Skip to main content

Vasiyetnamenin Açılmasından Sonra Süreç

Vasiyetnamenin açılması ve sonrasındaki süreç konulu makale kapak görseli

Sulh hukuk mahkemesinde vasiyetnamenin açılması ve okunması kararı verildiğinde dosya kapanmaz; asıl süreç o gün başlar. Karar, mirasın kime kalacağını hükme bağlamaz. Yalnızca belgenin varlığını, içeriğini ve ilgililere duyurulduğunu kayda geçirir. Bundan sonra tebligatlar yapılır, bir aylık itiraz süresi işler, mirasçılık belgesi istenir, gerekirse tenfiz, iptal ve tenkis davaları açılır. Her aşamanın kendi süresi vardır.

Bu yazıda açılma kararının ardından yapılan tebligatlar, Türk Medeni Kanunu m. 597 ve 598 uyarınca işleyen bir aylık itiraz süresi, itirazın nispi etkisi, mirasçılık belgesinin alınması, tenfiz davasının niteliği, bir yıllık ve on yıllık iptal süreleri, muayyen mal vasiyetinde açılacak dava türü, yabancı unsurlu vasiyetnameler ve tenkis davasıyla kurulan ilişki ayrıntılı biçimde işlenmektedir.

Vasiyetnamenin açılmasından sonra işleyen süreler Açılma Kararından Sonra İşleyen Süreler Ölüm Teslim Açılma Tebliğ Kesinleşme Miras açılır Sulh hâkimine TMK m. 595 Teslimden 1 ay TMK m. 596 Onaylı örnek TMK m. 597 Kararın kesinleşmesi Tebliğden itibaren 1 AY İtiraz yoksa mirasçılık belgesi (m. 598/2) Kesinleşmeden itibaren 1 YIL İptal davası hak düşürücü süresi (m. 559) Açılma kararı NE YAPMAZ Vasiyetnamenin geçerliliğini tespit etmez Mülkiyeti kendiliğinden devretmez Tenfiz talebini karara bağlamaz Saklı pay ihlalini incelemez Tenkis davası ayrıca işler: öğrenmeden itibaren 1 yıl, açılma tarihinden itibaren 10 yıl (TMK m. 571).
Açılma kararı bir tespit işlemidir; asıl hak kazanımı sonraki aşamalarda gerçekleşir.

Vasiyetnamenin Açılması Kararı Neyi Karara Bağlar?

Açılma kararı, vasiyetnamenin sulh hâkimince açılıp okunduğunu ve ilgililere duyurulduğunu tespit eden bir işlemdir. Belgenin geçerli olup olmadığını, mirasbırakanın ehliyetini, saklı payın ihlal edilip edilmediğini incelemez. Karar, çekişmesiz yargı işi olarak görülür ve maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.

Bu ayrım pratikte çok sayıda hataya yol açar. Vasiyetname okunduğunda kendisine taşınmaz bırakılan kişi, kararla birlikte malın mülkiyetini kazandığını düşünür. Oysa karar yalnızca usuli bir aşamayı tamamlar. Belgenin hukuken ayakta kalıp kalmayacağı, itiraz ve iptal aşamalarında belirlenir.

Sulh hâkimi açılma sırasında yalnızca şekli bir denetim yapar: belge var mıdır, teslim edilmiş midir, hangi kişileri ilgilendirmektedir. İçeriğin hukuka uygunluğu bu aşamada tartışılmaz. Vasiyetnamenin resmî, el yazılı veya sözlü olması da açılma usulünü değiştirmez; her üçü de açılıp okunur.

Kararın çekişmesiz yargı niteliği, sonraki davalarda ileri sürülebilecek iddiaları sınırlamaz. Açılma dosyasında hiçbir itiraz ileri sürmemiş bir mirasçı, iptal davası açma hakkını korur. Açılma aşamasındaki sessizlik, sonraki hakların feragati anlamına gelmez.

Açılmadan Sonra Tebliğ: Kime, Nasıl, Hangi Belge

Sulh hâkimi, mirasta hak sahibi olanların her birine, gideri terekeye ait olmak üzere vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı bir örneğini tebliğ etmekle yükümlüdür. Adresi bilinmeyen ilgililere tebligat ilan yoluyla yapılır. Tebliğ, sonraki bütün sürelerin başlangıç noktasıdır.

Tebliğ edilecek kişiler yalnızca yasal mirasçılar değildir. Vasiyetname ile atanmış mirasçılar, belirli mal bırakılan vasiyet alacaklıları, vasiyeti yerine getirme görevlisi ve koşullu kazandırmaların muhatapları da hak sahibi sayılır. Kimin ilgili olduğu, vasiyetnamenin içeriğine göre belirlenir.

Adresleri bilinmeyen mirasçılara ilanen tebligat yapılması gerektiği yönünde karar bulunmaktadır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1787, K. 2024/2145, T. 22.04.2024). İlanen tebligat, mirasçının varlığı bilinip adresinin tespit edilemediği hâller için öngörülmüştür; hiç araştırma yapmadan doğrudan ilana çıkılması usule aykırıdır.

Tebliğ edilecek belge, vasiyetnamenin ilgiliyi ilgilendiren kısmının onaylı örneğidir. Uygulamada zaman zaman yalnızca karar örneği gönderilir, vasiyetname eklenmez. Bu eksiklik, sürelerin işlemeye başlamasını engelleyebilir. Aşağıda ayrı bir başlıkta bu sorunu ele alıyorum.

Bir Aylık İtiraz Süresi: Başlangıcı ve Kullanılması

Vasiyetname ile mirasçı atananların hakları, yasal mirasçılar veya diğer ilgililer tarafından tebliğden itibaren bir ay içinde açıkça itiraza uğramazsa, atanmış mirasçılar mirasçılık belgesi verilmesini isteyebilir. Süre TMK m. 598/2’de düzenlenmiştir ve açılma duruşmasının yapıldığı tarihten değil, ilgiliye yapılan tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Bu süreyi uygulayan bir karar bulunmaktadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/19358, K. 2014/3802, T. 11.03.2014). Karar, bir aylık sürenin geçmesiyle atanmış mirasçının mirasçılık belgesi isteme hakkının doğduğunu ortaya koyar.

İtiraz nereye yapılır sorusu sıkça karşımıza çıkar. Uygulamada iki yol izlenir: açılma dosyasının görüldüğü sulh hukuk mahkemesine dilekçe sunmak ya da doğrudan vasiyetnamenin iptali davası açmak. İkinci yol, itirazın en güçlü biçimidir; çünkü hem itiraz iradesini ortaya koyar hem de esasa ilişkin talebi kayda geçirir.

