Skip to main content

Küçük Düşürücü Suç ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

Küçük düşürücü suç ve haysiyetsiz hayat sürme konulu makale kapak görseli

Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi, küçük düşürücü suç işleme ile haysiyetsiz hayat sürme hâllerini tek bir hükümde toplayarak özel ve nisbi bir boşanma sebebi kurmuştur. Madde metni açıktır: eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, o eş her zaman boşanma davası açabilir. Hükmün pratikteki zorluğu maddede değil, hangi olgunun hangi seçimlik hâle girdiğinin ve talebin nasıl kurulduğunun ayırt edilmesindedir.

Bu yazıda iki seçimlik hâlin şartlarını, suçun evlilik içinde işlenmiş olması gereğini, süreklilik ve yaşam tarzı ölçütünü, taleple bağlılık ilkesinin dava dilekçesine etkisini, kesinleşmemiş ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, af ve hoşgörünün dava hakkını düşürmesini, ayrıca velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi bakımından doğan sonuçları Yargıtay kararları eşliğinde inceliyorum.

TMK m. 163 — İki Seçimlik Hâlin Karar Ağacı - İddia edilen olgu nedir?
TMK m. 163 iki ayrı seçimlik hâl içerir; her ikisinde de son basamak çekilmezlik denetimidir.

TMK m. 163 hangi iki seçimlik hâli düzenler?

Madde 163, birbirinden bağımsız iki boşanma sebebini aynı cümlede toplar: küçük düşürücü bir suç işlenmesi ve haysiyetsiz bir hayat sürülmesi. Her iki hâlde de sebebin tek başına varlığı yetmez; davacı eş bakımından birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi aranır. Hüküm özel bir boşanma sebebidir, ancak mutlak değil nisbidir ve hâkimin takdirine yer bırakır.

Bu iki hâli birbirine karıştırmak, uygulamada en sık görülen dilekçe hatasıdır. Küçük düşürücü suç seçimlik hâlinde odak, işlenen tek bir fiilin ceza hukuku bakımından niteliğidir. Haysiyetsiz hayat seçimlik hâlinde ise odak, tekil bir fiilde değil, kişinin benimsediği yaşam biçiminde ve o biçimin devamlılığındadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/17231, K. 2009/19379, T. 10.11.2009 kararında haysiyetsiz hayat sürmenin hem özel hem nispi bir boşanma sebebi olduğunu belirtmiştir. Aynı nitelendirme, suç seçimlik hâli için de geçerlidir.

Pratikte bir olay her iki hâle birden girebilir. Örneğin fuhşa aracılık ettiği sabit olan bir eş bakımından hem kesinleşmiş bir mahkûmiyet, hem de sürekliliği olan bir yaşam biçimi bulunabilir. Böyle bir dosyada iki seçimlik hâle de ayrı ayrı dayanmak, birinin ispat edilememesi hâlinde diğerinden sonuç alınmasını mümkün kılar. TMK m. 162 ve m. 163 arasındaki farkları ve diğer özel sebeplerin sınırlarını TMK 162 ve 163 özel boşanma sebepleri yazısında karşılaştırmalı olarak ele aldım.

Küçük düşürücü suç kavramı nasıl belirlenir?

Küçük düşürücü suç, toplumun ortalama değer yargıları karşısında failin onurunu ve saygınlığını düşüren, kişiyi çevresi nezdinde utanç verici duruma sokan suçtur. Kanun bir liste vermez; nitelendirmeyi hâkim, suçun türüne, işleniş biçimine, saikine ve verilen cezanın ağırlığına bakarak yapar. Ölçüt failin sübjektif algısı değil, toplumsal değerlendirmedir.

Ceza kanunlarındaki yüz kızartıcı suç kavramı ile TMK m. 163’teki küçük düşürücü suç kavramı örtüşmez. Bir fiil ceza mevzuatında yüz kızartıcı sayılmasa bile, medeni hukuk bakımından küçük düşürücü kabul edilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6051, K. 2024/2239, T. 01.04.2024 kararında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun toplum içerisinde küçük düşürücü bir suç oluşturduğunu ve bu nedenle evliliği devam ettirmenin beklenemeyeceğini kabul etmiştir. Aynı şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5637, K. 2024/2265, T. 01.04.2024 kararında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçu, kasten işlenen ve kamunun sağlığına karşı bulunan bir suç olduğu gerekçesiyle küçük düşürücü sayılmıştır.

Nitelendirme yapılırken cezanın süresi de dolaylı bir gösterge işlevi görür. Uzun süreli hapis cezası, ortak hayatın yeniden kurulmasını fiilen imkânsız kıldığı ölçüde çekilmezlik unsurunu güçlendirir. Yukarıda anılan uyuşturucu ticareti kararında Yargıtay tam da bu bağlantıyı kurmuş, uzun süreli hapis cezası sebebiyle ortak hayatın yeniden tesisinin mümkün olamayacağını vurgulamıştır.

Hangi suçlar küçük düşürücü sayılır, hangileri sayılmaz?

Yargıtay uygulamasında fuhşa aracılık, silahlı terör örgütü üyeliği, uyuşturucu ticareti, kasten öldürme, hırsızlık ve çocuğun cinsel istismarı küçük düşürücü suç kabul edilmiştir. Buna karşılık taksirle işlenen suçlar, trafik kaynaklı yaralama, basit tehdit, hakaret gibi anlık öfkeyle işlenen fiiller ve ekonomik suçların bir bölümü kural olarak bu kapsamda görülmez.

Ayrımın mantığı, fiilin kasten işlenip işlenmediği ve failin ahlaki bakımdan bozukluğunu ortaya koyup koymadığıdır. Kasten öldürme bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/21093, K. 2012/15178, T. 05.06.2012 kararında bu eylemin niteliği gereği birlikte yaşamayı davacı eş bakımından çekilmez kıldığı belirtilmiştir. Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/25910, K. 2014/9380, T. 21.04.2014 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/16925, K. 2012/13225, T. 16.05.2012 kararları bulunmaktadır. Hırsızlık bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/19722, K. 2013/6974, T. 14.03.2013 kararında işlenen suçun küçük düşürücü suçlardan olduğu tespit edilmiştir.

Fuhşa aracılık için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5610, K. 2024/2120, T. 26.03.2024; çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6358, K. 2024/2909, T. 25.04.2024 kararları yol göstericidir. Uyuşturucu suçları bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/1300, K. 2010/3299, T. 23.02.2010 kararı da aynı çizgidedir.

