerek devralan kişiye karşı davaya devam etmek ya da davasını devreden hakkında tazminat davasına dönüştürmek (HMK m. 125/1). Bu da kanunun açıkça düzenlediği, dahili davalıdan farklı bir taraf değişikliğidir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, devralan kişinin mevcut davalının “yanına” eklenmemesi, onun “yerine” geçmesidir. Davacı (a) bendindeki yolu seçerse dava, devralan kişiye karşı sürer; dava davacı lehine sonuçlanırsa dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. Davacının dava konusunu devretmesi hâlinde ise devralan kişi davacının yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder (HMK m. 125/2). Kira ilişkisinde tahliye davası sürerken taşınmazın satılması bu hükmün sık görülen bir uygulamasıdır; konu tahliye davası sürerken satış ve yeni malik başlıklı yazıda incelenmiştir.

Dahili davalı hakkında hüküm kurulabilir mi?
Kurulamaz. Usulüne uygun dava açılmamış ve taraf sıfatı kazanmamış kişi hakkında ne kabul ne de ret hükmü verilebilir. Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, dahili davalı yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulmasını istemektedir. Bu kişi hakkında esasa ilişkin hüküm kurulması, bozma ya da kaldırma sebebidir.
Bu ilke, kararlarda tutarlı biçimde uygulanmaktadır:
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2022/3512, K. 2022/5419): “Davaya dahil edilen kimse davada davalı sıfatının kazanamayacağı gibi, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz.” gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasına karar vermiştir.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (E. 2021/8040, K. 2022/5127): Mahkemece resen davaya dâhil edilen orman idaresi yönünden “Davada taraf olmayan kimse veya kişi hakkında hüküm kurulamaz.” ilkesi uyarınca bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/4577, K. 2025/9012): Usulünce taraf kılınmayan kişi yönünden “karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi” yoluna gidilmesini bozma sebebi saymıştır.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2014/3454, K. 2015/162): Hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan şirketlerin davaya dâhil edilerek haklarında hüküm kurulmasını doğru görmemiş ve hükmü bozmuştur.
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (E. 2025/947, K. 2025/1401): İlk derece kararını kaldırarak usulüne uygun dava açılmayan dahili davalı hakkında “KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA” hükmünü kurmuştur.
Husumetten ret mi, karar verilmesine yer olmadığı mı?
Uygulamada ilk derece mahkemelerinin dahili davalı yönünden davayı “husumet yokluğundan” veya “usulden” reddettiği sıkça görülür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/11343, K. 2021/9727 sayılı kararında bu kişi hakkında davanın husumetten reddi yerine karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Aynı Daire E. 2021/8167, K. 2022/1643 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin “Dahili davalı … yönünden davanın usulden reddine” şeklindeki hükmünü düzelterek “Davada taraf olarak yer almayan … hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ifadesini hükme yazdırmıştır.
Bununla birlikte uygulama tamamen yeknesak değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2024/4488, K. 2025/3004 sayılı kararında aktarıldığı üzere, bir bölge adliye mahkemesi dahili davalının istinaf talebini kabul ederek bu kişi yönünden davanın “pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine” karar vermiştir. Ayrımın pratik önemi, özellikle yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından ortaya çıkar. İncelenen Yargıtay kararlarının ağırlığı, “karar verilmesine yer olmadığına” şeklindeki hükmün doğru olduğu yönündedir.
Dahili davalı lehine vekâlet ücreti çıkar mı?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre çıkmaz. Daire, E. 2021/8167, K. 2022/1643 sayılı kararında, dahili davalı olarak dosyaya alınan kişi lehine maktu vekâlet ücreti takdir eden hükmü düzelterek “Davada taraf olarak yer almayan … lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” şeklinde değiştirmiştir. Gerekçe, bu kişinin davada taraf sıfatı kazanmamış olmasıdır.
Bu sonuç ilk bakışta hakkaniyete aykırı görünebilir. Dahili davalı, kendisine tebligat geldiği için avukat tutmuş, dilekçe vermiş ve duruşmalara katılmış olabilir. Ancak vekâlet ücreti, HMK m. 323/1-ğ uyarınca yargılama giderlerinden biridir ve yargılama giderleri kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınır (HMK m. 326/1). Taraf olmayan kişi bakımından ne lehe ne aleyhe hüküm bulunduğundan, yerleşik uygulamada vekâlet ücreti de takdir edilmemektedir. Dahili davalı olarak dosyaya alınan kişinin bu yolla yaptığı masrafları başka bir hukuki yolla isteyip isteyemeyeceği konusunda incelenen kararlarda net bir cevap bulunmamaktadır.
Buna karşılık HMK m. 124/4’teki durum farklıdır. Kabul edilebilir yanılgı nedeniyle taraf değişikliği yapıldığında hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. Bu hüküm, yanlış davalı gösterilen kişiyi korur; dahili davalıya uygulanmaz.
Dahili davalı mahkemeye gitmezse ne olur?
Hukuken taraf olmadığı için duruşmaya gitmemesi tek başına aleyhine bir sonuç doğurmaz; hakkında hüküm kurulamaz. Ancak mahkeme usule aykırı biçimde hüküm kurabilir. Bu nedenle tebligat alan kişinin dosyayı takip etmesi, taraf olmadığını yazılı olarak bildirmesi ve hüküm kurulursa kanun yoluna başvurması önemlidir.
Bu konu sıkça yanlış anlaşılmaktadır. Bazı içeriklerde dahili davalının savunma hakkını kullanmazsa davanın onun aleyhine sonuçlanabileceği yönünde açıklamalar yer alır. Hukuken doğru olan, taraf sıfatı bulunmayan kişi hakkında hiçbir hüküm kurulamayacağıdır. Fakat uygulamada, incelenen kararların önemli bir kısmında ilk derece mahkemelerinin dahili davalı hakkında hüküm kurduğu ve bu hükmün ancak üst mahkemede düzeltildiği görülmektedir.
Tebligatın usulüne uygun yapılmış olması, hatta ilanen tebligat yoluna gidilmiş olması da bu sonucu değiştirmez. Sorun tebligatta değil, o kişiye karşı açılmış bir davanın bulunmamasındadır. Aynı nedenle dahili davalı, taraf sıfatı bulunmayan bir dosyada kendi adına talep sonucu ileri süremez; karşı tarafa yönelik bir hakkı varsa bunu ayrı bir davayla istemesi gerekir. Dosyaya beyan dilekçesi vermek için avukatla temsil zorunlu değildir; ancak usule aykırı hükme karşı kanun yolu süreleri ve gerekçeleri teknik bir değerlendirme gerektirir.
