İşlenmiş bir suçun ya da o suçtan dolayı bir kişinin alenen övülmesi, ceza hukukunda suçluyu övme başlığı altında değerlendirilir ve 5237 sayılı TCK m. 215’te yaptırıma bağlanmıştır. 2013 yılındaki değişiklikten sonra maddenin uygulama alanı belirgin biçimde daralmıştır; övgü sözünün varlığı tek başına yetmez, bu sözün kamu düzeni bakımından açık ve yakın bir tehlike doğurması aranır. Tehlike gerçekleşmemişse beraat kararı verilir. Madde, ifade özgürlüğü ile kamu barışı arasındaki dengeyi çok dar bir alanda kurar.
Bu yazıda maddenin unsurları, 6459 sayılı Kanun’la getirilen açık ve yakın tehlike şartı, terör örgütü propagandasından ayrım ölçütleri, sosyal medyada aleniyetin ispatı, haber verme ve eleştiri sınırı, basın yoluyla işlenme hali, lehe kanun uygulaması, usul kuralları ve adli sicil sonuçları Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir. Yazının sonunda sık sorulan sorular yer alıyor.

Suçluyu Övme Nedir, TCK m. 215 Neyi Yasaklıyor?
Madde, işlenmiş olan bir suçu ya da işlediği suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimseyi, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkmışsa iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Yasaklanan davranış, geçmişte gerçekleşmiş bir haksızlığın toplum önünde yüceltilmesidir. Gelecekte işlenecek bir fiile çağrı bu maddenin konusu değildir.
Kanun koyucu maddeyi kamu barışına karşı suçlar arasına yerleştirmiştir. Korunan değer, bireysel bir menfaat değil toplumun huzur içinde bir arada yaşama düzenidir. Suçun ve suçlunun övülmesi, cezaların caydırıcılığını zayıflatan ve mağdur çevresinde ikincil bir tahrik yaratan bir etki doğurabildiği için yasaklanmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 09.12.2024 tarihli, E. 2022/5370, K. 2024/9434 sayılı kararında maddenin güncel metni aynen aktarılmış ve suçun oluşması için failin işlenmiş olan bir suçu övmesi gerektiği vurgulanmıştır. Hayali, kurgusal ya da henüz işlenmemiş bir fiile yönelik övgü ifadeleri maddenin kapsamı dışındadır.
Övmek fiilinin sözlük anlamı esas alınıyor
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.09.2023 tarihli, E. 2020/214, K. 2023/466 sayılı kararında övmek fiili, Türk Dil Kurumu sözlüğüne dayanılarak iyiliklerini veya üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, methetmek biçiminde tanımlanmıştır. Bu tanım pratik bakımdan çok işe yarar: bir sözün suç oluşturup oluşturmadığı tartışılırken önce o sözün gerçekten bir yüceltme mi yoksa aktarma, savunma ya da serzeniş mi olduğu belirlenmelidir.
Suçun övülmesi ile suçlunun övülmesi arasındaki bağ
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 13.09.2023 tarihli, E. 2023/7727, K. 2023/5570 ve 06.11.2023 tarihli, E. 2023/3827, K. 2023/8490 sayılı kararları ile Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.04.2017 tarihli, E. 2016/10135, K. 2017/4449 sayılı kararında, kişinin işlediği suç nedeniyle övülmesinin aynı zamanda o suçun da övüldüğünü gösterdiği kabul edilmiştir. İki seçimlik hareket birbirine geçmiş durumdadır.
Bu kabulün tersi de savunma bakımından anlam taşır. Kişi, işlediği suçtan bağımsız bir sıfatıyla, örneğin bir sanatçı, bir akraba ya da bir siyasetçi kimliğiyle övülüyorsa, övgü ile suç arasındaki bağ kopmuş olur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.04.2017 tarihli kararında hükümlü bir kişiden söz ederken sayın ifadesinin kullanılmasının, bir değer yargısı olduğu ve suçu oluşturmadığı belirtilmiştir.
6459 Sayılı Kanun Değişikliği ve Somut Tehlike Şartı
Maddenin ilk hali, alenen övme fiilini tek başına cezalandırıyordu. 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle metne, kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde ibaresi eklendi. Bu ekleme suçun niteliğini kökten değiştirdi ve uygulama alanını daralttı.
Ceza Genel Kurulu’nun 20.09.2023 tarihli, E. 2020/214, K. 2023/466 sayılı kararında bu değişikliğin anlamı açıkça ortaya konulmuştur: değişiklikle birlikte övme fiilinin suçun konusu üzerinde doğrudan bir tehlike yarattığı kabulü ortadan kaldırılmış, böyle bir tehlikenin gerçekte doğup doğmadığına ilişkin ayrı bir araştırma yapılması gerekliliği hüküm altına alınmıştır.
Soyut tehlike suçundan somut tehlike suçuna geçiş
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 24.10.2019 tarihli, E. 2019/12874, K. 2019/13016 sayılı kararında suçun zarar suçu değil somut tehlike suçu niteliğinde olduğu ve açık ve yakın tehlike unsurunun bir objektif cezalandırılabilme şartı teşkil ettiği ifade edilmiştir. Objektif cezalandırılabilme şartı, failin kastının kapsamında olmasa bile gerçekleşmesi aranan bir dış şarttır.
Pratikte bunun anlamı şudur: fail övgü kastıyla hareket etmiş olsa dahi, ortada kamu düzeni bakımından somut bir tehlike doğmamışsa ceza verilemez. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 13.09.2023 ve 06.11.2023 tarihli kararlarında bu tehlikenin soyut değil somut bir tehlike olması gerektiği ayrıca vurgulanmıştır.
Tehlike gerekçede tartışılmamışsa hüküm bozulur
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 27.12.2021 tarihli, E. 2021/4299, K. 2021/11247 ve 23.10.2023 tarihli, E. 2021/14244, K. 2023/7676 sayılı kararlarında, açık ve yakın tehlikenin mutlaka tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Yerel mahkeme kararında yalnızca sözlerin içeriğini aktarıp doğrudan mahkûmiyete geçmişse, gerekçe denetime elverişli sayılmaz.
Savunma bakımından bu, en güçlü argümanlardan biridir. Dosyada sözün söylendiği yer, dinleyici sayısı, ortamın gerginliği, o günün koşulları ve sözün somut bir hareketlenmeye yol açıp açmadığı araştırılmamışsa, hükmün bozulması talep edilebilir.
