Skip to main content

Çocuk Koruma Kanunu Değişikliği: 7593 Sayılı Kanun

7593 sayılı Kanun ile Çocuk Koruma Kanunu değişikliği konulu makale kapak görseli

Çocuk koruma kanunu alanında yıllardır beklenen değişiklik 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete ile yürürlüğe girdi. 7593 sayılı Kanun, Türk Ceza Kanunu’ndan Kabahatler Kanunu’na, infaz mevzuatından Ceza Muhakemesi Kanunu’na kadar altı ayrı kanunda değişiklik yapıyor. Bu yazıda değişikliğin her maddesini kaynak metne bağlı kalarak açıklıyor, hangi hükmün ne zaman ve kime uygulanacağını ayrıntılı biçimde ele alıyorum.

İÇİNDEKİLER

7593 SAYILI KANUN - Çocuk Koruma Kanunu
7593 sayılı Kanun ile değişen başlıca düzenlemeler.

Çocuk Koruma Kanunu Değişikliği Kısaca Ne Getirdi?

18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7593 sayılı Kanun, çocuk ceza hukukunda üç yönlü bir değişiklik yaptı: onbeş yaşını doldurmuş çocuklar için yaş indirimi hâkim takdirine bağlandı, ebeveynin bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihmalinde cezalar ağırlaştırıldı, ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için yönlendirme tedbirleri adıyla yeni bir kategori kuruldu.

Değişikliğin kapsamı bu üç başlıkla sınırlı değil. Kanun aynı zamanda ateşli silahın ihmalen muhafazasını müstakil suç hâline getirdi, onsekiz yaşından küçüklere bıçak satışını kabahat olarak düzenledi, çocuk hükümlülerin eğitimevine ayrılma usulünü yeniden kurdu ve koşullu salıverilme hesabında onbeş yaş altında geçen sürenin iki kat sayılmasını öngördü.

Toplam 17 maddeden oluşan metin, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu üzerinde değişiklik yapıyor.

Yasanın Adı, Yürürlük Tarihi ve Kapsamı

Kanunun tam adı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, numarası 7593, kabul tarihi 8/8/2026. Yayım tarihi 18 Ağustos 2026, Resmî Gazete sayısı 33344. Bıçak satışına ilişkin 43/C maddesi 1/12/2026 tarihinde, diğer bütün hükümler yayım tarihinde yürürlüğe girdi.

Kamuoyunda kanun sıklıkla bir olayın adıyla anılıyor. Bu adlandırma hukuki bir kavram değil, gazetecilik alışkanlığı. Metnin resmî adı ve numarası dilekçelerde, iddianamelerde ve mahkeme kararlarında kullanılması gereken tek doğru künye. Bir dilekçede kanunu takma adıyla anmak usul açısından sorun yaratmasa da, madde atıflarının 7593 sayılı Kanun üzerinden yapılması gerekir.

Yürürlük tarihindeki ikili yapı pratikte önemli. 18 Ağustos 2026 gününden itibaren TCK 31, TCK 233, 6136 sayılı Kanun m.13/A, infaz hükümleri ve Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen yönlendirme tedbirleri uygulanabilir durumda. Bıçak ve kesici alet satışına ilişkin kabahat hükmü ise 1 Aralık 2026’ya kadar uygulanamaz; bu tarihten önce işlenen fiiller bakımından idari para cezası kesilemez.

Suça Sürüklenen Çocuk Terimi Neden Kaldırıldı?

Kanunun 15. maddesi, mevzuatta yer alan suça sürüklenen çocuk ibaresini adli süreçteki çocuk olarak değiştirdi. Değişiklik terminolojik görünse de damgalayıcı dilin tasfiyesini amaçlıyor. Suça sürüklenen ifadesi, henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadan çocuğu suçla özdeşleştiren bir çağrışım taşıyor ve masumiyet karinesiyle gerilim oluşturuyordu. Yeni ibare bütün mevzuata yayıldı.

Yeni terimin pratik sonuçları var. Adli süreçteki çocuk ifadesi, çocuğun konumunu bir kimlik olarak değil, geçici bir usuli durum olarak tanımlıyor. Soruşturma evrakında, sosyal inceleme raporlarında ve mahkeme kararlarında kullanılacak dil bu doğrultuda değişecek. Uygulamada eski ibareyi taşıyan matbu formların güncellenmesi gerekiyor.

Terim değişikliği kendi başına bir hak doğurmuyor, ancak Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin çocuğun onurunu koruma yükümlülüğüyle uyumlu. Bir çocuğun dosyasında hangi ibarenin kullanıldığı, ceza miktarını etkilemez; buna karşılık sosyal inceleme raporunun tonunu, kurumlar arası yazışmayı ve çocuğun kendisini nasıl konumlandırdığını etkileyebilir.

TCK 31’de Ceza Aralıkları Nasıl Değişti?

7593 sayılı Kanun’un 2. maddesi, Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesindeki yaş küçüklüğü indirimlerini yukarı çekti. Onikiden onbeşe ve onbeşten onsekize kadar olan iki yaş grubunda, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis karşılığı verilecek süreli hapis cezaları ile diğer suçlardaki üst sınırlar artırıldı. İndirim oranları ise değişmedi.

Değişikliğin mantığını anlamak için TCK 31’in üç katmanlı yapısını hatırlamak gerekiyor. Birinci fıkra mutlak bir sorumsuzluk kuralı koyuyor, ikinci fıkra algılama yeteneğine bağlı bir ara rejim kuruyor, üçüncü fıkra ise sorumluluğu kabul edip cezayı indiriyor. 7593 sayılı Kanun bu yapıyı korudu, yalnızca ikinci ve üçüncü fıkradaki rakamları değiştirdi.

Oniki Yaşını Doldurmamış Çocuklar

Bu grupta hiçbir değişiklik yok. TCK 31’in birinci fıkrası, fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmadığını söylüyor ve bu hüküm 7593 sayılı Kanun ile değiştirilmedi. Oniki yaşından küçük bir çocuk hakkında ceza soruşturması yürütülemez, hapis cezası verilemez.

Ceza verilememesi, hiçbir işlem yapılmaması anlamına gelmiyor. Bu çocuklar hakkında Çocuk Koruma Kanunu’ndaki koruyucu ve destekleyici tedbirlere hükmedilebilir. 7593 sayılı Kanun ile eklenen yönlendirme tedbirleri de tam olarak bu grubu, yani ceza sorumluluğu bulunmayan çocukları hedefliyor.

Oniki-Onbeş Yaş Grubu

Bu yaş aralığında sorumluluk otomatik değil. Çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ya da davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmemişse ceza sorumluluğu bulunmuyor. Yetenek varsa ceza veriliyor, ancak indirimli. 7593 sayılı Kanun bu indirimli aralıkları yükseltti.

Ağırlaştırılmış müebbet hapsi gerektiren bir fiilde eski düzenlemede oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilirken, yeni metinde bu aralık onüç yıldan onsekiz yıla çıktı. Müebbet hapsi gerektiren fiillerde dokuz yıldan onbir yıla olan aralık, on yıldan oniki yıla yükseldi. Diğer suçlarda cezanın yarısının indirilmesi kuralı korundu; ancak indirim sonrası üst sınır yedi yıldan dokuz yıla çıkarıldı.

Onbeş-Onsekiz Yaş Grubu

Bu grupta ceza sorumluluğu kural olarak var; tartışma cezanın miktarında. Eski metinde ağırlaştırılmış müebbet karşılığı onsekiz yıldan yirmidört yıla kadar hapis öngörülüyordu, yeni metinde ondokuz yıldan yirmiyedi yıla çıktı. Müebbet karşılığı ise oniki yıldan onbeş yıla iken, onbeş yıldan onsekiz yıla yükseltildi.

Diğer suçlarda üçte bir indirim oranı değişmedi, buna karşılık indirim sonrası tavan oniki yıldan onbeş yıla çıkarıldı. Üst sınırdaki bu üç yıllık artış, ağır yaralama ve nitelikli yağma gibi temel cezası yüksek suçlarda somut sonucu doğrudan etkiliyor.

TCK 31 ceza aralıklarında eski ve yeni düzenleme
Yaş grubu Karşılığı Eski düzenleme 7593 sonrası
12 yaş altı Tüm suçlar Ceza sorumluluğu yok Değişmedi
12-15 yaş Ağırlaştırılmış müebbet 12-15 yıl 13-18 yıl
12-15 yaş Müebbet 9-11 yıl 10-12 yıl
12-15 yaş Diğer cezalar Yarısı indirilir, tavan 7 yıl Yarısı indirilir, tavan 9 yıl
15-18 yaş Ağırlaştırılmış müebbet 18-24 yıl 19-27 yıl
15-18 yaş Müebbet 12-15 yıl 15-18 yıl
15-18 yaş Diğer cezalar Üçte biri indirilir, tavan 12 yıl Üçte biri indirilir, tavan 15 yıl
Yaş gruplarına göre ceza sorumluluğu - 0 - 12 yaş
TCK 31 kapsamında yaş gruplarına göre ceza sorumluluğu ve 7593 sayılı Kanun ile eklenen takdir yetkisi.

