Haksız azil avukatlık ücreti talebi, Avukatlık Kanunu m. 174/2’nin tek cümlelik hükmüne dayanır: avukat haksız azledilmişse ücretin tamamına hak kazanır. Kuralın uygulanması ise hiç de tek cümlelik değildir. Sözleşmede yüzdelik bir ücret kararlaştırılmış ve iş belirsiz alacak davası niteliğindeyse, bu yüzdenin hangi rakam üzerinden işletileceği dosyanın kaderini belirler.
Bu yazıda azlin haklılığının ispat yükü, belirsiz alacak davasında ücretin hesap tabanı, kısmi dava ile arasındaki fark, karşı taraf vekâlet ücretinin akıbeti, yeni avukatla mükerrerlik riski, sözleşme yoksa uygulanacak oran, istifa ile azil ayrımı, zamanaşımı, görevli mahkeme ve arabuluculuk dava şartı ayrı başlıklar hâlinde inceleniyor.

Avukatlık Kanunu m. 174/2 ne diyor
Avukatlık Kanunu m. 174/2 uyarınca avukatın azli hâlinde ücretin tamamı verilir; avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücret ödenmez. Kural, azli haklı ve haksız olmak üzere ikiye ayırır. Haksız azilde avukat, işi sonuna kadar takip etmiş gibi ücrete hak kazanır.
Bu düzenlemenin ardındaki mantık, vekâlet ilişkisinin güvene dayanmasıdır. Müvekkil dilediği anda azil hakkını kullanabilir; kimse istemediği bir avukatla çalışmaya zorlanamaz. Buna karşılık azil sebepsizse, avukatın emeğinin ve üstlendiği riskin karşılıksız kalmaması gerekir. Yargıtay yerleşik içtihadında, haksız azil hâlinde avukatın davanın hangi aşamasında olursa olsun sözleşmede kararlaştırılan ücretin tamamını talep edebileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/2616, K. 2021/12767, T. 09.12.2021; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/17664, K. 2014/796, T. 16.01.2014).
Dolayısıyla dava dilekçesi verildikten iki hafta sonra azledilen avukat ile karar aşamasında azledilen avukat arasında, ücretin miktarı bakımından ilke olarak fark yoktur. Fark, azlin haklı olup olmadığı tartışmasında ortaya çıkar. Hukuk Genel Kurulu da sözleşmede öngörülen oranın tamamı üzerinden ödeme yükümlülüğü doğduğunu belirtmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/571, K. 2010/550, T. 03.11.2010).
Belirsiz alacak davasında ücret hangi değer üzerinden hesaplanır
Asıl tartışma burada. Sözleşmede elde edilecek alacağın yüzde 10’u kararlaştırılmışsa ve iş belirsiz alacak davası olarak açılıp henüz talep artırımı yapılmamışsa, yüzde 10 hangi rakamla çarpılacaktır? Yargıtay kararlarında biri başlangıç değerini, diğeri gerçek müddeabihi esas alan iki çizgi bulunuyor. Seçilecek tabana göre talep miktarı kat kat değişir.
Birinci çizgiye göre, azil tarihi itibarıyla dava değeri henüz artırılmamış veya ıslah edilmemişse, vekâlet ücreti dava dilekçesinde gösterilen ve harcı yatırılan başlangıç değeri üzerinden hesaplanır. 10.000 TL üzerinden açılan bir davada azil gerçekleşmişse ücretin bu 10.000 TL esas alınarak belirlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/1307, K. 2017/2930, T. 08.03.2017; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/30638, K. 2019/12632, T. 16.12.2019). Aynı doğrultuda, azil tarihi itibarıyla harcı ödenen miktarın esas alınması gerektiği de vurgulanmıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/47099, K. 2016/2137, T. 28.01.2016).
Bu yaklaşımın pratik sonucu serttir. Kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacağı için belirsiz alacak davası açan bir avukatın, dilekçede 10.000 TL harca esas değer göstererek dava açtığını, bilirkişi raporuyla alacağın 640.000 TL çıktığını, ancak avukatın rapordan önce azledildiğini varsayalım. Birinci çizgi uygulanırsa ücret 10.000 TL’nin yüzde 10’u, yani 1.000 TL olur. İkinci çizgi uygulanırsa 640.000 TL üzerinden 64.000 TL’ye kadar çıkabilir. Aradaki fark altmış dört kattır.
İkinci çizgi ise sözleşmedeki oranın gerçek değer üzerinden işletilmesini savunur. Taraflar arasında elde edilecek net alacağın yüzde 10’u şeklinde bir başarı ücreti kararlaştırılmışsa, haksız azil hâlinde bu sözleşme hükmünün geçerli olduğu ve maktu ücret yerine sözleşmedeki oran üzerinden hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/18110, K. 2015/29990, T. 14.10.2015). Tapu iptal ve tescil gibi taşınmaza ilişkin işlerde ise mahkemenin taşınmazın azil tarihindeki rayiç değerini bilirkişi marifetiyle tespit ettirip sözleşmedeki oranı bu değer üzerinden hesaplayabileceğine dair uygulamalar vardır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/561, K. 2024/4361, T. 16.12.2024).
Ortak payda, azil tarihindeki müddeabih değeridir. Azil tarihinde dosyada gösterilen tek somut rakam harca esas başlangıç değeri ise, mahkemenin bu rakama yönelmesi ihtimali yüksektir. Değerin bilirkişiyle tespit edilebildiği işlerde ise gerçek değer üzerinden hesap yapılması savunulabilir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3529, K. 2026/243, T. 20.01.2026; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/703, K. 2025/58, T. 07.01.2025).