Sayılmayacaklar tarafında ise şu tipik örnekler öne çıkar: taksirle yaralama veya taksirle öldürme, imar kirliliğine neden olma, karşılıksız çek keşide etmenin idari yaptırıma bağlanan biçimleri, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, basit yaralama, tek seferlik hakaret ve tehdit. Bu fiiller evlilik birliğini sarsabilir ve TMK m. 166/1 bakımından kusur oluşturabilir; ancak tek başına m. 163 kapsamında küçük düşürücü suç sayılmaları beklenmez. Sınır olayları ise nitelikli dolandırıcılık, zimmet, rüşvet ve irtikâp gibi güven ilişkisini hedef alan suçlardır; bunlarda mahkûmiyetin ağırlığı ve failin mesleki konumu belirleyici olur.

Fiil / durum TMK m. 163 kapsamı Dayanak karar
Fuhşa aracılık etmek Küçük düşürücü suç — kabul 2. HD, E. 2023/5610, K. 2024/2120, T. 26.03.2024
Silahlı terör örgütü üyeliği Küçük düşürücü suç — kabul 2. HD, E. 2023/6051, K. 2024/2239, T. 01.04.2024
Uyuşturucu ticareti yapma veya sağlama Küçük düşürücü suç — kabul 2. HD, E. 2023/5637, K. 2024/2265, T. 01.04.2024
Kasten öldürme Küçük düşürücü suç — çekilmezlik doğrudan kabul 2. HD, E. 2011/21093, K. 2012/15178, T. 05.06.2012
Hırsızlık (mahkûmiyetle sabit) Küçük düşürücü suç — kabul 2. HD, E. 2012/19722, K. 2013/6974, T. 14.03.2013
Marketten ödeme yapmadan ürün alma, sonra evliliğin sürmesi Af kapsamında — ret 2. HD, E. 2023/9850, K. 2024/932, T. 15.02.2024
Evlenmeden önce işlenen suç Kapsam dışı — ret 2. HD, E. 2015/13025, K. 2016/3369, T. 23.02.2016
Mesajlaşma, güven sarsıcı münferit davranış Haysiyetsiz hayat değil — m. 163 yönünden ret 2. HD, E. 2022/8406, K. 2023/108, T. 10.01.2023
Evlilik sürecinde dört farklı kadından beş çocuk Haysiyetsiz hayat — kabul 2. HD, E. 2023/9155, K. 2023/6482, T. 25.12.2023

Suçun evlilik sırasında işlenmiş olması neden şarttır?

TMK m. 163’e dayalı boşanma kararı verilebilmesi için suç teşkil eden eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir. Evlenmeden önce işlenen suçlar, ne kadar ağır olursa olsun bu maddenin kapsamına girmez. Bunun sebebi maddenin evlilik birliğine yönelen bir ihlali yaptırıma bağlamasıdır; evlilik kurulmadan önceki bir fiil, henüz var olmayan bir birliği çekilmez kılamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13025, K. 2016/3369, T. 23.02.2016 kararı bu ilkeyi açık biçimde ortaya koymuştur: küçük düşürücü suç işlemenin TMK m. 163 hükmüne göre boşanma sebebi olabilmesi için suç teşkil eden eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir. Aynı kararda, evlilik öncesi işlenen fiil bakımından birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi koşulunun gerçekleşmediği ve davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.

Bir başka zaman sınırı da davanın açılma anına ilişkindir. Suçun, boşanma davasının açılmasından önceki bir tarihte işlenmiş olması aranır; dava açıldıktan sonra işlenen fiiller, açılmış olan davada m. 163 sebebi olarak değerlendirilmez. Bu yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7082, K. 2021/8597, T. 22.11.2021 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/3704, K. 2014/5431, T. 11.03.2014 kararları bulunmaktadır.

Pratik bir örnek: nişanlılık döneminde uyuşturucu ticaretinden mahkûm olmuş ve cezasını çekmiş bir kişiyle evlenen eş, evlilikten üç yıl sonra bu geçmişi öne sürerek m. 163’e dayanamaz. Ancak evlilik içinde aynı suçun yeniden işlenmesi hâlinde yeni fiil bağımsız bir dava sebebi oluşturur. Evlilik öncesi fiilin gizlenmiş olması ise m. 163’ün değil, duruma göre evlenmenin iptali veya TMK m. 166/1 hükümlerinin tartışılmasını gerektirir.

Haysiyetsiz hayat sürme neyi ifade eder ve hangi şartlara bağlıdır?

Haysiyetsiz hayat sürme, toplumun namus ve şeref anlayışıyla bağdaşmayan davranışların kişi tarafından bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi ve bu yaşam biçiminin devamlılık göstermesidir. Tek bir olay, geçici bir sapma veya anlık bir davranış bu sebebi doğurmaz. Ölçüt niceliksel bir tekrardan çok, davranışın kişinin hayat düzeninin parçası hâline gelmiş olmasıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9150, K. 2024/3738, T. 22.05.2024; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/24990, K. 2013/10996, T. 18.04.2013 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/3225, K. 2014/15341, T. 03.07.2014 kararlarında, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş olması ve bu şekilde yaşamanın devamlılık göstermesi gerektiği vurgulanmıştır. Bazı kararlarda ölçüt, az veya çok devamlılık göstermek biçiminde yumuşatılmıştır.

Yaşam biçimi olarak benimseme şartının gerçekleşmediği hâllerde dava reddedilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4874, K. 2024/6396, T. 25.09.2024 kararında, kanunun aradığı yaşam koşulları ve yaşam biçimi olarak benimseme şartı oluşmadığından ret kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10642, K. 2023/1024, T. 15.03.2023 kararında ise sürekliliğin ispatlanamadığı ve olgunun oluşmadığı tespit edilmiştir.

Kabul yönündeki örnekler ölçütün nerede karşılandığını gösterir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9155, K. 2023/6482, T. 25.12.2023 kararında erkeğin evlilik sürecinde dört farklı kadından beş çocuğu bulunması, davanın kabul koşullarını oluşturmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/14732, K. 2018/4831, T. 11.04.2018 kararında davalı erkeğin, davacı kadının önceki evliliğinden olan kızıyla cinsel ilişki yaşaması m. 163 anlamında haysiyetsiz hayat sürme niteliğinde görülmüştür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10535, K. 2023/1210, T. 22.03.2023 kararında ise kadının kızını üçüncü bir kişiyle uygun olmayan bir ilişkiye zorladığının anlaşılması boşanma sebebi sayılmıştır.

Haysiyetsiz hayat sürme ile güven sarsıcı davranış arasındaki sınır nerede?

Güven sarsıcı davranış, evlilik birliğini temelinden sarsabilen ancak süreklilik ve yaşam biçimi ölçütünü karşılamayan tekil eylemlerdir. Mesajlaşma, telefon görüşmeleri, sosyal medya yazışmaları ve tek seferlik yakınlaşmalar bu gruba girer. Bunlar TMK m. 166/1 bakımından kusur oluşturur; m. 163 bakımından ise kural olarak yetersizdir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/8406, K. 2023/108, T. 10.01.2023 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/1829, K. 2011/23825, T. 28.12.2011 kararlarında, eşin başkalarıyla mesajlaşmasının veya güven sarsıcı hareketlerinin evlilik birliğini çekilmez kılabileceği, ancak haysiyetsiz yaşam olarak kabul edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9150, K. 2024/3738, T. 22.05.2024 kararında da bu davranışların güven sarsıcı hareketler olduğu, haysiyetsiz hayat sürmenin koşullarının gerçekleşmediği belirtilmiştir.