Açık ve Yakın Tehlikenin Ölçütleri
Kanun, açık ve yakın tehlikenin nasıl belirleneceğini tanımlamamıştır. Yargı kararlarından çıkan ölçüt, sözün söylendiği bağlamla birlikte değerlendirilmesidir: ifadenin içeriği, muhatap kitlenin niteliği ve büyüklüğü, zaman ve mekân, olayın üzerinden geçen süre ve sözün fiilî bir hareketi tetikleme ihtimali birlikte ele alınır.
İçerik tek başına yeterli değil
Aynı cümle, bir kişinin kendi kişisel hesabında birkaç takipçiye görünecek biçimde yazıldığında ile gergin bir kalabalığın önünde yüksek sesle söylendiğinde farklı sonuçlara ulaştırabilir. Tehlike değerlendirmesi, sözün soyut anlamına değil, o sözün somut ortamdaki etkisine bakar.
Zaman yakınlığı
Övülen suçun üzerinden geçen süre, tehlikenin yakınlığını doğrudan etkiler. Yakın tarihli ve toplumda yoğun tepki uyandırmış bir olayın hemen ardından söylenen övücü sözlerle, on yıl önce kapanmış bir dosyaya ilişkin bir değerlendirme aynı kefeye konulamaz. Yakınlık ölçütü, tehlikenin uzak bir ihtimal değil, elle tutulur bir ihtimal olmasını gerektirir.
Sözün eyleme dönüşme kapasitesi
Açık ve yakın tehlike ölçütü, hukuk terminolojisinde sözün eyleme dönüşme potansiyeline odaklanır. Kalabalığın hareketlenmesi, karşı grupla temas riski, olayın hemen ardından bir çatışma çıkma ihtimali gibi somut veriler aranır. Yalnızca kamuoyunda rahatsızlık yaratmış olmak bu ölçütü karşılamaz.
Bu değerlendirme dosyanın kendine özgü verilerine göre değişir. Kendi durumunuza ilişkin bir görüş almak isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
İfade Özgürlüğü Sınırı ve Rahatsız Edici Sözler
Rahatsız edici, hoşa gitmeyen ya da çoğunluğun tepkisini çeken her söz suç değildir. Yargıtay kararlarında yerleşik ilke, ifade özgürlüğünün yalnızca memnuniyetle karşılanan fikirler için değil, şok eden ve ayrılık yaratabilen fikirler için de geçerli olduğudur. Sınır, şiddetin meşrulaştırılmasıyla çizilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 29.05.2023 tarihli, E. 2023/264, K. 2023/3841 sayılı kararında, ifade özgürlüğünün saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler için de uygulanması gerektiği; bunun demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olduğu belirtilmiştir.
Şiddet içermeyen sözler koruma altında
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.04.2017 tarihli, E. 2016/10135, K. 2017/4449 sayılı kararında; devlet yahut halkın bir bölümü için rahatsız edici, hoşa gitmeyen, kural dışı ve endişe verici, fakat şiddet ile şiddet kışkırtıcılığı içermeyen sözlerin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Aynı kararda hükümlü bir kişi hakkında değer yargısı içeren bir hitap kullanılmasının suçu oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Şiddetin ve saldırının meşrulaştırılması sınırın dışında
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.05.2024 tarihli, E. 2024/171, K. 2024/4304 sayılı kararında, kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacı vurgulanmış; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri ve işlenen suçları meşru gösteren, öven ve teşvik eden ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 09.09.2024 tarihli, E. 2024/15869, K. 2024/6379 sayılı kararında ise, çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bir bombalı saldırının ardından ölenler hakkında hak ettiklerini ve iyi olduğunu belirten sözler söylenmesi TCK m. 215 kapsamında değerlendirilerek mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Ölçüt burada nettir: insan kaybına yol açan bir saldırının olumlanması, koruma alanının dışındadır.
Değer yargısı ile olgu isnadı ayrımı
İfade özgürlüğü denetiminde değer yargıları ile olgu isnatları farklı ölçütlere tabidir. Değer yargıları ispatlanamaz; bu nedenle bir kişiye ilişkin olumlu bir nitelemenin doğruluğunun kanıtlanması istenemez. Buna karşılık övgünün, işlenmiş somut bir suça bağlanması ve o suçun yöntemini olumlaması hâlinde artık salt bir değer yargısından söz edilemez.
Suçluyu Övme ile Terör Örgütü Propagandası Arasındaki Fark
İki suç sıkça karıştırılır. Ayrımın ölçütü, sözün odağının ne olduğudur. Söz, örgütün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini övüyor, meşru gösteriyor ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik ediyorsa 3713 sayılı Kanun m. 7/2 gündeme gelir. Söz yalnızca kişinin işlediği suça yönelik övgüden ibaretse TCK m. 215 uygulanır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 15.11.2011 tarihli, E. 2009/18567, K. 2011/28475; 19.12.2011 tarihli, E. 2009/20583, K. 2011/30206; 09.01.2012 tarihli, E. 2010/785, K. 2012/428 ve 31.01.2012 tarihli, E. 2010/3226, K. 2012/1108 sayılı kararlarında ölçüt açıkça belirlenmiştir. Kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan bir kişinin, kurmuş olduğu örgütten ve o örgütün amaç ve yöntemlerinden söz edilmeksizin yalnızca işlemiş olduğu suç bağlamında övülmesi propaganda değil, TCK m. 215 kapsamında suçluyu övme suçunu oluşturur.
Pankart, poster ve slogan olaylarında ayrım
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 15.06.2022 tarihli, E. 2021/5518, K. 2022/4056 ve 23.10.2023 tarihli, E. 2021/14244, K. 2023/7676 sayılı kararlarında, asılan pankarttaki ibarenin cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemleri öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva içermediğinin anlaşılması karşısında propaganda suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiş; eylemin TCK m. 215 yönünden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Ayrımın pratik sonuçları
Nitelendirme farkı, sonuçları bakımından belirleyicidir. Propaganda suçunda ceza aralığı daha ağırdır ve infaz rejimi farklı işler. TCK m. 215’te üst sınır iki yıl olduğundan basit yargılama usulü, seçenek yaptırıma çevirme ve erteleme ihtimalleri gündeme gelebilir. Bu nedenle iddianamedeki nitelendirmeye karşı savunmanın en erken aşamada yöneltilmesi gerekir.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan ayrım
TCK m. 216 ile ayrım da sık tartışılır. Kin ve düşmanlığa tahrik suçunda söz, toplumun bir kesimini başka bir kesime karşı harekete geçirmeye yöneliktir ve yine açık ve yakın tehlike aranır. TCK m. 215’te ise söz, geçmişte işlenmiş bir suça ya da o suçun failine yöneliktir. Bu suçun kendine özgü koşullarını halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu yazısında ayrıntılı biçimde inceledim.