Bu konuda içtihat birliği bulunmuyor
Belirsiz alacak davasında haksız azil ücretinin hesap tabanı, içtihat birliğine kavuşmuş bir başlık değildir. Kararların bir kısmı harca esas başlangıç değerini, bir kısmı azil tarihindeki gerçek müddeabihi esas alır. Bu belirsizlik, talep miktarının belirlenmesinde doğrudan riske dönüşür. Dava açılmadan önce hangi çizginin savunulacağına karar verilmelidir.
Farklılığın nedeni büyük ölçüde dosyaların niteliğidir. İşçilik alacağı gibi tutarın ancak bilirkişi hesabıyla ortaya çıktığı davalarda, azil anında dosyada gerçek değeri gösteren hiçbir veri bulunmayabilir. Buna karşılık tapu iptal ve tescil davalarında taşınmazın rayiç değeri her zaman ölçülebilir bir büyüklüktür. Kararlar arasındaki ayrımın bir bölümü bu olgusal farktan doğuyor.
Yine de aynı nitelikteki dosyalarda dahi farklı sonuçlara varılabildiğini kabul etmek gerekir. Bu yüzden avukatın kendi ücret alacağı davasını açarken hangi çizgiye oynadığını baştan belirlemesi, dilekçeyi ona göre kurgulaması ve ihtiyat payı bırakması isabetli olur. Riskin müvekkile veya meslektaşa açıkça anlatılması da mesleki sorumluluk açısından yerinde bir tutumdur.
Belirsiz alacak davası ile kısmi dava farkının ücrete etkisi
Belirsiz alacak davası Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107’de, kısmi dava m. 109’da düzenlenir. Belirsiz alacak davasında talep artırımı harç ve zamanaşımı bakımından baştan itibaren hüküm doğurur; kısmi davada ise ıslahla artırılan bölüm için zamanaşımı def’i ileri sürülebilir. Bu fark, azil anındaki müddeabihin değerlendirilmesinde belirleyici olur.
Kısmi davada davacı, alacağının tamamını bildiği hâlde bir bölümünü dava eder. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan, alacağın tamamı en baştan bellidir ve dilekçede beyan edilebilir. Belirsiz alacak davasında ise alacağın miktarını belirlemek davacıdan beklenemez; harca esas değer geçici bir rakamdır.
Bu ayrımın haksız azil ücretine yansıması şudur: kısmi dava açılmışsa, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ve alacağın yaklaşık büyüklüğünün belirtildiği durumlarda, ücret hesabının bu toplam üzerinden yapılması daha savunulabilir hâle gelir. Belirsiz alacak davasında ise dosyada tek somut rakam harca esas değerdir. Avukat açısından pratik sonuç, dava dilekçesine alacağın tahmini toplamını yazmanın ilerideki ücret tartışmasında işe yarayabileceğidir. Talep artırımının usulü ve süreleri hakkındaki ayrıntıları ıslahta bir haftalık kesin süre ve bedel artırımı yazısında ele aldım.
Azlin haklı olduğunu ispat yükü kimdedir
İspat yükü azlin haklı olduğunu ileri süren müvekkildedir. Avukat, azledildiğini ve sözleşmenin varlığını ortaya koymakla yetinir; azlin haklı sebebe dayandığını iddia eden taraf bunu somut olgularla kanıtlamak zorundadır. İspat edilemeyen azil, haksız azil sayılır. Azil bildiriminde gösterilen gerekçelerin somut olgulara ve belgeye dayanması beklenir.
Dayanak Türk Medeni Kanunu m. 6 ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190’dır. Avukatlık Kanunu m. 174/2 ücretin tamamının verilmesini kural, kusur veya ihmal nedeniyle azli istisna olarak düzenlediğinden, istisnayı ileri süren taraf ispatla yükümlüdür.
Uygulamada haklı azil sebebi olarak ileri sürülen olgular şunlardır: duruşmalara katılmama, süre kaçırma nedeniyle davanın reddedilmesi, delil listesinin sunulmaması, müvekkile bilgi verilmemesi, tahsil edilen paranın müvekkile ödenmemesi, çıkar çatışması yaratan bir ilişkiye girilmesi. Bu iddiaların soyut kalması hâlinde azil haksız kabul edilir. Buna karşılık tahsil edilen paranın makul sürede müvekkile aktarılmaması, tek başına haklı azil sebebi sayılabilecek ağırlıkta bir davranıştır. Azlin haklılığı değerlendirilirken azil bildiriminde gösterilen gerekçeyle bağlı kalınıp kalınmayacağı da tartışılır; sonradan ileri sürülen yeni gerekçelerin dinlenmesi güç olur.
Karşı taraf vekâlet ücreti kime aittir ve ne zaman istenebilir
Avukatlık Kanunu m. 164 son fıkrası uyarınca, dava sonunda tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. Azil, bu alacağı ortadan kaldırmaz. Muacceliyet anı ise tartışmalıdır ve genellikle ilamın kesinleşmesiyle ilişkilendirilir.
Karşı taraf vekâlet ücreti ile akdi vekâlet ücreti birbirinden bağımsız iki kalemdir. Müvekkil ile avukat arasındaki sözleşmede kararlaştırılan ücret, avukatın müvekkilinden isteyeceği bedeldir. Karşı yan vekâlet ücreti ise mahkeme kararıyla karşı tarafa yüklenen ve kanunen avukata ait olan tutardır. Bu nedenle avukat, azledilmiş olsa dahi kendi emeğinin karşılığı olarak hükmedilen karşı yan ücretini talep edebilir.
