Skip to main content

Yaşlıya Vasi Atanması ve Zorunlu Bakım

Yaşlıya vasi atanması ve zorunlu bakım konulu makale kapak görseli

İleri yaştaki bir yakının kendi işlerini yürütemez hâle gelmesi, ailenin gündemine çoğu zaman vasi atanması talebiyle girer. Reçete edilen ilaçları almayı bırakan, evini ve parasını yönetemeyen, buna karşılık bakıcı ya da bakım kurumu fikrine kesin biçimde karşı çıkan bir kişi için Türk hukuku iki ayrı araç sunar: kısıtlama ve vesayet ile koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması. Her ikisi de mahkeme kararına, güncel hekim raporuna ve kişinin bizzat dinlenmesine bağlıdır.

Bu yazıda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405 ve 406. maddelerine dayanan kısıtlama süreci, 432 ve 433. maddelerdeki rıza dışı kuruma yerleştirme, 462. maddenin 13. bendindeki vesayet makamı izni, sağlık kurulu raporunun rolü, duruşmada dinlenilme hakkı, yetkili sulh hukuk mahkemesi, itiraz yolları ve kısıtlamanın kaldırılması ayrı ayrı anlatılıyor. Verilen örneklerin tamamı kurgusaldır.

Kısıtlama ve zorunlu bakım sürecinin akışı Kısıtlama ve Zorunlu Bakım Sürecinin Akışı Yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi (vesayet makamı) önünde işleyen aşamalar 1. Başvuru Yakın, ilgili ya da resmî makam bildirimi 2. Sağlık kurulu Tam teşekküllü hastane güncel resmî rapor 3. Duruşma İlgilinin bizzat dinlenmesi 4. Karar Kısıtlama ve vasi tayini 5a. TMK m. 432 Mahkeme doğrudan kuruma yerleştirmeye karar verir 5b. TMK m. 462/13 Vasiye kuruma yerleştirme için izin verilir 6. Denetim: on gün içinde denetim makamına itiraz, kurumdan çıkarma talebi, vasinin hesap ve raporlarının incelenmesi
Kısıtlama talebinden denetim aşamasına kadar sürecin altı halkası; beşinci halkada iki ayrı yol ayrımı bulunur.

Yaşlı bir yakın için vasi atanması ne zaman gündeme gelir?

Yaşın ilerlemesi tek başına kısıtlama sebebi değildir. Hukuken aranan şey, kişinin kendi işlerini görememesi, korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç hâle gelmesi ya da malvarlığını yönetemeyecek duruma düşmesidir. Bu tablo hekim raporuyla ortaya konduğunda mahkeme kısıtlama kararı verir ve bir vasi görevlendirir.

Aileler çoğu zaman süreci geç başlatır. İlk uyarı işaretleri genellikle küçük olaylardır: aynı faturanın üç kez ödenmesi, tanımadığı kişilere telefonda banka bilgisi verilmesi, düzenli kullanılması gereken ilaçların bırakılması, evde yemek pişirirken ocağın açık unutulması. Tek başına hiçbiri kısıtlama gerektirmez; ancak birikince tablo değişir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağını düzenler. 406. madde ise savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme hâllerini kapsar.

Üçüncü bir yol daha vardır ve pratikte az kullanılır: TMK m. 408 uyarınca yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden kişi, kendi isteğiyle kısıtlanmasını isteyebilir. Kurgusal bir örnek: 79 yaşında, görme kaybı ilerlemiş, iki kiralık dükkânı bulunan bir kişi, kira sözleşmelerini ve vergi işlerini takip edemediğini belirterek bizzat başvurabilir.

Görevlerini yaparken kısıtlamayı gerektiren bir durumu öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler de durumu vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/69, K. 2022/3897, T. 16.05.2022 ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/2362, K. 2022/3133, T. 14.04.2022 kararlarında bu bildirim yükümlülüğü açıkça vurgulanmıştır. Bir noterin, ileri yaştaki kişinin işlem anındaki durumundan kuşkulanıp mahkemeye yazması bu yüzden şaşırtıcı değildir.

TMK m. 405 ve m. 406: iki ayrı kısıtlama sebebi

405. madde kişinin sağlık durumuna, 406. madde ise davranışlarının malvarlığı üzerindeki etkisine odaklanır. Yaşlı kişilerde çoğu dosyada ikisi birlikte ileri sürülür; mahkeme hangisinin gerçekleştiğini raporla ve dosya kapsamıyla belirler. İki sebebin sonucu aynıdır: kısıtlama ve vasi görevlendirilmesi.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama

405. maddede üç seçenekli bir yapı vardır. Kişi ya işlerini göremiyordur, ya korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaçtır, ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir. İlerlemiş nörobilişsel bozukluk tanısı bulunan ve yalnız yaşayan bir kişi bakımından ikinci seçenek çoğunlukla dosyanın omurgasını oluşturur.

Bu maddeye dayalı kısıtlamada mahkemenin takdir alanı dardır. TMK m. 409’un ikinci fıkrası, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceğini söyler. Rapor olmadan verilen kısıtlama kararı istinaf ve temyiz aşamasında ayakta kalmaz.

Malvarlığını kötü yönetme sebebiyle kısıtlama

406. madde, kişinin kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesi yaratmasını arar. Burada tıbbi bir tanı zorunlu değildir; davranış örüntüsü ve bunun ekonomik sonucu ölçülür. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2012/13341, K. 2013/889, T. 24.01.2013 kararında, ilgilinin yaşı ve eylemleri birlikte değerlendirildiğinde her türlü etkilemeye açık olduğu, malvarlığını kötü yönettiği ve kendisiyle ailesini darlığa düşürme tehlikesi yarattığı gerekçesiyle 406. madde koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Kurgusal bir tablo: 84 yaşında, üç dairesi ve bir arsası olan bir kişi, iki yıl içinde iki daireyi rayiç bedelinin çok altında satar, gelirini tanımadığı kişilere borç verir, elektrik ve doğalgaz faturaları ödenmediği için abonelikleri kapanır. Bu tablo 406. maddenin tarif ettiği duruma yakındır ve mahkeme banka hareketleri, tapu kayıtları ve tanık beyanlarıyla değerlendirme yapar.

406. maddeye dayalı kısıtlamada TMK m. 409’un birinci fıkrası devreye girer: kişi dinlenilmeden savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim sebebiyle kısıtlanamaz. Dinlenme burada mutlak bir usul güvencesidir.

Demans ve benzeri tanılarda süreç adım adım nasıl işler?

