Bir makineyi, aracı ya da iş ekipmanını taksitle satan kişinin en büyük korkusu bellidir: malı teslim etmek, parayı alamamak. Türk hukuku bu riske karşı satıcıya güçlü bir araç sunar. Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi, satılan taşınırın zilyetliği alıcıya geçse bile mülkiyetin, bedelin tamamı ödenene kadar satıcıda kalmasını sağlar. Böylece alıcı taksitleri ödemezse satıcı malını geri isteyebilir; alıcının alacaklıları mala haciz koyarsa istihkak iddiasında bulunabilir.
Ne var ki bu koruma kendiliğinden doğmaz. Sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılması ve alıcının yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile kaydedilmesi gerekir. Bu iki şarttan biri eksikse kayıt kesin hükümsüzdür ve mülkiyet, teslimle birlikte alıcıya geçer. Uygulamada satıcıların çoğu bu ayrıntıyı bilmediği için ayni teminatını daha baştan kaybeder.
Bu yazıda sözleşmenin geçerlilik şartlarını, taksitle satış ve ticari satışlardaki uygulamayı, alıcının temerrüdü hâlinde satıcının haklarını, haciz ve iflas senaryolarını, şekle aykırılığın sonuçlarını ve doğrulanmış Yargıtay kararlarını inceliyorum. Yazının içinde noterlikten gönderilebilecek bir temerrüt ve fesih ihtarnamesi örneği de yer alıyor.
Mülkiyeti Muhafaza Kaydıyla Satış Sözleşmesi Nedir?
Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi, zilyetliği alıcıya devredilen bir taşınırın mülkiyetinin, satış bedelinin tamamı ödenene kadar satıcıda kalmasını sağlayan sözleşmedir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 764 uyarınca noterde resmî şekilde yapılması ve alıcının yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile kaydedilmesi zorunludur.
Kurumun mantığı basit bir ekonomik gerçeğe dayanır. Taşınır mülkiyeti kural olarak zilyetliğin devriyle geçer; malı teslim eden satıcı, bedeli almadan mülkiyeti de kaybeder. Bedelin taksitle ödendiği satışlarda bu kural satıcıyı korumasız bırakır. Alıcı ödemeyi keserse satıcının elinde yalnızca bir alacak hakkı kalır; alıcı iflas ederse ya da malı alıcının alacaklıları haczederse satıcı sıradan bir alacaklı konumuna düşer. Mülkiyeti saklı tutma kaydı, mülkiyetin geçişini bedelin tamamen ödenmesi şartına bağlayarak satıcıya ayni bir teminat verir.
Bu teminat çift yönlü çalışır. Satıcı bir yandan sözleşmeden doğan bedel alacağını takip edebilir; öte yandan bedel ödenmezse malik sıfatına dayanarak malın kendisine geri verilmesini isteyebilir. Alacak hakkı ile ayni hak yan yana durur ve satıcı somut duruma göre hangisinin işine yaradığını seçer.
İki kavramı birbirinden ayırmak gerekir. Taksitle satış, bedelin birden çok vadede ödenmesini öngören bir borçlandırıcı işlemdir; mülkiyeti muhafaza kaydı ise mülkiyetin geçişini geciktiren bir tasarruf düzenlemesidir. Her taksitle satışta mülkiyeti saklı tutma kaydı bulunmak zorunda değildir; bedeli tek vadede ödenecek bir kredili satışta da böyle bir kayıt kararlaştırılabilir. Rehinden farkı da nettedir: rehinde mülkiyet alıcıya geçer ve satıcı mal üzerinde sınırlı bir ayni hak elde eder; mülkiyeti saklı tutmada ise mülkiyetin kendisi satıcıda kalır.
Hukuki Dayanak ve Sözleşmenin Niteliği
Sözleşmenin temel dayanakları 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 764 ve 765, 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 60 ve 89 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 235, 259 ve 272 hükümleridir. TMK m. 763 ise taşınır mülkiyetinin zilyetlikle geçtiği ana kuralı koyar.
TMK m. 764 birinci fıkrası geçerlilik koşulunu açıkça belirler: “Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline kaydedilmesiyle geçerli olur.” TMK m. 765 de taksitle mal satan kimsenin, bu satımlara ilişkin özel hükümlere uymak koşuluyla, mülkiyeti saklı tutma sözleşmesine dayanarak sattığı malın geri verilmesini isteyebileceğini düzenler.
Hukuki nitelik tartışmasında baskın görüş, mülkiyeti saklı tutma anlaşmasının asıl satış sözleşmesine bağlı fer’i bir yan sözleşme olduğudur. Taraflar bunu ayrı bir sözleşmeyle kurabilecekleri gibi satış sözleşmesine kayıt olarak da ekleyebilirler. Şartın niteliği konusunda ise iki teori yarışır. Hâkim kabul gören geciktirici şart görüşüne göre mülkiyet, bedel tamamen ödenene kadar satıcıda kalır; bedel ödendiği anda başka bir işleme gerek olmadan alıcıya geçer. Alıcı bu süreçte “beklenen hak” sahibidir. Azınlıkta kalan bozucu şart görüşü ise mülkiyetin teslimle alıcıya geçtiğini, temerrüt gerçekleşirse kendiliğinden satıcıya döndüğünü savunur. Bu ayrım kuru bir teori tartışması değildir: geciktirici şart kabul edildiğinde alıcının alacaklıları malı haczedemez ve satıcı istihkak davası açabilir; bozucu şart kabulünde bu koruma zayıflar.
Mülkiyeti Muhafaza Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları
Geçerlilik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılması ve alıcının işlem tarihindeki yerleşim yeri noterliğinde tutulan özel sicile kaydedilmesi. TMK m. 764 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 89 uyarınca bu tescil kurucudur; biri eksikse mülkiyeti saklı tutma kaydı hüküm doğurmaz.
Şeklin iki basamağı vardır ve ikisi de atlanamaz. Birinci basamak düzenleme şeklidir. Noterlik Kanunu m. 89, mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışın vasiyetname ve taşınmaz satış vaadi gibi işlemlerle birlikte noterlikçe bizzat düzenlenmesi gereken işlemler arasında saydığını belirtir. Tarafların kendi aralarında hazırlayıp noterde yalnızca imza onayı yaptırdıkları sözleşme bu şartı karşılamaz; onaylama biçimindeki işlem kaydı geçersiz kılar. İkinci basamak tescildir. Sözleşme herhangi bir noterde düzenlenebilir; ancak kaydın, alıcının işlem tarihindeki yerleşim yeri noterliğinde tutulan mülkiyeti saklı tutma siciline işlenmesi gerekir. Tescil kurucu nitelikte olduğundan, sicile işlenmeyen kayıt taraflar arasında dahi ayni sonuç doğurmaz.