Bu yüzden dahili davalı olarak tebligat alan kişi açısından pratik öneri şudur: Dosyaya bir dilekçe verilerek davada taraf olunmadığı, hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı ve zorunlu dava arkadaşlığı ilişkisinin olmadığı belirtilmeli; Yargıtayın bu konudaki kararlarına dikkat çekilmelidir. Kararı takip etmek, aleyhe bir hüküm kurulursa kanun yolu süresini kaçırmamak için de gereklidir. Kendi dosyanızda zorunlu dava arkadaşlığı bulunup bulunmadığı, uyuşmazlığın maddi hukuktaki niteliğine göre değişir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Dahili davalı istinaf veya temyiz edebilir mi?
Aleyhine hüküm kurulmuşsa edebilir. Kural olarak davanın tarafı olmayanın hükmü temyizde hukuki yararı yoktur; ancak dahili davalı hakkında usule aykırı biçimde hüküm kurulduğunda, bu hükmü kaldırtmakta hukuki yararı bulunur. Uygulamada dahili davalı vekillerinin istinaf başvurularının incelendiği ve kabul edildiği kararlar mevcuttur.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/7009, K. 2019/838 sayılı kararında genel kuralı şöyle ifade etmiştir: “Kural olarak davanın tarafı olmayanın hükmü temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır.” Kararda mahkemece resen davaya dâhil edilen kişilerin bu yolla taraf sıfatı kazanmadığı da belirtilmiştir. Mahkemenin neleri kendiliğinden yapabileceği ve resen yetkinin sınırları, resen ne demektir sorusunu ele alan yazıda ayrıca incelenmiştir.
Öte yandan hüküm bu kişiyi doğrudan etkiliyorsa durum değişir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2024/4488, K. 2025/3004 sayılı kararında aktarılan bölge adliye mahkemesi kararında, dâhili davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilmiş ve ilk derece kararı bu kişi yönünden kaldırılmıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2024/13612, K. 2025/2277 sayılı kararında da dahili davalı vekilinin kanun yoluna başvurduğu ve müvekkilinin davalı taraf sıfatını kazanmadığını, aleyhine hüküm kurulamayacağını ileri sürdüğü görülmektedir.
Dahili davalı hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” denmişse bu kişinin kanun yoluna başvurmasında genellikle bir yarar bulunmaz. Aleyhine esasa ilişkin hüküm kurulmuşsa ise istinaf ve temyiz yoluna başvurarak hükmün kaldırılmasını isteyebilir. Kanun yolu süreleri hak düşürücüdür ve kaçırılması hâlinde usule aykırı hüküm kesinleşebilir.
Islah yoluyla davalı eklenebilir mi?
Eklenemez. Islah, tarafın yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltme imkânıdır (HMK m. 176/1); dava dilekçesinde yer almayan bir kişiyi davalı yapmanın aracı değildir. Yargıtay, zorunlu dava arkadaşlığı dışında “ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez” ilkesini istikrarlı biçimde uygulamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3512, K. 2022/5419 sayılı kararında “dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kimse, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi ‘mecburi dava arkadaşlığı’ dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez” demiştir. Aynı Daire, E. 2021/8167, K. 2022/1643 sayılı kararında da “Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir.” ifadesini kullanmıştır.
Islahın kapsamı ve süresi de bu sonucu destekler. Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir (HMK m. 176/2) ve ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (HMK m. 177/1). Islahın usulü, süre verilmesi ve bedel artırımıyla ilişkisi ıslahta bir haftalık kesin süre ve bedel artırımı yazısında ayrıntılı biçimde anlatılmıştır.
Dahili davalı yerine doğru yol: ayrı dava ve birleştirme
Davaya yeni bir davalı katılması gerekiyorsa ve zorunlu dava arkadaşlığı, husumette yanılma ya da özel kanun istisnası yoksa doğru yol, o kişi hakkında harcı yatırılarak ayrı bir dava açmaktır. Yeni dava ile mevcut dava arasında bağlantı varsa davaların birleştirilmesi istenebilir (HMK m. 166). Böylece yeni davalı usulüne uygun biçimde taraf olur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/1142, K. 2023/3991 sayılı kararında bu yolu açıkça göstermiştir: “Açılmış bir davada üçüncü bir kişinin davalı olarak gösterilmesi istenirse harcı ödenerek o kimse hakkında usul hükümlerine uygun bir dava açılması gerekir.”
Birleştirme bakımından HMK m. 166 şu çerçeveyi çizer: Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması hâlinde bağlantı var sayılır (HMK m. 166/4). 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle yapılan değişiklikle, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olacağı düzenlenmiştir.
Zamanaşımı ve hak düşürücü süre riski
Dahili davalı uygulamasının en tehlikeli sonucu, sürelerle ilgilidir. Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır (HMK m. 118/1). Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin belirttiği gibi, harcı yatırılmış bir dava dilekçesi bulunmadığı sürece usulüne uygun açılmış bir davanın varlığından söz edilemez. Bu ilkenin doğal sonucu olarak, bir kişinin dahili davalı olarak dosyaya alınması, o kişi bakımından dava açılmış sayılma sonucunu doğurmaz.
Somut bir örnek üzerinden düşünülebilir. Bir alacak davası açıldıktan bir yıl sonra davacı, borçtan sorumlu olduğunu düşündüğü ikinci bir kişiyi dilekçeyle “dahili davalı” olarak eklemiş olsun. Yargılama üç yıl sürsün ve Yargıtay, bu kişi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetsin. Bu durumda ikinci kişiye karşı açılmış bir dava hiç olmadığı için, aradan geçen sürede zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuş olabilir. Davacı, yıllar sonra doğru yolu izlemeye kalktığında bu kez süre itirazıyla karşılaşabilir.
Bu riskin hesabı alacağın türüne, sürenin başlangıcına ve kesilme sebeplerine göre dosyadan dosyaya değişir. Davaya yeni bir kişinin katılması gerektiği düşünülüyorsa hangi yolun izleneceği ve sürenin ne zaman dolacağı ayrıca değerlendirilmelidir; kendi durumunuz için iletişime geçebilirsiniz.