Süreç yedi adımda ilerler: dilekçe, dosyanın vesayet defterine kaydı, hastaneye sevk, sağlık kurulu raporunun gelmesi, duruşma ve dinlenme, vasinin belirlenmesi, kararın kesinleşmesi ve ilanı. Ortalama süre mahkemenin iş yüküne ve hastane randevusuna göre değişir; rapor aşaması genellikle en uzun halkadır.

1. Dilekçe ve ekleri. Yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine hitaben yazılır. Ekine nüfus kayıt örneği, varsa mevcut hastane raporları, epikriz, ilaç raporu, tapu ve banka bilgileri konur. Talep bölümünde hem kısıtlama hem vasi tayini, gerekiyorsa TMK m. 432 uyarınca kuruma yerleştirme ayrı ayrı yazılır.

2. Ön inceleme ve geçici tedbir. Malvarlığı bakımından acil bir risk varsa mahkemeden geçici koruma tedbiri istenebilir. Tapu kaydına şerh, banka hesaplarına tedbir ya da TMK m. 426 ve 427 çerçevesinde kayyım atanması bu aşamada gündeme gelir.

3. Hastaneye sevk. Mahkeme, tam teşekküllü bir devlet hastanesinin sağlık kuruluna sevk yazar. Raporda kişinin akıl sağlığı, kendi işlerini görüp göremediği, bakıma muhtaçlık derecesi ve vasi atanmasının gerekip gerekmediği sorulur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6486, K. 2024/7302, T. 10.07.2024 kararı, kısıtlama ve yerleştirme kararları öncesinde güncel resmî rapor alınmasının zorunluluğunu ortaya koyar.

4. Duruşma ve dinlenme. Kişi hastanede yatıyorsa ya da nakli sağlığı için riskliyse mahkeme, hastanede veya evde dinleme yapabilir. Dinleme, kararın hukuka uygunluğu bakımından atlanabilecek bir formalite değildir.

5. Vasinin belirlenmesi. Mahkeme, TMK m. 413 uyarınca görevi yapabilecek yetenekte bir ergini vasi atar. TMK m. 414 gereği, haklı sebep engel olmadıkça öncelikle eş veya yakın hısımlardan biri seçilir.

6. Karar ve ilan. Kısıtlama kararı kesinleşince TMK m. 410 uyarınca kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur. İlan, üçüncü kişilerin iyi niyet iddiasını sınırlayan bir işlevi taşır.

7. Vasilik belgesi. Vasi, mahkemeden aldığı vasilik belgesiyle bankalarda, tapuda ve sağlık kuruluşlarında işlem yapabilir hâle gelir. Vasiliğin kapsamı belgede yazılıdır; belgede yer almayan işlemler için ayrıca izin gerekir.

Kimler vasi olarak atanabilir, kimler atanamaz?

Vasiliğe atanacak kişinin ergin, ayırt etme gücüne sahip ve vasilik görevini yerine getirmeye engel bir hâli bulunmayan biri olması aranır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, kısıtlının eşini ve yakın hısımlarını öncelikli sayar; koşullar uygunsa bu kişiler diğer adaylara tercih edilir.

Kanun, bazı kişileri vasiliğe engel sayar. Kendisi kısıtlı olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar ya da haysiyetsiz hayat sürenler vasi olamaz. Menfaati kısıtlının menfaatiyle çatışan kişi ile vesayet makamının hâkimi de bu göreve getirilemez. Uygulamada en sık karşılaşılan engel, malvarlığı üzerinde çıkar çatışması bulunmasıdır.

Vasilikten kaçınma hakkı tanınan hâller de vardır: altmış yaşını doldurmuş olmak, bedensel engel ya da sürekli hastalık, ikiden çok çocuğun bakımını üstlenmiş olmak ve hâlihazırda başka bir vasilik görevi yürütmek bunlar arasındadır. Mahkeme, kaçınma sebebini yerinde görürse bir başka adayı atar.

Kardeşler arasında vasi çekişmesi çıkarsa mahkeme neye bakar?

Vasilik bir üstünlük değil, denetime tabi bir görevdir. Mahkeme kimin daha yakın olduğuna değil, kimin görevi fiilen ve düzenli biçimde yürütebileceğine bakar. Kısıtlının bakımına fiilen katılan, aynı şehirde oturan ve menfaat çatışması bulunmayan kardeş öne çıkar.

Uygulamada değerlendirilen ölçütler şunlardır: kısıtlıya coğrafi yakınlık, günlük bakıma fiilen katılım, kısıtlının malvarlığıyla arasında çıkar çatışması bulunup bulunmaması, adli sicil ve mali durum, kısıtlının kendi iradesini ifade edebildiği ölçüde beyanı, kardeşler arasında sürmekte olan bir dava olup olmaması.

TMK m. 415 uyarınca vesayet altına alınacak kişinin gösterdiği kimse, haklı bir sebep engel olmadıkça vasi atanır. Bilişsel kaybı bulunan bir kişide bu beyan tek başına belirleyici olmaz; ancak mahkemenin dinleme tutanağına geçen tercihler tamamen göz ardı da edilmez.

Kurgusal bir çekişme: üç kardeşten biri babayla aynı ilçede oturmakta ve haftalık bakımını üstlenmekte, ikincisi yurt dışında yaşamakta, üçüncüsü babayla arasında derdest bir tapu iptali davası bulunmaktadır. Üçüncü kardeşin vasi atanması, TMK m. 418’in aradığı menfaat çatışması yasağıyla bağdaşmaz. Yurt dışındaki kardeşin atanması ise günlük bakım gerekliliği karşısında pratik değildir.

Çekişmenin sertleştiği dosyalarda mahkeme, aile üyeleri yerine üçüncü bir kişiyi veya kamu vesayetini tercih edebilir. TMK m. 413’ün ikinci fıkrası, görevin yerine getirilmesini kolaylaştırmak için birden çok vasi atanmasına da imkân tanır; kişisel bakım ile malvarlığı yönetiminin iki ayrı kişiye bölünmesi bu yolla mümkündür.

Vasi atanması kararına karşı istinaf yolu açıktır. Kardeşler arasındaki çekişme, kısıtlının yararı ölçütü dışında bir zemine kaydığında mahkemeler talepleri reddetmekte tereddüt etmez. Ailenin geçmiş hesaplaşmalarını dosyaya taşımak, çoğu zaman talep sahibinin aleyhine sonuç doğurur.

Vasi atanması davasında sağlık kurulu raporu ve dinlenilme hakkı

İki usul güvencesi bu davanın belkemiğidir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı iddiasında resmî sağlık kurulu raporu zorunludur; hiçbir dosya bu rapor olmadan sonuçlanamaz. İkincisi, kısıtlanması istenen kişinin duruşmada bizzat dinlenmesidir. Dosya üzerinden verilen kararlar bozulmaktadır.