Aleniyet Unsuru ve Sosyal Medyada Erişimin İspatı
Aleniyet, sözün belirsiz sayıda ve önceden kestirilemeyen kişiler tarafından algılanabilecek bir ortamda söylenmesidir. Kapalı bir odada iki kişi arasında geçen konuşma alenî sayılmaz. Sosyal medyada aleniyet, paylaşımın gizlilik ayarına ve erişilebilirliğine göre belirlenir; takipçi sayısı tek başına belirleyici değildir.
Herkese açık paylaşım ile kapalı grup ayrımı
Herkese açık bir profilde yapılan paylaşım, kural olarak alenîdir. Yalnızca onaylanmış arkadaşların görebildiği bir gönderide ise aleniyet tartışmalıdır; buradaki ölçüt, çevrenin belirli ve sınırlı olup olmadığıdır. Birkaç yüz kişilik kapalı bir grupta yapılan paylaşımın alenî sayılıp sayılmayacağı konusunda uygulamada tam bir birlik yoktur.
Ekran görüntüsü tek başına yeterli mi?
Ekran görüntüsü kolayca üretilebilen bir belgedir. Bu nedenle savunma tarafından içeriğin sahteliği ileri sürüldüğünde, mahkemenin bağlantı adresini, paylaşım tarihini ve hesabın kime ait olduğunu ayrıca araştırması gerekir. Hesabın gerçekten sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığı IP kayıtları, cihaz incelemesi ve abonelik bilgileriyle desteklenmelidir.
Uygulamada üç aşamalı bir zincir aranır. İlk aşamada içeriğin varlığı tespit edilir; noter tespiti ya da kolluk tutanağıyla belgelenir. İkinci aşamada içeriğin hangi hesaptan yayımlandığı belirlenir. Üçüncü aşamada o hesabın sanıkla bağlantısı kurulur. Zincirin üçüncü halkası kopuksa mahkûmiyet kurulamaz. Dijital verilerin toplanması, saklanması ve dosyaya sunulmasında usul kurallarına uyulmaması, delilin değerlendirme dışı bırakılması sonucunu doğurur.
Erişim ve etkileşim verisi tehlike değerlendirmesinde de kullanılır
Paylaşımın kaç kişiye ulaştığı, kaç kez paylaşıldığı ve altında hangi tepkilerin oluştuğu yalnızca aleniyeti değil, açık ve yakın tehlike değerlendirmesini de etkiler. Yirmi kişilik bir çevrede birkaç saat kalıp silinmiş bir gönderi ile geniş bir kitleye ulaşmış bir paylaşım aynı ölçekte değerlendirilemez. Bu veriler platformdan resmî yazı ile istenebilir.
Övme ile Haber Verme, Alıntı Yapma ve Eleştiri Arasındaki Sınır
Bir suçtan ya da suçludan söz eden her ifade övgü değildir. Haber verme, aktarma, alıntılama, tartışma ve eleştiri farklı amaçlara hizmet eder. Belirleyici olan, ifadenin bütününden failin o fiili yücelttiği sonucunun çıkıp çıkmadığıdır. Kastın yönü, metnin tamamına bakılarak belirlenir.
Haber verme hakkı
Bir olayın kamuoyuna aktarılması, olayın failine ilişkin bilgi verilmesi ya da yargılamanın seyrinin duyurulması haber verme hakkı kapsamındadır. Haberin gerçek olması, güncel olması, kamu yararı taşıması ve konu ile ifade arasında düşünsel bağ bulunması aranır. Bu dört ölçüt karşılandığında hukuka uygunluk sebebi devreye girer ve fiil suç oluşturmaz.
Alıntı ve aktarma
Bir kişinin sözlerinin tırnak içinde aktarılması, aktaranın o sözü benimsediği anlamına gelmez. Yargısal denetimde metnin sunuluş biçimi incelenir: aktarma yapılırken mesafe koyan bir dil kullanılmış mı, aktarılan söz eleştiriliyor mu, yoksa onaylayıcı bir çerçeveyle mi sunulmuş. Onaylayıcı çerçeveleme, aktarmayı övgüye dönüştürebilir.
Eleştiri ve serzeniş
Yargı kararlarına, soruşturma yöntemlerine ya da bir cezanın ağırlığına yönelik eleştiriler ilke olarak koruma altındadır. Bir mahkûmiyetin haksız olduğunu savunmak, o suçu övmek değildir. Yargılamanın adil olmadığı yönündeki iddialar sert bir dille dile getirilse bile, bu, şiddetin meşrulaştırılması anlamına gelmez.
Sanatsal ve akademik ifadeler
Roman, film, tiyatro ve akademik çalışmalarda geçmişte işlenmiş suçların anlatılması, hatta failin iç dünyasının anlatıcı sesle sunulması yaygın bir anlatı tekniğidir. Bu tür metinlerde övgü kastının aranması, eserin bütünü ve türü gözetilmeden yapılamaz. Kurgusal anlatıda karakterin sözü, yazarın görüşü sayılmaz.
Basın ve Yayın Yoluyla İşlenmesi ve TCK m. 218
Kamu barışına karşı suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde TCK m. 218 uyarınca ceza yarı oranına kadar artırılır. Aynı maddede, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağı da açıkça düzenlenmiştir. Madde hem artırım hem koruma içerir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 10.11.2025 tarihli, E. 2025/8135, K. 2025/8591 sayılı kararında, eylemin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde TCK m. 215 ve 218 uyarınca artırım uygulanacağı belirtilmiş; somut olayda sanık hakkında TCK m. 215/1, 218/1, 62/1, 53 ve CMK m. 231/5 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği aktarılmıştır.
Sosyal medya basın yayın sayılır mı?
Bu konuda içtihat birliği bulunmamaktadır. Bir görüş, 5187 sayılı Basın Kanunu’ndaki süreli yayın tanımından hareketle internet haber sitelerini kapsama alırken, kişisel sosyal medya hesaplarını dışarıda bırakır. Diğer görüş, TCK m. 6’daki basın ve yayın yoluyla ibaresinin her türlü kitle iletişim aracını kapsadığını savunur.
