Memnu hakların iadesi, güncel adıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi, ceza mahkûmiyetine bağlı olarak doğan ve cezanın infazıyla kendiliğinden kalkmayan süresiz ehliyetsizlikleri mahkeme kararıyla ortadan kaldıran hukuki yoldur. Dayanağı 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesidir.
Bu yazıda memnu hakların iadesinin şartları, üç yıllık ve beş yıllık bekleme sürelerinin nasıl hesaplandığı, iyi hâl değerlendirmesinin sınırı, yetkili mahkeme, başvuru usulü ve kararın adli sicile etkisi Yargıtay ve Danıştay kararları ışığında ele alınmaktadır. Konuyla ilgili sık karşılaşılan sorulara verilen cevaplar makalenin sonunda bulunmaktadır.
Memnu Hakların İadesi Nedir?
Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluyla geri verilecek haklar, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağlı olarak yoksun kalınan haklar ve ehliyetsizliklerdir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 14.03.2024 tarihli, E. 2024/1255, K. 2024/3402 sayılı kararında bu tanım yapılmıştır.
Kurumun amacı, ceza mahkûmiyetinden kaynaklanan süresiz ehliyetsizliklerin bertaraf edilmesi ve yitirilen hak ile ehliyetlerin, koşulların gerçekleşmesi hâlinde iyi hâlli hükümlüye yargı yoluyla geri verilmesidir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 11.02.2019 tarihli, E. 2018/7311, K. 2019/2270 ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 05.06.2024 tarihli, E. 2024/872, K. 2024/2964 sayılı kararlarında bu amaç ifade edilmiştir.
Kurum neden ihdas edildi?
5237 sayılı TCK sisteminde hak yoksunlukları kural olarak hapis cezasının infazı süresiyle sınırlandırılmıştır. Yani infaz bitince haklar kendiliğinden geri döner ve ayrıca bir karara ihtiyaç duyulmaz.
Ancak TCK dışındaki özel kanunlarda ve Anayasa’da yer alan süresiz hak yoksunlukları bu kuralın dışında kalmıştır. Anayasa m. 76’daki seçilme engeli, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 5/1-a’daki engeller infazla birlikte kalkmaz. Bu boşluğu doldurmak üzere 5352 sayılı Kanun’a 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle 13/A maddesi eklenmiştir.
Kanun metni ne diyor?
5352 sayılı Kanun m. 13/A-1’e göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için TCK m. 53’ün beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla iki koşul aranır: mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olması ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olup hayatını iyi hâlli sürdürdüğü hususunda mahkemede kanaat oluşması.
Birinci Şart: Cezanın Tamamen İnfaz Edilmiş Olması
Başvurunun ilk koşulu, mahkûmiyet hükmünde yer alan tüm cezanın infaz edilmiş olmasıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 14.03.2024 tarihli kararında bu şart belirtilmiştir.
Koşullu salıverilme yeterli değildir
Uygulamada en sık yapılan hata buradadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.10.2024 tarihli, E. 2023/13438, K. 2024/24257 sayılı kararında infazın tamamlanması kavramı açıklanırken, bunun salt hükümlünün cezaevinden koşullu salıverilerek tahliye edilmesi anlamına gelmediği vurgulanmıştır.
Aynı kararda aranan ölçüt şöyle ifade edilmiştir: koşullu salıverilen hükümlünün dışarıdaki denetim süresini de tamamlayarak ceza mahkemesinin mahkûmiyet hükmünde yer alan tüm ceza süresinin infaz edilmesi gerekir. Aynı doğrultuda Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 25.05.2022 tarihli, E. 2022/7, K. 2022/6763 ve 21.09.2022 tarihli, E. 2020/20399, K. 2022/9396 sayılı kararları bulunmaktadır.
Somut olarak: dört yıllık hapis cezasında koşullu salıverilme tarihinden değil, bihakkın tahliye tarihinden itibaren hesap yapılır. Bu tarih ceza infaz kurumu ve infaz hâkimliği kayıtlarından tespit edilmelidir.