Yargı uygulaması bu iki şartı sıkı biçimde denetler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 22.04.2024 tarihli, 2022/6565 E. ve 2024/3087 K. sayılı kararında sözleşmenin geçerliliğini şu tespitle teyit etmiştir: “davalılar arasında yapılan mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmenin noterde resmi şekilde yapılmış olması ve alıcı olan davalı … Ltd. Şirketinin sözleşme tarihi itibari ile yerleşim yeri noter siciline kaydedilmiş olması nedeni ile geçerli olduğu” yönündedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi de 04.12.2025 tarihli, 2022/956 E. ve 2025/1789 K. sayılı kararında mahkemenin sicil kaydını resen araştırdığını göstermektedir: “Yerleşik yargıtay kararları doğrultusunda mahkememizce söz konusu sözleşmenin davacının sözleşme tarihindeki yerleşim yerindeki özel siciline kaydının yaptırılıp yaptırılmadığı araştırılmış olup, Büyükçekmece 7. Noterliği’nden gelen 06/12/2021 tarihli yazı cevabında sözleşmenin özel sicile kaydının yaptırıldığı belirtilmiştir.”
Bir noktanın altını çizmek gerekir: bu özel sicilin tapu kütüğü gibi bir aleniyet işlevi yoktur ve sicile güven ilkesi burada geçerli değildir. Alıcı, malı elinde bulundurduğu için emin sıfatıyla zilyet konumundadır; TMK m. 988 çerçevesinde alıcıdan iyiniyetle ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunabilir. Sicil kaydı satıcıya mutlak bir kalkan sağlamaz; buna karşılık haciz ve iflas uyuşmazlıklarında satıcının ayni hakkının varlığına güçlü bir karine oluşturur.
Resmî şeklin bir de maliyet boyutu vardır. Düzenleme şeklindeki noter işlemi ve sicil kaydı, satış bedeline göre hesaplanan harç ve ücretler doğurur; tutar işlem değerine göre değişir. Bu gider, kaydın sağladığı ayni teminatla karşılaştırıldığında çoğu satış için katlanılabilir bir bedeldir ve adi yazılı sözleşmeyle yola devam etmenin doğurduğu riskin yanında küçük kalır.
| Şart | Dayanak | Eksikliğin sonucu |
|---|---|---|
| Noterde düzenleme şeklinde yapılma | TMK m. 764, Noterlik Kanunu m. 89 | Kayıt kesin hükümsüz; imza onayı yeterli değil |
| Alıcının yerleşim yeri noterliği özel siciline tescil | TMK m. 764 | Tescil kurucu; kayıt yoksa ayni hak doğmaz |
| Konunun taşınır mal olması | TMK m. 764 | Taşınmazda uygulanmaz; hayvan satışında yasak |
| Dönme hakkının sözleşmede saklı tutulması | TBK m. 235, m. 259 | Açık kayıt yoksa satıcı malı geri alamayabilir |
| Temerrütte en az 15 günlük mehil | TBK m. 259 | Mehilsiz dönme sonuç doğurmaz |
Hangi Mallar Konu Olabilir? Hayvan ve Taşınmaz Yasağı
Mülkiyeti saklı tutma kaydı yalnızca taşınır mallar için kararlaştırılabilir. TMK m. 764 ikinci fıkrası hayvan satışlarında bu sözleşmenin yapılmasını açıkça yasaklar. Taşınmazlarda ise tapu sicili düzeni şarta bağlı mülkiyet devrine izin vermediğinden kayıt uygulanamaz; makine, araç, ekipman ve stok gibi taşınırlar tipik uygulama alanıdır.
Hayvan yasağı emredicidir. Kanun koyucu, ekonomik zayıflık içindeki üreticilerin hayvanları üzerinden borçlandırılmasını önlemek istemiştir; bu yasağa aykırı kayıt mutlak butlanla sakattır. Taşınmazlar bakımından yasak ayrı bir maddeden değil, sistemin kendisinden çıkar: tapulu taşınmazlarda mülkiyet tescille geçer ve tapu kütüğünün aleniyeti şarta bağlı, askıda bir mülkiyet durumuyla bağdaşmaz.
Gemi ve hava aracı gibi özel sicile tabi mallar ayrı bir başlıktır. Sicile kayıtlı gemilerde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve gemi ipoteği kurumu öncelikle uygulanır; sicile kayıtlı olmayan gemiler ise taşınır hükümlerine tabidir. Doktrinde, motorlu taşıtlar ve benzeri tescilli taşınırlar üzerinde zaten sicil üzerinden rehin kurulabildiği için mülkiyeti saklı tutma kaydına duyulan ihtiyacın azaldığı tartışılmaktadır; yine de mevzuat bu imkânı dışlamış değildir ve uygulamada araç satışlarında kayıt sıklıkla kullanılır.
Taksitle Satış ve Mülkiyeti Muhafaza Kaydı
Mülkiyeti saklı tutma kaydına en sık taksitle satışlarda rastlanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 253 uyarınca taksitle satış, satıcının malı bedel ödenmeden teslim etmeyi, alıcının da bedeli kısım kısım ödemeyi üstlendiği satıştır ve yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Mülkiyeti muhafaza kaydı bu yapıya ayni teminat ekler.
Satıcının ticari faaliyeti kapsamında yapılan taksitle satışlarda sözleşmenin içeriği kanunla belirlenmiştir: tarafların adı ve yerleşim yeri, satışın konusu, peşin satış bedeli, taksit farkı, toplam bedel, peşinat ve taksitlerin tutarı ile vadesi, ikiden az olmamak üzere taksit sayısı ve alıcının yedi gün içinde iradesini geri alma hakkı sözleşmede gösterilir. Mülkiyetin saklı tutulmasına ilişkin anlaşma kaydı da bu zorunlu içerik unsurları arasında sayılmıştır. Yedi günlük cayma hakkı özellikle önemlidir: sözleşmenin bir örneği alıcıya teslim edildikten sonra işlemeye başlar ve alıcı bu süre içinde malı ancak olağan bir gözden geçirmenin gerektirdiği ölçüde kullanabilir.
