Skip to main content

Bilmediği Dilde İmzalanan Borç Belgesi Geçerli mi?

Bilmediği Dilde İmzalanan Borç Belgesi Geçerli mi?

Bilmediği dilde imzalanan borç belgesi tek başına geçersiz sayılmaz; ancak imzalayanın o dili bildiği ispatlanamıyorsa belgenin bağlayıcılığı ciddi biçimde zayıflar. Arapça, İngilizce ya da başka bir yabancı dilde düzenlenmiş borç ikrarına dayanan alacaklının, borç ilişkisini yan delillerle desteklemesi beklenir.

Bu yazıda yabancı dildeki belgenin geçerlilik denetimi, mahkemenin izlemesi gereken usul adımları, savunmanın hangi aşamada yapılması gerektiği, kefalet içeren belgelerdeki özel şekil şartı ve okuma yazma bilmeyen kişilerle kurulan paralellik ele alınıyor.

Yabancı Dildeki Belgede İzlenmesi Gereken Yol - Dört adım tamamlanmadan belgeye dayanarak hüküm kurulamaz.
Yabancı dilde düzenlenen borç belgesinde mahkemenin izlemesi gereken sıra.

Bilmediği Dilde İmzalanan Borç Belgesi Geçerli mi?

Bir belgenin yabancı dilde olması tek başına geçersizlik sebebi değildir. Ancak imzalayan kişi o dili bilmiyorsa belgenin içeriğini anlaması ve değerlendirmesi mümkün olmadığından bağlayıcılığı zayıflar. Mahkemeden beklenen, belgeyi doğrudan uygulamak değil, geçerlilik denetimi yapmaktır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yabancı dili bildiği ispatlanamayan kişinin o dilde düzenlenmiş belgelerin içeriğini anlayıp değerlendirmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir (E. 2016/18855, K. 2016/19730, T. 19.09.2016). Aynı yaklaşım 9. Hukuk Dairesi kararlarında da sürdürülmektedir (E. 2024/1958, K. 2024/10743, T. 04.07.2024).

Belgenin içinde rakam bulunması da yeterli görülmez. Rakamların okunabilir olması, metnin bütününün anlaşıldığı anlamına gelmez; belgenin tamamının anlaşılabilirliği sorgulanmalıdır (Yargıtay 22. HD, E. 2014/24656, K. 2014/24777, T. 22.09.2014).

Yabancı Dildeki Belgede İrade Fesadı Tartışması

Belgenin içeriğini anlamadan imzalayan kişi bakımından esaslı hataya düşme ya da irade fesadı gündeme gelebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, tarafın belgenin içeriğini anlayamadığı hallerde bu değerlendirmenin yapılması gerektiğini belirtmiştir (E. 2013/4093, K. 2013/4790, T. 28.03.2013).

Hata, hile ve korkutma hükümleri TBK m. 30 ila 39 arasında düzenlenmiştir. Yanılan taraf, yanılmayı öğrendiği andan itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmezse sözleşme onanmış sayılır (TBK m. 39). Bu süre uygulamada sıklıkla gözden kaçar.

Belgenin hile ile imzalatıldığı iddiası, iddia sahibi tarafından somut delillerle ispatlanmalıdır. Yalnızca “okuyamadım” beyanı yan delillerle desteklenmedikçe her zaman sorumluluktan kurtarmayabilir (Antalya BAM 11. HD, E. 2022/784, K. 2025/563, T. 23.06.2025).

Mahkeme Hangi Usulü İzlemek Zorunda?

Yabancı dildeki bir belgeye dayanılarak borç iddiasında bulunulduğunda dört adım izlenir: dilin bilinip bilinmediğinin araştırılması, onaylı tercümenin dosyaya kazandırılması, imzalayanın isticvabı ve yan delillerle destekleme. Bu adımlar atlanırsa eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olur.

Onaylı Tercüme Zorunluluğu

Belgenin uzman bilirkişilerce yapılmış onaylı tercümesinin dosyaya kazandırılması gerekir (Yargıtay 7. HD, E. 2013/9361, K. 2013/11907, T. 25.06.2013). Karşı tarafın sunduğu serbest tercümeye itiraz edilmesi ve bilirkişi tercümesi talep edilmesi savunmanın ilk hamlesidir.