Yaş İndiriminin Uygulanmaması: TCK 31’e Eklenen Dördüncü Fıkra

Değişikliğin en tartışmalı bölümü burası. TCK 31’e eklenen dördüncü fıkra, belirli suçlarda hâkime yaş indirimini uygulamama yetkisi tanıyor. Bu, uzun yıllardır mutlak biçimde uygulanan bir indirim rejiminin ilk kez hâkim takdirine açılması anlamına geliyor ve çocuk ceza hukukunun temel dengesini değiştiriyor.

Yetki iki yönlü işliyor. Birincisi, onbeş yaşını doldurmuş olup onsekiz yaşını doldurmamış kişiler bakımından üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir; yani indirim hiç yapılmayabilir. İkincisi, fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ikinci fıkra yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir; yani daha az indirimli rejime geçilebilir.

Bu yetki her suç için geçmiyor. Fıkra yalnızca kasten öldürme (TCK m.81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m.87, fıkra 2 ve 4) suçları bakımından uygulanıyor. Yağma, uyuşturucu ticareti veya cinsel suçlar bu fıkranın kapsamı dışında; o suçlarda indirim rejimi eskisi gibi zorunlu olarak uygulanmaya devam ediyor.

Hâkim Neye Bakarak Karar Verecek?

Fıkra dört ölçüt sayıyor: kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli, daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma. Hâkimin bu hususlardan birini ya da birkaçını göz önünde bulundurması gerekiyor.

Ölçütlerin sayısı sınırlı ve metinde sayma yöntemi kullanılmış. Bu, hâkimin listede olmayan bir gerekçeyle indirim uygulamamasının denetime tabi olacağı anlamına geliyor. Örneğin kamuoyu tepkisi, olayın medyada yer alma biçimi veya mağdurun kimliği bu dört ölçütün hiçbirine girmiyor.

Metindeki uygulanmayabilir ve uygulanabilir ifadeleri hâkime takdir tanıyor, ancak takdir keyfîlik demek değil. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun gerekçe zorunluluğu burada da geçerli; indirimin neden uygulanmadığının hangi ölçüte dayandığı kararda gösterilmelidir. Bu noktada istinaf ve temyiz denetiminin nasıl şekilleneceği henüz belirsiz, çünkü hüküm yeni yürürlüğe girdi ve yerleşik bir içtihat oluşmadı.

Bu belirsizlik dürüstçe söylenmeli: dördüncü fıkranın hangi somut olaylarda uygulanacağı, üst mahkemelerin denetim ölçüsünü nasıl kuracağı ve dört ölçütün nasıl ağırlıklandırılacağı bugün için net değil. Bu tür dosyalarda savunmanın erken aşamada kurulması ve sosyal inceleme raporunun içeriğine müdahale edilmesi belirleyici olabilir. Kendi dosyanızdaki durumu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Anne Baba Sorumluluğu: TCK 233’te Artan Cezalar

7593 sayılı Kanun’un 3. maddesi, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundaki cezaları üç fıkrada birden artırdı ve maddeye yeni bir ağırlaştırıcı sebep ekledi. Değişikliğin ardındaki fikir, çocuğun işlediği ağır suçlarda ebeveynin ihmalinin de yaptırıma bağlanması ve bakım yükümlülüğünün kâğıt üzerinde kalmaması. Alt sınırların yükseltilmesi bu amacı destekliyor. Cezai sorumluluğun yanında doğan tazminat sorumluluğunu çocuğun verdiği zarardan anne babanın sorumluluğu yazısında ayrıca anlattım.

Birinci fıkrada, bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi için öngörülen bir yıla kadar hapis cezası, üç aydan iki yıla şeklinde değiştirildi. Bu, alt sınırın ilk kez belirlenmesi anlamına geliyor; eskiden hâkim bir günden başlayan bir ceza verebilirken artık taban üç ay.

İkinci fıkrada, hamile eşini veya kendisinden gebe kalmış kadını çaresiz durumda terk eden kişi için öngörülen üç aydan bir yıla kadar hapis cezası, altı aydan iki yıla yükseltildi. Üçüncü fıkrada ise özen noksanlığı nedeniyle çocuğunun ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ebeveyn için öngörülen üç aydan bir yıla kadar hapis cezası, bir yıldan üç yıla çıkarıldı.

Çocuk Ağır Suç İşlerse Ebeveynin Cezası Artıyor

Maddeye eklenen dördüncü fıkra iki yönlü bir sonuç doğuruyor. Birinci ve üçüncü fıkrada tanımlanan fiiller nedeniyle çocuk kasten öldürme (TCK m.81, 82) veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m.87, fıkra 2 ve 4) suçunu işlerse, faile verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılıyor. Ayrıca bu hâlde şikâyet aranmıyor.

Şikâyet şartının kalkması usul bakımından belirleyici. Birinci fıkradaki suç normalde şikâyete bağlı, yani mağdurun altı aylık süre içinde şikâyette bulunması gerekiyor. Dördüncü fıkra devreye girdiğinde savcılık resen soruşturma başlatabiliyor; ihmalin mağduru olan çocuğun ya da diğer ebeveynin şikâyetçi olup olmadığına bakılmıyor.

Artırım oranındaki aralık geniş: yarısından iki katına kadar. Üçüncü fıkradan bir yıldan üç yıla kadar ceza alan bir ebeveyn, dördüncü fıkra uygulandığında teorik olarak bir buçuk yıldan dokuz yıla kadar bir aralıkla karşılaşabiliyor. Bu hesap dosyanın somut verilerine, artırım oranının nasıl belirlendiğine ve varsa indirim sebeplerine göre değişir.

Sorumluluğun Sınırı Nerede?

Dördüncü fıkra bir nedensellik bağı arıyor. Metinde birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle ifadesi geçiyor; yani ebeveynin ihmali ile çocuğun işlediği suç arasında bağlantı kurulması gerekiyor. Her çocuk suçunda ebeveynin otomatik biçimde cezalandırılması gündeme gelmez.

Bu ayrım suçun şahsiliği ilkesi bakımından önemli. Anayasa’nın 38. maddesi ceza sorumluluğunun şahsî olduğunu söylüyor; kimse başkasının fiilinden dolayı cezalandırılamaz. Dördüncü fıkra, ebeveyni çocuğun fiilinden değil, kendi ihmalinden sorumlu tutuyor ve ihmalin sonucunu ağırlaştırıcı sebep sayıyor. Bu kurgunun anayasal denetimde nasıl değerlendirileceği henüz bilinmiyor.

Uygulamada asıl tartışma, ihmalin ispatında çıkacak. Velayet hakkı fiilen kullanılamıyorsa, çocuk uzun süredir başka bir yerde yaşıyorsa ya da ebeveyn kendisi koruma altındaysa üçüncü fıkradaki özen noksanlığının varlığı tartışılır hâle gelir. Bu değerlendirme dosyaya özgüdür ve sosyal inceleme raporundaki tespitlerle doğrudan bağlantılıdır.

Silahın İhmalle Muhafazası Artık Müstakil Suç

Kanunun 1. maddesi, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a 13. maddesinden sonra gelmek üzere 13/A maddesini ekledi. Yeni hüküm, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişiyi cezalandırıyor.

Öngörülen ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis. Madde bir tâli norm kaydı taşıyor: fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bu ceza uygulanıyor. Yani çocuk silahla adam öldürürse ve silah sahibinin sorumluluğu taksirle öldürme kapsamına girerse, daha ağır olan hüküm devreye giriyor.

Suçun oluşması için çocuğun silahı kullanması aranmıyor. Metin, çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişiden söz ediyor; ele geçirme yeterli. Ruhsatlı bir tabancayı kilitsiz çekmecede bırakmak, mermileri silahın yanında tutmak ya da kasanın şifresini çocuğun bildiği bir yerde saklamak bu kapsamda değerlendirilebilir.

Dikkat ve özen yükümlülüğünün ölçüsü metinde tanımlanmamış. Bu, her olayda somut olarak değerlendirilecek bir konu; silahın türü, evdeki çocuğun yaşı, muhafaza yöntemi ve ruhsat mevzuatındaki saklama kurallarına uyulup uyulmadığı birlikte değerlendirilir. Yerleşik bir ölçüt oluşana kadar bu alanda öngörülebilirlik sınırlı kalacak.

Bıçak ve Kesici Alet Satışına Getirilen Yasak

Kanunun 8. maddesi, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na amaç dışı bıçak taşıma başlıklı 43/C maddesini ekledi. Düzenleme, 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletleri hedef alıyor ve iki ayrı yasak koyuyor. Yaptırımın dayandığı usulü, yani idari para cezasının nasıl uygulandığını ayrı bir yazıda ayrıntılı biçimde açıkladım.

Birinci yasak satış yerine ilişkin. Bu aletlerin, 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun’a göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi yasak. İkinci yasak yaşa ilişkin: onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması, çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması yasak.

İdari Para Cezaları ve Elkoyma

Yasağa uymayan kişiye beşbin Türk Lirası idari para cezası veriliyor. Kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı ya da nitelik bakımından vahim olması hâlinde ceza onbin Türk Lirası’na çıkıyor. Ayrıca kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlu yetkili makamlara bildirim yapmazsa, ona da ayrıca beşbin Türk Lirası idari para cezası kesiliyor.

Yaptırım para cezasıyla sınırlı değil. Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar veriliyor. Karar mercileri ayrılmış durumda: idari para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine ise mülkî amir karar veriyor.