Raporun niteliği önemlidir. Tek hekim imzalı poliklinik raporu, sağlık kurulu raporunun yerini tutmaz. Raporun güncel olması da aranır; iki yıl önce alınmış bir rapora dayanarak özgürlüğü kısıtlayan karar verilmesi kabul edilmemektedir. Anayasa Mahkemesi, B. No: 2023/5024, T. 09.12.2025 kararında, aciliyet gerektiren hâller dışında akıl hastalığının denetime elverişli, güvenilir ve güncel bir hekim raporuyla sabit olması, özgürlüğün kısıtlanmasının zorunlu olduğu bir durumun bulunması ve bu sebeplerin tutma boyunca varlığını sürdürmesi gerektiği tespitini yapmıştır.

Dinlenme hakkı bakımından Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/6088, K. 2017/13132, T. 18.10.2017 kararı açıktır: savunma hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi gereğince, taraf dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm kurulamaz. Aynı kararda, duruşma açılması gerekirken dosya üzerinden inceleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.

Raporun içeriğine itiraz edilebilir. Yetersiz, çelişkili ya da soruları karşılamayan bir rapor için ek rapor veya başka bir sağlık kuruluşundan yeni rapor istenebilir. Sağlık raporunun vesayet dosyasındaki işlevini ve raporla birlikte alınabilecek malvarlığı tedbirlerini vesayet davasında sağlık raporu ve malvarlığı tedbirleri yazısında ayrıntılı anlattım.

Raporun hangi ölçütlerle okunduğu, aile hukukunun başka alanlarında da tartışılır. Ruhsal durumun yargısal değerlendirmeye konu olduğu benzer bir çerçeveyi akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası yazısında ele aldım; oradaki rapor tartışması vesayet dosyalarına da ışık tutar.

Yetkili ve görevli mahkeme: yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından TMK m. 411, vesayet işlerinde yetkinin küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairesine ait olduğunu söyler. Kuruma yerleştirmede gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunulan yer mahkemesi de yetkilidir.

TMK m. 433, yerleştirme veya alıkoymaya karar verme yetkisinin ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer vesayet makamına ait olduğunu düzenler. Aynı maddeden hareketle yerleştirmeye karar veren vesayet makamı kurumdan çıkarmaya da yetkilidir; Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/2719, K. 2015/12458, T. 10.12.2015 ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/3371, K. 2015/17479, T. 01.12.2015 kararları bu yöndedir.

Yerleşim yeri kavramı yaşlı kişilerde çekişme çıkarabilir. Kışı bir çocuğunun yanında, yazı kendi evinde geçiren bir kişinin yerleşim yeri, nüfus kayıtlarındaki adres ile fiilî durumun birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Yanlış yerde açılan dava yetkisizlikle sonuçlanır ve süreç aylarca uzar.

Vesayet işleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesi uyarınca çekişmesiz yargı işidir. Bu nitelendirme, mahkemenin resen araştırma yapabilmesi ve delil toplamada taraf beyanlarıyla bağlı olmaması sonucunu doğurur.

TMK m. 432: rıza dışında bakım kurumuna yerleştirme

Bu madde, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kurumunu düzenler. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık ya da serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan ergin kişi, kişisel korunması başka şekilde sağlanamıyorsa elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir.

İki şartın birlikte bulunması aranır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1089, K. 2017/2818, T. 02.03.2017 kararında bu husus şöyle vurgulanmıştır: birincisi maddede sayılan hâllerin varlığına bağlı olarak ergin kişinin toplum için tehlike oluşturması, diğeri ise kişisel korunmasının başka türlü sağlanamamasıdır. Aynı kararda, maddede sayılan hâllerin varlığına rağmen kişinin korunması için yasal başka imkânlar varsa özgürlüğünün kısıtlanmasına karar verilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu ikinci şart pratikte en çok atlanan noktadır. Mahkemenin, evde bakım hizmeti, gündüzlü bakım merkezi, aile üyelerinden birinin yanına taşınma, evde hemşire desteği gibi alternatiflerin tüketildiğini dosyada görmesi gerekir. Talep dilekçesinde bu alternatiflerin neden yetersiz kaldığı somut olarak anlatılmazsa karar gecikir.

Kanun ayrıca kişinin çevresine getirdiği külfetin de göz önünde tutulacağını belirtir. Bu ölçüt, tek başına yerleştirme sebebi değildir; toplam değerlendirmenin bir parçasıdır.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin çok sayıda kararı 432. maddenin metnini aynı çerçevede uygulamaktadır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/14443, K. 2023/22, T. 09.01.2023; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/15801, K. 2023/2651, T. 20.03.2023; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3711, K. 2024/6478, T. 27.05.2024 ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/457, K. 2021/3426, T. 15.03.2021 kararları aynı yöndedir.

Koruma amaçlı yerleştirme talepleri ivedi niteliktedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/949, K. 2023/4399, T. 08.05.2023 kararı, bu tür taleplerin gecikmeksizin karara bağlanması gerektiğine işaret eder.

TMK m. 432 ile TMK m. 462/13 arasındaki fark

432. madde mahkemenin doğrudan verdiği bir yerleştirme kararıdır ve kişinin kısıtlı olması şart değildir. 462. maddenin 13. bendi ise mevcut bir vesayet ilişkisinde vasinin kısıtlıyı kuruma yerleştirebilmesi için vesayet makamından izin almasını düzenler. Biri tedbir kararı, diğeri izin kararıdır.

Farkı somutlaştırmak için üç soru sorulur. Ortada bir vasi var mı? Yerleştirmeyi kim talep ediyor? Kişi toplum için tehlike oluşturuyor mu, yoksa yalnızca bakıma mı muhtaç?

Henüz vasi atanmamışsa ve kişinin durumu 432. maddedeki sebeplerden birine giriyorsa, mahkemeden doğrudan yerleştirme kararı istenir. Vasi atanmışsa ve vasi kısıtlıyı bir bakım merkezine yerleştirmek istiyorsa, TMK m. 462/13 uyarınca vesayet makamına başvurup izin talep etmelidir. Vasinin bu izni almadan kısıtlıyı kuruma yatırma yetkisi yoktur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/1559, K. 2011/4276, T. 10.03.2011 kararı, vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesinin vesayet makamının iznine bağlı işlemler arasında yer aldığını ortaya koyar. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11000, K. 2025/13933, T. 03.11.2025 kararında ise vasinin dilekçesiyle kısıtlıyı bakım merkezine yerleştirmek için yetki ve izin verilmesini talep ettiği, mahkemenin ek kararla talebi kabul ederek kısıtlının korunması ve bakımı için hastalığına uygun özel ya da kamuya ait bir bakım merkezine yerleştirilmesi konusunda vasiye yetki ve izin verdiği aktarılmıştır.

