Kira sözleşmesinde iki ya da daha çok kişi kiracı olarak yer alıyorsa, tahliye taahhüdü birden fazla kiracı bakımından tek imzayla ayakta duramaz; taahhüdün altında sözleşmedeki kiracıların hepsinin imzası bulunmadıkça kiraya verenin elindeki belge, icra dairesinde de mahkemede de işlevsiz kalır. Yargı kararları bu noktayı tahliye borcunun bölünemezliği ve kiracılar arasındaki zorunlu dava ile takip arkadaşlığı üzerinden kuruyor. Aile konutu iddiası da tabloyu ayrıca değiştiriyor.
Bu yazıda çok kiracılı sözleşmelerde taahhüdün geçerlilik şartlarını, tek imzalı taahhüde dayanılarak kısmi tahliye istenip istenemeyeceğini, ev arkadaşı ve kardeş gibi evlilik dışı birlikte kiracılık hâllerini, tüzel kişi kiracıda temsil ve çift imza sorununu, TMK m. 194/son uyarınca sözleşmeye taraf olmayan eşin itirazının sınırlarını, boş tarihli taahhütte ispat yükünü ve bir aylık hak düşürücü sürede icra ile dava yolunun farkını inceliyorum.

Tahliye taahhüdünün geçerlilik şartları ve çok kiracılı sözleşmenin farkı
Tahliye taahhüdünün geçerli olması için TBK m. 352/1 uyarınca taahhüdün yazılı olması, kiralananın tesliminden sonra verilmesi ve boşaltma tarihinin belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Sözleşmede birden çok kiracı varsa bu üç şarta dördüncüsü eklenir: taahhüdün altında kiracıların tamamının iradesi bulunmalıdır. Tek imza, belgeyi baştan sakatlar.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıyı koruyan düzen, tahliye taahhüdünü istisnai bir çıkış kapısı hâline getirir. Kanun koyucu bu kapıyı dar tutmuş, şekil şartlarını sıkı tutmuştur. Çok kiracılı sözleşmede kira ilişkisi kiraya veren ile kiracılar topluluğu arasında tek bir bütün olarak kurulur. Kiralanan, ortak bir kullanım hakkına konu olur; her kiracı kiralananın tamamından yararlanır, belirli bir odaya ya da metrekareye sahip değildir.
Bu yapı, taahhüdün de bütün olarak verilmesini gerektirir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 54. Hukuk Dairesi, E. 2025/5343, K. 2025/3456, T. 30.12.2025 kararında kiracılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğunu belirterek, yalnızca bir kiracı tarafından imzalanan tahliye taahhüdünün hukuki sonuç doğurmayacağına, taahhütnamenin her iki kiracı tarafından da imzalanması gerektiğine hükmetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3374, K. 2025/4997, T. 20.10.2025 kararı da aynı ölçütü kurar: birlikte kiracılıkta kiracıların tümünün birlikte taahhüdü imzalaması aranır.
Tahliye taahhüdü birden fazla kiracı varsa tek imzayla kısmi tahliye istenebilir mi?
İstenemez. Tahliye borcu bölünemez nitelikte olduğundan, taahhüdü imzalayan kiracı yönünden ayrı bir tahliye hükmü kurulamaz. Kiralanan tek bir bütündür; içindeki kişilerden yalnızca birinin çıkarılmasına karar verilmesi, kiraya verene hiçbir fiilî sonuç sağlamaz. Yargı kararları bu yüzden tek imzalı taahhüde dayalı istemi tümden reddeder.
Bölünmezliğin somut sonucunu bir örnekle görmek kolaydır. Üç odalı bir dairede A ve B birlikte kiracıdır; aylık kira 28.000 TL, ikisi de sözleşmede imzası olan taraflardır. Kiraya veren yalnızca A’dan tahliye taahhüdü almış, B’nin imzası alınmamıştır. Kiraya veren, A’nın taahhüdüne dayanarak A hakkında tahliye kararı alsa dahi, B’nin kullanım hakkı ayakta kaldığı için kiralanan boşaltılamaz. İcra memuru kapıya gittiğinde B, geçerli bir kira sözleşmesine dayanarak taşınmazda kalmayı sürdürür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/111, K. 2015/9607, T. 13.04.2015 kararında bu sonuç açıkça ifade edilmiştir: tahliye borcunun bölünemezliği nedeniyle borçlulardan yalnızca biri hakkında takip yapılması hâlinde, takip kesinleşse dahi taşınmazın tahliyesi gerçekleştirilemez. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/3281, K. 2024/1989, T. 15.10.2024 kararı da tahliye isteminin tek bir borçluya yöneltilmesinin mümkün olmadığını teyit eder. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/2832, K. 2010/7195, T. 14.06.2010 kararı tahliyeyi bölünemeyen borçlar arasında sayar.
Zorunlu dava ve takip arkadaşlığı ne anlama gelir?
Zorunlu dava arkadaşlığı, maddi hukuktan doğan bir zorunluluk nedeniyle davanın ancak birden çok kişiye birlikte yöneltilmesi hâlinde görülebilmesidir. Tahliye uyuşmazlığında kira ilişkisi kiracılar bakımından tek ve bölünemez bir hukuki bağ kurduğundan, hüküm de hepsi hakkında aynı yönde verilmek zorundadır. Eksik taraf, usulden ret ya da bozma sebebidir.
Bu kurumun pratikteki karşılığı şudur: dava dilekçesinde davalı olarak yalnızca bir kiracının gösterilmesi, dosyayı esasa girmeden tıkar. Mahkeme taraf teşkilini yargılamanın her aşamasında resen gözetir; eksikliği fark ettiğinde davacıya diğer kiracıyı da davaya dahil etmesi için süre verir. Süre verilmesine rağmen eksiklik giderilmezse dava usulden reddedilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/6022, K. 2013/8909, T. 21.05.2013 kararı, kiracılardan yalnızca birine karşı açılan davanın taraf teşkili sağlanmadığı için usulden bozulması gerektiğini ifade eder.
