Skip to main content

Resen ne demektir? Re’sen kelimesinin hukukta anlamı nedir?

Resen ne demektir ve re’sen kelimesinin hukukta anlamı konulu makale kapak görseli

Resen (eski yazımıyla re’sen), bir işin kimsenin talebi beklenmeden, makamın kendiliğinden ve doğrudan doğruya yapılmasını anlatan bir kelimedir. Resen ne demektir sorusunun hukuktaki karşılığı da budur: Mahkeme, savcılık ya da idare, kanunun verdiği yetkiye dayanarak bir işlemi taraflardan biri istemeden yapar. Kelimenin karşıtı “talep üzerine” ya da “istem üzerine” ifadesidir.

İÇİNDEKİLER

Bu yazıda resen kelimesinin sözlük anlamı, kökeni ve doğru yazımı; hukuk yargılamasındaki taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkeleriyle ilişkisi; hâkimin Türk hukukunu resen uygulaması; dava şartları, görev, kesin hüküm ve hak düşürücü sürenin kendiliğinden gözetilmesi; zamanaşımının neden resen dikkate alınamadığı; aile hukukunda, idari yargıda, ceza muhakemesinde, vergi ve icra hukukunda resen işlemler ile resen kararın sınırları Yargıtay ve Danıştay kararları ışığında ele alınmaktadır.

Resen ne demektir: hukuk, aile, idare, ceza, vergi ve icra hukukunda mahkemenin ve idarenin kendiliğinden yaptığı işlemler
Resen kavramının farklı hukuk dallarındaki başlıca uygulamaları.

Resen ne demektir?

Resen, “kendiliğinden, kimsenin istemesine gerek olmadan, doğrudan doğruya” anlamına gelen bir zarftır. Günlük dilde seyrek, hukuk dilinde ise çok sık kullanılır. Bir mahkemenin resen karar vermesi, taraflardan biri bunu istemese bile kanunun verdiği yetkiyle o kararı kendi başına alması demektir.

Kelime genellikle bir fiille birlikte kullanılır: resen araştırmak, resen gözetmek, resen dikkate almak, resen karar vermek, resen tarh etmek, resen emekliye sevk etmek. Bu kalıpların ortak noktası, işlemi başlatan iradenin bir başvuru sahibine değil, işlemi yapan makama ait olmasıdır.

Basit bir örnekle: Bir boşanma davasında anne, ortak çocuk için nafaka istemeyi unutmuştur. Hâkim velayeti anneye verirken babanın çocuğun giderlerine katılmasına da hükmeder. Hiç kimse talep etmediği hâlde verilen bu karar, resen verilmiş bir karardır.

Resen kelimesinin karşıtı “talep üzerine”, “istem üzerine” ya da “başvuru üzerine” ifadeleridir. Kanun metinlerinde iki ifade çoğu zaman yan yana kullanılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 288. maddesindeki “taraflardan birinin talebi üzerine veya resen” kalıbı bunun tipik örneğidir. Bu kalıp, aynı işlemin iki yoldan da başlatılabileceğini gösterir.

Re’sen kelimesinin kökeni ve doğru yazımı

Kelime Arapça “baş” anlamındaki ra’s sözcüğünden türemiş ve Osmanlı Türkçesinde “bizzat, doğrudan doğruya, başlı başına” anlamında kullanılmıştır. Bugünkü yazımda kesme işareti olmadan “resen” yazılması yaygındır. Kanunlarda ve yargı kararlarında ise “re’sen” ve “res’en” biçimleri de görülür. Hepsi aynı kelimenin farklı yazımlarıdır ve aralarında hiçbir anlam farkı bulunmaz.

Kesme işaretli “re’sen” yazımı, kelimenin aslındaki ayın harfini (kısa bir duraklamayı) gösterir. Eski metinlerde bu harf kesme işaretiyle karşılanırdı. Bu yüzden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesinde “re’sen alır”, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin başlığında “Re’sen vergi tarhı” ifadesi yer alırken HMK’nın 33. maddesi “resen uygular” biçimini kullanır.

Yazım farkı anlamı değiştirmez. “Resen”, “re’sen”, “re’sen” ve “res’en” aynı kelimedir. Danıştay kararlarında “res’en araştırma ilkesi”, Yargıtay kararlarında “re’sen gözetilir” ve “resen gözetilir” ifadeleri birbirinin yerine kullanılır. Dilekçe yazarken tek bir biçimi seçip metin boyunca aynı biçimi korumak yeterlidir.

Resen kelimesi “bizzat” ile karıştırılmamalıdır. Bizzat, işi kimin yaptığını anlatır: hâkimin keşfe bizzat katılması gibi. Resen ise işin kimin iradesiyle başladığını anlatır. Hukuk literatüründe resen kelimesinin Latince karşılığı olarak “ex officio” (makam gereği) ifadesi kullanılır. Hâkimin hukuku kendiliğinden bilip uygulaması ise “iura novit curia” (hâkim hukuku bilir) ilkesiyle anılır. Sözlüklerde eskimiş bir kelime olarak görülse de resen, hukuk dilinde canlılığını korur ve kanunlarda hâlâ kullanılır.

Yazım biçimi Nerede görülür Anlam
resen HMK m. 33, 288, 355, 385; güncel yazım Kendiliğinden
re’sen TMK m. 169, VUK m. 30, İYUK m. 31, Yargıtay kararları Kendiliğinden
res’en Bazı Danıştay kararları Kendiliğinden
kendiliğinden HMK m. 19, 24, 25, 115, 266; TBK m. 161; İYUK m. 20 Resen kelimesinin Türkçe karşılığı

Hukukta resen ne demektir?

Hukukta resen, bir yargı ya da idare makamının taraflardan gelen bir talep, itiraz veya başvuru olmadan, kanunun verdiği görev ve yetkiye dayanarak işlem yapmasıdır. Resen yapılan işlem, ilgililerin iradesinden bağımsızdır. Taraflar o konuda hiç konuşmasa, hatta açıkça başka bir şey söylese bile makam kendi incelemesini yapar.

Hukuk dilinde resen kelimesi üç farklı işlevde kullanılır. Birincisi, bir işlemin başlatılmasıdır: resen soruşturma başlatılması, resen keşif kararı. İkincisi, bir hususun dikkate alınmasıdır: dava şartının resen gözetilmesi, kamu düzenine aykırılığın resen dikkate alınması. Üçüncüsü, bir araştırmanın kapsamıdır: mahkemenin tarafların gösterdiği delillerle yetinmeyip kendisi delil toplaması.

Bu üç işlev birbirine karıştırılmamalıdır. Hukuk mahkemesi dava şartlarını resen gözetir; ama kural olarak resen delil toplayamaz. İdare mahkemesi ise her ikisini de yapar. Bir makamın neyi kendiliğinden yapabileceği, bağlı olduğu usul kanununa göre ayrı ayrı belirlenir.

Kavramın arkasında kamu yararı düşüncesi vardır. Hukuk düzeni bazı konuların tarafların iradesine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu kabul eder. Görevsiz bir mahkemenin karar vermesi, aynı uyuşmazlığın iki kez karara bağlanması ya da bir çocuğun bakımsız kalması, tarafların susmasıyla göz ardı edilemeyecek sonuçlardır.

Resen, kendiliğinden, talep üzerine ve def’i arasındaki fark

Resen ve kendiliğinden aynı anlama gelir; kanun bazen birini, bazen öbürünü kullanır. Talep üzerine yapılan işlem ise ancak bir tarafın istemiyle başlar. Def’i, yalnızca taraf ileri sürerse dikkate alınan savunma aracıdır. İtiraz ise taraf ileri sürmese de hâkimin dosyadan gördüğünde kendiliğinden dikkate alacağı savunmadır.

Def’i ile itiraz ayrımı, resen kavramını anlamanın anahtarıdır. Zamanaşımı bir def’idir; davalı “alacak zamanaşımına uğradı” demezse hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Ödeme, ibra ya da hak düşürücü süre ise itiraz niteliğindedir; dosyada bunlara ilişkin bir belge varsa hâkim tarafların beyanını beklemeden değerlendirir.

Kavram Kim başlatır Örnek
Resen / kendiliğinden Mahkeme veya idare Dava şartlarının incelenmesi (HMK m. 115)
Talep üzerine Taraf İhtiyati tedbir (HMK m. 390)
Talep üzerine veya resen Her ikisi Keşif, bilirkişi (HMK m. 266, 288)
Def’i Yalnız taraf Zamanaşımı (TBK m. 161)
İtiraz Taraf ileri sürebilir, hâkim kendiliğinden gözetir Hak düşürücü süre, ödeme
İlk itiraz Yalnız taraf, süresinde Kesin olmayan yetki, tahkim (HMK m. 116)

Hukuk yargılamasında temel kural: taraflar getirir, hâkim karar verir

Hukuk yargılamasında kural, resen hareket değil tarafların inisiyatifidir. HMK m. 24’e göre hâkim talep olmadan bir davayı inceleyemez; m. 25’e göre taraflarca söylenmeyen vakıaları dikkate alamaz ve kendiliğinden delil toplayamaz; m. 26’ya göre talep sonucuyla bağlıdır. Resen yetkiler bu kuralın istisnalarıdır.