Pratik sonuç: 432. maddede ağırlık merkezi tehlike ve korunma zorunluluğudur; 462/13’te ise ağırlık merkezi kısıtlının yararıdır. Bir dosyada her ikisi de talep edilebilir. Talep dilekçesinde kademeli talep kurmak, mahkemenin hangi yolu uygun görürse görsün karar verebilmesini sağlar.

Tedbirin süresi de farklıdır. 432. madde kararı, sebepler ortadan kalktığında sona erdirilir ve yerleştirmeye karar veren makam çıkarmaya da yetkilidir. 462/13 izni ise vasinin belirli bir işlemi yapmasına yöneliktir; kurum değişikliği yeni bir izin gerektirir.

TMK m. 432 ile TMK m. 462/13 arasındaki yol ayrımı Hangi Yol Uygulanır? Karar Ağacı Kişi hâlen kısıtlı mı ve atanmış bir vasi var mı? HAYIR EVET TMK m. 432 Mahkeme doğrudan yerleştirir Şart 1: toplum için tehlike Şart 2: korunma başka türlü olmuyor TMK m. 462/13 Vasi izin ister, makam izin verir Ölçüt: kısıtlının yararı Kurum değişikliği yeni izin ister Her iki yolda da: güncel sağlık kurulu raporu + ilgilinin dinlenmesi Karara karşı on gün içinde denetim makamına itiraz
Vasi bulunup bulunmadığı sorusu, iki farklı hukuki yolun ayrım noktasını oluşturur; ortak güvenceler her iki yolda da geçerlidir.

Kısıtlama kararı olmadan doğrudan TMK m. 432 uygulanabilir mi?

Evet. 432. madde metni her ergin kişiden söz eder; kısıtlı olma koşulu aramaz. Kişinin vesayet altında bulunmaması, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına karar verilmesine engel değildir. Kısıtlılar bakımından TMK m. 437 ayrı bir usul öngörür, ancak bu ayrı usul genel kuralı daraltmaz.

Pratikte iki talep aynı dilekçede birleştirilir. Kısıtlama ve vasi tayini talebi, malvarlığının korunması ve uzun vadeli temsil ihtiyacını karşılar; 432. madde talebi ise acil bakım ihtiyacını karşılar. Mahkeme, aynı sağlık kurulu raporundan iki ayrı sonuç çıkarabilir.

Ayrı ayrı da yürütülebilir. Kurgusal bir örnek: hastanede yatan ve taburcu edildiğinde yalnız yaşayacak olan 86 yaşındaki bir kişi için önce 432. madde uyarınca bakım merkezine yerleştirme kararı alınır, kısıtlama davası ise malvarlığı işlemleri için birkaç ay sonra açılır. Bu sıralama, taburculuk tarihiyle mahkeme takviminin uyuşmadığı dosyalarda tercih edilir.

432. madde kararı, kişinin fiil ehliyetini kaldırmaz. Yerleştirme kararı verilmiş olması, kişinin sözleşme yapma veya tasarrufta bulunma yetkisini kendiliğinden sona erdirmez. Malvarlığı riski varsa ayrıca kısıtlama veya kayyımlık gerekir. Bu ayrım, aileler tarafından en sık karıştırılan noktadır.

İçtihat birliği bulunmayan noktalar

Bu alanda tek bir konuda ciddi bir görev tartışması sürmektedir: yetişkinin bakım kurumuna yerleştirilmesinde sulh hukuk mahkemesi mi yoksa aile mahkemesi mi görevlidir? Kaynak kararlarda her iki yönde uygulama görülmekte, dosyanın nitelendirilmesine göre sonuç değişebilmektedir.

Bir yanda TMK m. 433 ve TMK m. 411 vardır: vesayet işlerinde yetki ve görev vesayet makamına, yani sulh hukuk mahkemesine aittir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/2719, K. 2015/12458, T. 10.12.2015 ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/7798, K. 2012/11339, T. 18.10.2012 kararları bu yöndedir.

Diğer yanda 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi durmaktadır. Bu hükme göre aile mahkemeleri yetişkinler hakkında resmî veya özel sağlık veya sosyal hizmet kurumlarına, huzurevlerine veya benzeri yerlere yerleştirmeye karar verebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/173, K. 2022/1782, T. 20.12.2022; Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/14226, K. 2017/60, T. 16.01.2017 ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/3224, K. 2009/4660, T. 26.06.2009 kararları bu çerçevededir.

Bu konuda içtihat birliği bulunmadığını kabul etmek daha dürüst bir yaklaşımdır. Uygulamada gözlenen eğilim şudur: talep bir vesayet ilişkisi içinde, vasinin izin talebi biçiminde geliyorsa sulh hukuk mahkemesi; bağımsız bir koruma tedbiri olarak geliyorsa aile mahkemesi öne çıkmaktadır. Yine de dosyanın görevsizlikle başka mahkemeye gönderilmesi ihtimali gerçektir.

İkinci tartışmalı nokta, 432. maddedeki toplum için tehlike şartının yalnızca bakıma muhtaç yaşlılarda nasıl karşılanacağıdır. Kendine zarar verme riski taşıyan, ilaçlarını almayan bir kişinin toplum için tehlike oluşturup oluşturmadığı dosyadan dosyaya farklı değerlendirilmektedir. Bazı kararlarda kişinin kendi güvenliğine yönelik risk yeterli görülürken, bazılarında dış çevreye yönelik somut bir tehlike aranmaktadır.

Görev ve şart tartışmalarının bulunduğu bir alanda dilekçenin nasıl kurulduğu sonucu doğrudan etkiler. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Kuruma yerleştirilen kişinin çıkma talebi ve itiraz yolu

Yerleştirme kararı kesin ve süresiz değildir. İlgili kişi veya yakınlarından her biri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 435 uyarınca karara karşı bildirimden başlayarak on gün içinde denetim makamına, yani asliye hukuk mahkemesine yazılı başvuruda bulunabilir. Bu hak, kurumda bulunan kişi tarafından da kullanılabilir.

İtiraz dilekçesinde yalnızca yerleştirme kararının haksızlığı değil, koşulların değiştiği de ileri sürülebilir. Kişinin sağlık durumunun düzelmesi, evde bakım desteğinin sağlanabilir hâle gelmesi ya da bir yakının yanına taşınabilecek olması, yerleştirme sebebinin ortadan kalktığı anlamına gelebilir.