İsticvap Nedir, Neden Önemli?

İsticvap, tarafın mahkemece bizzat dinlenerek ikrarının alınmasıdır (HMK m. 169). Yabancı dildeki belgeyi imzalayan kişi isticvap edilerek belgenin içeriğini bilip bilmediği ve imza iradesi sorgulanmalıdır (Yargıtay 22. HD, E. 2014/13133, K. 2014/14295, T. 26.05.2014).

İsticvapta verilen cevap iki yönlü sonuç doğurur. Kişi “imzam ama içeriğini bilmiyordum” derse imza inkârı değil, içerik itirazı yapmış olur. “Şu kadarını aldım” derse belge o miktarla sınırlı olarak hüküm doğurabilir.

Yan Delil Aranması

Yabancı dildeki belge tek başına ispat aracı olarak yeterli görülmeyebilir. Banka kayıtları gibi somut ödeme belgeleriyle desteklenmeyen makbuz ya da borç ikrarlarına itibar edilmemesi gerektiği belirtilmektedir (Yargıtay 22. HD, E. 2018/1660, K. 2018/8768, T. 17.04.2018).

Savunma tarafında yapılacak iş, para akışının izini sürmektir. Belgede yazan tutarın karşı tarafın hesabından çıktığına dair hiçbir kayıt yoksa bu boşluk dosyanın en güçlü noktası olur.

Savunma Ne Zaman Yapılmalı?

Dili bilmeme iddiası yargılamanın başında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmelidir. İlk derecede dile getirilmeyen bu savunmanın istinaf ya da temyiz aşamasında ilk kez ileri sürülmesi HMK m. 357 uyarınca dikkate alınmayabilir (Yargıtay 3. HD, E. 2023/2112, K. 2024/253, T. 18.01.2024).

HMK m. 357, istinafta yeni delil ve yeni vakıa ileri sürülmesini kural olarak yasaklar. Cevap dilekçesinde yazılmamış bir savunmanın sonradan kurtarılması güçtür.

Pratik sonuç şudur: cevap dilekçesinde dört şey yer almalıdır. Dilin bilinmediği, belgenin tercümesinin talep edildiği, isticvap istendiği ve karşı taraftan para akışına ilişkin banka kayıtlarının celbinin istendiği.

Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açar. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.

Savunma Cevap Dilekçesinde Kurulur - HMK m. 357: ilk derecede ileri sürülmeyen savunma istinafta dinlenmeyebilir.
Yabancı dildeki belgeye karşı savunmanın dört ayağı.

Belge Kısmen Geçerli Sayılabilir mi?

Yabancı dildeki belge her zaman tümüyle geçersiz sayılmaz. İmzalayanın duruşmadaki ikrarı ya da kabul ettiği miktar ile sınırlı olarak geçerli kabul edildiği durumlar vardır. Kişi belgedeki tutarın bir kısmını aldığını beyan ederse belge yalnızca o miktar üzerinden hüküm doğurur (Yargıtay 22. HD, E. 2018/1749, K. 2018/8769, T. 17.04.2018).

Bu nokta savunmayı kurgularken dikkat gerektirir. Duruşmada yapılacak “şu kadarını almıştım” açıklaması, o tutar bakımından ikrar sayılır ve geri alınması güçtür.

Borç İkrarı Kefalet İçeriyorsa Ne Olur?

Belge bir kefalet taahhüdü içeriyorsa TBK m. 583 devreye girer. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olma iradesini kendi el yazısıyla belirtmesi geçerlilik şartıdır.

Yabancı dilde düzenlenen bir belgede bu el yazısı şartı yerine getirilmemişse kefalet geçersiz olur. İlk derece uygulamasında bu sonuç kabul edilmiştir (İstanbul 3. ATM, E. 2016/363, K. 2020/447, T. 14.10.2020).

Kefalet savunması çoğu zaman dil tartışmasından daha kestirme bir yol sunar. Şekil şartı eksikse dilin bilinip bilinmediğini tartışmaya gerek kalmadan sonuç alınabilir.

Okuma Yazma Bilmeyen Kişinin İmzası

Dil bilmeme hali, uygulamada okuma yazma bilmeme ve görme engellilik halleriyle paralel değerlendirilir. Okuma yazma bilmemek tek başına imzayı geçersiz kılmaz; ancak imzanın aidiyeti ve iradenin sakatlanıp sakatlanmadığı titizlikle incelenir (Gaziantep BAM 11. HD, E. 2024/1066, K. 2025/1788, T. 03.12.2025).