Onbeş Yaşını Doldurmamış Çocukta Farklı Usul

Kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında para cezası yolu işletilmiyor. Bu durumda çocuğun üstün yararı gözetilerek, mülkî amir tarafından çocuk hâkiminden 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi talep ediliyor.

Bu ayrım, kanunun bütününe hâkim olan yaklaşımın somut bir örneği: küçük yaştaki çocuk için yaptırım değil tedbir. Onbeş yaşını doldurmuş çocuk bakımından ise metin bir istisna öngörmüyor; genel kabahat rejimi uygulanıyor.

İnternet Satışları ve Meslek İstisnası

Madde hükümleri internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanıyor. Yani çevrim içi bir platform üzerinden onsekiz yaşından küçük birine bıçak satılması da kabahat oluşturuyor. Bu, yaş doğrulaması yapmayan satıcılar bakımından yeni bir uyum yükümlülüğü anlamına geliyor.

Buna karşılık madde geniş bir istisna içeriyor. Bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi değil. Aşçılık öğrencisinin okul mutfağındaki bıçağı, kasap çırağının işyerindeki aleti bu kapsamda.

İstisnanın iki sınırı var: icra yeri ve icra eden kişi. Aynı bıçağın işyeri dışında taşınması istisnadan yararlanmaz. Bu nedenle mesleki eğitim gören çocukların alet taşıma güzergâhı pratikte sorun çıkarabilir; kanun bu konuda ayrı bir düzenleme yapmamış.

1 Aralık 2026 Öncesi ve Sonrası

43/C maddesi, kanunun diğer hükümlerinden farklı olarak 1/12/2026 tarihinde yürürlüğe giriyor. Bu tarihten önce işlenen fiiller bakımından bu madde uyarınca idari para cezası verilemez, mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilemez.

Geçiş dönemi satıcılar için hazırlık süresi anlamına geliyor: ruhsat durumunun kontrolü, yaş doğrulama sisteminin kurulması, personelin bildirim yükümlülüğü konusunda bilgilendirilmesi. 1 Aralık 2026’dan sonra kesilen bir idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru yolu açık; başvuru süresi Kabahatler Kanunu’ndaki genel usule tabidir.

İnfaz Rejimi: Çocuk Eğitimevi ve Kapalı Kurum Dengesi

Kanunun 5, 6 ve 7. maddeleri 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da değişiklik yaptı. Değişiklikler çocuk hükümlülerin nerede, hangi usulle ve ne kadar süreyle barındırılacağını yeniden düzenliyor. Bu bölüm haber metinlerinde en çok yanlış aktarılan kısım; eğitimevi uygulamasının kaldırıldığı yönündeki aktarımlar metne uymuyor.

Beşinci madde ile 11. maddedeki çocuk tutukluların ibaresi çocuk hükümlülerin veya tutukluların şeklinde değiştirildi ve ikinci fıkraya suç türleri ibaresi eklendi. Böylece ayrı barındırma ölçütlerine suç türü de girdi; aynı kurumda farklı suç gruplarındaki çocukların ayrıştırılması mümkün hâle geldi.

Eğitimevine Ayırma Kararı Nasıl Veriliyor?

Altıncı madde ile 15. maddenin üçüncü fıkrası yeniden yazıldı. Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına, idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda karar veriliyor.

Kurulun bileşimi genişletildi. Değerlendirmeye psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen ve Türkiye Barolar Birliği’nin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi en az bir uzman görevlinin katılması gerekiyor. Avukatın kurula girmesi, kararın hukuki denetime açılması bakımından yeni bir imkân.

Olumsuz değerlendirilen çocuk için bir güvence de var: tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemiyor. Yani bir çocuk süresiz biçimde kapalı kurumda bırakılamaz, en geç altı ayda bir yeniden ele alınmak zorunda.

Doğrudan Eğitimevine Alınma Şartları

Maddeye eklenen dördüncü fıkra, iki hâlde cezanın doğrudan çocuk eğitimevinde yerine getirilmesini öngörüyor. Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar ile taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar bu kapsamda.

Toplam ifadesi önemli. Birden fazla dosyadan gelen cezalar ayrı ayrı değil, toplam olarak değerlendiriliyor. Üç yıl sınırını aşan bir toplam ceza, doğrudan eğitimevine alınma imkânını ortadan kaldırıyor; bu durumda çocuk kapalı kurumdan başlıyor ve eğitimevine geçiş üç aylık değerlendirme usulüne bağlı hâle geliyor.

Kapalı Kuruma Geri Gönderme

Beşinci fıkra, eğitimevindeki çocuğun kapalı kuruma gönderilmesini iki başlıkta düzenliyor. Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade ya da odaya kapatma disiplin cezası alıp bu cezası kesinleşmiş olanlar bu kapsamda.

İkinci başlıkta bir genişletme var: asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar da kapalı kuruma gönderilebiliyor. Kararı idare ve gözlem kurulu veriyor. Kesinleşmemiş disiplin cezasına dayanan bu yetkinin sınırları, usul güvenceleri bakımından tartışmaya açık bir alan.

Koşullu Salıverilmede Bir Günün İki Gün Sayılması

Kanunun 7. maddesi, 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin beşinci fıkrasını değiştirdi. Yeni hükme göre koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınıyor. Bu, küçük yaşta infaza başlayan çocuklar için belirgin bir kazanım. Koşullu salıverilmeden ayrı bir kurum olan cezanın infazının ertelenmesi ise kendi şartlarına tabi ve o kurumu ayrı bir yazıda inceledim.

Kural mutlak değil, istisnaları metinde sayılmış. Türk Ceza Kanunu’nun kasten öldürme suçları (m.81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (m.102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (m.188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (m.220) bu kapsam dışında. Bu suçlarda iki kat sayım uygulanmıyor.

Somut Bir Hesap Örneği

Bir çocuğun onüç yaşında infaz kurumuna girdiğini ve onbeş yaşını doldurduğunda kurumda iki yıl geçirmiş olduğunu varsayalım. İstisna kapsamındaki suçlardan biri yoksa, bu iki yıl koşullu salıverilme hesabında dört yıl olarak dikkate alınır. Onbeş yaşından sonra geçen süre ise normal biçimde, bir gün bir gün sayılır.

Sayımın yalnızca koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasına ilişkin olduğu gözden kaçmamalı. Hükmedilen ceza miktarı değişmiyor, denetimli serbestlik hükümleri ayrıca değerlendiriliyor ve iki kat sayım infaz kurumunda geçen süreye bağlı; kurum dışında geçen süre bu hesaba girmiyor. Bu hesap dosyanın kendi verilerine, mahkûmiyetin türüne ve infaza başlama tarihine göre değişir; kendi durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Sosyal İnceleme Raporu Artık Zorunlu

Kanunun 13. maddesi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesini değiştirerek onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmasını zorunlu hâle getirdi. Eski düzenlemede sosyal inceleme hâkimin takdirine bağlıydı ve uygulamada sıklıkla atlanıyordu. Yeni metinde bu grup bakımından takdir kalmadı.

Zorunluluğun yaptırımı 4. maddede kuruldu. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (e) bendi uyarınca, onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianame mahkemece iade ediliyor. Bu, usul hukuku bakımından güçlü bir güvence.

İddianamenin İadesi Ne Anlama Geliyor?

İddianamenin iadesi, dosyanın soruşturma evresine dönmesi demek. Mahkeme iade kararı verdiğinde savcılık eksikliği gidermek zorunda; sosyal inceleme yaptırılmadan yeniden iddianame düzenlenemez. Bu mekanizma, raporun bir formalite olmaktan çıkıp dosyanın kurucu unsuru hâline gelmesini sağlıyor.

Savunma açısından pratik sonuç şu: onbeş yaşını doldurmamış bir çocuk hakkında açılan davada dosyada sosyal inceleme raporu yoksa, iddianamenin iadesi talep edilebilir. Bu itirazın kovuşturma evresinin başında ileri sürülmesi gerekir; ilerleyen aşamalarda aynı eksiklik farklı bir hukuki zeminde tartışılmak zorunda kalır.

Sosyal İnceleme Raporu ile Adli Tıp Raporu Aynı Şey Değil

İki rapor sık sık karıştırılıyor. Sosyal inceleme raporu, çocuğun yaşadığı çevreyi, aile ilişkilerini, eğitim durumunu ve gelişim özelliklerini sosyal çalışma görevlisi eliyle ortaya koyar. Adli tıp raporu ise TCK 31/2 kapsamında algılama yeteneğinin ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını tıbbi olarak değerlendirir.

Biri diğerinin yerine geçmez. Oniki-onbeş yaş grubunda kusur yeteneğinin tespiti için tıbbi değerlendirme gerekirken, tedbirin belirlenmesi ve cezanın bireyselleştirilmesi için sosyal inceleme gerekir. 7593 sayılı Kanun yalnızca sosyal incelemeyi zorunlu kıldı; adli tıp değerlendirmesine ilişkin usul değişmedi.

Çocuk Koruma Kanunu ile Gelen Yönlendirme Tedbirleri

Kanunun 9. maddesi, 5395 sayılı Kanun’a yönlendirme tedbirleri başlıklı 5/A maddesini ekledi. Bu tedbirler, ceza sorumluluğu bulunmayan adli süreçteki çocuklar için öngörülmüş. Amaç, ceza verilemeyen durumlarda çocuğun tamamen sistem dışında kalmasını önlemek ve cezalandırma yerine geçen yapılandırılmış bir müdahale sunmak. Tedbirler hâkim kararıyla uygulanır.