Uygulamada mahkemeler çoğunlukla kişisel hesaptan yapılan paylaşımlar için m. 218 artırımına gitmemekte, buna karşılık yayın kuruluşu niteliğindeki hesap ve siteler bakımından artırım uygulamaktadır. Tartışmanın kesin biçimde çözülmediği kabul edilmelidir; bu nedenle iddianamede m. 218 yer alıyorsa savunmanın bu noktaya ayrıca yönelmesi gerekir.
Artırımın hesaba etkisi
Somut bir örnekle: temel ceza 8 ay hapis olarak belirlenmiş bir dosyada m. 218/1 uyarınca yarı oranında artırım yapılırsa ceza 12 aya çıkar. Ardından m. 62 uyarınca altıda bir takdiri indirim uygulanırsa 10 ay hapis cezası kalır. Bu miktar, kısa süreli hapis cezası sınırı içinde kaldığından seçenek yaptırıma çevrilebilir.
Yayın Hizmetlerinde İdari Yaptırım Boyutu
Ceza sorumluluğunun yanında bir de idari yaptırım boyutu vardır. Radyo ve televizyon yayınlarında suçun ve failin övülmesi, yayın hizmeti ilkelerinin ihlali sayılır. Bu ihlal, ceza yargılamasından bağımsız biçimde ve ceza yargılamasının sonucunu beklemeksizin idari para cezasına konu olabilir.
RTÜK’ün 28.12.2023 tarihli ve 43 sayılı kararında; suçun ve failin övülmesinin cezaların caydırıcılığını zedelediği belirtilmiş, 6112 sayılı Kanun’un 8/1-g maddesindeki ilkenin ihlali hâlinde aynı Kanun’un 32/1 maddesi uyarınca bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idari para cezası uygulanacağı ifade edilmiştir.
Bu yaptırım yayıncı kuruluşa yöneliktir; konuşmacının kişisel ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ya da doğurmaz. İki süreç ayrı yürür. İdari para cezasına karşı idare mahkemesinde, ceza yargılamasına karşı ise istinaf yolunda hak arama imkânı bulunur. İdari para cezasının niteliği, tahsil usulü ve itiraz mercii adli para cezasınınkinden tümüyle farklıdır.
6459 Öncesi Mahkûmiyetlerde Lehe Kanun Uygulaması
30.04.2013 tarihinden önce kesinleşmiş mahkûmiyetler bakımından, madde metnine açık ve yakın tehlike şartının eklenmesi lehe bir değişikliktir. TCK m. 7/2 uyarınca sonradan yürürlüğe giren ve failin lehine olan kanun uygulanır; hüküm kesinleşmiş ve infaz edilmekte olsa dahi bu kural işler.
Uyarlama yargılaması nasıl işler?
Talep, hükmü veren mahkemeye yapılır. Mahkeme, 5252 sayılı Kanun’un 9. maddesi çerçevesinde dosya üzerinden ya da duruşma açarak inceleme yapar. Yeni metne göre değerlendirme yapıldığında, dosyada kamu düzeni bakımından açık ve yakın tehlikenin doğduğuna ilişkin somut bir tespit bulunmadığı sonucuna varılırsa, önceki hüküm kaldırılarak beraat kararı verilmesi gerekir.
Uyarlama yalnızca ceza indirimi değildir
Uyarlama denince genellikle cezanın miktarının azaltılması akla gelir. Buradaki durum farklıdır: eklenen şart bir unsur ya da objektif cezalandırılabilme şartı niteliğinde olduğundan, şartın gerçekleşmediği anlaşılırsa sonuç ceza indirimi değil, mahkûmiyetin ortadan kalkmasıdır. Bu ayrım talep dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.
İnfaz tamamlanmış olsa bile talep edilebilir mi?
Ceza infaz edilmiş olsa dahi, mahkûmiyetin adli sicil ve hak yoksunluğu doğuran sonuçları devam ettiğinden uyarlama talebinde hukuki yarar bulunduğu kabul edilir. TCK m. 53 kapsamındaki hak yoksunlukları ve sicil kaydı, kararın kaldırılmasıyla birlikte hükümsüz kalır.
Süreler ve talep yolu bakımından hata yapılması hak kaybına yol açar. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Suçluyu Övme Suçunda Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü
TCK m. 215’te öngörülen ceza iki yıla kadar hapis olduğundan yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir; internet üzerinden işlenen fiillerde içeriğin yüklendiği yer ile sonucun doğduğu yer birlikte değerlendirilir. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür.
Basit yargılama usulü
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 24.01.2024 tarihli, E. 2022/3737, K. 2024/691 sayılı kararında, temel ceza üst sınırı iki yıl olduğundan sanığın hukuki durumunun 5271 sayılı CMK m. 251 uyarınca basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu usulde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilir ve mahkûmiyet hâlinde ceza dörtte bir oranında indirilir.
Basit yargılama usulünde verilen karara yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz üzerine mahkeme genel hükümlere göre duruşma açar ve yargılamayı yeniden yapar. Duruşma açıldığında dörtte birlik indirim ortadan kalkar; bu nedenle itiraz kararı, dosyanın sübut durumu değerlendirilerek verilmelidir.
Terör mahkemesi görevli olur mu?
İddianamede yalnızca TCK m. 215 yer alıyorsa görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Fiil terör örgütü propagandası olarak nitelendirilmişse ağır ceza mahkemesi görevlidir. Yargılama sırasında nitelendirme değişirse mahkeme görevsizlik kararı verir; bu durumda önceki aşamalarda toplanan deliller yeni mahkemede kullanılabilir.
Ceza Miktarı, Adli Para Cezasına Çevrilme ve Erteleme
Maddede alt sınır gösterilmediğinden hapis cezasının alt sınırı TCK m. 49 gereği bir aydır; üst sınır iki yıldır. Bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları kısa süreli hapis cezası sayılır ve TCK m. 50 uyarınca adli para cezasına ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 01.07.2024 tarihli, E. 2024/7275, K. 2024/8887 sayılı kararında TCK m. 215/1, 63/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası onanmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.05.2024 tarihli, E. 2024/171, K. 2024/4304 sayılı kararında ise 500 TL adli para cezasına hükmedildiği aktarılmıştır. Aradaki fark, temel cezanın belirlenmesinde ve seçenek yaptırıma çevirmede kullanılan takdirden kaynaklanır.