İkinci Şart: Bekleme Süresi
Kanun iki ayrı bekleme süresi öngörür. Hangisinin uygulanacağı, infazın hangi hukuki nedenle sona erdiğine bağlıdır.
| Durum | Süre | Başlangıç |
|---|---|---|
| Cezanın normal infazı | 3 yıl | İnfazın tamamlandığı tarih |
| Genel af veya etkin pişmanlık dışındaki hukuki nedenle infazın sona ermesi | 5 yıl | Hükmün kesinleştiği tarih |
| Taban sınır | Hapis cezası + 3 yıl | Beş yıllık süre bundan az olamaz |
Genel kural olarak üç yıllık süre, mahkûmiyetin kesinleştiği tarihten değil, infazın fiilen ve hukuken bittiği tarihten itibaren işler. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.09.2022 tarihli kararında cezanın infazından itibaren üç yıl geçmemişse yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilemeyeceği belirtilmiştir.
Özel af veya ceza zamanaşımı gibi bir nedenle infaz sona ermişse 13/A-2 devreye girer: hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir ve bu süre, kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz. Bu istisnai rejim Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 18.11.2019 tarihli, E. 2019/16844, K. 2019/20866; Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 16.06.2021 tarihli, E. 2021/6007, K. 2021/16249; Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 09.03.2017 tarihli, E. 2016/2433, K. 2017/1055 sayılı kararları ile Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 07.07.2020 tarihli, E. 2020/1048, K. 2020/1080 sayılı kararında vurgulanmıştır.
Örnek hesap: altı yıl hapis cezasına mahkûm olan ve cezası özel afla sona eren bir kişide beş yıllık süre yeterli değildir; taban sınır 6 + 3 = 9 yıl olarak uygulanır.
Sürenin hangi tarihten başlayacağı ve taban sınırın nasıl hesaplanacağı dosyanın infaz evrakına göre değişir; erken yapılan başvuru reddedilir. Kendi durumunuz için değerlendirme yapılmasını isterseniz iletişime geçebilirsiniz.
Üçüncü Şart: Yeni Suç İşlememe ve İyi Hâl
Kişinin bekleme süresi boyunca yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi hâlli sürdürdüğü hususunda mahkemede kanaat oluşması gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 04.12.2017 tarihli, E. 2017/5864, K. 2017/5146 ve Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 23.01.2017 tarihli, E. 2016/4566, K. 2017/781 sayılı kararlarında bu şart uygulanmıştır.
Ret kararı somut gerekçeye dayanmalıdır
Bu noktada Yargıtay’ın önemli bir denetimi vardır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 03.03.2025 tarihli, E. 2024/2909, K. 2025/1653 sayılı kararında, hükümlünün üç yıllık süre zarfında UYAP kayıtlarına göre muhtelif suçlardan derdest yargılamalarının bulunduğu şeklindeki soyut ve yeterli olmaktan uzak gerekçeyle, hangi fiillerden mahkûm olduğu veya devam eden yargılamaların ne olduğu somut biçimde belirtilmeksizin iyi hâlli hükümlü olmadığı ileri sürülerek talebin reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 11.03.2025 tarihli, E. 2024/24066, K. 2025/1920 ve 26.10.2021 tarihli, E. 2021/12953, K. 2021/19813 sayılı kararlarında ise kanunda açıklanan süreler geçtikten sonra talepte bulunan iyi hâlli hükümlünün memnu haklarının iade edildiğinin bir kararla tespit edilmesinde zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir.
Buradaki gri alan, derdest kovuşturmaların iyi hâl değerlendirmesindeki yeridir. Masumiyet karinesi ile iyi hâl değerlendirmesi arasındaki sınır konusunda kesin bir ölçüt bulunmamaktadır; bu husus doktrinde ve uygulamada tartışmalıdır.
Adli Sicil Arşiv Kaydı da Yasaklanmış Hak Kapsamındadır
Bu, uygulamada en az bilinen ama en çok işe yarayan içtihattır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.09.2022 tarihli, E. 2020/20388, K. 2022/9390; Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 02.10.2019 tarihli, E. 2019/1344, K. 2019/4988; Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 16.09.2021 tarihli, E. 2021/5318, K. 2021/10093 ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 11.03.2025 tarihli kararlarına göre mahkûmiyet kararında açıkça bir hak yoksunluğu belirtilmemiş olsa dahi, sanık hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunması yasaklanmış hak kavramına dâhildir.