İcra takibinde de mantık aynıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1696, K. 2017/3931, T. 20.03.2017 kararı tahliye isteminin bölünemeyeceğini ve her iki kiracıya birlikte yöneltilmesi gerektiğini vurgular. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/4677, K. 2013/7230, T. 18.04.2013 kararı, takibin yalnızca bir kiracıya yöneltilmesi nedeniyle verilen tahliye kararını kiracılar arasındaki hukuki bağın bölünemezliği gerekçesiyle bozmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3104, K. 2021/705, T. 08.06.2021 kararı ise tahliye borcunun ancak tüm kiracılar tarafından birlikte ifa edilebileceğini belirtir.
Evlilik dışı birlikte kiracılık: ev arkadaşı, kardeş, iş ortağı
Birlikte kiracılık yalnızca eşler arasında görülmez. İki üniversite öğrencisinin, iki kardeşin ya da bir işyerini birlikte kiralayan iki ortağın hepsi sözleşmede kiracı sıfatıyla yer alıyorsa, aralarında zorunlu dava ve takip arkadaşlığı doğar. Aile hukuku ilişkisi bulunmaması sonucu değiştirmez; belirleyici olan sözleşmedeki taraf sıfatıdır.
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, kiraya verenin fiilen muhatap aldığı kişiyi tek kiracı sanmasıdır. Kirayı her ay aynı kişi yatırıyor, ilanlarda ve görüşmelerde o kişi öne çıkıyor olabilir. Ancak sözleşmenin kiracı bölümünde iki isim ve iki imza varsa, kira ilişkisi ikisiyle birlikte kurulmuştur. Ödemeyi tek kişinin yapması, diğerinin kiracılık sıfatını ortadan kaldırmaz.
Somut bir örnek: iki kardeş bir dükkânı birlikte kiralamıştır, aylık kira 45.000 TL’dir. Kardeşlerden biri işten ayrılıp şehir değiştirmiş, dükkânda yalnızca diğeri çalışmaktadır. Kiraya veren, taşınan kardeşten tahliye taahhüdü alır. Bu taahhüt, dükkânda fiilen faaliyet gösteren kardeşi bağlamaz; taahhüde dayalı takip, dükkânda kalan kardeşin itirazıyla durur. Kiraya verenin yapması gereken, ya iki kardeşten de taahhüt almak ya da ayrılan kardeşin kira ilişkisinden çıktığını gösteren bir devir ve fesih protokolünü kiraya verenin de imzasıyla düzenlemektir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/9557, K. 2014/10773, T. 01.10.2014 kararı tahliye sürecinin tüm kiracıları kapsayacak şekilde bütüncül yürütülmesini hukuki güvenliğin gereği sayar. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/14778, K. 2013/15257, T. 13.11.2013 kararı da tahliye iradesinin tüm kiracıları bağlayacak şekilde eksiksiz tesis edilmesi gerektiğine işaret eder.
Tüzel kişi kiracıda imza yetkisi ve çift imza şartı
Kiracı bir şirketse, taahhüdü imzalayan kişinin temsil yetkisi belirleyicidir. Yetki, ticaret sicil kayıtları ve imza sirküleriyle ispatlanır. Şirket çift imzayla temsil ediliyorsa, tek yetkilinin attığı imza şirketi bağlamaz. Tahliye taahhüdü olağanüstü bir tasarruf sayıldığından, yetkinin kapsamı dar yorumlanır ve özel yetki aranabilir.
Örnek üzerinden bakalım: bir limited şirket, sirkülerine göre iki müdürün müşterek imzasıyla temsil edilmektedir. Kiraya veren, müdürlerden yalnızca birinin imzasını taşıyan bir tahliye taahhüdü alır. Şirketin bu taahhütle bağlı olmadığı yönündeki itiraz, sicil kaydına dayandığı için güçlü bir savunmadır. Kiraya verenin sicil kaydını taahhüt tarihinde kontrol etmemesi, kendi ihmalidir; ticaret sicilinin aleniyeti karşısında iyiniyet iddiası da genellikle korunmaz.
İkinci bir katman, sözleşmede hem şirketin hem gerçek kişi ortağın kiracı olarak yer aldığı hâllerdir. Bu durumda iki ayrı kiracı vardır: tüzel kişi ve gerçek kişi. Taahhüdün geçerli olması için şirketin yetkili organı adına usulüne uygun imza ile gerçek kişinin kendi imzasının birlikte bulunması gerekir. Şirket yetkilisi ile gerçek kişi kiracı aynı kişi olsa bile, imzanın hangi sıfatla atıldığı belgeden anlaşılmalıdır. Uygulamada imza yanına kaşe basılmaması ya da yalnızca kaşe basılıp gerçek kişi sıfatıyla ayrı imza atılmaması ciddi bir eksiklik yaratır.
Vekil aracılığıyla verilen taahhütlerde de özel yetki aranır. Genel vekâletname, kiralananın boşaltılması yönünde bir borç altına girmeye tek başına dayanak oluşturmaz; vekâletnamede tahliye taahhüdü verme yetkisinin açıkça yer alması beklenir.
Aile konutu, TMK m. 194 ve sözleşmeye taraf olmayan eş
Kiralanan aile konutu olarak kullanılıyorsa TMK m. 194 devreye girer. Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez. Tahliye taahhüdü de kira ilişkisini sona erdirmeye yönelik bir irade beyanı olduğundan, aynı korumanın kapsamında değerlendirilir. Rızanın yazılı ve açık olması aranır.
Eşlerin birlikte kiracı olduğu hâlde tablo nettir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3374, K. 2025/4997, T. 20.10.2025 kararı, eşlerin birlikte kiralama yaptığı durumlarda her iki eşin birlikte taahhüt vermesini ya da birinin verdiği taahhüde diğerinin açık muvafakatinin bulunmasını zorunlu görür. Burada iki gerekçe üst üste biner: hem çok kiracılı sözleşmedeki bölünmezlik hem aile konutu koruması.
Asıl tartışma, eşlerden yalnızca birinin sözleşmede kiracı olduğu hâllerde çıkar. Kiracı olmayan eş, konutta oturmakta ve konut ailenin ortak yaşam merkezini oluşturmaktadır. Bu eşin, kiracı eşin verdiği taahhüde karşı aile konutu itirazı ileri sürüp süremeyeceği, TMK m. 194/son hükmünün nasıl uygulanacağına bağlıdır. Aile konutu şerhinin tapuya işlenmesi kiralananlar bakımından mümkün olmadığından, korumanın anahtarı kiraya verene yapılacak bildirimdir. Aile konutu korumasının taşınmaz mülkiyeti bakımından nasıl işlediğini aile konutu şerhi yazısında ayrıca anlattım.