Kurumdan çıkarma bakımından yetki, yerleştirmeye karar veren vesayet makamındadır. Kişi kendisi de kurumdan çıkarılmasını isteyebilir; talep reddedilirse bu ret kararına karşı da denetim makamına başvurulabilir. Kurum yönetiminin, kişinin çıkma isteğini vesayet makamına iletme yükümlülüğü bulunur.

Kurgusal bir senaryo: bakım merkezine yerleştirilen 81 yaşındaki bir kişi, altı ay sonra tedaviye yanıt verir ve iki çocuğundan biri aynı binaya taşınarak günlük bakımı üstlenebileceğini bildirir. Yeni sağlık kurulu raporuyla birlikte kurumdan çıkarma talebi vesayet makamına sunulur; mahkeme raporu ve fiilî bakım imkânını değerlendirerek karar verir.

On günlük süre hak düşürücü niteliktedir ve karar bildirildiği anda işlemeye başlar. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar; kararın tebliğ tarihini kaydetmek ve dilekçeyi geciktirmemek gerekir.

Yaşlı ihmali veya istismarı şüphesinde geçici koruma ve kayyım

İhmal ya da istismar şüphesi doğduğunda kısıtlama davasının sonucu beklenmez. Vesayet makamı, kısıtlama kararı verilinceye kadar ilgilinin korunması için gerekli geçici önlemleri alabilir. Malvarlığı için kayyım atanması, tapu ve banka hesaplarına tedbir konulması, gerektiğinde koruyucu tedbir kararı bu aşamada gündeme gelir.

İhmal, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemesidir: ilaçların temin edilmemesi, hijyen ve beslenme ihtiyacının karşılanmaması, tıbbi kontrollere götürülmemesi. Ekonomik istismar ise vekâletname veya banka kartı kullanılarak yapılan yetkisiz tasarrufları kapsar. İki durumun kanıt yolları farklıdır.

Malvarlığı riski için TMK m. 426, temsil kayyımlığını düzenler; kişi ivedi bir işini kendisi göremiyorsa ya da malvarlığını yönetmekte yetersizse temsil kayyımı atanır. TMK m. 427 ise yönetim kayyımlığına ilişkindir ve vesayet makamının kendiliğinden harekete geçmesine imkân tanır. Kayyım, vasiden farklı olarak sınırlı ve belirli bir konu için görevlendirilir; kişinin fiil ehliyetini genel olarak etkilemez.

Fiziksel şiddet veya tehdit boyutuna ulaşan hâllerde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı istenebilir. Bu kanun aile içi şiddete maruz kalan herkesi kapsar; yaşlı bireyler de korunanlar arasındadır. Talep kolluğa, mülkî amire veya aile mahkemesine yapılabilir.

2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 4. maddesi, ihtiyacı olan yaşlıların hayatlarını sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmesi için gerekli her türlü tedbirin alınmasını esas kabul eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/173, K. 2022/1782, T. 20.12.2022 kararı bu ilkeye dayanmaktadır. Sosyal hizmet birimlerine yapılan ihbar, mahkeme sürecinden bağımsız olarak sosyal inceleme raporu üretilmesini sağlar ve bu rapor dosyaya güçlü bir dayanak oluşturur.

Ekonomik istismarın miras hukukunu ilgilendiren yansımaları da vardır. Ölümden önce yapılan devirlerin akıbetiyle ilgili tartışmalara mirastan men usulü ve şartları yazısında değindim; kısıtlılık dönemine denk gelen tasarruflar bu tartışmaların merkezinde yer alır.

Vasinin izin alması gereken işlemler ve denetimi

Vasi, kısıtlının her işini serbestçe yapamaz. Kanun, önemli işlemleri vesayet makamının veya denetim makamının iznine bağlar. Taşınmaz satışı, ödünç alma ve verme, dava açma ve sulh olma, kuruma yerleştirme bu işlemler arasındadır. İzinsiz yapılan işlem geçersizlik yaptırımıyla karşılaşabilir.

TMK m. 462, vesayet makamının izni gereken hâlleri sayar. Uygulamada en sık karşılaşılanlar şunlardır: taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması; olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışındaki taşınır alım satımı; ödünç alma ve verme; kambiyo taahhüdü altına girme; bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri; dava açma, sulh, tahkim ve konkordato; miras paylaşımı; ve on üçüncü bent olarak vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi.

TMK m. 463 ise denetim makamının, yani asliye hukuk mahkemesinin iznine bağlı işlemleri düzenler. Vesayet altındaki kişinin evlat edinmesi veya evlat edinilmesi, vatandaşlığa ilişkin işlemler, bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, ömür boyu aylık veya gelir sözleşmesi yapılması ve mirasın kabulü ya da reddi bunlar arasındadır. İki aşamalı izin sistemi, ağır sonuç doğuran işlemlerde ikinci bir denetim katmanı yaratır.

Denetim yalnızca izinle sınırlı değildir. Vasi, göreve başlarken kısıtlının malvarlığının defterini tutar; belirli aralıklarla vesayet makamına hesap ve kısıtlının kişisel durumu hakkında rapor verir. Vesayet makamı hesapları inceler, eksiklik görürse tamamlatır, gerekirse vasiyi görevden alır. Vasilik kural olarak iki yıllık süre için verilir ve süre uzatılabilir.

Vasinin sorumluluğu da vardır. Görevini kötü yürüten vasi, kısıtlıya verdiği zarardan sorumludur; kusuru varsa tazminatla yükümlü tutulur. Kısıtlının yakınları, vasinin hesaplarına itiraz edebilir ve vesayet makamından denetim isteyebilir.

Kurgusal bir örnek: kısıtlının aylık geliri 32.000 TL, bakım merkezi ücreti aylık 41.000 TL ise aradaki fark malvarlığından karşılanır. Vasi, bu farkı kapatmak için bir taşınmazı satmak isterse TMK m. 462 uyarınca izin almak zorundadır; izin talebinde satış bedelinin makul olduğunu ve alternatiflerin değerlendirildiğini göstermesi beklenir. Bu hesap dosyanın kendi verilerine göre değişir. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kısıtlının ölümünden sonra vasinin görevi son bulur ve son hesabı verir. Bu aşamada ölüme bağlı tasarrufların akıbeti gündeme gelir; sürecin nasıl işlediğini vasiyetnamenin açılmasından sonra süreç yazısında anlattım.

Kurum seçiminde yakınların itiraz hakkı

Mahkeme kararında çoğu zaman belirli bir kurum adı yazmaz; kısıtlının hastalığına uygun özel ya da kamuya ait bir bakım merkezi ifadesi kullanılır. Kurumu fiilen seçen vasidir. Yakınlar, seçimin kısıtlının yararına aykırı olduğunu düşünüyorsa vesayet makamına başvurabilir.