Uygulamada taksitler çoğu kez bono veya senede bağlanır. Senede bağlanmış taksitlerde vade düzeni ve muacceliyet kayıtları ayrı bir uyuşmazlık kaynağıdır; bonoda muacceliyet kaydı ve vadesi gelmemiş senetlerin takibi konusunu ayrı bir yazıda inceledim. Mülkiyeti saklı tutma kaydıyla birleşen senetli ödemelerde satıcının hangi senedin hangi takside karşılık geldiğini sözleşmede açıkça göstermesi, ileride ispat sorunlarını önler.
Ticari Satışlarda Mülkiyeti Muhafaza Kaydı Geçerli mi?
Geçerlidir; ancak resmî şekil ve sicil şartından ticari satışlarda da vazgeçilemez. Yargıtay Büyük Genel Kurulu 19.04.1944 tarihli, 1943/36 E. ve 1944/14 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla ticari satışların da noterlik onayı ve özel sicil kaydı olmadan hüküm doğurmayacağına karar vermiştir. TBK m. 272 ise tacir alıcıyı tüketici korumalarının dışında tutar.
1944 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı, ticaret hayatındaki sürat ihtiyacının şekil kurallarını aşamayacağını çarpıcı bir dille ifade eder: “ticarî muamelelerin esasını yalnız sürat teşkil etmeyip ticarî emniyet ve itibar dahi o derece matlup ve mültezem bulunmuş olmakla beraber kanunun tayin ettiği şekil meselelerine sürat mülahazasiyle muhalefet edilemeyeceği tabiîdir” gerekçesiyle, “mülkiyeti muhafaza şartiyle yapılan ticarî satış aktinin de noterlikçe tastik ve sicilli mahsusuna kaydedilmedikçe muteber olmadığına” hükmedilmiştir.
TBK m. 272 farklı bir düzlemi düzenler: “Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmesi veya malın bir ticari işletmenin ihtiyacı için ya da meslekî amaçlarla satın alınması durumunda, 264 ilâ 271 inci maddeler uygulanmaz.” Yani tacirler arası satışta taksitle satışın tüketiciyi koruyan sınırlamaları devreden çıkar; taraflar ödeme planını ve temerrüt sonuçlarını daha serbest kararlaştırabilir. Ama bu serbesti şekle uzanmaz: iki tacir arasındaki satışta da kayıt, noterde düzenleme şeklinde yapılıp alıcı şirketin yerleşim yeri noterliği siciline işlenmedikçe ayni sonuç doğurmaz.
Motorlu Araçların Mülkiyeti Muhafaza Kaydıyla Satışı
Araç satışlarında kayıt geçerlidir ve senetli satışlarda sık kullanılır. Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 69 uyarınca sözleşme herhangi bir noterde düzenlenebilir; ancak kayıt alıcının yerleşim yeri noterliğindeki sicile işlenir. Araç alıcı adına tescil edilir ve tescil belgesine aracın mülkiyeti muhafazalı olduğuna dair şerh verilir.
Aracın trafik sicilinde alıcı adına görünmesi yanıltıcı olmasın: mülkiyet, bedel tamamen ödenene kadar satıcıdadır. Buna karşılık trafik hukukundaki sorumluluk düzeni tersine işler. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 3, işleteni tanımlarken mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen kişiyi esas alır. Yargıtay da işleten sıfatının belirlenmesinde şekli kayıttan çok maddi ölçütü, yani araç üzerindeki fiili hâkimiyeti ve ekonomik yararlanmayı arar. Sonuç şudur: kaza hâlinde üçüncü kişilere karşı sorumluluk kural olarak aracı fiilen kullanan ve semerelerinden yararlanan alıcıya aittir; satıcı, mülkiyeti üzerinde tuttuğu için işleten sayılmaz.
Galeriler ve araç ticaretiyle uğraşanlar için kayıt, senetli satışların vazgeçilmez güvencesidir. Öte yandan ikinci el araç satışlarının kendine özgü uyuşmazlıkları da vardır; ikinci el araçta kilometre hilesi ve bedel indirimi davalarını ayrı bir yazıda ele aldım. Mülkiyeti muhafazalı araçta ayıp ortaya çıkarsa alıcının bedel indirimi ve dönme hakları genel ayıp hükümlerine göre yine gündeme gelebilir.
Alıcının Temerrüdü: Satıcının Hakları ve TBK 259 Şartları
Alıcı taksitleri ödemezse satıcı, muaccel taksitleri veya kalan bedelin tamamını isteyebilir ya da sözleşmeden dönüp malın iadesini talep edebilir. TBK m. 259 uyarınca bu haklar ancak sözleşmede açıkça saklı tutulmuşsa, kanuni temerrüt eşikleri aşılmışsa ve alıcıya en az on beş günlük süre verilmişse kullanılabilir.
TBK m. 235, zilyetliği bedel ödenmeden devredilen satışlarda dönme hakkının kullanılabilmesini bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmuş olmasına bağlar. Taksitle satışlarda ise TBK m. 259 üç ayrı eşik öngörür. Satıcının kalan bedelin tamamını isteyebilmesi veya sözleşmeden dönebilmesi için alıcının; kararlaştırılan satış bedelinin en az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen en az iki taksidi, ya da bedelin en az dörtte birini oluşturan tek bir taksidi, ya da en son taksidi ödemede temerrüde düşmüş olması gerekir. Bu eşiklerin altında kalan gecikmelerde satıcı yalnızca muaccel taksitleri ve gecikme faizini isteyebilir; sözleşmeyi çözemez.
İkinci emredici sınır mehildir: satıcı, kalan bedelin tamamını istemeden veya sözleşmeden dönmeden önce alıcıya en az on beş günlük bir süre tanımak zorundadır. Üçüncü sınır dönme yasağıdır: satıcının dönme dolayısıyla isteyebileceği miktar, ödenmiş taksitler tutarına eşit veya daha fazlaysa satıcı artık sözleşmeden dönemez. Kanun koyucu, bedelin büyük kısmını ödemiş alıcının malı kaybetmesini bu yolla önler.