İtirazın açık olması aranır. Vasiyetnameden memnun olmadığını söylemek, duruşmada genel ifadeler kullanmak yeterli değildir. İtiraz eden kişinin, atanmış mirasçının sıfatına veya vasiyetnamenin geçerliliğine yönelik somut bir karşı çıkış ortaya koyması gerekir. Aksi hâlde bir aylık süre sonunda belge verilir.

Bir aylık sürenin kaçırılması, iptal davası hakkını sona erdirmez. İki süre birbirinden bağımsızdır. Bir ay geçtikten sonra atanmış mirasçı belgesini alır; ancak yasal mirasçı hâlâ bir yıllık süre içinde iptal davası açabilir. Belgenin verilmiş olması, iptal davasını etkisiz kılmaz.

İtirazın Nispi Etkisi: İtiraz Eden ile Etmeyen Aynı Durumda mı?

Hayır. İtiraz, yalnızca itiraz eden bakımından sonuç doğurur. Bir mirasçının itirazı, itiraz etmeyen diğer mirasçıların payını kendiliğinden korumaz. Aynı ilke iptal davası için de geçerlidir: dava, davacının payı oranında sonuç yaratır ve pasif kalan mirasçıya sirayet etmez.

Beş çocuğun mirasçı olduğu bir dosya düşünelim. Mirasbırakan taşınmazının tamamını yeğenine vasiyet etmiş olsun. Çocuklardan yalnızca ikisi süresinde itiraz edip iptal davası açarsa, dava kabul edildiğinde kural olarak yalnızca bu iki çocuğun payı bakımından sonuç doğar. Diğer üç çocuğun payı bakımından vasiyetname etkisini korur.

Bu nispilik, miras hukukunun en sert kurallarından biridir. Kardeşinin dava açmasına güvenerek beklemek, hak kaybına yol açar. Her mirasçının kendi süresini kendi için işletmesi ve gerekiyorsa davaya katılması gerekir. Davaya sonradan katılım da ancak süre içinde mümkündür.

Tenkis davasında da aynı ilke geçerlidir. Saklı payı zedelenen her mirasçı kendi payı için dava açar; kararın etkisi davacıyla sınırlıdır. Muris muvazaası iddiasının reddedilmesi hâlinde tenkis talebinin nasıl değerlendirileceğini muris muvazaası reddedilirse tenkis davası yazısında ayrıntılı biçimde inceledim.

Mirasçılık Belgesinin Alınması ve Tapu İşlemleri

Bir aylık itiraz süresi itirazsız geçmişse veya açılan iptal davaları reddedilmişse, lehine tasarrufta bulunulan kişiye atanmış mirasçı olduğunu gösteren belge verilir. Atanmış mirasçılar mirası mirasbırakanın ölümüyle doğrudan kazanır. Belge, tapu sicilinde intikal işlemi için kural olarak yeterlidir.

Atanmış mirasçıya belge verilmesine ilişkin bir karar bulunmaktadır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7822, K. 2011/389, T. 27.01.2011). Kazanmanın ölüm anında gerçekleştiği ise TMK m. 599/2 ile düzenlenmiştir.

Belgenin tapu müdürlüğünde intikalen tescil için yeterli olduğu, bu durumda ayrıca tenfiz davası açılmasına gerek bulunmadığı yönünde kararlar vardır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/15903, K. 2008/11107, T. 22.07.2008; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/895, K. 2024/5850, T. 19.12.2024). Bu tespit, uygulamada gereksiz dava açılmasının önüne geçer.

Ayrım şuradadır: atanmış mirasçı külli halef sıfatı taşır, mirası doğrudan kazanır. Belirli mal vasiyeti alacaklısı ise cüzi halef konumundadır ve malın mülkiyetini kendiliğinden kazanmaz. Birinci grup için mirasçılık belgesi yeterken, ikinci grup için ayrı bir dava gerekir.

Vasiyetnamenin Tenfizi Davası ve Niteliği

Tenfiz davası, bir ayni hak kurmak için değil, sulh hukuk mahkemesince yapılan tebliğ işlemlerinin tamamlandığının, yasal sürelerin geçtiğinin ve vasiyetnamenin kesinleştiğinin tespiti içindir. Dava tespit niteliğindedir; bir ayni hak kurmaz. Buna karşılık davanın süresiz açılabileceği sanılmamalıdır: Yargıtay’ın güncel uygulaması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 602’deki on yıllık zamanaşımını tenfiz istemine de uygulamaktadır.

Davanın bu niteliğini ortaya koyan karar şudur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/8458, K. 2012/13145, T. 23.05.2012). Karar, tenfizin ayni hak tesisi değil, tespit işlevi gördüğünü açıkça belirtir.

Tenfiz davasının görülebilmesi bazı koşullara bağlıdır: açılma kararının kesinleşmiş olması ve iptal davası açma süresinin geçmesi ya da açılmış iptal ve tenkis davalarının sonuçlanması gerekir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9465, K. 2016/11238, T. 26.09.2016). Bu koşullar dava şartı niteliğindedir ve hâkim tarafından resen incelenir.

İptal davası açılmışsa, bu davanın sonucu tenfiz davası bakımından bekletici mesele yapılmalıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/4457, K. 2016/5895, T. 18.04.2016). Aynı anda yürüyen iki dosyada çelişkili karar çıkmasının önüne geçmek için bu yöntem uygulanır.

Tenfiz davasının süreye tabi olmaması, davanın istenildiği zaman açılabileceği anlamına gelir. Ancak fiilî durum farklıdır: tereke uzun süre paylaşılmamışsa, üçüncü kişilere devirler yapılmışsa veya zilyetlik değişmişse ispat güçleşir. Beklemek hukuken mümkün olsa da pratikte risklidir.

Tenfiz davasında on yıllık zamanaşımı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 602, vasiyet alacaklısının dava hakkının, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Yargıtay bu hükmü vasiyetnamenin tenfizi istemine de uygulamaktadır; tenfiz davasının tespit niteliği taşıması onu zamanaşımının dışına çıkarmaz.

Sürenin ne zaman işlemeye başladığı çoğu dosyada asıl tartışmadır. Vasiyetnamenin açılıp okunduğu duruşmada öğrenme gerçekleşmişse süre kural olarak o tarihte başlar. Vasiyetnamenin iptali davası açılmışsa tablo değişir: iptal davasında verilen ret kararı kesinleşmeden tenfiz isteminin sonuç doğurması beklenemeyeceğinden, zamanaşımı ret kararının kesinleştiği tarihte işlemeye başlar (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5462, K. 2024/2289, T. 30.04.2024).

Aradaki fark pratikte belirleyicidir. Vasiyetnameyi on bir yıl önce öğrenen, ancak arada iptal davası görülen bir vasiyet alacaklısının davası, kesinleşme tarihi esas alındığında süresinde sayılabilir. Zamanaşımı bir defidir; taraf ileri sürmedikçe hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Bu yüzden öğrenme tarihi ile iptal davasının açılış ve kesinleşme tarihleri dosya bazında ayrı ayrı çıkarılmalıdır.