Bunun pratik sonucu şudur: hükümde TCK m. 53 dışında bir hak yoksunluğu yazmasa bile, arşiv kaydı sebebiyle ortaya çıkan ehliyetsizlikler için 13/A kapsamında talepte bulunulabilir. Arşiv kaydının ne zaman silineceği ise ayrı bir sorundur ve adli sicil kaydının silinmesi yazısında ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
İki kurumun ilişkisi
Memnu hakların iadesi kararı adli sicil kaydını silmez. Karar, arşiv kaydına işlenir ve arşiv kaydının silinme süresini otuz yıldan on beş yıla indirir. Yani iki kurum birbirini tamamlar; biri diğerinin yerine geçmez.
Yetkili Mahkeme ve Başvuru Usulü
5352 sayılı Kanun m. 13/A-3’e göre yasaklanmış hakların geri verilmesi için hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir. Danıştay 8. Dairesi’nin 23.12.2020 tarihli, E. 2017/6909, K. 2020/5950 ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 13.12.2018 tarihli, E. 2018/4566, K. 2018/14360 sayılı kararlarında bu usul belirtilmiştir.
Talep zorunludur
Mahkeme re’sen karar veremez. Davasız yargılama olmaz ilkesi gereği hükümlünün bizzat kendisi ya da müdafii veya vekili tarafından talepte bulunulması şarttır; üçüncü kişilerin talep hakkı yoktur.
Yetki alternatiflidir
Hükmü veren mahkeme ile ikametgâh mahkemesi arasında seçim yapılabilir. İkametgâh mahkemesine başvurulması, iyi hâl araştırmasının yerinde yürütülmesi bakımından pratik kolaylık sağlayabilir.
İnceleme, kanun yolu ve masraflar
Kanunun 13/A-4. fıkrasına göre mahkeme kararını dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir. 13/A-5’e göre verilen karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
13/A-6’ya göre karar kesinleşmesi hâlinde adli sicil arşivine kaydedilir. 13/A-7’ye göre ise yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.
Kararın Sonuçları ve Sınırları
Memnu hakların iadesi kararı geçmişe etkili değildir. Kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak ehliyetsizlikleri ve yasaklılıkları ortadan kaldırır. Mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz, kişiyi beraat etmiş saymaz ve adli geçmişi hukuken hiç var olmamış kılmaz.
Hangi engeller kalkar?
- Seçilme engeli: Anayasa m. 76 ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu m. 11 kapsamındaki süresiz seçilme engelleri bertaraf edilebilir.
- Meslek icrası: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 5/1-a gibi özel kanunlardaki mahkûmiyete bağlı ehliyetsizlikler aşılabilir.
- Kamu görevi: 657 sayılı Kanun m. 48/A-5 kapsamındaki kanuni ehliyetsizlik kalkar.
Memuriyete atanma hakkı doğurur mu?
Hayır. Danıştay içtihadına göre 13/A kararı 657 sayılı Kanun m. 48/A-5 kapsamındaki kanuni ehliyetsizliği kaldırır; ancak bu durum kişiye doğrudan atanma hakkı vermez ve idareye kadro ile uygunluk değerlendirmesinde takdir yetkisi bırakır.
Doktrinde bu yaklaşım eleştirilmekte, kanunda belirtilmeyen ek sınırlamalar getirilmesinin ölçülülük ve kanunilik ilkeleriyle bağdaşmadığı ileri sürülmektedir. Bu nedenle idarenin ret işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılması söz konusu olabilir.
Hangi tedbirler kaldırılamaz?
5352 sayılı Kanun m. 13/A-1’de TCK m. 53’ün beşinci ve altıncı fıkraları açıkça saklı tutulmuştur. Beşinci fıkradaki belli hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanması ile altıncı fıkradaki meslek ve sanatın tatili ya da sürücü belgesinin geri alınması tedbirleri, infaz sonrası için özel olarak öngörüldüklerinden 13/A yoluyla kaldırılamaz.
Başvuru Öncesi Kontrol Listesi
Başvurunun reddedilmemesi için önce beş noktanın netleştirilmesi gerekir. Bu sıra izlenirse gereksiz ret kararlarının önüne geçilir.