Sayısal bir senaryo kuralım. Bir üretici, 1.000.000 TL bedelli paketleme makinesini 200.000 TL peşinat ve her biri 80.000 TL olan on taksitle, mülkiyeti saklı tutma kaydıyla satmış olsun. Alıcı üçüncü ve dördüncü taksitleri ödemesin. Birbirini izleyen iki taksidin toplamı 160.000 TL, satış bedelinin onda biri ise 100.000 TL; eşik aşılmıştır. Satıcı noterden göndereceği ihtarla on beş günlük süre tanır; süre sonunda ödeme gelmezse ya kalan borcun tamamını muaccel kılar ya da sözleşmeden dönüp makinenin iadesini ister. Dönme hâlinde aldığı taksitleri iade eder; buna karşılık makinenin kullanıldığı süre için uygun bir kullanım bedeli talep edebilir. Sözleşmeden dönme mekanizmasının tüketici işlemlerinde nasıl çalıştığını devre mülk sözleşmesinden dönme hakkı yazısında farklı bir bağlamda anlatmıştım.
Dönme mü, muacceliyet mi sorusunun tek doğru cevabı yoktur; ödenmiş taksit tutarı, malın güncel değeri ve alıcının ödeme gücü hesaba katılır. Bu hesap dosyanın kendi verilerine göre değişir; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz bir avukatla görüşmenizde fayda vardır.
Temerrüt ve Fesih İhtarnamesi Nasıl Hazırlanır?
İhtarname noterden gönderilir ve üç unsuru içerir: muaccel borcun tutarı ve dayanağı, TBK m. 259 gereği tanınan en az on beş günlük ödeme süresi ile süre sonunda sözleşmeden dönüleceği ve malın iadesinin isteneceği bildirimi. Kullanım tazminatı talebi de aynı ihtarda dile getirilebilir.
Aşağıdaki örnek, noterlik aracılığıyla gönderilecek bir temerrüt ve fesih ihtarının iskeletini gösterir. Köşeli parantez içindeki alanlar dosyaya göre doldurulur; tutarlar, tarihler ve yevmiye numarası birebir sözleşmeden alınır.
[…] NOTERLİĞİNE
İHTAR EDEN: [Ad Soyad / Ticaret Unvanı] — [TCKN / VKN] — [Adres]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad] — [Adres]
MUHATAP: [Ad Soyad / Ticaret Unvanı] — [TCKN / VKN] — [Adres]
KONU: Muaccel hale gelen taksit ve bakiye satış bedelinin fer’ileriyle birlikte ifası için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 259. maddesi uyarınca 15 günlük kanuni temerrüt mehlini içerir ihtar; süresinde ifa gerçekleşmediği takdirde mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesinden dönüldüğünün bildirimi, taşınırın aynen iadesi ve kullanım tazminatı talebidir.
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil satıcı ile tarafınız arasında […] Noterliği nezdinde [tarih] tarih ve […] yevmiye numarası ile düzenlenen ve yerleşim yeri noterliği özel siciline usulüne uygun olarak tescil edilen mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi uyarınca, [marka/model/seri numaralı] taşınırın zilyetliği tarafınıza devredilmiş; 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 764. maddesi gereğince mülkiyet, satış bedelinin tamamı ödeninceye kadar müvekkil uhdesinde saklı tutulmuştur.
2. Ödeme planına rağmen vadesi gelen taksitler süresinde ödenmemiş, borçlu temerrüdü gerçekleşmiştir. TBK m. 259/3 uyarınca; muaccel […] TL bakiye satış bedeli ile işlemiş temerrüt faizinin, işbu ihtarın tebliğinden itibaren en geç 15 gün içinde aşağıdaki hesaba ödenmesi ihtar olunur.
3. Tanınan sürede ifa gerçekleşmezse başkaca ihtara gerek kalmaksızın; TMK m. 765 ile TBK m. 235 ve 259 uyarınca sözleşmeden dönülmüş sayılacağı, taşınırın hasarsız ve çalışır vaziyette derhal iade edilmesi gerektiği, sözleşme tarihinden fiili iade tarihine kadar aylık […] TL emsal kullanım bedelinin yasal fer’ileriyle birlikte tahsil edileceği; aksi hâlde istihkak, elatmanın önlenmesi ve alacak davaları ile icra takiplerine başvurulacağı, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin tarafınıza yükletileceği ihtaren bildirilir.
SONUÇ VE İSTEM: Tebliğden itibaren 15 gün içinde muaccel bakiye bedelin faiziyle ödenmesi; aksi hâlde sözleşmeden dönülmüş sayılacağı, taşınırın belirtilen adrese aynen iadesi ve kullanım tazminatının ödenmesi vekâleten ihtar olunur.
SAYIN NOTER: Üç nüshadan ibaret işbu ihtarnamenin bir nüshasının dairenizde saklanması, bir nüshasının muhataba 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliği, tebliğ şerhini içeren nüshanın tarafımıza verilmesi talep olunur.
Araç satışlarında uygulama bir adım daha ileri gider: süre sonunda aracı iade etmeyen alıcıya karşı satıcılar, hukuk davalarının yanında güveni kötüye kullanma iddiasıyla şikâyet yoluna da başvurabilmektedir. Ceza sürecinin akıbeti somut olayın özelliklerine bağlıdır; asıl güvence, usulüne uygun ihtar ve tescilli sözleşmedir.
İhtarda süre tanımadan doğrudan fesih bildirmek, uygulamada en sık yapılan hatadır. On beş günlük mehil emredici olduğundan, mehilsiz dönme bildirimi sonuç doğurmaz ve satıcının açacağı istihkak davasında aleyhine değerlendirilir. Tebligatın sözleşmedeki adrese ve usulüne uygun yapılması da ispat açısından belirleyicidir.
Haciz ve İflas Halinde İstihkak İddiası
Alıcının borcundan dolayı mal haczedilirse satıcı, noter siciline tescilli sözleşmeye dayanarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 96 ve devamı hükümleri çerçevesinde istihkak iddiasında bulunabilir. Sicil kaydı, satıcının ayni hakkının varlığına karine oluşturur ve mülkiyetin ayrıca ispatını gereksiz kılar.
Senaryoları ayırarak ilerlemek gerekir. Birinci ihtimal: alıcının alacaklısı, mülkiyeti muhafazalı malı haczettirir. Alıcı taksitlerini düzenli ödüyorsa alacaklı malın satışını isteyemez; çünkü mülkiyet henüz borçluya geçmemiştir. Alacaklının önündeki yol, kalan taksitleri satıcıya ödeyerek mülkiyetin borçluya geçmesini sağlamak, ondan sonra malı sattırmaktır. Alıcı temerrüde düşmüşse bu kez satıcının tavrı belirleyicidir: satıcı dönme hakkını kullanırsa aldığı bedelleri iade ederek malı geri alır; kullanmazsa alacaklı bakiye borcu depo ederek haczi sürdürebilir.