Para cezasına çevirme hesabı
Kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilirken bir gün karşılığı 20 ile 100 TL arasında takdir edilir. 5 ay hapis cezası 150 güne karşılık gelir; gün karşılığı 40 TL takdir edilirse adli para cezası 6.000 TL olur. Hesabın taksitlendirilmesi mümkündür. Ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesi ve ödeme usulü adli para cezası nedir, nereye nasıl ödenir yazısında ayrıntılı anlatılmıştır.
Hapis cezasının ertelenmesi
İki yıl veya daha az süreli hapis cezaları TCK m. 51 uyarınca ertelenebilir. Erteleme için failin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması aranır. Denetim süresi bir yıldan az, üç yıldan fazla olamaz.
İnfazın ertelenmesinden farkı
Cezanın ertelenmesi ile infazın ertelenmesi farklı kurumlardır. Birincisi hükümle birlikte mahkeme tarafından karara bağlanır; ikincisi hüküm kesinleştikten sonra hastalık, eğitim ya da ailevi nedenlerle infaz aşamasında talep edilir. İkinci kurumun şartları ve başvuru usulü için cezanın infazının ertelenmesi yazısına bakılabilir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumundaki Değişiklik
CMK m. 231’de düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, iki yıl veya daha az hapis cezalarında uygulanabiliyordu ve TCK m. 215 kapsamındaki dosyalarda sıkça kullanılıyordu. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonucunda ilgili fıkralar 1 Ağustos 2024 itibarıyla yürürlükten kalkmıştır.
İptalin pratik sonucu
Yerine yeni bir düzenleme yapılmadığından, 1 Ağustos 2024’ten sonra verilen hükümlerde bu kurum uygulanamaz. Buna karşılık daha önce verilmiş kararlar ve devam eden denetim süreleri geçerliliğini korur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmezse, dosya düşme kararıyla kapanır.
Kaynak kararlarda geçen ve CMK m. 231/5 uygulanan dosyalar, iptal kararı öncesindeki döneme ilişkindir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 10.11.2025 tarihli, E. 2025/8135, K. 2025/8591 sayılı kararında aktarılan uygulama bu niteliktedir. Karar tarihiyle hüküm tarihinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Yerine hangi kurumlar kaldı?
Kurum yürürlükten kalkınca ağırlık, TCK m. 50 uyarınca seçenek yaptırıma çevirme ve TCK m. 51 uyarınca erteleme üzerine kaymıştır. Bu iki kurumun sonucu ise farklıdır: her ikisinde de ortada açıklanmış bir mahkûmiyet hükmü vardır ve adli sicile kayıt yapılır.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
Suç, kamu barışına karşı işlenen suçlardan olduğundan takibi şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı ihbar, şikâyet ya da başka bir yolla öğrenmesi üzerine resen soruşturma başlatır. Şikâyetten vazgeçme, davanın düşmesi sonucunu doğurmaz; yalnızca delil değerlendirmesinde bir unsur olarak kalır.
Uzlaştırma kapsamı
CMK m. 253’te uzlaştırmaya tabi suçlar sınırlı biçimde sayılmıştır. TCK m. 215 kapsamındaki fiil, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmadığı ve maddede ayrıca sayılmadığı için uzlaştırma kapsamı dışındadır. Dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
Dava zamanaşımı
Üst sınır iki yıl hapis olduğundan TCK m. 66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı 8 yıldır. Kesme sebeplerinin bulunması hâlinde TCK m. 67/4 uyarınca süre yarı oranında uzar ve olağanüstü zamanaşımı 12 yıla ulaşır. Süre, suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar.
Fail çocuksa süreler yarıya iner
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 25.06.2024 tarihli, E. 2023/3916, K. 2024/5277 sayılı kararında, suça sürüklenen çocuk yönünden TCK m. 66/1-e, 66/2 ve 67/4 uyarınca olağan dava zamanaşımının 4 yıl, olağanüstü dava zamanaşımının ise 6 yıl olduğu tespit edilmiştir. Fiil tarihinde on iki-on beş yaş aralığında bulunan çocuklar bakımından süreler yarıya iner.
Ceza zamanaşımı
Hüküm kesinleştikten sonra cezanın infaz edilebilmesi de süreye tabidir. TCK m. 68 uyarınca beş yıldan az hapis cezaları bakımından ceza zamanaşımı on yıldır. Süre, hükmün kesinleştiği ya da infazın kesintiye uğradığı günden itibaren işler.
Mahkûmiyetin Adli Sicile İşlemesi ve Pratik Sonuçları
Kesinleşen mahkûmiyet hükmü, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 4 uyarınca adli sicile kaydedilir. Seçenek yaptırıma çevrilmiş ya da ertelenmiş cezalar da kayda geçer. Kayıt, cezanın infazı tamamlandığında adli sicilden silinir ve arşiv kaydına aktarılır.
Arşiv kaydı ne zaman silinir?
Adli Sicil Kanunu m. 12 uyarınca arşiv kaydı, cezanın infazından itibaren beş yıl geçmesi ve şartların bulunması hâlinde silinebilir. Memnu hakların iadesi kararı alınması sürecin tamamlanmasını kolaylaştırır. Talep, kişinin yerleşim yerindeki Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne ya da ilgili mahkemeye yapılır.
Pratik sonuçlar
Kamu görevine girişte, silah ruhsatı ve özel güvenlik başvurularında, bazı mesleklerin ruhsatlandırma işlemlerinde ve vize başvurularında arşiv kaydı istenebilir. Kayıt, otomatik bir engel oluşturmasa da idarelerin takdir yetkisini kullanırken dikkate aldıkları bir veridir. Silme talebi ve dilekçe örneği için adli sicil kaydının silinmesi dilekçe örneği yazısına bakılabilir.
Beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararları
Beraat kararı adli sicile işlemez. Ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının sicile etkisi ise kararın dayandığı sebebe göre değişir; kusurluluğu kaldıran nedenlere dayanan kararlar bakımından farklı bir uygulama geçerlidir. Ayrıntı için ceza verilmesine yer olmadığı kararı adli sicile işlenir mi yazısı incelenebilir.