Beş tedbir türü sayılmış. Her biri farklı bir ihtiyaca karşılık geliyor ve süre bakımından ayrı ölçülere tabi. Tedbirlerin ortak özelliği, çocuğu bir kuruma kapatmak yerine belirli bir faaliyete yönlendirmesi.

5395 sayılı Kanun m.5/A kapsamındaki yönlendirme tedbirleri
Tedbir İçerik Süre
Sosyal ve topluma hizmet Spor kulüpleri ve gençlik merkezlerinde çalışma 20 saatten 300 saate kadar
Dijital risklerden korunma Cihaz ve erişim denetimi; BTK ile Siber Güvenlik Başkanlığı aracılığıyla 3 aydan az, 2 yıldan fazla olmamak üzere
Kütüphane ve okuma Kültür Bakanlığı koordinasyonunda kütüphanelerde çalışma 20 saatten 300 saate kadar
Çevreye saygı Çevre temizliği ve bakım çalışması 20 saatten 300 saate kadar
Bağımlılıkla mücadele Tütün, alkol, uyuşturucu, kumar ve davranışsal bağımlılık programları Program türüne göre belirlenir
Yönlendirme tedbirleri - Ceza sorumluluğu bulunmayan adli süreçteki çocuklar için
5395 sayılı Kanun m.5/A ile getirilen beş yönlendirme tedbiri ve öngörülen süreler.

Dijital Tedbirin Kapsamı

Beş tedbir arasında en yeni olanı dijital risklerden korunma. Metin, üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere bir süre öngörüyor ve uygulamanın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı aracılığıyla yürütülmesini düzenliyor.

Tedbirin teknik uygulaması henüz netleşmedi. Cihaz denetiminin hangi yöntemle yapılacağı, hangi platformlara erişimin sınırlanacağı ve velinin bu süreçteki rolü ikincil düzenlemeye bırakılmış görünüyor. Bu nedenle tedbirin pratikte nasıl işleyeceğine dair kesin bir şey söylemek şu aşamada mümkün değil.

Saat Bazlı Tedbirlerde Ortak Ölçü

Sosyal hizmet, kütüphane ve çevre tedbirlerinin üçü de yirmi saatten üç yüz saate kadar bir aralıkta belirleniyor. Aralığın genişliği hâkime bireyselleştirme imkânı veriyor; fiilin ağırlığı, çocuğun yaşı, okul takvimi ve ailenin durumu birlikte değerlendirilebilir.

Üç yüz saatlik üst sınır pratikte dikkat gerektiriyor. Haftalık birkaç saatlik bir program üzerinden hesaplandığında üst sınır, aylara yayılan uzun bir takvim anlamına gelir. Tedbirin çocuğun eğitim hayatını aksatmayacak biçimde planlanması, uygulamada kurumlar arası koordinasyonun en zorlayıcı kısmı olacak.

Ruh Sağlığı ve Bağımlılıkta Acil Koruma Usulü

Kanunun 10. maddesi, 5395 sayılı Kanun’un 9. maddesine yeni fıkralar ekleyerek acil koruma usulü kurdu. Düzenleme, ruh sağlığı sorunu, bağımlılık veya bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi ya da çevresi bakımından ciddi tehlike oluşturan çocuklar için hızlandırılmış bir karar mekanizması öngörüyor ve sağlık kuruluşuna bildirim yükümlülüğü getiriyor. Ruh sağlığı başlığının aile hukukundaki karşılığını, velayet davasında ebeveynin ruh sağlığı yazısında ayrıca ele aldım.

İki süre belirleyici. Sağlık kuruluşunun durumu bildirmesi için yirmi dört saat, hâkimin karar vermesi için kırk sekiz saat öngörülmüş. Bu süreler, tedbirin gecikmesinden doğan zararı önlemeyi amaçlıyor.

Acil koruma usulünde süreler - Tespit
Acil koruma usulünde öngörülen yirmi dört ve kırk sekiz saatlik süreler.

Usulün uygulama alanı dar tutulmuş: her ruh sağlığı sorunu değil, ciddi tehlike oluşturan hâller kapsamda. Bu ölçütün nasıl somutlaşacağı hekim raporunun içeriğine bağlı olacak. Ailenin bu süreçte dinlenip dinlenmeyeceği ve karara karşı hangi başvuru yolunun işletileceği metinde ayrıntılı düzenlenmemiş.

HAGB ile Yönlendirme Tedbirinin Birlikte Uygulanması

Kanunun 12. maddesi, 5395 sayılı Kanun’un 23. maddesine eklemeler yaptı. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte yönlendirme tedbiri uygulanabilmesinin yolu açıldı; ayrıca zararın az olması hâlinde giderim şartının aranmayabileceği düzenlendi. Her iki değişiklik de çocuğun bu kurumdan yararlanmasını kolaylaştırmayı amaçlıyor.

İkinci değişiklik pratikte önemli. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için kural olarak zararın giderilmesi aranıyor. Maddi durumu elverişsiz bir ailede bu şart, çocuğun bu kurumdan yararlanmasının önünde fiilî bir engeldi. Zararın az olduğu hâllerde giderim şartının aranmaması bu engeli kısmen kaldırıyor.

Az olma ölçüsü metinde rakamla belirlenmemiş. Bu, hâkimin somut olaya göre değerlendireceği bir konu ve uygulamada farklılık doğurması muhtemel. Mahkemeler arasında ölçü birliği oluşana kadar bu noktada öngörülebilirlik sınırlı kalacak.

Tedbire Aykırılık ve Disiplin Hapsi

Kanunun 14. maddesi, 5395 sayılı Kanun’un 45. maddesine koordinasyon ve yaptırım hükümleri ekledi. Tedbirlerin yerine getirilmesinde merkezî koordinasyon Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yerel koordinasyon ise vali ve kaymakamlar eliyle sağlanıyor. Böylece tedbirin uygulanmasından sorumlu makam ilk kez açıkça gösterilmiş oldu.

Yaptırım tarafında üç günden on güne kadar disiplin hapsi öngörülmüş. Disiplin hapsi, ceza mahkûmiyeti değil; adli sicile işlemez ve tekerrüre esas alınmaz. Bununla birlikte özgürlüğü bağlayıcı bir yaptırım olduğu için, kararın kime yöneleceği ve hangi usulle verileceği önemli. Sicile işleyen mahkûmiyetler bakımından adli sicil kaydının silinmesi usulünü ve dilekçe içeriğini ayrı bir yazıda anlattım.

Metnin ayrıntısı ikincil düzenlemeye bırakılmış görünüyor. Tedbire aykırılığın çocuğa mı yoksa tedbirin yerine getirilmesinden sorumlu kişiye mi isnat edileceği, uygulamanın en çok tartışılacak noktalarından biri olacak.

Kusur Yeteneği, Yaş Tespiti ve İspat

Çocuk ceza hukukunda cezanın miktarından önce gelen soru, çocuğun kusur yeteneğinin bulunup bulunmadığı. 7593 sayılı Kanun bu alanda bir değişiklik yapmadı; ancak artırılan ceza aralıkları, kusur yeteneği tartışmasının önemini büyüttü. Oniki-onbeş yaş grubunda verilecek karar artık daha ağır sonuçlara bağlanıyor.

Kusur yeteneği iki ayrı unsurdan oluşuyor: işlenen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ile davranışlarını yönlendirme yeteneği. İkisinden birinin yeterince gelişmemiş olması ceza sorumluluğunu ortadan kaldırıyor. Bu değerlendirme hukuki değil, tıbbi ve psikososyal bir tespit gerektiriyor.

Yaşın Tespitinde Şüphe

Yaş, ceza sorumluluğunun eşiği olduğu için tespiti kritik. Nüfus kaydı esas alınır; kayıt yoksa ya da kayda itiraz varsa kemik yaşı incelemesi gibi yöntemlere başvurulur. Bu incelemeler bir aralık verir, kesin bir tarih vermez.

Aralık verilmesi hâlinde çocuk lehine yorum yapılması gerektiği yerleşik bir yaklaşım. Onbir ile onüç arasında bir sonuç veren rapor, çocuğun oniki yaşını doldurmadığı yönünde değerlendirilmelidir; çünkü şüpheden sanık yararlanır ilkesi burada da geçerli. 7593 sayılı Kanun ile eşiklerin sonuçları ağırlaştığı için bu ilkenin uygulanması daha da önem kazandı.

Çocuk Koruma Kanunu Kapsamında Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler

Yönlendirme tedbirleri, 5395 sayılı Kanun’daki mevcut tedbir sisteminin yerini almadı; yanına eklendi. Koruyucu ve destekleyici tedbirler danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma başlıkları altında uygulanmaya devam ediyor. Yeni tedbirler bunlarla birlikte veya bunlardan bağımsız olarak verilebiliyor; hâkim somut olaya göre hangi kombinasyonun uygun olduğunu belirliyor.