İkinci ihtimal: satıcının alacaklıları harekete geçer. Alıcı temerrütte değilse bu alacaklılar malın kendisini değil, satıcının alıcıdan olan taksit alacaklarını haczedebilirler. Üçüncü ihtimal: alıcı iflas eder. Geçerli ve tescilli bir kayıt varsa satıcı, iflas masasına karşı malın masadan çıkarılmasını isteyebilir; kayıt geçersizse mal masaya girer ve satıcı adi alacaklı olarak sıraya yazılır.
Satıcının seçimlerinin de sonucu vardır. Bedel alacağı için başlattığı takipte malın kendisine haciz koydurması, uygulamada mülkiyete dayalı istihkak hakkından vazgeçme olarak yorumlanabilir; bu nedenle takip stratejisi baştan doğru kurulmalıdır. Alacağın tahsili yollarını ödenmeyen fatura alacağının tahsili yazısında, alacaklının teminat yatırarak başvurduğu geçici korumayı ise ihtiyati haciz teminatının iadesi yazısında anlatmıştım.
İstihkak davalarında süreler kısadır ve kaçırılması hak kaybına yol açar. Haciz tutanağına yansıyan bir malda hak iddia ediyorsanız somut durumunuz için vakit geçirmeden bir avukata danışmanız gerekir.
Şekle Aykırılığın Sonuçları ve Geçersizliğin Tasfiyesi
Düzenleme şeklinde yapılmayan veya özel sicile tescil edilmeyen mülkiyeti saklı tutma kaydı kesin hükümsüzdür. Mal teslim edilmişse mülkiyet TMK m. 763 gereği alıcıya geçer; satış tam satışa dönüşür ve satıcı ayni teminatını yitirerek yalnızca adi bir bedel alacaklısı hâline gelir.
Geçersizliğin tasfiyesinde taraflar verdiklerini geri isteyebilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 27.04.2017 tarihli, 2017/531 E. ve 2017/525 K. sayılı kararında bu ilkeyi şöyle ifade etmiştir: “Geçersiz bir sözleşmede taraflar, karşılıklı verilenler ve yararlanılan şeylerden sorumludurlar. Geçersiz bir sözleşmenin yerine getirilmesi istenemez. Taraflar ancak, birbirlerine verdiklerini 818 sayılı BK 61. maddesi gereğince haksız iktisap kurallarına göre geri isteyebilirler.”
Şekil eksikliği kural olarak hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir; ama bu kuralın da bir sınırı vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.02.2020 tarihli, 2017/2618 E. ve 2020/184 K. sayılı kararında, resen gözetilmesi gereken şekle aykırılık ile hakkın kötüye kullanılması yasağı çatıştığında olayın özelliğinin büyük önem taşıdığını vurgulamıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 26.03.2024 tarihli, 2022/5383 E. ve 2024/1778 K. sayılı kararında, tarafların edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmesinden sonra şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması oluşturacağını belirtmiş; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de 03.03.2025 tarihli, 2023/5170 E. ve 2025/1290 K. sayılı kararında edimlerin bilerek ve istenerek tümüyle ifa edilmesi hâlinde geçersizliğe dayanılamayacağını değerlendirmiştir. Bedelin tamamı ödenmiş, mal yıllarca kullanılmışken sırf şekil eksikliğine tutunarak sözleşmeyi çözmeye çalışan taraf, dürüstlük kuralı engeline takılır.
İspat Yükü ve Yargıtay Uygulaması
Geçerli ve tescilli bir kayıt varsa satıcı mülkiyetini ayrıca ispatlamak zorunda değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 22.04.2024 tarihli, 2022/6565 E. ve 2024/3087 K. sayılı kararı uyarınca satış bedelinin ödendiğini ve mülkiyetin kazanıldığını ispat yükü alıcıya aittir; ödeme kanıtlanamazsa mal satıcının sayılır.
Anılan kararın ifadesi nettir: “mülkiyeti muhafaza kaydı ile davalı … şirketine satışı yapılan makinenin ancak satış bedelinin tamamının ödenmesinden sonra adı geçen şirketin malın sahibi olabileceği, makinenin bedelinin ödendiğinin ispat külfetinin de alıcı davalı üzerinde olduğu, mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla düzenlenen sözleşmede yazılı bakiye satış bedelinin ödendiğinin ve alıcı davalının bu suretle mülkiyeti iktisap ettiğinin iddia ve ispat edilemediği” tespitiyle sonuca gidilmiştir. Alıcı yönünden pratik ders şudur: her taksit ödemesi banka kanalıyla, açıklamasına sözleşme ve taksit bilgisi yazılarak yapılmalı; elden ödemeden kaçınılmalıdır.
Tarafların sorumluluğu sözleşme metniyle sınırlıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 04.12.2025 tarihli, 2022/956 E. ve 2025/1789 K. sayılı kararında, sözleşmenin altıncı maddesinde borcun tamamı ödendiğinde alıcının ibra edileceği düzenlendiğinden, alıcının ayrıca dava dışı bir firmanın borcunu da ödemesi gerektiği yönündeki savunmaya itibar edilmemiştir. Sözleşmede yazmayan bir yükümlülük, sonradan tarafların üzerine yıkılamaz.
Sözleşmenin Sona Ermesi ve Kaydın Kaldırılması
Sözleşme en doğal biçimde bedelin tamamen ödenmesiyle sona erer; mülkiyet bu anda kendiliğinden alıcıya geçer. Malın tamamen yok olması, satıcının mülkiyetten feragati, kaydın sicilden terkini ve üçüncü kişinin iyiniyetle ayni hak kazanması da sona erme sebepleridir. Araçlarda tescil belgesindeki şerhin ayrıca kaldırılması gerekir.
Uygulamada en sık yaşanan sorun, borcu biten alıcının kaydı sildirememesidir. Bedelin tamamı ödendiğinde satıcının kaydın terkinine muvafakat vermesi gerekir; satıcı buna yanaşmazsa alıcı, ödemeyi belgeleyerek kaydın kaldırılması ve araçlarda şerhin terkini için dava açabilir. Ödeme dekontlarının ve senet asıllarının saklanması bu davanın ispat malzemesidir. Malın işlenmesi veya başka taşınırla birleşmesi hâlinde ise TMK m. 775 ve 776 çerçevesinde mülkiyetin akıbeti somut olaya göre belirlenir; satıcının ayni hakkı bu durumda tazminat alacağına dönüşebilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
En sık karşılaşılan hatalar; noterde imza onayıyla yetinmek, sözleşmeyi alıcının yerleşim yeri dışındaki noterin siciline kaydettirmek, dönme hakkını sözleşmede saklı tutmamak, temerrüt eşiği dolmadan veya mehil vermeden fesih bildirmek ve araçlarda tescil şerhini unutmaktır. Her biri tek başına ayni teminatı ortadan kaldırabilir.