Açılma ile Tenfiz Aynı Davada Görülebilir mi?

Görülemez. Açılma çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesinde, tenfiz ise çekişmeli yargı işi olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Görev farkı kamu düzenindendir. Tenfiz davasının ön koşulu açılma kararının kesinleşmesi olduğundan, iki talep aynı dosyada birleştirilemez.

Uygulamada zaman zaman tek dilekçeyle hem açılma hem tenfiz talep edilir. Mahkeme bu durumda tefrik kararı verir; açılma talebini görür, tenfiz talebi bakımından görevsizlik kararı verir. Talepleri baştan ayrı dilekçelerle ileri sürmek zaman kaybını önler.

Yetki bakımından da dikkat gerekir. Miras hukukundan doğan davalarda HMK m. 11 uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Terekede taşınmaz bulunması bu kuralı değiştirmez. Yanlış yerde açılan dava, yetki yönünden reddedilir.

Sıralama şöyledir: önce açılma ve okuma, sonra tebliğ, sonra bir aylık itiraz süresi, ardından iptal davası süresi, en sonunda tenfiz. Bu sıralamanın atlanması, açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine yol açar. Yeniden dava açmak mümkün olsa da harç ve zaman kaybı doğar.

Vasiyetnamenin İptali Davası: Bir Yıllık ve On Yıllık Süreler

Vasiyetnamenin usulünce açılıp okunması kararının kesinleşmesinden itibaren iptal davası açmak için bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Bu süre TMK m. 559’da düzenlenmiştir. Sürenin kaçırılması, iptal sebebi ne kadar güçlü olursa olsun davanın reddine yol açar.

Bu süreyi uygulayan karar şudur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/16701, K. 2016/13889, T. 05.12.2016). Karar, sürenin başlangıcını açılma kararının kesinleşmesine bağlar.

TMK m. 559 iki katmanlı bir süre sistemi kurar. Birinci katman, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrenmesinden itibaren bir yıldır. İkinci katman ise mutlak süredir: vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle dava hakkı düşer.

İptal sebepleri TMK m. 557’de sayılmıştır: tasarrufun ehliyetsizlik hâlinde yapılmış olması, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisiyle düzenlenmesi, içeriğinin hukuka veya ahlaka aykırı olması, kanunda öngörülen şekle uyulmaması. Her sebep ayrı biçimde ispatlanır.

İptal davası, tenkis talebiyle birlikte kademeli olarak açılabilir. Uygulamada yaygın yöntem, öncelikle iptal talep edip, kabul edilmediği takdirde tenkis istemektir. Kademeli talep, sürelerin kaçırılması riskini azaltır ve davacının iki hakkını da korur.

Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından resen dikkate alınır. Sürelerin kaçırılması geri dönüşü olmayan hak kayıplarına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Tebligat Usulsüzlüğü Süreleri Nasıl Etkiler?

Usulsüz tebligat, sürelerin başlamasını engelleyebilir. Örneğin karar örneği gönderilirken vasiyetnamenin onaylı örneğinin zarfa eklenmemesi, ilgilinin kendisine yapılan kazandırmanın içeriğini öğrenememesine yol açar. Böyle bir durumda iptal ve tenkis davası açma sürelerinin işlemeye hiç başlamadığı kabul edilebilir; itiraz esas davada ileri sürülür.

Bu yönde bir değerlendirme bulunmaktadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/4679, K. 2016/3626, T. 10.03.2016). Karar, tebligat usulsüzlüklerinin süre başlangıcını etkileyebileceğini ortaya koyar.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca, tebliğ usulsüz yapılmış olsa da muhatap tebliği öğrenmişse, öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır. Muhatabın öğrenme tarihini beyan etmesi kendi aleyhine sonuç doğurabileceğinden, bu beyanın dikkatli yapılması gerekir.

Uygulamada sık görülen usulsüzlükler şunlardır: adres araştırması yapılmadan ilana çıkılması, aynı adreste oturmayan kişiye tebligat yapılması, muhtara teslim sürecinde haber kâğıdının bırakılmaması, tebliğ mazbatasında imza ve şerhlerin eksik olması. Her biri ayrı ayrı ileri sürülebilir.

Tebligatın usulsüzlüğü, ayrı bir dava konusu yapılmaz. İptal veya tenkis davası içinde, sürenin işlemediği savunması olarak ileri sürülür. Mahkeme öncelikle bu itirazı inceler; usulsüzlük tespit edilirse esasa geçer.

Açılma, tenfiz, iptal ve tenkis davalarının karşılaştırması Dört Ayrı Dava, Dört Ayrı Rejim AÇILMA Sulh hukuk Çekişmesiz yargı Süre: teslimden 1 ay içinde açılır Amaç: belgeyi okumak, duyurmak Geçerliliği incelemez TENFİZ Asliye hukuk Çekişmeli yargı Süre: yok hak düşürücü süresiz Amaç: kesinleşmeyi tespit etmek Şart: açılma kararı kesinleşmiş olmalı İPTAL Asliye hukuk Çekişmeli yargı Süre: 1 yıl / 10 yıl TMK m. 559 Amaç: tasarrufu hükümsüz kılmak Etki: davacının payıyla sınırlı TENKİS Asliye hukuk Çekişmeli yargı Süre: 1 yıl / 10 yıl TMK m. 571 Amaç: saklı payı tamamlamak Sadece saklı paylı mirasçı açabilir İptal ve tenkis talepleri kademeli olarak tek dilekçede ileri sürülebilir.
Açılma, tenfiz, iptal ve tenkis birbirinin yerine geçmeyen dört ayrı yoldur.

Muayyen Mal Vasiyetinde Hangi Dava Açılır?

Kendisine belirli bir mal bırakılan kişi, malın mülkiyetini doğrudan kazanamaz. TMK m. 600 uyarınca vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olanlara karşı istihkak veya teslim davası açarak malın kendisine devrini istemelidir. Talep kişisel nitelikte bir alacak hakkıdır.

Bu esası ortaya koyan kararlar bulunmaktadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/11624, K. 2015/18994, T. 26.11.2015; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/9973, K. 2018/13057, T. 20.12.2018). Kararlar, vasiyet alacaklısının konumunu külli haleften ayırır.

Davanın muhatabı, vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olanlardır: mirasçılar veya atanmışsa vasiyeti yerine getirme görevlisi. Tereke paylaşılmışsa, malı fiilen elinde bulunduran mirasçıya karşı dava açılır. Birden fazla mirasçı varsa hepsine birlikte husumet yöneltilmesi gerekir.

Tapu İptal ve Tescil mi, Teslim mi?

