Skip to main content

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası konulu makale kapak görseli

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 165’te düzenlenen özel ve nispi bir boşanma sebebidir. Kanun burada üç ayrı koşulu birlikte arar: eşlerden birinde akıl hastalığının bulunması, hastalığın geçmesine olanak olmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla saptanması ve bu durumun ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi. Üçünden biri eksikse dava reddedilir.

Bu yazıda TMK m. 165’in şartları, raporun hangi kurumdan ve nasıl alınacağı, raporlar çeliştiğinde izlenecek yol, davalıya vasi atanması ve vesayet makamına ihbar, kusur aranmamasının tazminat ve nafakaya etkisi, velayet, terditli dava kurgusu ve mutlak butlanla sınır çizgisi ayrıntılı biçimde işleniyor.

TMK m. 165’in Üç Şartı TMK m. 165: Üç Şart Birlikte Aranır Şartlardan biri eksikse dava reddedilir; kusur incelemesi yapılmaz. 1. Akıl hastalığının varlığı Tıbben teşhis edilmiş, sürekli nitelikte bir ruhsal hastalık. Geçici sıkıntılar ve evliliği sürdürmeye engel olmayan akıl zayıflıkları yeterli değil. 2. İyileşme olanağının yokluğu Resmî sağlık kurulu raporu ile tespit zorunlu. Tek hekim raporu hükme esas alınamaz; heyet raporu gerekir. 3. Ortak hayatın çekilmezliği Hastalık, davacı eş yönünden birlikteliği sürdürülemez kılmalı. Nispi sebep olduğundan bu değerlendirme somut olaya göre yapılır. Üçü birlikte varsa: boşanma kararı Dava hakkı yalnız hasta olmayan eşe aittir; kusur aranmaz. Biri eksikse: ret Rapor yoksa ya da hastalık iyileşebilir nitelikteyse m. 165 uygulanmaz.
TMK m. 165’in aradığı üç şart ve eksiklik hâlinde ortaya çıkan sonuç.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmanın Kanuni Dayanağı

Dayanak TMK m. 165’tir. Madde, eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eşin boşanma davası açabileceğini söyler. Özel ve nispi bir sebeptir.

Özel sebep olması, davacının ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat etmek zorunda kalmaması demektir. Nispi olması ise şartın gerçekleşmesinin tek başına yetmediğini, hastalığın davacı eş bakımından ortak hayatı çekilmez kılıp kılmadığının ayrıca tartışılacağını gösterir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1778, K. 2023/1919, T. 26.04.2023 kararında akıl hastalığına dayalı boşanmanın nispi bir boşanma hâli olduğu, hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığının sağlık kurulu raporuyla tespitinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Uygulamada bu ikili nitelik gözden kaçıyor. Davacılar çoğu kez ağır bir tanı raporu sunmakla davanın kabul edileceğini düşünüyor. Oysa tanı, üç şarttan yalnızca birincisini karşılar.

Davayı Kim Açabilir: Hasta Olmayan Eşin Tekelindeki Hak

TMK m. 165 dava hakkını yalnızca akıl hastası olmayan eşe tanır. Hasta eş kendi hastalığına dayanarak bu maddeden boşanma isteyemez. Vasi de kısıtlı adına m. 165’e dayanamaz; çünkü madde metni davayı diğer eşe özgülemiştir. Bu kural, maddenin en katı sınırını oluşturur ve aşılamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/14560, K. 2012/31551, T. 25.12.2012 kararında, akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı boşanma davasının akıl hastası olmayan eş tarafından akıl hastası olan eşe karşı açılabileceği, kişinin kendi hastalığına dayanarak bu madde gereğince boşanma talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Bu kısıtlamanın pratik sonucu şudur: ruhsal rahatsızlığı olan eş evliliği bitirmek istiyorsa m. 165’e değil, TMK m. 166 hükümlerine ya da varsa diğer özel sebeplere dayanmak zorundadır. Fiil ehliyeti kısıtlanmışsa dava, vasi eliyle ve vesayet makamının izniyle yürütülür.

Üç Şartın Birlikte Gerçekleşmesi Zorunluluğu

Boşanma kararı için davalının akıl hastası olması, bu yüzden ortak hayatın davacı için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla saptanması gerekir. Şartlar birbirini tamamlar, birbirinin yerine geçmez. Mahkeme eksik incelemeyle karar verirse bozma sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/25194, K. 2015/822, T. 03.02.2015 kararı bu üçlüyü açıkça sıralar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9903, K. 2023/400, T. 24.01.2023 kararında da hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi ve akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi birlikte aranmıştır.

Şartların ayrı ayrı ispatlanması gerektiğini gösteren tipik bir örnek de kısıtlama kararının tek başına yetmediği hâllerdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/24359, K. 2014/14311, T. 24.06.2014 kararında davalı kadının akıl hastası olduğu ve bu nedenle kısıtlandığı anlaşılmakla birlikte, dosyada hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı yönünde alınmış bir resmî sağlık kurulu raporu bulunmadığı ve ortak hayatın bu yüzden çekilmez hâle geldiğinin de kanıtlanmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Vesayet dosyasındaki raporun boşanma davasına kendiliğinden delil olmadığını burada vurgulamak gerekir. Kısıtlama raporu kişinin işlerini görüp göremediğine odaklanır; boşanma davası ise iyileşme olanağını ve evlilik birliğine etkisini sorar. İki soru farklıdır. Vesayet yargılamasında sağlık raporunun nasıl alındığını ve malvarlığına ilişkin tedbirleri vesayet davasında sağlık raporu ve malvarlığı tedbirleri yazısında ayrıntılı anlattım.

Akıl Hastalığı Kavramı Tıbbi Tanıdan Nasıl Ayrılır

Hukuktaki akıl hastalığı, psikiyatri sınıflandırmasındaki her tanıyı kapsamaz. Aranan ölçüt, kişinin ruhsal durumunun sürekli nitelikte olması ve evlilik birliğini yürütmeye engel oluşturmasıdır. Geçici bunalımlar, uyum sorunları, tedaviyle düzelen tablolar ve evliliği sürdürmeye engel olmayan akıl zayıflıkları m. 165 kapsamına girmez.