Satıcı tarafında kontrol listesi kısadır ama acımasızdır. Sözleşme düzenleme şeklinde mi yapıldı? Alıcının işlem tarihindeki yerleşim yeri doğru tespit edilip sicile kayıt o noterlikte mi yapıldı? Dönme ve muacceliyet hakları açıkça saklı tutuldu mu? Peşinat ve taksit planı, senet numaralarıyla eşleştirilerek yazıldı mı? Araç satışında tescil belgesine şerh işlendi mi? Bu soruların herhangi birine verilecek olumsuz cevap, ileride açılacak istihkak veya iade davasının kaderini baştan belirler. Alıcı tarafında ise ödemelerin belgelenmesi ve borç bittiğinde kaydın terkininin takip edilmesi aynı ağırlıkta önem taşır.
Sözleşme kurulurken yapılan küçük bir usul hatası, yıllar sonra açılacak davada telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir. Sözleşmenizi kurmadan veya bir uyuşmazlık büyümeden önce durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi nedir?
Satılan taşınırın zilyetliği alıcıya devredilirken mülkiyetin, bedelin tamamı ödenene kadar satıcıda kalmasını sağlayan sözleşmedir. Dayanağı TMK m. 764 ve 765 hükümleridir ve satıcıya ayni bir teminat sağlar.
Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi nerede yapılır?
Noterde yapılır. Noterlik Kanunu m. 89 uyarınca sözleşmenin noter tarafından düzenleme şeklinde hazırlanması zorunludur; tarafların hazırladığı metnin imza onayı bu şartı karşılamaz.
Sözleşme herhangi bir noterde yapılabilir mi?
Evet, düzenleme herhangi bir noterde yapılabilir; ancak kaydın TMK m. 764 gereği alıcının yerleşim yeri noterliğinde tutulan özel sicile işlenmesi şarttır. Araç satışlarında bu kural Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 69 ile de tekrarlanmıştır.
Özel sicile kayıt zorunlu mu?
Zorunludur ve tescil kurucu niteliktedir. TMK m. 764 uyarınca sicile işlenmeyen kayıt geçerli olmaz; sözleşme noterde yapılmış olsa bile ayni sonuç doğmaz.
Noterde imza onayı yeterli olur mu?
Hayır, yeterli olmaz. Noterlik Kanunu m. 89 düzenleme şeklini emreder; onaylama biçimindeki işlemle konulan mülkiyeti saklı tutma kaydı kesin hükümsüzdür.
Adi yazılı sözleşmeyle mülkiyet saklı tutulabilir mi?
Tutulamaz. Taraflar aralarında yazılı sözleşme yapsa bile TMK m. 764 koşulları sağlanmadıkça kayıt geçersizdir; mal teslim edilmişse mülkiyet alıcıya geçer.
Hangi mallar için mülkiyeti muhafaza kaydı konulabilir?
Yalnızca taşınır mallar için konulabilir. Makine, araç, ekipman, mobilya ve stok gibi mallar tipik örneklerdir; taşınmazlar ve hayvanlar kapsam dışıdır.
Ev veya arsa satışında mülkiyeti muhafaza kaydı olur mu?
Olmaz. Taşınmaz mülkiyeti tapuda tescille geçer ve tapu düzeni şarta bağlı mülkiyet devriyle bağdaşmaz; kayıt yalnızca taşınırlarda geçerlidir.
Hayvan satışında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapılabilir mi?
Yapılamaz. TMK m. 764 ikinci fıkrası hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesini açıkça yasaklar; aykırı kayıt kesin hükümsüzdür.
Araç satışında mülkiyeti muhafaza nasıl işler?
Sözleşme herhangi bir noterde düzenlenir, alıcının yerleşim yeri noterliği siciline kaydedilir; araç alıcı adına tescil edilir ve tescil belgesine mülkiyeti muhafazalı olduğuna dair şerh verilir. Bu düzen Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 69 hükmüne dayanır.
Mülkiyeti muhafazalı araç kimin adına kayıtlı görünür?
Trafik sicilinde alıcı adına kayıtlı görünür; tescil belgesinde şerh yer alır. Mülkiyet ise bedel tamamen ödenene kadar hukuken satıcıdadır.
Mülkiyeti muhafazalı araçla kaza yapılırsa sorumluluk kimde?
Kural olarak alıcıdadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 3 uyarınca mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen kişi işleten sayılır; yargı uygulaması fiili hâkimiyeti ve ekonomik yararlanmayı esas alır.
Mülkiyet alıcıya ne zaman geçer?
Satış bedelinin tamamı ödendiği anda geçer. Hâkim görüş olan geciktirici şart teorisine göre bedelin son kuruşu ödendiğinde mülkiyet başka bir işleme gerek kalmadan kendiliğinden alıcıya intikal eder.
Alıcı taksitleri ödemezse satıcı ne yapabilir?
Satıcı muaccel taksitleri veya kalan bedelin tamamını isteyebilir ya da sözleşmeden dönüp malın iadesini talep edebilir. TBK m. 259 uyarınca bu hakların kullanımı temerrüt eşiklerine, sözleşmedeki açık kayda ve en az on beş günlük mehile bağlıdır.
Satıcı hangi şartlarda sözleşmeden dönebilir?
Alıcının; bedelin en az onda birini oluşturan birbirini izleyen iki taksidi, bedelin en az dörtte birini oluşturan tek taksidi veya en son taksidi ödememesi gerekir. TBK m. 259 ayrıca dönme hakkının sözleşmede açıkça saklı tutulmasını ve on beş günlük süre verilmesini arar.
On beş günlük süre vermek zorunlu mu?
Zorunludur. TBK m. 259 üçüncü fıkrası satıcının, kalan bedeli isteme veya dönme haklarını kullanmadan önce alıcıya en az on beş günlük süre tanımasını emreder; mehilsiz fesih bildirimi sonuç doğurmaz.
Sözleşmeden dönülürse ödenen taksitler geri verilir mi?