Taşınmaz vasiyetlerinde uygulamada iki farklı talep şekli görülür. Mal henüz mirasçılar adına intikal etmemişse, tapu kaydı mirasbırakan üzerindeyse tescil talebi yeterlidir. Mirasçılar taşınmazı kendi adlarına tescil ettirmişse, tapu iptali ve tescil talebi kurulmalıdır.

Talep sonucunun yanlış kurulması, davanın reddine yol açabilir. Örneğin taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse, aynen teslim mümkün olmayabilir; bu durumda tazminat talebi gündeme gelir. Dava dilekçesinde kademeli talep kurulması, bu riski azaltır.

Taşınmaz üzerinde birden çok paydaş varsa, tesliminin fiilen sağlanması ayrı bir sorun yaratır. Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda aynen taksim, muhdesat ve satış yoluyla giderme tartışmalarını ortaklığın giderilmesinde aynen taksim ve muhdesat yazısında ele aldım. Payın miras yoluyla geçmesinin önalım hakkına etkisini ise miras yoluyla geçen payda önalım hakkı yazısında inceledim.

Vasiyet alacaklısının talebi TBK m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, tenfiz davasından farklıdır. Tenfiz süresiz açılabilse de, teslim talebinin zamanaşımına uğraması vasiyet alacaklısını sonuçsuz bırakabilir. İki süreyi ayrı takip etmek gerekir.

Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi

Vasiyetnamede bir vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa, sulh hâkimi bu görevi ilgilisine bildirir. Görevli, bildirimden itibaren on beş gün içinde açıkça reddetmezse görevi kabul etmiş sayılır. Tenfiz ve teslim işlemleri bu görevli aracılığıyla yürütülür; mirasçılar terekeyi kendi başlarına paylaştıramaz.

Bu işleyişi gösteren bir istinaf kararı bulunmaktadır (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/1698, K. 2017/1755, T. 29.11.2017). Karar, görevin kabul edilmiş sayılması bakımından on beş günlük süreyi uygular.

Görevlinin yetkileri TMK m. 552 ve devamında düzenlenmiştir: terekeyi yönetir, vasiyetleri yerine getirir, borçları öder, paylaşımı hazırlar. Görevli, mirasçıların temsilcisi değildir; mirasbırakanın iradesini gerçekleştiren bağımsız bir konumda bulunur.

Görevlinin işlemlerine karşı mirasçılar sulh hukuk mahkemesine şikâyette bulunabilir. Görevden alma talebi de aynı mahkemeye yöneltilir. Ağır ihmal veya görevi kötüye kullanma hâlinde görevli, terekeye verdiği zarardan kişisel olarak sorumlu olur.

Vasiyetname Teslim Edilmezse veya Geç Açılırsa Ne Olur?

Vasiyetnameyi elinde bulunduran kişi, mirasbırakanın ölümünü öğrendiği anda belgeyi geciktirmeksizin sulh hâkimine teslim etmek zorundadır. Teslim yükümlülüğü TMK m. 595’te düzenlenmiştir ve belgenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın uygulanır. Aykırılık, hem tazminat sorumluluğu hem de mirastan yoksunluk tartışması doğurabilir.

Teslim etmeyen kişi, bu davranışından doğan zarardan sorumludur. Zarar, vasiyet alacaklısının hakkını geç kullanmasından ya da hiç kullanamamasından kaynaklanabilir. Terekeden mal kaçırma amacıyla belgenin saklanması hâlinde ise cezai boyut gündeme gelir.

Geç açılma, sürelerin başlamasını geciktirir ama hakları ortadan kaldırmaz. Vasiyetname ölümden yıllar sonra bulunup teslim edilse bile açılır, okunur ve tebliğ edilir. İptal davası için öngörülen bir yıllık süre, açılma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.

Mutlak sürenin başlangıcı ise farklıdır. TMK m. 559’daki on yıllık ve yirmi yıllık süreler, vasiyetnamelerde açılma tarihinden hesaplanır. Bu nedenle çok geç açılan bir vasiyetnamede bile mutlak sürelerin dolmamış olması mümkündür.

Mirasbırakanın ölmeden önce mirasçısını mirastan çıkarmış olması hâlinde izlenecek usulü ve şartları mirastan men usulü ve şartları yazısında ayrıntılandırdım.

Terekenin Korunması ve Tereke Memuru

Sulh hâkimi, vasiyetnamenin tesliminden sonra gerekli koruma önlemlerini alır. Olanak varsa ilgilileri dinleyerek terekenin geçici olarak teslimine veya resmen yönetilmesine karar verir. Bu önlemler, açılma ve itiraz süreci devam ederken terekenin eksilmesini, malların elden çıkarılmasını ve alacakların tahsilsiz kalmasını engellemeyi amaçlar.

Bu yetkiyi kullanan bir karar bulunmaktadır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/137, K. 2023/2496, T. 11.05.2023). Karar, koruma önlemlerinin açılma sürecinin ayrılmaz parçası olduğunu ortaya koyar.

Koruma önlemleri arasında defter tutulması, mühürleme, banka hesaplarına tedbir konulması, taşınmazlara şerh işlenmesi ve tereke memuru atanması sayılabilir. Önlemler TMK m. 589 ve devamında düzenlenmiştir ve hâkim tarafından resen veya talep üzerine alınır.

Terekede ticari işletme veya şirket payı varsa yönetim sorunu ağırlaşır. Tereke memuru atanmışsa, şirket hisselerinin temsili ve genel kurul süreçleri bu memur üzerinden yürütülür. İptal davası kesinleşinceye kadar ölüme bağlı tasarrufların geçerli kabul edilmesi, bu dönemde işlemlerin yürümesini sağlar.

Mirasbırakanın sağlığında ehliyetinin tartışmalı olduğu dosyalarda, vasiyetname öncesi dönemde alınmış tedbirler ve sağlık raporları büyük önem taşır. Bu tür belgelerin nasıl değerlendirildiğini vesayet davasında sağlık raporu ve malvarlığı tedbirleri yazısında inceledim.

Yurt Dışında Düzenlenmiş veya Yabancı Unsurlu Vasiyetname

Yurt dışında düzenlenmiş vasiyetnameler Türkiye’de sulh hukuk mahkemesinde açılabilir. Yabancı bir mahkeme tarafından açılmış vasiyetnamenin Türkiye’de hüküm doğurması için ise 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kapsamında tanıma ve tenfiz gerekebilir.

Bu noktada dikkat çeken bir değerlendirme vardır: yabancı mahkemenin açılış protokolü bir mahkeme ilamı niteliğinde değilse, tenfiz talebi reddedilebilir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/5683, K. 2022/6587, T. 03.11.2022). Yani her yabancı belge tanıma-tenfize elverişli sayılmaz.

Şekil bakımından MÖHUK m. 7 uyarınca hukuki işlemler yapıldıkları ülke hukukuna uygun şekilde yapılmışsa geçerlidir. Bir Alman noteri önünde o ülke hukukuna göre düzenlenen vasiyetname, Türkiye’de şekil yönünden geçerli kabul edilir. İçerik ve ehliyet bakımından ise farklı bağlama kuralları uygulanır.