Bu ayrım dava stratejisini doğrudan belirler. Elinde yalnız yazışma kayıtları ve tek bir buluşmaya ilişkin tanık beyanı bulunan bir davacı, davasını yalnız m. 163’e dayandırırsa büyük olasılıkla ret alır. Aynı delillerle m. 166/1’e dayanılsa boşanma kararı çıkabilir. Yazışma ve dijital delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi ayrı bir sorundur; bu konuyu boşanmada aldatmanın ispatı ve özel hayat yazısında ayrıntılı işledim.

Zina iddiası bakımından ise TMK m. 161 ayrı bir özel sebep olarak devreye girer ve altı ay ile beş yıllık hak düşürücü sürelere tabidir. Aynı vakıa hem zina hem haysiyetsiz hayat sürme olarak nitelendirilebiliyorsa, süre riskini yönetmek için iki sebebe birlikte dayanmak yerinde olur; ayrıntılar için zina nedeniyle boşanma davası ve ispatı yazısına bakılabilir.

Nisbi nitelik ve çekilmezlik şartı nasıl denetlenir?

TMK m. 163 mutlak değil nisbi bir boşanma sebebidir. Suçun işlenmiş veya haysiyetsiz yaşamın sürüyor olması tek başına yetmez; bu sebepten ötürü davacı eş bakımından birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi aranır. Çekilmezliği, dosyadaki somut verilere göre hâkim takdir eder.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/16080, K. 2010/17409, T. 21.10.2010 kararında, yürürlükten kaldırılan Türk Kanunu Medenisi’nin 131. maddesinden farklı olarak 4721 sayılı Kanun’un küçük düşürücü suç işlemeyi mutlak boşanma sebebi olmaktan çıkardığı ve ayrıca çekilmezlik şartını aradığı açıklanmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/17231, K. 2009/19379, T. 10.11.2009 kararında da çekilmezlik koşulunun somut olaya göre hâkim tarafından takdir edileceği belirtilmiştir.

Öte yandan suçun niteliği bazı hâllerde çekilmezliği doğrudan ortaya koyar ve ayrıca delil aranmasını gereksiz kılar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/20560, K. 2015/4947, T. 19.03.2015 kararında yerel mahkemenin, suçun bir kez işlenmiş olmasının tek başına boşanmaya neden olmayacağı ve çekilmezliğin ayrıca ispatlanması gerektiği yönündeki ret gerekçesi bozulmuş; işlenen suçun niteliğine göre davacının dava açması karşısında onunla birlikte yaşamasının kendisinden beklenemeyeceğinin açık ve tartışmasız olduğu belirtilmiştir.

Buradan çıkan pratik sonuç şudur: kasten öldürme, çocuğun cinsel istismarı, terör örgütü üyeliği gibi ağır suçlarda çekilmezlik için ayrıca tanık dinletilmesi gerekmez; dava açılmış olması başlı başına bir gösterge sayılır. Buna karşılık hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlarda mahkeme, evliliğin fiilen nasıl etkilendiğine ilişkin somut verileri arar.

Taleple bağlılık ilkesi ve terditli dava kurgusu

HMK m. 26/1 uyarınca hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Boşanma davasında bu ilke, dava dilekçesinde gösterilen hukuki sebebin ve vakıaların hükmün çerçevesini çizmesi anlamına gelir. TMK m. 163’e dayalı bir davada mahkeme, kendiliğinden başka bir boşanma sebebine geçemez.

Terditli dava, bu sınırı aşmanın meşru yoludur. Davacı, dilekçesinde önce TMK m. 163’e dayanır, bu sebebin gerçekleşmediğine karar verilmesi hâlinde TMK m. 166/1 uyarınca boşanmaya karar verilmesini talep eder. Mahkemenin izleyeceği sıra bellidir: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/560, K. 2020/1268, T. 19.02.2020 kararında, talep terditli olduğu için öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, özel sebep varsa ona dayanılması, gerçekleşmemesi hâlinde delillerin genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Terditli kurguda dilekçe tekniği önemlidir. Talep sonucu bölümünde iki kademe açıkça numaralandırılmalı, her kademe için dayanılan vakıalar ayrı ayrı sayılmalıdır. Vakıa listesi ortak bırakılırsa, mahkeme hangi olgunun hangi sebebe hizmet ettiğini ayırt edemez ve gerekçe eksikliği doğar. Örnek bir kurgu şöyledir: birinci kademede eşin uyuşturucu ticaretinden kesinleşmiş mahkûmiyeti ve bunun sonucu olan sekiz yıllık hapis cezası; ikinci kademede aynı dönemde çocukların eğitim giderlerinin karşılanmaması, konuta üç yıldır dönülmemesi ve ekonomik şiddet iddiaları.

Terditli olmayan ama birlikte ileri sürülen talep de mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/12509, K. 2017/13093, T. 21.11.2017 kararında davacı erkeğin hem özel hem genel sebebe dayanarak boşanma talep edebileceği ve mahkemenin bu talepler hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/14163, K. 2013/27667, T. 26.11.2013 kararında da bir davada hem evlilik birliğinin temelinden sarsılması hem de haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanılabileceği tespit edilmiştir.

Vakıaya usulünce dayanılmaması ayrı bir tuzaktır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2637, K. 2025/9452, T. 04.11.2025 kararında, haysiyetsiz yaşam vakıasına dava dilekçesinde usulüne uygun şekilde dayanılmadığı ve dayanılmayan, ispatlanmayan vakıanın kusur olarak yüklenemeyeceği vurgulanmıştır. Dilekçe kurgusundaki bir eksiklik, yıllar sonra bozma ile geri döner. Bu tür süre ve usul riskleri dosyaya özgüdür; kendi durumunuzu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Dilekçe Kurgusu Hükmü Nasıl Değiştirir? - A) Yalnız TMK m. 163
Aynı delillerle iki farklı sonuç: dava dilekçesindeki kademe kurgusu hükmü belirler.

Yalnız m. 163’e dayanılmışsa hâkim resen m. 166/1’den hüküm kurabilir mi?