İtirazın dayanağı somut olmalıdır. Kurumun ruhsat durumu, personel ve hasta oranı, tıbbi hizmet kapasitesi, kısıtlının tanısına uygun bakım verip veremediği, ücretin malvarlığıyla orantısı ve ziyaret imkânı gibi ölçütler ileri sürülebilir. Sadece uzaklık ya da beğenmeme gerekçesi tek başına yeterli olmaz.

Vesayet makamı, vasinin kurum seçimini kısıtlının yararı ölçütüyle denetler. Uygun görmezse izni sınırlandırabilir, farklı bir kurum belirlenmesini isteyebilir ya da vasiden ek bilgi talep edebilir. Yakınların bu denetimi harekete geçirme hakkı, vesayet hukukunun genel gözetim mantığından doğar.

Kurum ücretinin kim tarafından karşılanacağı ayrı bir tartışmadır. Kural olarak masraf kısıtlının kendi geliri ve malvarlığından karşılanır. Gelir yetmiyorsa altsoyun bakım yükümlülüğü ve nafaka hükümleri gündeme gelebilir; kamu kurumlarına yerleştirmede ise sosyal hizmet mevzuatındaki gelir ölçütleri uygulanır.

Kurgusal bir çekişme: iki kardeşten biri şehir merkezindeki, aylık ücreti yüksek bir merkezi; diğeri ilçedeki kamu huzurevini savunur. Vesayet makamı, kısıtlının tıbbi ihtiyacı ile malvarlığının sürdürülebilirliğini birlikte değerlendirir. Yüksek ücretli kurum malvarlığını üç yılda tüketecekse bu tercih kısıtlının yararına sayılmayabilir.

Kısıtlamanın kaldırılması davası

Kısıtlama kalıcı bir statü değildir. Kısıtlama sebebi ortadan kalkarsa vesayet kaldırılır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlanmış kişide vesayetin kaldırılması, sebebin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesine bağlıdır. Talep kısıtlının kendisinden, vasiden ya da ilgililerden gelebilir.

TMK m. 474, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı hâlinde vesayetin kaldırılmasını resmî sağlık kurulu raporu şartına bağlar. Bu, kısıtlamada olduğu gibi kaldırmada da aynı ispat standardının uygulanacağı anlamına gelir. Tek hekim raporu yeterli görülmez.

TMK m. 476 uyarınca savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme sebebiyle kısıtlanan kişide vesayetin kaldırılması, kısıtlama kararının kesinleşmesinden itibaren en az bir yıl geçmeden istenemez. Yaşlı kişilerde bu maddeye dayalı kısıtlama daha çok mali davranışlarla ilgili olduğundan, kaldırma talebinde geçen sürede mali durumun düzeldiğinin belgelenmesi beklenir.

Kaldırma davası da yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde görülür. Mahkeme yeni rapor alır ve kişiyi yeniden dinler. Kaldırma kararı kesinleşince kısıtlılık sona erer ve kişi fiil ehliyetini yeniden kazanır; karar, kısıtlama kararı gibi ilan edilir.

Kaldırma kararı geriye etkili değildir. Kısıtlılık döneminde vasinin izinle yaptığı işlemler geçerliliğini korur. Kısıtlılık döneminde kısıtlının kendi başına yaptığı işlemlerin akıbeti ise ayrı bir değerlendirme gerektirir ve çoğu zaman ayrı bir dava konusu olur.

Bilişsel gerilemenin ilerleyici olduğu tanılarda kaldırma talebi nadiren sonuç verir. Buna karşılık geçici bir tablo, örneğin ameliyat sonrası deliryum ya da ilaç etkileşiminden kaynaklanan geçici bilinç bulanıklığı sebebiyle verilmiş kısıtlama kararları, tablo düzeldiğinde kaldırılabilir. Ruhsal durum değerlendirmesinin yargısal kararlara etkisini velayet davasında ebeveynin ruh sağlığı yazısında farklı bir bağlamda tartıştım.

Dört tedbirin karşılaştırmalı tablosu

Kısıtlama, kayyımlık, koruma amaçlı yerleştirme ve vasinin izin talebi birbirinden farklı amaçlara hizmet eder. Aşağıdaki tablo, hangi tedbirin hangi ihtiyaca karşılık geldiğini, karar merciini, aranan şartları ve fiil ehliyetine etkisini tek bakışta gösterir.

Tedbir Dayanak Karar mercii Aranan şart Fiil ehliyetine etkisi
Kısıtlama ve vasi tayini TMK m. 405, 406, 408 Sulh hukuk mahkemesi Sağlık kurulu raporu ve dinlenme Fiil ehliyeti sınırlanır
Kayyım atanması TMK m. 426, 427 Sulh hukuk mahkemesi Belirli bir iş veya malvarlığı yönetimi ihtiyacı Genel ehliyet kural olarak etkilenmez
Koruma amaçlı yerleştirme TMK m. 432, 433 Vesayet makamı (görev tartışmalı) Tehlike + korunmanın başka türlü sağlanamaması Ehliyeti kaldırmaz, özgürlüğü sınırlar
Vasiye kuruma yerleştirme izni TMK m. 462/13 Vesayet makamı Mevcut vesayet ilişkisi ve kısıtlının yararı Mevcut kısıtlılık devam eder

Tabloda görülen en kritik ayrım, ehliyet ile özgürlük arasındaki farktır. Bir kişi kuruma yerleştirilmiş olabilir ama hâlâ tam ehliyetli olabilir; ya da kısıtlanmış olabilir ama evinde yaşamaya devam edebilir. İki tedbir birbirinin yerine geçmez.

50 Soruda Yaşlıya Vasi Atanması ve Zorunlu Bakım

1. Yaşlı annem ilaçlarını içmiyor, ne yapmalıyım?
Önce hekim raporuyla tıbbi tablo belgelenmeli, ardından yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinden kısıtlama ve vasi tayini istenmelidir. İlaç reddi tek başına değil, TMK m. 405’teki bakıma muhtaçlık ölçütüyle birlikte değerlendirilir.

2. Vasi atanması davasını kim açabilir?
Kişinin kendisi, yakınları veya ilgili herkes başvurabilir. Ayrıca idarî makamlar, noterler ve mahkemeler kısıtlamayı gerektiren durumu öğrendiklerinde vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.

3. Vasi atanması davası hangi mahkemede açılır?
Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde açılır. TMK m. 411 vesayet işlerinde yetkiyi yerleşim yerindeki vesayet dairesine bırakmıştır.

4. Vasi atanması davası ne kadar sürer?
Süre mahkemenin iş yüküne ve hastane sağlık kurulu randevusuna bağlıdır. En uzun halka genellikle rapor aşamasıdır; acil hâllerde geçici tedbir kararı ayrıca istenebilir.