Mirasa uygulanacak hukuk MÖHUK m. 20’de düzenlenmiştir. Taşınmazlar bakımından Türkiye’de bulunan taşınmazlara Türk hukuku uygulanır. Taşınırlar ve diğer değerler bakımından mirasbırakanın milli hukuku esas alınır. Bu ayrım, terekenin bölünmesine yol açar.

Uygulamada belgelerin apostil şerhi taşıması ve yeminli tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrilmesi aranır. Apostil, 1961 tarihli Lahey Sözleşmesine taraf ülkeler bakımından yeterlidir. Taraf olmayan ülkelerde konsolosluk onayı gerekir. Eksik belge, davanın uzamasına yol açan en yaygın sebeptir.

Saklı Pay, Tenkis Davası ve Süreler

Vasiyetname saklı paylı mirasçıların payını zedeliyorsa tenkis davası açılabilir. Dava hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren on yıl geçmekle düşer. Süreler TMK m. 571’de düzenlenmiştir ve hâkim tarafından resen gözetilir.

Saklı pay oranları TMK m. 506’da belirlenmiştir. Altsoy için yasal miras payının yarısı, ana ve baba için yasal miras payının dörtte biri, sağ kalan eş için altsoy veya ana-baba zümresiyle mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü saklı paydır.

Somut bir hesap yapalım. Mirasbırakanın üç çocuğu ve 3.000.000 TL değerinde terekesi olsun. Her çocuğun yasal miras payı 1.000.000 TL, saklı payı ise bunun yarısı olan 500.000 TL’dir. Mirasbırakan terekenin tamamını bir kişiye vasiyet etmişse, her çocuk 500.000 TL için tenkis isteyebilir.

Tasarruf edilebilir kısım, terekeden saklı paylar düşüldükten sonra kalan bölümdür. Yukarıdaki örnekte saklı payların toplamı 1.500.000 TL, tasarruf edilebilir kısım da 1.500.000 TL’dir. Vasiyet bu sınırı aşıyorsa, aşan bölüm tenkise tabi olur.

Tenkis davası bir eda davasıdır ve saklı payı zedelenen her mirasçı kendi payı için açar. Davacı, önce vasiyetnamenin iptalini, kabul edilmezse tenkisini isteyebilir. Bu hesaplar terekenin bileşimine, mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalara ve denkleştirme kalemlerine göre değişir. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Hangi Aşamada Hangi Süre İşler?

Aşağıdaki tablo, açılma kararından sonra işleyen bütün süreleri, başlangıç anlarını, görevli mahkemeyi ve her sürenin kanuni dayanağını bir arada gösterir. Sürelerin çoğu hak düşürücü niteliktedir; durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından resen dikkate alınır. Tabloyu dosyanızın takvimini kurarken kullanabilirsiniz.

İşlem Süre Başlangıç Dayanak / mahkeme
Vasiyetnamenin sulh hâkimine teslimi Derhal Ölümün öğrenilmesi TMK m. 595 / sulh hukuk
Vasiyetnamenin açılıp okunması 1 ay Teslim tarihi TMK m. 596 / sulh hukuk
İlgililere onaylı örneğin tebliği Açılma sonrası Açılma kararı TMK m. 597 / sulh hukuk
Atanmış mirasçıya itiraz 1 ay Tebliğ tarihi TMK m. 598/2 / sulh hukuk
Vasiyeti yerine getirme görevinin reddi 15 gün Görevin bildirimi TMK m. 550 / sulh hukuk
Vasiyetnamenin iptali davası 1 yıl Açılma kararının kesinleşmesi ve öğrenme TMK m. 559 / asliye hukuk
İptal davasında mutlak süre 10 yıl / 20 yıl Vasiyetnamenin açılma tarihi TMK m. 559 / asliye hukuk
Tenkis davası 1 yıl / 10 yıl Zedelenmenin öğrenilmesi / açılma tarihi TMK m. 571 / asliye hukuk
Vasiyetnamenin tenfizi davası Süre yok Açılma kararının kesinleşmesi Tespit davası / asliye hukuk
Muayyen mal teslim / istihkak talebi 10 yıl Talep hakkının doğumu TMK m. 600, TBK m. 146 / asliye hukuk

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

Süreç boyunca en çok karşılaşılan hatalar şunlardır: açılma kararının hak kazandırdığını sanmak, itirazı sözlü ve belirsiz biçimde yapmak, kesinleşmeyi beklemeden tenfiz davası açmak, muayyen mal vasiyetinde yanlış talep kurmak ve tebligat usulsüzlüğünü zamanında ileri sürmemek.

Birinci hata en yaygın olanıdır. Açılma kararının tebliğ edildiği kişi, dosyanın kapandığını düşünüp bir yıllık iptal süresini kaçırır. Karar örneği eline geçtiğinde yapılması gereken, belgenin içeriğini incelemek ve süre takvimini kurmaktır.

İkinci hata, itirazın belirsiz yapılmasıdır. Dilekçede yalnızca vasiyetnameyi kabul etmediğini yazan mirasçı, hangi sebeple ve hangi kazandırmaya itiraz ettiğini belirtmezse itirazın açık olmadığı değerlendirilebilir. İtiraz dilekçesinde belge, kazandırma ve gerekçe açıkça gösterilmelidir.

Üçüncü hata, sıralamanın atlanmasıdır. Kesinleşme belgesi alınmadan açılan tenfiz davası, dava şartı yokluğundan reddedilir. Dördüncü hata, taşınmaz mirasçılar adına tescil edilmişken sadece tescil talep edilmesidir; bu durumda tapu iptali de istenmelidir.

İçtihat Birliğinin Bulunmadığı Noktalar

Konunun bazı yönlerinde yerleşik bir uygulama bulunmamaktadır. İtirazın şekli ve muhatabı, mirasçılık belgesi alındığında tenfiz davasının hukuki yararı, muayyen mal vasiyetinde açılacak davanın türü ve tebligat usulsüzlüğünün sürelere etkisi bakımından daireler ile bölge adliye mahkemeleri arasında farklı yaklaşımlar görülmektedir.

Birinci tartışma, itirazın nereye yapılacağıdır. Bir görüş, açılma dosyasına sunulacak dilekçenin yeterli olduğunu savunur. Diğer görüş, itirazın ancak dava yoluyla ileri sürülebileceğini kabul eder. Uygulamada güvenli yol, hem dilekçe sunmak hem de süresi içinde dava açmaktır.

İkinci tartışma, mirasçılık belgesi alınabildiği hâllerde tenfiz davasının hukuki yararının bulunup bulunmadığıdır. Bazı kararlar belgenin tapu işlemi için yeterli olduğunu, ayrıca tenfiz gerekmediğini kabul eder. Bazı dosyalarda ise tapu müdürlükleri tenfiz ilamı aramaktadır.