Okuma yazma bilmeyen ya da görme engelli kişilerin düzenlediği belgelerde noter huzurunda düzenleme veya tanık huzurunda imza gibi özel usul şartları aranır. Bu şartlara uyulmaması belgenin geçersizliği sonucunu doğurabilir (Yargıtay 4. HD, E. 2024/6396, K. 2024/10263, T. 04.11.2024).

Parmak izi ya da imza yerine geçen işaretle imzalanan belgelerde noter onayı ve iki tanık aranması, bu kişilerin korunmasına yönelik bir güvencedir.

Türkçe Kullanma Zorunluluğu Bu Belgeleri Etkiler mi?

805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun, Türk tabiiyetindeki her türlü şirket ve müessesenin Türkiye içindeki işlem ve yazışmalarını Türkçe yapmasını öngörür. Kanunun yaptırımı ve kapsamı öğretide tartışmalıdır.

Uygulamada bu kanuna aykırılığın belgeyi doğrudan geçersiz kılıp kılmadığı konusunda görüş birliği yoktur. Bazı kararlarda yabancı dildeki belgenin Türk tarafı aleyhine delil olarak kullanılamayacağı sonucuna varılırken, bazılarında yalnızca ispat gücünün zayıfladığı kabul edilmektedir.

Gerçek kişiler arasındaki borç ilişkilerinde bu kanunun uygulanıp uygulanmayacağı da tartışmalıdır. Kanunun muhatabı “iktisadi müesseseler” olduğundan, iki gerçek kişi arasındaki senet bakımından doğrudan bir sonuç çıkarmak güçtür.

Yabancı Dildeki Senet İcra Takibine Konabilir mi?

Kambiyo senedi vasfı taşıyan bir belgenin unsurları TTK m. 776 ve devamında sayılmıştır. Senedin yabancı dilde düzenlenmiş olması, unsurları taşıması kaydıyla kambiyo vasfını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık adi yazılı borç ikrarına dayalı ilamsız takipte borçlu itiraz ettiğinde takip durur ve alacaklı itirazın iptali ya da kaldırılması yoluna gitmek zorunda kalır. Yabancı dildeki belgenin İİK m. 68 anlamında imzası ikrar edilmiş adi senet sayılıp sayılmayacağı, imza ve içerik itirazının nasıl yapıldığına bağlıdır.

Borcun bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası da açılabilir. Alacağın icra takibi ve itirazın iptali davasıyla tahsilinde izlenen usulü ayrıntılı biçimde ayrı bir yazıda anlattım.

Genel işlem koşullarında ispat yükü kimdedir?

Yabancı dildeki borç belgesi çoğu zaman matbu ve önceden hazırlanmış bir metindir. Böyle metinler genel işlem koşullarına ilişkin denetime tabi olur. Metni hazırlayan tarafın, karşı tarafa içeriği öğrenme imkânı sağladığını ortaya koyması beklenir. İspat sağlanamadığında kayıtların akıbeti, dilin bilinip bilinmediğinden bağımsız olarak tartışılır.

Türk Borçlar Kanunu m. 20 ve devamı, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırladığı hükümleri genel işlem koşulu sayar. Metnin ayrıntılı görüşülmüş olduğu düzenleyen tarafından ispatlanmadıkça bu nitelik değişmez.

Düzenleyen, sözleşmenin yapılması sırasında karşı tarafa bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermek ve içeriklerini öğrenme imkânı sağlamak durumundadır. Bu yükümlülük yerine getirilmemişse ilgili koşullar yazılmamış sayılır.

Şaşırtıcı kayıtlar

Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan, karşı tarafın orada bulunmasını beklemeyeceği kayıtlar da yazılmamış sayılır. Yabancı dildeki bir teslim tutanağının içine yerleştirilmiş borç ikrarı ya da kefalet taahhüdü bu tartışmayı doğrudan açar.

Yazılmamış sayılan kayıt sözleşmeden çıkarılır; sözleşmenin geri kalanı ayakta kalır. Düzenleyen, bu kayıtlar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri sürerek metnin tümünün geçersizliğini isteyemez.