- Engelin kaynağı: Yoksunluk TCK m. 53’ten mi kaynaklanıyor, yoksa özel kanun ya da Anayasa hükmünden mi? Birincisinde infazla kendiliğinden biter, ikincisinde 13/A gerekir.
- İnfaz tarihi: Ceza infaz kurumu ve infaz hâkimliği kayıtlarından bihakkın infaz tarihi kesinleştirilmelidir.
- Süre hesabı: Üç yıl mı, beş yıl mı, yoksa ceza + üç yıl taban sınırı mı uygulanacak?
- Adli sicil taraması: Bekleme süresinde yeni kasıtlı suç kaydı ya da derdest soruşturma bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
- İyi hâl delilleri: Mesleki faaliyet, çalışma durumu ve toplumsal yaşama ilişkin belgeler dosyaya eklenmelidir.
Talebin hangi mahkemeye yöneltileceği ve hangi belgelerle desteklenmesi gerektiği sonucu doğrudan etkiler. Somut durumunuz için bir avukata danışılması gerekir.
Başvuru Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki metin, yetkili mahkemeye sunulmak üzere hazırlanmıştır. Köşeli parantez içindeki alanlar dosya bilgileriyle doldurulmalıdır.
[YETKİLİ] ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE
TALEPTE BULUNAN: [Ad Soyad] (T.C. Kimlik No: […]), [adres]
KONU: 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1. [Mahkeme adı] tarafından [esas no] esas, [karar no] karar sayılı ve [tarih] tarihli ilamla [suç adı] suçundan [ceza] cezası ile cezalandırılmama karar verilmiş, karar [tarih] tarihinde kesinleşmiştir.
2. Cezanın infazı [bihakkın tahliye tarihi] tarihinde tamamlanmıştır. Ekte sunulan yerine getirme fişi ve infaz evrakı bu hususu göstermektedir. Koşullu salıverilme sonrası denetim süresi de aynı tarihte sona ermiştir.
3. İnfazın tamamlandığı tarihten bu yana [süre] geçmiş olup, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen üç yıllık bekleme süresi dolmuştur.
4. Anılan süre zarfında herhangi bir suç işlemedim; hayatımı iyi hâlli olarak sürdürmekteyim. [Çalışma durumu, mesleki faaliyet ve sosyal yaşama ilişkin açıklama.] Ekte sunulan belgeler bu hususu ortaya koymaktadır.
5. Söz konusu mahkûmiyet [özel kanun adı ve maddesi / Anayasa m. 76] uyarınca hâlen hak yoksunluğuna yol açmakta, ayrıca adli sicil arşiv kaydım bulunmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre adli sicil arşiv kaydının bulunması da yasaklanmış hak kavramına dâhildir.
HUKUKİ SEBEPLER: 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A, 5237 sayılı TCK m. 53 ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Mahkeme ilamı, kesinleşme şerhi, yerine getirme fişi, infaz evrakı, adli sicil ve arşiv kaydı, çalışma belgeleri, tanık beyanları ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış haklarımın geri verilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederim. [Tarih]
[Ad Soyad] — İmza
Dilekçeye eklenecek belgeler arasında en kritik olanı yerine getirme fişidir; bihakkın infaz tarihi bu belgeyle ispatlanır.
Süreç Ne Kadar Sürer, Nereye Başvurulur?
Talep, hükmü veren mahkemeye veya ikametgâhın bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye sunulur. Başvuru UYAP üzerinden avukat aracılığıyla ya da mahkeme kalemine elden yapılabilir.
E-Devlet üzerinden memnu hakların iadesi başvurusu yapılamaz. E-Devlet yalnızca adli sicil ve arşiv kaydının sorgulanması ile silme talebinin iletilmesi için kullanılır; bu iki işlem farklıdır.
Sürece ilişkin kanunda bir süre öngörülmemiştir. Mahkeme dosya üzerinden inceleme yapabileceği gibi savcıyı ve hükümlüyü de dinleyebilir; duruşma açılması hâlinde süreç uzar. Belgelerin eksiksiz sunulması, ek araştırma yapılmasını gerektirmediği için süreci kısaltır.
HAGB Almışsanız Başvuru Gerekir mi?