Dahili davalı ile ihbar, fer’î ve asli müdahale farkı
Dahili davalı, kanunda düzenlenmiş üçüncü kişi katılma yollarıyla karıştırılmamalıdır. Davanın ihbarı (HMK m. 61), fer’î müdahale (HMK m. 66) ve asli müdahale (HMK m. 65) kanuni dayanağı olan kurumlardır. Bunlarda üçüncü kişi davalı sıfatı kazanmaz; ya davadan haberdar edilir, ya bir tarafa yardımcı olur ya da kendi davasını açar.
| Kurum | Dayanak | Üçüncü kişinin konumu | Zaman sınırı |
|---|---|---|---|
| Davanın ihbarı | HMK m. 61 | Davadan haberdar edilir; davayı kaybeden tarafın rücu edeceği veya kendisine rücu edilecek kişidir | Tahkikat sonuçlanıncaya kadar |
| Fer’î müdahale | HMK m. 66 | Davayı kazanmasında hukuki yararı bulunduğu tarafın yanında, ona yardımcı olarak yer alır | Tahkikat sona erinceye kadar |
| Asli müdahale | HMK m. 65 | Dava konusu hak veya şey üzerinde hak iddia ederek iki tarafa karşı aynı mahkemede dava açar | Hüküm verilinceye kadar |
| Dahili davalı | Genel bir kanuni dayanağı yoktur | Kural olarak taraf sıfatı kazanmaz, hakkında hüküm kurulamaz | Usulen mümkün değildir |
Davacının amacı, sorumlu olabilecek üçüncü kişiyi yargılamadan haberdar etmekse ihbar yolu; üçüncü kişinin kendisi bir tarafı desteklemek istiyorsa fer’î müdahale; üçüncü kişi dava konusu üzerinde kendi hakkını iddia ediyorsa asli müdahale yolu vardır. Bu yolların hiçbiri, davacının talebini doğrudan o kişiye yöneltmesine imkân vermez. Talebin üçüncü kişiye yöneltilmesi ancak ayrı bir davayla mümkündür.
Dahili davacı: davacı tarafa sonradan katılma
Aynı kural davacı taraf için de geçerlidir. Dava dilekçesinde davacı olarak yer almayan kişi, sonradan “dahili davacı” olarak davaya katılamaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, HMK’da “dahili davalı” gibi “dahili davacı” diye de bir kurum bulunmadığını açıkça belirtmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/8040, K. 2022/5127 sayılı kararında kurumu “davaya dahil edilme (dahili davalı – dahili davacı)” şeklinde birlikte anarak her ikisinin de HMK’da yer almadığını vurgulamıştır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi de E. 2026/459, K. 2026/521 sayılı kararında “HMK.’da davaya dahil edilme (dahili davalı–dahili davacı) diye bir müessese bulunmayıp, aynı yasanın 124. Maddesindeki durum dışında ıslah suretiyle dahi tarafın değiştirilemeyeceği genel usul kuralıdır.” demiştir.
Davacı tarafta da istisnalar aynıdır: Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı varsa eksik davacının davaya katılması, dava sırasında davacının ölümü hâlinde mirasçıların davaya devamı (HMK m. 55) ve davacının dava konusunu devretmesi hâlinde devralanın davacının yerine geçmesi (HMK m. 125/2). Bunlar dışında davacı tarafa katılmak isteyen kişi kendi davasını açmalı ve gerekirse birleştirme istemelidir.
İş davalarında dahili davalı: asıl işveren ve alt işveren
İş davalarında dahili davalı sorunu en çok asıl işveren ve alt işveren ilişkisinde ortaya çıkar. İşçi davayı yalnızca bir işverene açar, yargılama sırasında diğer işverenin de sorumlu olduğu anlaşılır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göre bu durumda dahili dava yoluyla davalı eklenemez; yalnızca husumette yanılma varsa HMK m. 124 işletilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/7297, K. 2023/13089 sayılı kararında “6100 sayılı Kanun’da, dava açıldıktan sonra diğer kişilerin davaya dâhil edilmesi suretiyle davalı sıfatını kazanması ve husumetin bu kişilere yöneltilmesi konusunda bir düzenleme yer almamaktadır.” demiştir. Daire, E. 2018/4501, K. 2018/22899 sayılı kararında da ön inceleme duruşmasında davacının talebi olmaksızın alt işveren şirketin davaya dâhil edilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Yani mahkemenin resen yaptığı ekleme de aynı sonuca tabidir.
Burada iki durumun ayrılması gerekir. İşçi davayı yanlış işverene açmışsa, örneğin gerçek işveren başka bir alt işveren şirket ise, Daire E. 2020/8805, K. 2021/4010 sayılı kararında belirtildiği gibi HMK m. 124 işletilerek doğru işverene husumet yöneltilebilir. İşçi doğru işverene dava açmış, fakat yanına asıl işvereni de eklemek istiyorsa, bu bir ekleme talebidir ve ayrı dava gerektirir. Asıl işveren ile alt işverenin sorumluluğu ve arabuluculukta husumet sorunu asıl işveren alt işveren arabuluculuk ve husumet yazısında; işe iade davasında davanın kime açılacağı ise taşeron muvazaası ve işe iade davası başlıklı yazıda incelenmiştir.
Aynı sorun, birbirine bağlı şirketler arasında da görülür. Grup şirketlerinden birine açılan davada diğer şirketlerin de sorumlu olduğu iddiası, ancak usulüne uygun açılmış bir davayla ileri sürülebilir. Organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması meselesi tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, organik bağ ve muvazaa yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Mirasta dahili davalı uygulaması
Miras uyuşmazlıklarında “dahili davalı” tabiri iki ayrı durumda kullanılır: dava sırasında ölen tarafın mirasçılarının davaya girmesi ve elbirliği mülkiyeti nedeniyle tüm mirasçıların davada yer alması gereken hâller. İlki HMK m. 55’e, ikincisi zorunlu dava arkadaşlığına dayanır. Her iki durumda da taraf teşkili usule uygun biçimde sağlanır.
Mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyeti, tereke malları üzerindeki birçok davada mirasçıların zorunlu dava arkadaşı olmasını gerektirir. Bu durumda eksik bırakılan mirasçının davaya katılması, dahili davalı yasağına takılmaz; çünkü sorun bir kişinin eklenmesi değil, eksik taraf teşkilinin tamamlanmasıdır. Buna karşılık mirasçılardan her birinin ayrı ayrı sorumlu olduğu, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan taleplerde sonradan mirasçı eklenmesi mümkün değildir.
Ayrımı yapabilmek için önce talebin maddi hukuktaki niteliğine bakılmalıdır: Talep tereke adına mı ileri sürülüyor, yoksa mirasçılardan her biri kendi payı oranında mı sorumlu tutuluyor? İlk ihtimalde zorunlu dava arkadaşlığı, ikinci ihtimalde ihtiyari dava arkadaşlığı gündeme gelir. Bu soru, dava açılırken cevaplanmalıdır; çünkü ihtiyari dava arkadaşlığında unutulan bir mirasçı, yargılama sırasında dosyaya eklenemez.