Kuramaz. Dava münhasıran TMK m. 163’e dayanılarak açılmışsa mahkeme, delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sonucuna varsa bile TMK m. 166/1 uyarınca boşanmaya karar veremez. Bu, taleple bağlılık ilkesinin doğrudan sonucudur ve Yargıtay uygulamasında bozma sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/5302, K. 2017/13173, T. 21.11.2017 kararında, münhasıran özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan bir davada genel boşanma sebebine dayalı karar verilmesinin mümkün olmadığı, zira hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı bulunduğu belirtilmiştir. Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/25040, K. 2013/22388, T. 01.10.2013 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/11425, K. 2012/28873, T. 03.12.2012 kararları vardır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/12493, K. 2010/13645, T. 07.07.2010 kararı da bu çizgiyi doğrular.

Anılan 2017 tarihli kararda mahkemenin yapması gereken şu şekilde ifade edilmiştir: delillerin özel boşanma sebebi yönünden değerlendirilmesi ve bu hukuki sebebe dayalı olarak karar verilmesi gerekirken, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bunun tersi de geçerlidir: yalnız m. 166/1’e dayanılmışsa mahkeme resen m. 163 uygulayamaz. Hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu yönündeki genel kural, boşanma davalarında vakıa temelli bu sınırla birlikte okunmalıdır. Hâkim, dayanılan vakıaları serbestçe nitelendirir; ancak dayanılmamış bir vakıayı hükme esas alamaz.

Islah yoluyla hukuki sebep sonradan eklenebilir mi?

Eklenebilir. HMK m. 177/1 uyarınca ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Boşanma davasında taraflar yaptıkları usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir; dayandıkları vakıaları, dava konusunu, sebebini ve talep sonucunu değiştirebilirler. Tahkikat bittikten sonra yapılan ıslah ise geçersizdir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/5351, K. 2023/791, T. 01.03.2023 kararında boşanma davasında ıslahın kapsamı bu şekilde çizilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/14732, K. 2018/4831, T. 11.04.2018 kararında, davacı kadının ıslah talebinin tahkikat bitirildikten sonra yapılması nedeniyle zamanında yapılmadığı belirtilmiştir.

Uygulamada ıslah, dilekçeler aşamasında kurulamayan terditli yapıyı kurtarmanın son çıkışıdır. Tanık beyanları alındıktan sonra m. 163 sebebinin ispatlanamayacağı anlaşılıyorsa, tahkikat kapanmadan önce ıslah dilekçesi verilerek m. 166/1 talebi eklenebilir. Bu adım tek seferlik bir haktır ve zamanlaması kritiktir; duruşmada tahkikatın bittiğinin bildirilmesi ve sözlü yargılamaya geçilmesiyle kapı kapanır.

Kesinleşmemiş ceza dosyası bekletici mesele yapılır mı?

Yapılır. Ceza mahkemesinin, boşanma davasına konu eylem hakkında maddi olayı tespit eden kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza hükmü henüz kesinleşmemişse kural olarak ceza dava dosyasının sonucu beklenmeli, toplanan delillerle birlikte değerlendirme yapılmalıdır. Beklemeden kurulan hüküm eksik incelemeye dayanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/560, K. 2020/1268, T. 19.02.2020 kararında, ceza mahkûmiyetine yönelik hükmün henüz kesinleşmediği, ceza dava dosyasının sonucu beklenerek delillerin birlikte değerlendirilmesi ve öncelikle TMK m. 163 çerçevesinde inceleme yapılması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.

Bekletici meselenin sınırı TBK m. 74’te çizilmiştir. Bu hükme göre hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla da bağlı değildir. Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.

Bu ikili yapı şu sonucu doğurur: maddi vakıa tespiti bağlar, hukuki nitelendirme bağlamaz. Delil yetersizliğinden verilen beraat kararı, boşanma hâkiminin aynı olayı kusur olarak değerlendirmesine engel değildir. Buna karşılık fiilin hiç işlenmediğini kesin biçimde saptayan bir ceza kararı, m. 163 talebinin reddini gerektirir. İspatlanamayan veya kesinleşmiş mahkûmiyete bağlanamayan taleplerin reddedildiği örnekler için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2470, K. 2025/8940, T. 20.10.2025 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8365, K. 2024/6613, T. 30.09.2024 kararlarına bakılabilir.

Hak düşürücü süre yoksa af ve hoşgörü dava hakkını nasıl düşürür?

TMK m. 163 metninde dava açma hakkı zaman sınırına bağlanmamıştır; diğer eş her zaman dava açabilir. TMK m. 161 ve m. 162’deki altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler burada uygulanmaz. Ancak süresizlik sınırsızlık anlamına gelmez: af veya hoşgörü, dava hakkını fiilen sona erdirir.

Hak düşürücü sürenin bulunmadığı yönünde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/10161, K. 2010/11493, T. 10.06.2010 kararı açıktır. Buna karşılık suçun öğrenilmesinden sonra evliliğin hiçbir çekilmezlik iddiası olmadan olağan biçimde sürdürülmesi hâlinde dava reddedilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9850, K. 2024/932, T. 15.02.2024 kararında, marketten ücretini ödemeden ürün alındığı iddiasının üzerinden zaman geçtiği, bu eylemden sonra tarafların evliliklerinin devam ettiği ve olayın af kapsamında kaldığı gerekçesiyle verilen ret hükmü hukuka uygun bulunmuştur.

Af ve hoşgörü değerlendirmesi mekanik değildir. Birlikte yaşamanın sürmesi tek başına af karinesi oluşturmaz; birlikteliğin hangi koşullarda sürdüğü önemlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7082, K. 2021/8597, T. 22.11.2021 kararında, eşin korku sebebiyle sığınma evinde kalması gibi durumlarda af veya hoşgörünün varlığından söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/5351, K. 2023/791, T. 01.03.2023 kararında ise feragatten sonra tarafların bir süre birlikte yaşaması, eylemlerin affedildiği ya da en azından hoşgörüyle karşılandığı biçiminde değerlendirilmiş ve kusur yüklenmemiştir.

Somut bir zaman ölçüsü aranıyorsa uygulamanın eğilimi şudur: suçun öğrenilmesinden sonra altı ay ile bir yılı aşan, çatışmasız ve normal seyreden bir birliktelik, af yönünde güçlü bir gösterge sayılır. Buna karşılık ayrı yaşama, koruma tedbiri talebi, tedbir nafakası davası veya sığınma evi kaydı bulunan dönemler af olarak okunmaz. Ayrı yaşamanın hukuki dayanağını ve şartlarını TMK 197 kapsamında ayrı yaşama hakkı yazısında anlattım.

İspat rejimi: TMK m. 184 boşanma yargılamasını nasıl şekillendirir?

Boşanma yargılamasında ispat rejimi TMK m. 184 ile özel kurallara bağlanmıştır. Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Taraflara yemin önerilemez, tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz, deliller serbestçe takdir edilir ve fer’î sonuçlara ilişkin anlaşmalar hâkim onayı olmadan geçerli olmaz.