Tasarruf ilkesi (HMK m. 24), davanın açılıp açılmayacağına ve dava konusu üzerinde ne yapılacağına tarafların karar vermesidir. Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz. Alacaklı dava açmazsa alacak hakkında yargılama da yapılmaz.

Taraflarca getirilme ilkesi (HMK m. 25) vakıalar ve delillerle ilgilidir. Kanun, hâkimin iki taraftan birinin söylemediği vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağını ve “onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi” bulunamayacağını belirtir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre kanunla belirtilen durumlar dışında hâkim kendiliğinden delil toplayamaz.

Taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26) hükmün sınırını çizer. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/7807, K. 2022/9342 sayılı kararında “mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesi mümkün değildir.” diyerek bu sınırı hatırlatmıştır. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, hâkimin talebe bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümlerini saklı tutar; resen verilen nafaka kararları bu istisnaya dayanır.

Kıta Avrupası usul hukukunda taraflarca getirilme ilkesi (Verhandlungsmaxime) ile resen araştırma ilkesi (Untersuchungsgrundsatz) arasında yapılan ayrım Türk usul hukukunda da benimsenmiştir. Hangi ilkenin uygulanacağı kanunla belirlenir; Anayasa m. 142 Olayları ve delilleri taraflar getirir, hâkim bunları hukuka göre değerlendirir. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) bu tabloyu değiştirmez; hâkim belirsiz ya da çelişkili gördüğü noktalarda soru sorabilir, açıklama isteyebilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Ama bu, taraf yerine delil toplamak anlamına gelmez.

Hâkim Türk hukukunu resen uygular (HMK m. 33)

HMK m. 33, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağını düzenler. Taraflar olayları anlatmakla yükümlüdür; hangi kanun maddesinin uygulanacağını bulmak ve olayı hukuken nitelendirmek hâkimin görevidir. Dilekçede yanlış madde gösterilmesi ya da hiç madde gösterilmemesi davanın reddi sebebi değildir. Bu kural Latincede iura novit curia, yani hâkim hukuku bilir ilkesi olarak anılır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6543, K. 2019/3083 sayılı kararında ilkeyi şöyle özetlemiştir: “Maddi vakıaları getirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve bu doğrultuda hukuku uygulamak ise hakime aittir ve hakim tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.” Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de E. 2023/7011, K. 2024/10006 sayılı kararında “Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur.” tespitine yer vermiştir.

Bu ilkenin pratik sonucu önemlidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/472, K. 2020/5682 sayılı kararında, tasarrufun iptali davasında davacının muvazaa sebebine de dayandığını, mahkemenin bu yönde araştırma yapması gerektiğini belirtmiş ve “hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.” demiştir.

Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Hâkim hukuku resen uygular, olayları değil. Dilekçede anlatılmayan bir vakıayı hâkim kendisi ekleyemez. Kira sözleşmesinden doğan bir alacağı anlatan davacı, dilekçesinde haksız fiile dayandığını yazmışsa hâkim doğru hukuki sebebi uygular; ama davacının hiç anlatmadığı bir ödeme gecikmesini kendiliğinden dosyaya katamaz.

Ceza muhakemesinde de benzer bir kural vardır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 225. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Savcı olayı hırsızlık diye nitelendirse bile mahkeme fiilin güveni kötüye kullanma olduğunu değerlendirebilir; yeter ki fiil iddianamede anlatılan fiil olsun.

Yabancı hukukun resen uygulanması

Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda da benzer kural geçerlidir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 2. maddesine göre hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hâkim yabancı hukukun içeriğinin tespitinde tarafların yardımını isteyebilir; tüm araştırmalara rağmen yabancı hukuk tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır.

Dava şartları ve kamu düzeni: mahkemenin resen gözettiği konular

Dava şartları, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için bulunması gereken koşullardır. HMK m. 115’e göre mahkeme, dava şartlarının bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Görev, yargı yolu, hukuki yarar, taraf ve dava ehliyeti, kesin hüküm ve derdestlik bu kapsamdadır. Taraflar susmuş olsa bile mahkeme bu eksiklikleri kendiliğinden tespit eder.

HMK m. 114 dava şartlarını sayar: Türk mahkemelerinin yargı hakkı, yargı yolunun caiz olması, mahkemenin görevli olması, kesin yetki hâllerinde yetkili olması, taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, vekâletname, gider avansı, teminat, hukuki yarar, derdestlik ve kesin hüküm. Maddenin ikinci fıkrası diğer kanunlardaki dava şartlarını saklı tutar; zorunlu arabuluculuk bu yolla dava şartı hâline gelmiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/658, K. 2024/5056 sayılı kararında “Dava şartlarının varlığı kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 115 inci maddesi kapsamında yargılamanın her aşamasında Mahkemece resen araştırılması gereken bir husustur.” demiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de E. 2021/4695, K. 2022/3318 sayılı kararında hukuki yararın dava şartı olduğunu ve “dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir.” ilkesini vurgulamıştır.

Görev kuralları

HMK m. 1, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğunu açıkça söyler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1460, K. 2019/526 sayılı kararında “Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır.” tespitini yapmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/7961, K. 2019/4260 sayılı kararında ise kira sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin verdiği kararı bozmuş, görev kurallarının “taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.” olduğunu belirtmiştir.

Yetki: kesin yetki ve kesin olmayan yetki

Yetki konusunda ayrım yapmak gerekir. HMK m. 19/1’e göre yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme yetkili olup olmadığını davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır. Kesin olmayan yetkide ise m. 19/2 ve m. 116’ya göre yetki itirazı bir ilk itirazdır, cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Davalı süresinde itiraz etmezse m. 19/4 uyarınca davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. Burada resen inceleme yoktur.

Kesin hüküm ve derdestlik

Aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı sebebe dayanan bir dava daha önce kesin hükme bağlanmışsa ikinci dava dinlenmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/8474, K. 2019/20120 sayılı kararında “Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır.” demiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2762, K. 2021/323 sayılı kararına göre kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi “ilk defa Yargıtayda ve hatta bozmadan sonra da ileri sürülebilir”.

Zorunlu arabuluculuk

Ticari alacak, tüketici, kira ve iş uyuşmazlıkları gibi birçok alanda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/217, K. 2025/888 sayılı kararında, tüketici işleminden doğan davada arabuluculuk şartı yerine getirilmeden dava açıldığı için davanın HMK m. 114/2 ve 115/1 uyarınca mahkemece kendiliğinden usulden reddedilmesini doğru bulmuştur.

Dava şartı eksikliğinin giderilip giderilemeyeceği de önemlidir. HMK m. 115/2’ye göre eksiklik giderilebilecek nitelikteyse mahkeme kesin süre verir; süre içinde tamamlanmazsa dava usulden reddedilir. Gider avansının eksik yatırılması tamamlanabilir; görevsizlik ya da kesin hüküm ise tamamlanamaz. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, esasa girilmeden fark edilmeyen ama hüküm anına kadar giderilmiş eksiklik nedeniyle davanın reddedilemeyeceğini düzenler.

Dava şartlarının resen gözetilmesi, davacı açısından yıllarca süren bir yargılamanın sonunda usulden ret riski demektir. Davanın doğru mahkemede, doğru tarafa karşı ve gerekli ön şartlar tamamlanarak açılıp açılmadığı dosyanın başında değerlendirilmelidir. Kendi dosyanızda hangi dava şartlarının arandığını öğrenmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Zamanaşımı resen dikkate alınır mı? Hak düşürücü süreden farkı

Zamanaşımı resen dikkate alınmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 161. maddesi, zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını açıkça düzenler. Hak düşürücü süre ise dava şartı niteliğindedir; mahkeme taraflar susmuş olsa bile dosyadan gördüğünde kendiliğinden gözetir. Bu fark, uygulamada en sık bozma sebeplerinden biridir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/855, K. 2020/1001 sayılı kararında farkı şöyle açıklamıştır: “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz ise de hak düşürücü süre mahkemece kendiliğinden gözetilir.” Aynı kararda, hak düşürücü sürenin dolmasının hakkın da ortadan kalkması sonucunu doğurduğu, zamanaşımının ise hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmıştır.

Bu ayrım uygulamada sık bozma sebebidir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9389, K. 2025/3715 sayılı kararında aktarılan bozma gerekçesine göre davalılar zamanaşımı def’inde bulunmamış, buna rağmen mahkeme davayı zamanaşımından reddetmiştir. Daire, “zamanaşımı def’i ileri sürülmemiş olmasına rağmen resen gözetilerek” verilen ret kararını doğru bulmamıştır.