İki grup arasındaki fark amaçlarında. Koruyucu ve destekleyici tedbirler çocuğun korunma ihtiyacına odaklanır ve suç şartı aranmaz; herhangi bir çocuk için uygulanabilir. Yönlendirme tedbirleri ise adli süreçte bulunan ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklara özgü, yapısı gereği fiile bağlı bir müdahale.

Kararı çocuk hâkimi veriyor. Tedbirin türü ve süresi belirlenirken çocuğun üstün yararı ölçütü esas alınıyor. Bu ölçüt Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kaynaklı ve iç hukukta bağlayıcı; hâkimin tedbir seçiminde bu ölçüte aykırı bir tercih yapması denetime tabidir. Aynı ölçütün aile hukukundaki karşılığını, yani çocuğun üstün yararı ilkesi ve velayet ilişkisini ayrı bir yazıda değerlendirdim.

Değişiklikler Derdest Dosyalara Uygulanır mı?

Bu soru, kanunun yayımından sonra en çok sorulan konu ve cevabı hükümden hükme değişiyor. Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesindeki lehe kanun ilkesi gereği, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ağırlaştırıcı hükümler geçmişe uygulanmaz; lehe olan hükümler ise uygulanır. Bu nedenle her hükmün ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu ilke uyarınca TCK 31 ve TCK 233’teki ceza artışları, 18 Ağustos 2026 tarihinden önce işlenen fiiller bakımından uygulanamaz. O dosyalarda eski aralıklar geçerliliğini korur. Aynı şekilde 6136 sayılı Kanun m.13/A ile getirilen yeni suç, bu tarihten önceki fiiller için suç oluşturmaz; kanunilik ilkesi buna engeldir.

Bıçak satışına ilişkin 43/C maddesi bakımından eşik daha da ileride: 1 Aralık 2026. Bu tarihten önce gerçekleşen satış veya taşıma fiilleri kabahat oluşturmaz. Yeni bir yaptırım getiren hükümlerin geriye yürümemesi kuralı kabahatler bakımından da geçerli.

Hükümlerin zaman bakımından uygulanması
Hüküm Niteliği Eski fiillere uygulanır mı?
TCK 31 ceza aralıklarının artırılması Aleyhe Hayır
TCK 31/4 indirimin uygulanmaması Aleyhe Hayır
TCK 233 ceza artışları Aleyhe Hayır
6136 m.13/A yeni suç Yeni suç Hayır
Kabahatler Kanunu m.43/C Yeni kabahat Hayır, 1/12/2026 sonrası
Koşullu salıverilmede iki kat sayım Lehe, infaz hükmü Evet
Sosyal inceleme zorunluluğu Usul hükmü Derhal uygulanır

Tablodaki değerlendirme genel ilkelere dayanıyor. Hükümlerin niteliğine ilişkin tartışmalar özellikle infaz ve usul hükümlerinde ortaya çıkabilir; bu konuda henüz yerleşik bir uygulama oluşmadı. Devam eden bir dosyada hangi hükmün geçerli olduğu, suç tarihine ve dosyanın bulunduğu aşamaya göre ayrı ayrı incelenmelidir.

Anayasal ve Uluslararası Çerçeve

Değişikliğin en çok eleştirilen yönü, yaş indiriminin takdire bağlanması. Eleştirinin dayanağı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 37. ve 40. maddeleri. Sözleşme, çocuklara özgü bir adalet sistemi kurulmasını ve özgürlükten yoksun bırakmanın son çare olarak, mümkün olan en kısa süreyle uygulanmasını öngörüyor.

Karşı görüş, takdir yetkisinin mutlak olmadığını ve dört ölçütle sınırlandığını vurguluyor. Bu yaklaşıma göre hâkim, çocuğun bireysel durumunu değerlendirerek karar verdiği için bireyselleştirme ilkesi korunuyor; otomatik indirim ise her olayı aynı kefeye koyuyordu.

Anayasa’nın 38. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsîliği ilkesi bakımından tartışma esas olarak TCK 233’e eklenen fıkra üzerinde yoğunlaşıyor. Ebeveynin kendi ihmalinden sorumlu tutulduğu savunulabilir; buna karşılık artırımın çocuğun fiiline bağlanması, sorumluluğun dolaylı biçimde başkasının eylemine bağlandığı eleştirisini doğuruyor. Bu tartışmanın nasıl sonuçlanacağı bugün için açık değil.

Medeni Hukukta Sınırlı Ehliyetsizlik ile Ceza Sorumluluğu Farkı

Karışan bir konu: bir çocuğun sözleşme yapamaması ile ceza alması ayrı rejimlere tabi. Medeni hukukta ayırt etme gücüne sahip küçük sınırlı ehliyetsizdir; kural olarak yasal temsilcisinin rızası olmadan borç altına giremez. Bu kural onsekiz yaşına kadar sürer ve ceza sorumluluğundaki kademeli eşiklerle hiçbir bağlantısı yoktur.

Ceza hukukunda ise eşik farklı ve kademeli. Oniki yaşından küçük çocuk için sorumluluk hiç yok; oniki-onbeş arası kusur yeteneğine bağlı; onbeş-onsekiz arası sorumluluk var ama indirimli. Bir çocuğun bir taşınmazı satamıyor olması, aynı çocuğun işlediği fiilden ceza sorumluluğu doğmasına engel değil.

Ayrım tazminat bakımından da önemli. Çocuğun haksız fiilinden doğan tazminat sorumluluğu ayrı bir değerlendirmeye tabi ve ebeveynin gözetim yükümlülüğü bu alanda da gündeme gelir. Ceza dosyasındaki sonuç, hukuk davasındaki sonucu doğrudan belirlemez.

Dilekçede Nelerin Bulunması Gerekir?

Aşağıdaki başlıklar doldurulacak matbu form değil; 7593 sayılı Kanun sonrasında bir çocuk dosyasında hangi taleplerin hangi dayanakla ileri sürüldüğünü gösteren iskeletlerdir. Çocuk ceza yargılamasında müdafi ile temsil kural olarak zorunludur; dilekçelerin içeriği, zamanlaması ve verileceği merci müdafi tarafından belirlenir. Liste, dosyada nelerin bulunması gerektiğini takip edebilmek için hazırlandı.

Sosyal inceleme raporu talebi

7593 sayılı Kanun, onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmasını zorunlu kıldı ve bu zorunluluğu iddianamenin iadesi sebebine bağladı. Talep, soruşturma aşamasında raporun aldırılmasına, dava açılmışsa iddianamenin iadesine yönelir.

  • Verileceği makam: soruşturma aşamasında ilgili Cumhuriyet başsavcılığı, dava açılmışsa dosyanın görüldüğü çocuk mahkemesi ya da çocuk ağır ceza mahkemesi.
  • Dosya bilgisi: soruşturma veya esas numarası, çocuğun kimlik bilgileri, doğum tarihi ve iddianamede gösterilen suç tarihi.
  • Dayanak madde: 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.35 ve Ceza Muhakemesi Kanunu m.174/1-(e).
  • Talebin konusu: sosyal inceleme yaptırılması; rapor alınmadan iddianame düzenlenmişse iddianamenin iadesi.
  • Dayanak olgular: çocuğun suç tarihinde onbeş yaşını doldurmadığının nüfus kaydı üzerinden gösterilmesi ve dosya dizininde sosyal inceleme raporunun bulunmadığının belirtilmesi.
  • Ekler: nüfus kayıt örneği, varsa okul ve rehberlik servisi kayıtları, sağlık raporları, müdafi görevlendirme yazısı ya da vekâletname.

Lehe kanun uygulaması talebi

Ceza artışlarının geçmişe uygulanmaması, suç tarihinin dosyada tartışmasız biçimde ortaya konmasına bağlı. Talep, suç tarihi 18 Ağustos 2026 öncesine düşen dosyalarda eski ceza aralıklarının esas alınmasını konu edinir.

  • Verileceği makam: yargılama sürüyorsa dosyanın görüldüğü mahkeme; hüküm kurulmuşsa kanun yolu dilekçesi içinde ilgili merci.
  • Dosya bilgisi: esas numarası, hüküm varsa karar numarası, suç tarihi ve iddianamedeki hukuki nitelendirme.
  • Dayanak madde: Türk Ceza Kanunu m.7, özellikle lehe olan hükmün uygulanmasını düzenleyen ikinci fıkra.
  • Talebin konusu: suç tarihi 18 Ağustos 2026 öncesine düşen fiillerde TCK 31 ve TCK 233’ün eski ceza aralıklarının uygulanması; aynı tarihten önceki fiiller bakımından 6136 sayılı Kanun m.13/A’nın uygulanmaması.
  • Dayanak olgular: suç tarihinin tutanak, kamera kaydı, olay yeri inceleme raporu ya da ifade tutanakları gösterilerek sabitlenmesi ve bu tarihin yürürlük tarihiyle karşılaştırılması.
  • Ekler: suç tarihini gösteren belge örnekleri, eski ve yeni metnin karşılaştırmalı dökümü, varsa ceza hesabına ilişkin tablo.

Çocuk eğitimevine ayrılma talebi

Çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılma, idare ve gözlem kurulunun en geç üç ayda bir yaptığı değerlendirmeye bağlı. Talep, bu değerlendirmeye esas olacak olguların kurula sunulmasını ve olumsuz karar hâlinde denetimin işletilmesini amaçlar.