Üçüncü tartışma, muayyen mal vasiyetinde tapu iptali ve tescil talebiyle teslim talebi arasındaki sınırdır. Talep sonucunun nasıl kurulacağı dosyanın somut durumuna göre değişmekte, bu da uygulamada belirsizlik yaratmaktadır.

Dördüncü tartışma, tebligat usulsüzlüğünün etkisidir. Vasiyetnamenin tebliğ zarfına eklenmemesi hâlinde sürelerin hiç işlemediği mi, yoksa öğrenme tarihinden itibaren mi işlediği konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.

Dava açmadan önce ihtarname çekmek neden önemlidir?

Davalı, davanın açılmasına kendi davranışıyla sebebiyet vermemiş ve ilk duruşmada talep sonucunu kabul etmişse yargılama giderleri davacıya yükletilir (HMK m. 312/2). Vasiyet alacaklısı, mirasçılara hiç başvurmadan doğrudan tenfiz ya da teslim davası açtığında bu riskle karşılaşır. Dava açılmadan önce noterden çekilen bir ihtarname, riski büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Tablo pratikte şöyle kurulur. Vasiyetname açılıp kesinleşmiştir, alacaklı doğrudan tenfiz ya da teslim davası açar. Mirasçı vekili cevap dilekçesinde “talebi kabul ediyoruz, kendilerine hiç başvurulmadı” der. Dava kabulle sonuçlanır ama harç, gider avansı ve karşı yan vekâlet ücreti davacının üzerinde kalır. Kazanılan davanın maliyeti, kazanan tarafa yüklenmiş olur.

İhtarname bu savunmayı baştan kapatır. Belgede vasiyetnamenin açılma dosyası, kesinleşme tarihi, hangi malın hangi kazandırmaya dayanılarak istendiği ve devir için tanınan makul süre yazılır. Süre sonunda cevap gelmez ya da talep reddedilirse, davalının “davanın açılmasına sebebiyet vermedim” savunması dayanaksız kalır.

İhtarnamenin ikinci işlevi temerrüttür. Belirli mal vasiyetinden doğan teslim borcu, ihtarın tebliğiyle muaccel hâle gelir ve borçlu temerrüde düşer. Bu, faiz talebinin başlangıç tarihini belirler; ihtar çekilmemişse faiz ancak dava tarihinden işletilir. Malın devredilmesi hâlinde istenecek tazminatın hesaplanmasında da temerrüt tarihi ölçüt alınır.

Üçüncü işlev delil boyutudur. İhtarnameye verilen cevapta mirasçının vasiyetnameyi tanımadığını, malın terekede bulunmadığını ya da vasiyetten dönüldüğünü ileri sürmesi, dava dilekçesinin buna göre hazırlanmasını sağlar. Karşı tarafın savunmasını dava açılmadan öğrenmek, talep sonucunun kademeli kurulmasına imkân verir.

Tereke boşsa ya da vasiyetten dönülmüşse

Belirli mal vasiyetinde en sık karşılaşılan iki savunma, vasiyet konusu malın terekede bulunmaması ve mirasbırakanın sonradan vasiyetten dönmüş olmasıdır. Her ikisi de tenfiz ya da teslim talebini esastan etkiler ve davanın reddiyle sonuçlanabilir. Malın akıbeti ile mirasbırakanın iradesinin sonradan nasıl değiştiği ayrı ayrı incelenmelidir.

Mirasın açıldığı anda vasiyet konusu mal terekede bulunmuyorsa, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça vasiyet yükümlüsü borçtan kurtulur (TMK m. 517/III). Ölçüt, mirasbırakanın iradesidir. Vasiyetnamede malın her hâlde temin edilmesi ya da değerinin ödenmesi yönünde bir irade varsa, yükümlü malı sağlamak veya karşılığını ödemekle yükümlü kalır. Nitelik ve miktarıyla belirtilen çeşit vasiyetlerinde de yükümlünün borcu sürer.

Vasiyetten dönme üç biçimde gerçekleşir. Mirasbırakan, kanunda öngörülen şekillerden birine uyarak yeni bir vasiyetname yapmak suretiyle önceki vasiyetnamesinden her zaman dönebilir (TMK m. 542); dönme tasarrufun tamamına ya da bir kısmına ilişkin olabilir. Vasiyetnameyi yok etmek de dönme sonucunu doğurur (TMK m. 543).

Üçüncü ihtimal uygulamada en çok tartışılanıdır. Mirasbırakan önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öncekini tamamlamadıkça sonraki vasiyetname onun yerini alır. Belirli mal bırakma vasiyeti de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar (TMK m. 544). Taşınmazın sağlararası satışla üçüncü kişiye devredilmesi bu hükmün tipik uygulamasıdır.

Savunma bu iki eksende kurulduğunda davacının yapması gereken, mirasbırakanın iradesini belgeyle ortaya koymaktır. Devrin muvazaalı olduğu ya da mirastan mal kaçırma amacı taşıdığı iddia ediliyorsa bu ayrı bir dava konusudur ve tenfiz talebinin içinde çözülmez.

Dava açmadan tapuda tescil mümkün mü?

Bütün ilgililer aralarında anlaşmışsa dava açmaya gerek kalmayabilir. Vasiyetnamenin açılıp kesinleşmesinden sonra bütün mirasçılar ile vasiyet alacaklısının tapu müdürlüğüne birlikte başvurması hâlinde devir işlemi idari yoldan tamamlanabilir. Mirasçılardan biri katılmaz ya da anlaşmazlık çıkarsa tek yol tenfiz veya teslim davasıdır.

Atanmış mirasçı ile belirli mal vasiyeti alacaklısının durumu burada da ayrılır. Atanmış mirasçı mirası ölümle doğrudan kazandığından, açılma kararının kesinleşmesi ve mirasçılık belgesinin alınmasıyla tapuda intikal işlemi yaptırabilir. Belirli mal vasiyeti alacaklısı ise kişisel bir talep hakkına sahiptir; devrin gerçekleşmesi için yükümlü mirasçıların iradesine ihtiyaç duyar.

Başvuruda aranan belgeler genellikle şunlardır: kesinleşme şerhini taşıyan açılma kararı örneği, vasiyetname sureti, mirasçılık belgesi, veraset ve intikal vergisi bakımından ilişik kesme yazısı, tarafların kimlik belgeleri ile vekâletle hareket ediliyorsa özel yetkili vekâletname. Binalarda zorunlu deprem sigortası poliçesi ve taşınmazın güncel emlak değerini gösteren belediye yazısı da istenir.