Hak düşürücü sürede durum terstir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/3489, K. 2023/4782 sayılı kararında kadastro tespitine karşı on yıllık süre için “Hak düşürücü süre dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.” demiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/1256, K. 2024/3687 sayılı kararında aktarılan bozma ilamında ise bu sürelerin kamu düzenine ilişkin olduğu ve hâkimin hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate almasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Son karar, ilginç bir sonucu da gösterir: Hak düşürücü süre geçtikten sonra davalıların davayı kabul etmesi bile sonucu değiştirmemiştir. Çünkü ortada artık kabul edilebilecek bir hak kalmamıştır. Zamanaşımında ise borçlu def’iden vazgeçebilir; zamanaşımına uğramış borcu ödeyen kişi, ödediğini geri isteyemez. Ceza hukukunda tablo farklıdır: Dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı kamu düzenine ilişkin kabul edilir ve sanık ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. TBK m. 161’deki kural yalnızca özel hukuk alacakları içindir.

Ölçüt Zamanaşımı Hak düşürücü süre
Hukuki niteliği Def’i Dava şartı, itiraz
Resen dikkate alınır mı Hayır (TBK m. 161) Evet, her aşamada
Hakka etkisi Hak sürer, dava edilebilirlik zayıflar Hak sona erer
Taraf kabulü Def’iden vazgeçilebilir Kabul sonucu değiştirmez

Sayısal bir örnek farkı somutlaştırır: 2014’te doğan 250.000 TL’lik bir alacak için 2026’da dava açılmış olsun. Davalı cevap dilekçesinde zamanaşımından hiç söz etmezse hâkim süre dolmuş olsa bile alacağı inceler ve ispatlanırsa kabul eder. Aynı dava kadastro tespitine karşı on yıllık süre geçtikten sonra açılmış bir tapu iptal davası olsaydı, kimse itiraz etmese bile mahkeme davayı reddederdi.

Resen ne demektir: mahkemenin kendiliğinden gözettiği hususlar ile ancak taraf ileri sürerse dikkate alınan zamanaşımı ve yetki itirazı
Hukuk mahkemesinin resen gözettiği ve gözetemediği başlıca hususlar.

Resen araştırma ilkesi nedir?

Resen araştırma ilkesi, mahkemenin tarafların gösterdiği vakıa ve delillerle sınırlı kalmayıp uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü her türlü araştırmayı kendiliğinden yapmasıdır. Taraflarca getirilme ilkesinin karşıtıdır. İdari yargıda, ceza muhakemesinde, çekişmesiz yargı işlerinde ve çocukla ilgili aile hukuku uyuşmazlıklarında uygulanır. Hukuk davalarında ise ancak kanunun açıkça öngördüğü hâllerde geçerlidir.

Danıştay 3. Dairesi, E. 2019/5452, K. 2022/949 sayılı kararında ilkeyi şöyle tanımlamıştır: “Resen araştırma ilkesi, taraflarca öne sürülmese bile, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin her türlü araştırmanın mahkemece, kendiliğinden yapılmasını ifade etmektedir.”

Hukuk yargılamasında resen araştırma ilkesi istisnaidir ve ancak kanunun açıkça öngördüğü yerlerde uygulanır. HMK m. 385/2’ye göre çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir. Mirasçılık belgesi, gaiplik, vesayet ve isim değişikliği gibi işlerde hâkim, başvurucunun sunduğu belgelerle yetinmek zorunda değildir; nüfus kayıtlarını, sağlık raporlarını ve kurum yazılarını kendisi getirtebilir. Vesayet ve kısıtlılık işlerinde kişinin durumu, mirasçılık belgesinde mirasçılar ve payları kendiliğinden araştırılır. Uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi, hizmet tespiti ve kadastro davaları gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren davalarda da mahkemelerin kayıtları kendiliğinden getirtmesi beklenir.

Resen araştırma ile resen gözetme farklıdır. Hukuk mahkemesi dava şartlarını resen gözetir; ama bu, dava şartları dışındaki konularda delil toplayacağı anlamına gelmez. Bu yüzden boşanma davasında kusur için tanık listesini taraf vermek zorundadır; HMK m. 240’a göre listede gösterilmemiş kişiler tanık olarak dinlenemez. Aynı davada çocuğun velayeti konusunda ise hâkim sosyal inceleme raporu aldırabilir. Resen araştırmanın geçerli olduğu konularda tanık listesinin süresinde verilmemesinin, mahkemenin gerekli gördüğü kişiyi dinlemesine engel olup olmadığı tartışmalıdır; bu noktada her davada aynı sonucu veren tek bir kural bulunmamaktadır.

Soybağı davaları bu kuralın en açık örneğidir. TMK m. 284’e göre soybağına ilişkin davalarda hâkim maddi olguları re’sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. Babalık davasında taraflar DNA incelemesi istemese bile mahkeme bu incelemeyi kendiliğinden yaptırabilir; davalı incelemeye rıza göstermezse hâkim durumu onun aleyhine değerlendirebilir.

Resen başvurulan delillerin giderini kim öder?

Kural olarak delil avansını, delili isteyen taraf yatırır (HMK m. 324). Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde ise HMK m. 325 özel bir düzen getirir: Hâkimin resen başvurduğu deliller için gereken giderin bir haftalık süre içinde taraflardan biri ya da belirlenecek oranda ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Süre içinde avans yatırılmazsa gider, ileride ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden karşılanır. Bu nedenle resen araştırma, gider yatırılmadı diye yarım bırakılmaz.

Bilirkişi ve keşif: talep üzerine veya resen

HMK m. 266’ya göre mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde taraflardan birinin talebi üzerine “yahut kendiliğinden” bilirkişi görüşü alınmasına karar verir. HMK m. 288/2’ye göre keşif kararı da sözlü yargılamaya kadar talep üzerine veya resen alınır. Bu iki madde, taraflarca getirilme ilkesinin içinde hâkime tanınmış resen alanlardır.

Aile hukukunda resen kararlar: velayet, nafaka ve geçici önlemler

Aile hukuku, resen kararların en sık görüldüğü alandır. TMK m. 169’a göre boşanma davası açılınca hâkim eşlerin barınması, geçimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri resen alır. TMK m. 182 uyarınca velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi ile çocuğa iştirak nafakası da talep olmasa bile karara bağlanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6740, K. 2026/1693 sayılı kararında “İştirak nafakası çocuğun üstün yararını yakından ilgilendirir. Bu sebeple talep edilmese dahi mahkemece resen hükmedilebilir.” demiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9117, K. 2025/5261 sayılı kararında ise yargılama sürerken doğan ortak çocuk için talep olmadığı gerekçesiyle iştirak nafakası takdir edilmemesini bozma sebebi saymıştır. Çocuğun üstün yararının velayet kararlarında nasıl değerlendirildiği çocuğun üstün yararı ilkesi ve velayet yazısında ayrıca incelenmiştir.

Bu kuralın önemli bir sınırı vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1894, K. 2019/918 sayılı kararında aktarılan görüşe göre resen hükmetme yetkisi boşanma davası ile birlikte velayetin düzenlendiği hâl için geçerlidir. Boşanmadan sonra ayrıca açılan davalarda istem yoksa veya açıkça istenmediği belirtilmişse iştirak nafakasına resen hükmedilemez. Bağımsız nafaka davası, genel kurala, yani talebe bağlıdır.

Boşanma davası sürerken eşler için hükmedilen tedbir nafakası da TMK m. 169’daki geçici önlemlerin bir parçasıdır. Tedbir nafakasının şartları ve miktarının nasıl belirlendiği tedbir nafakası yazısında ele alınmıştır. Yoksulluk nafakası ise farklıdır: Boşanma sonrası için talep edilmelidir; hâkim kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmetmez.

Aile hukukunda resen işlem yalnızca hâkime ait değildir. TMK m. 146’ya göre mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılır; ilgisi olan herkes de bu davayı açabilir. Evlenme engeline rağmen yapılmış bir evliliği öğrenen savcının dava açması bir takdir değil görevdir. TMK m. 346 da çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğünde ana ve babanın çare bulamadığı hâllerde hâkimin çocuğun korunması için uygun önlemleri alacağını düzenler.

TMK m. 184 boşanma yargılamasına özgü kurallar getirir ve taraflarca getirilme ilkesini bazı yönlerden yumuşatır. Hâkim, boşanma sebebi olan olgulara vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların bu konudaki ikrarları hâkimi bağlamaz; hâkim bu olgular hakkında “gerek re’sen, gerek istem üzerine” taraflara yemin öneremez. Kanunun “re’sen” kelimesini burada bir yasakla birlikte kullanması dikkat çekicidir. Boşanma yargılamasının genel akışı boşanma davası başlıklı yazıda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

İdari yargıda resen araştırma ilkesi (İYUK m. 20)

İdari yargının temel usul ilkesi resen araştırmadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesine göre Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkeme gerekli gördüğü belgeyi taraflardan ve ilgili kurumlardan isteyebilir.