Muacceliyet noktası tartışmalıdır. Yaygın kabul, karşı yan vekâlet ücretinin ilamın kesinleşmesi ve müvekkil tarafından tahsil edilmesiyle istenebilir hâle geldiği yönündedir; henüz kesinleşmemiş bir ilamda hükmedilen ücretin ödenmesi istenemez. Buna karşılık avukatın bu alacağı için doğrudan karşı tarafa başvurup başvuramayacağı ayrı bir tartışmadır ve uygulamada alacağın müvekkilden istenmesi ağır basmaktadır. İlama dayalı takiplerde faizin türü ve başlangıcı ile kesinleşme koşulunu ilamlı icrada faiz türü, başlangıç ve kesinleşme yazısında ayrıntılı anlattım.

Avukat kendi ücret alacağı için belirsiz alacak davası açabilir mi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirlemenin davacıdan beklenemeyeceği hâllerde belirsiz alacak davasına izin verir. Avukatın kendi ücret alacağı bakımından bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği, ücretin sözleşmeyle belirlenmiş olup olmamasına göre değişir. Yanlış dava türü seçimi, davanın usulden reddiyle sonuçlanabilir.
Ücret sözleşmede maktu bir rakam olarak kararlaştırılmışsa, alacak baştan belirlidir ve belirsiz alacak davası açılamaz. Yüzdelik ücret kararlaştırılmış, asıl dosyadaki alacağın miktarı ise henüz bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkmamışsa durum farklıdır; bu hâlde avukatın da alacağını hesaplayamadığı savunulabilir.
Yine de risk barındıran bir tercihtir. Mahkeme, alacağın belirlenebilir olduğu sonucuna varırsa dava hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilebilir. Daha güvenli yol, alacağın hesaplanabildiği ölçüde tam eda davası açmak; hesaplanamayan kalem varsa kısmi dava ile ilerleyip ıslah yoluyla artırmaktır. Kesin süre, delil tespiti ve ıslah kurumlarının birlikte işleyişini kesin süre, delil tespiti, ıslah ve teminat yazısında topladım. Hangi dava türünün seçileceği dosyanın verilerine göre değişir; kendi durumunuz için bir değerlendirme isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Ücret sözleşmesi yoksa hesap nasıl yapılır
Yazılı ücret sözleşmesi bulunmayan hâllerde Avukatlık Kanunu m. 164/4 devreye girer. Değeri para ile ölçülebilen işlerde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olmamak koşuluyla, davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre müddeabihin yüzde 10’u ile yüzde 20’si arasında bir ücret belirlenir.
Aynı kural, sözleşme geçersiz sayıldığında da uygulanır. Ücretin belirsiz olması ya da hasılı davaya iştirak niteliği taşıması gibi nedenlerle sözleşme Avukatlık Kanunu m. 163 ve 164’e aykırı bulunursa, vekâlet ücreti müddeabihin yüzde 10’u ile yüzde 20’si arasında bir oran üzerinden mahkemece takdir edilir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/22401, K. 2014/2146, T. 28.01.2014; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/27744, K. 2013/22620, T. 24.09.2013).
Oranın alt mı üst sınıra mı yaklaşacağını belirleyen ölçüt avukatın emeğidir. Dosyanın hangi aşamaya geldiği, kaç duruşmaya girildiği, keşif ve bilirkişi süreçlerinin yürütülüp yürütülmediği, dilekçelerin niteliği bu takdirde rol oynar. Değeri para ile ölçülemeyen işlerde ise tarifedeki maktu ücret esas alınır. Avukatlık Kanunu m. 164/2 gereği, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan elde edilecek değerin yüzde 25’ini aşan ücret kararlaştırılamaz; bu sınır sözleşme serbestisinin dış çerçevesini çizer.
İstifa ile azil arasındaki fark
Avukatlık Kanunu m. 174/1 uyarınca üstlendiği işi haklı sebep olmaksızın bırakan avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti iade eder. Azilde ise kural terstir: ücretin tamamı verilir, istisna kusur veya ihmalle azledilmiş olmaktır. İki kurumun sonuçları taban tabana zıttır.
Haklı istifa hâlinde avukat, yaptığı işin karşılığını isteyebilir. Haklı sebep olarak müvekkilin gerçeğe aykırı bilgi vermesi, avukatın talimatlarına aykırı davranması, ücreti ödememesi ya da avukatın hastalık gibi nedenlerle işi sürdürememesi gösterilebilir. İstifanın haklı olduğunu ispat yükü avukattadır; bu yönüyle azlin aynadaki görüntüsüdür.
Uygulamada tarafların kimin önce hareket ettiği konusunda çekişmeye düştüğü dosyalar sık görülür. Avukat istifa dilekçesini gönderdikten sonra müvekkilin azil bildirimi tebliğ ettiği hâllerde, bildirimlerin tebliğ tarihleri belirleyici olur. Avukatlık Kanunu m. 41 uyarınca istifa eden avukatın on beş gün süreyle işi takip yükümlülüğü devam eder; bu süre içinde yapılmayan işlemler ayrıca sorumluluk doğurabilir.
Azil sonrası dosyayı devralan yeni avukatın ücreti ve mükerrerlik riski
Haksız azil hâlinde müvekkil, azledilen avukata ücretin tamamını öderken dosyayı devralan yeni avukata da ayrıca ücret ödemek zorunda kalır. Aynı iş için iki kez ücret ödenmesi anlamına gelen bu sonuç, azlin gerçek maliyetini ortaya koyar ve azil kararının tartılmasını gerektirir.
Hukuken mükerrerlik yoktur; iki ayrı sözleşme, iki ayrı borç ilişkisi vardır. Azledilen avukatın alacağı m. 174/2’den, yeni avukatın alacağı kendi sözleşmesinden doğar. Mahkemeler, yeni avukata ücret ödendiği gerekçesiyle azledilen avukatın alacağından indirim yapmaz.