Karşılaştırma Tablosu: Benzer Suç Tipleri
Aynı ifade, farklı unsurlar taşıdığında farklı maddelere girebilir. Aşağıdaki tablo, uygulamada en çok karıştırılan dört düzenlemeyi odak, aranan tehlike, ceza aralığı ve görevli mahkeme başlıkları altında karşılaştırmaktadır. Nitelendirme hatası, savunmanın ilk aşamada üzerine gitmesi gereken konudur.
| Düzenleme | İfadenin odağı | Aranan tehlike | Ceza | Görevli mahkeme |
|---|---|---|---|---|
| TCK m. 215 | İşlenmiş bir suç ya da o suçun faili | Kamu düzeni için açık ve yakın somut tehlike | İki yıla kadar hapis | Asliye ceza mahkemesi |
| TCK m. 216/1 | Toplumun bir kesimini diğerine karşı harekete geçirme | Kamu güvenliği için açık ve yakın tehlike | Bir yıldan üç yıla kadar hapis | Asliye ceza mahkemesi |
| 3713 sayılı Kanun m. 7/2 | Örgütün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemleri | Meşru gösterme, övme ya da teşvik unsuru | Bir yıldan beş yıla kadar hapis | Ağır ceza mahkemesi |
| TCK m. 218 ile birlikte m. 215 | Basın ve yayın yoluyla yapılan övgü | Aynı somut tehlike şartı aranır | Ceza yarı oranına kadar artırılır | Asliye ceza mahkemesi |
İçtihat Birliğinin Bulunmadığı Noktalar
Maddenin uygulanmasında tam bir görüş birliği bulunmayan üç başlık vardır. Bunların dosyada açıkça tartışılması, hem savunma hem de gerekçe denetimi bakımından belirleyicidir. Kesin çözüm iddiası taşıyan yorumlardan kaçınmak, yargılamanın seyri açısından daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Açık ve yakın tehlikenin ispat ölçüsü
Tehlikenin somut olarak nasıl kanıtlanacağı konusunda ortak bir standart geliştirilmiş değildir. Bir yaklaşım, olayın hemen ardından gerçekleşen fiilî hareketlenmeyi arar. Diğer yaklaşım, ortamın niteliğinden hareketle tehlikenin makul biçimde öngörülebilir olmasını yeterli görür. İki yaklaşım farklı sonuçlara ulaşır.
Sosyal medya paylaşımının basın yayın sayılması
TCK m. 218 artırımının kişisel sosyal medya hesaplarında uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Takipçi sayısının, hesabın kurumsal nitelik taşıyıp taşımadığının ve içeriğin düzenli yayın niteliğinde olup olmadığının ölçüt yapılması önerilmektedir. Yerleşik bir kabul oluşmuş değildir.
Suçun failinin mahkûmiyetinin kesinleşmiş olması şartı
Övülen kişinin mahkûmiyetinin kesinleşmiş olmasının aranıp aranmayacağı da tartışmalıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 29.09.2025 tarihli, E. 2025/2119, K. 2025/7053 sayılı kararında failin bu fiilden dolayı suçlu sıfatını kazanmış olması aranmıştır. Suçlu sıfatının kazanılması ile kesin hükmün varlığı arasındaki ilişki her dosyada ayrıca kurulmalıdır.
Soruşturma ve Savunma Bakımından Dikkat Edilecek Noktalar
Savunmanın hangi noktalara yöneleceği, dosyanın hangi aşamada olduğuna göre değişir. Soruşturma evresinde delil tespitine ve içeriğin sanığa aidiyetine, kovuşturma evresinde ise nitelendirmeye ve açık ve yakın tehlikenin tartışılıp tartışılmadığına odaklanılır. Her iki evrede de içeriğin bütün olarak değerlendirilmesi istenmelidir.
İçeriğin bütünü talep edilmelidir
Uzun bir metinden ya da yayından tek bir cümlenin çıkarılıp iddianameye konulması, bağlamın kaybolmasına yol açar. Metnin tamamının, varsa yayının ses ya da görüntü kaydının dosyaya getirtilmesi talep edilebilir. Bir cümlenin öncesi ve sonrası, o cümlenin övgü mü eleştiri mi olduğunu çoğu zaman doğrudan gösterir.
Hesabın aidiyeti
Sosyal medya dosyalarında sıkça karşılaşılan savunma, hesabın başkası tarafından kullanıldığı ya da ele geçirildiğidir. Bu iddia ileri sürüldüğünde IP kayıtlarının, oturum açma bilgilerinin ve cihaz incelemesinin yapılması gerekir. Hesabın izinsiz kullanımının kendisi de ayrı bir suç oluşturabileceğinden, aynı dosyada karşı bir şikâyet yolunun bulunup bulunmadığı da değerlendirilmelidir.
Aynı paylaşımdan birden fazla suçtan yargılama
Tek bir paylaşım nedeniyle hem TCK m. 215 hem hakaret hem de başka bir suçtan dava açılabilir. Bu durumda fikri içtima kuralları ile her suçun unsurlarının ayrı ayrı gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalıdır. İnternet üzerinden hakaret suçunun kendine özgü şartlarını internet ve sosyal medya üzerinden hakaret suçu yazısında ayrıntılı inceledim.
Erişimin engellenmesi tedbiri
5651 sayılı Kanun kapsamında içeriğe erişimin engellenmesi kararı verilmesi, ceza sorumluluğunu doğrudan etkilemez. Erişim engeli bir koruma tedbiridir; mahkûmiyet anlamına gelmez. Aynı şekilde erişim engeli kararı verilmemiş olması da fiilin suç oluşturmadığı sonucunu doğurmaz.
50 Soruda Suçu ve Suçluyu Övme Suçu
1. Suçu ve suçluyu övme suçu hangi maddede düzenlenmiştir?
5237 sayılı TCK m. 215’te düzenlenmiştir. Madde, kamu barışına karşı suçlar bölümünde yer alır.
2. Cezası ne kadar?
İki yıla kadar hapis cezasıdır. TCK m. 49 uyarınca alt sınır bir aydır.
3. Sadece övmek suç mu?
Hayır. TCK m. 215 uyarınca övmenin kamu düzeni bakımından açık ve yakın bir tehlike doğurması da gerekir.
4. Açık ve yakın tehlike şartı ne zaman geldi?
30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle eklendi. Bu tarihten önce şart aranmıyordu.
5. Suç somut tehlike suçu mu?
Evet. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 24.10.2019 tarihli, E. 2019/12874, K. 2019/13016 sayılı kararında suçun zarar değil somut tehlike suçu olduğu belirtilmiştir.
6. Henüz işlenmemiş bir suçu övmek bu maddeye girer mi?
Girmez. TCK m. 215 yalnızca işlenmiş olan bir suçu ya da o suçun failini kapsar.