Bu ayrımı gösteren bir karar, akıl zayıflığı bulunduğu hâlde bunun evliliği sürdürmeye engel olmadığının raporla saptandığı olayla ilgilidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10752, K. 2023/2180, T. 04.05.2023 kararında davalının akıl zayıflığı rahatsızlığının bulunduğu, ancak bu durumun evliliği sürdürmeye engel teşkil etmediğinin sağlık kurulu raporunda belirtildiği ve ayrıca akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı bir boşanma davasının bulunmadığı gözetilmiştir.

Somut bir senaryo kuralım. On dört yıllık bir evlilikte eşlerden biri altı ay süren ağır bir depresif dönem yaşamış, ilaç tedavisiyle işine dönmüş olsun. Bu tabloda m. 165 işlemez; çünkü hastalık sürekli değildir ve iyileşme olanağı fiilen gerçekleşmiştir. Buna karşılık yirmi yıldır süren, ataklarla seyreden ve heyet raporunda iyileşemez denilen bir tablo maddenin alanına girer.

Depresyon ve Bipolar Bozukluk Tanısı Tek Başına Yeterli mi

Hayır. Depresyon, anksiyete bozukluğu, bipolar bozukluk ya da duygu durum bozukluğu tanısı dosyaya girdiğinde mahkeme doğrudan boşanmaya karar vermez. Belirleyici olan tanının adı değil, raporun iyileşme olanağı ve evlilik birliğine etki bakımından ne dediğidir. Aynı tanı, iki dosyada iki farklı sonuç doğurabilir. Hastalık düzeyine ulaşmayan kişilik özelliklerinin ise m. 165 kapsamına hiç girmediğini, bunların ancak davranış örüntüsü olarak kusura yansıdığını narsist eşten boşanma davası yazısında ayrıca ele aldım.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/903, K. 2023/4004, T. 14.09.2023 kararına konu olayda davalıda bipolar bozukluk bulunduğu, hastalığın rapor tarihine kadar yirmi yıl boyunca devam ettiği, iyileşemez durumda olduğu ve evlilik birliğini yürütmeye engel nitelikte olduğu belirlendiğinden m. 165’teki her iki koşulun da gerçekleştiği kabul edilmiştir. Burada boşanmayı getiren şey bipolar tanısı değil, raporun süreklilik ve iyileşemezlik yönündeki açık tespitidir.

Karşı örnek de vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10325, K. 2023/1072, T. 15.03.2023 kararına konu raporda davalıda duygu durum bozukluğu bulunduğu, 2011 yılından itibaren tedavi gördüğü, hastalığın doğası gereği iyileşme ve ataklar hâlinde seyrettiği, atak döneminde hastalığın diğer eş yönünden evliliği çekilmez hâle getirebileceği belirtilmiştir. İyileşme dönemleri bulunan bir tabloda iyileşme olanağının bulunmadığını söylemek güçleşir.

Demans gibi ilerleyici tablolarda ise sonuç genellikle nettir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5721, K. 2024/2334, T. 03.04.2024 kararında üniversite hastanesinden alınan sağlık kurulu raporunda kişide orta düzeyde demans olduğu, iyileşmesine olanak bulunmadığı ve evliliği çekilmez hâle getirdiği bildirildiğinden dava kabul edilmiştir.

Resmî Sağlık Kurulu Raporu Nasıl ve Nereden Alınır

Rapor, tek hekim tarafından değil sağlık kurulu tarafından düzenlenmelidir. Uygulamada tam teşekküllü devlet hastanesi, üniversite hastanesi, ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi ya da Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu tercih edilir. Poliklinik notu, reçete ya da özel muayenehane raporu hükme esas alınmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/26018, K. 2014/9781, T. 22.04.2014 kararında mahkemece davalının hastalığının geçmesine olanak bulunup bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporu ile tespiti, bunun sonucuna ve dosyadaki delillere göre hastalığın ortak hayatı davacı eş için çekilmez hâle getirip getirmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Raporun içeriğinde şu üç sorunun ayrı ayrı yanıtlanmasını istemek gerekir: kişide akıl hastalığı var mı, varsa hastalığın geçmesine tıbben olanak var mı, hastalık evlilik birliğini yürütmeye engel oluşturuyor mu. Sevk yazısı bu üç soruyu içermezse gelen rapor çoğu kez eksik olur ve dosya yeniden sevk edilir. Bu da altı ay ile bir yıl arasında zaman kaybı demektir.

Mahkemenin sevk yaparken dosyaya eklemesi gereken belgeler de vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10601, K. 2023/297, T. 18.01.2023 kararında dava dosyası, kısıtlama dosyası ve varsa daha önceki tedavi evrakı ile birlikte davalının Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlanması, akıl hastası olup olmadığı ve hastalığının geçmesine olanak bulunup bulunmadığı yönünde TMK m. 165’e uygun şekilde ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Rapor içeriğinin yeterliliği ayrı bir tartışma başlığıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4332, K. 2024/3512, T. 15.05.2024 kararında üniversite hastanesi sağlık kurulu raporunun içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde kadının akıl hastalığının mevcut ve sabit olduğu, düzenlenen raporun hüküm tesisine yeterli ve elverişli olduğu sonucuna varılmıştır.

Raporlar Çelişirse Adli Tıp Kurumu ve Üst Kurul Süreci

Dosyada birden çok rapor varsa ve bunlar birbiriyle çelişiyorsa hâkim istediğini seçemez. Çelişkinin giderilmesi gerekir. Uygulanan yol, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması, bu rapor da önceki raporlarla çelişmeyi sürdürüyorsa dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilerek oradan görüş istenmesi ve hükmün bu görüşe göre kurulmasıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/25194, K. 2015/822, T. 03.02.2015 kararında çelişkilerin Adli Tıp Genel Kurulundan görüş alınmak suretiyle giderilmesi ve davalının hastalığının geçmesine tıbben olanak bulunup bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporu ile tespiti ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği, eksik incelemeyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilmiştir.

Süreç pratikte şöyle işler. Önce devlet ya da üniversite hastanesi heyet raporu alınır. Taraflardan biri rapora itiraz eder ve gerekçeli itirazını sunar. Mahkeme itirazı yerinde görürse dosyayı Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna gönderir. İhtisas kurulu raporu ile önceki rapor arasında da uyumsuzluk sürerse dosya Adli Tıp Genel Kuruluna taşınır ve bu aşamadaki görüş belirleyici olur.