Sayısal bir örnek düşünelim. Yüzde 12 ücret kararlaştırılan ve 1.500.000 TL değerindeki bir tapu iptal davasında müvekkil, ilk avukatını keşiften sonra azletmiş olsun. Azil haksız bulunursa ilk avukata 180.000 TL, yeni avukata da kendi sözleşmesine göre benzer bir tutar ödenmesi gerekir; toplam maliyet 350.000 TL bandına çıkabilir. Müvekkil açısından bu tablo, azil kararını vermeden önce mesleki ilişkiyi düzeltmeye çalışmanın ekonomik değerini gösterir. Karşı yan vekâlet ücretinin hangi avukata ait olacağı ise ayrı bir başlıktır; kararla hükmedilen ücret, hükmün verildiği tarihte vekil sıfatını taşıyan avukata ait sayılır, ancak azledilen avukatın emeğinin karşılığını akdi ücret üzerinden istemesine engel değildir.
Haksız azil avukatlık ücreti davasında faiz ve talep sonucu
Avukatlık ücreti alacağı, azil tarihinde muaccel hâle gelir. Temerrüt için kural olarak ihtar gerekir; ihtarname çekilmemişse dava tarihinden itibaren faiz işletilir. Faiz türü, ilişkinin ticari olup olmamasına göre yasal faiz veya avans faizi olarak belirlenir. Talep sonucunda faiz türünün ve başlangıcının açıkça yazılması gerekir.
Talep sonucunun kurgusu şu kalemleri içermelidir: sözleşmeye dayalı akdi vekâlet ücreti, hükmedilmişse karşı yan vekâlet ücreti, yapılan masraflar ve faiz. Türk Borçlar Kanunu m. 117 uyarınca temerrüt, muaccel borcun ihtarla istenmesiyle doğar. Alacaklının ihtarnamesinde miktarı açıkça belirtmesi, faizin başlangıcı bakımından yararlıdır.
Belirsiz alacak davası açılmışsa, faiz talebinin de artırılan miktara yaygınlaştırılması gerektiği hatırda tutulmalıdır. Talep artırım dilekçesinde faiz istenmezse, artırılan bölüm için faize hükmedilmeyebilir.
Zamanaşımı, görevli mahkeme ve arabuluculuk dava şartı
Avukatlık ücreti alacağı vekâlet sözleşmesinden doğduğundan Türk Borçlar Kanunu m. 147/5 uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre azil tarihinden işlemeye başlar. Görevli mahkeme ve arabuluculuk zorunluluğu ise ilişkinin niteliğine göre değişir ve uygulamada tartışmalıdır. Görev itirazının ilk itirazlar arasında, davanın başında ileri sürülmesi gerekir.
Görevli mahkeme bakımından yaygın kabul, avukat ile müvekkil arasındaki ücret uyuşmazlığının genel hükümlere tabi olduğu ve asliye hukuk mahkemesinde görüleceği yönündedir. Müvekkilin tacir olduğu ve işin ticari işletmesiyle ilgili bulunduğu hâllerde asliye ticaret mahkemesinin görevli sayılması gündeme gelir. Avukatlık sözleşmesinin tüketici işlemi sayılıp sayılmayacağı ise ayrı bir tartışma başlığıdır ve bu noktada da yeknesak bir uygulama bulunmamaktadır. Görev ve disiplin boyutunu avukatlık ücretinde görevli mahkeme ve disiplin yazısında ayrıca ele aldım.
Arabuluculuk yönünden ölçüt, davanın ticari dava sayılıp sayılmadığıdır. Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Uyuşmazlık ticari dava niteliğinde değilse zorunlu arabuluculuk gündeme gelmez. Arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan vekâlet ücreti sorunlarına iş davalarında arabuluculuk vekâlet ücreti yazısında değindim. Dava şartının atlanması davanın usulden reddine yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Baro hakem kurulu, ihtiyati haciz ve tahsil yolları
Avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında dava yolu dışında seçenekler de vardır. Avukatlık Kanunu m. 167 uyarınca sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda baro hakem kuruluna başvurulabilir. Alacağın varlığına ilişkin belge güçlüyse ihtiyati haciz talebi de gündeme gelebilir. Hangi yolun seçileceği, elde bulunan belgenin niteliğine ve alacağın tartışmalı olup olmadığına bağlıdır.
Baro hakem kurulu yolu, tarafların sözleşmede bu yönde bir hüküm öngörmüş olmasına ya da uyuşmazlık doğduktan sonra anlaşmalarına bağlıdır. Kurulun kararı tahkim hükümlerine tabidir ve iptal davası dışında denetime kapalıdır. Süreç mahkemeye göre daha hızlı işler; ancak kanun yolu bakımından sınırlıdır.
İcra takibi bakımından yazılı ücret sözleşmesi, İcra ve İflas Kanunu m. 68 anlamında adi belge sayılır ve itirazın kaldırılmasında kullanılabilir. Alacağın niteliğine göre ilamsız takip veya genel haciz yoluyla takip yapılabilir. Ödenmemiş fatura veya serbest meslek makbuzuna dayanan alacaklarda izlenecek yolu ödenmeyen fatura alacağının tahsili yazısında anlattım.
Azil bildiriminin usulü ve tarihinin tespiti
Azil, tek taraflı ve varması gerekli bir irade beyanıdır. Avukata ulaştığı anda hüküm doğurur. Bildirimin noter aracılığıyla yapılması zorunlu değildir; ancak tarih ve içerik tartışmasını önlediği için tercih edilir. Vekâletnamenin azledildiğinin dosyaya bildirilmesi ayrı bir usul işlemidir. Bildirim tarihinin ispatı, ücret hesabında ve zamanaşımında belirleyici olur.