TMK m. 194/son: bildirimde bulunmayan eşin durumu
TMK m. 194/son, aile konutu olarak özgülenen kiralanan taşınmazlarda kiracı olmayan eşin kiraya verene yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline geleceğini düzenler. Bildirim yapılmamışsa, kiraya veren bakımından ortada tek kiracı vardır. Bu durumda kiracı eşin verdiği taahhüt, iyiniyetli kiraya verene karşı aile konutu itirazıyla etkisiz kılınamaz.
Kural, kiraya verenin bilgi alma imkânıyla dengelenir. Kiraya veren, kimin kiracı olduğunu sözleşmeden bilir; konutta kimin oturduğunu, kiracının medeni hâlini araştırmakla yükümlü tutulmaz. Bildirim, tam da bu bilgi açığını kapatmak için öngörülmüştür. Bildirimini yapmayan eş, kendi ihmalinin sonucunu kiraya verene yükleyemez.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59. Hukuk Dairesi, E. 2024/395, K. 2024/384, T. 09.10.2024 kararı bu çizgiyi izler: kira sözleşmesinde taraf olmayan eşin TMK m. 194/son uyarınca kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelmediği durumlarda, yalnızca sözleşmeyi imzalayan kiracının verdiği taahhüt geçerli kabul edilmiş; sözleşmede ismi yer almayan eşin sonradan aile konutu iddiasında bulunması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir.
Bildirimin şekli konusunda kanun bir kalıp öngörmez; ancak ispat kolaylığı için noter ihtarnamesi tercih edilmelidir. Bildirimde konutun aile konutu olduğu, bildirimde bulunan eşin kiracı eşle evli olduğu ve TMK m. 194/son uyarınca sözleşmenin tarafı sıfatının kazanıldığı açıkça yazılmalıdır. Bildirim tarihinden sonra kiraya veren artık iyiniyetli sayılmaz.
Taahhütten sonra evlenme ya da konutun sonradan aile konutu hâline gelmesi
Belirleyici an, taahhüdün verildiği andır. Taahhüt verildiğinde kiracı bekârsa ve konut aile konutu niteliği taşımıyorsa, sonradan evlenilmesi geçerli biçimde doğmuş taahhüdü geriye etkili olarak sakatlamaz. Sonradan gelen aile konutu niteliği, kiraya verene bildirim yapılmışsa ileriye yönelik sonuç doğurur; bildirimsiz hâlde kiraya verenin iyiniyeti korunur.
Kurgusal bir senaryo bunu netleştirir. Bir kişi, tek başına kiracı olarak oturduğu dairede iki yıl sonra boşaltacağını taahhüt eder. Aradan sekiz ay geçtikten sonra evlenir ve eşiyle aynı dairede yaşamaya başlar. Taahhüt tarihinde konut aile konutu değildir; kiracının medeni hâli bekârdır. Eşin, taahhüdün geçersizliğini ileri sürebilmesi için, taahhüt tarihinde konutun aile konutu olduğunu ve kiraya verenin bunu bildiğini ortaya koyması gerekir. Bu koşullar oluşmadığından taahhüt ayakta kalır.
Buna karşılık, konutun aile konutu hâline geldiği kiraya verene usulüne uygun biçimde bildirildikten sonra alınan yeni bir taahhütte durum değişir. Bildirimle birlikte kiracı olmayan eş de sözleşmenin tarafı sıfatını kazandığından, artık çok kiracılı bir yapı doğar ve bölünmezlik kuralı burada da işler. Yeni taahhüdün her iki eşin imzasını taşıması gerekir.
Bildirimin taahhütten önce mi sonra mı yapıldığı, çoğu dosyada tek başına belirleyici olur. Bu nedenle ihtarname tarihleri, tebliğ şerhleri ve evlilik tarihi kayıtları dosyaya baştan eksiksiz sunulmalıdır. Tarih sıralaması yanlış kurulduğunda savunmanın tümü zayıflar; kendi dosyanızdaki sıralamayı bir avukatla birlikte çıkarmanız yerinde olur.

Yalnızca bir kiracı hakkında icra takibi başlatılırsa ne olur?
Takibe konu edilmeyen kiracı yönünden husumet eksikliği doğar. Takip yalnızca imzalayan kiracıya yöneltilmişse, o kiracı itiraz etmese ve takip kesinleşse dahi tahliye yapılamaz. Diğer kiracı, takibin tarafı olmadığından icra dairesinin işlemine karşı şikâyet yoluna gidebilir. Sonuç, tahliyenin durdurulmasıdır.
Uygulamada iki ayrı itiraz karışır. Birincisi, takibe muhatap kiracının imzaya ya da taahhüde yönelik itirazıdır; bu itiraz takibi durdurur ve alacaklıyı icra mahkemesine yöneltir. İkincisi, takipte taraf gösterilmeyen kiracının konumudur; bu kişi borçlu sıfatını taşımadığından ona karşı hiçbir icra işlemi yapılamaz. Tahliye ise fiilen bu kişiyi de kapsayacağı için, icra memurunun tahliyeyi gerçekleştirmesi hukuka aykırı olur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/111, K. 2015/9607, T. 13.04.2015 kararı, takibin kesinleşmiş olmasının bu sonucu değiştirmediğini ortaya koyar. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1003, K. 2024/1206, T. 08.10.2024 kararı da kiracıların birden fazla olması hâlinde aralarında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğunu, yalnızca biri tarafından imzalanan taahhüde dayanılarak tahliye yapılamayacağını ifade eder.
Temerrüt nedeniyle yürütülen takiplerde de aynı yaklaşım geçerlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6751, K. 2017/16730, T. 29.11.2017 kararı, tüm kiracıların takibe dahil edilmemesi durumunda temerrüt şartlarının oluşmayacağını vurgular. Kiraya verenin ödeme emrini yalnızca birine göndermesi, otuz günlük ödeme süresini diğeri bakımından hiç işletmemiş olmasıdır. Taahhüde dayalı takipte imza inkârıyla karşılaşan tarafların ne yapması gerektiğini tahliye taahhüdünde imza inkârı ve para cezası yazısında ayrıntılı işledim.