Hayır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı teknik olarak mahkûmiyet sayılmadığından, normal adli sicil belgesinde görünmez ve hak yoksunluğu doğurmaz. Bu nedenle HAGB kararı bulunan kişinin yasaklanmış hakların geri verilmesi talebinde bulunmasına gerek yoktur.
HAGB kararları kendilerine mahsus ayrı bir bölüme kaydedilir ve yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenmesi hâlinde verilir. Bu kaydın işleyişi adli sicil kaydının silinmesi yazısında açıklanmıştır.
Arşiv Kaydı Süresini Yarıya İndirme Etkisi
Memnu hakların iadesi kararının en somut faydası, çoğu zaman gözden kaçan bir sonuçtur: hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde arşiv kaydının silinme süresini otuz yıldan on beş yıla indirir.
| Durum | Arşiv kaydı silinme süresi |
|---|---|
| Hak yoksunluğu doğurmayan mahkûmiyet | Arşive alınmadan itibaren 5 yıl |
| Hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyet, iade kararı alınmamış | 30 yıl |
| Hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyet, iade kararı alınmış | 15 yıl |
Tablodaki fark tek başına başvuru için yeterli bir gerekçedir. On beş yıllık kazanç, memuriyet ve meslek başvurularında doğrudan sonuç doğurur.
Birden Fazla Mahkûmiyet Varsa
Sicilinde birden çok mahkûmiyet bulunan kişide bekleme süresi her mahkûmiyet için ayrı hesaplanır. Uygulamada izlenen yol, infazı en son tamamlanan mahkûmiyetten başlayarak ilerlemektir.
Şöyle ki: sonraki tarihli mahkûmiyet için önce iade kararı alınır. Bu karar, önceki mahkûmiyete ilişkin başvuruda “bekleme süresi içinde yeni suç işlenmediği ve iyi hâl kanaati oluştuğu” iddiasını destekleyen bir belge olarak sunulur. Sıralamanın tersine yapılması, ilk başvurunun reddedilme riskini artırır.
Kararın Sınırları: Meslek Kuruluşları ve İdare
İade kararı kanuni engeli kaldırır; ancak ilgili kurumun kendi değerlendirme yetkisini ortadan kaldırmaz.
Danıştay içtihadına göre 13/A kararı 657 sayılı Kanun m. 48/A-5 kapsamındaki ehliyetsizliği kaldırır, fakat kişiye doğrudan atanma hakkı vermez. İdare kadro ve uygunluk değerlendirmesinde takdir yetkisini kullanabilir.
Aynı şekilde baro veya diğer meslek kuruluşlarına yapılan ruhsat başvurularında, ilgili kanunda yer alan “mesleğin şeref ve onuruna aykırı davranış” gibi ölçütler ayrıca değerlendirilir. İade kararı bu değerlendirmenin sonucunu tek başına belirlemez.
Bu nedenle başvuru stratejisi kurulurken hedeflenen sonucun ne olduğu baştan netleştirilmelidir: yalnızca kanuni engelin kaldırılması mı, yoksa belirli bir kuruma girişin sağlanması mı?
Milletvekili Adaylığı ve Seçilme Hakkı
Anayasa m. 76 ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu m. 11’de sayılan suçlardan mahkûmiyet, affa uğramış olsa dahi seçilme engeli oluşturur. Bu engel infazla kalkmaz.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, bu kapsamdaki süresiz seçilme engelinin bertaraf edilmesi bakımından işletilebilecek yoldur. Aday olmayı planlayan kişilerin başvuruyu seçim takviminden uzun süre önce yapması, karar kesinleşme süresi nedeniyle önem taşır.
Af ile Karıştırılmamalıdır
Memnu hakların iadesi bir af değildir. Genel af mahkûmiyeti ve sonuçlarını ortadan kaldırır; özel af cezayı hafifletir veya infazını sona erdirir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi ise mahkûmiyeti olduğu gibi bırakıp yalnızca hak kullanma ehliyetini geleceğe dönük olarak ihya eder.
Bu ayrımın pratik sonucu, kararın geçmişe etkili olmamasıdır. Mahkûmiyet süresince yapılan idari ve hukuki işlemler geçerliliğini korur.