Dahili davalı ekleme dilekçesi: ne zaman işe yarar?
Genel anlamda bir “dahili davalı ekleme dilekçesi”, eklenmek istenen kişiye taraf sıfatı kazandırmaz. Böyle bir dilekçe ancak üç durumda sonuç doğurur: zorunlu dava arkadaşlığında eksik tarafın tamamlanması, husumette yanılma nedeniyle HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği ve kanunun açıkça izin verdiği hâller. Diğer durumlarda ayrı dava açılmalıdır.
Bu nedenle dilekçenin adı değil içeriği önemlidir. Talep, hangi hukuki dayanağa yaslanıyorsa onu açıkça göstermelidir. Uygulamada sık başvurulan üç dilekçe türü ve temel unsurları şöyledir:
- Taraf teşkilinin tamamlanması talebi: Davalılar arasındaki zorunlu dava arkadaşlığının maddi hukuktaki dayanağı açıklanır, eksik kişinin kimlik ve adres bilgileri verilir, dava dilekçesinin bu kişiye tebliğiyle taraf teşkilinin sağlanması istenir.
- HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği talebi: Dava dilekçesinde davalının neden yanlış gösterildiği, yanılgının maddi hataya ya da kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı anlatılır; yanlış gösterilen davalının yerine gerçek tarafın davalı olarak kabulü istenir. Karşı taraf rıza gösteriyorsa bu da belirtilir.
- Ayrı dava ve birleştirme talebi: Yeni davalı hakkında harcı yatırılarak ayrı dava açılır; bu dava dilekçesinde veya ayrı bir dilekçeyle, mevcut dava ile aralarındaki bağlantı gösterilerek HMK m. 166 uyarınca birleştirme istenir.
Taraf değişikliği talep dilekçesinde kullanılabilecek kısa bir taslak metin örnek olarak şöyle kurgulanabilir: “Müvekkil tarafından açılan davada davalı olarak (…) Ltd. Şti. gösterilmiştir. Dosyaya sunulan (…) tarihli belgelerden, işyerinin dava tarihinde (…) A.Ş. tarafından işletildiği ve dava dilekçesindeki gösterimin kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. HMK m. 124/4 uyarınca davalının (…) A.Ş. olarak değiştirilmesine, dava dilekçesinin bu şirkete tebliğine karar verilmesini talep ederiz.” Bu metin, her dosyanın olgularına göre yeniden kurulmalıdır.
Uygulamada sık yapılan hatalar
En sık hata, davacının yeni bir sorumlu kişi fark ettiğinde ek dilekçeyle onu dosyaya eklemesi ve mahkemenin de bunu kabul etmesidir. Yıllar süren yargılama sonunda karar bozulur, eklenen kişi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir ve bu süre içinde zamanaşımı dolmuş olabilir. Diğer hatalar aşağıda sıralanmıştır.
- Islahla taraf eklemeye çalışmak: Islah, taraf değiştirmenin aracı değildir; Yargıtay bunu birçok kararında tekrarlamıştır.
- HMK m. 124’ü “ekleme” olarak kullanmak: Madde, yanlış gösterilen tarafın yerine gerçek tarafı getirmeye yöneliktir; mevcut davalıların yanına yeni davalı eklemeye imkân vermez.
- İhtiyari dava arkadaşlığını zorunlu sanmak: Aynı olaydan birden fazla kişinin sorumlu olması, onların zorunlu dava arkadaşı olduğu anlamına gelmez.
- Mahkemenin resen ekleme yapması: Davacının talebi olmadan mahkemenin bir kişiyi davaya katması da aynı sonuca tabidir ve bozma sebebidir.
- Dahili davalı hakkında esasa ilişkin hüküm kurmak: Kabul ya da ret yerine “karar verilmesine yer olmadığına” denmelidir.
- Dahili davalı lehine vekâlet ücreti takdir etmek: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu hükmü düzelterek kaldırmıştır.
- Tebligat alan kişinin dosyayı hiç takip etmemesi: Usule aykırı hüküm kurulursa kanun yolu süresinin kaçırılması, hükmün kesinleşmesine yol açabilir.
Dahili davalı konusunda incelenen kararlar
Aşağıdaki tabloda yazıda yararlanılan yargı kararları, uyuşmazlıktaki temel tespit ve sonuçlarıyla birlikte özetlenmiştir. Kararların tamamı, dava dilekçesinde gösterilmeyen kişinin sonradan davaya eklenmesinin zorunlu dava arkadaşlığı ve kanuni istisnalar dışında mümkün olmadığı noktasında birleşmektedir. Farklılık daha çok hüküm fıkrasının nasıl yazılacağı konusundadır.
| Mahkeme ve künye | Tespit | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay HGK, E. 2017/2266, K. 2021/91, T. 16.02.2021 | İhtiyari dava arkadaşları davaya dâhil edilerek taraf sıfatı kazanamaz; HUMK m. 43 buna imkân vermez. | Direnme kararının bozulması |
| Yargıtay 1. HD, E. 2025/3831, K. 2025/3896, T. 22.09.2025 | Taşınmaz malikleri dahili davalı olarak eklenemez. | Bozma |
| Yargıtay 1. HD, E. 2021/10016, K. 2023/4291, T. 12.09.2023 | Dahili dava yoluyla taraf sıfatı yüklenmesine yasal olanak yoktur. | Onama |
| Yargıtay 1. HD, E. 2021/4670, K. 2022/8398, T. 22.12.2022 | Harcı yatırılmış dava dilekçesi yoksa usulüne uygun dava yoktur. | Düzelterek onama |
| Yargıtay 1. HD, E. 2015/3541, K. 2015/5548, T. 15.04.2015 | Dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemez, hüküm kurulamaz. | Bozma |
| Yargıtay 3. HD, E. 2022/3512, K. 2022/5419, T. 06.06.2022 | HMK m. 58 kapsamında sonradan davalı sıfatı kazanılamaz, hüküm kurulamaz. | Kanun yararına bozma |
| Yargıtay 3. HD, E. 2021/8167, K. 2022/1643, T. 01.03.2022 | Zorunlu dava arkadaşlığı dışında taraf sıfatı kazanılamaz; vekâlet ücreti takdir edilemez. | Düzelterek onama |