7. Şikâyete bağlı mı?
Değildir. Savcılık öğrendiği anda resen soruşturma başlatır.
8. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür mü?
Düşürmez. Suç resen takip edildiğinden vazgeçme davanın seyrini sona erdirmez.
9. Uzlaştırmaya tabi mi?
Değildir. CMK m. 253’te sayılan suçlar arasında yer almadığı ve şikâyete bağlı olmadığı için dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
10. Görevli mahkeme hangisi?
Asliye ceza mahkemesidir. Üst sınır iki yıl hapis olduğundan ağır ceza mahkemesinin görevine girmez.
11. Yetkili mahkeme nasıl belirlenir?
Kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. İnternet üzerinden işlenen fiillerde içeriğin yüklendiği yer ile sonucun doğduğu yer birlikte gözetilir.
12. Dava zamanaşımı kaç yıl?
TCK m. 66/1-e uyarınca 8 yıldır. Kesme hâlinde TCK m. 67/4 uyarınca olağanüstü zamanaşımı 12 yıla çıkar.
13. Fail çocuksa zamanaşımı değişir mi?
Değişir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 25.06.2024 tarihli, E. 2023/3916, K. 2024/5277 sayılı kararında suça sürüklenen çocuk yönünden olağan sürenin 4 yıl, olağanüstü sürenin 6 yıl olduğu belirtilmiştir.
14. Ceza para cezasına çevrilir mi?
Bir yıl veya daha az hapis cezaları TCK m. 50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Karar mahkemenin takdirindedir.
15. Ceza ertelenebilir mi?
İki yıl veya daha az süreli hapis cezaları TCK m. 51 uyarınca ertelenebilir. Sabıka durumu ve mahkeme kanaati belirleyicidir.
16. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanır mı?
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonucunda CMK m. 231’deki ilgili fıkralar 1 Ağustos 2024 itibarıyla yürürlükten kalktığından bu tarihten sonraki hükümlerde uygulanamaz.
17. Daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ne olur?
Geçerliliğini korur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmezse dosya CMK m. 231 uyarınca düşme kararıyla kapanır.
18. Basit yargılama usulü uygulanabilir mi?
Uygulanabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 24.01.2024 tarihli, E. 2022/3737, K. 2024/691 sayılı kararında CMK m. 251 yönünden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
19. Basit yargılamada ceza indirimi var mı?
Vardır. CMK m. 251 uyarınca mahkûmiyet hâlinde ceza dörtte bir oranında indirilir.
20. Basit yargılama kararına itiraz edersem ne olur?
Mahkeme genel hükümlere göre duruşma açar ve yargılamayı yeniden yapar. Duruşma açıldığında dörtte birlik indirim ortadan kalkar.
21. Sosyal medya paylaşımı alenî sayılır mı?
Herkese açık paylaşımlar kural olarak alenîdir. Kapalı ve sınırlı bir çevrede yapılan paylaşımlarda aleniyet tartışmalıdır.
22. Paylaşımı sildiğim için kurtulur muyum?
Silme, suçun oluşup oluşmadığını değiştirmez. İçerik daha önce tespit edilmişse dosyaya girmiş olur.
23. Ekran görüntüsü delil sayılır mı?
Tek başına yeterli görülmeyebilir. Bağlantı adresi, tarih ve hesabın aidiyeti ayrıca araştırılmalıdır.
24. Hesabımı başkası kullandı diyorsam ne yapılır?
IP kayıtları, oturum açma bilgileri ve cihaz incelemesi istenir. İddia soruşturmanın erken aşamasında ileri sürülmelidir.
25. Beğenmek ya da paylaşmak suç oluşturur mu?
Kendi başına otomatik bir sonuç doğmaz. Paylaşımın onaylayıcı bir çerçeveyle yapılıp yapılmadığı ve tehlike şartının gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir.
26. Yorum yazmak da kapsamda mı?
Yorumun içeriği övgü niteliği taşıyor ve diğer şartlar varsa TCK m. 215 uygulanabilir. İçerik bütün olarak değerlendirilir.
27. Bir mahkûmiyeti eleştirmek suç mu?
Hayır. Yargı kararlarına yönelik eleştiri ifade özgürlüğü kapsamındadır ve övgü sayılmaz.
28. Suçlu için sayın demek suç mu?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.04.2017 tarihli, E. 2016/10135, K. 2017/4449 sayılı kararında bu tür bir hitabın değer yargısı olduğu ve suçu oluşturmadığı belirtilmiştir.
29. Rahatsız edici sözler her zaman suç mu?
Hayır. Aynı kararda, şiddet ve şiddet kışkırtıcılığı içermeyen rahatsız edici sözlerin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.
30. Şiddeti meşru gösteren sözler için durum ne?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.05.2024 tarihli, E. 2024/171, K. 2024/4304 sayılı kararında bu tür ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
31. Terör propagandası ile bu suç arasındaki fark ne?
Söz, örgütün cebir ve şiddet içeren yöntemlerini övüyorsa propaganda; yalnızca kişi ve işlediği suç övülüyorsa TCK m. 215 gündeme gelir.
32. Bu ayrımı hangi kararlar ortaya koyuyor?
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 15.11.2011 tarihli, E. 2009/18567, K. 2011/28475 ve 31.01.2012 tarihli, E. 2010/3226, K. 2012/1108 sayılı kararları bu ölçütü belirlemiştir.
33. Pankart taşımak hangi suça girer?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 15.06.2022 tarihli, E. 2021/5518, K. 2022/4056 sayılı kararında, şiddet yöntemlerini övmeyen pankart ibarelerinde propaganda unsurlarının oluşmadığı ve TCK m. 215 yönünden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
34. Basın yoluyla işlenirse ceza artar mı?
Artar. TCK m. 218 uyarınca ceza yarı oranına kadar artırılır.
35. TCK m. 218’de koruyucu bir hüküm var mı?
Vardır. Haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
36. Sosyal medya hesabı basın yayın sayılır mı?
Bu konuda içtihat birliği yoktur. Hesabın kurumsal niteliği ve içeriğin düzenli yayın sayılıp sayılmayacağı tartışılmaktadır.
37. 2013 öncesi mahkûmiyetim için ne yapabilirim?
TCK m. 7/2 uyarınca lehe kanun uygulaması talep edilebilir. Talep, hükmü veren mahkemeye yapılır.