Azil tarihi üç açıdan belirleyicidir. Birincisi, ücretin hesap tabanı bu tarihteki müddeabih değerine göre tartışılır. İkincisi, zamanaşımı bu tarihten işler. Üçüncüsü, avukatın dosyadaki işlem yapma yetkisi bu tarihte son bulur; azilden sonra yapılan işlemler yetkisiz temsil sonucu doğurur.
Pratikte azil bildiriminin muhatabı avukattır, mahkeme değildir. Yalnızca dosyaya azil dilekçesi sunulup avukata tebliğ edilmemişse, avukatın öğrenme tarihi belirleyici olur. UYAP üzerinden yapılan bildirimlerin tebliğ yerine geçip geçmediği de tartışılabilir; bu nedenle noter ihtarnamesi en güvenli yöntemdir.
Ücret sözleşmesi hazırlanırken alınabilecek önlemler
Haksız azil tartışmasının çoğu, sözleşmenin baştan iyi kurulmasıyla önlenebilir. Ücretin hesap tabanının, azil hâlinde ne olacağının, aşama aşama ödeme takviminin ve masrafların sözleşmede açıkça yazılması, ilerideki uyuşmazlığın büyük bölümünü ortadan kaldırır. Sözleşmenin yazılı yapılması ve her sayfanın imzalanması ispat bakımından ayrıca yarar sağlar.
Sözleşmeye konabilecek kayıtlar şunlardır: yüzdelik ücretin hangi değer üzerinden hesaplanacağının tanımlanması, belirsiz alacak davalarında talep artırımı yapılmadan azil gerçekleşirse hangi rakamın esas alınacağının belirtilmesi, aşamalara göre ödeme takvimi, karşı yan vekâlet ücretinin avukata ait olduğunun teyidi, masraf avansının kimin tarafından karşılanacağı, azil ve istifa hâlinde hesaplaşma yöntemi.
Avukatlık Kanunu m. 163 sözleşme serbestisi tanır, ancak m. 164/2’deki yüzde 25 sınırı ile hasılı davaya iştirak yasağı bu serbestinin sınırlarını çizer. Sözleşmeye konacak kaydın bu sınırları aşmaması gerekir; aksi hâlde sözleşme geçersiz sayılır ve hesap m. 164/4’e döner. Sözleşmenin yazılı yapılması ve her sayfasının imzalanması ispat kolaylığı sağlar.
Hesap tabanına göre olası sonuçlar
Aşağıdaki tablo, aynı sözleşme oranının farklı dosya türlerinde hangi tabanla çarpılabileceğini ve bunun yarattığı riski gösterir. Rakamlar kurgusaldır; amaç, dava dilekçesi hazırlanırken hangi belirsizliklerin hesaba katılması gerektiğini görünür kılmaktır. Son sütun, avukatın hangi dosya türünde daha büyük bir miktar riskiyle karşılaştığını gösteriyor.
| Dosya türü | Azil anındaki durum | Olası hesap tabanı | Avukat için risk |
|---|---|---|---|
| İşçilik alacağı, belirsiz alacak davası | Bilirkişi raporu gelmemiş, talep artırımı yok | Harca esas başlangıç değeri | Ücretin sembolik kalması |
| İşçilik alacağı, belirsiz alacak davası | Bilirkişi raporu gelmiş, artırım yapılmış | Artırılan toplam değer | Düşük |
| Tapu iptal ve tescil | Keşif yapılmış, rayiç belirlenebilir | Azil tarihindeki rayiç değer | Orta, değer tespiti tartışılır |
| Kısmi dava | Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş | Beyan edilen toplam alacak savunulabilir | Orta |
| Maktu ücretli iş | Sözleşmede rakam yazılı | Sözleşmedeki maktu tutar | Düşük |
| Sözleşmesiz takip edilen iş | Yazılı sözleşme yok | m. 164/4: yüzde 10 ile yüzde 20 arası | Takdire bağlı belirsizlik |
| Geçersiz sayılan sözleşme | Hasılı davaya iştirak kaydı var | Müddeabihin yüzde 10 ile yüzde 20’si | Kararlaştırılan oranın altına düşme |
Karşı taraf vekâlet ücreti ne zaman muaccel olur?
Karşı yan vekâlet ücretinin avukata ait olduğu konusunda tereddüt yok; muacceliyet anı ise tartışmalı. Baskın eğilim, alacağın ilamın kesinleşmesi ve müvekkil tarafından karşı taraftan tahsil edilmesiyle istenebilir hâle geldiğini kabul ediyor. Karşı görüş, tahsili muacceliyet şartı saymıyor. Azil bu tabloyu değiştirmiyor.
Baskın görüşün dayanağı, ücretin fiilen hangi anda avukatın malvarlığına girdiğidir. Hüküm altına alınan vekâlet ücreti, ilam kesinleşmeden icra edilebilir hâle gelmediğinden, henüz doğmamış bir tahsilatın avukata aktarılması istenemez. Müvekkil, karşı taraftan almadığı bir parayı ödemeye zorlanamaz. Bu yaklaşım, avukatın alacağını müvekkilden isteyeceğini kabul eder ve muacceliyeti tahsile bağlar.
Karşı görüş kanunun lafzından hareket eder. Avukatlık Kanunu m. 164 son fıkrası ücreti doğrudan avukata ait sayar, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsubunu yasaklar, haczedilemez kılar. Bu düzenlemeden, alacağın müvekkilin malvarlığına hiç girmediği ve tahsilin bir şart değil yalnızca bir ödeme aşaması olduğu sonucu çıkarılır. Bu görüşe göre alacak, en geç ilamın kesinleşmesiyle muaccel olur.