Bu kuralların m. 163 davasındaki pratik yansıması nettir. Davalının duruşmada haysiyetsiz bir yaşam sürdüğünü kabul etmesi, mahkemeyi bağlamaz; hâkim yine somut delil arar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/6700, K. 2006/13743, T. 11.10.2006 kararında yeterli ve inandırıcı delil bulunması gerektiği, tanık beyanlarındaki olayların haysiyetsiz hayat olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş; soyut beyanların yetmeyeceği vurgulanmıştır.

İddiaların kanıtlanamadığı hâllerde dava reddedilir. Bu yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4853, K. 2024/3485, T. 15.05.2024 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2776, K. 2023/6349, T. 20.12.2023 kararları örnek gösterilebilir.

Delil listesi bakımından güçlü olanlar şunlardır: kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti ilamı, iddianame ve kovuşturma dosyası, nüfus kayıtları, tanık beyanları arasında birbirini doğrulayan somut ve tarihli aktarımlar, kolluk tutanakları. Zayıf olanlar ise duyuma dayalı tanıklık, tarih ve yer içermeyen genel ifadeler, sosyal medya ekran görüntülerinin doğrulanmamış çıktılarıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5251, K. 2024/3791, T. 23.05.2024 kararında da haysiyetsiz hayat sürme ve çekilmezlik unsurlarının birlikte aranması gerektiği ifade edilmiştir.

Kusur, tazminat ve yoksulluk nafakası bakımından sonuçlar

TMK m. 163’e dayalı boşanmada kusur değerlendirmesinin işleyişi özeldir. Dava münhasıran bu sebebe dayandığında ve sebep gerçekleştiğinde davacının kusuru değerlendirmede dikkate alınmaz. Bu durum, maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin sonucunu doğrudan etkiler.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/15135, K. 2011/17357, T. 27.10.2011 kararında, dava münhasıran bu sebebe dayandığına ve sebep gerçekleştiğine göre davacının kusurunun değerlendirmede dikkate alınmayacağı belirtilmiş; boşanmaya neden olan olaylarda haysiyetsiz hayat süren davalı kadının tamamen kusurlu olduğu tespitiyle onun lehine maddi tazminata hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

TMK m. 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. TMK m. 174/2 uyarınca kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu taraftan manevi tazminat talep edebilir. TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Bunları m. 163 davasında birleştirdiğimizde tablo şöyle oluşur: küçük düşürücü suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren eş tam kusurlu kabul edildiğinden lehine maddi tazminata hükmedilemez, manevi tazminat talebi de reddedilir ve yoksulluk nafakası talebi kusurunun ağırlığı sebebiyle karşılanmaz. Davacı eş bakımından ise hem maddi ve manevi tazminatın hem de yoksulluk nafakasının koşulları kural olarak elverişli hâle gelir. Yoksulluk nafakasının miktarı, tarafların ekonomik durumuna göre belirlenir; asgari ücretin biraz üzerinde gelirli bir yükümlü için uygulamada aylık birkaç bin liralık takdirler görülür ve bu miktar her yıl artırım şartına bağlanabilir. Nafaka ve tazminat hesapları dosyanın kendi verilerine göre değişir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

TMK m. 163, mal rejiminde pay azaltımına yol açar mı?

Açmaz. TMK m. 236/2, katılma alacağının azaltılmasını yalnız iki hâle bağlar: zina veya hayata kast nedeniyle boşanma. Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, bu iki sebebin hiçbirine dâhil değildir. Dolayısıyla m. 163’e dayalı bir boşanmada hâkim, kusurlu eşin katılma alacağını hakkaniyet gerekçesiyle azaltamaz veya kaldıramaz.

Bu nokta uygulamada sıkça karıştırılır. TMK m. 236/2 hükmü, zinası veya hayata kastı nedeniyle boşanma hâlinde hâkimin, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceğini düzenler. Hükümdeki sayım sınırlıdır ve genişletici yoruma elverişli değildir. Terör örgütü üyeliğinden hüküm giymiş bir eş, ne kadar ağır kusurlu olursa olsun, yalnız bu nedenle katılma alacağından yoksun bırakılamaz.

Aynı şekilde, aynı vakıanın hem m. 163 hem m. 161 kapsamına girdiği hâllerde tablo değişir. Fuhşa aracılık iddiası yanında ispatlanmış bir zina vakıası varsa ve boşanmaya zina sebebiyle karar verilirse, m. 236/2 uygulanabilir hâle gelir. Bu yüzden mal rejimi tasfiyesinde beklentisi yüksek olan taraf için hangi sebeple boşanıldığı, sadece manevi değil parasal bir tercihtir.

Katılma alacağının hesaplanma yöntemini, kişisel mal ile edinilmiş mal ayrımını ve değer artış payını edinilmiş mallara katılma rejimi ve tasfiyesi yazısında adım adım açıkladım. Kusurun tasfiyeye etkisinin sınırlı olması, mal kaçırma iddialarının ayrı davalarla ele alınmasını gerektirir.

Velayet kararı bu sebeplerden nasıl etkilenir?

Velayet, boşanmadaki kusurun ödülü veya cezası değildir; ölçüt yalnız çocuğun üstün yararıdır. Bununla birlikte küçük düşürücü suç ve haysiyetsiz yaşam iddiaları, ebeveynin bakım ve gözetim kapasitesine ışık tuttuğu ölçüde velayet değerlendirmesine girer. Bağlantı doğrudan değil, dolaylı ve delile dayalıdır.

Ayrım şurada netleşir: eşine karşı işlenen ekonomik bir suç, çocuğun bakımını doğrudan etkilemiyorsa velayetin kaldırılması gerekçesi olmaz. Buna karşılık uyuşturucu ticareti veya kullanımı, çocuğu suç ortamına maruz bırakma, evde fuhuş organizasyonu ya da çocuğa yönelik cinsel istismar iddiaları velayeti doğrudan sarsar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6358, K. 2024/2909, T. 25.04.2024 kararına konu olayda erkeğin eşinin önceki evliliğinden olan çocuğuna karşı cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği kesinleşmiş mahkûmiyetle sabittir; böyle bir tablo velayet bakımından da belirleyicidir.

Uzun süreli hapis cezasının fiili sonucu da hesaba katılır. Sekiz yıl hapis cezası infaz edilen bir ebeveynin velayeti fiilen kullanması mümkün değildir; bu durumda velayet diğer eşe verilir ve infaz kurumu koşullarına uygun bir kişisel ilişki düzeni kurulur. Kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması ise ancak çocuğun bedensel veya ruhsal gelişiminin ciddi tehlikeye girmesi hâlinde gündeme gelir.

Mahkeme uygulamada sosyal inceleme raporu aldırır, çocuğun idrak çağındaysa görüşünü alır ve gerektiğinde pedagog görüşüne başvurur. Ebeveynin psikiyatrik durumunun velayete etkisini velayet davasında ebeveynin ruh sağlığı yazısında ayrıntılı tartıştım. Çocuk için hükmedilecek iştirak nafakasının süresi ve çocuğun eğitim durumuna göre uzayıp uzamayacağı da ayrıca tartışılır.