Rapora itiraz eden tarafın itirazını somutlaştırması gerekir. Raporu beğenmediğini söylemek yetmez; hangi tıbbi verinin değerlendirilmediği, hangi tedavi kaydının dosyada bulunmadığı, muayenenin hangi dönemde yapıldığı gibi noktalar gösterilmelidir. Bu aşamada yapılan hatalar, dosyanın yıllarca uzamasına yol açar ve iki üç yıllık ek bir yargılama süresi doğurur.

Ortak Hayatın Çekilmez Hâle Gelmesi Nasıl İspatlanır

Çekilmezlik, tıbbi raporla değil dosyadaki tüm delillerle ispatlanır. Tanık beyanları, kolluk kayıtları, koruma kararları, hastane yatış belgeleri, bakım yükünü gösteren kayıtlar ve tarafların birlikte yaşayıp yaşamadığı bir arada değerlendirilir. Ölçüt soyut ve nesnel değil, davacı eşin kendi yaşam koşulları yönünden somut ve kişiseldir; aynı tanı iki ayrı dosyada farklı sonuç doğurabilir.

Yargıtay kararlarında çekilmezliğin raporda geçen ifadelerle desteklendiği görülür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3930, K. 2024/406, T. 23.01.2024 kararında davalının akıl hastalığının mevcut olduğu, hastalığının sürekli olduğu, evlilik hayatını sürdüremeyeceği ve eş için ortak hayatı çekilmez hâle getirebileceğinin sağlık kurulu raporuyla şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edildiği belirtilerek boşanmaya karar verilmiştir.

Uygulamada davacılar bu başlıkta yeterince delil sunmuyor. Rapora güvenip tanık listesi vermemek sık görülen bir hatadır. Hastalığın günlük yaşama etkisini anlatacak komşu, kardeş, iş arkadaşı gibi tanıkların dinlenmesi, çekilmezliğin somutlaşmasını sağlar. Eşlerin fiilen ayrı yaşadığı dönemlerde ayrı yaşama hakkı ve TMK m. 197 uygulaması ayrıca gündeme gelir.

Davalıya Vasi Atanması, Vesayet İhbarı ve Bekletici Mesele

Akıl hastalığı iddiası ileri sürülen davalının fiil ve dava ehliyeti tartışmalı hâle gelir. Mahkeme, kısıtlama gerekip gerekmediğini araştırmak zorundadır. TMK m. 405 uyarınca vesayet altına alınmayı gerekli kılan durumu öğrenen mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü tutulmuştur.

TMK m. 405’in ilk fıkrası, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağını söyler. İkinci fıkra ise idarî makamlar, noterler ve mahkemeler için ihbar yükümlülüğü getirir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/1156, K. 2022/7424, T. 27.09.2022 kararında, davalı erkeğin akıl hastalığı nedeniyle TMK m. 405 gereğince kısıtlanması hususunda sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulması ve sonucunun beklenmesi gerekirken bu yön gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Aynı kararda kısıtlama hâlinde erkeğin fiil ehliyetinin ortadan kalkacağının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3813, K. 2023/2411, T. 17.05.2023 kararı süreci daha ayrıntılı tarif eder: kişinin heyet raporu için tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilerek rahatsızlıklarının olup olmadığı, varsa türü ve ağırlık derecesi, evlilik birliğini sürdürmesine engel teşkil edip etmediği, iyileşmesinin mümkün olup olmayacağı ve vesayet altına alınmalarının gerekip gerekmediğinin araştırılması, vasi tayini gerekiyorsa mahkemesine ihbarda bulunulması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerekir.

Vasi atandıktan sonra tebligat ve usul işlemleri vasiye yöneltilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1605, K. 2023/2219, T. 04.05.2023 kararında davalı asıla yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı, dava dilekçesinin davalının yasal temsilcisine tebliği ile cevap dilekçesi sunma hakkı tanınması gerektiği belirtilmiştir. Kısıtlıya doğrudan yapılan tebligata dayanılarak yürütülen yargılama, savunma hakkının ihlali sayılır.

Mutlak Butlan (TMK m. 145) mı, Boşanma (TMK m. 165) mi

Ayrımı belirleyen ölçüt zamandır. Hastalık evlenme anında mevcut ve evlenmeye engel olacak ağırlıktaysa TMK m. 145 uyarınca mutlak butlan davası gündeme gelir. Hastalık evlendikten sonra ortaya çıkmışsa ya da evlenme anında evlenmeye engel ağırlıkta değilse izlenecek yol TMK m. 165 uyarınca boşanma davasıdır.

TMK m. 145, evlenme sırasında eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunmasını mutlak butlan sebebi olarak sayar. Aynı maddede sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksunluk da butlan sebebi olarak düzenlenmiştir. TMK m. 148 ise akıl hastalığının iyileşmesi hâlinde mutlak butlan davasının yalnızca iyileşen eş tarafından açılabileceğini söyler.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3813, K. 2023/2411, T. 17.05.2023 kararında, kadının evlilik öncesi tedavi görmesi nedeniyle psikolojik rahatsızlığını gizlediği vakıasının kadına yüklenmesinin mümkün bulunmadığı, bu iddianın ancak evliliğin butlanı sebebi sayılabileceği açıkça ifade edilmiştir. Bu tespit pratikte çok işe yarar: evlilik öncesi hastalığın gizlenmesi bir kusur vakıası olarak kullanılamaz, ayrı bir dava türünün konusudur.

Pratik ölçütü şöyle özetleyebiliriz. Elinizde evlenme tarihinden önceki döneme ait tedavi kayıtları varsa ve bu kayıtlar hastalığın o tarihte evlenme ehliyetini etkileyecek ağırlıkta olduğunu gösteriyorsa butlan yolu tartışılır. Kayıtlar evlilik sonrasına aitse ya da evlenme anındaki ağırlık ispatlanamıyorsa m. 165 daha güvenli seçenektir. İkisi arasında tereddüt varsa butlan davası asıl, boşanma davası terditli talep olarak kurulabilir.