Azlin bu alacağa etkisi sınırlıdır. Azil, avukatın emeğinin karşılığı olarak hükmedilen karşı yan ücreti üzerindeki hakkını sona erdirmez. Ayrım, azlin hangi aşamada gerçekleştiğinde ortaya çıkar. Azil tarihinde henüz hüküm kurulmamışsa karşı yan vekâlet ücreti doğmamıştır; bu hâlde talep, Avukatlık Kanunu m. 174/2 kapsamındaki akdi ücrete yönelir. Hüküm kurulduktan sonra azledilen avukat ise doğmuş alacağını isteyebilir.
Müvekkilin karşı tarafla sulh olması ya da davadan feragat etmesi hâlinde ise Avukatlık Kanunu m. 165 devreye girer ve ücretten müteselsil sorumluluk doğar. Bu, alacağın tahsil edilmemesi üzerinden savunma üretilmesini güçleştirir.
Pratik sonuç, iki alacağın dilekçede ayrılmasıdır. Akdi ücret ile karşı yan vekâlet ücreti farklı doğum ve muacceliyet anlarına tabidir; tek kalemde talep edilmesi hem faiz başlangıcını hem de zamanaşımı hesabını bozar. Karşı yan ücreti bakımından güvenli yol, ilamın kesinleşmesini ve tahsil durumunu belgeleyip ihtarla temerrüt kurmaktır.
50 Soruda haksız azil ve avukatlık ücreti
Aşağıdaki sorular, azil sonrası ücret uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan başlıkları kısa cevaplarla topluyor. Cevaplarda ilgili kanun maddeleri belirtildi. Genel çerçeve verilmiştir; dosyanızın özellikleri farklı bir değerlendirmeyi gerektirebilir. Sorular azlin tanımından başlayıp hesap tabanı, karşı yan ücreti, zamanaşımı ve görev başlıklarına doğru ilerliyor.
1. Haksız azil ne demek?
Müvekkilin, avukatın kusuru veya ihmali bulunmadığı hâlde vekâlet ilişkisine son vermesidir. Avukatlık Kanunu m. 174/2 bu hâlde ücretin tamamının verileceğini düzenler.
2. Haksız azledilen avukat ücretin tamamını alabilir mi?
Alabilir. Avukatlık Kanunu m. 174/2 uyarınca avukat, işi sonuna kadar takip etmiş gibi sözleşmedeki ücretin tamamına hak kazanır.
3. Davanın ilk duruşmasında azledildim, yine tam ücret alabilir miyim?
Kural olarak evet. Yargıtay içtihadına göre haksız azilde davanın hangi aşamasında olunduğunun ücret miktarına etkisi yoktur.
4. Azlin haklı olduğunu kim ispatlar?
İspat yükü azlin haklı olduğunu ileri süren müvekkildedir. Türk Medeni Kanunu m. 6 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 bu dağılımın dayanağıdır.
5. Hangi hâller haklı azil sayılır?
Duruşmalara girilmemesi, süre kaçırılması, tahsil edilen paranın ödenmemesi gibi kusur ve ihmal hâlleri haklı azil sayılabilir. Soyut memnuniyetsizlik yeterli değildir.
6. Müvekkil sebep göstermeden azledebilir mi?
Azil hakkı her zaman kullanılabilir; sebep gösterilmesi geçerlilik koşulu değildir. Ancak sebep gösterilmemesi azli haklı hâle getirmez.
7. Azil bildirimi noterden mi yapılmalı?
Zorunlu değildir, ancak tarih ve içerik ispatı bakımından noter ihtarnamesi en güvenli yoldur. Azil, avukata ulaştığı anda sonuç doğurur.
8. Azilden sonra avukat dosyada işlem yapabilir mi?
Yapamaz. Azil ile temsil yetkisi sona erer; sonraki işlemler yetkisiz temsil sonucu doğurur.
9. Belirsiz alacak davasında ücret hangi rakam üzerinden hesaplanır?
Kararların bir kısmı dava dilekçesindeki harca esas başlangıç değerini, bir kısmı azil tarihindeki gerçek müddeabihi esas alır. İçtihat birliği yoktur.
10. Harca esas değer 10.000 TL ise ücret 1.000 TL mi olur?
Başlangıç değeri esasını benimseyen kararlar uygulanırsa yüzde 10 oranında bu sonuç ortaya çıkar. Gerçek değer esasını benimseyen kararlar farklı sonuca varır.
11. Talep artırımı yapıldıktan sonra azledilirsem hesap değişir mi?
Değişir. Artırım sonrası müddeabih dosyada somut biçimde belirlendiğinden, hesabın bu değer üzerinden yapılması daha güçlü savunulur.
12. Tapu iptal davasında değer nasıl belirlenir?
Taşınmazın azil tarihindeki rayiç değeri bilirkişi incelemesiyle tespit edilebilir ve sözleşmedeki oran bu değer üzerinden uygulanabilir.
13. Kısmi dava ile belirsiz alacak davası arasındaki fark ücreti etkiler mi?
Etkiler. Kısmi davada alacağın toplamı dilekçede beyan edilebildiğinden, hesap tabanı olarak bu toplamın gösterilmesi daha kolaydır.
14. Sözleşmede yüzde kaç ücret kararlaştırılabilir?
Avukatlık Kanunu m. 164/2 uyarınca dava konusu para dışındaki mal ve haklardan elde edilecek değerin yüzde 25’i aşılamaz.
15. Ücret sözleşmesi yoksa ne olur?
Avukatlık Kanunu m. 164/4 uygulanır; tarifenin altında olmamak üzere müddeabihin yüzde 10’u ile yüzde 20’si arasında bir ücret belirlenir.