Eksik imza sonradan tamamlanabilir mi?
Diğer kiracının, taahhüde açık ve yazılı biçimde katıldığını gösteren bir beyanı sonradan verilirse, taahhüt bu tarih itibarıyla tüm kiracılar yönünden geçerli hâle gelebilir. Ancak katılma beyanı geriye etkili değildir; taahhüt edilen tarih geçmişse ve bir aylık süre dolmuşsa, sonradan alınan imza kaybedilen süreyi geri getirmez.
Katılmanın hukuki niteliği tartışmalıdır. Bir görüş, sonradan verilen muvafakati icazet sayarak taahhüdü baştan geçerli kabul eder. Diğer görüş, taahhüdün kişiye sıkı sıkıya bağlı bir irade beyanı olduğunu, her kiracının kendi beyanını ayrıca vermesi gerektiğini savunur. İkinci görüşe göre sonradan alınan belge, yeni ve bağımsız bir taahhüt sayılır; geçerlilik tarihi de bu belgenin tarihidir.
Pratik öneri açıktır: eksik imzayı tamamlamak yerine, tüm kiracıların imzasını taşıyan yeni bir taahhüt düzenlemek daha güvenlidir. Yeni belgede boşaltma tarihi yeniden belirlenmeli, belgenin kiralananın tesliminden sonra düzenlendiği metinden anlaşılmalıdır. Eski belgeye atıf yapılacaksa, yeni belgenin bağımsız bir irade beyanı olduğu ifadesi eklenmelidir.
Taahhüdün ayrı kâğıtlara alınması tek başına geçersizlik sebebi değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3374, K. 2025/4997, T. 20.10.2025 kararı, taahhüdün tek bir metin üzerinde her iki tarafın imzasıyla ya da diğer tarafın açık rızasıyla yapılması gerektiğini belirtir. Belirleyici olan kâğıt sayısı değil, iradelerin aynı içerikte ve aynı boşaltma tarihinde birleşip birleşmediğidir.
Boş tarihli taahhüt ve ispat yükünün dağılımı
Boş tarihli taahhüt uygulamada yaygındır ve tek başına geçersiz değildir. Kiracı, belgenin sözleşmeyle aynı anda ve boş olarak imzalatıldığını ileri sürerse bu iddiayı ispat yükü kiracıya düşer. İmzanın kiracıya ait olduğu kabul edildiğinde, metnin sonradan doldurulduğu savunması yazılı delille ya da kesin ölçütlerle desteklenmelidir.
İki farklı savunma birbirine karıştırılır. Birincisi imza inkârıdır: kiracı imzanın kendisine ait olmadığını söyler; burada ispat yükü belgeye dayanan kiraya verendedir ve bilirkişi incelemesi yapılır. İkincisi metnin sonradan doldurulduğu iddiasıdır: imza kabul edilir, ancak tarih ve boşaltma günü bölümlerinin kiracının bilgisi dışında yazıldığı savunulur. İkinci iddiada ispat yükü kiracıya geçer ve bu ispat kolay değildir.
Kiracı tarafında kullanılabilecek dayanaklar sınırlıdır: kira sözleşmesiyle taahhütnamenin aynı yazı ve aynı kalemle doldurulmuş olması, matbu formların aynı seriden gelmesi, taahhüt tarihinin sözleşme tarihiyle örtüşmesi, kiracının o tarihte şehir dışında bulunduğunu gösteren kayıtlar. Bilirkişi, mürekkep yaşı analizini her dosyada yapamayacağı için çoğu zaman yazı ve imza karşılaştırmasıyla yetinir.
Çok kiracılı sözleşmede boş tarihli taahhüt ayrı bir risk taşır. Kiraya veren, tarihi sonradan doldururken bir kiracının imzasını taşımayan belgeyi işleme koyarsa, tarih tartışmasına girilmeden bölünmezlik gerekçesiyle istem reddedilir. Eksik imza, tarih tartışmasını gereksiz kılar.
Kira sözleşmesiyle aynı anda alınan taahhüt
TBK m. 352/1, taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmesini arar. Sözleşmeyle aynı gün ve teslimden önce alınan taahhüt, kiracının serbest iradesiyle verilmediği varsayımına dayanılarak geçersiz sayılır. Sözleşme tarihiyle taahhüt tarihinin aynı olması, tek başına geçersizlik karinesi oluşturmaz ancak dosyada güçlü bir şüphe doğurur.
Kanunun amacı, kiracının konut bulma zorunluluğu altında sözleşme kurulurken baskıyla taahhüt vermesini önlemektir. Kiralanan teslim edildikten sonra kiracı artık zilyettir; bu aşamada verdiği beyanın iradi olduğu kabul edilir. Uygulamada kiraya verenler taahhütnameye sözleşmeden birkaç gün sonraki bir tarih yazmakla yetinir; kiracı bu tarihin gerçek olmadığını ispatlarsa belge düşer.
Çok kiracılı sözleşmede teslim tarihi tüm kiracılar bakımından aynıdır. Kiracılardan biri sözleşme imzalandıktan bir hafta sonra taşınmışsa, teslimin sözleşme tarihinde gerçekleştiği kabul edilir; anahtar teslimi tarihi belirleyicidir. Taahhüdün her iki kiracı bakımından da teslimden sonraki bir tarihte alınmış olması gerekir.
Kiracılı bir taşınmazı satın alan kişinin, önceki malikin aldığı taahhüde dayanıp dayanamayacağı ayrı bir sorundur. Yeni malikin ihtiyaç ihtarı ve aidat sorumluluğu bakımından dikkat etmesi gerekenleri kiracılı ev satın alırken ihtiyaç ihtarı ve aidat yazısında ele aldım.
Bir aylık hak düşürücü süre nasıl işler?
TBK m. 353 uyarınca kiraya veren, taahhüt edilen boşaltma tarihinden başlayarak bir ay içinde icra takibi başlatmak ya da tahliye davası açmak zorundadır. Bu süre hak düşürücüdür; uzatılamaz, kesilmez ve mahkemece resen gözetilir. Sürenin kaçırılması, geçerli bir taahhüdü dahi kullanılamaz hâle getirir.