| Yargıtay 3. HD, E. 2020/11343, K. 2021/9727, T. 07.10.2021 | Husumetten ret yerine karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir. | Bozma |
| Yargıtay 3. HD, E. 2020/4991, K. 2021/1661, T. 17.02.2021 | HMK m. 124 işletilmeden dahili davalı kabul edilemez. | Bozma |
| Yargıtay 3. HD, E. 2020/2137, K. 2020/3483, T. 25.06.2020 | HUMK ve HMK’da dahili davalı kurumu yoktur. | Bozma |
| Yargıtay 4. HD, E. 2022/4577, K. 2025/9012, T. 02.06.2025 | Taraflar dava dilekçesiyle belirlenir; karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir. | BAM kararının kaldırılması, ilk derece kararının bozulması |
| Yargıtay 4. HD, E. 2014/3454, K. 2015/162, T. 14.01.2015 | Mecburi dava arkadaşlığı dışında taraf eklenemez, hüküm kurulamaz. | Bozma |
| Yargıtay 8. HD, E. 2021/8040, K. 2022/5127, T. 01.06.2022 | Davada taraf olmayan hakkında hüküm kurulamaz. | Bozma |
| Yargıtay 9. HD, E. 2023/7297, K. 2023/13089, T. 27.09.2023 | Yalnız husumette yanılmada HMK m. 124 ile taraf teşkili sağlanır. | BAM kararının kaldırılması, ilk derece kararının bozulması |
| Yargıtay 9. HD, E. 2022/8951, K. 2022/9217, T. 14.09.2022 | Zorunlu dava arkadaşlığı yoksa davaya dâhil edilerek davalı sıfatı kazanılamaz. | Bozma |
| Yargıtay 9. HD, E. 2021/4457, K. 2021/8670, T. 28.04.2021 | Zorunlu dava arkadaşlığı ve husumet yanılgısı dışında dahili davalı kurumu yoktur. | Bozma |
| Yargıtay 9. HD, E. 2020/8805, K. 2021/4010, T. 16.02.2021 | Yanlış işverene açılan davada HMK m. 124 işletilmelidir. | Bozma ve BAM kararının kaldırılması |
| Yargıtay 10. HD, E. 2022/1142, K. 2023/3991, T. 10.04.2023 | Üçüncü kişi için harcı yatırılarak usulünce dava açılmalıdır. | Bozma |
| Yargıtay 15. HD, E. 2021/3115, K. 2021/1731, T. 15.04.2021 | İstisnalar mecburi dava arkadaşlığı, Kamulaştırma K. m. 14/5 ve Kadastro K. m. 29’dur. | Bozma |
| Yargıtay 15. HD, E. 2016/1099, K. 2017/2359, T. 01.06.2017 | Mecburi dava arkadaşlığı ve özel kanun dışında dahili davalı yaratılamaz. | Bozma |
| Yargıtay 4. HD, E. 2022/8196, K. 2022/11761, T. 10.10.2022 | Ölü kişi aleyhine açılan rücuen tazminat davasında HMK m. 124 şartları oluştuğundan mirasçılara karşı devam edilmelidir. | Bozma |
| Yargıtay 7. HD, E. 2025/1533, K. 2025/2659, T. 15.05.2025 | Ortaklığın giderilmesinde davadan önce ölen paydaş için dava reddedilmez, mirasçılar davaya katılır. | Onama |
| Yargıtay 7. HD, E. 2022/4962, K. 2023/5428, T. 08.11.2023 | Taraf teşkili kamu düzenindendir; mirasçılık belgesi alınıp tebligatla sağlanmalıdır. | Bozma |
| Yargıtay 7. HD, E. 2021/6785, K. 2021/2516, T. 01.11.2021 | HMK m. 27 uyarınca mirasçıların katılımı sağlanmadan esasa girilemez. | Bozma |
| Yargıtay 7. HD, E. 2021/134, K. 2021/1250, T. 29.09.2021 | Mirasçılara dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilemez. | Bozma |
| Yargıtay 6. HD, E. 2012/11029, K. 2012/13616, T. 18.10.2012 | Ölü kişiye dava açılamayacağı gerekçesiyle ortaklığın giderilmesi davasının reddi hatalıdır. | Bozma |
| Yargıtay 6. HD, E. 2012/5303, K. 2012/10508, T. 11.07.2012 | Elbirliğinin paylı mülkiyete çevrilmesi davası da ölü paydaş aleyhine açılabilir. | Bozma |
| Yargıtay 6. HD, E. 2011/11766, K. 2012/129, T. 16.01.2012 | Davadan önce ölen paydaşın mirasçıları davaya katılarak taraf teşkili tamamlanır. | Bozma |
| Yargıtay 14. HD, E. 2015/16335, K. 2017/7077, T. 02.10.2017 | Mirasçılık belgesi için yetki ve süre verilip mirasçılara tebligat yapılmalıdır. | Bozma |
| Yargıtay 8. HD, E. 2022/1396, K. 2025/549, T. 23.01.2025 | Ayrı dava ve birleştirme zorunluluğu davacının iddiasıdır, Dairenin kabulü değildir. | Onama |
| Yargıtay 3. HD, E. 2022/3524, K. 2022/9634, T. 20.12.2022 | Zorunlu dava arkadaşı mirasçıların davalarının birleştirilmesiyle taraf teşkili tamamlanır. | BAM kararının bozulması |
| Adana BAM 9. HD, E. 2022/2233, K. 2023/118, T. 10.04.2023 | Arabuluculukta sağ olan borçlu son tutanaktan sonra ölürse mirasçılar için yeni başvuru gerekmez. | Kaldırma ve gönderme |
| Ankara BAM 20. HD, E. 2025/947, K. 2025/1401, T. 07.07.2025 | HMK m. 124 yeni davalı eklemeye izin vermez. | Kaldırma; karar verilmesine yer olmadığına |
| Ankara BAM 20. HD, E. 2022/1429, K. 2024/1761, T. 01.11.2024 | HMK m. 124 yeni davalı eklemeye izin vermez. | Esastan ret |
| İstanbul BAM 9. HD, E. 2025/491, K. 2025/552, T. 24.03.2025 | Dahili davalı sıfatından çıkarma ara kararı yerindedir. | Esastan ret |
| İzmir BAM 14. HD, E. 2026/459, K. 2026/521, T. 14.04.2026 | HMK m. 124 ve zorunlu dava arkadaşlığı dışında taraf sıfatı verilemez. | İlk derece kararının kaldırılması |
| Kayseri BAM 4. HD, E. 2026/274, K. 2026/269, T. 05.03.2026 | Dahili davalı tanımlamasıyla davaya katılma usulen mümkün değildir. | İstinaf başvurusunun reddi |
50 soruda dahili davalı
Uygulamada dahili davalı konusunda en sık karşılaşılan sorular ve bunlara ilişkin cevaplar aşağıda yer almaktadır.