16. Sözleşme geçersiz sayılırsa ücret alamaz mıyım?
Alırsınız. Geçersizlik hâlinde de m. 164/4 uygulanarak yüzde 10 ile yüzde 20 arasında bir oran takdir edilir.
17. Hasılı davaya iştirak yasağı ne demek?
Avukatın dava konusu şeyin bir bölümünü aynen almasını kararlaştıran anlaşmalardır. Avukatlık Kanunu m. 164 bu tür kayıtları geçersiz sayar.
18. Karşı taraf vekâlet ücreti kime aittir?
Avukatlık Kanunu m. 164 son fıkrası uyarınca avukata aittir. Müvekkilin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.
19. Azledildim, karşı yan vekâlet ücretini yine isteyebilir miyim?
İsteyebilirsiniz. Karşı yan vekâlet ücreti akdi ücretten bağımsız bir alacaktır ve azil bu hakkı ortadan kaldırmaz.
20. Karşı yan vekâlet ücreti ne zaman muaccel olur?
Yaygın kabul, ilamın kesinleşmesi ve tahsili ile istenebilir hâle geldiği yönündedir. Bu nokta uygulamada tartışmalıdır.
21. Avukat kendi ücreti için belirsiz alacak davası açabilir mi?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107’deki koşullar varsa açılabilir. Ücret maktu kararlaştırılmışsa alacak belirli olduğundan bu yol kapalıdır.
22. Belirsiz alacak davası açarsam reddedilme riski var mı?
Vardır. Mahkeme alacağın belirlenebilir olduğu sonucuna varırsa dava hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilebilir.
23. Ücret alacağında zamanaşımı kaç yıl?
Vekâlet sözleşmesinden doğduğu için Türk Borçlar Kanunu m. 147/5 uyarınca beş yıldır. Süre azil tarihinden işlemeye başlar.
24. Zamanaşımı ne zaman başlar?
Alacağın muaccel olduğu an, yani azil bildiriminin avukata ulaştığı tarih esas alınır.
25. Görevli mahkeme hangisidir?
Yaygın uygulamada asliye hukuk mahkemesidir. Müvekkil tacir ve iş ticari işletmesiyle ilgiliyse asliye ticaret mahkemesi gündeme gelir.
26. Avukatlık sözleşmesi tüketici işlemi sayılır mı?
Bu nokta tartışmalıdır ve yeknesak bir uygulama bulunmamaktadır. Görev itirazının davanın başında ileri sürülmesi gerekir.
27. Ücret davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Dava ticari dava niteliğindeyse Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır. Aksi hâlde zorunluluk doğmaz.
28. Arabulucuya başvurmadan dava açarsam ne olur?
Dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Ret kararı üzerine iki hafta içinde arabulucuya başvurulması gerekir.
29. Baro hakem kuruluna başvurabilir miyim?
Avukatlık Kanunu m. 167 uyarınca taraflar anlaşırsa başvurulabilir. Kurulun kararı tahkim hükümlerine tabidir.
30. Ücret sözleşmesiyle icra takibi yapabilir miyim?
Yazılı sözleşme İcra ve İflas Kanunu m. 68 anlamında adi belge sayılır ve itirazın kaldırılması yolunda kullanılabilir.
31. Faiz hangi tarihten işler?
İhtarname çekilmişse ihtar tarihinden, çekilmemişse dava tarihinden işler. Türk Borçlar Kanunu m. 117 temerrüdün koşullarını düzenler.
32. Faiz türü nedir?
İlişki ticari nitelikteyse avans faizi, değilse yasal faiz uygulanır. Talep dilekçesinde faiz türünün açıkça yazılması gerekir.
33. Müvekkil beni azledip yeni avukat tuttu, iki kez ücret mi ödeyecek?
Evet. Azil haksızsa müvekkil hem azledilen avukata m. 174/2 uyarınca hem de yeni avukata kendi sözleşmesine göre ödeme yapar.
34. Yeni avukata ödenen ücret benim alacağımdan düşülür mü?
Düşülmez. İki ayrı sözleşme ilişkisi bulunduğundan mahkemeler bu yönde indirim yapmamaktadır.
35. İstifa edersem ücret alabilir miyim?
Haklı sebep varsa yaptığınız işin karşılığını isteyebilirsiniz. Avukatlık Kanunu m. 174/1 uyarınca haksız istifada ücret istenemez.
36. İstifadan sonra dosyayı ne kadar süre takip etmeliyim?
Avukatlık Kanunu m. 41 uyarınca istifadan sonra on beş gün süreyle işi takip yükümlülüğü devam eder.
37. Hem istifa hem azil varsa hangisi geçerli olur?
Bildirimlerin karşı tarafa ulaşma tarihleri karşılaştırılır. Önce ulaşan beyan vekâlet ilişkisini sona erdirir.
38. Peşin aldığım ücreti iade etmem gerekir mi?
Haksız azil hâlinde iade gerekmez. Haksız istifa hâlinde Avukatlık Kanunu m. 174/1 uyarınca peşin alınan ücret iade edilir.
39. Azil haklı bulunursa hiç ücret alamaz mıyım?
Kusur veya ihmalden dolayı azledilmişseniz ücret ödenmez. Kusurun kapsamı ve yapılan işin niteliği ayrıca değerlendirilebilir.
40. Masraflarımı isteyebilir miyim?
Yapılan zorunlu masraflar vekâlet ilişkisinin genel hükümleri uyarınca ayrıca istenebilir. Belgelendirilmesi gerekir.
41. Sözleşmede azil hâline özel bir kayıt koyabilir miyim?
Koyabilirsiniz. Avukatlık Kanunu m. 163’teki sözleşme serbestisi çerçevesinde, m. 164’teki sınırları aşmamak koşuluyla düzenleme yapılabilir.