Yorumun yönü

Açık ve anlaşılır olmayan ya da birden çok anlama gelen genel işlem koşulları, düzenleyenin aleyhine yorumlanır. Metnin karşı tarafın bilmediği bir dilde kaleme alınmış olması, anlaşılırlık tartışmasını güçlendiren bir olgudur.

Savunmada iki hat birlikte kurulur: metnin genel işlem koşulu niteliği taşıdığı ve öğrenme imkânının sağlanmadığı. İlkini ortaya koymak, ispat yükünün yönünü değiştirir.

Tacir imzalarsa sonuç değişir mi?

Belgeyi imzalayan kişi tacirse savunmanın zemini daralır. Türk Ticaret Kanunu, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmesini arar. Anlamadığı bir metni imzalamak bu ölçüte uymayan bir davranış olarak değerlendirilir. Dil savunmasının tacir bakımından kabul edilebilmesi için daha güçlü olgular aranır.

Basiretli davranma yükümlülüğü, tacirden ticari işlerinde ortalama bir kişiden daha dikkatli olmasını bekler. Ticari hayatta yabancı dilde sözleşme kullanılması olağan olduğundan, tacirin metni tercüme ettirmeden imzalaması kendi alanındaki bir risk sayılır.

Bu yükümlülük, tacirin dili bilmediği iddiasını tümüyle ortadan kaldırmaz. Ancak iddianın kabul edilebilmesi için daha güçlü olgular aranır: şirketin yurt dışı faaliyetinin bulunmaması, yazışmaların tümüyle Türkçe yürütülmüş olması, imzalayanın öğrenim ve çalışma geçmişi gibi.

Cezai şart ve fahiş ceza

Tacir bakımından ikinci bir daralma cezai şartta ortaya çıkar. Tacir sıfatını taşıyan borçlu, kararlaştırılan cezanın fahiş olduğunu ileri sürerek indirilmesini isteyemez. Tacir olmayan borçlu için işleyen koruma burada uygulanmaz.

Ticari defterler ve ispat

Tacirler bakımından ticari defterler ayrı bir ispat aracıdır. Belgede yazan tutarın defterlere işlenip işlenmediği, borç ilişkisinin gerçekliği tartışmasında somut bir dayanak sunar.

Savunma tarafında yapılacak iş, karşı tarafın defterlerinin ve banka kayıtlarının incelenmesini istemektir. Belgede yazan tutarın hiçbir kayda yansımaması, tacir bakımından da güçlü bir argüman oluşturur.

Uyuşmazlık iki tacir arasındaysa görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı da ayrıca kontrol edilmelidir.

İletmede yanılma

İrade beyanı her zaman doğrudan karşı tarafa ulaşmaz. Haberci, çevirmen ya da bir araç eliyle iletilen beyanın yanlış aktarılması hâlinde ortaya iletmede yanılma çıkar. Bu durum ayrı bir kurum olarak değil, yanılma hükümlerine tabi tutularak çözülür. Sonuç, beyanın kime ve nasıl aktarıldığına bağlı olarak belirlenir.

Türk Borçlar Kanunu m. 33, sözleşmenin kurulmasına yönelik iradenin haberci ya da çevirmen gibi bir aracı tarafından yanlış iletilmesi hâlinde yanılma hükümlerinin uygulanacağını öngörür. Beyanda bulunan kişi hata yapmamış olsa bile, karşı tarafa ulaşan metin iradesini yansıtmıyorsa sonuç aynıdır.

Yabancı dildeki belgede bu hüküm doğrudan işlerlik kazanır. İmzalayana metnin içeriği bir aracı ya da tercüman aracılığıyla anlatılmış, anlatılan ile metinde yazan birbirini tutmuyorsa iletmede yanılma gündeme gelir.

Sonucu ne olur?

Yanılan taraf sözleşmeyle bağlı sayılmaz. Buna karşılık bağlı olmadığını, yanılmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde karşı tarafa bildirmesi gerekir; aksi hâlde sözleşme onanmış sayılır (TBK m. 39).

Yanılmanın esaslı olması aranır. Sözleşmenin konusu, miktarı ya da niteliği bakımından ortaya çıkan sapmalar esaslı sayılırken, sonuca etki etmeyen küçük farklar bu kapsamda görülmez.