Yurt Dışında İkamet Edenler
Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan hükümlü de başvuru yapabilir. Bu hâlde yetki alternatifi ikametgâh mahkemesi bakımından işlemeyeceğinden, hükmü veren mahkemeye başvurulur. Başvurunun vekil aracılığıyla yapılması ve tebligat adresinin bildirilmesi süreci kolaylaştırır.
50 Soruda Memnu Hakların İadesi
Yasaklanmış hakların geri verilmesi konusunda uygulamada en sık karşılaşılan sorular ve bunlara ilişkin cevaplar aşağıda yer almaktadır.
Kavram
1. Memnu hakların iadesi nedir?
Mahkûmiyete bağlı olarak doğan ve infazla kalkmayan süresiz ehliyetsizliklerin mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmasıdır.
2. Güncel adı nedir?
Yasaklanmış hakların geri verilmesi.
3. Dayanağı hangi kanundur?
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A.
4. Bu madde ne zaman eklendi?
06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle.
5. Neden ihtiyaç duyuldu?
TCK dışındaki özel kanunlarda ve Anayasa’da yer alan süresiz hak yoksunlukları infazla kalkmadığı için.
6. TCK m. 53 kapsamındaki yoksunluklar için gerekir mi?
Hayır. Bunlar kural olarak infazla kendiliğinden kalkar.
7. Hangi haklar geri verilir?
Seçilme, kamu görevine girme ve meslek icrası gibi mahkûmiyete bağlı olarak kısıtlanan haklar.
8. Mahkûmiyet silinir mi?
Hayır. Karar mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz, beraat niteliği taşımaz.
9. Karar geçmişe etkili midir?
Hayır. Kesinleştiği andan itibaren geleceğe yöneliktir.
10. Adli sicil kaydı silinir mi?
Hayır. Karar arşiv kaydına işlenir ve arşiv kaydının silinme süresini otuz yıldan on beş yıla indirir.
İnfaz şartı
11. İlk şart nedir?
Mahkûmiyet hükmündeki tüm cezanın infaz edilmiş olması.
12. Koşullu salıverilme yeterli mi?
Hayır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 21.10.2024 tarihli kararında bunun yetmediğini belirtmiştir.
13. Hangi tarih esas alınır?
Bihakkın tahliye tarihi; denetim süresi de tamamlanmış olmalıdır.
14. Bu tarihi nereden öğrenirim?
Ceza infaz kurumu ve infaz hâkimliği kayıtlarından.
15. Denetimli serbestlikten yararlandıysam?
Denetim süresinin sonu esas alınır.
16. Adli para cezası ödenmişse infaz tamamlanmış sayılır mı?
Ödeme tarihi itibarıyla o ceza bakımından infaz tamamlanmış olur.
Bekleme süresi
17. Genel bekleme süresi ne kadar?
İnfazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl.
18. Süre kesinleşmeden mi başlar?
Hayır. İnfazın fiilen ve hukuken bittiği tarihten başlar.
19. Süre dolmadan başvurursam?
Talep reddedilir; erken verilen iade kararları da kanuna aykırıdır.
20. Beş yıllık süre ne zaman uygulanır?
İnfaza genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse.
21. Beş yıl hangi tarihten başlar?
Hükmün kesinleştiği tarihten.
22. Taban sınır nedir?
Beş yıllık süre, mahkûm olunan hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.
23. Altı yıllık cezada taban sınır kaç yıl?
Dokuz yıl.
24. Özel af beş yıllık rejime girer mi?
Evet. Özel afta ceza ortadan kalkmayıp infazı sona erdiğinden kesinleşme esas alınır.
25. Ceza zamanaşımı hangi rejime girer?
Genel af ve etkin pişmanlık dışındaki hukuki neden sayıldığından beş yıllık rejime.
26. Genel afta hangi süre uygulanır?
Genel af istisna tutulduğundan üç yıllık genel kural işler.
İyi hâl şartı
27. İyi hâl nasıl değerlendirilir?
Yeni suç işlememiş olma ve hayatını iyi hâlli sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması aranır.
28. Mahkeme neye bakar?
UYAP kayıtları, adli sicil bilgileri ve infaz sonrası yaşam durumu.