42. Dava değeri artmadan azledildim, ne yapabilirim?
Azil tarihindeki gerçek alacak miktarının bilirkişi incelemesiyle tespitini talep edebilirsiniz. Kabul edilmeme riski bulunduğu bilinmelidir.
43. Asıl dosyadaki bilirkişi raporunu ücret davasında kullanabilir miyim?
Kullanabilirsiniz. Asıl dosyanın getirtilmesini talep etmek, müddeabih değerinin ispatı bakımından etkili bir yoldur.
44. Müvekkil davadan feragat ederse ücret alacağım düşer mi?
Düşmez. Feragat, avukatın emeğinin karşılığını ortadan kaldırmaz; ücret alacağı bağımsız olarak istenebilir.
45. Müvekkil karşı tarafla sulh olursa ne olur?
Sulh, akdi vekâlet ücretini ortadan kaldırmaz. Sulh bedelinin ücretin hesabında esas alınması tartışılabilir.
46. Birden çok müvekkil varsa hepsinden isteyebilir miyim?
Avukatlık Kanunu m. 165 uyarınca iş sahibi birden çoksa, ücret ve masraflardan müteselsilen sorumlu tutulurlar.
47. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında ücret kararlaştırılabilir mi?
Kararlaştırılamaz. Tarife alt sınır niteliğindedir ve altında yapılan anlaşmalar bu yönüyle geçersiz sayılır.
48. Değeri para ile ölçülemeyen işlerde hesap nasıl yapılır?
Tarifedeki maktu ücret esas alınır. Bu tür işlerde yüzdelik hesap uygulanmaz.
49. Ücret davası açmadan önce ihtarname çekmeli miyim?
Zorunlu değildir, ancak temerrüdün ve faiz başlangıcının erkene alınması için yararlıdır. İhtarnamede miktarın açıkça belirtilmesi gerekir.
50. Azil nedeniyle uğradığım itibar kaybı için tazminat isteyebilir miyim?
Haksız azil kural olarak ücret alacağı doğurur. Kişilik haklarına saldırı oluşturan somut olgular varsa Türk Medeni Kanunu m. 24 ve 25 çerçevesinde ayrı bir talep gündeme gelebilir.
Sonuç
Avukatlık Kanunu m. 174/2, haksız azil hâlinde ücretin tamamının isteneceğini söyleyerek net bir kural koyar. Kuralın uygulanmasındaki zorluk, tamamın neyin tamamı olduğu sorusundan doğar. Sözleşmede yüzdelik ücret kararlaştırılan ve belirsiz alacak davası niteliği taşıyan işlerde, azil tarihinde dosyada gösterilen tek somut rakam çoğu kez harca esas başlangıç değeridir.
Bir kısım Yargıtay kararı bu rakamı esas almakta, bir kısmı ise azil tarihindeki gerçek müddeabih değerine yönelmektedir. İki çizgi arasındaki fark, aynı dosyada onlarca kat miktar farkı doğurabilir. Bu belirsizlik karşısında yapılabilecek en pratik hamle, riski önceden yönetmektir. Ücret sözleşmesine hesap tabanını tanımlayan açık bir kayıt konması, dava dilekçesinde alacağın tahmini toplamının belirtilmesi, mümkün olduğunca erken aşamada talep artırımı yapılması ve azil anındaki dosya durumunun belgelenmesi, sonraki ücret davasında elinizi güçlendirir. Karşı yan vekâlet ücretinin ayrı bir alacak kalemi olduğu, azilden etkilenmediği ve talep sonucunda ayrıca gösterilmesi gerektiği de gözden kaçmamalıdır.
Müvekkil tarafında ise tablo şu şekildedir: haksız bir azil, aynı iş için iki avukata ödeme yapılması anlamına gelir. Azlin haklı olduğunu ispat yükü de müvekkilde olduğundan, gerekçelerin somut ve belgeli biçimde ortaya konması gerekir. Hem avukat hem müvekkil bakımından, azil kararı verilmeden önce hesabın yapılması ve dosyanın hangi içtihat çizgisine oturduğunun değerlendirilmesi isabetli olur. Kendi dosyanız için bir değerlendirme yapılmasını isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 34, 41, 163, 164, 165, 167, 171, 172, 173, 174, 176.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 117, 147, 502, 512.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107, 109, 176, 190.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6, 24, 25.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4, 5/A.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67, 68.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3, 73.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/571, K. 2010/550, T. 03.11.2010.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/2616, K. 2021/12767, T. 09.12.2021.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/561, K. 2024/4361, T. 16.12.2024.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/703, K. 2025/58, T. 07.01.2025.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3529, K. 2026/243, T. 20.01.2026.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/17664, K. 2014/796, T. 16.01.2014.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/22401, K. 2014/2146, T. 28.01.2014.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/27744, K. 2013/22620, T. 24.09.2013.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/18110, K. 2015/29990, T. 14.10.2015.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/47099, K. 2016/2137, T. 28.01.2016.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/1307, K. 2017/2930, T. 08.03.2017.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/30638, K. 2019/12632, T. 16.12.2019.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Semih Güner, Avukatlık Hukuku.
Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, belirsiz alacak davasına ilişkin bölümler.
Hakan Pekcanıtez, Belirsiz Alacak Davası üzerine çalışmalar.
Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, vekâlet sözleşmesi bölümü.
Türkiye Barolar Birliği Dergisi, haksız azil ve avukatlık ücreti konulu makaleler.
Ankara Barosu Dergisi, avukatlık ücret sözleşmesinin geçerliliği konulu incelemeler.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