İdari yargıda bu ilkenin benimsenmesinin nedeni tarafların eşit olmamasıdır. Bir yanda belgelerin tamamını elinde tutan idare, öbür yanda işlemden etkilenen birey vardır. Danıştay 5. Dairesi, E. 2022/3315, K. 2025/6042 sayılı kararında işlemin sebebini ortaya koyma yükümlülüğünün öncelikle idareye ait olduğunu, ama mahkemenin de İYUK m. 20 uyarınca her türlü araştırmayı yapmasının “olayın niteliğine göre gerekli” olduğunu belirtmiştir.

Danıştay 8. Dairesi, E. 2022/2927, K. 2024/436 sayılı kararı somut bir örnektir. Yatay geçişte sunulan bir sınav belgesinin doğruluğundan şüphelenilmiş, ama ne idare ne de mahkeme belgeyi veren kuruma sormuştur. Danıştay, İYUK m. 20’deki re’sen araştırma ilkesi uyarınca belgenin doğruluğunun ilgili merciler aracılığıyla araştırılması gerektiğine karar vermiştir.

İYUK m. 31 de resen işleme örnek verir: İdari yargıda davanın ihbarı, Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re’sen yapılır. Hukuk yargılamasında davanın ihbarı tarafın işi iken idari yargıda mahkemenin görevidir. Resen araştırma ilkesi, davacının hiç delil göstermeden dava açabileceği anlamına gelmez; iddianın dayanağını göstermek yine davacıdan beklenir.

Resen araştırmanın bir sınırı da İYUK m. 2/2’dedir: İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlıdır; idari mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar veremez. Mahkeme her türlü belgeyi kendiliğinden isteyebilir, ama ulaştığı bilgiyle işlemin isabetli olup olmadığını değil, hukuka uygun olup olmadığını değerlendirir.

Ceza muhakemesinde resen ne demektir?

Ceza muhakemesinde resen, suçun kamu adına ve kimsenin şikâyetine gerek olmadan soruşturulması ve kovuşturulmasıdır. Kural olarak suçlar resen takip edilir; yalnızca kanunda açıkça şikâyete bağlandığı belirtilen suçlar mağdurun istemine bağlıdır. Mahkeme de maddi gerçeği bulmak için kendiliğinden delil araştırabilir. Bu yönüyle ceza muhakemesi, hukuk yargılamasından belirgin biçimde ayrılır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/231, K. 2024/325 sayılı kararında “Ceza muhakemesi hukukumuzda kural olarak suçlar resen soruşturulur ve kovuşturulur.” demiş ve ölçütü de vermiştir: “Bir suç hakkında ilgili kanunda şikâyetle ilgili bir düzenleme yoksa o suçun resen takibi gereken suç olduğu anlaşılır.” Aynı kararda, bir suçun temel şeklinin şikâyete bağlı olmasının nitelikli hâllerinin de şikâyete bağlı olduğu anlamına gelmediği belirtilmiştir.

Resen takip edilen suçlar ile şikâyete bağlı suçlar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 73. maddesine göre şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma yapılamaz. Hakaret suçu için ayrıca, şikâyet süresinin fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyeceği kuralı getirilmiştir. Şikâyetten vazgeçme de kural olarak davayı düşürür. Resen takip edilen suçlarda ise bu kuralların hiçbiri işlemez.

Aynı suçun bir hâli şikâyete bağlı, başka bir hâli resen takip edilebilir. Hakaret suçu bunun iyi bir örneğidir: TCK m. 131/1’e göre hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır; ancak kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret bu kuralın dışındadır ve resen takip edilir. Kasten öldürme, yağma, nitelikli cinsel saldırı ve cinsel tacizin nitelikli hâlleri de kanunda şikâyet şartı öngörülmediği için resen takip edilen suçlar arasındadır. Bir suçun hangi gruba girdiği her olayda ilgili suç maddesi okunarak belirlenmelidir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/13094, K. 2024/9857 sayılı kararında, nitelikli cinsel saldırı suçunun re’sen takibi gerektiğini, mağdurenin şikâyetinden vazgeçmesi üzerine kamu davasının düşmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/544, K. 2024/38 sayılı kararında da TCK m. 105/2’deki cinsel taciz suçunun nitelikli hâllerinin şikâyete bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Bu ayrımın cinsel taciz suçundaki sonuçları cinsel taciz suçu ve cezası yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Ölçüt Resen takip edilen suç Şikâyete bağlı suç
Soruşturmanın başlaması Savcı öğrendiği anda başlar (CMK m. 160) Mağdurun şikâyeti gerekir
Süre Yalnız dava zamanaşımı Altı ay şikâyet süresi (TCK m. 73/1)
Şikâyetten vazgeçme Davayı düşürmez Kural olarak davayı düşürür (TCK m. 73/4)
Belirleme ölçütü Kanunda şikâyet hükmü yok Kanunda açıkça şikâyete bağlanmış

Maddi gerçeğin resen araştırılması

CMK m. 160’a göre Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar ve şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/22, K. 2020/413 sayılı kararında maddi gerçeğe ulaşmak için “ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.” demiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/540, K. 2025/264 sayılı kararında aktarılan doktrin görüşüne göre de mahkeme ileri sürülen delillerle bağlı değildir, “kendiliğinden delil araştırabilir”.

Bu ilke savcılık aşamasında da işler. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/5501, K. 2024/7951 sayılı kararında, şüphelinin beyanında adı geçen kişinin dinlenmediği, bağlantılı soruşturma dosyasının getirtilmediği bir dosyada eksik soruşturmaya dayanılarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı hukuka aykırı bulmuş; delillerin resen ve etraflıca araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Ceza hâkiminin kovuşturma aşamasında taraflarca istenmeyen bir delili kendiliğinden toplayıp toplayamayacağı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüş, maddi gerçeğe ulaşma amacının hâkime bu yetkiyi verdiğini savunur. Karşı görüş, CMK’da bu yönde açık bir yetki hükmü bulunmadığını, hâkimin delil arayan bir konuma geçmesinin tarafsızlığını zedeleyebileceğini ileri sürer. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yukarıda anılan 2025 tarihli kararında aktardığı görüşlerle mahkemenin delillerle bağlı olmadığı yaklaşımını benimsemektedir; tartışma ise sona ermiş değildir.

Vergi hukukunda resen vergi tarhı (VUK m. 30)

Resen vergi tarhı, vergi matrahının defter, kayıt ve belgelere dayanılarak tespit edilemediği hâllerde, takdir komisyonunca takdir edilen ya da vergi inceleme raporunda belirtilen matrah üzerinden vergi tarh edilmesidir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesi bu yöntemi ve hangi hâllerde uygulanacağını sayar.

VUK m. 30’a göre resen tarh sebepleri şunlardır: beyannamenin kanuni süresinde verilmemesi; beyannamede matraha ilişkin bilgilerin gösterilmemesi; tutulması zorunlu defterlerin tutulmaması, tasdik ettirilmemesi ya da incelemeye yetkili kişilere ibraz edilmemesi; kayıtların matrahın doğru tespitine imkân vermeyecek kadar eksik ve karışık olması; defter veya beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması; yeminli mali müşavir imzası veya tasdik raporu yükümlülüğünün yerine getirilmemesi.

Danıştay bu yönteme sıkı bir usul şartı bağlamıştır. Danıştay 9. Dairesi, E. 2023/1017, K. 2023/1256 sayılı kararına göre re’sen tarhiyat yapılabilmesi için öncelikle re’sen tarh nedeninin vergi inceleme raporu veya takdir komisyonu kararıyla tespit edilmesi gerekir. Danıştay 3. Dairesi, E. 2024/4666, K. 2024/6914 sayılı kararında da “re’sen takdir olunmuş bir matrah veya matrah farkının varlığı gereklidir.” denmiştir.

Vergi hukukundaki “resen” kelimesi, mahkemeninkinden farklı bir işlev görür: Burada kendiliğinden hareket eden makam mahkeme değil idaredir ve vergi, mükellefin beyanı yerine idarenin takdiriyle belirlenir. Sahte fatura kullanımı iddiasıyla yapılan tarhiyatlarda resen tarh, ceza yargılamasıyla birlikte yürür; bu sürecin ceza boyutu VUK 359 sahte fatura davasında savunma yazısında anlatılmıştır.