Yetkili mahkeme, harç ve dava süreci nasıl ilerler?

TMK m. 168 uyarınca boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Boşanma davaları maktu harca tabidir.

Süreç tipik olarak şu adımları izler: dava dilekçesi ve delil listesi, tebligat, iki haftalık cevap süresi, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri, ön inceleme duruşması, tahkikat duruşmaları ve tanık dinlenmesi, sözlü yargılama ve hüküm. Ceza dosyası bekletici mesele yapılırsa tahkikat aşaması uzar; toplamda iki yılı aşan yargılamalar sık görülür.

Dava açılırken tedbir talepleri de birlikte ileri sürülür. TMK m. 169 uyarınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. Fiziksel şiddet veya tehdit boyutunda bir tablo varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı ayrıca talep edilir.

Boşanma davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Aile hukukundan doğan bazı uyuşmazlıklar için ihtiyari veya zorunlu arabuluculuk gündeme gelse de, boşanma ve ayrılık talepleri arabuluculuğa elverişli değildir; doğrudan dava açılır.

Bu konuda içtihat birliği bulunmayan noktalar

TMK m. 163 uygulamasında bazı sorular kararlar arasında tam olarak yeknesaklaşmış değildir. Sürekliliğin ölçüsü, sınır suçların nitelendirilmesi, affın süre eşiği ve çekilmezliğin ayrıca ispatının gerekip gerekmediği bu tartışmalı alanların başında gelir. Bu belirsizlik, dosya bazlı savunma ve delil stratejisini daha da önemli kılar.

Süreklilik ölçüsü bakımından kararlar iki dil kullanır. Bir grup karar, ilişkinin yaşam tarzı olarak benimsenmiş olmasını ve devamlılık göstermesini arar; başka kararlarda ise az veya çok devamlılık göstermesi ifadesi tercih edilmiştir. İkinci formülasyon eşiği belirgin biçimde düşürür. Aynı olay, hangi formülasyonun benimsendiğine göre farklı sonuçlanabilir.

Çekilmezliğin ispatı bakımından da gerilim vardır. Bir yaklaşım, çekilmezliğin ayrıca ve somut delillerle ortaya konmasını arar. Diğer yaklaşım ise, suçun niteliğinin çekilmezliği kendiliğinden ortaya koyduğunu ve dava açılmasının yeterli gösterge olduğunu kabul eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/20560, K. 2015/4947, T. 19.03.2015 kararı ikinci yaklaşımı benimserken, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/16080, K. 2010/17409, T. 21.10.2010 kararı çekilmezliğin bağımsız bir şart olduğunu vurgular.

Af eşiği bakımından da sayısal bir kural yoktur. Birlikte geçirilen sürenin ne kadarının af sayılacağı, birlikteliğin niteliğine ve tarafların içinde bulunduğu koşullara göre hâkim tarafından takdir edilir. Aynı belirsizlik, kesinleşmemiş ceza dosyasının her hâlde beklenip beklenmeyeceği sorusunda da görülür; bazı kararlar bekletici mesele yapılmasını zorunlu görürken, dosyadaki diğer delillerin yeterliliği hâlinde beklenmeksizin karar verilebileceğini kabul eden uygulamalar da vardır.

Dava dilekçesi hazırlarken atlanmaması gereken kontroller

TMK m. 163 davasında kayıpların büyük bölümü esastan değil, dilekçe tekniğinden kaynaklanır. Vakıanın usulünce ileri sürülmesi, hukuki sebebin kademelendirilmesi, delil listesinin vakıalarla eşleştirilmesi ve fer’î taleplerin eksiksiz sayılması bu davada esasa ilişkin savunma kadar belirleyicidir.

Şu kontrol listesi işe yarar. Birinci, dayanılan her fiil tarih, yer ve kişi bilgisiyle ayrı ayrı yazılmalıdır; toplu ve soyut anlatım Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2637, K. 2025/9452, T. 04.11.2025 kararındaki gibi vakıaya dayanılmadığı sonucunu doğurur. İkinci, hukuki sebep bölümünde m. 163 ile m. 166/1 kademeli biçimde gösterilmelidir. Üçüncü, ceza soruşturma veya kovuşturma dosyasının numarası belirtilerek celbi talep edilmelidir. Dördüncü, suçun evlilik tarihinden sonra işlendiği, evlenme tarihi ve fiil tarihi karşılaştırılarak açıkça yazılmalıdır.

Beşinci, af veya hoşgörü savunmasını baştan karşılamak için, fiilin öğrenilmesinden sonra ortak hayatın sürmediği ya da hangi koşullarda sürdüğü anlatılmalıdır. Altıncı, velayet, iştirak nafakası, tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat talepleri miktar belirtilerek istenmelidir. Yedinci, mal rejimi tasfiyesi ayrı dava veya ayrık talep olarak kurulmalı, m. 163’ün m. 236/2 kapsamında olmadığı bilinerek beklenti buna göre ayarlanmalıdır.

Davalı tarafındaysanız savunma ekseni farklıdır: fiilin evlilik öncesine ait olduğu, sürekliliğin bulunmadığı, olayın münferit ve güven sarsıcı davranış düzeyinde kaldığı, ortak hayatın fiilden sonra sürdüğü ve dolayısıyla af bulunduğu, çekilmezliğin gerçekleşmediği savunmaları sırayla kurulur. Hangi savunmanın dosyaya uyduğu delil durumuna bağlıdır ve savunma sırası delil durumuna göre kurulmalıdır.

50 Soruda Küçük Düşürücü Suç ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

1. TMK m. 163 nedir?
TMK m. 163, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme hâllerini düzenleyen özel boşanma sebebidir. Her iki hâlde de birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemez olması aranır.

2. Küçük düşürücü suç ne demek?
Toplumun değer yargıları karşısında kişiyi utanç verici duruma sokan, saygınlığını düşüren suçtur. TMK m. 163 bir liste vermez, nitelendirmeyi hâkim yapar.

3. Haysiyetsiz hayat sürme için tek bir olay yeter mi?
Yetmez. TMK m. 163 kapsamında bu sebep için davranışın yaşam tarzı olarak benimsenmesi ve devamlılık göstermesi aranır.

4. Eşim evlenmeden önce suç işlemiş, dava açabilir miyim?
TMK m. 163’e dayanamazsınız; suçun evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir. Evlilik öncesi fiiller bu maddenin kapsamı dışındadır.

5. TMK m. 163 davası için süre var mı?
Kanunda hak düşürücü süre yoktur, dava her zaman açılabilir. TMK m. 161 ve m. 162’deki süreler bu maddede uygulanmaz.