Evet, verilir. Dönme hâlinde taraflar aldıklarını iade eder; satıcı malı geri alırken tahsil ettiği taksitleri alıcıya geri öder, buna karşılık uygun bir kullanım bedeli isteyebilir.
Satıcı hem malı geri alıp hem kalan borcu isteyebilir mi?
İsteyemez; bu iki hak seçimliktir. Satıcı ya sözleşmeyi ayakta tutup bedeli takip eder ya da dönüp malı geri alır; TBK m. 259 uyarınca dönme dolayısıyla istenebilecek miktar ödenmiş taksitler tutarına ulaşıyorsa dönme yolu tamamen kapanır.
Satıcı malın kullanıldığı süre için bedel isteyebilir mi?
İsteyebilir. Dönme hâlinde satıcı, malın alıcının elinde kaldığı dönem için emsal kira düzeyinde bir kullanım tazminatı talep edebilir; bu talep ihtarnamede ve davada açıkça dile getirilmelidir.
Temerrüt eşiği dolmadan satıcı ne yapabilir?
Yalnızca vadesi gelen taksitleri ve gecikme faizini isteyebilir. TBK m. 259 eşikleri aşılmadıkça satıcı sözleşmeden dönemez ve kalan borcun tamamını muaccel kılamaz.
Muacceliyet ne demektir?
Borcun istenebilir hâle gelmesidir. Taksitle satışta muacceliyet, TBK m. 259 şartları gerçekleştiğinde satıcının kalan taksitlerin tamamını bir defada isteyebilmesini ifade eder.
Temerrüt ihtarnamesi nasıl gönderilir?
Noter aracılığıyla gönderilir ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. İhtarda muaccel borç, on beş günlük süre ve süre sonunda dönüleceği bildirimi yer alır; yazının içindeki örnek bu yapıyı gösterir.
İhtarnamede hangi bilgiler bulunmalı?
Sözleşmenin noterlik, tarih ve yevmiye bilgisi; malın tanımı; muaccel borç tutarı; TBK m. 259 uyarınca tanınan en az on beş günlük süre; ödeme yapılacak hesap ve süre sonunda sözleşmeden dönüleceği ile iade ve tazminat taleplerinin bildirimi bulunmalıdır.
Alıcının borcu yüzünden mala haciz konursa satıcı ne yapmalı?
İstihkak iddiasında bulunmalıdır. Satıcı, İİK m. 96 ve devamı hükümleri çerçevesinde tescilli sözleşmeye dayanarak malın kendisine ait olduğunu ileri sürer; sicil kaydı ayni hakka karine oluşturur.
İstihkak iddiası ne zaman ileri sürülür?
Hacizden ve öğrenmeden itibaren kısa yasal süreler içinde ileri sürülmelidir. İİK m. 96 ve devamındaki prosedür sıkı sürelere bağlıdır; gecikme, iddianın dinlenmemesine yol açabilir.
Alacaklı bakiye borcu ödeyerek haczi sürdürebilir mi?
Sürdürebilir. Alıcının alacaklısı, kalan taksitleri satıcıya ödeyerek mülkiyetin borçluya geçmesini sağladıktan sonra malın haczini ve satışını isteyebilir; bu imkân yargı kararlarında da kabul edilmektedir.
Satıcının borcu nedeniyle mal haczedilebilir mi?
Alıcı temerrütte değilse malın kendisi değil, satıcının alıcıdan olan taksit alacakları haczedilebilir. Mal alıcının elinde ve sözleşme işlemekteyken satıcının alacaklıları mala doğrudan el atamaz.
Alıcı iflas ederse mal iflas masasına girer mi?
Geçerli ve tescilli kayıt varsa girmez; satıcı malın masadan çıkarılmasını isteyebilir. Kayıt geçersizse mal masaya dahil olur ve satıcı adi alacaklı olarak sıraya yazılır.
Mülkiyeti saklı tutma sicilinin aleniyeti var mı?
Yoktur. Sicil, tapu kütüğü gibi herkesçe bilindiği varsayılan bir kayıt değildir; sicile güven ilkesi burada uygulanmaz ve üçüncü kişilerin kaydı bilmesi beklenmez.
Alıcı malı üçüncü kişiye satarsa ne olur?
İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunabilir. Alıcı emin sıfatıyla zilyet olduğundan TMK m. 988 çerçevesinde ondan iyiniyetle ayni hak kazanan kişiye karşı satıcının mülkiyet iddiası dinlenmeyebilir; satıcının hakkı alıcıya karşı tazminat talebine dönüşür.
Şekle aykırı yapılan sözleşmenin sonucu nedir?
Mülkiyeti saklı tutma kaydı kesin hükümsüz olur. Mal teslim edilmişse TMK m. 763 gereği mülkiyet alıcıya geçer, satış tam satışa dönüşür ve satıcı yalnızca bedel alacaklısı olarak kalır.
Geçersiz sözleşmede ödenen para geri alınabilir mi?
Alınabilir. Geçersiz sözleşmenin ifası istenemez; taraflar birbirlerine verdiklerini haksız iktisap kurallarına göre geri isteyebilirler. İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi 2017/531 E. ve 2017/525 K. sayılı kararı bu tasfiye ilkesini uygular.
Şekil eksikliği her zaman ileri sürülebilir mi?
Hayır. Edimler karşılıklı olarak ifa edilmişse şekil eksikliğine dayanmak hakkın kötüye kullanılması sayılabilir; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5383 E. ve 2024/1778 K. sayılı kararı bu yöndedir.
Bedelin ödendiğini kim ispatlamak zorunda?
Alıcı ispatlamak zorundadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/6565 E. ve 2024/3087 K. sayılı kararına göre bedelin ödendiğini ve mülkiyetin kazanıldığını kanıtlama yükü alıcıdadır.
Taksit ödemeleri nasıl belgelenmeli?
Banka kanalıyla, açıklama kısmına sözleşme ve taksit bilgisi yazılarak yapılmalıdır. Elden ödeme ispat sorunu doğurur; dekontlar ve senet asılları borç bitene kadar saklanmalıdır.
Tacirler arasında mülkiyeti muhafaza kaydı geçerli mi?
Geçerlidir; şekil şartları tacirler için de aynen uygulanır. 19.04.1944 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı, ticari satışlarda da noter düzenlemesi ve özel sicil kaydı olmadan kaydın hüküm doğurmayacağını bağlayıcı biçimde ortaya koymuştur.