İletmede yanılma nasıl ispatlanır?

Aracının ya da tercümanın kim olduğu, hangi ortamda görev yaptığı ve ne anlattığı ortaya konmalıdır. Aracı olarak karşı tarafın kendi çalışanı ya da yakını kullanılmışsa bu olgu savunmayı güçlendirir.

Tanık beyanı, yazışmalar ve varsa ses ya da görüntü kaydı bu tartışmada başvurulan delillerdir. İddianın cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi gerekir.

Tüketici sözleşmelerinde dil ve haksız şart denetimi

Borç belgesi bir tüketici işlemi kapsamında düzenlenmişse ek bir koruma katmanı devreye girer. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, sözleşmenin anlaşılabilir bir dilde, açık ve okunabilir biçimde düzenlenmesini arar; bu ölçüte uymayan metinler ayrıca denetlenir. Metnin dili, denetimin ilk basamağını oluşturur ve ispat yükünü etkiler.

Sözleşmenin bir örneğinin tüketiciye verilmesi ve tüketicinin şartları okuyup anlayabilecek durumda olması beklenir. Tüketicinin bilmediği bir dilde düzenlenmiş metin, bu ölçütü karşılamadığı gerekçesiyle tartışmaya açılır.

Haksız şart, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve taraflar arasındaki hak ile yükümlülük dengesini tüketici aleyhine bozan şarttır. Haksız olduğu tespit edilen şart kesin olarak hükümsüz sayılır; sözleşmenin kalan kısmı geçerliliğini korur.

Müzakere edilmediği nasıl ileri sürülür?

Şartın tüketiciyle ayrıca görüşülmüş olduğunu ileri süren tarafın bunu ispat etmesi beklenir. Matbu, önceden basılmış ve yalnızca imza atılarak tamamlanan metinlerde bu ispat güçtür.

Sözleşmenin standart bir örnek üzerine kurulduğu, boşluklara yalnızca isim ve tutar yazıldığı gösterilebiliyorsa müzakere edilmediği sonucuna varmak kolaylaşır.

Tüketici lehine yorum

Sözleşme şartlarından biri açık ve anlaşılır değilse ya da birden çok anlama geliyorsa tüketici lehine yorumlanır. Yabancı dilde kaleme alınmış bir metinde bu ilke doğrudan uygulanabilir hâle gelir.

Uyuşmazlık tüketici işleminden doğuyorsa görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru dava şartıdır; sınırlar her yıl güncellenir.

25 Soruda Yabancı Dilde İmzalanan Borç Belgesi

1. Arapça bilmeden imzaladığım borç belgesinden sorumlu muyum?
Dili bildiğiniz ispatlanamıyorsa belgenin bağlayıcılığı zayıflar. Mahkemenin dil araştırması yapması, tercüme yaptırması ve sizi isticvap etmesi gerekir (Yargıtay 22. HD, E. 2016/18855).

2. Yabancı dildeki belge doğrudan geçersiz mi?
Değil. Yalnızca yabancı dilde olması geçersizlik sebebi sayılmaz; belirleyici olan imzalayanın o dili bilip bilmediğidir.

3. Dili bilmediğimi ben mi ispatlamalıyım?
Belgeye dayanan taraf, imzalayanın dili bildiğini ortaya koymak durumundadır. Öğrenim durumunuz ve çalışma geçmişiniz bu tartışmada delil olur.

4. İsticvap ne demek?
Tarafın mahkemece bizzat dinlenerek ikrarının alınmasıdır (HMK m. 169). Yabancı dildeki belgede imza iradesi bu yolla sorgulanır.

5. Mahkeme tercüme yaptırmak zorunda mı?
Belgenin uzman bilirkişilerce yapılmış onaylı tercümesinin dosyaya kazandırılması gerekir (Yargıtay 7. HD, E. 2013/9361).

6. Karşı taraf kendi tercümesini sundu, kabul etmek zorunda mıyım?
Değilsiniz. Serbest tercümeye itiraz edip bilirkişi eliyle yapılacak onaylı tercüme talep edebilirsiniz.

7. Belgede rakamlar var, onları okuyabiliyordum denilebilir mi?
Rakamların okunabilmesi metnin bütününün anlaşıldığı anlamına gelmez. Belgenin tamamının anlaşılabilirliği sorgulanmalıdır (Yargıtay 22. HD, E. 2014/24656).