Resen tarh, vergi idaresine sınırsız yetki vermez. Beyannamede matraha ilişkin bilgilerin gösterilmemesi hâlinde, VUK m. 30’a göre mükellefe takdir komisyonu tarafından 15 günden az olmamak üzere süre verilerek bilgi vermeye ve defterlerini ibraz etmeye davet edilmesi gerekir. Mükellef defterlerini sunarsa takdir edilen matrah, defter kayıtlarına göre bulunacak miktarı aşamaz. Vergi davasında mahkeme de İYUK m. 20 uyarınca tarhiyatın dayanağını kendiliğinden inceler.

Resen terk ve resen terkin

Vergi hukukunda resen tarh ile karıştırılan bir kavram da resen terk ya da mükellefiyetin resen terkinidir. VUK m. 160’a göre işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi, yapılan yoklamalarda bilinen adreslerinde bulunamaması veya yalnızca sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet açtırdığının inceleme raporuyla tespit edilmesi hâlinde mükellef işi bırakmış sayılır ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir. Kaydın terkini, önceki dönemlere ait yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

Ticaret sicilinden şirket kaydının silinmesi ise ayrı bir kurumdur ve kendi özel kanununa tabidir. Vergi kaydının resen kapatılması şirketin tüzel kişiliğini sona erdirmez; ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin vergi kaydının da ayrıca kapatılması gerekir. İki işlem aynı kelimeyle anılsa da sonuçları farklıdır.

Resen tarhiyata karşı mükellefin başvuru yolları kapalı değildir. İhbarnamenin tebliğinden sonra vergi mahkemesinde dava açılabilir; kanunun öngördüğü hâllerde dava açmadan önce idareyle uzlaşma yoluna da gidilebilir. Uzlaşma ile dava arasındaki tercih, sürelerin işleyişi ve ceza indirimi bakımından sonuç doğurur; bu yüzden ihbarname geldiği anda süreler takvime işlenmelidir.

İcra hukukunda kamu düzeni ve süresiz şikâyet

İcra hukukunda resen kavramı, kamu düzenine aykırı işlemlerle ilgili olarak gündeme gelir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesine göre icra işlemlerine karşı şikâyet kural olarak yedi gün içinde yapılır; ancak kamu düzenine aykırı işlemler süresiz şikâyete tabidir. Bu aykırılıkların icra mahkemesince kendiliğinden gözetilip gözetilmeyeceği tartışmalıdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/4307, K. 2024/1104 sayılı kararında, mirasçılar aleyhine mirası ret süresi dolmadan başlatılan takipte İİK m. 53’e aykırılığın kamu düzenine ilişkin olduğunu ve bölge adliye mahkemesince re’sen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Aynı Daire, E. 2025/6628, K. 2025/6176 sayılı kararında ise başka bir kamu düzeni meselesi için farklı bir yaklaşıma yer vermiştir: “Dairemizce bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu ve süresiz şikayete tabi olduğu kabul edilmekte ancak bu hususun kendiliğinden mahkemece dikkate alınmayacağı görüşündedir”. Ölen kişi aleyhine ve mirasçılar hakkında takibin hangi şartlarla yapılabileceği, müteveffa ne demek sorusunu ele alan yazıda ayrıca incelenmiştir.

Bu iki karar, “kamu düzenine ilişkin” olmanın her zaman “resen gözetilir” anlamına gelmediğini gösterir. Kamu düzenine aykırılık, şikâyetin süreye bağlı olmamasını sağlar; ama mahkemenin şikâyet edilmeyen bir konuyu kendiliğinden ele alıp almayacağı her meselede ayrıca değerlendirilir. Bu noktada net ve tek bir kural bulunmamaktadır.

İdari işlemlerde resen kullanım: emeklilik, atama, terkin ve tescil

İdare hukukunda resen kelimesi, idarenin ilgilinin başvurusu olmadan, kanundan doğan yetkisiyle kendiliğinden işlem yapmasını anlatır. Resen emekliye sevk, resen atama, resen terkin, resen tescil ve resen kayıt bu kullanımın yaygın örnekleridir. Bu işlemler de idari işlemdir ve yargı denetimine tabidir.

Resen emeklilik: Kanunda öngörülen yaş sınırına gelen ya da sağlık nedeniyle görevini yapamayacak duruma düşen memurun, kendisi başvurmadan kurumu tarafından emekliye sevk edilmesidir. Kendi isteğiyle emekliliğin karşıtıdır. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 40. maddesine göre iştirakçilerin görevleriyle ilişiklerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurdukları tarihtir; üniversite öğretim üyelerinde bu yaş 67’dir. Bu yaşa gelen memurun görevi, başvurusu beklenmeden sona erdirilir. Emeklilik hakkının kişinin talebine bağlı olduğu durumlarda ise idarenin kişiyi kendiliğinden emekliye ayırması hukuka aykırılık iddiasıyla dava konusu yapılabilir.

Resen disiplin soruşturması: Kamu görevlisi hakkında disiplin amirinin bir şikâyet olmadan, öğrendiği bir olay üzerine kendiliğinden inceleme ve soruşturma başlatmasıdır. Bu soruşturma ceza soruşturmasından bağımsız yürür.

Resen atama: Kamu görevlisinin, kendi tayin talebi olmadan, idarenin hizmet gereği değerlendirmesiyle başka bir yere ya da göreve atanmasıdır. Bu tür atamalarda idarenin takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır; işlem idare mahkemesinde iptal davasına konu olabilir.

Resen terkin: Bir sicildeki kaydın ilgilinin talebi olmadan, sicili tutan makamca silinmesidir. Faaliyeti sona erdiği tespit edilen mükellefin vergi kaydının vergi dairesince kapatılması ya da ticaret sicilinde kanunun öngördüğü hâllerde şirket kaydının silinmesi bu kapsamdadır.

Resen tescil: Kayıt yükümlüsü kişi başvurmasa bile idarenin kaydı kendiliğinden açmasıdır. Sigortasız çalıştırıldığı tespit edilen işçinin sosyal güvenlik kurumu tarafından sigortalı olarak tescil edilmesi tipik örnektir. Hangi hâlde resen işlem yapılabileceği her alanın kendi özel kanununda düzenlenir.

Resen işleme karşı ne yapılabilir?

Resen yapılan bir işlem, ilgilinin talebiyle yapılmamış olsa da hukuka uygunluk denetiminin dışında değildir. Mahkemenin resen verdiği karara karşı istinaf ve temyiz, idarenin resen işlemine karşı itiraz ve iptal davası, resen tarhiyata karşı uzlaşma ve vergi davası açılabilir. Süreler kural olarak işlemin tebliğinden başlar.

Uygulamada en sık sorulan sorulardan biri, e-Devlet ya da UYAP ekranında bir işlemin yanında “resen” ibaresinin görülmesidir. Bu ibare, işlemin bir başvuru üzerine değil, kurumun ya da mahkemenin kendiliğinden yaptığı bir işlem olduğunu gösterir. Resen açılan bir sigortalılık kaydı, resen düzeltilen bir adres kaydı veya mahkemenin resen gönderdiği bir müzekkere bu şekilde görünür. İbare, tek başına aleyhe bir işlem yapıldığı anlamına gelmez.

Resen tebligat da sık karşılaşılan bir ifadedir. Mahkemenin ara kararlarının, bilirkişi raporlarının ya da kararların taraflara tebliği, çoğu zaman tarafların ayrıca istemesine gerek kalmadan mahkemece yaptırılır. Tebligatın hangi yolla yapılacağı da kanun ve yönetmelikte belirlenen hâllerde makamca kendiliğinden belirlenir.

Resen işleme itiraz ederken dikkat edilecek nokta, işlemin dayandığı kanun hükmünün ve resen işlem yapma şartlarının gerçekten oluşup oluşmadığıdır. Resen vergi tarhında sebep tespitinin rapor veya takdir komisyonu kararıyla yapılmadığı, resen atamada hizmet gereğinin somut olarak gösterilmediği, resen emeklilikte kanuni şartın bulunmadığı itirazları bu açıdan önem taşır.

Resen yetkinin amacı, yararları ve eleştirileri

Resen yetki, tarafların iradesine bırakılamayacak kamu yararını, zayıf tarafı ve maddi gerçeği korumak için tanınır. Görev ve kesin hüküm gibi kurallar yargının düzenini; çocuğa ilişkin kararlar korunmaya muhtaç kişiyi; ceza muhakemesindeki resen soruşturma toplumun suç karşısında korunmasını amaçlar. Yetki kural olarak bağlı yetkidir.

Bağlı yetki, makamın şartlar oluştuğunda işlemi yapmak zorunda olması demektir. Dava şartı eksikliğini gören hukuk hâkimi “bu konuyu görmezden geleyim” diyemez; suçun işlendiğini öğrenen savcı soruşturma başlatmak zorundadır. Bazı resen yetkiler ise takdirlidir: HMK m. 266 ve 288’de bilirkişi ve keşif kararı, hâkimin gerekli görmesine bağlıdır.