29. Soyut gerekçeyle ret verilebilir mi?
Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 03.03.2025 tarihli kararında soyut gerekçeli reddi hukuka aykırı bulmuştur.
30. Derdest yargılamam varsa reddedilir miyim?
Mahkeme hangi fiilden yargılandığınızı somut olarak ortaya koymalıdır; salt derdest dosya bulunması tek başına yeterli gerekçe değildir.
31. Masumiyet karinesi burada nasıl işler?
Kesinleşmemiş dosyaların iyi hâl değerlendirmesindeki yeri tartışmalıdır; net bir ölçüt yoktur.
32. Taksirli suç işlemişsem?
Kanun yeni suç işlememiş olmayı arar; değerlendirme suçun niteliğine göre yapılır.
33. İyi hâl için hangi belgeler sunulabilir?
Çalışma belgesi, meslek faaliyetine ilişkin kayıtlar ve toplumsal yaşama dair belgeler.
Kapsam
34. Hükümde hak yoksunluğu yazmıyorsa başvurabilir miyim?
Evet. Adli sicil arşiv kaydının bulunması yasaklanmış hak kavramına dâhildir.
35. Bu görüş hangi kararlara dayanıyor?
Yargıtay 10., 20., 7. ve 8. Ceza Dairelerinin kararlarına.
36. Seçilme engeli kalkar mı?
Anayasa m. 76 kapsamındaki süresiz engel bakımından bertaraf edilebilir.
37. Avukatlık ruhsatı alabilir miyim?
1136 sayılı Kanun m. 5/1-a kapsamındaki engel aşılabilir; baro değerlendirmesi ayrıca yapılır.
38. Memur olabilir miyim?
657 sayılı Kanun m. 48/A-5 engeli kalkar; ancak bu doğrudan atanma hakkı vermez.
39. İdare yine de reddedebilir mi?
Danıştay içtihadına göre idarenin takdir yetkisi vardır; ret işlemine karşı idari yargı yolu açıktır.
40. Hangi tedbirler kaldırılamaz?
TCK m. 53’ün beşinci ve altıncı fıkralarındaki tedbirler saklı tutulmuştur.
41. Sürücü belgesinin geri alınması kalkar mı?
Hayır. TCK m. 53/6 kapsamındaki bu tedbir 13/A yoluyla kaldırılamaz.
Usul
42. Nereye başvurulur?
Hükmü veren mahkemeye veya ikametgâhın bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye.
43. Mahkeme kendiliğinden karar verebilir mi?
Hayır. Talep zorunludur.
44. Kim talep edebilir?
Hükümlü ya da vekili. Üçüncü kişilerin talep hakkı yoktur.
45. Duruşma yapılır mı?
Mahkeme dosya üzerinden karar verebileceği gibi savcıyı ve hükümlüyü de dinleyebilir.
46. Karara itiraz edilebilir mi?
Evet. CMK’da öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
47. Karar nereye kaydedilir?
Kesinleşmesi hâlinde adli sicil arşivine.
48. Masrafları kim öder?
Hükümlü. Kanun bu konuda açıktır.
49. Talep reddedilirse tekrar başvurabilir miyim?
Şartlardaki eksiklik giderildiğinde yeniden başvurulabilir.
50. Hangi mahkemeyi seçmek daha avantajlı?
İkametgâh mahkemesi, iyi hâl araştırmasının yerinde yürütülmesi bakımından pratik kolaylık sağlayabilir.
Sonuç
Memnu hakların iadesinde en sık yapılan hata, sürenin koşullu salıverilme tarihinden başlatılmasıdır. Belirleyici olan bihakkın tahliye tarihidir; denetim süresi de tamamlanmış olmalıdır.
İkinci kritik nokta, hangi bekleme süresinin uygulanacağıdır. İnfaz normal yoldan sona erdiyse üç yıl, genel af ve etkin pişmanlık dışındaki bir nedenle sona erdiyse kesinleşmeden itibaren beş yıl uygulanır. Beş yıllık sürede taban sınır gözden kaçırılmamalıdır: süre, hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.