6. Suçu öğrendikten sonra evliliğe devam edersem hakkım düşer mi?
Af veya hoşgörü sayılan bir birliktelik varsa TMK m. 163’e dayalı dava reddedilir. Ölçüt sürenin uzunluğu değil, birlikteliğin niteliğidir.

7. Ceza davası sürerken boşanma davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Mahkeme kesinleşmemiş ceza dosyasını bekletici mesele yapıp sonucunu bekleyebilir.

8. Beraat kararı boşanma davasını otomatik düşürür mü?
Düşürmez. TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi beraat kararıyla bağlı değildir; ancak fiilin hiç işlenmediğini saptayan tespit bağlayıcıdır.

9. Ceza mahkemesinin maddi olay tespiti bağlayıcı mı?
Evet, ceza mahkemesinin maddi olayı tespit eden kararı hukuk hâkimini bağlar. Kusur ve nitelendirme değerlendirmesi ise bağlamaz.

10. Yalnız m. 163’e dayandım, mahkeme m. 166/1’den boşayabilir mi?
Boşayamaz. HMK m. 26/1 gereği hâkim talep sonuçlarıyla bağlıdır ve resen genel sebebe geçemez.

11. Terditli dava nasıl kurulur?
Talep sonucunda önce TMK m. 163, kabul edilmezse TMK m. 166/1 uyarınca boşanma istenir. Her kademe için dayanılan vakıalar ayrı yazılır.

12. Terditli davada mahkeme hangi sırayı izler?
Önce özel boşanma sebebini inceler, gerçekleşmemişse delilleri genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirir.

13. Dilekçeyi yanlış kurdum, düzeltebilir miyim?
HMK m. 177/1 uyarınca tahkikat sona erene kadar ıslah yapabilirsiniz. Tahkikat bittikten sonraki ıslah geçersizdir.

14. Islahla hukuki sebep değiştirilebilir mi?
Evet, boşanma davasında taraflar dayandıkları vakıaları, dava sebebini ve talep sonucunu ıslahla değiştirebilir.

15. Hangi mahkeme yetkili?
TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

16. Görevli mahkeme hangisi?
Aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar.

17. Boşanma davasında arabulucuya gitmek zorunda mıyım?
Hayır. Boşanma davalarında dava şartı arabuluculuk bulunmaz, doğrudan dava açılır.

18. Uyuşturucu ticareti küçük düşürücü suç mudur?
Yargıtay bu suçu kasten işlenen ve kamunun sağlığına karşı bir suç kabul ederek TMK m. 163 kapsamında küçük düşürücü saymıştır.

19. Terör örgütü üyeliği bu kapsamda mı?
Evet. Silahlı terör örgütüne üye olmak suçu, TMK m. 163 anlamında toplum içerisinde küçük düşürücü bir suç kabul edilmiştir.

20. Hırsızlık suçu boşanma sebebi olur mu?
Mahkûmiyetle sabit hırsızlık, TMK m. 163 kapsamında küçük düşürücü suç sayılmıştır. Af veya hoşgörü varsa yine de dava reddedilir.

21. Trafik kazasında taksirle yaralama küçük düşürücü sayılır mı?
Kural olarak sayılmaz. Taksirli suçlar failin ahlaki bozukluğunu göstermediğinden TMK m. 163 kapsamı dışında kalır.

22. Hakaret veya tehdit suçu m. 163’e girer mi?
Tek seferlik hakaret ve tehdit kural olarak girmez. Bu fiiller TMK m. 166/1 bakımından kusur oluşturabilir.

23. Dolandırıcılık küçük düşürücü suç mudur?
Sınır olaylardandır. Nitelikli hâller ve ağır mahkûmiyet varsa TMK m. 163 kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

24. Eşimin mesajlaşmaları haysiyetsiz hayat sayılır mı?
Sayılmaz. Yargıtay bu tür davranışları güven sarsıcı hareket kabul etmiş, TMK m. 163 koşullarının gerçekleşmediğine hükmetmiştir.

25. Bir kez aldatma haysiyetsiz hayat sürme midir?
Hayır. Tek olay süreklilik şartını karşılamaz; ancak koşulları varsa TMK m. 161 uyarınca zina sebebi tartışılabilir.

26. Zina ile haysiyetsiz hayat sürme arasındaki fark ne?
Zina TMK m. 161’de düzenlenir ve süreye tabidir; haysiyetsiz hayat sürme TMK m. 163 kapsamındadır ve süreklilik arar.

27. Haysiyetsiz hayat sürme mutlak boşanma sebebi mi?
Değildir. TMK m. 163 nisbi bir sebeptir; ayrıca birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi aranır.

28. Çekilmezliği ayrıca ispat etmem gerekir mi?
Suçun niteliği ağırsa çekilmezlik kendiliğinden kabul edilebilir. Hafif suçlarda evliliğin nasıl etkilendiğini gösteren somut delil gerekir.

29. Tanık beyanı tek başına yeterli mi?
Soyut ve duyuma dayalı tanıklık yetmez. TMK m. 184 uyarınca hâkimin vicdani kanaate ulaşmasını sağlayacak somut ve inandırıcı delil gerekir.

30. Eşim davayı kabul ederse boşanır mıyız?
TMK m. 184 uyarınca tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz. Vakıalar ayrıca ispatlanmalıdır.

31. Boşanma davasında yemin teklif edilebilir mi?
Edilemez. TMK m. 184 boşanma olguları hakkında resen veya istem üzerine yemin önerilmesini yasaklar.

32. Duruşmanın gizli yapılmasını isteyebilir miyim?
Evet, TMK m. 184 uyarınca hâkim taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

33. Ceza dosyasını mahkeme kendisi getirtir mi?
Delil listenizde belirtip celbini talep etmeniz gerekir. Dosya numarası ve mahkeme adını yazmanız süreci hızlandırır.

34. Kesinleşmiş mahkûmiyet yoksa dava reddedilir mi?
Suç işlendiği ispatlanamamışsa TMK m. 163 talebi reddedilir. Bu nedenle ceza sürecinin sonucu genellikle beklenir.

35. Eşim hapisteyken boşanma davası açabilir miyim?
Açabilirsiniz. Uzun süreli hapis cezası, ortak hayatın yeniden kurulamayacağı yönünde çekilmezlik göstergesi sayılır.

36. Bu davada kusur nasıl belirlenir?
Dava münhasıran TMK m. 163’e dayanıyor ve sebep gerçekleşmişse davacının kusuru değerlendirmede dikkate alınmaz.

37. Haysiyetsiz hayat süren eş tazminat alabilir mi?
Alamaz. Tam kusurlu kabul edildiğinden TMK m. 174 uyarınca lehine maddi veya manevi tazminata hükmedilmez.