1. Dahili davalı ne demek?
Dava dilekçesinde gösterilmeyip dava açıldıktan sonra ek dilekçe veya ara kararla davaya katılan kişiyi anlatan uygulama tabiridir. HMK’da bu adla bir kurum yoktur.
2. Dahili davalı HMK’da düzenlenmiş mi?
Hayır. Yargıtay 9. HD, E. 2021/4457 sayılı kararında 6100 sayılı HMK’da dahili davalı müessesesinin mevcut olmadığını belirtmiştir.
3. Eski HUMK döneminde dahili davalı var mıydı?
Yoktu. Yargıtay 3. HD, E. 2020/2137 sayılı kararında ne 1086 sayılı HUMK’da ne de HMK’da böyle bir müessesenin düzenlendiğini belirtmiştir.
4. Dahili davalı ile davalı arasındaki fark nedir?
Davalı dava dilekçesinde gösterilir ve hakkında hüküm kurulur. Dahili davalı sonradan eklenir; kural olarak taraf olmaz ve hakkında hüküm kurulamaz (HMK m. 118, 119).
5. Dahili davalı taraf sıfatı kazanır mı?
Kural olarak kazanmaz. Yargıtay 4. HD, E. 2022/4577 sayılı kararında dahili davalı yapılmanın taraf sıfatı kazandırmadığını belirtmiştir.
6. Davaya sonradan davalı eklenebilir mi?
Zorunlu dava arkadaşlığı, HMK m. 124 kapsamındaki husumet yanılgısı ve özel kanun istisnaları dışında eklenemez. Yeni davalı için ayrı dava açılmalıdır.
7. Davaya sonradan davalı eklemek için ne yapmalıyım?
O kişi hakkında harcı yatırarak ayrı dava açmalı, bağlantı varsa davaların birleştirilmesini istemelisiniz (HMK m. 166).
8. HMK 124 ile davaya yeni davalı eklenebilir mi?
Eklenemez. Ankara BAM 20. HD, E. 2025/947 sayılı kararında davalılara yeni davalı eklenmesinin HMK m. 124 kapsamında mümkün olmadığını belirtmiştir.
9. HMK 124 ne zaman uygulanır?
Davalı yanlış gösterilmişse uygulanır. Kural olarak karşı tarafın açık rızası gerekir; maddi hata veya kabul edilebilir yanılgı varsa hâkim rıza aramadan kabul edebilir (HMK m. 124/1, 3, 4).
10. Davalıyı yanlış gösterdim, dava reddedilir mi?
Yanılgı kabul edilebilir nitelikteyse HMK m. 124/4 uyarınca taraf değişikliği istenebilir. Yargıtay 9. HD, E. 2020/8805 sayılı kararında bu yolun işletilmesi gerektiğini belirtmiştir.
11. Zorunlu dava arkadaşlığında dahili davalı olur mu?
Olur. Zorunlu dava arkadaşı eksikse onun davaya katılmasıyla taraf teşkili tamamlanır. Bu, dahili davalı yasağının kabul edilen istisnasıdır (HMK m. 59, 60).
12. Zorunlu dava arkadaşlığı nedir?
Maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişiye karşı birlikte ileri sürülmesi ve hepsi hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâldir (HMK m. 59).
13. İhtiyari dava arkadaşı sonradan davaya eklenebilir mi?
Eklenemez. Yargıtay HGK, E. 2017/2266 sayılı kararında ihtiyari dava arkadaşlarının davaya dâhil edilerek davalı sıfatı kazanamayacağını belirtmiştir (HMK m. 57, 58).
14. Islah ile davalı eklenebilir mi?
Eklenemez. Yargıtay 3. HD, E. 2022/3512 sayılı kararında mecburi dava arkadaşlığı dışında ıslah yoluyla dahi taraf değiştirilemeyeceğini belirtmiştir (HMK m. 176).
15. Mahkeme kendiliğinden dahili davalı ekleyebilir mi?
Ekleyemez. Yargıtay 9. HD, E. 2018/4501 sayılı kararında davacının talebi olmadan alt işverenin davaya dâhil edilmesini usule aykırı bulmuştur.
16. Dahili davalı hakkında hüküm kurulabilir mi?
Kurulamaz. Yargıtay 3. HD, E. 2022/3512 sayılı kararında davaya dâhil edilen kişi aleyhine hüküm kurulamayacağını belirtmiş ve kanun yararına bozma kararı vermiştir.
17. Dahili davalı hakkında nasıl karar verilir?
“Karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilir. Yargıtay 4. HD, E. 2022/4577 ve Ankara BAM 20. HD, E. 2025/947 sayılı kararlar bu yöndedir.
18. Dahili davalı yönünden dava husumetten reddedilir mi?
Reddedilmemelidir. Yargıtay 3. HD, E. 2020/11343 sayılı kararında husumetten ret yerine karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
19. Dahili davalı lehine vekâlet ücreti çıkar mı?
Çıkmaz. Yargıtay 3. HD, E. 2021/8167 sayılı kararında taraf olarak yer almayan kişi lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına hükmetmiştir.
20. Dahili davalı aleyhine yargılama gideri yükletilebilir mi?
Yükletilmemelidir. Yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınır (HMK m. 326/1); taraf olmayan kişi hakkında hüküm kurulamaz.
21. Dahili davalı mahkemeye gitmezse ne olur?
Taraf olmadığı için hukuken aleyhine sonuç doğmaz. Ancak usule aykırı hüküm kurulma ihtimaline karşı dosyayı takip etmesi ve taraf olmadığını dilekçeyle bildirmesi yerinde olur.
22. Dahili davalı olarak tebligat aldım, ne yapmalıyım?
Dosyaya dilekçe vererek hakkınızda usulüne uygun açılmış dava bulunmadığını ve zorunlu dava arkadaşlığı olmadığını bildirin; kararı takip ederek kanun yolu süresini kaçırmayın.
23. Dahili davalı cevap dilekçesi verirse taraf olur mu?
Olmaz. Yargıtay 15. HD, E. 2019/3599 sayılı kararında cevap verilmesi ve duruşmalara katılınması hâlinde bile taraf sıfatı kazanılamayacağını belirtmiştir.
24. Dahili davalı istinaf edebilir mi?
Aleyhine hüküm kurulmuşsa edebilir. Yargıtay 7. HD, E. 2024/4488 sayılı kararında aktarılan bölge adliye mahkemesi kararında dahili davalının istinaf talebi kabul edilmiştir.
25. Dahili davalı temyiz edebilir mi?
Hakkında hüküm yoksa genellikle hukuki yararı bulunmaz. Yargıtay 16. HD, E. 2016/7009 sayılı kararında davanın tarafı olmayanın temyizde hukuki yararı bulunmadığını belirtmiştir.
26. Dahili davalı dilekçesi zamanaşımını keser mi?
O kişi bakımından dava açılmış sayılmadığından kesmeyeceği kabul edilmelidir. Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır (HMK m. 118/1).
27. Dahili davalı ekleme dilekçesi işe yarar mı?
Yalnızca zorunlu dava arkadaşlığında, husumet yanılgısında (HMK m. 124) ve kanunun izin verdiği hâllerde sonuç doğurur. Diğer durumlarda taraf sıfatı kazandırmaz.
28. Ortaklığın giderilmesinde paydaş dava açılmadan önce ölmüşse dava reddedilir mi?
Reddedilmez. Yargıtay 6. HD, E. 2012/11029 sayılı kararında bu davanın ölü paydaş aleyhine de açılabileceğini, mirasçılar davaya katılarak taraf teşkilinin sağlanacağını belirtmiştir.
29. Davalı dava sırasında öldü, mirasçılar dahili davalı mı olur?
Mirasçılar ölen tarafın yerine geçer. Mirası kabul veya ret süreleri geçinceye kadar dava ertelenir (HMK m. 55); bu, usule uygun bir taraf değişikliğidir.
30. Davalı dava açılmadan önce ölmüşse ne olur?
Kural olarak ölüye karşı geçerli dava açılamaz. Ortaklığın giderilmesinde dava reddedilmez, mirasçılar katılır; kadastroda 3402 sayılı Kanun m. 29 uygulanır. Yargıtay 4. HD, E. 2022/8196 sayılı kararında HMK m. 124 ile mirasçılara devam edilmesini kabul etmiştir.
31. Kamulaştırma davasında gerçek malik davaya alınabilir mi?
Alınabilir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 14/5’e göre gerçek malikin başka biri olduğu anlaşılırsa davaya o kişi, ölmüşse mirasçıları dâhil edilerek devam olunur.
32. Kadastro davasında davalı ölmüşse ne olur?
3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 29’a göre davalının davadan önce öldüğü anlaşılırsa davaya mirasçıları aleyhine devam edilir.
33. Mirasta dahili davalı olur mu?
Elbirliği mülkiyeti nedeniyle mirasçılar zorunlu dava arkadaşıysa eksik mirasçı davaya katılabilir. İhtiyari dava arkadaşlığında sonradan mirasçı eklenemez (HMK m. 59, 60).
34. Dava sırasında dava konusu satılırsa alıcı davaya eklenir mi?
Eklenmez, davalının yerine geçebilir. Davacı devredenle davasından vazgeçip devralana karşı devam edebilir veya davasını tazminata dönüştürebilir (HMK m. 125/1).
35. Dahili davacı ne demek?
Dava dilekçesinde davacı olarak gösterilmeyip sonradan davacı tarafa katılmak isteyen kişiyi anlatan tabirdir. Yargıtay 8. HD, E. 2021/8040 sayılı kararında bu kurumun HMK’da bulunmadığını belirtmiştir.
36. Dahili davacı olunabilir mi?
Zorunlu dava arkadaşlığı, davacının ölümü (HMK m. 55) ve dava konusunun davacı tarafından devri (HMK m. 125/2) dışında olunamaz. Kişi kendi davasını açmalıdır.
37. Davanın ihbarı ile dahili davalı aynı şey mi?
Değildir. İhbar, rücu ilişkisi bulunan üçüncü kişiyi davadan haberdar etmektir (HMK m. 61); ihbar edilen kişi davalı olmaz.
38. Fer’î müdahil dahili davalı sayılır mı?
Sayılmaz. Fer’î müdahil, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafın yanında ona yardımcı olarak yer alır (HMK m. 66).
39. Asli müdahale ile dahili davalı farkı nedir?
Asli müdahil, dava konusu üzerinde hak iddia ederek iki tarafa karşı aynı mahkemede kendi davasını açar (HMK m. 65); dahili davalı ise kendisine karşı dava açılmamış kişidir.
40. Birleştirme nasıl istenir?
Yeni dava açıldıktan sonra, davalar arasındaki bağlantı gösterilerek ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirme talep edilir. Mahkeme kendiliğinden de karar verebilir (HMK m. 166/1).
41. Ortaklığın giderilmesinde ölen paydaşın mirasçıları için ayrı dava açmak gerekir mi?
Gerekmez. Mirasçılık belgesi sunularak mirasçılar mevcut davaya katılır ve dava dilekçesi kendilerine tebliğ edilir (Yargıtay 7. HD, E. 2021/6785; 14. HD, E. 2015/16335).
42. İş davasında asıl işveren dahili davalı olarak eklenebilir mi?
Eklenemez. Yargıtay 9. HD, E. 2023/7297 sayılı kararında dâhili dava yoluyla davalı eklenemeyeceğini, yalnız husumette yanılmada HMK m. 124 uygulanacağını belirtmiştir.
43. Yanlış alt işverene dava açtım, ne yapabilirim?
HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği isteyebilirsiniz. Yargıtay 9. HD, E. 2020/8805 sayılı kararında doğru alt işverene bu yolla husumet yöneltilmesi gerektiğini belirtmiştir.
44. Komşu parsel malikleri dahili davalı yapılabilir mi?
Zorunlu dava arkadaşlığı yoksa yapılamaz. Yargıtay 1. HD, E. 2025/3831 sayılı kararında parsel maliklerinin dahili davalı olarak eklenmesini bozma sebebi saymıştır.
45. Arabuluculuk başvurusu ölü paydaşa karşı yapıldıysa mirasçılar için yeniden başvurmak gerekir mi?
Bu konuda doğrudan bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Ortaklığın giderilmesinde arabuluculuk dava şartıdır (6325 s.K. m. 18/B); temkinli yol, başvurunun baştan mirasçılara yöneltilmesidir.
46. Dahili davalı hakkında hüküm kurulduysa ne olur?
Hüküm üst mahkemede bozulur veya kaldırılır. Yargıtay 4. HD, E. 2014/3454 ve 8. HD, E. 2021/8040 sayılı kararlarında bu nedenle bozma kararı verilmiştir.
47. Kanun yararına bozma dahili davalı için mümkün mü?
Mümkündür. Yargıtay 3. HD, E. 2022/3512 sayılı kararında dahili davalı hakkında kurulan hüküm kanun yararına bozulmuştur.
48. Doktrinde dahili davalıya izin verilmeli diyen görüş var mı?
Vardır. Bazı yazarlar HMK m. 124/4’teki tarafın eksik gösterilmesi ifadesinin taraf eklemeyi de kapsadığını savunmaktadır; ancak bu görüş içtihatta kabul görmemiştir.