Sürenin başlangıcı, taahhütte yazılı boşaltma tarihinin ertesi günüdür. Kiracı o tarihte çıkmışsa zaten uyuşmazlık yoktur. Çıkmamışsa bir aylık pencere açılır. Kiraya verenin bu pencerede ihtarname göndermesi süreyi korumaz; ihtarname takip ya da dava yerine geçmez. Süre içinde yapılması gereken, icra dairesine başvurmak veya dava dilekçesini mahkemeye vermektir.
Çok kiracılı sözleşmede süre ayrıca dikkat ister. Kiraya veren, süre dolmadan önce tüm kiracıları takibe ya da davaya dahil etmelidir. Bir ay içinde yalnızca bir kiracıya karşı takip başlatılıp sonradan diğerinin dahil edilmesi hâlinde, sonradan dahil edilen kiracı bakımından sürenin korunup korunmadığı tartışılır. Güvenli yol, ilk günden itibaren tüm kiracıları taraf göstermektir.
Kiracının, taahhüt tarihinden sonra kira ödemeye devam etmesi ve kiraya verenin bunu kabul etmesi, bazı dosyalarda zımni yenileme tartışmasını doğurur. Hak düşürücü süre içinde harekete geçilmişse ödeme kabulü tek başına taahhütten vazgeçme sayılmaz; süre kaçırıldıktan sonraki ödemeler ise kira ilişkisinin sürdüğünün göstergesi olarak yorumlanır. Süre hesabı dosyanın kendi tarihlerine göre değişir; sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açtığından somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
İcra takibi mi, tahliye davası mı?
Taahhüde dayalı tahliyede iki yol vardır. İcra takibi, örnek 14 tahliye emriyle yürür ve itiraz gelmezse hızlı sonuç verir. Tahliye davası sulh hukuk mahkemesinde görülür, dava şartı arabuluculuğa tabidir ve imza incelemesi bakımından daha geniş bir yargılama sunar. Seçim, taahhüdün ispat gücüne göre yapılır.
İmzanın tartışmasız olduğu, noterde düzenlenmiş ya da onaylanmış taahhütlerde icra yolu tercih edilir. İcra takibinde borçlu kiracı, tahliye emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Noterde düzenlenmiş taahhütte imza inkârı ileri sürülemeyeceğinden, itirazın kaldırılması istemi güçlüdür. Adi yazılı taahhütte imzaya itiraz edilirse, icra mahkemesi imza incelemesi yapmakta sınırlı kalabilir ve alacaklı genel mahkemeye yönlendirilebilir.
Aşağıdaki tablo iki yolun temel farklarını karşılaştırır.
| Ölçüt | İcra takibi (örnek 14) | Tahliye davası |
|---|---|---|
| Başvuru mercii | İcra dairesi, uyuşmazlıkta icra mahkemesi | Sulh hukuk mahkemesi |
| Süre | Taahhüt tarihinden itibaren 1 ay içinde takip | Taahhüt tarihinden itibaren 1 ay içinde dava |
| Arabuluculuk | Takip için aranmaz | Dava şartı olarak aranır |
| Kiracı itirazı | 7 gün içinde; takibi durdurur | Cevap dilekçesiyle ileri sürülür |
| İmza incelemesi | Sınırlı; adi yazılı belgede güçlük çıkabilir | Geniş; bilirkişi incelemesi yapılır |
| Çok kiracılı sözleşme | Tahliye emri tüm kiracılara gönderilmelidir | Tüm kiracılar davalı gösterilmelidir |
| Eksik taraf sonucu | Takip kesinleşse de tahliye yapılamaz | Usulden ret ya da bozma |
| Kira alacağı istemi | Ayrı takiple ya da birlikte istenebilir | Ayrı dava gerekir |
Bu konuda içtihat birliği olmayan noktalar
Ana kural yerleşmiştir: çok kiracılı sözleşmede tüm imzalar aranır. Ancak yan sorularda görüş ayrılığı sürer. Muvafakatin şekli ve zamanı, ayrı kâğıtlara alınan taahhütlerin birleşip birleşmeyeceği, sonradan verilen katılma beyanının geriye etkisi ve aile konutu bildiriminin tahliye taahhüdünü hangi ölçüde etkilediği tartışmalı kalmaya devam eder.
Birinci tartışma noktası muvafakatin biçimidir. Kararların bir kısmı açık rızayı yeterli görürken, diğer bir kısmı rızanın taahhüdün kendisi kadar somut ve tarihli olmasını arar. Sözlü muvafakatin ispatı çok güç olduğundan uygulamada yazılı belge dışında bir yol pratikte kapalıdır.
İkinci tartışma, aile konutu iddiasının zamanlamasıyla ilgilidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59. Hukuk Dairesi, E. 2024/395, K. 2024/384, T. 09.10.2024 kararı, bildirimde bulunmayan eşin sonradan aile konutu iddiasında bulunmasını hakkın kötüye kullanılması saymıştır. Bu değerlendirme, TMK m. 2 üzerinden yapılan bir denge kurma çabasıdır ve her dosyada aynı sonucu doğurmaz; eşin bildirimi neden yapamadığı, kiraya verenin fiilî bilgisinin bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenir.
Üçüncü tartışma, delil değerlendirmesinin kapsamıdır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi, E. 2023/1828, K. 2024/1398, T. 16.10.2024 kararı, çok kiracılı sözleşmelerde tahliye süreçlerinin bölünemez bir bütün olarak ele alınması gerektiği yönündeki iddiaların toplanacak delillerle değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır. Yani bölünmezlik ilkesi soyut biçimde uygulanmaz; kimin gerçekten kiracı olduğu, sözleşmenin ve fiilî durumun birlikte incelenmesiyle belirlenir.
Uygulamada en sık yapılan sekiz hata
Dosyaların çoğu, hukuki tartışmaya girmeden usul hatasıyla kaybedilir. Eksik imza, eksik taraf, kaçırılan bir aylık süre ve teslimden önce alınan taahhüt ilk sırada gelir. Bu hataların ortak özelliği, sonradan düzeltilememesidir. Belge hazırlanırken yapılan on dakikalık kontrol, yıllara yayılan bir yargılamayı önler.