Sonuçlar bakımından da fark vardır. Butlan kararı verilse dahi evlilik, kesinleşinceye kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur ve iyiniyetli eş bakımından koruyucu kurallar işler. Nafaka, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi bu çerçevede yürütülür.

Kusur Aranmaması ve Tazminat Taleplerinin Akıbeti

TMK m. 165 kusura dayanmaz. Özel boşanma sebebinin gerçekleşmiş olması tek başına yeterlidir. Bunun doğrudan sonucu, hasta eşe kusur yüklenememesi ve buna bağlı olarak maddi ile manevi tazminat taleplerinin dayanaksız kalmasıdır. Tazminat, TMK m. 174 uyarınca kusur ve kişilik hakkı ihlali şartına bağlanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4332, K. 2024/3512, T. 15.05.2024 kararında özel boşanma nedenine dayalı davada sebebin gerçekleşmesinin gerekli ve yeterli olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1605, K. 2023/2219, T. 04.05.2023 kararında ise davanın akıl hastalığı nedenine dayalı boşanma davası olduğu, yalnızca özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan davada davacı aleyhine kusur izafesinin mümkün olmadığı ve erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz olduğunun kabulünün gerektiği ifade edilerek davacı aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği belirtilmiştir.

Kusursuzluk yalnızca davacı yönünden değil, hasta eş yönünden de geçerlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11023, K. 2023/2093, T. 03.05.2023 kararında davalı erkeğe atfedilen kusurlu davranışların iradi nitelikte bulunmadığından hükme esas alınamayacağı, akıl hastası olan ve bu nedenle davranışları iradi olmayan davalıya kusur yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/169, K. 2023/2964, T. 07.06.2023 kararında davalı kadının hareketleri iradi olmadığından kusur sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2596, K. 2023/6202, T. 14.12.2023 kararında da davalı kadının akıl hastalığı nedeniyle TMK m. 405 gereği kısıtlanarak kendisine vasi atandığı belirtilmiş, hareketleri iradi olmadığından kusur yüklenemeyeceği ve TMK m. 166/1’e dayanılarak boşanmaya karar verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Nafaka: Tazminat Reddedilse de Nafaka Ayakta Kalabilir

Tazminatın reddi nafakayı otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Yoksulluk nafakasında aranan ölçüt, talep eden eşin boşanmada daha ağır kusurlu olmamasıdır (TMK m. 175). Kusuru bulunmayan eş bu şartı doğal olarak sağlar. İştirak nafakası ise zaten kusurdan tamamen bağımsız biçimde, çocuğun giderleri ve tarafların mali gücü ölçüsünde belirlenir.

Ayrım şudur: TMK m. 174 tazminat için kusur ve zarar arar, TMK m. 175 nafaka için yoksulluğa düşme ve ağır kusurlu olmama şartını arar. Akıl hastası eş kusursuz sayıldığından, boşanmayla yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası bağlanabilir. Kişinin bakım ve tedavi giderleri bu değerlendirmede ağırlık taşır.

Yargılama sürerken tedbir nafakası da istenebilir (TMK m. 169). Hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır. Tedbir nafakasının hangi ölçütlere göre belirlendiğini tedbir nafakası şartları ve miktarı yazısında ayrıntılı anlattım.

Usul yönünden bir uyarı gerekir. Nafaka talebinin usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi şarttır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5721, K. 2024/2334, T. 03.04.2024 kararında birleşen davaya cevap dilekçesi sunulmadığı ve kadın tarafından usulüne uygun şekilde yoksulluk nafakası talebinde bulunulmadığı tespit edilmiştir. Talep edilmeyen nafakaya hükmedilmez.

Sayısal bir örnek verelim. Aylık net 38.000 lira gelirli bir eş için, hasta eşin bakım evi ve ilaç giderinin aylık 12.000 lira olduğu bir dosyada mahkeme, tarafların ekonomik gücünü ve hastalığın getirdiği düzenli gideri birlikte değerlendirir. Rakamlar her dosyada değişir; burada verilen tutarlar kurgusaldır.

Yargılama Süreci Akışı Dava Açılışından Karara Usul Akışı 1. Dava dilekçesi TMK m. 165 dayanağı 2. Ehliyet incelemesi TMK m. 405 ihbarı 3. Bekletici mesele Vesayet dosyası sonucu 4. Vasiye tebligat Cevap hakkı tanınır 5. Heyet raporu Üç soru birlikte sorulur 6. Rapora itiraz Gerekçe somutlaştırılır 7a. Çelişki varsa: Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu Sürerse Adli Tıp Genel Kurulu görüşü alınır 7b. Çelişki yoksa: tanık ve belge incelemesi Çekilmezlik tüm delillerle değerlendirilir 8. Karar: kabul, ret ya da terditli talebe geçiş m. 165 sabit olmazsa m. 166/1 talebi ayrıca değerlendirilir.
Dava dilekçesinden hükme kadar izlenen usul aşamaları ve rapor çelişkisinde açılan ikinci yol.

Velayet ve Çocuğun Üstün Yararı

Velayette ölçüt tektir: çocuğun üstün yararı. Kısıtlanan eş velayet hak ve yetkilerini yasal olarak kullanamaz. Kısıtlama kararı bulunmasa bile hastalığın çocuğun bakımı, güvenliği ve eğitimi üzerindeki etkisi ayrıca araştırılır. Mahkeme uzman görüşü alır, çocuk idrak çağındaysa kendi görüşünü de dinler ve kararını bu verilerin bütününe göre kurar.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4332, K. 2024/3512, T. 15.05.2024 kararında kısıtlanan akıl hastası eşin yasal olarak velayet hak ve yetkilerini kullanamayacağı benimsenmiştir. Kısıtlılık, velayet ehliyetini fiilen ortadan kaldırır; çünkü velayet, çocuğun kişiliği ve malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi gerektirir.

Buna karşılık velayetin verilmemesi, kişisel ilişkinin de kaldırılması anlamına gelmez. TMK m. 182 ve m. 323 uyarınca çocukla kişisel ilişki kurulur. Hastalığın seyrine göre bu ilişkinin refakatli yapılması, süresinin kısa tutulması ya da belirli dönemlerde askıya alınması mümkündür. Ebeveynin ruh sağlığının velayet değerlendirmesine nasıl yansıdığını velayet davasında ebeveynin ruh sağlığı yazısında ayrıntılı ele aldım.