Uygulamada tapu müdürlükleri arasında farklılık görülmektedir. Bazı müdürlükler kesinleşmiş açılma kararı ile mirasçıların muvafakatini yeterli görürken, bazıları tenfize ilişkin bir mahkeme ilamı aramaktadır. Başvurudan önce ilgili müdürlükten hangi belgelerin isteneceğinin sorulması zaman kaybını önler.

İdari yolun sınırı nettir. Mirasçılardan biri başvuruya katılmaz, imzadan kaçınır ya da vasiyetnameye itiraz ederse tapu müdürlüğü işlem yapamaz. Bu noktadan sonra hakkın elde edilmesi mahkeme kararına bağlıdır ve ihtarname çekilerek yargılama gideri riski bertaraf edilmelidir.

Sonuç

Vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesinde açılıp okunması, mirasın kaderini belirleyen bir karar değildir. Belgenin varlığını ve ilgililere duyurulduğunu tespit eder. Asıl hukuki mücadele, bu kararın tebliğinden sonra başlar. Tebliğle birlikte bir aylık itiraz süresi, kesinleşmeyle birlikte bir yıllık iptal süresi işlemeye başlar.

Süreler birbirinden bağımsız işler. Bir aylık itiraz süresini kaçıran mirasçı iptal davası açabilir; iptal süresini kaçıran mirasçı ise saklı payı zedelenmişse tenkis yoluna gidebilir. Ancak her sürenin kendi başlangıç anı ve kendi mutlak sınırı vardır. Tenfiz davası süreye tabi olmasa da, açılma kararının kesinleşmesi ve iptal süresinin geçmesi dava şartıdır.

Atanmış mirasçı ile belirli mal vasiyeti alacaklısının konumu ayrıdır. Birincisi mirası ölümle doğrudan kazanır ve mirasçılık belgesiyle tapuda işlem yaptırabilir. İkincisi kişisel bir talep hakkına sahiptir ve teslim ya da tapu iptali ile tescil davası açmak zorundadır. Bu ayrımın gözden kaçması, açılan davanın reddine yol açar. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açtığından, somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

50 Soruda Vasiyetnamenin Açılması Sonrası Süreç

1. Vasiyetname açıldıktan sonra ne olur?
Sulh hâkimi, mirasta hak sahibi olanlara vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı örneğini tebliğ eder. TMK m. 597 bu yükümlülüğü düzenler.

2. Açılma kararı vasiyetnamenin geçerli olduğunu gösterir mi?
Göstermez. Açılma kararı belgenin geçerliliğini tespit etmez; yalnızca açılıp okunduğunu ve ilgililere duyurulduğunu kayda geçirir.

3. Vasiyetname kaç gün içinde açılır?
TMK m. 596 uyarınca vasiyetname, sulh hâkimine teslim edilmesinden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur.

4. Vasiyetnameyi kime teslim etmem gerekir?
Mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine teslim edilir. TMK m. 595 teslimin derhal yapılmasını arar.

5. Vasiyetnameyi teslim etmezsem ne olur?
Bu davranıştan doğan zarardan sorumlu olursunuz. Kasten saklama hâlinde ayrıca cezai sorumluluk gündeme gelebilir.

6. İtiraz süresi kaç gün?
Bir aydır. TMK m. 598/2 uyarınca süre, vasiyetnamenin onaylı örneğinin tebliğinden itibaren işlemeye başlar.

7. Bir aylık süre ne zaman başlar?
Tebliğ tarihinde başlar. Açılma duruşmasının yapıldığı tarih değil, size yapılan tebligatın tarihi esas alınır.

8. İtirazı nereye yaparım?
Uygulamada açılma dosyasının görüldüğü sulh hukuk mahkemesine dilekçe sunulur; en güvenli yol süresinde iptal davası açmaktır.

9. Sözlü itiraz geçerli olur mu?
İtirazın açık olması aranır. Duruşmada yapılan beyanın tutanağa gerekçesiyle birlikte geçirilmesi gerekir.

10. Bir aylık süreyi kaçırırsam hakkım biter mi?
Bitmez. İptal davası açma hakkınız TMK m. 559’daki bir yıllık süre içinde devam eder.

11. Kardeşim itiraz etti, ben de yararlanır mıyım?
Yararlanmazsınız. İtirazın ve iptal davasının etkisi nispidir; yalnızca itiraz eden mirasçının payı bakımından sonuç doğurur.

12. İptal davası kabul edilirse vasiyetname tamamen geçersiz mi olur?
Kural olarak hayır. Karar, davacının payı oranında sonuç doğurur; dava açmayan mirasçılar bakımından tasarruf etkisini sürdürür.

13. Vasiyetnamenin iptali davası kaç yıl içinde açılır?
Açılma kararının kesinleşmesinden ve öğrenmeden itibaren bir yıl içinde açılır. Süre TMK m. 559’da düzenlenmiştir.

14. On yıllık süre ne zaman işler?
TMK m. 559 uyarınca vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren işler; iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıldır.

15. Bu süreler zamanaşımı mı, hak düşürücü mü?
Hak düşürücü süredir. Durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından resen dikkate alınır.

16. İptal sebepleri nelerdir?
TMK m. 557 uyarınca ehliyetsizlik, yanılma, aldatma, korkutma, zorlama, içeriğin hukuka veya ahlaka aykırılığı ve şekle aykırılık sayılabilir.

17. Mirasçılık belgesini ne zaman alabilirim?
Bir aylık itiraz süresi itirazsız geçtikten sonra atanmış mirasçı olarak belge talep edebilirsiniz. Dayanak TMK m. 598/2’dir.

18. Atanmış mirasçı malı ne zaman kazanır?
TMK m. 599/2 uyarınca mirası mirasbırakanın ölümü anında doğrudan kazanır; tescil kurucu değil açıklayıcıdır.

19. Mirasçılık belgesiyle tapuda işlem yapabilir miyim?
Yapabilirsiniz. Atanmış mirasçı bakımından belge, taşınmazın intikalen tescili için kural olarak yeterli kabul edilmektedir.

20. Ayrıca tenfiz davası açmam gerekir mi?
Atanmış mirasçıysanız kural olarak gerekmez. Tapu müdürlüğü tenfiz ilamı arıyorsa dava açmanız gerekebilir.

21. Tenfiz davası nedir?
Tebliğ işlemlerinin tamamlandığının, sürelerin geçtiğinin ve vasiyetnamenin kesinleştiğinin tespiti için açılan bir tespit davasıdır.

22. Tenfiz davası hangi mahkemede açılır?
Asliye hukuk mahkemesinde açılır. HMK m. 11 uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.

23. Tenfiz davası için süre var mı?
Tenfiz istemi 4721 sayılı Kanun m. 602 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, ölüme bağlı kazandırmanın öğrenildiği tarihte işlemeye başlar; vasiyetnamenin iptali davası açılmışsa ret kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

24. Açılma ve tenfizi aynı davada isteyebilir miyim?
İsteyemezsiniz. Açılma sulh hukukta çekişmesiz yargı işi, tenfiz asliye hukukta çekişmeli yargı işidir.