Birinci hata, sözleşmedeki kiracı sayısını kontrol etmeden taahhüt almaktır. İkinci hata, taahhüdü kiralananın tesliminden önce almak. Üçüncüsü, boşaltma tarihini belirsiz bırakmak; “en kısa sürede” ya da “ihtiyaç doğduğunda” gibi ifadeler tarihi belirlenebilir kılmaz. Dördüncüsü, taahhüdün altına kiraya verenin imzasını koyup belgeyi karşılıklı sözleşme görünümüne sokmak; bu, tek taraflı irade beyanı niteliğini tartışmaya açar.
Beşinci hata, bir aylık süreyi ihtarname göndererek koruduğunu sanmak. Altıncısı, tüzel kişi kiracıda sicil kaydını kontrol etmemek. Yedincisi, takibi yalnızca kirayı ödeyen kiracıya yöneltmek. Sekizincisi, tahliye kararı alındıktan sonra depozito ve anahtar teslimi sürecini ihmal etmek; bu aşamada doğan uyuşmazlıklar için kira ilişkisinin sonunda tevdi mahalli, anahtar ve depozito yazısındaki adımlar izlenebilir.
Kiraya veren tarafında ek bir kontrol daha yapılmalıdır: taahhüde dayalı tahliye başarısız olursa hangi alternatif sebeplerin gündeme gelebileceği baştan değerlendirilmelidir. Kira bedelinin güncellenmesi ve taşınmazın boş tutulması gibi konularda hangi sürelerin işlediğini kira tespit davasında beş yıl kuralı ve boş tutma tahliyesi yazısında karşılaştırdım.
Kiracı tarafında savunma stratejisi
Kiracı, önce sözleşmedeki kiracı sayısını ve taahhütteki imzaları karşılaştırmalıdır. İmza eksikse savunmanın ilk ve en güçlü ekseni bölünmezlik ile zorunlu dava arkadaşlığıdır. Bu savunma esasa girilmeden sonuç doğurur ve imza incelemesi gibi zaman alan aşamalara gerek bırakmaz.
İkinci eksen süre denetimidir. Taahhütte yazılı boşaltma tarihi ile takip ya da dava tarihi arasındaki fark bir ayı aşıyorsa, hak düşürücü süre savunması ileri sürülür. Bu savunma mahkemece resen gözetilse de dilekçede açıkça belirtilmelidir.
Üçüncü eksen, taahhüdün kiralananın tesliminden önce alındığı iddiasıdır. Sözleşme tarihi, anahtar teslim tutanağı, abonelik başlangıç tarihleri ve taşınma faturaları bu iddiayı destekleyebilir. Dördüncü eksen imza itirazıdır; ancak imza gerçekten kiracıya aitse bu itiraz ters teper ve yargılama giderleriyle birlikte ek yaptırım riski doğurur.
Beşinci eksen aile konutu savunmasıdır. Kiracı olmayan eş, TMK m. 194/son uyarınca kiraya verene bildirimde bulunmuşsa savunma güçlüdür. Bildirim yapılmamışsa, kiraya verenin konutun aile konutu olduğunu fiilen bildiğini gösteren yazışmalar aranmalıdır. Kiralananda gizli ayıp bulunması gibi kiracı lehine ayrı bir fesih sebebi varsa, bunun tahliye taahhüdüyle ilişkisini de değerlendirmek gerekir; bu konuyu kiralananda gizli ayıp, fesih, depozito ve komisyon yazısında inceledim.
Birden fazla kiracı varsa hem sözleşmenin hem taahhüdün bütün kiracılar tarafından imzalanması gerekir. Kiracı satırının çoğaltılabildiği ve müteselsil sorumluluk cümlesinin eklenebildiği gayrimenkul kira sözleşmesi örnekleri bu senaryoya uyarlanabilir.
50 Soruda Çok Kiracılı Sözleşmede Tahliye Taahhüdü
1. Kira sözleşmesinde iki kiracı varsa tahliye taahhüdünü ikisi de imzalamak zorunda mı?
Evet, zorundadır. TBK m. 352/1 kapsamındaki taahhüdün geçerliliği için sözleşmedeki tüm kiracıların iradesi aranır; tek imza taahhüdü sakatlar.
2. Kiracılardan biri taahhüdü imzaladı, diğeri imzalamadı, ne yapmalıyım?
Taahhüde dayalı takip ya da dava açmadan önce eksik imzayı tamamlatmalısınız. Eksik imzayla başlatılan süreç, TBK m. 353 süresini de boşa harcar.
3. Tek imzalı taahhütle sadece imzalayan kiracıyı çıkarabilir miyim?
Hayır. Tahliye borcu bölünemez olduğundan kısmi tahliye kararı verilemez; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/111, K. 2015/9607, T. 13.04.2015 kararı bu sonucu açıkça ortaya koyar.
4. Zorunlu dava arkadaşlığı ne demek?
Davanın ancak birden çok kişiye birlikte yöneltilmesi hâlinde görülebilmesidir. Kira ilişkisi kiracılar bakımından bölünemez bir bağ kurduğu için tahliyede bu kural işler.
5. Kiracılardan sadece birine dava açtım, dava reddedilir mi?
Mahkeme önce taraf teşkili için süre verir. Süre içinde diğer kiracı davaya dahil edilmezse dava usulden reddedilir.
6. Ev arkadaşları için de aynı kural geçerli mi?
Evet. Sözleşmede iki kişi kiracı olarak yer alıyorsa aralarındaki ilişkinin türü değişmez; zorunlu dava ve takip arkadaşlığı doğar.
7. Kirayı hep bir kişi yatırıyor, diğeri kiracı sayılır mı?
Sayılır. Kiracılık sıfatı sözleşmedeki imzadan doğar; ödemeyi kimin yaptığı bu sıfatı değiştirmez.
8. Kiracılardan biri evden taşındı, taahhüdü tek başına verebilir mi?
Verdiği taahhüt diğerini bağlamaz. Ayrılan kiracının kira ilişkisinden çıkması için kiraya verenin de katıldığı yazılı bir düzenleme gerekir.
9. Şirket kiracıysa taahhüdü kim imzalamalı?
Ticaret sicilindeki temsil yetkisine sahip kişi ya da kişiler imzalamalıdır. Çift imzayla temsil ediliyorsa tek imza şirketi bağlamaz.
10. İmza sirkülerini kontrol etmedim, taahhüt geçerli mi?
Sicil kaydına aykırı imza şirketi bağlamaz. Ticaret sicilinin aleniyeti nedeniyle iyiniyet iddiası genellikle korunmaz.