Uygulamada mahkemeler pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetten rapor alır. Rapor, çocuğun hangi ebeveynle daha güvenli bir düzen kurabileceğini değerlendirir. Hastalık tanısının varlığı tek başına velayeti belirlemez; belirleyici olan bakım kapasitesidir.

Dava Sürerken İyileşme Gerçekleşirse Ne Olur

Boşanma kararının dayanağı, hastalığın geçmesine olanak bulunmamasıdır. Yargılama sırasında alınan yeni bir heyet raporu iyileşme olanağı bulunduğunu ya da iyileşmenin gerçekleştiğini gösterirse maddenin ikinci şartı ortadan kalkar. Bu durumda TMK m. 165’e dayalı dava reddedilir; davacının elinde terditli bir talep yoksa yıllar süren yargılama sonuçsuz kalır ve yeniden dava açmak gerekir.

Hâkim, hükme en yakın tarihteki duruma göre karar verir. Dava açıldığında iyileşemez denilen bir tablo, üç yıl süren yargılamanın sonunda yeni tedavi yöntemleriyle düzelmişse eski rapora dayanılamaz. Taraflardan biri güncel rapor alınmasını istediğinde mahkeme bu talebi karşılamak zorundadır.

İyileşme, mutlak butlan davası bakımından da sonuç doğurur. TMK m. 148 uyarınca akıl hastalığının iyileşmesi hâlinde mutlak butlan davasını yalnız iyileşen eş açabilir. Yani iyileşme, diğer eşin butlan yolunu kapatır.

Davacı için pratik çıkış yolu terditli taleptir. m. 165 iyileşme sebebiyle reddedilse dahi, dosyada TMK m. 166/1’e dayalı bir talep varsa mahkeme bunu ayrıca inceler. Bu nedenle dilekçe kurgusu baştan iki katmanlı yapılmalıdır.

Terditli Dava: m. 165 Sabit Olmazsa m. 166/1’e Geçiş

Terditli dava, aynı dilekçede asıl talebin kabul edilmemesi hâlinde ikinci talebin incelenmesini isteme yöntemidir (HMK m. 111). Akıl hastalığı dosyalarında asıl talep TMK m. 165, yardımcı talep TMK m. 166/1 olarak kurulur. Böylece rapor beklenen sonucu vermezse dava tümüyle boşa gitmez.

Bu kurgunun gerekliliğini gösteren kararlar açıktır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1294, K. 2023/4936, T. 19.10.2023 kararında genel boşanma sebebine dayalı olarak açılan bir boşanma davasında özel boşanma sebebine dayalı olarak karar verilmesinin mümkün olmadığı, davacı erkeğin akıl hastalığına dayalı boşanma davası da bulunmadığı ifade edilmiştir. Hâkim, talep edilmeyen hukuki sebebe dayanarak boşanmaya karar veremez.

Tersi de geçerlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7118, K. 2024/3805, T. 23.05.2024 kararında TMK m. 166/1 gereği boşanma kararı verilebilmesi için davalının eylemlerinin iradi olması gerektiği ve davacı kadının akıl hastalığına dayalı bir boşanma davası da açmadığı gerekçesiyle davanın reddi onanmıştır. Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10752, K. 2023/2180, T. 04.05.2023 kararında davacı kadının akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı boşanma davasının bulunmadığı vurgulanmıştır.

Terditli kurgunun sınırı da vardır. m. 166/1’e dayalı talep, hasta eşe kusur yüklenmesini gerektirir. Eylemleri iradi olmayan bir eşe kusur yüklenemeyeceğine göre, bu yardımcı talep ancak hasta eşin iradi sayılabilecek davranışları ya da davacının kendi kusurunu aşan başka vakıalar varsa işe yarar. Örneğin hastalık öncesi döneme ait, iradi nitelikte ağır kusur vakıaları dosyaya girmişse m. 166/1 tartışılabilir hâle gelir. Özel boşanma sebeplerinin genel sebepten farkını TMK 162 ve 163 özel boşanma sebepleri yazısında karşılaştırdım.

Yargılama Usulü, Deliller ve TMK m. 184

Boşanma davalarında hâkim, olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz ve deliller serbestçe takdir edilir (TMK m. 184). Boşanma davasında yemin teklif edilemez, davalının kabul beyanı tek başına hüküm kurmaya yetmez ve mahkeme rapor almadan sonuca gidemez.

Bu kural akıl hastalığı dosyalarında iki yönlü işler. Davalı taraf boşanmayı kabul etse bile mahkeme rapor almadan karar veremez. Aynı şekilde davacının hastalık iddiasını davalının doğrulaması, üç şartın ispatlandığı anlamına gelmez.

Delil listesinde şunlar bulunmalıdır: nüfus kayıtları, varsa vesayet dosyası, hastane ve poliklinik kayıtları, ilaç kullanım geçmişi, yatış ve taburcu belgeleri, engelli sağlık kurulu raporları, tanık listesi, kolluk ve savcılık kayıtları. Hastane kayıtları müzekkere ile getirtilir; taraf kendi eliyle sunduğunda karşı taraf itiraz edebilir.

Yargılamanın süresi çoğu dosyada bir buçuk ile üç yıl arasındadır. Vesayet dosyasının bekletici mesele yapılması, rapor itirazları ve Adli Tıp aşaması bu süreyi uzatır. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Karar Sonrası İşlemler

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Tercih davacıya aittir.

Karar verildikten sonra istinaf yoluna başvuru süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 345). Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz süresi de iki haftadır (HMK m. 361). Kısıtlı taraf yönünden bu süreler vasiye yapılan tebligatla işlemeye başlar.

Boşanma kesinleştikten sonra mal rejimi tasfiyesi ayrı bir dava olarak açılır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde katılma alacağı hesabı yapılır; hastalık ve kusur bu hesabı doğrudan etkilemez. Tasfiyenin işleyişini edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi yazısında adım adım anlattım.