5. Vasi atanması için sağlık kurulu raporu şart mı?
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı iddiasında şarttır. TMK m. 409 uyarınca bu sebeple kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir.

6. Babam duruşmaya gelemiyorsa ne olur?
Mahkeme hastanede veya evde dinleme yapabilir. Dinleme atlanamaz; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/6088, K. 2017/13132, T. 18.10.2017 kararı dosya üzerinden karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

7. Kısıtlama kararı olmadan huzurevine yerleştirme yapılabilir mi?
Yapılabilir. TMK m. 432 her ergin kişi için uygulanabilir ve kişinin kısıtlı olmasını aramaz.

8. Yaşlı kişi kuruma gitmeyi reddederse mahkeme zorlayabilir mi?
Şartları varsa evet. TMK m. 432 rıza dışında yerleştirmeye imkân tanır; ancak kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamadığı ortaya konmalıdır.

9. TMK 432 kararı için hangi mahkemeye başvurulur?
TMK m. 433 yetkiyi ilgilinin yerleşim yeri vesayet makamına verir. Görev bakımından aile mahkemesiyle ilgili farklı içtihatlar bulunduğundan dilekçe buna göre kurulmalıdır.

10. Kuruma yerleştirme kararına itiraz süresi kaç gün?
On gündür. Süre kararın ilgiliye bildirilmesiyle işlemeye başlar.

11. İtirazı kime yaparım?
Denetim makamına, yani asliye hukuk mahkemesine yazılı olarak yapılır. Kurumda bulunan kişi de bu hakkı kullanabilir.

12. Vasi olmak için avukat tutmak zorunlu mu?
Zorunlu değildir. Ancak görev tartışması, rapor itirazı ve kardeşler arası çekişme bulunan dosyalarda hukuki destek süreci kısaltır.

13. Kardeşim de vasi olmak istiyor, mahkeme kime verir?
Mahkeme kısıtlının yararına bakar. Fiilî bakıma katılım, coğrafi yakınlık ve menfaat çatışması bulunmaması belirleyici ölçütlerdir.

14. Birden fazla kişi vasi olabilir mi?
Olabilir. TMK m. 413 gereken durumlarda görevin kolaylaştırılması için birden çok vasi atanmasına izin verir.

15. Yurt dışında yaşayan çocuk vasi olabilir mi?
Hukuken engel yoktur, ancak günlük bakım ve mahkemeyle iletişim gerekliliği pratikte zorluk yaratır. Mahkeme çoğunlukla yurt içindeki bir yakını tercih eder.

16. Vasi ne kadar süreyle atanır?
Kural olarak iki yıllık süre için atanır. Vesayet makamı süreyi uzatabilir.

17. Vasi ücret alır mı?
Vesayet makamı, kısıtlının malvarlığından karşılanmak üzere vasiye uygun bir ücret takdir edebilir. Ücret her dosyada otomatik olarak belirlenmez.

18. Vasi taşınmaz satabilir mi?
Vesayet makamının izniyle satabilir. TMK m. 462 taşınmaz satışını izne bağlı işlemler arasında sayar.

19. Vasi bankadaki parayı çekebilir mi?
Olağan bakım ve geçim giderleri için kullanabilir. Ödünç verme, yatırım ya da olağan yönetim sınırını aşan işlemler için izin gerekir.

20. Vasi kısıtlının maaşını nasıl kullanır?
Maaş, kısıtlının bakımı, tedavisi ve geçimi için harcanır. Vasi harcamaları belgelendirmek ve hesabında göstermek zorundadır.

21. Vasi hesap vermek zorunda mı?
Zorundadır. Göreve başlarken defter tutar, belirli aralıklarla vesayet makamına hesap ve kısıtlının durumu hakkında rapor verir.

22. Vasi görevini kötüye kullanırsa ne olur?
Vesayet makamı vasiyi görevden alabilir. Vasi, kısıtlıya verdiği zarardan sorumlu tutulur ve tazminatla yükümlü olabilir.

23. Vasinin değiştirilmesi mümkün mü?
Mümkündür. Görevini yerine getirmeyen, menfaat çatışmasına düşen ya da yeteneğini yitiren vasi için değiştirme talep edilebilir.

24. Kısıtlanan kişi tapu işlemi yapabilir mi?
Kural olarak yapamaz; işlemler vasi eliyle ve gerekiyorsa izinle yürütülür. TMK m. 462 taşınmaz işlemlerini vesayet makamının iznine bağlamıştır.

25. Kısıtlanan kişi vasiyetname yapabilir mi?
Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücü ve kanunun aradığı yaş şartı gerekir. Kısıtlılık kararı tek başına belirleyici olmayıp ayırt etme gücü ayrıca değerlendirilir.

26. Kısıtlama kararı ilan edilir mi?
Edilir. TMK m. 410 uyarınca karar kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur.

27. Kısıtlama kararı geriye etkili mi?
Değildir. Karardan önceki işlemlerin geçerliliği, o tarihteki ayırt etme gücüne göre ayrıca tartışılır.

28. Kısıtlanan kişi evlenebilir mi?
Vesayet altındaki kişinin evlenmesi yasal temsilcisinin iznine bağlıdır. Ayırt etme gücünün bulunmaması ayrı bir engel oluşturur.

29. Kısıtlama kararı nüfusa işlenir mi?
İşlenir. Karar kesinleştikten sonra nüfus kayıtlarına vesayet şerhi düşülür ve ilan yapılır.

30. Yaşlılık tek başına kısıtlama sebebi mi?
Değildir. Kişinin işlerini görememesi, bakıma muhtaçlığı veya malvarlığını kötü yönetmesi gibi TMK m. 405 ile 406’daki ölçütlerin gerçekleşmesi gerekir.

31. Kişi kendi isteğiyle kısıtlanmayı talep edebilir mi?
Edebilir. TMK m. 408, yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini yönetemediğini ispat eden erginin kendi isteğiyle kısıtlanmasına imkân verir.

32. Demans tanısı kısıtlama için yeterli mi?
Tanının kendisi değil, tanının kişinin işlerini görme yeteneğine etkisi belirleyicidir. Sağlık kurulu raporunda bu etkinin açıkça belirtilmesi gerekir.

33. Rapor için hangi hastaneye sevk edilir?
Mahkeme, tam teşekküllü resmî bir sağlık kuruluşunun sağlık kuruluna sevk yapar. Özel muayenehane raporu bu işlevi görmez.

34. Sağlık kurulu raporu ne kadar geçerli?
Kanunda sabit bir süre yoktur, ancak raporun güncel olması aranır. Anayasa Mahkemesi, B. No: 2023/5024, T. 09.12.2025 kararı güncellik şartını vurgulamıştır.