25. İptal davası varken tenfiz davası görülür mü?
Görülmez, bekletilir. İptal davasının sonucu tenfiz davası bakımından bekletici mesele yapılmalıdır.

26. Bana belirli bir taşınmaz vasiyet edildi, doğrudan sahibi olur muyum?
Olmazsınız. TMK m. 600 uyarınca vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olanlara karşı teslim veya istihkak davası açmanız gerekir.

27. Muayyen mal vasiyetinde kime dava açarım?
Mirasçılara ya da atanmışsa vasiyeti yerine getirme görevlisine karşı dava açılır. Malı elinde bulunduran kişiye husumet yöneltilir.

28. Tapu iptal tescil mi, teslim mi istemeliyim?
Taşınmaz mirasçılar adına tescil edilmişse tapu iptali ve tescil, kayıt mirasbırakan üzerindeyse tescil talebi kurulur.

29. Vasiyet edilen taşınmaz üçüncü kişiye satılmışsa ne yapabilirim?
Aynen teslim mümkün olmayabilir. Bu durumda tazminat talebi gündeme gelir; iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunur.

30. Teslim talebi zamanaşımına uğrar mı?
Uğrar. Vasiyet alacaklısının kişisel talebi TBK m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.

31. Vasiyeti yerine getirme görevlisi kaç gün içinde görevi reddedebilir?
Bildirimden itibaren on beş gündür. Bu süre içinde reddedilmezse görev kabul edilmiş sayılır.

32. Görevlinin yetkileri nelerdir?
TMK m. 552 ve devamı uyarınca terekeyi yönetir, borçları öder, vasiyetleri yerine getirir ve paylaşımı hazırlar.

33. Görevliyi görevden aldırabilir miyim?
Sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Ağır ihmal veya görevi kötüye kullanma hâlinde görevden alma istenebilir.

34. Tereke için koruma önlemi alınır mı?
Alınır. Sulh hâkimi teslimin ardından defter tutma, mühürleme, tedbir ve tereke memuru atanması gibi önlemlere karar verebilir.

35. Terekede şirket hissesi varsa yönetim nasıl olur?
Tereke memuru atanmışsa hisselerin temsili ve genel kurul işlemleri bu memur üzerinden yürütülür.

36. Adresim bilinmiyorsa nasıl tebligat yapılır?
Adresi bilinmeyen ilgililere ilan yoluyla tebligat yapılır. Önce usulüne uygun adres araştırması yapılması gerekir.

37. Tebligat zarfına vasiyetname konmamışsa süre işler mi?
Bu eksiklik sürelerin başlamasını engelleyebilir. Usulsüzlüğü iptal veya tenkis davası içinde ileri sürmeniz gerekir.

38. Usulsüz tebligatı öğrendiğimi söylersem ne olur?
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca beyan ettiğiniz öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayılır ve süreler o tarihten işler.

39. Saklı payım zedelendiyse ne yapabilirim?
Tenkis davası açabilirsiniz. Dava, zedelenmenin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.

40. Tenkis davasında on yıllık süre nereden başlar?
TMK m. 571 uyarınca vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren başlar.

41. Çocuğun saklı payı ne kadar?
TMK m. 506 uyarınca altsoyun saklı payı, yasal miras payının yarısıdır.

42. Eşin saklı payı ne kadar?
Altsoy veya ana-baba zümresiyle mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde dörtte üçüdür.

43. İptal ve tenkisi birlikte isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Uygulamada önce iptal, kabul edilmezse tenkis biçiminde kademeli talep kurulur.

44. Yurt dışında düzenlenen vasiyetname Türkiye’de geçerli mi?
MÖHUK m. 7 uyarınca yapıldığı ülke hukukuna uygun şekilde düzenlenmişse şekil yönünden geçerli sayılır.

45. Yabancı mahkemede açılan vasiyetname için ne yapmalıyım?
Tanıma ve tenfiz prosedürü gerekebilir. Yabancı belgenin mahkeme ilamı niteliğinde olmaması hâlinde talep reddedilebilir.

46. Türkiye’deki taşınmaza hangi hukuk uygulanır?
5718 sayılı MÖHUK m. 20 uyarınca Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.

47. Yabancı belgeler için apostil gerekir mi?
Lahey Sözleşmesine taraf ülkelerde apostil yeterlidir. Taraf olmayan ülkelerde konsolosluk onayı aranır.

48. Vasiyetname çok geç bulunursa açılabilir mi?
Açılabilir. Geç açılma hakları ortadan kaldırmaz; iptal süresi açılma kararının kesinleşmesinden itibaren işler.

49. Açılma kararına karşı kanun yoluna gidebilir miyim?
Çekişmesiz yargı kararlarına karşı HMK m. 387 uyarınca istinaf yolu açıktır. Ancak inceleme şekli denetimle sınırlıdır.

50. Açılma dosyasında itiraz etmezsem dava hakkımı kaybeder miyim?
Kaybetmezsiniz. Açılma dosyasındaki sessizlik, iptal ve tenkis davası açma hakkından feragat anlamına gelmez.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 505, 506, 517, 542, 543, 544, 550, 552, 557, 559, 571, 589, 595, 596, 597, 598, 599, 600. · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 602

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 11, 312, 382, 387.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 7, 20, 50, 54.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 21, 28, 32.

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir. · Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5462, K. 2024/2289, T. 30.04.2024

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1787, K. 2024/2145, T. 22.04.2024

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/137, K. 2023/2496, T. 11.05.2023

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/19358, K. 2014/3802, T. 11.03.2014

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/16701, K. 2016/13889, T. 05.12.2016

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7822, K. 2011/389, T. 27.01.2011

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/15903, K. 2008/11107, T. 22.07.2008

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/895, K. 2024/5850, T. 19.12.2024

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/8458, K. 2012/13145, T. 23.05.2012

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9465, K. 2016/11238, T. 26.09.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/4457, K. 2016/5895, T. 18.04.2016

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/11624, K. 2015/18994, T. 26.11.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/9973, K. 2018/13057, T. 20.12.2018

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/4679, K. 2016/3626, T. 10.03.2016

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/5683, K. 2022/6587, T. 03.11.2022

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/1698, K. 2017/1755, T. 29.11.2017

Doktrin ve akademik kaynaklar

Mustafa Dural, Turgut Öz, Türk Özel Hukuku Cilt IV: Miras Hukuku.

Rona Serozan, Baki İlkay Engin, Miras Hukuku.

Ahmet M. Kılıçoğlu, Miras Hukuku.

Bilge Öztan, Miras Hukuku.

Şeref Ertaş, Miras Hukuku.

Ergun Özsunay, Miras Hukukunda Ölüme Bağlı Tasarruflar.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.