İçtihat Birliğinin Bulunmadığı Noktalar

Bazı sorularda yerleşik bir uygulama yok. Rapor içeriğinin yeterliliği, atakla seyreden hastalıklarda iyileşme olanağının nasıl yorumlanacağı ve kısıtlanmamış ancak ağır tanısı bulunan eşin dava ehliyeti bunların başında gelir. Bu alanlarda kesin bir sonuç vaat etmek doğru olmaz; dosyanın tıbbi verisine ve dairenin yaklaşımına göre farklı kararlar çıkabiliyor.

Birinci tartışma, ataklarla seyreden tablolarla ilgilidir. Bipolar bozukluk ve duygu durum bozukluğu dosyalarında bazı raporlar hastalığın iyileşme dönemleri bulunduğunu söylerken, bazıları kronik seyri esas alıp iyileşemez değerlendirmesi yapıyor. Yukarıda anılan iki karar bu farkı somut biçimde gösteriyor: yirmi yıllık bipolar tablosunda dava kabul edilirken, iyileşme ve atak dönemleri bulunan duygu durum bozukluğunda değerlendirme farklılaşıyor.

İkinci tartışma, vesayet dosyasının her hâlde bekletici mesele yapılıp yapılmayacağıdır. Kimi kararlar kısıtlama ihtimali belirdiği anda yargılamanın durdurulmasını isterken, dosyada zaten kesinleşmiş kısıtlama kararı ve atanmış vasi varsa ayrıca bekleme yapılmasına gerek görülmediği uygulamalar da var. Ölçüt, davalının usul işlemlerini geçerli biçimde yapıp yapamayacağıdır.

Üçüncü tartışma, resmî sağlık kurulu raporunun hangi kurumdan alınacağıdır. Devlet hastanesi heyet raporunun yeterli sayıldığı kararlar da, doğrudan Adli Tıp Kurumu ihtisas kuruluna sevki isteyen kararlar da mevcut. Belirleyici olan kurumun adı değil, raporun m. 165’in üç sorusunu karşılayacak içerikte olup olmadığı. Bu belirsizlik dosyaya göre farklı strateji gerektirir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Karşılaştırma Tablosu: Hangi Yol Hangi Durumda

Aşağıdaki tablo üç yolu karşılaştırır: evlenme anındaki hastalık için mutlak butlan, evlilik içinde ortaya çıkan sürekli hastalık için TMK m. 165, iradi kusur vakıaları için TMK m. 166/1. Ölçütler, dava hakkı sahibi, kusur incelemesi ve tazminat sonuçları bakımından üçü birbirinden ayrılır.

Ölçüt Mutlak butlan (TMK m. 145) Akıl hastalığı (TMK m. 165) Evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1)
Hastalığın zamanı Evlenme anında mevcut ve evlenmeye engel ağırlıkta Evlilik içinde ortaya çıkmış ya da evlenmeye engel ağırlıkta değil Belirleyici değil
Dava hakkı İlgililer ve Cumhuriyet savcısı; iyileşme hâlinde yalnız iyileşen eş (TMK m. 148) Yalnız hasta olmayan eş Her iki eş
Resmî sağlık kurulu raporu Evlenme anındaki duruma ilişkin araştırma yapılır Zorunlu; iyileşme olanağı bulunmadığı saptanmalı Zorunlu değil
Kusur incelemesi Yapılmaz; iyiniyet ölçütü işler Yapılmaz Zorunlu; eylemin iradi olması aranır
Maddi ve manevi tazminat Sınırlı; iyiniyetli eş korunur Kusur bulunmadığından hükmedilmez Kusur ve zarar varsa hükmedilir (TMK m. 174)
Nafaka Boşanmaya ilişkin kurallar kıyasen uygulanır Ağır kusur bulunmadığından yoksulluk nafakası mümkün (TMK m. 175) Kusur dengesine göre belirlenir
Velayet Çocuğun üstün yararına göre Kısıtlı eş velayeti kullanamaz Çocuğun üstün yararına göre
Vesayet ihbarı Gerekirse yapılır TMK m. 405 uyarınca zorunlu; bekletici mesele olur Hastalık belirtisi varsa yapılır

Dava Dilekçesinde Dikkat Edilecek Noktalar

Dilekçenin hukuki sebep bölümünde TMK m. 165 açıkça yazılmalıdır. Hangi vakıanın hangi şartı karşıladığı ayrı başlıklar hâlinde gösterilmeli, delil listesi eksiksiz verilmeli ve heyet raporunun içereceği sorular talep bölümünde somutlaştırılmalıdır. Terditli talep de aynı dilekçede yer almalıdır.

Sık yapılan hatalar şunlardır: hukuki sebebi yalnızca m. 166 yazıp duruşmada m. 165 demeye çalışmak, tanık listesi vermemek, vesayet dosyasını dosyaya kazandırmamak, rapora süresinde itiraz etmemek, nafaka talebini usulüne uygun biçimde ileri sürmemek. Bunların her biri sonucu doğrudan değiştirir.

Harç ve gider yönünden boşanma davası maktu harca tabidir; tazminat ve nafaka talepleri kendi rejimlerine göre harçlandırılır. Adli Tıp aşamasında ek gider avansı istenir, avansın süresinde yatırılmaması dosyanın işlemden kaldırılmasına yol açabilir.

52 Soruda Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma

1. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasını kim açabilir?
Davayı yalnızca akıl hastası olmayan eş açabilir. TMK m. 165 dava hakkını açıkça diğer eşe tanımıştır.

2. Kendi hastalığıma dayanarak boşanma davası açabilir miyim?
Hayır. Kişinin kendi akıl hastalığına dayanarak TMK m. 165 uyarınca boşanma istemesi hukuken mümkün değildir; bu durumda TMK m. 166 hükümlerine dayanılır.

3. TMK 165 kaç şart arıyor?
Üç şart aranır: akıl hastalığının varlığı, iyileşme olanağının bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti ve ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi.

4. Şartlardan biri eksik olursa ne olur?
Dava reddedilir. TMK m. 165’teki üç koşul birlikte gerçekleşmedikçe boşanma kararı verilemez.

5. Tek hekim raporu yeterli mi?
Yeterli değildir. Madde resmî sağlık kurulu raporu aradığından heyet raporu gerekir; poliklinik notu ya da tek hekim değerlendirmesi hükme esas alınmaz.