Resen yetkinin eleştirilen yönü tarafsızlıktır. Hâkim bir taraf lehine sonuç doğuracak delili kendiliğinden toplarsa öbür taraf açısından hâkimin rolü değişmiş olur. Bu yüzden hukuk yargılamasında resen alan dar tutulmuş, ceza muhakemesinde ise resen delil araştırmasının sınırları tartışılmaya devam etmektedir. Resen işlemlerin yargılamayı uzatabileceği ve öngörülebilirliği azaltabileceği de ileri sürülen eleştiriler arasındadır.

Resen kararın sınırları: hâkim neleri kendiliğinden yapamaz?

Resen yetki, kanunun açıkça tanıdığı alanla sınırlıdır. Hukuk hâkimi talep olmadan dava açamaz, talep edilenden fazlasına hükmedemez, taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları ekleyemez, kural olarak kendiliğinden delil toplayamaz ve zamanaşımı ile kesin olmayan yetkiyi kendiliğinden gözetemez. Bu sınırlar HMK m. 19, 24, 25, 26 ve TBK m. 161’de yer alır.

Sınırların ihlali de bozma sebebidir. Talep edilen 100.000 TL yerine 120.000 TL’ye hükmeden ya da davacının istemediği bir tazminat kalemine karar veren mahkeme HMK m. 26’ya aykırı davranmış olur. Davalının ileri sürmediği zamanaşımıyla davayı reddeden mahkeme TBK m. 161’i ihlal eder. Her iki durumda da hâkim, kendisine tanınmayan bir resen yetkiyi kullanmıştır.

Resen yetkinin bir diğer sınırı da tarafların davaya sonradan kişi ekleme taleplerinde görülür. Hâkim, dava dilekçesinde gösterilmeyen bir kişiyi kendiliğinden davalı yapamaz; zorunlu dava arkadaşlığı gibi istisnalar dışında taraf, davacının iradesiyle belirlenir. Bu sorunun uygulamadaki görünümü dahili davalı yazısında ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Hâkimin resen yapabildikleri Hâkimin resen yapamadıkları
Hukuku uygulamak ve nitelendirmek (HMK m. 33) Talep olmadan dava incelemek (HMK m. 24)
Dava şartlarını araştırmak (HMK m. 115) Söylenmeyen vakıayı dikkate almak (HMK m. 25/1)
Kesin yetkiyi incelemek (HMK m. 19/1) Kesin olmayan yetkiyi incelemek (HMK m. 19/2)
Bilirkişi ve keşif kararı (HMK m. 266, 288) Kendiliğinden delil toplamak (HMK m. 25/2)
Hak düşürücü süreyi gözetmek Zamanaşımını gözetmek (TBK m. 161)
Çocuk için velayet ve iştirak nafakası (TMK m. 182) Talepten fazlasına hükmetmek (HMK m. 26)

Resen gözetilmesi gereken bir husus atlanırsa ne olur?

Mahkeme resen gözetmesi gereken bir hususu atlarsa bu durum kanun yolunda ileri sürülebilir ve bozma ya da kaldırma sebebi olur. HMK m. 355’e göre bölge adliye mahkemesi istinaf incelemesini dilekçedeki sebeplerle sınırlı yapar; ama kamu düzenine aykırılık gördüğünde bunu resen gözetir. Yargıtay da dava şartı eksikliğini kendiliğinden inceler.

Bunun önemli bir sonucu vardır: Resen gözetilen hususlarda tarafın “ilk derece mahkemesinde ileri sürmedim” diye bir hak kaybı yaşaması kural olarak gündeme gelmez. Görev, kesin hüküm ya da hak düşürücü süre ilk kez istinaf veya temyiz aşamasında dile getirilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yukarıda anılan kararında da kesin hüküm itirazının bozmadan sonra bile ileri sürülebileceği kabul edilmiştir.

Def’i niteliğindeki savunmalarda durum tam tersidir. Zamanaşımı def’i ilk derece mahkemesinde süresinde ileri sürülmemişse istinafta ilk kez ileri sürülmesi kural olarak sonuç doğurmaz. Bu yüzden cevap dilekçesi hazırlanırken hangi savunmanın def’i, hangisinin itiraz olduğu ayrımı dikkatle yapılmalıdır.

Bu ayrım, usul hatası nedeniyle yıllarca süren bir davanın baştan görülmesine yol açabilir. Kira alacağı için tüketici mahkemesinde açılan bir dava örnek verilebilir: Dava üç yıl sürmüş, alacak kabul edilmiş, ama Yargıtay görev kuralını resen gözeterek kararı bozmuştur. Davacı aynı uyuşmazlığı sulh hukuk mahkemesinde yeniden görmek zorunda kalır. Sürelerin ve usul şartlarının dosyaya özgü değerlendirilmesi gerekir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Uygulamada resen kelimesinin geçtiği kalıplar

Resen kelimesi mahkeme kararlarında, tutanaklarda ve resmî yazışmalarda belirli kalıplar içinde kullanılır. “Resen gözetilir”, “resen araştırılır”, “resen dikkate alınır”, “resen karar verilmesine”, “resen tarh edilen”, “resen emekliye sevk” ve “resen terkin” en sık karşılaşılan ifadelerdir. Her kalıp, işlemi yapan makamın inisiyatifini anlatır.

Kalıp Anlamı Dayanak
Resen gözetilir Taraf ileri sürmese de dikkate alınır HMK m. 115
Resen uygular Hukuk kuralını hâkim kendisi bulur HMK m. 33
Resen araştırma Mahkeme kendisi delil toplar İYUK m. 20, HMK m. 385/2
Geçici önlemleri re’sen alır Boşanmada tedbirler talep beklemez TMK m. 169
Resen takip edilen suç Şikâyet aranmadan soruşturulur CMK m. 160
Re’sen vergi tarhı Matrah idarece takdir edilir VUK m. 30
Davanın re’sen ihbarı İhbarı mahkeme yapar İYUK m. 31

Bir dilekçede “hususun mahkemenizce resen gözetilmesini talep ederiz” ifadesine sık rastlanır. Kelimenin anlamı gereği bu cümle küçük bir çelişki taşır: Resen gözetilecek bir konu için talep gerekmez. Yine de bu ifade zararsızdır ve hâkimin dikkatini dosyadaki belirli bir noktaya çekmek için kullanılır. Resen gözetilen bir konuyu dilekçede ayrıca ileri sürmek, mahkemenin onu gözden kaçırma riskini azaltır.

Resen kavramında sık yapılan yanlışlar

En yaygın yanlış, “kamu düzenine ilişkin her konu resen gözetilir” ve “hâkim her şeyi kendiliğinden araştırır” düşüncesidir. Hukuk yargılamasında resen alan sınırlıdır; zamanaşımı, kesin olmayan yetki ve talep edilmeyen alacak kalemleri hâkimin kendiliğinden ele alabileceği konular değildir. İcra hukukunda kamu düzeni meselesinde de Yargıtay görüşleri tek yönlü değildir.

İkinci yanlış, resen kelimesinin “zorla” ya da “cezai olarak” anlamına geldiğinin düşünülmesidir. Resen emeklilik ya da resen atama ilgili kişinin aleyhine sonuç doğurabilir; ama kelimenin kendisi yaptırım değil, yalnızca işlemin başvuru olmadan yapıldığını anlatır. Resen vergi tarhı da ceza değildir; vergi ziyaı cezası tarhiyata ayrıca eklenir.

Üçüncü yanlış, bir konunun resen gözetileceğine güvenip onu dilekçede hiç ileri sürmemektir. Mahkemeler de hata yapabilir. Görevsizlik, kesin hüküm ya da hak düşürücü süre gibi savunmaların cevap dilekçesinde açıkça yazılması, hem ilk derece mahkemesinin hem de kanun yolu merciinin konuyu atlamamasını sağlar.

Dördüncü yanlış, idari yargıdaki resen araştırma ilkesinin davacıyı ispat yükünden tamamen kurtardığının düşünülmesidir. İdare mahkemesi belgeleri kendiliğinden ister; ama davacının iddiasını somutlaştırması, dayandığı belgeleri ve hangi kurumda hangi kaydın bulunduğunu göstermesi davanın yönünü belirler. Resen araştırma, eksik bırakılmış bir dilekçeyi tamamlamak için değil, gerçeği ortaya çıkarmak için vardır.

Genel değerlendirme

Resen, kimsenin talebini beklemeden, kanunun verdiği yetkiyle kendiliğinden işlem yapmak demektir. Hukuk yargılamasında istisna, idari yargı ve ceza muhakemesinde ise kuraldır. Hangi konunun resen gözetileceği bağlı olunan usul kanununa, işlemin niteliğine ve kamu düzeniyle ilişkisine göre belirlenir; tek bir genel liste yoktur.

Pratik açıdan akılda tutulması gereken birkaç nokta vardır. Hâkim hukuku resen uygular, ama olayları taraflar getirir. Dava şartları, görev, kesin hüküm ve hak düşürücü süre her aşamada gözetilir; zamanaşımı ve kesin olmayan yetki ise ancak süresinde ileri sürülürse dikkate alınır. Boşanmada çocuğa ilişkin kararlar talep beklemez; bağımsız nafaka davası ise talebe bağlıdır.

Resen gözetilecek bir konunun dosyada atlanması bozma sebebidir; def’i niteliğindeki bir savunmanın süresinde ileri sürülmemesi ise çoğu zaman telafi edilemeyen bir kayıptır. Dilekçenin hangi savunmayı içermesi gerektiği dosyanın kendi koşullarına göre değişir. Kendi davanızda bu ayrımın nasıl uygulanacağını değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

50 soruda resen kavramı

Uygulamada resen kavramı konusunda en sık karşılaşılan sorular ve bunlara ilişkin cevaplar aşağıda yer almaktadır. Cevapların ilk cümlesi sorunun kısa yanıtını verir; ardından ilgili kanun maddesi ve gerektiğinde Yargıtay veya Danıştay kararı belirtilir. Ayrıntılı açıklamalar için yukarıdaki ilgili başlıklara ayrıca bakabilirsiniz.

1. Resen ne demek?
Resen, kendiliğinden ve kimsenin talebi olmadan, doğrudan doğruya yapılan işlem demektir. Hukukta mahkemenin veya idarenin kanunun verdiği yetkiyle talep beklemeden işlem yapmasını anlatır.

2. Re’sen ne demek?
Re’sen, resen kelimesinin kesme işaretli eski yazımıdır ve aynı anlama gelir. TMK m. 169 ve VUK m. 30 gibi eski tarihli kanunlarda bu yazım kullanılır.

3. Resen kelimesinin kökeni nedir?
Kelime Arapça baş anlamındaki ra’s sözcüğünden türemiştir. Osmanlı Türkçesinde bizzat ve doğrudan doğruya anlamında kullanılmıştır.

4. Resen mi re’sen mi yazılır?
Güncel yazımda kesme işaretsiz resen biçimi yaygındır. HMK m. 33 bu biçimi kullanır; re’sen yazımı da yanlış sayılmaz ve anlam farkı yoktur.

5. Resen kelimesinin Türkçe karşılığı nedir?
Türkçe karşılığı kendiliğindendir. HMK m. 115 ve TBK m. 161 gibi yeni kanunlar çoğu zaman kendiliğinden kelimesini tercih eder.

6. Resen karar ne demek?
Resen karar, taraflardan biri istemeden mahkemenin kendi inisiyatifiyle verdiği karardır. Boşanmada talep olmadan hükmedilen iştirak nafakası buna örnektir (TMK m. 182).

7. Resen gözetilir ne anlama gelir?
Resen gözetilir, bir hususun taraflar ileri sürmese de mahkemece dikkate alınacağı anlamına gelir. Dava şartları HMK m. 115 uyarınca bu şekilde incelenir.

8. Resen araştırma ilkesi nedir?
Resen araştırma ilkesi, mahkemenin tarafların delilleriyle sınırlı kalmayıp gerekli gördüğü her araştırmayı kendiliğinden yapmasıdır. İdari yargıda İYUK m. 20’ye dayanır.

9. Resen ile kendiliğinden arasında fark var mı?
Hayır, ikisi aynı anlamdadır. Kanun koyucu kimi maddelerde resen, kimi maddelerde kendiliğinden kelimesini kullanır.

10. Resenin zıt anlamlısı nedir?
Resenin karşıtı talep üzerine, istem üzerine veya başvuru üzerine ifadeleridir. HMK m. 288/2 iki ifadeyi talep üzerine veya resen biçiminde birlikte kullanır.

11. Hâkim Türk hukukunu resen uygular ne demek?
Hâkimin uygulanacak kanun maddesini taraflardan beklemeden kendisinin bulması demektir. HMK m. 33’e göre hukuki nitelendirme hâkime, olayları anlatmak taraflara aittir.

12. Dilekçede yanlış kanun maddesi yazarsam davam reddedilir mi?
Hayır, yanlış madde gösterilmesi tek başına ret sebebi değildir. HMK m. 33 uyarınca hâkim doğru hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygular.

13. Hâkim kendiliğinden delil toplayabilir mi?
Hukuk davalarında kural olarak toplayamaz. HMK m. 25/2’ye göre kanunla belirtilen durumlar dışında hâkim kendiliğinden delil toplayamaz; bilirkişi ve keşif bunun istisnalarıdır.

14. Hâkim talep edilenden fazlasına karar verebilir mi?
Hayır, veremez. HMK m. 26’ya göre hâkim talep sonucuyla bağlıdır; fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre daha azına karar verebilir.

15. Dava şartları resen gözetilir mi?
Evet, gözetilir. HMK m. 115/1’e göre mahkeme dava şartlarının bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.

16. Hangi konular dava şartıdır?
HMK m. 114’e göre yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki, taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, vekâletname, gider avansı, teminat, hukuki yarar, derdestlik ve kesin hüküm dava şartıdır.

17. Görevsizlik resen gözetilir mi?
Evet, gözetilir. HMK m. 1’e göre göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir ve mahkeme görevli olup olmadığını her aşamada kendiliğinden inceler.

18. Yetkisizlik resen gözetilir mi?
Yalnızca kesin yetki hâllerinde gözetilir. HMK m. 19/2’ye göre kesin olmayan yetkide itiraz cevap dilekçesinde ileri sürülmezse mahkeme yetkili hâle gelir.

19. Kesin hüküm resen dikkate alınır mı?
Evet, alınır. Kesin hüküm HMK m. 114/1-i’de sayılan bir dava şartıdır ve Yargıtay’a göre ilk kez Yargıtay aşamasında bile ileri sürülebilir.

20. Zamanaşımı resen dikkate alınır mı?
Hayır, alınmaz. TBK m. 161’e göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.

21. Hak düşürücü süre resen dikkate alınır mı?
Evet, alınır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre hak düşürücü süre mahkemece kendiliğinden gözetilir ve dolması hakkı ortadan kaldırır.

22. Zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki fark nedir?
Zamanaşımı bir def’idir ve yalnızca ileri sürülürse dikkate alınır (TBK m. 161). Hak düşürücü süre ise dava şartı niteliğindedir, resen gözetilir ve hakkı sona erdirir.

23. Def’i ile itiraz arasındaki fark nedir?
Def’i yalnızca taraf ileri sürerse dikkate alınan savunmadır; itiraz ise taraf ileri sürmese de hâkimin dosyadan gördüğünde kendiliğinden gözettiği savunmadır.

24. Mahkeme zamanaşımını kendiliğinden uygularsa ne olur?
Karar bozulur. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9389 sayılı kararında aktarıldığı üzere def’i ileri sürülmeden zamanaşımıyla verilen ret kararı hukuka aykırıdır (TBK m. 161).

25. Boşanmada iştirak nafakasına resen hükmedilir mi?
Evet, hükmedilebilir. TMK m. 182 kapsamında çocuğun üstün yararı gereği iştirak nafakasına talep edilmese dahi mahkemece resen hükmedilebilir.

26. Boşanmadan sonra açılan nafaka davasında hâkim resen nafaka verir mi?
Hayır, kural olarak vermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında aktarılan görüşe göre boşanmadan sonra ayrıca açılan davada istem yoksa iştirak nafakasına resen hükmedilemez.

27. Velayet konusunda hâkim resen karar verir mi?
Evet, verir. TMK m. 182’ye göre mahkeme boşanmaya karar verirken ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkiyi kendisi düzenler.

28. Boşanma davasında tedbir kararları resen alınır mı?
Evet, alınır. TMK m. 169’a göre hâkim, dava süresince eşlerin barınması, geçimi ve çocukların bakımı için gerekli geçici önlemleri re’sen alır.

29. Yoksulluk nafakasına resen hükmedilir mi?
Hayır, hükmedilmez. Yoksulluk nafakası boşanma sonrasına ilişkin bir taleptir ve talep edilmesi gerekir; TMK m. 169’daki resen yetki dava süresince geçerlidir.

30. Boşanmada hâkim yemin önerebilir mi?
Hayır, öneremez. TMK m. 184/2’ye göre hâkim boşanma sebebi olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

31. İdare mahkemesi resen araştırma yapar mı?
Evet, yapar. İYUK m. 20’ye göre idari yargı mercileri bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar.

32. İdari davada delilleri kim toplar?
Mahkeme gerekli belgeleri kendiliğinden ister; ama davacı da iddiasının dayanağını göstermelidir. İYUK m. 20’ye göre mahkeme taraflardan ve ilgili kurumlardan bilgi ve belge isteyebilir.

33. İdari yargıda davanın ihbarını kim yapar?
İhbarı mahkeme yapar. İYUK m. 31’e göre idari yargıda davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re’sen yapılır.

34. Resen takip edilen suç ne demek?
Mağdurun şikâyeti aranmadan, savcılığın öğrenmesiyle kamu adına soruşturulan suçtur. Kanunda şikâyete bağlandığı yazılmayan her suç resen takip edilir (CMK m. 160).

35. Bir suçun şikâyete bağlı olup olmadığı nasıl anlaşılır?
İlgili suç maddesine bakılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre kanunda şikâyetle ilgili bir düzenleme yoksa o suç resen takip edilir.

36. Resen takip edilen suçta şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Hayır, düşmez. TCK m. 73/4’teki vazgeçme kuralı yalnızca şikâyete bağlı suçlarda uygulanır; resen takip edilen suçta yargılama devam eder.

37. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi ne kadardır?
Şikâyet süresi altı aydır. TCK m. 73/1’e göre süre fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar; hakaret suçunda süre fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

38. Savcı şikâyet olmadan soruşturma başlatabilir mi?
Resen takip edilen suçlarda başlatır. CMK m. 160/1’e göre savcı bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar.

39. Ceza mahkemesi iddianamedeki suç nitelendirmesiyle bağlı mıdır?
Hayır, bağlı değildir. CMK m. 225/2’ye göre mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir; ama hüküm iddianamede anlatılan fiille sınırlıdır.

40. Resen vergi tarhı ne demek?
Matrahın defter ve belgelere göre bulunamadığı hâllerde takdir komisyonu veya inceleme raporunda belirlenen matrah üzerinden vergi tarh edilmesidir (VUK m. 30).

41. Hangi durumlarda resen vergi tarhı yapılır?
VUK m. 30’a göre beyannamenin verilmemesi, defterlerin tutulmaması veya ibraz edilmemesi, kayıtların güvenilmez olması ve gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması gibi hâllerde yapılır.

42. Resen tarhiyat için inceleme raporu şart mı?
Evet, şarttır. Danıştay’a göre resen tarh nedeninin vergi inceleme raporu veya takdir komisyonu kararıyla tespit edilmesi ve resen takdir edilmiş bir matrahın bulunması gerekir (VUK m. 30).

43. İcra mahkemesi kamu düzenine aykırılığı resen gözetir mi?
Bu konuda tek bir cevap yoktur. Kamu düzenine aykırı işlemler İİK m. 16 uyarınca süresiz şikâyete tabidir; ama Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bazı konularda bunların kendiliğinden dikkate alınmayacağı görüşündedir.

44. Resen emeklilik ne demek?
Resen emeklilik, memurun kendi başvurusu olmadan, yaş sınırı veya sağlık nedeni gibi kanuni sebeplerle kurumu tarafından emekliye sevk edilmesidir.

45. Resen atama ne demek?
Resen atama, kamu görevlisinin tayin talebi olmadan, idarenin hizmet gereği değerlendirmesiyle başka bir yere atanmasıdır; işlem idare mahkemesinde dava konusu yapılabilir (İYUK m. 20).

46. Resen terkin ne demek?
Resen terkin, bir sicildeki kaydın ilgilinin talebi olmadan sicili tutan makamca silinmesidir. Faaliyeti sona eren mükellefin vergi kaydının kapatılması örnek gösterilebilir.

47. İstinaf mahkemesi dilekçede yazılmayan bir hatayı inceler mi?
Kamu düzenine aykırılık varsa inceler. HMK m. 355’e göre istinaf incelemesi dilekçedeki sebeplerle sınırlıdır; ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılığı resen gözetir.

48. Bilirkişiye resen gidilebilir mi?
Evet, gidilebilir. HMK m. 266’ya göre mahkeme özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde taraf talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişi görüşü alınmasına karar verir.

49. Mahkeme resen keşif yapabilir mi?
Evet, yapabilir. HMK m. 288/2’ye göre keşif kararı sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınır.

50. Resen gözetilecek bir konuyu dilekçede ayrıca yazmak gerekir mi?
Zorunlu değildir, ama yazılması yararlıdır. Dava şartları HMK m. 115 uyarınca kendiliğinden incelenir; yine de görev veya kesin hüküm gibi itirazların açıkça yazılması gözden kaçma riskini azaltır.

Kaynakça

Mevzuat

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 1 (görevin niteliği), m. 19 (yetki itirazı), m. 24 (tasarruf ilkesi), m. 25 (taraflarca getirilme ilkesi), m. 26 (taleple bağlılık ilkesi), m. 31 (davayı aydınlatma ödevi), m. 33 (hukukun uygulanması), m. 114 ve 115 (dava şartları), m. 116 (ilk itirazlar), m. 240 (tanık gösterme), m. 266 (bilirkişi), m. 288 (keşif), m. 355 (istinaf incelemesinin kapsamı), m. 385 (çekişmesiz yargıda resen araştırma), m. 390 (ihtiyati tedbir talebi).

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1 (hukukun uygulanması), m. 169 (geçici önlemler), m. 182 (velayet, kişisel ilişki ve bakım giderleri), m. 184 (boşanmada yargılama usulü).

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 161 (zamanaşımının ileri sürülmesi).

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 20 (dosyaların incelenmesi, resen araştırma), m. 31 (davanın ihbarı).

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160 (Cumhuriyet savcısının görevi), m. 206 (delillerin ortaya konulması), m. 225 (hükmün konusu).

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73 (soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar), m. 102 ve 105 (nitelikli hâller).

213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 30 (re’sen vergi tarhı).

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 16 (şikâyet), m. 53 (mirasçılar hakkında takip).

3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12/3 (on yıllık hak düşürücü süre).

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama ve Danıştay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/855, K. 2020/1001, T. 08.12.2020.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2762, K. 2021/323, T. 23.03.2021.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1894, K. 2019/918, T. 19.09.2019.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1460, K. 2019/526, T. 07.05.2019.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/1256, K. 2024/3687, T. 21.05.2024.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/3489, K. 2023/4782, T. 25.09.2023.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6740, K. 2026/1693, T. 16.02.2026.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9117, K. 2025/5261, T. 26.05.2025.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/7807, K. 2022/9342, T. 12.12.2022.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/7961, K. 2019/4260, T. 08.05.2019.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6543, K. 2019/3083, T. 08.04.2019.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9389, K. 2025/3715, T. 20.03.2025.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/217, K. 2025/888, T. 05.03.2025.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/4695, K. 2022/3318, T. 14.06.2022.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/8474, K. 2019/20120, T. 18.11.2019.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7011, K. 2024/10006, T. 21.10.2024.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/658, K. 2024/5056, T. 08.05.2024.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/6628, K. 2025/6176, T. 13.10.2025.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/4307, K. 2024/1104, T. 08.02.2024.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/472, K. 2020/5682, T. 14.10.2020.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/540, K. 2025/264, T. 18.06.2025.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/231, K. 2024/325, T. 23.10.2024.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/544, K. 2024/38, T. 24.01.2024.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/22, K. 2020/413, T. 13.10.2020.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/13094, K. 2024/9857, T. 20.11.2024.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/5501, K. 2024/7951, T. 10.06.2024.

Danıştay 3. Daire, E. 2024/4666, K. 2024/6914, T. 16.12.2024.

Danıştay 3. Daire, E. 2019/5452, K. 2022/949, T. 08.03.2022.

Danıştay 5. Daire, E. 2022/3315, K. 2025/6042, T. 27.05.2025.

Danıştay 8. Daire, E. 2022/2927, K. 2024/436, T. 07.02.2024.

Danıştay 9. Daire, E. 2023/1017, K. 2023/1256, T. 05.04.2023.

Doktrin ve akademik kaynaklar

Hakan Pekcanıtez – Muhammet Özekes – Mehmet Akkan – Hülya Taş Korkmaz, Medeni Usul Hukuku, Cilt I-II (taraflarca getirilme, resen araştırma ve dava şartları bölümleri).

Baki Kuru – Ramazan Arslan – Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı (yargılamaya hâkim olan ilkeler bölümü).

Bahri Öztürk ve diğerleri, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku (maddi gerçeğin araştırılması ilkesi).

Nur Centel – Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku (resen araştırma ve şikâyet bölümleri).

İdari yargılama hukukunda resen araştırma ilkesini ve İYUK m. 20’yi inceleyen idare hukuku eserleri ve makaleler.

Vergi usul hukukunda tarh yöntemlerini ve re’sen takdiri inceleyen vergi hukuku eserleri.

Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu (resen maddesi).

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; karar vermeden önce bir hukukçunun görüşü alınmalıdır.