Üçüncü olarak, hükümde açık bir hak yoksunluğu yazmasa bile adli sicil arşiv kaydının bulunması yasaklanmış hak kavramına dâhildir. Bu içtihat, başvuru imkânını uygulamada sanılandan çok daha geniş bir alana yayar.
Talebin reddi hâlinde mahkemenin soyut gerekçeyle yetinemeyeceği kuralı, kanun yoluna başvuruda en güçlü dayanaktır. Ret kararında hangi fiilden mahkûmiyet ya da hangi derdest yargılamanın esas alındığı somut olarak gösterilmelidir.
Kaynakça
Mevzuat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 76 (Milletvekili seçilme yeterliliği)
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, m. 13/A (Yasaklanmış hakların geri verilmesi)
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, m. 9 ve m. 12 (Adli sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi)
- 5560 sayılı Kanun, m. 38 (13/A maddesini ekleyen düzenleme, 06.12.2006)
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 53 (Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma), özellikle 53/5 ve 53/6
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m. 48/A-5
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 5/1-a
- 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, m. 11
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (kanun yolları)
- Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu (karşılaştırma amacıyla)
Yargı kararları
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/1255, K. 2024/3402, T. 14.03.2024
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/5392, K. 2026/1954, T. 26.02.2026
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/872, K. 2024/2964, T. 05.06.2024
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/13438, K. 2024/24257, T. 21.10.2024
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/20399, K. 2022/9396, T. 21.09.2022
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/20388, K. 2022/9390, T. 21.09.2022
- Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/7, K. 2022/6763, T. 25.05.2022
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/24066, K. 2025/1920, T. 11.03.2025
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/2909, K. 2025/1653, T. 03.03.2025
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/5082, K. 2024/1481, T. 19.02.2024
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/2476, K. 2022/13705, T. 06.10.2022
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/12953, K. 2021/19813, T. 26.10.2021
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/6007, K. 2021/16249, T. 16.06.2021
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/4566, K. 2018/14360, T. 13.12.2018
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/5318, K. 2021/10093, T. 16.09.2021
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/42, K. 2024/2033, T. 15.02.2024
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2017/5864, K. 2017/5146, T. 04.12.2017
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2019/16844, K. 2019/20866, T. 18.11.2019
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/4086, K. 2022/14778, T. 14.09.2022
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2018/7311, K. 2019/2270, T. 11.02.2019
- Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2019/1344, K. 2019/4988, T. 02.10.2019
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2016/2433, K. 2017/1055, T. 09.03.2017
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2016/4566, K. 2017/781, T. 23.01.2017
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 1991/2820, K. 1991/3053, T. 10.12.1991
- Danıştay 8. Daire, E. 2017/6909, K. 2020/5950, T. 23.12.2020
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, E. 2020/1048, K. 2020/1080, T. 07.07.2020
Doktrin ve akademik kaynaklar
- Ümit, Ceyda: Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi Uygulaması Açısından Türk Ceza Kanunu ile Diğer Kanunlar Uyarınca Hükmedilen Belli Özellikteki Mahkûmiyetlerden Kaynaklanan Hak Yoksunluklarının Yorumu, DergiPark, 2025
- Özdemir, Ahmet: Ceza Mahkûmiyetine Bağlı Hak Yoksunlukları, 2024
- Aksan, Murat: Ceza Mahkûmiyetine Bağlı Hak Yoksunlukları, 2007
- Turhan, Faruk: Anayasa ve Milletvekili Seçimi Kanununa Göre Seçilmeye Engel Suç ve Cezaların Yeni Ceza Mevzuatı Açısından Değerlendirilmesi, DergiPark, 2007
- Yeşil, Ayyüce Beril: Ceza Mahkemesi Kararlarının Kamu Hizmetlerine Girme Hakkına Etkisi, 2025
- Şahin, Muhammed: Türk Hukukunda Seçme ve Seçilme Haklarının Sınırlandırılması, 2024
- Gödekli, Mehmet: Ceza Hukukunda Güvenlik Tedbirleri ve Muhakeme Usulü, 2020
- Kamış, Cansu: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda Düzenlenen Memuriyetin İrade Dışı Sona Ermesi Hâlleri, 2020
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Süreler ve koşullar mevzuat değişikliğiyle güncellenebilir; somut olayda yürürlükteki hükümler esas alınmalıdır.