  • Verileceği makam: cezanın infaz edildiği kurumun idare ve gözlem kurulu; kurul kararına karşı infaz hâkimliği.
  • Dosya bilgisi: hükümlü numarası, ilamı veren mahkeme ile karar numarası, toplam ceza miktarı ve infaza başlama tarihi.
  • Dayanak madde: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.15.
  • Talebin konusu: çocuk eğitimevine ayrılma; doğrudan eğitimevinde infaz şartları varsa cezanın baştan eğitimevinde yerine getirilmesi.
  • Dayanak olgular: eğitim ve kurs katılımı, çalışma durumu, disiplin kaydı, aile görüşlerinin sürekliliği; önceki değerlendirme olumsuzsa yeniden değerlendirme süresinin altı ayı aşmadığı.
  • Ekler: eğitim ve kurs belgeleri, disiplin kaydı dökümü, psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı görüşleri, varsa önceki kurul kararının örneği.

Ailelere Yönelik Pratik Kontrol Listesi

Değişikliklerin bir kısmı doğrudan ev içindeki pratiklere bakıyor. Aşağıdaki başlıklar, kanun metninden çıkan somut yükümlülüklerin gündelik karşılığı. Liste hukuki tavsiye değil, evde ve okulda dikkat edilmesi gereken noktaların özeti; her başlık yukarıda ayrıntılı biçimde açıklanan bir düzenlemeye dayanıyor ve ilgili madde numarasıyla birlikte verildi.

  • Ateşli silah: Ruhsatlı silah çocuğun erişemeyeceği biçimde muhafaza edilmeli. Kilitli kasa, mermilerin ayrı saklanması ve şifrenin paylaşılmaması esas. İhmal, 6136 m.13/A kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası doğurabilir.
  • Kesici alet: 1 Aralık 2026’dan itibaren onsekiz yaşından küçüklere bıçak satışı ve çocuk tarafından taşınması yasak. Çevrim içi alışverişte yaş doğrulaması yapılmayan satıcılardan alınan ürünler risk oluşturur.
  • Dijital ortam: Yönlendirme tedbirleri arasında cihaz ve erişim denetimi bulunuyor. Çocuğun çevrim içi etkinliği, bir adli süreç doğduğunda tedbirin türünü ve süresini etkileyebilir.
  • Bakım ve gözetim: TCK 233 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali, çocuğun ağır bir suç işlemesi hâlinde şikâyet aranmaksızın soruşturulabiliyor ve ceza artırılabiliyor.
  • Sosyal inceleme: Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında açılan davada sosyal inceleme raporu yoksa iddianamenin iadesi gündeme gelir. Dosyada raporun bulunup bulunmadığı erken aşamada kontrol edilmeli.

Değerlendirme

7593 sayılı Kanun, çocuk ceza hukukunda iki yönlü bir hareket yapıyor. Bir yandan ağır suçlarda cezayı sertleştiriyor ve yaş indirimini takdire bağlıyor; diğer yandan ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için yapılandırılmış tedbirler kuruyor, sosyal incelemeyi zorunlu hâle getiriyor ve küçük yaşta infaz edilen sürede iki kat sayım getiriyor.

Metnin başarısı büyük ölçüde uygulamaya bağlı olacak. Yönlendirme tedbirlerinin işlemesi için spor kulüpleri, kütüphaneler, belediyeler ve sağlık kuruluşları arasında çalışan bir koordinasyon gerekiyor. Dijital tedbirin teknik altyapısı henüz kurulmuş değil. Bu altyapı oluşmazsa tedbirler kâğıt üzerinde kalır.

Hukuki tarafta belirsizlikler açık: TCK 31’e eklenen dördüncü fıkranın denetim ölçüsü, TCK 233’teki artırımın anayasal değerlendirmesi, disiplin hapsinin muhatabı ve zararın az olması ölçütü. Bu başlıkların hepsi ilk kararlarla ve üst mahkeme denetimiyle şekillenecek; bugünden kesin bir yön söylemek doğru olmaz.

Bu değişikliklerden etkilenen bir dosyanız varsa, suç tarihinin 18 Ağustos 2026 öncesine mi sonrasına mı düştüğü ve dosyada sosyal inceleme raporunun bulunup bulunmadığı ilk bakılacak iki nokta. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar; somut durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

75 Soruda 7593 Sayılı Kanun

Bu bölümde 7593 sayılı Kanun ile ilgili en sık sorulan soruları yanıtladım. Her cevabın ilk cümlesi doğrudan yanıt verir, ardından dayanağını oluşturan madde numarası belirtilir. Kanun yeni yürürlüğe girdiği için bazı başlıklarda yerleşik bir uygulama henüz oluşmamıştır; bu durumlarda kesinlik iddiasında bulunmak yerine tartışmanın çerçevesini aktardım.

1. 7593 sayılı Kanun ne zaman yürürlüğe girdi?
Kanun 18 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Tek istisna, Kabahatler Kanunu’na eklenen 43/C maddesidir; bu hüküm 1 Aralık 2026 tarihinde yürürlüğe girer.

2. Çocuk koruma kanunu değişikliği hangi kanunları kapsıyor?
Değişiklik altı kanunu kapsıyor. Bunlar 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’dur.

3. Kanunun tam adı ve numarası nedir?
Kanunun tam adı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, numarası 7593’tür. Kabul tarihi 8/8/2026, yayım tarihi 18 Ağustos 2026’dır. Dilekçe ve kararlarda bu künye kullanılmalıdır.

4. Suça sürüklenen çocuk ifadesi kaldırıldı mı?
Evet, kaldırıldı. Kanunun 15. maddesi mevzuatta yer alan suça sürüklenen çocuk ibaresini adli süreçteki çocuk olarak değiştirdi. Değişiklik damgalayıcı dilin tasfiyesini amaçlıyor.

5. Adli süreçteki çocuk ne demek?
Adli süreçteki çocuk, hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yürütülen onsekiz yaşından küçük kişiyi ifade eder. Terim, çocuğu suçla özdeşleştiren eski ifadenin yerine 7593 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle getirildi.

6. Terim değişikliği çocuğun cezasını etkiler mi?
Hayır, terim değişikliği ceza miktarını etkilemez. 15. maddedeki değişiklik yalnızca kullanılan ifadeye ilişkindir. Ceza miktarını etkileyen düzenlemeler TCK 31’de yapılan değişikliklerdir.

7. TCK 31’de ceza aralıkları ne kadar arttı?
Artış yaş grubuna göre değişiyor. TCK 31’in ikinci fıkrasında ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 12-15 yıl iken 13-18 yıla, üçüncü fıkrasında 18-24 yıl iken 19-27 yıla çıkarıldı.

8. 12 yaşından küçük çocuklara ceza verilebilir mi?
Hayır, verilemez. TCK 31’in birinci fıkrası fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmadığını düzenler ve bu hüküm 7593 sayılı Kanun ile değiştirilmedi.

9. 12 yaşından küçük çocuk hakkında hiçbir işlem yapılmaz mı?
İşlem yapılır, ancak ceza verilmez. Bu çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında koruyucu ve destekleyici tedbirler ile yeni eklenen 5/A maddesindeki yönlendirme tedbirleri uygulanabilir.

10. 12-15 yaş arası çocuklar otomatik olarak ceza alır mı?
Hayır, otomatik değildir. TCK 31’in ikinci fıkrası uyarınca çocuğun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmemişse ceza sorumluluğu bulunmaz.

11. 12-15 yaş grubunda ceza aralıkları ne oldu?
Ağırlaştırılmış müebbet karşılığı onüç yıldan onsekiz yıla, müebbet karşılığı on yıldan oniki yıla yükseltildi. Diğer suçlarda cezanın yarısı indirilir ve indirim sonrası üst sınır yedi yıldan dokuz yıla çıkarıldı.

12. 15-18 yaş grubunda ceza aralıkları ne oldu?
Ağırlaştırılmış müebbet karşılığı ondokuz yıldan yirmiyedi yıla, müebbet karşılığı onbeş yıldan onsekiz yıla yükseltildi. Diğer suçlarda üçte bir indirim korundu, üst sınır oniki yıldan onbeş yıla çıkarıldı.

13. Yaş indirimi artık uygulanmayabilir mi?
Evet, belirli suçlarda uygulanmayabilir. TCK 31’e eklenen dördüncü fıkra, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında hâkime indirimi uygulamama yetkisi tanıdı.

14. Yaş indiriminin kaldırılması hangi suçlarda mümkün?
Yalnızca kasten öldürme (TCK m.81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m.87, fıkra 2 ve 4) suçlarında mümkündür. Yağma, uyuşturucu ve cinsel suçlar bu fıkranın kapsamı dışındadır.

15. Hâkim indirimi hangi ölçütlere göre kaldırabilir?
Metinde dört ölçüt sayılmıştır: kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli, daha önceden kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm edilmiş olma. TCK 31’in dördüncü fıkrası bu hususlardan birinin ya da birkaçının göz önünde bulundurulmasını arar.

16. 12-15 yaş grubuna 15-18 yaş rejimi uygulanabilir mi?
Evet, uygulanabilir. TCK 31’in dördüncü fıkrası, ceza sorumluluğu bulunan oniki-onbeş yaş grubundaki çocuklar hakkında ikinci fıkra yerine üçüncü fıkra hükümlerinin uygulanabileceğini düzenler.

17. İndirimin uygulanmaması kararı gerekçelendirilmek zorunda mı?
Evet, gerekçe zorunludur. TCK 31’in dördüncü fıkrasında sayılan dört ölçütten hangisine dayanıldığının kararda gösterilmesi gerekir. Listede bulunmayan bir gerekçeye dayanmak denetime tabidir.

18. 15-18 yaş grubuna müebbet hapis verilebilecek mi?
Hayır, doğrudan müebbet hapis verilmez. Dördüncü fıkra uygulandığında üçüncü fıkradaki indirim yapılmaz; ancak TCK 31 çocuklar için süreli hapis rejimini korumaktadır.

19. Çocuğun işlediği suçtan anne baba ceza alır mı?
Belirli şartlarda alabilir. TCK 233’e eklenen dördüncü fıkra, bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali nedeniyle çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi hâlinde faile verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılmasını öngörür.

20. TCK 233’teki cezalar ne kadar arttı?
Üç fıkrada birden arttı. Birinci fıkradaki bir yıla kadar hapis cezası üç aydan iki yıla, ikinci fıkradaki üç aydan bir yıla ceza altı aydan iki yıla, üçüncü fıkradaki üç aydan bir yıla ceza bir yıldan üç yıla çıkarıldı.

21. TCK 233 suçu şikâyete bağlı mı?
Kural olarak şikâyete bağlıdır, ancak istisnası vardır. TCK 233’e eklenen dördüncü fıkra kapsamına giren hâllerde şikâyet aranmaz ve savcılık resen soruşturma başlatabilir.

22. Ebeveyn her çocuk suçunda cezalandırılır mı?
Hayır, cezalandırılmaz. TCK 233’ün dördüncü fıkrası birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle ifadesini kullanır; ebeveynin ihmali ile çocuğun işlediği suç arasında bağlantı kurulması gerekir.

23. Velayet hakkı olmayan ebeveyn sorumlu tutulabilir mi?
TCK 233’ün üçüncü fıkrası velayet hakları kaldırılmış olsa da uygulanabilen bir hüküm içerir. Sorumluluğun doğması için özen noksanlığının ve çocuğun ahlak, güvenlik veya sağlığının ağır şekilde tehlikeye sokulmasının bulunması gerekir.

24. Silahını çocuğundan saklamayan kişi suç işlemiş olur mu?
Evet, olur. 6136 sayılı Kanun’a eklenen 13/A maddesi, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı muhafazası suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişiyi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır.

25. Çocuğun silahı kullanması şart mı?
Hayır, şart değildir. 6136 sayılı Kanun m.13/A çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişiden söz eder; silahın ele geçirilmiş olması suçun oluşması için yeterlidir.

26. Silah suçunda daha ağır bir suç varsa ne olur?
Daha ağır cezayı gerektiren suç uygulanır. 6136 sayılı Kanun m.13/A, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde uygulanacağını açıkça belirtir.

27. Bıçak satışı yasağı ne zaman başlıyor?
1 Aralık 2026 tarihinde başlıyor. Kabahatler Kanunu’na eklenen 43/C maddesi, kanunun 16. maddesi uyarınca bu tarihte yürürlüğe girer.

28. 18 yaşından küçüklere bıçak satmak yasak mı?
Evet, yasaktır. Kabahatler Kanunu m.43/C, onsekiz yaşından küçük çocuklara satılmasını, çocuklar tarafından satın alınmasını veya taşınmasını yasaklar.

29. Bıçak yasağına uymayana ne ceza verilir?
Beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir. Kabahate konu aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması hâlinde ceza onbin Türk Lirası’na çıkar. Kabahatler Kanunu m.43/C bu tutarları düzenler.

30. Bildirim yapmayan işletmeciye ceza var mı?
Evet, vardır. Kabahatler Kanunu m.43/C uyarınca kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlu yetkili makamlara bildirim yapmazsa ayrıca beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

31. Bıçak yasağı internet satışlarını kapsıyor mu?
Evet, kapsıyor. Kabahatler Kanunu m.43/C, madde hükümlerinin internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanacağını açıkça düzenler.

32. Aşçı ya da kasap bu yasaktan etkilenir mi?
Hayır, meslek istisnası vardır. Kabahatler Kanunu m.43/C, bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılmasını madde kapsamı dışında bırakır.

33. Meslek istisnası aletin her yerde taşınmasını kapsar mı?
Hayır, kapsamaz. Kabahatler Kanunu m.43/C istisnayı icra yeri ve icra eden kişi ile sınırlar; alet işyeri dışında taşındığında istisnadan yararlanılamaz.

34. Bıçak kabahatinde el konulan eşya iade edilir mi?
Kural olarak iade edilmez. Kabahatler Kanunu m.43/C, kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verileceğini düzenler.

35. Bıçak kabahatinde kararı kim verir?
Yetki bölünmüştür. Kabahatler Kanunu m.43/C uyarınca idari para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine ise mülkî amir karar verir.

36. 15 yaşından küçük çocuğa bıçak kabahatinden para cezası kesilir mi?
Hayır, kesilmez. Kabahatler Kanunu m.43/C, onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında mülkî amirin çocuk hâkiminden koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirleri talep etmesini öngörür.

37. Yönlendirme tedbirleri nedir?
Yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu bulunmayan adli süreçteki çocuklara uygulanan yeni bir tedbir türüdür. 5395 sayılı Kanun’a eklenen 5/A maddesiyle getirildi ve beş tedbir içerir.

38. Yönlendirme tedbirleri kimlere uygulanır?
Ceza sorumluluğu bulunmayan adli süreçteki çocuklara uygulanır. 5395 sayılı Kanun m.5/A bu grubu hedefler; ceza sorumluluğu bulunan çocuklar için ceza rejimi geçerlidir.

39. Sosyal ve topluma hizmet tedbiri kaç saat sürer?
Yirmi saatten üç yüz saate kadar sürer. 5395 sayılı Kanun m.5/A, tedbirin spor kulüpleri ve gençlik merkezlerinde yerine getirilmesini öngörür.

40. Dijital risklerden korunma tedbiri ne kadar sürer?
Üç aydan az, iki yıldan fazla olmamak üzere belirlenir. 5395 sayılı Kanun m.5/A, uygulamanın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı aracılığıyla yürütülmesini düzenler.

41. Kütüphane tedbiri nasıl uygulanır?
Kültür Bakanlığı koordinasyonunda kütüphanelerde yirmi saatten üç yüz saate kadar çalışma şeklinde uygulanır. 5395 sayılı Kanun m.5/A bu tedbiri okuma alışkanlığı kazandırma amacıyla düzenler.

42. Çevreye saygı tedbiri ne anlama gelir?
Çevre temizliği ve bakım çalışmasına katılmayı ifade eder. 5395 sayılı Kanun m.5/A bu tedbir için yirmi saatten üç yüz saate kadar bir süre öngörür.

43. Bağımlılıkla mücadele tedbiri hangi bağımlılıkları kapsar?
Tütün, alkol, uyuşturucu, kumar ve davranışsal bağımlılıkları kapsar. 5395 sayılı Kanun m.5/A bu tedbiri tedavi ve rehabilitasyon programlarına yönlendirme biçiminde düzenler.

44. Tedbire uyulmazsa ne olur?
Disiplin hapsi yaptırımı gündeme gelir. 5395 sayılı Kanun’un 45. maddesine eklenen hükümler üç günden on güne kadar disiplin hapsi öngörür.

45. Disiplin hapsi adli sicile işler mi?
Hayır, işlemez. Disiplin hapsi bir ceza mahkûmiyeti değildir; adli sicil kaydına geçmez ve tekerrüre esas alınmaz.

46. Tedbirlerin koordinasyonunu kim sağlar?
Merkezî koordinasyonu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yerel koordinasyonu vali ve kaymakamlar sağlar. 5395 sayılı Kanun’un 45. maddesine eklenen hükümler bu yapıyı kurar.

47. Sosyal inceleme raporu artık zorunlu mu?
Evet, onbeş yaşını doldurmamış çocuklar için zorunludur. 5395 sayılı Kanun’un 35. maddesi, bu yaş grubundaki çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmasının zorunlu olduğunu düzenler.

48. Sosyal inceleme yapılmazsa iddianame ne olur?
İddianame iade edilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine eklenen (e) bendi, onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianamenin iadesini öngörür.

49. Koşullu salıverilmede bir gün neden iki gün sayılıyor?
Küçük yaşta infaz kurumunda geçen süreyi telafi etmek için. 5275 sayılı Kanun m.107’nin beşinci fıkrası, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir günün iki gün olarak dikkate alınmasını düzenler.

50. İki kat sayım hangi suçlarda uygulanmaz?
Kasten öldürme (TCK m.81, 82, 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (TCK m.102, 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m.188) ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m.220) suçlarında uygulanmaz.

51. Çocuk hükümlü doğrudan eğitimevine alınabilir mi?
Evet, iki hâlde alınabilir. 5275 sayılı Kanun m.15, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların cezasının doğrudan çocuk eğitimevinde yerine getirileceğini düzenler.

52. Eğitimevine ayırma kararını kim verir?
İdare ve gözlem kurulu verir. 5275 sayılı Kanun m.15, kararın en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda ve en az bir uzman görevlinin katılımıyla verilmesini öngörür.