35. Rapora itiraz edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Yetersiz veya çelişkili rapor için ek rapor ya da başka bir sağlık kuruluşundan yeni rapor talep edilebilir.

36. Kuruma yerleştirilen kişi çıkmak isterse ne olur?
Talebi vesayet makamına iletilir. Yerleştirmeye karar veren makam kurumdan çıkarmaya da yetkilidir.

37. Kurumdan çıkarma kararını kim verir?
Yerleştirmeye karar veren vesayet makamı verir. Bu yön Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/2719, K. 2015/12458, T. 10.12.2015 kararında belirtilmiştir.

38. Kurum seçimine yakınlar itiraz edebilir mi?
Edebilir. İtiraz vesayet makamına yapılır ve kurumun kısıtlının tıbbi ihtiyacına uygunluğu ile ücretin malvarlığıyla orantısı tartışılır.

39. Kurum masraflarını kim öder?
Kural olarak kısıtlının kendi geliri ve malvarlığından karşılanır. Yetmediği hâllerde altsoyun bakım yükümlülüğü ve sosyal hizmet destekleri gündeme gelir.

40. Yaşlı kişinin emekli maaşı bakım ücretine sayılır mı?
Maaş kişinin bakım ve geçim giderlerinde kullanılır. Vasi, maaştan yapılan harcamaları hesabında göstermek zorundadır.

41. Bakım ücreti için diğer çocuklardan katkı istenebilir mi?
İstenebilir. Altsoyun bakım yükümlülüğü ve yardım nafakası hükümleri bu talebin dayanağını oluşturur.

42. Yaşlı ihmali şüphesinde nereye başvurulur?
Sosyal hizmet birimlerine ihbar yapılabilir ve vesayet makamından geçici koruma tedbiri istenebilir. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m. 4 bu korumanın esasını belirler.

43. İstismar şüphesinde acil tedbir alınabilir mi?
Alınabilir. Şiddet veya tehdit boyutundaki hâllerde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı istenebilir.

44. Kayyım ile vasi arasındaki fark nedir?
Vasi genel temsil yetkisiyle donatılır ve kısıtlılık kararına bağlıdır. Kayyım ise belirli bir iş veya malvarlığı yönetimi için atanır ve genel fiil ehliyetini kural olarak etkilemez.

45. Geçici kayyım ne kadar sürede atanır?
Acil durumlarda mahkeme kısa sürede karar verebilir. Talebin aciliyeti dilekçede somut risklerle açıklanmalıdır.

46. Kısıtlamanın kaldırılması davası nasıl açılır?
Yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine dilekçeyle başvurulur. Mahkeme yeni sağlık kurulu raporu alır ve kişiyi yeniden dinler.

47. Kısıtlamanın kaldırılması için ne kadar beklemek gerekir?
Akıl hastalığı ve akıl zayıflığında bekleme süresi yoktur; TMK m. 474 rapor şartını arar. Savurganlık ve benzeri sebeplerde TMK m. 476 uyarınca en az bir yıl geçmesi gerekir.

48. Kısıtlılık kalkınca önceki işlemler geçerli olur mu?
Kaldırma kararı geriye etkili değildir. Kısıtlılık döneminde izinle yapılan işlemler geçerliliğini korur.

49. Vasi atanması kararına karşı istinaf yolu açık mı?
Açıktır. Karara karşı süresi içinde istinaf başvurusu yapılabilir; itiraz gerekçeleri rapor, dinleme ve vasi seçimi üzerinde yoğunlaşır.

50. Yurt dışındaki çocuklar dava sürecini vekâletle yürütebilir mi?
Yürütebilir. Yurt dışındaki konsolosluktan alınacak vekâletname ile dava açılabilir ve duruşmalar vekil aracılığıyla takip edilebilir.

Sonuç

Yaşlı bir yakının korunması, tek bir dava ve tek bir kararla çözülen bir mesele değildir. Kısıtlama ve vasi tayini malvarlığı ile temsil ihtiyacını karşılar; TMK m. 432 uyarınca kuruma yerleştirme ise bakım ve güvenlik ihtiyacına yanıt verir. İkisinin karıştırılması, yanlış talep ve gereksiz zaman kaybı doğurur.

Sürecin iki dayanağı vardır ve her ikisi de tavizsizdir: güncel resmî sağlık kurulu raporu ile kişinin bizzat dinlenmesi. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları, bu iki güvence sağlanmadan verilen kararları düzenli biçimde denetlemektedir. Aynı titizlik, tedbirin sürdürülmesinde de aranır; sebep ortadan kalktığında hem yerleştirme hem kısıtlama sona erdirilir.

Görev konusundaki içtihat farklılığı, dosyanın en baştan doğru kurgulanmasını gerektirir. Yanlış mahkemede açılan bir talep aylar kaybettirir ve bakıma muhtaç bir kişi için bu süre ağır sonuçlar doğurabilir. Kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 396, 397, 405, 406, 408, 409, 410, 411, 413, 414, 415, 418, 426, 427, 432, 433, 437, 462, 463, 474, 476, 435.

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4, 6.

2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu m. 4.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27, 382, 385.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 5.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 19, 36.

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/173, K. 2022/1782, T. 20.12.2022

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/69, K. 2022/3897, T. 16.05.2022

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/2362, K. 2022/3133, T. 14.04.2022

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/1559, K. 2011/4276, T. 10.03.2011

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6486, K. 2024/7302, T. 10.07.2024

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/14443, K. 2023/22, T. 09.01.2023

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/15801, K. 2023/2651, T. 20.03.2023

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/949, K. 2023/4399, T. 08.05.2023

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3711, K. 2024/6478, T. 27.05.2024

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/457, K. 2021/3426, T. 15.03.2021

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11000, K. 2025/13933, T. 03.11.2025

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/1089, K. 2017/2818, T. 02.03.2017

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/6088, K. 2017/13132, T. 18.10.2017

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/3224, K. 2009/4660, T. 26.06.2009

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/7798, K. 2012/11339, T. 18.10.2012

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2012/13341, K. 2013/889, T. 24.01.2013

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/3371, K. 2015/17479, T. 01.12.2015

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/2719, K. 2015/12458, T. 10.12.2015

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/14226, K. 2017/60, T. 16.01.2017

Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. No: 2023/5024, T. 09.12.2025

Doktrin ve akademik kaynaklar

Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku.

Bilge Öztan, Aile Hukuku.

Turgut Akıntürk, Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku.

Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku.

Hüseyin Hatemi, Aile Hukuku.

Serap Helvacı, Gerçek Kişiler.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.