Ticari satışta tüketici korumaları uygulanır mı?
Uygulanmaz. TBK m. 272 uyarınca alıcının tacir sıfatıyla hareket ettiği veya malın ticari işletme ihtiyacı ya da mesleki amaçla alındığı hâllerde taksitle satışın koruyucu hükümleri devre dışı kalır; şekil ve tescil şartı ise aynen sürer.
Taksitle satış ile mülkiyeti muhafaza aynı şey mi?
Değildir. Taksitle satış bedelin vadelere bölünmesini öngören borçlandırıcı işlemdir; mülkiyeti muhafaza kaydı ise mülkiyetin geçişini geciktiren ayrı bir düzenlemedir ve TBK m. 253 anlamındaki her taksitle satışta bulunmak zorunda değildir.
Taksitle satışta cayma hakkı var mı?
Vardır. Alıcı, sözleşmenin bir örneğinin kendisine ulaşmasından itibaren yedi gün içinde irade açıklamasını geri alabilir; bu süre içinde malı ancak olağan bir gözden geçirme ölçüsünde kullanabilir.
Taksitler bono veya senede bağlanabilir mi?
Bağlanabilir ve uygulamada yaygındır. Hangi senedin hangi takside karşılık geldiği sözleşmede gösterilmelidir; senetlerin ayrıca tedavüle çıkarılması durumunda ödeme ve iade dengesi karmaşıklaşabilir.
Mülkiyeti muhafaza ile rehin arasındaki fark nedir?
Rehinde mülkiyet alıcıya geçer ve alacaklı mal üzerinde sınırlı ayni hak kazanır; mülkiyeti muhafazada ise mülkiyetin kendisi satıcıda kalır. Satıcı, rehin alacaklısı gibi paraya çevirme yoluna değil, doğrudan malın iadesine yönelebilir.
Finansal kiralamadan farkı nedir?
Finansal kiralamada mülkiyet kiralayan şirkette kalır ve alıcı kira öder; dönem sonunda satın alma hakkı doğar. Mülkiyeti muhafazada ise baştan bir satış vardır ve mülkiyet, bedelin ödenmesiyle kendiliğinden geçer.
Sözleşme nasıl sona erer?
En doğal yol bedelin tamamen ödenmesidir; mülkiyet o anda alıcıya geçer. Malın yok olması, satıcının feragati, kaydın terkini ve üçüncü kişinin iyiniyetli kazanımı da sona erme sebepleridir.
Borç bitince mülkiyeti muhafaza kaydı nasıl kaldırılır?
Satıcının muvafakatiyle sicildeki kayıt terkin edilir; araçlarda tescil belgesindeki şerh de kaldırılır. Ödemenin tamamlandığını gösteren dekont ve senet asılları terkin işleminin dayanağıdır.
Satıcı kaydı kaldırmıyorsa ne yapılır?
Alıcı, ödemeyi belgeleyerek kaydın ve şerhin terkini için dava açabilir. Bedelin tamamı ödendiği anda mülkiyet zaten alıcıya geçtiğinden mahkeme, ödemenin ispatı hâlinde terkine karar verir.
Mülkiyeti muhafaza davalarında görevli mahkeme hangisi?
Kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. İki tarafın da tacir olduğu ve işletmeleriyle ilgili uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi görevli olabilir; hacze bağlı istihkak davaları ise icra mahkemesinde görülür.
Malın hasarından kim sorumlu?
Mal alıcının elinde olduğundan fiili riziko büyük ölçüde alıcıdadır; taraflar hasar ve sigorta yükümlülüğünü sözleşmede açıkça düzenlemelidir. Sözleşmeye malın kasko veya emsal sigortayla güvence altına alınacağı yönünde kayıt konulması yaygın ve yerinde bir uygulamadır.
Gemi satışında mülkiyeti muhafaza kaydı olur mu?
Sicile kayıtlı gemilerde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve gemi ipoteği düzeni öncelikle uygulanır; sicile kayıtlı olmayan gemiler taşınır hükümlerine tabidir ve kayıt gündeme gelebilir. Somut durum sicil kaydına göre değerlendirilir.
Mal işlenir veya başka malla birleşirse ne olur?
Mülkiyetin akıbeti TMK m. 775 ve 776 çerçevesinde somut olaya göre belirlenir. Satıcının ayni hakkı bu durumda malın yeni hâli üzerinde devam etmeyebilir ve tazminat alacağına dönüşebilir.
Yabancılık unsuru varsa hangi hukuk uygulanır?
Ayni hak statüsü kural olarak malın bulunduğu yer hukukuna, sözleşme borcu ise ayrıca belirlenecek hukuka tabidir. Türk noter siciline tescilin yabancı ülkede ayni etki doğuracağı peşinen varsayılamaz; sınır ötesi satışlarda bu ayrım baştan planlanmalıdır.
Kaynakça
Mevzuat
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu (m. 763, 764, 765, 775, 776, 988). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m. 235, 253, 259, 272). 1512 sayılı Noterlik Kanunu (m. 60, 89). 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (m. 3) ve Karayolları Trafik Yönetmeliği (m. 69). 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (m. 96 ve devamı). 7201 sayılı Tebligat Kanunu.
Yargı kararları
Yargıtay Büyük Genel Kurulu, İçtihadı Birleştirme Kararı, 1943/36 E., 1944/14 K., 19.04.1944. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2618 E., 2020/184 K., 20.02.2020. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6565 E., 2024/3087 K., 22.04.2024. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2022/5383 E., 2024/1778 K., 26.03.2024. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2021/2263 E., 2023/1513 K., 14.03.2023. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/5170 E., 2025/1290 K., 03.03.2025. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/1489 E., 2023/1801 K., 06.06.2023. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/1232 E., 2023/2294 K., 19.09.2023. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/956 E., 2025/1789 K., 04.12.2025. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2017/531 E., 2017/525 K., 27.04.2017.
Doktrin ve akademik kaynaklar
Demir, Barış: Mülkiyeti Saklı Tutma Kaydı ile Satım Sözleşmesi, Yüksek Lisans Tezi, 2010. Ünlütepe, Mustafa: Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Taksitle Satım Sözleşmesi, Yüksek Lisans Tezi, 2008. Ecemiş, Sercan: Mülkiyeti Saklı Tutma Sözleşmesine Uygulanacak Hukuk, 2023. Sevindik, Tuba: Koşula Bağlı Hukuki İşlemler, 2024.
Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi olguları içinde değerlendirilmelidir.