53. Eğitimevi değerlendirmesine avukat katılır mı?
Evet, katılabilir. 5275 sayılı Kanun m.15, Türkiye Barolar Birliği’nin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukatı kurula katılabilecek uzman görevliler arasında sayar.

54. Olumsuz değerlendirilen çocuk ne zaman yeniden değerlendirilir?
En geç altı ay içinde yeniden değerlendirilir. 5275 sayılı Kanun m.15, olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin altı ayı geçemeyeceğini düzenler.

55. Eğitimevindeki çocuk kapalı kuruma gönderilebilir mi?
Evet, belirli hâllerde gönderilebilir. 5275 sayılı Kanun m.15, firar edenler, haklarında tutuklama kararı verilenler ve kesinleşmiş disiplin cezası alanlar bakımından bu imkânı düzenler.

56. Acil koruma usulünde süreler nedir?
Sağlık kuruluşunun bildirimi için yirmi dört saat, hâkimin kararı için kırk sekiz saat öngörülmüştür. 5395 sayılı Kanun’un 9. maddesine eklenen fıkralar bu süreleri düzenler.

57. Acil koruma usulü hangi çocuklar için işler?
Ruh sağlığı sorunu, bağımlılık veya bulaşıcı hastalık nedeniyle ciddi tehlike oluşturan çocuklar için işler. 5395 sayılı Kanun m.9 bu usulü hızlandırılmış bir karar mekanizması olarak kurar.

58. HAGB ile yönlendirme tedbiri birlikte uygulanabilir mi?
Evet, uygulanabilir. 5395 sayılı Kanun’un 23. maddesine eklenen hükümler, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte yönlendirme tedbiri uygulanmasına imkân tanır.

59. Zarar azsa giderim şartı aranmayabilir mi?
Evet, aranmayabilir. 5395 sayılı Kanun m.23’e eklenen hüküm, zararın az olması hâlinde giderim şartının aranmayabileceğini düzenler. Az olma ölçüsü metinde rakamla belirlenmemiştir.

60. Yeni ceza aralıkları devam eden davalara uygulanır mı?
Hayır, uygulanmaz. TCK’nın 7. maddesindeki lehe kanun ilkesi gereği ağırlaştırıcı hükümler geçmişe yürümez; 18 Ağustos 2026 öncesinde işlenen fiiller bakımından eski aralıklar geçerlidir.

61. Koşullu salıverilmedeki iki kat sayım eski dosyalara uygulanır mı?
Lehe bir infaz hükmü olduğu için uygulanması beklenir. 5275 sayılı Kanun m.107’deki değişiklik hükümlünün lehinedir; ancak infaz hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin tartışmalar bulunduğundan dosya bazında değerlendirme gerekir.

62. Sosyal inceleme zorunluluğu derdest dosyalarda geçerli mi?
Usul hükmü olduğu için derhal uygulanması beklenir. Ceza Muhakemesi Kanunu m.174’e eklenen bent, iddianamenin iadesi sebebi olarak düzenlenmiştir ve henüz iddianame aşamasındaki dosyaları etkiler.

63. Kanunun kamuoyundaki takma adı resmî mi?
Hayır, resmî değildir. Kanunun resmî adı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve numarası 7593’tür; dilekçelerde bu künye kullanılmalıdır.

64. Yaş tespitinde şüphe varsa ne yapılır?
Çocuk lehine değerlendirme yapılır. Kemik yaşı incelemesi bir aralık verdiğinde alt sınırın esas alınması, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin bir sonucudur.

65. Sosyal inceleme raporu ile adli tıp raporu aynı mı?
Hayır, aynı değildir. Sosyal inceleme raporu çocuğun çevresini ve gelişim özelliklerini ortaya koyar; adli tıp raporu ise TCK 31/2 kapsamında algılama ve yönlendirme yeteneğini tıbbi olarak değerlendirir.

66. Kusur yeteneği nasıl belirlenir?
İki unsur birlikte incelenir. TCK 31’in ikinci fıkrası, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ile davranışlarını yönlendirme yeteneğini arar; birinin yeterince gelişmemiş olması sorumluluğu kaldırır.

67. Çocuk davalarına hangi mahkeme bakar?
Çocuk mahkemeleri ve çocuk ağır ceza mahkemeleri bakar. Görev dağılımı suçun ağırlığına göre belirlenir ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu bu yapıyı düzenler.

68. Koruyucu ve destekleyici tedbirler kaldırıldı mı?
Hayır, kaldırılmadı. 5395 sayılı Kanun’daki danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirleri yürürlüktedir; yönlendirme tedbirleri bunların yerine değil yanına eklendi.

69. Yönlendirme tedbiri ile koruyucu tedbir arasındaki fark nedir?
Amaçları farklıdır. Koruyucu ve destekleyici tedbirler çocuğun korunma ihtiyacına odaklanır ve suç şartı aranmaz; yönlendirme tedbirleri ise 5395 sayılı Kanun m.5/A uyarınca adli süreçteki ve ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklara özgüdür.

70. Çocuğun üstün yararı ne anlama gelir?
Çocuğa ilişkin her kararda çocuğun yararının öncelikli olarak gözetilmesini ifade eder. Ölçüt Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kaynaklıdır ve hâkimin tedbir seçiminde bağlayıcıdır.

71. Değişiklik Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye aykırı mı?
Bu konuda tartışma vardır ve net bir cevap bulunmamaktadır. Eleştiriler Sözleşme’nin 37. ve 40. maddelerine dayanır; karşı görüş takdir yetkisinin dört ölçütle sınırlandığını vurgular.

72. Suçun şahsiliği ilkesi ihlal ediliyor mu?
Bu da tartışmalı bir konudur. Anayasa m.38 ceza sorumluluğunun şahsî olduğunu düzenler; TCK 233’e eklenen fıkranın bu ilkeyle uyumu henüz yargısal denetimden geçmemiştir.

73. Sınırlı ehliyetsizlik ile ceza sorumluluğu aynı şey mi?
Hayır, farklı rejimlerdir. Medeni hukukta ayırt etme gücüne sahip küçük onsekiz yaşına kadar sınırlı ehliyetsizdir; ceza hukukunda ise TCK 31 uyarınca oniki ve onbeş yaş eşikleri esas alınır.

74. Çocuğun verdiği zarardan ebeveyn tazminat öder mi?
Ödeyebilir. Çocuğun haksız fiilinden doğan tazminat sorumluluğu ceza dosyasından ayrı değerlendirilir ve ebeveynin gözetim yükümlülüğü bu alanda gündeme gelir.

75. Bu değişiklikler için avukatla çalışmak gerekir mi?
Çocuk ceza yargılamasında müdafi ile temsil kural olarak zorunludur. 7593 sayılı Kanun ile artan ceza aralıkları ve takdir yetkisi, savunmanın erken aşamada kurulmasını daha da önemli hâle getirmiştir.

Kaynakça

Bu yazıdaki bütün madde numaraları, süreler ve tutarlar 7593 sayılı Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlanan metninden alınmıştır. Değiştirilen kanunlara ilişkin atıflar, değişiklik öncesi ve sonrası karşılaştırılabilecek biçimde verilmiştir. Doğrulanamayan hiçbir rakam ya da karar künyesi metne alınmamış, kaynağı teyit edilemeyen bilgiler yerine kuralın kendisi anlatılmıştır.

Mevzuat

Yargı kararları

Bu Kanunu yorumlayan bir karar henüz bulunmadığından aşağıda künye verilmemiştir. Yaş küçüklüğü ve kusur yeteneğine ilişkin önceki dönem içtihadına Yargıtay Karar Arama ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden ulaşılabilir.

7593 sayılı Kanun 18 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girdiği için, bu Kanun’un hükümlerini yorumlayan bir Yargıtay ya da Anayasa Mahkemesi kararı henüz bulunmamaktadır. Özellikle TCK 31’e eklenen dördüncü fıkranın denetim ölçüsü ve TCK 233’teki artırımın anayasaya uygunluğu, ilk kararlarla şekillenecektir.

Yaş küçüklüğü, kusur yeteneğinin tespiti ve sosyal inceleme raporunun zorunluluğuna ilişkin önceki dönem içtihadı, değişiklikten etkilenmeyen kısımlar bakımından yol gösterici olmaya devam etmektedir. Bu yazıda, künyesini birebir doğrulayamadığım hiçbir karara atıf yapılmamıştır; doğrulanmamış karar numarası vermek yerine kuralı açıklamayı tercih ettim.

Doktrin ve akademik kaynaklar

  • Çocuk ceza hukukunda kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü rejimine ilişkin ceza genel hükümler literatürü
  • Çocuk Koruma Kanunu şerhleri ve koruyucu-destekleyici tedbirler üzerine yapılan monografik çalışmalar
  • Onarıcı adalet ve çocuk adaleti sistemleri üzerine karşılaştırmalı hukuk incelemeleri
  • Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin iç hukuktaki etkisine ilişkin uluslararası hukuk çalışmaları
  • 7593 sayılı Kanun’un yasalaşma sürecine ilişkin komisyon raporları ve kanun gerekçesi

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır ve burada anlatılan kurallar somut olaya göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yazıda yer alan bilgiler yayım tarihindeki mevzuat esas alınarak hazırlanmış olup, sonraki değişiklikleri kapsamayabilir.