38. Uyarlama sonucunda beraat mümkün mü?
Mümkündür. Açık ve yakın tehlike şartının gerçekleşmediği anlaşılırsa sonuç ceza indirimi değil, mahkûmiyetin ortadan kalkmasıdır.
39. Cezam infaz edildi, yine de başvurabilir miyim?
Başvurabilirsiniz. Mahkûmiyetin adli sicil ve hak yoksunluğu doğuran sonuçları devam ettiğinden hukuki yarar bulunur.
40. Mahkûmiyet adli sicile işler mi?
İşler. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 4 uyarınca kesinleşen mahkûmiyet kaydedilir.
41. Adli sicil kaydı ne zaman silinir?
İnfaz tamamlanınca kayıt arşive aktarılır. Arşiv kaydı 5352 sayılı Kanun m. 12 uyarınca şartların oluşmasıyla silinebilir.
42. Beraat kararı sicile işler mi?
İşlemez. Adli sicile yalnızca mahkûmiyet hükümleri kaydedilir.
43. Kamu görevine girişimi etkiler mi?
Arşiv kaydı bazı başvurularda istenir ve idarenin takdirinde dikkate alınabilir. Otomatik bir engel oluşturmaz.
44. Aynı paylaşımdan birden fazla suçtan yargılanabilir miyim?
Yargılanabilirsiniz. Her suçun unsurları ayrı değerlendirilir ve gerektiğinde fikri içtima kuralları uygulanır.
45. Erişim engeli kararı mahkûmiyet anlamına gelir mi?
Gelmez. 5651 sayılı Kanun kapsamındaki erişim engeli bir koruma tedbiridir, ceza hükmü değildir.
46. Yayın kuruluşuna idari para cezası verilir mi?
RTÜK’ün 28.12.2023 tarihli ve 43 sayılı kararında belirtildiği üzere, 6112 sayılı Kanun m. 8/1-g ihlalinde m. 32/1 uyarınca idari para cezası uygulanır.
47. Bu idari ceza kişiyi de bağlar mı?
Bağlamaz. İdari yaptırım yayıncı kuruluşa yöneliktir ve ceza sorumluluğundan bağımsızdır.
48. Tehlike gerekçede tartışılmamışsa ne olur?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 27.12.2021 tarihli, E. 2021/4299, K. 2021/11247 sayılı kararında açık ve yakın tehlikenin mutlaka tartışılması gerektiği belirtilmiştir; aksi hâlde hüküm bozulur.
49. Övmek fiili nasıl tanımlanıyor?
Ceza Genel Kurulu’nun 20.09.2023 tarihli, E. 2020/214, K. 2023/466 sayılı kararında sözlük anlamına dayanılarak, değerini yüceltmek ve methetmek olarak tanımlanmıştır.
50. Övülen kişinin mahkûmiyetinin kesinleşmesi şart mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 29.09.2025 tarihli, E. 2025/2119, K. 2025/7053 sayılı kararında failin suçlu sıfatını kazanmış olması aranmıştır; kesin hüküm şartının kapsamı her dosyada ayrıca değerlendirilir.
Sonuç
TCK m. 215, 2013’teki değişiklikten sonra artık her övücü sözü kapsayan geniş bir yasak değildir. Dört unsurun birlikte gerçekleşmesi aranır: övülen fiilin işlenmiş bir suç olması, kişinin o suçtan dolayı suçlu sıfatını taşıması, övmenin alenen yapılması ve bu övmenin kamu düzeni bakımından açık ve yakın somut bir tehlike doğurması. Bu unsurlardan biri eksikse mahkûmiyet kurulamaz.
Yargıtay kararlarının çizdiği tablo dengelidir. Bir yanda, şiddet ve şiddet kışkırtıcılığı içermeyen, rahatsız edici ya da hoşa gitmeyen sözler ifade özgürlüğü koruması altındadır; devletin ya da toplumun bir kesiminin bu sözlerden rahatsız olması cezalandırma sebebi değildir. Diğer yanda, insan kaybına yol açmış saldırıları meşru gösteren ve kamu düzenini somut biçimde tehdit eden ifadeler koruma alanının dışında kalır.
Dosyalarda en çok karşılaşılan hata nitelendirmede yapılmaktadır. İfade, örgütün yöntemlerine değil yalnızca kişiye ve işlediği suça yöneldiği hâlde propaganda olarak nitelendirilirse görevli mahkeme, ceza aralığı ve infaz rejimi baştan yanlış belirlenir. Bu nedenle savunmanın nitelendirmeye en erken aşamada yönelmesi ve açık ve yakın tehlikenin dosyada tartışılmasını talep etmesi gerekir. Somut durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6, 7, 43, 49, 50, 51, 53, 62, 63, 66, 67, 68, 215, 216, 218.
6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 10.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231, 251, 252, 253.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 7.
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun m. 8, 32.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 4, 9, 12.
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 9.
5187 sayılı Basın Kanunu m. 2.
Yargı kararları
Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/214, K. 2023/466, T. 20.09.2023
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/5370, K. 2024/9434, T. 09.12.2024
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/171, K. 2024/4304, T. 20.05.2024
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/15869, K. 2024/6379, T. 09.09.2024
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/264, K. 2023/3841, T. 29.05.2023
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2016/10135, K. 2017/4449, T. 20.04.2017
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/12874, K. 2019/13016, T. 24.10.2019
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/3737, K. 2024/691, T. 24.01.2024
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/3916, K. 2024/5277, T. 25.06.2024
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/8135, K. 2025/8591, T. 10.11.2025
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/2119, K. 2025/7053, T. 29.09.2025
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/7727, K. 2023/5570, T. 13.09.2023
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/3827, K. 2023/8490, T. 06.11.2023
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/4299, K. 2021/11247, T. 27.12.2021
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/14244, K. 2023/7676, T. 23.10.2023
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/5518, K. 2022/4056, T. 15.06.2022
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2024/7275, K. 2024/8887, T. 01.07.2024
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2009/18567, K. 2011/28475, T. 15.11.2011
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2009/20583, K. 2011/30206, T. 19.12.2011
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2010/785, K. 2012/428, T. 09.01.2012
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2010/3226, K. 2012/1108, T. 31.01.2012
RTÜK, TN. 2023/51, K. 43, T. 28.12.2023
Doktrin ve akademik kaynaklar
Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler.
Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, R. Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku.
Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler.
Osman Yaşar, Hasan Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu.
Bahri Öztürk, Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku.
Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.