11. Vekil tahliye taahhüdü verebilir mi?
Verebilir ancak vekâletnamede bu yetkinin açıkça yer alması gerekir. Genel vekâletname TBK m. 504 çerçevesinde yeterli sayılmaz.
12. Aile konutunda tahliye taahhüdü için eşin rızası şart mı?
Eşlerin birlikte kiracı olduğu hâlde şarttır. TMK m. 194 uyarınca aile konutuyla ilgili işlemlerde diğer eşin açık rızası aranır.
13. Eşim sözleşmede yok, verdiği taahhüde itiraz edebilir miyim?
TMK m. 194/son uyarınca kiraya verene bildirimde bulunmuşsanız itiraz edebilirsiniz. Bildirim yoksa iyiniyetli kiraya verene karşı bu itiraz sonuç doğurmaz.
14. TMK m. 194/son bildirimi nasıl yapılır?
Kiraya verene yazılı bildirimle yapılır. İspat kolaylığı için noter ihtarnamesi tercih edilmelidir.
15. Bildirim yaparsam sözleşmenin tarafı olur muyum?
Evet. TMK m. 194/son, bildirimde bulunan eşin kira sözleşmesinin tarafı hâline geleceğini düzenler.
16. Kiralanan taşınmaza aile konutu şerhi konabilir mi?
Kiralanan taşınmazın tapusuna kiracı lehine aile konutu şerhi konulamaz. Koruma, TMK m. 194/son bildirimiyle sağlanır.
17. Taahhüdü verdikten sonra evlendim, taahhüt geçersiz olur mu?
Olmaz. Belirleyici an taahhüdün verildiği tarihtir; sonradan evlenme geriye etkili sonuç doğurmaz.
18. Konut sonradan aile konutu oldu, ne değişir?
Kiraya verene bildirim yapıldıktan sonra alınacak yeni taahhütlerde her iki eşin imzası aranır. Önceki taahhüt bundan etkilenmez.
19. Sadece bir kiracıya icra takibi başlattım, takip kesinleşti, tahliye yapabilir miyim?
Yapamazsınız. Takip kesinleşse dahi tahliye borcunun bölünemezliği nedeniyle taşınmaz boşaltılamaz.
20. Takipte taraf gösterilmeyen kiracı ne yapabilir?
İcra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurabilir. Borçlu sıfatı bulunmadığı için ona karşı icra işlemi yapılamaz.
21. Husumet itirazı ne zaman ileri sürülür?
Cevap dilekçesiyle ya da icra takibinde itiraz süresi içinde ileri sürülür. Taraf teşkili eksikliği mahkemece resen de gözetilir.
22. Tahliye taahhüdünde boşaltma tarihi boş bırakılabilir mi?
Tarih boş bırakılırsa taahhüt belirlenebilir olmaktan çıkar. Uygulamada boş tarihli belgeler sonradan doldurulmakta, bu da ispat tartışması yaratmaktadır.
23. Boş tarihli taahhüt geçersiz mi?
Tek başına geçersiz değildir. Belgenin boş olarak imzalatıldığını ispat yükü, imzayı kabul eden kiracıya düşer.
24. Kira sözleşmesiyle aynı gün alınan taahhüt geçerli mi?
TBK m. 352/1 taahhüdün teslimden sonra verilmesini arar. Sözleşmeyle aynı gün alınan taahhüt bu nedenle geçersiz sayılabilir.
25. Teslim tarihini nasıl ispatlarım?
Anahtar teslim tutanağı, elektrik ve su abonelik başlangıç kayıtları, taşınma faturaları ve mesajlaşmalar kullanılabilir.
26. Bir aylık süre ne zaman başlar?
Taahhütte yazılı boşaltma tarihinin ertesi günü başlar. TBK m. 353 uyarınca bu süre hak düşürücüdür.
27. Bir aylık süre içinde ihtarname göndermek yeterli mi?
Yeterli değildir. Süre içinde icra takibi başlatılmalı ya da tahliye davası açılmalıdır.
28. Bir aylık süreyi kaçırdım, ne yapabilirim?
Taahhüde dayalı tahliye imkânı düşer. Temerrüt, ihtiyaç ya da iki haklı ihtar gibi başka bir sebep varsa ayrı süreç yürütülebilir.
29. Örnek 14 tahliye emri nedir?
Yazılı tahliye taahhüdüne dayalı icra takiplerinde kullanılan tebligat örneğidir. Borçlu kiracıya taahhüdüne dayanarak taşınmazı boşaltması bildirilir.
30. Tahliye emrine kaç gün içinde itiraz edilir?
Tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz edilir. İtiraz takibi durdurur.
31. İtiraz edilirse ne olur?
Alacaklı, icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Adi yazılı belgede imza inkârı varsa mahkeme genel yargılamaya yönlendirebilir.
32. Tahliye davası hangi mahkemede açılır?
Kiralananın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde açılır. Kira ilişkisinden doğan davalarda bu mahkeme görevlidir.
33. Tahliye davasında arabuluculuk şart mı?
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulanır. İcra takibi için ise arabuluculuk aranmaz.
34. Arabuluculuğa tüm kiracılar çağrılmalı mı?
Çağrılmalıdır. Zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan başvuru tüm kiracılara yöneltilmelidir.
35. Taahhüt ayrı kâğıtlara imzalanabilir mi?
İmzalanabilir. Belirleyici olan kâğıt sayısı değil, iradelerin aynı içerikte ve aynı boşaltma tarihinde birleşmesidir.
36. Diğer kiracının muvafakati sonradan alınabilir mi?
Alınabilir ancak geriye etkili değildir. Taahhüt edilen tarih geçtiyse kaybedilen süre geri gelmez.
37. Muvafakat sözlü olabilir mi?
Uygulamada sözlü muvafakatin ispatı neredeyse imkânsızdır. Yazılı ve tarihli belge alınmalıdır.
38. Noterde düzenlenen taahhüt daha mı güçlü?
Evet. Düzenleme biçimindeki noter belgesinde imza inkârı ileri sürülemez, itirazın kaldırılması istemi güçlenir.
39. Kiracı imzayı inkâr ederse ne olur?
Bilirkişi incelemesi yapılır. İmzanın kiracıya ait olduğu anlaşılırsa İcra ve İflas Kanunu m. 68/a çerçevesinde para cezası gündeme gelebilir.