6. Rapor hangi hastaneden alınır?
Tam teşekküllü devlet hastanesi, üniversite hastanesi, ruh sağlığı hastanesi ya da Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulundan alınır. Belirleyici olan raporun TMK m. 165’in sorularını karşılamasıdır.

7. Adli Tıp Kurumuna sevk zorunlu mu?
Her dosyada zorunlu değildir. Rapor yetersizse ya da raporlar çelişiyorsa mahkeme dosyayı ilgili ihtisas kuruluna sevk eder.

8. Raporlar birbiriyle çelişirse ne yapılır?
Çelişkinin giderilmesi gerekir. Uygulamada Adli Tıp Genel Kurulundan görüş alınarak çelişki giderilir ve karar bu doğrultuda kurulur.

9. Adli Tıp Genel Kurulu görüşü bağlayıcı mı?
Hâkim delilleri serbestçe takdir eder (TMK m. 184). Buna karşılık Genel Kurul görüşünün aksine karar verilecekse gerekçenin tıbben ikna edici biçimde ortaya konması gerekir.

10. Rapora nasıl itiraz edilir?
Rapor tebliğinden sonra verilen sürede gerekçeli dilekçeyle itiraz edilir. Hangi tıbbi verinin eksik değerlendirildiği somut biçimde gösterilmelidir.

11. Depresyon boşanma sebebi olur mu?
Tek başına olmaz. TMK m. 165 için hastalığın sürekli olması ve iyileşme olanağının bulunmadığının raporla saptanması gerekir.

12. Bipolar bozukluk akıl hastalığı sayılır mı?
Sayılabilir; belirleyici olan raporun içeriğidir. Yirmi yıl süren ve iyileşemez nitelikte olduğu saptanan bipolar tablosunda TMK m. 165 uygulanmıştır.

13. Ataklarla seyreden hastalıkta dava kabul edilir mi?
İyileşme dönemleri bulunan tablolarda iyileşme olanağının bulunmadığını söylemek güçleşir. Bu dosyalarda sonuç rapor içeriğine göre değişir.

14. Demans teşhisi TMK 165 kapsamında mı?
Girebilir. Üniversite hastanesi raporunda orta düzeyde demans bulunduğu, iyileşmesine olanak olmadığı ve evliliği çekilmez hâle getirdiği bildirilen dosyada dava kabul edilmiştir.

15. Akıl zayıflığı ile akıl hastalığı aynı şey mi?
Aynı değildir. Akıl zayıflığı bulunmakla birlikte bunun evliliği sürdürmeye engel olmadığı raporla saptanırsa TMK m. 165 uygulanmaz.

16. Kısıtlama kararı varsa dava kendiliğinden kabul edilir mi?
Edilmez. Kısıtlama kararı bulunsa dahi iyileşme olanağının bulunmadığına dair rapor ve çekilmezlik ayrıca aranır.

17. Davalıya vasi atanması şart mı?
Fiil ehliyeti tartışmalıysa şarttır. Mahkeme TMK m. 405 uyarınca sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunur ve sonucu bekler.

18. Vesayet dosyası bekletici mesele yapılır mı?
Yapılır. Vasi tayini gerekiyorsa bu husus ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılama bekletilir.

19. Tebligat kime yapılır?
Kısıtlı eşin yasal temsilcisine yapılır. Doğrudan kısıtlıya yapılan tebligat usulsüz sayılır ve savunma hakkı ihlal edilmiş olur.

20. Vasi atanmadan karar verilirse ne olur?
Karar bozulur. Ehliyet sorunu çözülmeden esas hakkında hüküm kurulması usule aykırı bulunmaktadır.

21. Vasi kim olur?
Vesayet makamı, kısıtlının yakınları arasından uygun birini seçer. Uygun kimse yoksa görevlendirme başka kişilere yapılır.

22. Eşim vasi olabilir mi?
Boşanma davası açan eşin vasi olarak atanması menfaat çatışması doğurur. Vesayet makamı bu durumu gözeterek karar verir.

23. Akıl hastası eşe kusur yüklenebilir mi?
Yüklenemez. Hastalık nedeniyle iradi olmayan davranışlar kusur sayılmaz ve hükme esas alınamaz.

24. Maddi tazminat alabilir miyim?
TMK m. 165’e dayalı davada kusur aranmadığından maddi tazminat talebi karşılıksız kalır. TMK m. 174 kusur şartı arar.

25. Manevi tazminat talep edebilir miyim?
Kural olarak edilemez. Kusursuz eş aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi mümkün görülmemektedir.

26. Hasta eş bana tazminat ödemek zorunda mı?
Hayır. Kusur bulunmadığından hasta eş aleyhine tazminata hükmedilmez.

27. Yoksulluk nafakası bağlanır mı?
Bağlanabilir. TMK m. 175 daha ağır kusurlu olmama şartı arar; kusursuz eş bu şartı sağladığından yoksulluğa düşecekse nafaka isteyebilir.

28. Hasta eşe nafaka ödemek zorunda mıyım?
Mahkeme hastalık nedeniyle oluşan bakım ve tedavi giderlerini, tarafların gelirlerini ve yoksulluğa düşme ölçütünü birlikte değerlendirerek karar verir.

29. Tedbir nafakası istenebilir mi?
İstenebilir. TMK m. 169 uyarınca hâkim dava süresince gerekli geçici önlemleri alır ve tedbir nafakasına hükmedebilir.

30. Nafaka talebini duruşmada sözlü olarak ileri sürebilir miyim?
Talebin usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekir. Usulüne uygun talep bulunmadığı saptanan dosyalarda nafakaya hükmedilmemiştir.

31. İştirak nafakası kusura bağlı mı?
Bağlı değildir. İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderleri için tarafların mali gücüne göre belirlenir.

32. Velayet kime verilir?
Çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Kısıtlanan eş velayet hak ve yetkilerini yasal olarak kullanamaz.

33. Hasta eş çocuğunu görebilir mi?
Görebilir. Velayetin verilmemesi kişisel ilişkinin kaldırılması anlamına gelmez; hastalığın seyrine göre refakatli görüşme düzenlenebilir.

34. Uzman raporu alınır mı?
Alınır. Mahkeme pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan çocuğun durumuna ilişkin rapor ister.

35. Dava sürerken eşim iyileşirse ne olur?
İyileşme olanağının bulunmaması şartı ortadan kalkacağından TMK m. 165’e dayalı dava reddedilir.