38. Manevi tazminat isteyebilir miyim?
TMK m. 174/2 uyarınca kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilir. Miktarı hâkim takdir eder.

39. Yoksulluk nafakası alabilir miyim?
TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf süresiz nafaka isteyebilir.

40. Suç işleyen eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Kusuru daha ağır olduğundan TMK m. 175 koşulu gerçekleşmez ve talebi kural olarak reddedilir.

41. Mal paylaşımında kusurlu eşin payı azaltılır mı?
TMK m. 236/2 yalnız zina ve hayata kast hâllerinde pay azaltımına izin verir. TMK m. 163 bu kapsamda değildir.

42. Terör suçundan hüküm giyen eş katılma alacağından yoksun kalır mı?
Kalmaz. TMK m. 236/2’deki sayım sınırlıdır ve küçük düşürücü suç işleme bu sayıma dâhil edilmemiştir.

43. Zina da varsa mal rejiminde durum değişir mi?
Boşanmaya TMK m. 161 uyarınca zina sebebiyle karar verilirse TMK m. 236/2 uygulanabilir hâle gelir.

44. Velayet otomatik olarak bana verilir mi?
Verilmez. Velayette ölçüt çocuğun üstün yararıdır; suç, çocuğun bakımını etkilediği ölçüde değerlendirmeye girer.

45. Uyuşturucu suçu velayeti etkiler mi?
Çocuğu risk altında bıraktığı ölçüde doğrudan etkiler. Mahkeme sosyal inceleme raporu aldırarak karar verir.

46. Hapisteki ebeveynle kişisel ilişki kurulur mu?
Kural olarak kurulur, ancak infaz kurumu koşullarına uyarlanır. Çocuğun gelişimi ciddi tehlikedeyse kaldırılabilir.

47. Dava sırasında nafaka alabilir miyim?
TMK m. 169 uyarınca hâkim dava süresince barınma, geçim ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri alır.

48. Şiddet de varsa ne yapmalıyım?
6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı talep edebilirsiniz. Bu talep boşanma davasından bağımsızdır.

49. Dava ne kadar sürer?
Ceza dosyası bekletici mesele yapılmazsa bir ilâ iki yıl, yapılırsa daha uzun sürebilir. İstinaf ve temyiz süreyi ayrıca uzatır.

50. Davam reddedilirse yeniden açabilir miyim?
Yeni vakıalar doğmuşsa açabilirsiniz. Reddedilen davadaki aynı vakıalarla yeni dava kesin hüküm engeline takılır.

Sonuç

TMK m. 163, iki ayrı yaşam gerçekliğini tek maddede birleştirdiği için uygulaması göründüğünden zordur. Küçük düşürücü suç seçimlik hâlinde tek bir fiil yeterli olabilirken, haysiyetsiz hayat seçimlik hâlinde davranışın yaşam biçimi hâline gelmiş olması aranır. Her iki hâlde de son basamak çekilmezlik denetimidir ve hâkimin takdir alanı geniştir.

Davanın kaderini belirleyen asıl unsur, çoğu zaman delil değil dilekçe kurgusudur. Yalnız m. 163’e dayanan bir dava, delillerden evlilik birliğinin sarsıldığı açıkça anlaşılsa bile reddedilir; çünkü hâkim talep sonuçlarıyla bağlıdır. Terditli talep kurmak, delil listesini vakıalarla eşleştirmek ve fiilin evlilik içinde işlendiğini tarihlerle göstermek, kaybedilen dosyaların büyük kısmını baştan kurtarır.

Parasal sonuçlar tarafında ise iki nokta akılda tutulmalıdır: kusurlu eş yoksulluk nafakası ve tazminat bakımından ağır biçimde zayıflar, ancak katılma alacağı bakımından zarar görmez; çünkü TMK m. 236/2 yalnız zina ve hayata kast hâllerini kapsar. Bu dengeler her dosyada farklı sonuç verir. Kendi durumunuz için bir avukatla görüşmek, telafisi güç usul hatalarının önüne geçer.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 161, 162, 163, 166, 168, 169, 174, 175, 184, 197, 236.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26, 177.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 3, 5.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 81, 103, 109, 141, 188, 227.

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/17231, K. 2009/19379, T. 10.11.2009

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/16080, K. 2010/17409, T. 21.10.2010

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/10161, K. 2010/11493, T. 10.06.2010

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/12493, K. 2010/13645, T. 07.07.2010

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/1300, K. 2010/3299, T. 23.02.2010

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/15135, K. 2011/17357, T. 27.10.2011

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/1829, K. 2011/23825, T. 28.12.2011

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/21093, K. 2012/15178, T. 05.06.2012

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/16925, K. 2012/13225, T. 16.05.2012

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/11425, K. 2012/28873, T. 03.12.2012

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/19722, K. 2013/6974, T. 14.03.2013

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/24990, K. 2013/10996, T. 18.04.2013

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/25040, K. 2013/22388, T. 01.10.2013

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/25910, K. 2014/9380, T. 21.04.2014

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/14163, K. 2013/27667, T. 26.11.2013

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/3704, K. 2014/5431, T. 11.03.2014

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/3225, K. 2014/15341, T. 03.07.2014

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/20560, K. 2015/4947, T. 19.03.2015

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13025, K. 2016/3369, T. 23.02.2016

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/5302, K. 2017/13173, T. 21.11.2017

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/12509, K. 2017/13093, T. 21.11.2017

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/14732, K. 2018/4831, T. 11.04.2018

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/560, K. 2020/1268, T. 19.02.2020

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7082, K. 2021/8597, T. 22.11.2021

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/8406, K. 2023/108, T. 10.01.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/5351, K. 2023/791, T. 01.03.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10535, K. 2023/1210, T. 22.03.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10642, K. 2023/1024, T. 15.03.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2776, K. 2023/6349, T. 20.12.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9155, K. 2023/6482, T. 25.12.2023

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9850, K. 2024/932, T. 15.02.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5610, K. 2024/2120, T. 26.03.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6051, K. 2024/2239, T. 01.04.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5637, K. 2024/2265, T. 01.04.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6358, K. 2024/2909, T. 25.04.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4853, K. 2024/3485, T. 15.05.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/9150, K. 2024/3738, T. 22.05.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5251, K. 2024/3791, T. 23.05.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8365, K. 2024/6613, T. 30.09.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4874, K. 2024/6396, T. 25.09.2024

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2470, K. 2025/8940, T. 20.10.2025

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2637, K. 2025/9452, T. 04.11.2025

Doktrin ve akademik kaynaklar

Bilge Öztan, Aile Hukuku.

Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III — Aile Hukuku.

Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Hukuku.

Turgut Akıntürk, Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku — Aile Hukuku.

Şükran Şıpka, Ahmet Kağan Özdemir, Aile Hukukunda Mal Rejimleri ve Tasfiyesi.

Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır.