Skip to main content

Verdiği Zarar İçin Çalışana Rücu Edilebilir mi?

Çalışanın verdiği zararda işverenin rücu hakkı konulu makale kapak görseli

Bir şirketin müşteri aracına verilen hasarı ödedikten sonra çalışana rücu edip edemeyeceği, ödemenin dava sonunda mı yoksa sulh yoluyla mı yapıldığına göre değişmez. Belirleyici olan, çalışanın zararın doğumunda bizzat sorumlu olduğu ölçüdür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenlerken, rücu hakkını çalışanın kusuruyla sınırlamıştır. Sulh, bu hakkı ortadan kaldırmaz; yalnızca ispat yükünü ağırlaştırır.

Bu yazıda sulh bedelinin çalışan bakımından bağlayıcılığı, sulh tutanağının ispat değeri, rücunun haksız fiile mi iş sözleşmesine mi dayandırılacağı, hakkaniyet indirimi, kaskonun devreye girmesi, ücretten kesinti sınırları, kurtuluş kanıtı ve zamanaşımının başlangıcı ayrı başlıklar altında incelenmektedir. Oto servis, vale, araç yıkama ve nakliye sektörlerinden somut örneklerle ilerlenmektedir.

Zarar, Ödeme ve Rücu Zinciri - 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 66, 116, 400
Ödenen tutar rücu davasının tavanını değil, yalnızca üst sınırını belirler; hükmedilecek miktar üç süzgeçten geçtikten sonra ortaya çıkar.

Çalışana rücu hakkının kaynağı ve sınırı

Adam çalıştıran, çalışanının işi görürken üçüncü kişilere verdiği zarardan kusursuz olarak sorumludur. Zararı ödedikten sonra çalışana yönelme imkânı ise sınırsız değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi rücuyu, çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüyle bağlamıştır. Kusuru bulunmayan çalışana rücu edilemez.

Bu yapı iki katmanlıdır. Dış ilişkide, yani şirket ile müşteri arasında, şirket kusursuz sorumludur; müşteriye karşı çalışanın kusurunun ağır ya da hafif olması bir şey değiştirmez. İç ilişkide, yani şirket ile çalışan arasında, sorumluluk tamamen kusura dayanır. Şirketin müşteriye ödediği rakamın tamamını çalışandan geri alabileceği düşüncesi, uygulamada en sık karşılaşılan yanılgıdır.

Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/497, K. 2020/573, T. 19.10.2020 kararında, çalışanın işin ifası sırasında verdiği hasar nedeniyle işverenin hem sözleşmesel hem kanuni sorumluluğunun bulunduğu, buna karşılık çalışana rücu hakkının bizzat sorumlu olunan ölçüyle sınırlı kaldığı vurgulanmıştır. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/775, K. 2023/9, T. 05.01.2023 kararında rücunun çalışanın yüzde yirmi beşlik kusur oranıyla sınırlı tutulduğu görülmektedir.

Sorumluluğun ikinci dayanağı sözleşmeseldir. Müşteri ile şirket arasında bir hizmet, eser veya saklama sözleşmesi varsa, şirket çalışanını ifa yardımcısı olarak kullanmıştır ve 6098 sayılı Kanun’un 116. maddesi uyarınca onun davranışından kendi davranışı gibi sorumludur. İki dayanak yarışır; müşteri hangisini seçerse seçsin, iç ilişkideki rücu sınırı değişmez.

Sulh bedelinin çalışan bakımından bağlayıcılığı ve sulh tutanağının ispat değeri

Şirketin müşteriyle yaptığı sulh, çalışanı doğrudan bağlamaz. Sulh sözleşmesi yalnızca taraflar arasında hüküm doğurur; çalışan sulhün tarafı değilse, ödenen tutarın gerçek zarara denk düştüğünü kabul etmiş sayılmaz. Sulh tutanağı, rücu davasında ödemenin yapıldığını ispatlayan güçlü bir belgedir, ancak zararın miktarını tek başına kanıtlamaz.

Ayrımı somutlaştıralım. Şirket, müşterinin aracındaki hasar için açılan davada 480.000 TL talep edilmişken 400.000 TL ödeyerek sulh olmuş olsun. Rücu davasında çalışan, hasarın gerçekte 260.000 TL olduğunu, şirketin yargılama riskinden kaçınmak için fazladan ödeme yaptığını ileri sürebilir. Mahkeme bu itirazı ciddiye alır ve gerçek zararı bilirkişi marifetiyle yeniden belirletir. Rücu, ödenen tutarla değil, tespit edilen gerçek zararla sınırlıdır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/1766, K. 2023/827, T. 11.05.2023 kararında, dava dışı zarar görene sulhen yapılan ödemelerin rücu edilebileceği, ancak bu miktarın gerçek zararla sınırlı olduğu, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin rücu kapsamı dışında tutulabileceği belirtilmiştir.

Sulh tutanağının ispat değerini artırmanın yolları vardır. Ödeme öncesinde bağımsız bir eksper raporu alınması, hasar fotoğraflarının ve onarım faturalarının dosyaya konması, sulh metninde hangi kalemin hangi tutara karşılık geldiğinin ayrıştırılması rücu davasında işi kolaylaştırır. Toplu ve kalemsiz bir sulh bedeli, çalışanın itirazına açık kapı bırakır.

Çalışanın sulh görüşmelerine davet edilmesi de önemli bir adımdır. Şirket, açılan davada çalışana ihbarda bulunursa, çalışan davaya fer’i müdahil olarak katılabilir. Bu durumda ilk davadaki tespitler, sonraki rücu davasında çalışana karşı daha güçlü biçimde ileri sürülebilir. İhbar yapılmamışsa çalışanın tüm itirazları rücu davasında yeniden dinlenir.

Sulh yoluyla ödeme rücu hakkını neden ortadan kaldırmaz

Rücu hakkı kanundan doğar; kesinleşmiş bir mahkeme kararına bağlı değildir. Şirket, dava açıldıktan sonra sulh olarak ya da arabuluculuk anlaşmasıyla ödeme yapsa dahi, ödediği tutarı kusuru ölçüsünde çalışandan isteyebilir. Aksi görüş, sulhü caydırıcı hâle getirir ve yargılamayı gereksiz yere uzatırdı.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4685, K. 2013/8482, T. 29.04.2013 kararında, tarafların sulh belgesi ve protokolüyle anlaşarak ödeme yapması hâlinde, kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmasa bile yasadan kaynaklanan rücu hakkının mevcut olduğu; mahkemece kusur oranları ve gerçek zarar belirlenerek rücu talebi hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/947, K. 2023/734, T. 03.10.2023 kararında ise şirket aracının sürücüsünün kusuruyla verdiği zararda, zarar gören kurumla arabuluculuk dosyasında anlaşma yoluyla ödeme yapan şirketin ödediği hasar bedelini ve arabuluculuk ücretini sürücüye rücu edebileceği kabul edilmiştir. Sürücünün tam kusurlu bulunması, talebin tamamen karşılanmasını sağlamıştır.

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/376, K. 2021/370, T. 15.04.2021 kararında da çalışanın yetkisi dışında yaptığı işlemlerle müşteriye verdiği zararı ödeyen işverenin rücu konusunda serbest olduğu ifade edilmiştir.

Sulhün rücuyu engellememesi, sulh bedelinin sorgulanamayacağı anlamına gelmez. Şirket, ödemeyi neden bu tutarda yaptığını makul biçimde açıklayabilmelidir. Piyasa değerinin belirgin biçimde üzerinde yapılan bir ödemede, aşan kısım rücu kapsamı dışında bırakılır.

Rücu haksız fiile mi iş sözleşmesine mi dayandırılır

İşveren, çalışanına iki ayrı hukuki sebeple yönelebilir: 6098 sayılı Kanun’un 66. maddesindeki rücu hükmü ile 400. maddesindeki işçinin sorumluluğu. Talep hakları birbiriyle yarışır ve işveren hangisine dayanacağı konusunda seçim hakkına sahiptir. Yapılan seçim; zamanaşımı süresini, görevli mahkemeyi, arabuluculuk şartını ve ispat düzenini doğrudan etkiler.

Haksız fiil temelli yaklaşımda süre kısadır. 6098 sayılı Kanun’un 73. maddesi, rücu isteminin tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde ödeme tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Sözleşme temelli yaklaşımda ise iş sözleşmesinden doğan tazminat alacağı, 6098 sayılı Kanun’un 146. maddesindeki on yıllık genel süreye tabidir.

Görev bakımından tablo şudur. Talep iş ilişkisine dayandırıldığında görevli mahkeme iş mahkemesidir; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkları bu mahkemelere bırakmıştır. Aynı Kanun’un 3. maddesi uyarınca işveren alacağı niteliğindeki talepte dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu şart atlanırsa dava usulden reddedilir ve süre kaybı yaşanır.

Uygulamada tercih çoğunlukla iş sözleşmesi yönündedir. On yıllık süre, iki yıllık süreye göre çok daha geniş bir hareket alanı sağlar. Buna karşılık iş mahkemesinde yürüyen davada 6098 sayılı Kanun’un 400. maddesindeki ölçütler ve hakkaniyet indirimi daha yoğun biçimde uygulanır; hükmedilen tutar genellikle daha düşük olur. Yüksek kusurlu ve kısa süre önce gerçekleşmiş olaylarda haksız fiil yolu daha verimli sonuç verebilir.

TBK m. 52 ve m. 400 çerçevesinde hakkaniyet indirimi

İşçinin sorumluluğu, kusur oranıyla hesaplanan tutarın aynen tahsili anlamına gelmez. 6098 sayılı Kanun’un 400. maddesi, işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlık ve eğitim gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işverence bilinen veya bilinmesi gereken nitelikleri gözetilmesini emreder. 52. madde ise hakkaniyet indirimine imkân tanır.

Sayısal bir örnek üzerinden yürüyelim. Oto serviste çalışan, sekiz yıl kıdemli, aylık brüt 45.000 TL ücret alan bir usta, müşteri aracını test sürüşü sırasında refüje çarpmış olsun. Bilirkişi gerçek zararı 400.000 TL, çalışanın kusurunu yüzde altmış olarak belirlemiş olsun. Kusur oranına göre hesaplanan tutar 240.000 TL’dir. Mahkeme, çalışanın gelir düzeyini, işin niteliğini ve işverenin servis içi hız kuralı koymamış olmasını gözeterek yüzde otuz oranında indirim uygularsa hükmedilecek tutar 168.000 TL olur.

İndirim oranı serbestçe belirlenmez. Kastın veya ağır kusurun bulunduğu hâllerde indirim ya hiç uygulanmaz ya da sembolik kalır. Alkollü araç kullanma, aracı özel işinde kullanma, açık talimata rağmen müşteri aracıyla şehir dışına çıkma gibi davranışlarda mahkemeler indirime sıcak bakmaz. Buna karşılık dikkat eksikliğinden kaynaklanan hafif kusurda, çalışanın ücretiyle zarar arasındaki orantısızlık dikkate alınarak yüzde elliye varan indirimler görülebilir.

Uygulamada gözetilen ölçütler arasında çalışanın mesleki deneyimi, işverenin verdiği eğitim, iş yerindeki güvenlik düzeni, çalışma süresi ve yorgunluk, aracın niteliği ve işverenin sigortasız çalışmayı tercih edip etmediği yer alır. Zararın çalışanın yıllık kazancının katbekat üzerinde olduğu dosyalarda hakkaniyet indirimi neredeyse kaçınılmazdır.

Rücu Tutarı Nasıl Erir - Sulh bedeli 400.000 TL, gerçek zarar 400.000 TL kabul edilen örnek
Ödenen tutarla tahsil edilebilen tutar arasındaki fark, rücu davasının en çok tartışılan noktasıdır.

Oto servis, vale, araç yıkama ve nakliye örnekleri

Sorumluluğun hukuki temeli sektöre göre değişir. Oto serviste eser veya hizmet sözleşmesi, valede ve araç yıkamada saklama benzeri bir ilişki, nakliyede taşıma sözleşmesi bulunur. Sözleşmenin türü, ispat yükünü ve sorumluluktan kurtulma imkânını etkiler; çalışana rücu bakımından ise ölçüt her sektörde aynıdır.

Oto servis örneği en tipik olanıdır. Araç onarım için teslim alınır, çalışan test sürüşünde ya da lift üzerinde hasar verir. Şirket, 6098 sayılı Kanun’un 470 ve devamı maddelerindeki eser sözleşmesi kapsamında yükleniciye ait özen borcunu ihlal etmiş sayılır. Aracın anahtarı teslim alındığı için ayrıca saklama yükümlülüğü de doğar. Müşteri, hasarı ispatladığında şirketin sorumluluğu neredeyse tartışmasızdır.

Vale hizmetinde araç, sürücüsü olmadan bir başkasına teslim edilir. Aracın park edilirken çizilmesi, çalınması ya da çarpması hâlinde işletme sorumludur. Vale fişinin arkasına yazılan sorumsuzluk kayıtları, ağır kusur ve kasıt hâlinde geçersiz sayılır. Restoran veya otel işletmesi ödediği bedeli, kusurlu vale çalışanına rücu edebilir.

Araç yıkamada zarar genellikle fırça, basınçlı su veya kimyasal kaynaklıdır. Boya hasarı, cam sıyrığı ve elektronik aksam arızası sıkça görülür. Nakliye ve çekici hizmetinde ise araç yükleme, bağlama ve indirme aşamalarında zarar görür; burada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875. maddesindeki taşıyıcı sorumluluğu devreye girer ve taşıyıcı, 887. madde uyarınca adamlarının fiillerinden kendi fiili gibi sorumlu olur.

Dört senaryoda da şirketin dış ilişkideki sorumluluğu ağırdır. Farklılaşma iç ilişkide başlar: çalışanın eğitimi, işletmenin kurduğu güvenlik düzeni ve talimatların yazılı olup olmadığı, rücu tutarını belirleyen unsurlar hâline gelir. Aracın onarım sonrası değerinde meydana gelen düşüşün nasıl hesaplandığını ve bedel indirimi taleplerinin sınırlarını ikinci el araçta kilometre hilesi ve bedel indirimi yazısında ayrıntılı olarak inceledim.

Kurtuluş kanıtı: seçme, talimat verme, denetim ve organizasyon

Adam çalıştıran, çalışanı seçerken, ona talimat verirken ve onu denetlerken gerekli özeni gösterdiğini, ayrıca iş yeri düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulur. 6098 sayılı Kanun’un 66. maddesindeki bu kurtuluş kanıtı uygulamada nadiren kabul edilir; ispat çıtası oldukça yüksektir.

Dört unsur ayrı ayrı kanıtlanmalıdır. Seçmede özen, çalışanın işe alınırken ehliyet, sertifika, referans ve mesleki yeterlilik yönünden denetlenmesini gerektirir. Test sürüşü yapacak bir ustanın ehliyet sınıfı ve sürücü belgesi geçmişi kontrol edilmemişse bu unsur sağlanamaz. Talimat verme, yazılı iş talimatları, güvenlik prosedürleri ve eğitim kayıtlarıyla kanıtlanır; sözlü uyarılar genellikle yeterli görülmez.

Denetim, işin fiilen gözetlendiğini gösteren belgeleri gerektirir. Vardiya kayıtları, kontrol listeleri, araç teslim ve iade formları, kamera kayıtları bu kapsamdadır. Organizasyon sorumluluğu ise iş yerinin yapısal düzenine ilişkindir: müşteri araçlarının park alanı, anahtar dolabı düzeni, test sürüşü güzergâhı ve yetki matrisi gibi unsurlar incelenir.

Kurtuluş kanıtının kabul edilmesi, şirketi müşteriye karşı sorumluluktan kurtarır. Böyle bir durumda müşteri doğrudan çalışana yönelmek zorunda kalır. Ancak sözleşmesel sorumluluk devrede olduğunda kurtuluş kanıtının etkisi sınırlıdır; 6098 sayılı Kanun’un 116. maddesindeki ifa yardımcısının fiilinden sorumluluk, kurtuluş kanıtına yer bırakmaz. Servise araç teslim eden müşteri karşısında şirketin bu savunmayla kurtulması bu nedenle çok zordur.

İşverenin sigortası ve kaskonun devreye girmesi

Zarar bir sigorta poliçesi kapsamındaysa, ödemeyi yapan sigortacı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi uyarınca ödediği tutar kadar sigortalının haklarına halef olur. Kasko sigortacısı, müşteriye ödeme yaptıktan sonra kusurlu şirkete; şirketin sorumluluk sigortacısı ise ödeme sonrası kusurlu çalışana yönelebilir.

İşletmeler açısından iki poliçe türü öne çıkar. Birincisi, müşterinin kendi kasko poliçesidir. Araç serviste hasar görür ve müşteri kaskosundan tahsil ederse, sigortacı halefiyet yoluyla servise rücu eder. İkincisi, işletmenin üçüncü şahıs mali mesuliyet veya işletme sorumluluk poliçesidir. Oto servisler ve valeler için düzenlenen özel poliçeler, emanet araçlara verilen zararı belirli limitler dahilinde teminat altına alır.

Halefiyetin kritik sonucu şudur: sigortacı, sigortalının sahip olduğundan daha fazla hakka sahip olamaz. Şirketin çalışana rücu hakkı kusur oranıyla ve hakkaniyet indirimiyle sınırlıysa, sigortacının çalışana yönelttiği talep de aynı sınırlara tabidir. Çalışan, sigortacıya karşı da 6098 sayılı Kanun’un 52 ve 400. maddelerine dayalı savunmalarını ileri sürebilir.

Poliçenin varlığı, çalışanın sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz ama pratikte ciddi biçimde hafifletir. Sigortacının rücuyu tercih etmediği, muafiyet tutarının altında kalan hasarlarda ya da halefiyet süresinin kaçırıldığı dosyalarda çalışana hiç yönelinmediği görülür. Buna karşılık kasten verilen zararlarda ve alkollü araç kullanımında teminat dışılık gündeme gelir, poliçe koruma sağlamaz ve tüm yük çalışana kalır.

Emanet araç teminatının poliçede bulunup bulunmadığı, işletmeler için hayati bir ayrıntıdır. Bu teminat olmadan çalışılan bir serviste, tek bir hasar yıllık kârı silebilir.

Zarar işçinin ücretinden kesilebilir mi

İşveren, verdiği zararı kural olarak işçinin ücretinden tek taraflı kesemez. 6098 sayılı Kanun’un 407. maddesi, işverenin işçiden olan alacağını ücret borcuyla ancak işçinin rızasıyla takas edebileceğini düzenler. İstisna dardır: işçinin kasten sebebiyet verdiği ve yargı kararıyla sabit olan zarar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir.

Ücret kesme cezası ayrı bir kurumdur ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 38. maddesinde düzenlenmiştir. İşveren, toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinde gösterilmeyen sebeplerle ücret kesme cezası veremez. Kesinti, bir ayda iki gündelikten veya parça başı ücrette iki günlük kazançtan fazla olamaz. Kesilen tutarın işçiye derhal bildirilmesi ve mevzuatta gösterilen yere yatırılması gerekir; işverenin kasasında kalması hukuka aykırıdır.

Bu iki sınır bir arada okunduğunda tablo netleşir. Aylık brüt 45.000 TL ücret alan bir çalışanın 168.000 TL’lik zarardan sorumlu tutulması hâlinde, işveren bu tutarı ücretten kesme yoluyla tahsil edemez. Ücretin haczedilebilir kısmı da sınırlıdır: 4857 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca ücretin ancak dörtte biri haczedilebilir. Tahsil, ancak dava yoluyla alınacak ilamın icraya konulmasıyla mümkün olur.

Usulsüz kesinti yapan işveren iki riskle karşılaşır. Birincisi, eksik ödenen ücret işçi açısından haklı fesih sebebi oluşturabilir ve kıdem tazminatı doğar. İkincisi, kesilen tutar faiziyle birlikte geri istenebilir. Rücu alacağı bulunan işverenin doğru yolu, kesinti yapmak değil, arabuluculuk sonrası dava açmaktır.

İşçinin yazılı muvafakatiyle yapılan taksitli ödeme anlaşmaları geçerli olabilir. Ancak muvafakatin fesih baskısı altında alınmamış olması, tutarın makul olması ve anlaşmanın açık biçimde düzenlenmesi gerekir. İbraname niteliğindeki metinlerde 6098 sayılı Kanun’un 420. maddesindeki geçerlilik şartları aranır.

Zararın fesih hakkına etkisi

İşçinin işverene otuz günlük ücretini aşan bir zarar vermesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca haklı fesih sebebidir. Fesih hakkı, zararın öğrenilmesinden itibaren altı iş günü içinde kullanılmalıdır. Haklı fesih, rücu hakkını ortadan kaldırmaz; iki talep birbirinden bağımsızdır.

Eşiğin hesabı bazen gözden kaçar. Otuz günlük ücret, çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanır. Aylık brüt 45.000 TL ücret alan bir çalışan için eşik 45.000 TL’dir; 168.000 TL’lik zarar bu eşiği rahatlıkla aşar. Buna karşılık zarar 30.000 TL’de kalsaydı bu bent uygulanamaz, ancak işin ifasında özensizlik nedeniyle geçerli fesih gündeme gelebilirdi.

Altı iş günlük hak düşürücü süre, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten işler. Ekspertiz raporu bekleniyorsa sürenin raporun tebliğinden başlayacağı kabul edilir. Süre kaçırıldığında fesih haksız hâle gelir ve işçi kıdem ile ihbar tazminatına hak kazanır. İş yerinde verilen zarar nedeniyle yapılan fesihlerde geçerlilik ölçütlerini işverenin haklı feshi, sataşma ve verilen zarar yazısında ele aldım.

Fesih ile rücu davasının sırası da pratik bir konudur. Çoğu işveren önce iş sözleşmesini feshedip sonra rücu davası açar. Bu sıralama, çalışanın işe iade davası açması hâlinde iki dosyanın paralel yürümesine yol açar. İşe iade davasında feshin haksızlığına karar verilmesi, rücu davasını doğrudan etkilemez; çünkü feshin geçerliliği ile zararın varlığı ayrı meselelerdir.

İspat yükü ve bilirkişi ile kusur tespiti

Rücu davasında ispat yükü tamamen işverendedir. İşveren, zararın doğduğunu, zararın gerçek miktarını, çalışanın kusurunu ve ödemenin fiilen yapıldığını ayrı ayrı kanıtlamak zorundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi bu dağılımın kaynağıdır. Kusur ispatlanamazsa veya çalışan kusursuz bulunursa dava tamamen reddedilir.

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/639, K. 2022/692, T. 20.10.2022 dosyasında, çalışanın kusursuz bulunması veya ağır kusurunun ispatlanamaması hâlinde rücu talebinin reddedilebileceği görülmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/11061, K. 2014/13316, T. 14.10.2014 kararında ise şoförün yüzde yetmiş beş kusurlu olduğu olayda, üçüncü kişiye ödenen tazminatın bu oran ölçüsünde çalışandan istenebileceği kabul edilmiştir.

Toplanması gereken deliller bellidir: araç teslim ve iade formu, hasar tespit tutanağı, eksper raporu, onarım faturaları, iş yeri kamera kayıtları, çalışanın görev tanımı ve iş talimatları, varsa trafik kazası tespit tutanağı ve alkol raporu, sulh protokolü ile banka ödeme dekontu. Ödemenin nakit yapıldığı dosyalarda ispat sorunu doğar; banka kanalı tercih edilmelidir.

Bilirkişi incelemesi iki ayrı konuda yapılır. Birincisi hasarın gerçek bedelidir; makine mühendisi veya oto eksperi, onarım kalemlerini ve piyasa değerini inceler. İkincisi kusur dağılımıdır; olayın oluş şekli, iş yeri düzeni ve talimatlar birlikte değerlendirilir. Raporlar arasında çelişki varsa ek rapor veya yeni heyet talep edilebilir. Faturanın gerçek bedeli yansıtmadığı iddiasının nasıl karşılandığı, alacak tahsili dosyalarında da benzer biçimde tartışılır; bu konudaki ölçütleri ödenmeyen fatura alacağının tahsili yazısında anlattım.

Zamanaşımı ödeme tarihinden başlar

Rücu alacağında zamanaşımı, zararın doğduğu tarihten değil, ödemenin yapıldığı tarihten işlemeye başlar. İşveren ödeme yapmadan rücu hakkı doğmadığı için, zamanaşımı süresi de bu andan önce işlemeye başlamaz. Kısmi ödemelerin bulunduğu dosyalarda her ödeme için ayrı bir başlangıç anı kabul edilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6773, K. 2024/2019, T. 26.02.2024 kararında, rücu davalarında zamanaşımının ödeme tarihi itibarıyla başlayacağı ifade edilmiştir. Bu tespit, uzun süren müşteri davalarında işveren açısından koruyucu bir işlev görür. On yıl süren bir davanın sonunda yapılan ödeme, rücu süresini o tarihten başlatır.

Uygulamada kritik olan, ödemenin hangi tarihte tamamlandığının belgelenmesidir. Sulh protokolünde taksitli ödeme öngörülmüşse, son taksidin ödendiği tarih esas alınır. Arabuluculuk anlaşma belgesinde ödeme tarihi yazılmamışsa dekontlar belirleyici olur.

Zamanaşımı def’i, davalı çalışan tarafından ileri sürülmedikçe mahkeme tarafından resen dikkate alınmaz. 6098 sayılı Kanun’un 161. maddesi bu ilkeyi düzenler. Def’inin cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir; ıslah yoluyla sonradan eklenmesi sınırlı hâllerde mümkündür. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Sözleşmedeki sorumluluk kayıtlarının etkisi

İş sözleşmesine konulan, her türlü zarardan çalışanın sorumlu olacağı yönündeki hükümler rücu tartışmasında dikkate alınır, ancak sınırsız bir etki doğurmaz. Kanunun emredici hükümlerine ve hakkaniyet ilkesine aykırı düşen, çalışanı kusuru olmasa dahi sorumlu hâline getiren kayıtlar mahkemeler tarafından geçersiz sayılmaktadır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/375, K. 2024/3083, T. 02.10.2024 ile Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/159, K. 2024/76, T. 07.02.2024 kararlarında, hizmet veya işletme sözleşmelerinde yer alan sorumluluk hükümlerinin rücu hakkının belirlenmesinde esas alındığı görülmektedir. Buradaki ilişki genellikle yüklenici ile iş sahibi arasındadır ve tarafların eşit güçte olduğu varsayılır.

İş sözleşmesinde durum farklıdır. İşçi, sözleşmenin zayıf tarafıdır ve iş hukukunun koruyucu ilkesi devrededir. 6098 sayılı Kanun’un 115. maddesi, ağır kusur hâlinde sorumsuzluk anlaşmalarını kesin hükümsüz sayar; hizmet sözleşmesinde işverenin uzmanlık gerektiren bir hizmeti sunduğu hâllerde hafif kusura ilişkin sorumsuzluk kayıtları da geçersiz olabilir.

Sözleşmeye konulabilecek geçerli düzenlemeler daha ölçülü olanlardır: aracın kullanım kuralları, test sürüşü yetkisi, güzergâh sınırı, kişisel kullanım yasağı ve hasar bildirim yükümlülüğü gibi hükümler hem talimat niteliği taşır hem de kusur değerlendirmesinde işverenin lehine sonuç doğurur. Kusursuz sorumluluk yaratmaya çalışan metinler ise mahkeme önünde ayakta kalmaz.

Adam çalıştıranın sorumluluğu ile diğer kusursuz sorumluluk hâllerinin karşılaştırılması

6098 sayılı Kanun birden çok kusursuz sorumluluk hâli düzenler. Adam çalıştıranın sorumluluğu 66. maddede, ev başkanının sorumluluğu 369. maddede, yapı malikinin sorumluluğu 69. maddede yer alır. Ortak nokta, sorumlu kişinin kendi kusuru aranmadan zararı karşılamasıdır; ayrışma, kurtuluş kanıtı ve rücu rejiminde ortaya çıkar.

Adam çalıştıranda kurtuluş kanıtı mümkündür ancak dardır. Yapı malikinin sorumluluğunda kurtuluş kanıtı hiç kabul edilmez; bu, tam anlamıyla objektif bir sorumluluktur. Ev başkanının sorumluluğunda ise gözetim yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatı sorumluluğu kaldırır. Çocuğun verdiği zararda ana babanın hangi ölçüde sorumlu tutulacağını çocuğun verdiği zarardan anne babanın sorumluluğu yazısında ayrıntılı karşılaştırdım.

Zararın taşınmaza verilmesi hâlinde hesap yöntemi de değişir. Araç hasarında onarım bedeli ve değer kaybı esas alınırken, taşınmazda onarım bedeli, değer azalması ve kullanım kaybı ayrı kalemler oluşturur; bu hesabın ayrıntılarını taşınmaza verilen zararın tazmini yazısında inceledim.

Ölçüt Haksız fiil temelli rücu İş sözleşmesi temelli talep
Dayanak TBK m. 66 son fıkra TBK m. 400 ve m. 396
Zamanaşımı TBK m. 73: 2 yıl / 10 yıl TBK m. 146: 10 yıl
Başlangıç anı Ödeme tarihi Zararın doğduğu ve ödendiği tarih
Görevli mahkeme Asliye hukuk veya asliye ticaret İş mahkemesi
Arabuluculuk Ticari davada dava şartı 7036 sayılı Kanun m. 3 uyarınca dava şartı
İndirim rejimi TBK m. 52 hakkaniyet indirimi TBK m. 52 ve m. 400 ölçütleri birlikte
Uygulamadaki sonuç Daha yüksek tahsil, dar süre Geniş süre, daha yüksek indirim

Seçim, dosyanın kusur yoğunluğuna ve ödeme tarihine göre yapılmalıdır; iki yol aynı anda terditli biçimde de ileri sürülebilir.

İçtihat birliği bulunmayan noktalar

Bu alanda her mesele netleşmiş değildir. Sulh bedelinin gerçek zarara karine oluşturup oluşturmadığı, arabuluculuk ücreti ve vekâlet ücretinin rücu kapsamına girip girmediği, hakkaniyet indiriminin üst sınırı ve iş mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasındaki görev ayrımı konularında kararlar farklılaşmaktadır. Bu konularda içtihat birliği yoktur.

Birinci tartışma sulhün ispat gücüne ilişkindir. Bir görüş, ticari hayatın olağan akışında yapılan sulhün makul kabul edilmesi ve aksini iddia eden çalışanın ispat yükü altında olması gerektiğini savunur. Diğer görüş, çalışanın sulhün tarafı olmadığı gerekçesiyle gerçek zararın baştan araştırılmasını zorunlu görür. İkinci yaklaşım daha yaygındır.

İkinci tartışma yan giderlere ilişkindir. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/947, K. 2023/734, T. 03.10.2023 kararında arabuluculuk ücretinin de rücu edilebileceği kabul edilmişken, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/1766, K. 2023/827, T. 11.05.2023 kararında vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin rücu kapsamı dışında tutulabileceği belirtilmiştir. İki yaklaşım arasındaki fark, dosya bazında binlerce liraya ulaşabilir.

Üçüncü tartışma, işçilik alacaklarına ilişkin rücu ile malvarlığı zararına ilişkin rücunun aynı rejime tabi olup olmadığıdır. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/338, K. 2025/75, T. 28.01.2025 dosyasında rücu ilişkisinin işçilik alacakları üzerinden tartışıldığı, bu durumun araç hasarı gibi malvarlığı zararlarından farklı dinamikler taşıdığı görülmektedir.

Belirsizlik karşısında pratik yaklaşım, dava dilekçesinde hem 66. hem 400. maddeye dayanmak, gerçek zararı bağımsız raporla belgelemek ve yan giderleri ayrı kalemler hâlinde talep etmektir.

Rücu davası açmadan önce yapılması gereken hazırlık

Dava öncesi hazırlık, davanın sonucunu belirler. Ödeme belgeleri, hasar tespiti, kusur delilleri ve iş ilişkisine dair belgeler eksiksiz toplanmalı; arabuluculuk süreci doğru sıfatla başlatılmalı ve zamanaşımı süresi ödeme tarihinden itibaren hesaplanmalıdır. Eksik hazırlıkla açılan davalar çoğunlukla düşük tutarla sonuçlanır.

Sıralama şu şekilde kurulabilir. İlk adımda ödeme dosyası hazırlanır: sulh protokolü veya arabuluculuk anlaşma belgesi, banka dekontları, müşteriden alınan ibra veya makbuz. İkinci adımda zarar dosyası oluşturulur: hasar fotoğrafları, eksper raporu, onarım faturaları, değer kaybı raporu. Üçüncü adımda kusur dosyası derlenir: kamera kayıtları, tutanaklar, tanık listesi, çalışanın savunması.

Dördüncü adım iş ilişkisi belgeleridir: iş sözleşmesi, görev tanımı, iş talimatları, eğitim kayıtları, ehliyet ve sertifika örnekleri. Bu belgeler hem kusur tartışmasında hem hakkaniyet indiriminde belirleyici olur. İşveren, çalışanı yeterince eğitmediği veya güvenlik düzeni kurmadığı izlenimi verirse indirim oranı yükselir.

Beşinci adımda arabulucuya başvurulur. Talep iş ilişkisine dayandırılıyorsa 7036 sayılı Kanun m. 3 uyarınca bu adım zorunludur. Son adımda dava dilekçesi hazırlanır; talep terditli kurulur, faiz başlangıcı ödeme tarihi olarak gösterilir ve delil listesi eksiksiz sunulur. Rücu tutarının doğru hesaplanması dosyanın kendi verilerine göre değişir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

50 Soruda Çalışana Rücu ve Sulh Sonrası Tazminat

1. Şirket, müşteri aracına zarar veren çalışanına rücu edebilir mi?
Evet, ancak çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüde. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 66 rücuyu çalışanın kusuruyla sınırlar.

2. Dava açıldıktan sonra sulh olursak rücu hakkımız kalkar mı?
Kalkmaz. Rücu hakkı kanundan doğar ve kesinleşmiş mahkeme kararına bağlı değildir; sulh yoluyla yapılan ödeme de rücuya konu olabilir.

3. Sulh bedelinin tamamını çalışandan alabilir miyim?
Alınabilecek tutar gerçek zararla ve çalışanın kusur oranıyla sınırlıdır. Piyasa değerini aşan ödeme kısmı rücu kapsamı dışında bırakılır.

4. Sulh tutanağı çalışanı bağlar mı?
Sulh yalnızca tarafları bağlar. Çalışan sulhün tarafı değilse, ödenen tutarın gerçek zarara denk düştüğünü kabul etmiş sayılmaz.

5. Arabuluculuk anlaşmasıyla ödeme yaptım, rücu edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Arabuluculuk anlaşma belgesi kapsamında yapılan ödemeler de rücuya konu olur; anlaşma belgesi ve dekontlar delil olarak sunulur.

6. Arabuluculuk ücretini de rücu edebilir miyim?
Bu konuda kararlar farklıdır. Bazı mahkemeler arabuluculuk ücretini rücu kapsamında görürken, bazıları yan giderleri kapsam dışında bırakır.

7. Ödediğim vekâlet ücretini çalışandan isteyebilir miyim?
Genellikle istenemez. Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin gerçek zarar kavramına dahil olmadığı yönünde kararlar bulunmaktadır.

8. Çalışanın kusuru yoksa rücu edebilir miyim?
Edemezsiniz. 6098 sayılı Kanun m. 66 kusursuz çalışana rücuyu kapatmıştır; kusur ispatlanamazsa dava reddedilir.

9. Kusur oranı nasıl belirlenir?
Mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırır. Olayın oluş şekli, iş yeri düzeni, talimatlar ve çalışanın deneyimi birlikte değerlendirilir.

10. Hakkaniyet indirimi nedir?
Kusur oranına göre bulunan tutarın, çalışanın ekonomik durumu ve işin niteliği gözetilerek azaltılmasıdır. Dayanağı 6098 sayılı Kanun m. 52 ve m. 400 hükümleridir.

11. Hakkaniyet indirimi en fazla ne kadar olur?
Kanunda üst sınır yoktur, takdir hâkime aittir. Uygulamada hafif kusurlu ve düşük gelirli çalışanlarda yüzde elliye varan indirimler görülmektedir.

12. Çalışan kasten zarar verdiyse indirim yapılır mı?
Kasıt veya ağır kusur hâlinde indirim genellikle uygulanmaz. Bu durumda zararın kusur oranına düşen kısmının tamamına hükmedilebilir.

13. Rücu davasını hangi mahkemede açmalıyım?
Talep iş ilişkisine dayandırılıyorsa iş mahkemesinde açılır. Haksız fiil temelli talepte asliye hukuk veya ticari nitelik varsa asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

14. Rücu davasında arabuluculuk zorunlu mu?
İşveren alacağı niteliğindeki talepte 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca arabuluculuk dava şartıdır. Ticari davalarda da dava şartı arabuluculuk uygulanır.

15. Rücu davasında zamanaşımı ne zaman başlar?
Ödemenin yapıldığı tarihte başlar. Zararın doğduğu tarih değil, ödeme tarihi esas alınır.

16. Rücu zamanaşımı kaç yıl?
Haksız fiil temelli talepte 6098 sayılı Kanun m. 73 uyarınca 2 yıl ve her hâlde 10 yıldır. İş sözleşmesine dayandırıldığında m. 146 gereği 10 yıllık süre uygulanır.

17. Taksitli ödemede zamanaşımı hangi tarihten işler?
Her taksit için ayrı değerlendirme yapılır; uygulamada son taksidin ödendiği tarih esas alınarak dava açılması güvenlidir.

18. Zamanaşımını mahkeme kendiliğinden dikkate alır mı?
Almaz. 6098 sayılı Kanun m. 161 uyarınca zamanaşımı def’i ileri sürülmedikçe hâkim resen gözetemez.

19. Zararı çalışanın maaşından kesebilir miyim?
Kural olarak kesemezsiniz. 6098 sayılı Kanun m. 407 takası işçinin rızasına bağlar; istisna, kasten verilen ve yargı kararıyla sabit zarardır.

20. Ücret kesme cezası uygulayabilir miyim?
4857 sayılı İş Kanunu m. 38 uyarınca ancak sözleşmede gösterilen sebeplerle ve ayda iki gündelikle sınırlı olarak uygulanabilir. Kesilen tutar mevzuatta gösterilen yere yatırılır.

21. Ücretin ne kadarı haczedilebilir?
4857 sayılı Kanun m. 35 uyarınca ücretin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Nafaka alacakları bu sınıra tabi değildir.

22. İşçi kesintiye rıza gösterirse geçerli olur mu?
Yazılı ve özgür iradeyle verilen rıza geçerli sayılabilir. Fesih baskısı altında alınan muvafakat geçersiz kabul edilir.

23. Usulsüz kesinti yaparsam ne olur?
Eksik ödenen ücret işçi bakımından haklı fesih sebebi oluşturabilir ve kesilen tutar faiziyle geri istenebilir. Kıdem tazminatı yükü doğar.

24. Zarar veren işçiyi haklı nedenle çıkarabilir miyim?
Zarar otuz günlük ücretini aşıyorsa 4857 sayılı Kanun m. 25/II-ı uyarınca haklı fesih mümkündür. Fesih altı iş günü içinde yapılmalıdır.

25. Altı iş günlük süre ne zaman başlar?
Zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihte başlar. Ekspertiz bekleniyorsa raporun tebliğ tarihi esas alınabilir.

26. Otuz günlük ücret hangi ücret üzerinden hesaplanır?
Çıplak brüt ücret esas alınır. Yol ve yemek gibi sosyal yardımlar bu hesaba dahil edilmez.

27. Haklı fesih yaptım, ayrıca rücu davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Fesih ile tazminat talebi birbirinden bağımsız haklardır ve aynı olaydan doğsalar dahi ayrı ayrı kullanılır.

28. İşçi işe iade davası kazanırsa rücu davam etkilenir mi?
Doğrudan etkilenmez. Feshin geçerliliği ile zararın varlığı ayrı meselelerdir; her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir.

29. Müşteri doğrudan çalışana dava açabilir mi?
Açabilir. Çalışan kendi haksız fiilinden 6098 sayılı Kanun m. 49 uyarınca sorumludur; müşteri şirkete ve çalışana birlikte de yönelebilir.

30. Müşteri hem şirkete hem çalışana dava açarsa ne olur?
Müteselsil sorumluluk doğar ve müşteri zararın tamamını dilediğinden isteyebilir. Ödeyen taraf diğerine kendi payını aşan kısım için rücu eder.

31. Kasko ödeme yaparsa şirket sorumluluktan kurtulur mu?
Kurtulmaz. Sigortacı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1472 uyarınca halef olur ve kusurlu tarafa rücu eder.

32. Sigortacı doğrudan çalışana rücu edebilir mi?
Edebilir, ancak sigortalının sahip olduğundan fazla hakka sahip olamaz. Çalışan, kusur ve hakkaniyet indirimi savunmalarını sigortacıya karşı da ileri sürer.

33. İşletme sorumluluk poliçesi emanet araçları kapsar mı?
Kapsam poliçedeki emanet araç teminatına bağlıdır. Bu teminat yoksa serviste bulunan müşteri araçlarına verilen zarar karşılanmaz.

34. Alkollü çalışanın verdiği zararı sigorta karşılar mı?
Alkol genellikle teminat dışı hâller arasındadır. Ödeme yapılmazsa zararın tamamı işletmede ve kusurlu çalışanda kalır.

35. Vale aracı çizerse restoran sorumlu mu?
Aracı teslim alan işletme saklama ve özen yükümlülüğü altındadır ve sorumludur. Ödediği bedeli kusurlu vale çalışanına rücu edebilir.

36. Vale fişindeki sorumsuzluk kaydı geçerli mi?
Ağır kusur ve kasıt hâlinde geçersizdir. 6098 sayılı Kanun m. 115 bu tür sorumsuzluk anlaşmalarını kesin hükümsüz sayar.

37. Oto yıkamada boya hasarı oluştu, kim sorumlu?
Aracı teslim alan işletme sorumludur. İşletme, kusurlu çalışanına kusuru ölçüsünde rücu edebilir.

38. Nakliye sırasında araç hasar gördü, taşıyıcı sorumlu mu?
6102 sayılı Kanun m. 875 uyarınca taşıyıcı, eşyanın zıya ve hasarından sorumludur. Aynı Kanun m. 887 taşıyıcıyı adamlarının fiillerinden de sorumlu tutar.

39. İş sözleşmesine her zarardan işçi sorumludur yazarsam geçerli olur mu?
Çalışanı kusursuz sorumlu hâline getiren kayıtlar geçersiz sayılır. Talimat niteliğindeki düzenlemeler ise kusur değerlendirmesinde dikkate alınır.

40. Kurtuluş kanıtı nedir?
Adam çalıştıranın seçme, talimat verme, denetim ve organizasyon konusunda gerekli özeni gösterdiğini ispatlamasıdır. 6098 sayılı Kanun m. 66 bu ispatı sorumluluktan kurtulma sebebi sayar.

41. Kurtuluş kanıtı sözleşmesel sorumlulukta işe yarar mı?
Yaramaz. 6098 sayılı Kanun m. 116 ifa yardımcısının fiilinden sorumluluğu düzenler ve burada kurtuluş kanıtına yer verilmez.

42. Kurtuluş kanıtını hangi belgelerle ispatlarım?
Eğitim kayıtları, yazılı iş talimatları, ehliyet ve sertifika örnekleri, denetim formları ve kamera kayıtları kullanılır. Sözlü uyarılar genellikle yeterli görülmez.

43. Çalışana davayı ihbar etmeli miyim?
İhbar edilmesi yararlıdır. Çalışan fer’i müdahil olarak katılırsa ilk davadaki tespitler rücu davasında daha güçlü biçimde ileri sürülebilir.

44. Rücu davasında ispat yükü kimde?
İşverendedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 uyarınca zararı, kusuru ve ödemeyi ispat yükümlülüğü davacıya aittir.

45. Ödemeyi nakit yaptım, ispat sorunu olur mu?
Olabilir. Banka kanalıyla yapılan ödemeler dekontla ispatlandığından, nakit ödemelerde makbuz ve müşteri beyanı gerekir.

46. Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadar?
Rapor tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilmelidir. İtirazın hangi teknik verinin hatalı olduğunu somut biçimde göstermesi gerekir.

47. Faiz hangi tarihten istenir?
Rücu alacağında faiz, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren istenir. Talebin dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerekir.

48. İşten ayrılan çalışana rücu edebilir miyim?
Edebilirsiniz. İş sözleşmesinin sona ermesi rücu hakkını etkilemez; zamanaşımı süresi içinde dava açılması yeterlidir.

49. Çalışan zararı taksitle ödemeyi kabul ederse ne yapmalıyım?
Yazılı bir protokol düzenleyip ödeme planını ve tutarı açıkça belirlemelisiniz. Protokolün baskı altında imzalatılmamış olması geçerlilik için şarttır.

50. Rücu davası açmadan önceki en kritik adım nedir?
Gerçek zararı bağımsız bir raporla belgelemektir. Sulh bedeli tek başına yeterli olmadığından, hasarın piyasa değerine uygunluğu baştan kanıtlanmalıdır.

Sonuç

Şirketin müşteri aracına verilen zararı sulh yoluyla ödemesi, rücu hakkını sona erdirmez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4685, K. 2013/8482, T. 29.04.2013 kararında belirtildiği üzere, kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmasa dahi kanundan doğan rücu hakkı ayaktadır ve mahkemece kusur oranları ile gerçek zarar belirlenerek talep karara bağlanır. Ödeme yapmış olmak, davanın açılabilmesi için yeterlidir.

Buna karşılık ödenen tutarın tamamının tahsili beklenmemelidir. Rücu; gerçek zarar, çalışanın kusur oranı ve hakkaniyet indirimi olmak üzere üç süzgeçten geçer. Ödenen 400.000 TL’lik bir bedelin, gerçek zararın 280.000 TL çıkması, kusurun yüzde altmış belirlenmesi ve yüzde otuz indirim uygulanması hâlinde 117.600 TL’ye inmesi olağandır. İşverenin yapması gereken, sulh öncesinde bağımsız hasar tespiti aldırmak, çalışana ihbarda bulunmak ve ödemeyi banka kanalıyla belgelemektir.

Usul tercihleri de sonucu belirler. Talebin iş sözleşmesine mi haksız fiile mi dayandırılacağı; zamanaşımı süresini, görevli mahkemeyi ve indirim rejimini değiştirir. Ödeme tarihinden itibaren işleyen süre, arabuluculuk dava şartı ve delil listesinin eksiksizliği gözden kaçırılmamalıdır. Kendi dosyanızdaki kusur oranı ve tahsil edilebilecek tutar konusunda bir değerlendirme isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

Mevzuat

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49, 52, 66, 69, 73, 115, 116, 146, 161, 369, 396, 400, 407, 420, 470, 471.

4857 sayılı İş Kanunu m. 25, 35, 38.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 875, 887, 1472.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3, 5.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190, 266, 313.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18.

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4685, K. 2013/8482, T. 29.04.2013.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/11061, K. 2014/13316, T. 14.10.2014.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6773, K. 2024/2019, T. 26.02.2024.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/375, K. 2024/3083, T. 02.10.2024.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/1766, K. 2023/827, T. 11.05.2023.

Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/497, K. 2020/573, T. 19.10.2020.

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/338, K. 2025/75, T. 28.01.2025.

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/947, K. 2023/734, T. 03.10.2023.

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/639, K. 2022/692, T. 20.10.2022.

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/775, K. 2023/9, T. 05.01.2023.

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/376, K. 2021/370, T. 15.04.2021.

Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/159, K. 2024/76, T. 07.02.2024.

Doktrin ve akademik kaynaklar

Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler.

Haluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku.

Sarper Süzek, İş Hukuku.

Nuri Çelik, Nurşen Caniklioğlu, Talat Canbolat, İş Hukuku Dersleri.

Mustafa Çeker, Sigorta Hukuku.

Hasan Erman, Türk Borçlar Kanunu’na Göre Adam Çalıştıranın Sorumluluğu.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.