40. Taahhütte kiraya verenin imzası olmalı mı?
Gerekmez. Tahliye taahhüdü kiracının tek taraflı irade beyanıdır; kiraya verenin imzası belgeyi sözleşme görünümüne sokabilir.
41. Kiracı taahhütten sonra kira ödemeye devam ederse taahhüt düşer mi?
Süre içinde harekete geçilmişse ödeme kabulü tek başına vazgeçme sayılmaz. Süre kaçırıldıktan sonraki ödemeler ilişkinin sürdüğünü gösterir.
42. Kiracılardan biri ölürse taahhüt ne olur?
Kira ilişkisi mirasçılara geçer. Taahhüde dayalı süreçte mirasçıların da taraf gösterilmesi gerekir.
43. Yeni malik önceki malikin aldığı taahhüde dayanabilir mi?
Kira ilişkisi TBK m. 310 uyarınca yeni malike geçtiğinden taahhüt de ilişkinin bir parçası olarak devralınır. Süre koşullarının korunup korunmadığı ayrıca incelenir.
44. Alt kiracı varsa taahhüt onu da bağlar mı?
Asıl kiracının kira ilişkisi sona erdiğinde alt kiracının hakkı da dayanaksız kalır. Fiilî tahliye için alt kiracının durumu ayrıca değerlendirilir.
45. Kiracılardan biri kiracılıktan çekilebilir mi?
Kiraya verenin de katıldığı yazılı bir düzenlemeyle mümkündür. Tek taraflı çekilme diğer kiracıyı ve kiraya vereni bağlamaz.
46. Tahliye kararı sonrası depozito nasıl iade edilir?
Kiralananın hasarsız teslimi ve kira borcunun bulunmaması hâlinde depozito iade edilir. Anlaşmazlıkta tevdi mahalli tayini istenebilir.
47. Taahhüde dayalı tahliyede kira alacağı da istenebilir mi?
Aynı takipte birlikte istenebilir. Tahliye davasında ise kira alacağı için ayrı dava açılması gerekir.
48. Tahliye taahhüdü hangi kiralar için geçerli?
TBK m. 352 konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından düzenlenmiştir. Diğer kira türlerinde genel hükümler uygulanır.
49. Kiracı tahliye taahhüdünü iptal ettirebilir mi?
İrade sakatlığı, şekil eksikliği ya da teslimden önce alınma gibi sebeplerle geçersizliği ileri sürebilir. Menfi tespit davası da açılabilir.
50. Çok kiracılı sözleşmede en kritik kontrol nedir?
Sözleşmedeki kiracı sayısıyla taahhütteki imza sayısının birebir örtüşmesidir. Bu kontrol yapılmadan başlatılan süreç TBK m. 353 süresini boşa harcar.
Sonuç
Çok kiracılı bir kira sözleşmesinde tahliye taahhüdü, sözleşmedeki her kiracının imzasını taşımadıkça kiraya verene hiçbir hak sağlamaz. Kararlar bunu tahliye borcunun bölünemezliği ve kiracılar arasındaki zorunlu dava ile takip arkadaşlığı üzerinden kurar. Tek imzayla kısmi tahliye istenemez; takip kesinleşse dahi taşınmaz boşaltılamaz. Ev arkadaşı, kardeş ya da iş ortağı gibi evlilik dışı birlikte kiracılıkta da kural aynıdır. Tüzel kişi kiracıda ise imza yetkisinin sicil kaydına uygunluğu ayrıca denetlenir.
Aile konutu boyutunda ölçüt, sözleşmeye taraf olup olmamaktır. Eşler birlikte kiracıysa her ikisinin imzası ya da birinin açık muvafakati aranır. Sözleşmede yer almayan eş, TMK m. 194/son uyarınca kiraya verene bildirimde bulunmadıkça iyiniyetli kiraya verene karşı aile konutu itirazını ileri süremez. Bildirim tarihi, taahhüt tarihi ve evlilik tarihi arasındaki sıralama çoğu dosyada tek başına sonucu belirler.
Süre yönetimi bu alanın en acımasız kısmıdır. Taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icra takibi başlatılmalı ya da dava açılmalı, bu işlem tüm kiracılara birlikte yöneltilmelidir. Belgenin geçerliliği ne kadar sağlam olursa olsun, eksik taraf ya da kaçırılmış süre sonucu tersine çevirir. Elinizdeki taahhüdün imza, tarih ve süre yönünden denetlenmesi teknik bir çalışma gerektirir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 299, 310, 315, 347, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 504.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2, 193, 194, 199.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27, 57, 59, 60, 114, 115, 124, 125.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 16, 68/a, 269, 272, 273, 275, 276.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A, 18/B.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 40, 371, 373.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 54. Hukuk Dairesi, E. 2025/5343, K. 2025/3456, T. 30.12.2025
Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3374, K. 2025/4997, T. 20.10.2025
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1003, K. 2024/1206, T. 08.10.2024
Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/111, K. 2015/9607, T. 13.04.2015
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/3281, K. 2024/1989, T. 15.10.2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59. Hukuk Dairesi, E. 2024/395, K. 2024/384, T. 09.10.2024
Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1696, K. 2017/3931, T. 20.03.2017
Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/4677, K. 2013/7230, T. 18.04.2013
Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/9557, K. 2014/10773, T. 01.10.2014
Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/14778, K. 2013/15257, T. 13.11.2013
Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/1227, K. 2015/2947, T. 25.03.2015
Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/2832, K. 2010/7195, T. 14.06.2010
Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6751, K. 2017/16730, T. 29.11.2017
Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/6022, K. 2013/8909, T. 21.05.2013
Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3104, K. 2021/705, T. 08.06.2021
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi, E. 2023/1828, K. 2024/1398, T. 16.10.2024
Doktrin ve akademik kaynaklar
Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, kira sözleşmesine ilişkin bölümler.
Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, kira sözleşmesi ve sona erme sebepleri.
Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, dava arkadaşlığı ve taraf teşkili başlıkları.
Hakan Pekcanıtez, İcra ve İflas Hukuku, kiralanan taşınmazların tahliyesi bölümü.
Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Aile Hukuku, aile konutu bölümü.
Süha Tanrıver, Medeni Usul Hukuku, zorunlu dava arkadaşlığı ve usulî işlemler.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