49. Dahili davalı yasağı tapu iptal davalarında da geçerli mi?
Geçerlidir. Yargıtay 16. HD, E. 2016/7009 sayılı kararında tapu iptal ve tescil davasında resen davaya dâhil edilen kişilerin taraf sıfatı kazanmadığını belirtmiştir.
50. Dahili davalı yerine ayrı dava açarsam süre kaybeder miyim?
Yeni dava kendi açıldığı tarihte açılmış sayılır (HMK m. 118/1). Bu nedenle ayrı davanın gecikmeden açılması, zamanaşımı ve hak düşürücü süre riskini azaltır.
Sonuç
Dahili davalı, uygulamada yaygın olmakla birlikte usul hukukunda genel bir kanuni dayanağı bulunmayan bir tabirdir. Taraflar dava dilekçesiyle belirlenir; dilekçede gösterilmeyen kişi sonradan ek dilekçe, ara karar ya da ıslah yoluyla davaya katılarak davalı sıfatı kazanamaz. Bu kişi hakkında hüküm kurulamaz, “karar verilmesine yer olmadığına” denir ve lehine vekâlet ücreti takdir edilmez.
Kuralın istisnaları sınırlıdır: zorunlu dava arkadaşlığında eksik tarafın tamamlanması, husumette yanılma hâlinde HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği, dava sırasında ölüm (HMK m. 55) ve dava konusunun devri (HMK m. 125) ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 14/5 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 29 gibi özel hükümler. Ortaklığın giderilmesi davasında dava açılmadan önce ölen paydaşın mirasçıları da ayrı dava gerekmeksizin aynı davaya katılır. Bunların dışında yeni bir davalı için doğru yol, harcı yatırılarak ayrı dava açmak ve gerekiyorsa HMK m. 166 uyarınca birleştirme istemektir.
Doktrinde HMK m. 124/4’ün taraf eklemeye de imkân verdiğini savunan görüşler bulunsa da içtihat bu yönde değildir. Dahili davalı yoluna gidilmesi, yıllar süren bir yargılamanın sonunda bozma kararına ve zamanaşımı kaybına yol açabilir. Davaya kimin, hangi sıfatla katılması gerektiği dosyanın olgularına göre belirlenir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Kaynakça
Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 (hukuki dinlenilme hakkı), m. 55 (dava sırasında taraflardan birinin ölümü), m. 57 ve 58 (ihtiyari dava arkadaşlığı), m. 59 ve 60 (mecburi dava arkadaşlığı), m. 61 (ihbar), m. 65 (asli müdahale), m. 66 (fer’î müdahale), m. 118 (davanın açılma zamanı), m. 119 (dava dilekçesinin içeriği), m. 124 (tarafta iradi değişiklik), m. 125 (dava konusunun devri), m. 166 (davaların birleştirilmesi), m. 176 ve 177 (ıslah), m. 323 ve 326 (yargılama giderleri).
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (mülga) m. 43 (dava arkadaşlığı).
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 14/5 (gerçek malikin davaya dâhil edilmesi).
3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 29 (davalının davadan önce ölmesi).
7589 sayılı Kanun m. 23 (HMK m. 166/1’de yapılan değişiklik, kabul tarihi 16.07.2026, Resmî Gazete 31.07.2026).
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B (bazı uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk).
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2266, K. 2021/91, T. 16.02.2021.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3831, K. 2025/3896, T. 22.09.2025.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/10016, K. 2023/4291, T. 12.09.2023.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/4670, K. 2022/8398, T. 22.12.2022.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/3541, K. 2015/5548, T. 15.04.2015.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3512, K. 2022/5419, T. 06.06.2022.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8167, K. 2022/1643, T. 01.03.2022.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/11343, K. 2021/9727, T. 07.10.2021.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/4991, K. 2021/1661, T. 17.02.2021.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/2137, K. 2020/3483, T. 25.06.2020.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4577, K. 2025/9012, T. 02.06.2025.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/3454, K. 2015/162, T. 14.01.2015.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4488, K. 2025/3004, T. 16.06.2025.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/8040, K. 2022/5127, T. 01.06.2022.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/7297, K. 2023/13089, T. 27.09.2023.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/8951, K. 2022/9217, T. 14.09.2022.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/4457, K. 2021/8670, T. 28.04.2021.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/8805, K. 2021/4010, T. 16.02.2021.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/4501, K. 2018/22899, T. 11.12.2018.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13612, K. 2025/2277, T. 17.02.2025.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/1142, K. 2023/3991, T. 10.04.2023.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/3115, K. 2021/1731, T. 15.04.2021.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2019/3599, K. 2020/121, T. 20.01.2020.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2016/1099, K. 2017/2359, T. 01.06.2017.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/7009, K. 2019/838, T. 08.02.2019.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/5186, K. 2024/7108, T. 26.12.2024.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3524, K. 2022/9634, T. 20.12.2022.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8196, K. 2022/11761, T. 10.10.2022.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/11029, K. 2012/13616, T. 18.10.2012.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5303, K. 2012/10508, T. 11.07.2012.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11766, K. 2012/129, T. 16.01.2012.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1533, K. 2025/2659, T. 15.05.2025.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/4962, K. 2023/5428, T. 08.11.2023.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/6785, K. 2021/2516, T. 01.11.2021.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/134, K. 2021/1250, T. 29.09.2021.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1396, K. 2025/549, T. 23.01.2025.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/16335, K. 2017/7077, T. 02.10.2017.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/8937, K. 2013/10139, T. 02.07.2013.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/6477, K. 2013/8019, T. 27.05.2013.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/2233, K. 2023/118, T. 10.04.2023.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/947, K. 2025/1401, T. 07.07.2025.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1429, K. 2024/1761, T. 01.11.2024.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/491, K. 2025/552, T. 24.03.2025.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2026/459, K. 2026/521, T. 14.04.2026.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/274, K. 2026/269, T. 05.03.2026.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Cenk Akil – Süleyman Topak, “Taraf Katılması Biçimindeki Tarafta İradi Değişikliğe (HMK m. 124) İlişkin Yargıtay’ın Bazı Kararları Üzerine Değerlendirme”, Hukuki Haber.
Hülya Taş Korkmaz’ın medeni usul hukukunda iradi taraf değişikliğine ilişkin çalışmaları.
Medeni usul hukuku eserlerinde taraf kavramı, şekli taraf, dava arkadaşlığı ve tarafta değişiklik bölümleri.
Davaların birleştirilmesi, davanın ihbarı ve müdahale kurumlarını ele alan monografi ve makaleler.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; karar vermeden önce bir avukata danışılması gerekir.