36. İyileşen eş butlan davası açabilir mi?
TMK m. 148 uyarınca akıl hastalığının iyileşmesi durumunda mutlak butlan davasını yalnız iyileşen eş açabilir.

37. Evlenmeden önce var olan hastalıkta hangi dava açılır?
Hastalık evlenme anında mevcut ve evlenmeye engel olacak ağırlıktaysa TMK m. 145 uyarınca mutlak butlan davası gündeme gelir.

38. Eşim hastalığını gizlediyse bunu kusur olarak ileri sürebilir miyim?
Evlilik öncesi rahatsızlığın gizlenmesi kusur vakıası olarak yüklenemez; bu iddia ancak evliliğin butlanı sebebi sayılabilir.

39. Butlan mı boşanma mı açmalıyım?
Ölçüt hastalığın evlenme anındaki ağırlığıdır. Tereddüt varsa butlan asıl talep, boşanma terditli talep olarak kurulabilir.

40. Butlan kararı evliliği geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır mı?
Batıl evlilik, hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur. Karar kesinleşince evlilik ileriye etkili biçimde sona erer.

41. Terditli dava nedir?
Asıl talebin kabul edilmemesi hâlinde ikinci talebin incelenmesini isteme yöntemidir (HMK m. 111). Akıl hastalığı dosyalarında m. 165 ile m. 166/1 birlikte kurulur.

42. Genel sebeple açılan davada özel sebepten karar verilebilir mi?
Verilemez. Genel boşanma sebebine dayalı davada özel boşanma sebebine dayanarak karar verilmesi mümkün görülmemektedir.

43. Sadece TMK 166 yazdım, sonradan 165 ekleyebilir miyim?
Talebin genişletilmesi kurallarına tabidir. Karşı taraf muvafakat etmezse ıslah yoluna başvurulması gerekir (HMK m. 176).

44. Görevli mahkeme hangisi?
Aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

45. Yetkili mahkeme neresi?
Eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168).

46. Hâkim eşimin kabul beyanıyla boşanmaya karar verir mi?
Vermez. TMK m. 184 uyarınca tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz; rapor ve diğer deliller aranır.

47. Tanık dinletmem gerekir mi?
Gerekir. Ortak hayatın çekilmez hâle geldiği tıbbi raporla değil, tanık beyanı ve diğer delillerle ispatlanır.

48. Dava ne kadar sürer?
Rapor ve vesayet aşamaları nedeniyle çoğu dosyada bir buçuk ile üç yıl arasında sürüyor. Adli Tıp aşaması süreyi uzatır.

49. İstinaf süresi kaç gün?
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m. 345). Kısıtlı taraf yönünden süre vasiye yapılan tebligatla başlar.

50. Boşanma kesinleşmeden mal rejimi davası açabilir miyim?
Açılabilir ancak boşanma davasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılır. Tasfiye, boşanma kararı kesinleşmeden sonuçlandırılmaz.

51. Kısıtlı eş adına vekaletname nasıl verilir?
Vekaletname vasi tarafından verilir. Vesayet makamının izni gereken işlemlerde TMK m. 462 ve devamındaki kurallar uygulanır.

52. Boşanma kararı kesinleşmeden nüfusa işlenir mi?
İşlenmez. Boşanma hükmü kesinleşmeden nüfus kaydına tescil edilmez ve taraflar yeniden evlenemez.

Sonuç

TMK m. 165, ruhsal hastalığı bulunan bir eşle evliliği hukuken bitirmenin yolunu açar; ancak bunu kusur ve suçlama üzerinden değil, tıbbi tespit üzerinden yapar. Maddenin işlemesi için tanı yetmez. İyileşme olanağının bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla saptanması ve ortak hayatın davacı eş için çekilmez hâle gelmesi de ayrıca aranır.

Dosyanın kaderini belirleyen aşama rapordur. Sevk yazısının doğru sorulmayla hazırlanması, kısıtlama dosyasının ve tedavi evrakının dosyaya kazandırılması, rapora gerekçeli itiraz edilmesi ve çelişki hâlinde Adli Tıp Genel Kuruluna gidilmesi bu aşamanın basamaklarıdır. Bunlar atlandığında dosya bozma ile geri döner ve iki üç yıl kaybedilir.

Dilekçe kurgusu da en az rapor kadar belirleyicidir. Hukuki sebebin açıkça yazılması, terditli talebin baştan kurulması, nafaka ve velayet taleplerinin usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekir. Her dosyanın tıbbi ve ailevi verisi farklıdır. Kendi durumunuzu değerlendirmek için bir avukatla görüşmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 145, 148, 165, 166, 168, 169, 174, 175, 182, 184, 323, 405, 462.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 111, 176, 345, 361.

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4.

2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu m. 7, 15, 23.

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1778, K. 2023/1919, T. 26.04.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/14560, K. 2012/31551, T. 25.12.2012

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/25194, K. 2015/822, T. 03.02.2015

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9903, K. 2023/400, T. 24.01.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/24359, K. 2014/14311, T. 24.06.2014

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10601, K. 2023/297, T. 18.01.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/26018, K. 2014/9781, T. 22.04.2014

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/1156, K. 2022/7424, T. 27.09.2022

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1605, K. 2023/2219, T. 04.05.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3813, K. 2023/2411, T. 17.05.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/11023, K. 2023/2093, T. 03.05.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/169, K. 2023/2964, T. 07.06.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2596, K. 2023/6202, T. 14.12.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7118, K. 2024/3805, T. 23.05.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4332, K. 2024/3512, T. 15.05.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1294, K. 2023/4936, T. 19.10.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/903, K. 2023/4004, T. 14.09.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5721, K. 2024/2334, T. 03.04.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3930, K. 2024/406, T. 23.01.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10752, K. 2023/2180, T. 04.05.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10325, K. 2023/1072, T. 15.03.2023

Doktrin ve akademik kaynaklar

Bilge Öztan, Aile Hukuku

Turgut Akıntürk – Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku, Aile Hukuku

Mustafa Dural – Tufan Öğüz – Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku, Aile Hukuku

Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku

Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Hukuku

Hasan Petek, Evliliğin Butlanı

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.