8. Bu savunmayı istinafta ilk kez yapabilir miyim?
Kural olarak hayır. İlk derecede ileri sürülmeyen savunma HMK m. 357 uyarınca istinafta dikkate alınmayabilir (Yargıtay 3. HD, E. 2023/2112).

9. Cevap dilekçemde neleri yazmalıyım?
Dili bilmediğinizi, bilirkişi tercümesi talebinizi, isticvap istediğinizi ve karşı taraftan banka kayıtlarının celbini istediğinizi yazmalısınız.

10. Sadece “okuyamadım” demem yeterli mi?
Yeterli olmayabilir. Bu beyanın yan delillerle desteklenmesi beklenir (Antalya BAM 11. HD, E. 2022/784).

11. Banka kaydı yoksa alacaklı davayı kaybeder mi?
Kaybetmesi kesin değildir, ancak somut ödeme belgesiyle desteklenmeyen yabancı dildeki ikrara itibar edilmemesi gerektiği yönünde kararlar bulunur (Yargıtay 22. HD, E. 2018/1660).

12. Belgenin bir kısmını kabul edersem ne olur?
Belge o miktarla sınırlı olarak hüküm doğurur. Duruşmada verilen bu beyan ikrar sayılır (Yargıtay 22. HD, E. 2018/1749).

13. İmzayı inkâr etmek ile içeriği inkâr etmek aynı şey mi?
Değil. İmza inkârında imzanın size ait olmadığını, içerik itirazında ise imzanın size ait olduğunu ama metnin anlaşılmadığını söylersiniz. Sonuçları farklıdır.

14. Sahte imza iddiam varsa ne yapılır?
İmza incelemesi için bilirkişiye gidilir. İmza inkârı ile dil savunması birlikte ileri sürülebilir; ancak çelişkili anlatımdan kaçınılmalıdır.

15. Belge kefalet içeriyorsa durum değişir mi?
Değişir. TBK m. 583 uyarınca kefilin azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefil iradesini el yazısıyla yazması gerekir; eksikse kefalet geçersizdir.

16. Hata ve hile iddiasını ne kadar sürede ileri sürmeliyim?
TBK m. 39 uyarınca yanılmayı ya da aldatmayı öğrendiğiniz andan itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığınızı bildirmelisiniz.

17. Okuma yazma bilmiyorum, imzam geçerli mi?
Okuma yazma bilmemek imzayı kendiliğinden geçersiz kılmaz; ancak iradenin sakatlanıp sakatlanmadığı titizlikle incelenir (Gaziantep BAM 11. HD, E. 2024/1066).

18. Parmak iziyle imzalanan belge için özel şart var mı?
Noter huzurunda düzenleme ya da tanık huzurunda imza gibi şartlara uyulmaması geçersizlik sonucu doğurabilir (Yargıtay 4. HD, E. 2024/6396).

19. Noterde imzaladıysam dil savunması işe yarar mı?
Noterlik işlemlerinde ilgilinin Türkçe bilmemesi halinde tercüman bulundurulması gerekir. Tercüman kullanılmadıysa bu eksiklik ileri sürülebilir.

20. 805 sayılı Kanun belgemi geçersiz kılar mı?
Bu konuda görüş birliği yok. Kanunun muhatabı iktisadi müesseseler olduğundan iki gerçek kişi arasındaki belgeye doğrudan uygulanması tartışmalıdır.

21. İş sözleşmesi ve ibraname yabancı dildeyse ne olur?
Aynı ilke uygulanır. Yabancı dili bildiği ispatlanamayan işçinin o dildeki ibranameyle bağlı sayılması hakkaniyete aykırı görülmektedir.

22. Yabancı dildeki senet icra takibine konabilir mi?
Kambiyo senedi unsurlarını taşıyorsa yabancı dilde olması vasfını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İtiraz yolları ayrıca değerlendirilir.

23. Menfi tespit davası açabilir miyim?
Borcun bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açılabilir. Takip başladıysa süreler ve teminat konusu ayrıca gündeme gelir.

24. Tanıkla dili bilmediğimi ispatlayabilir miyim?
Dil bilgisi bir vakıadır ve tanıkla ispatı mümkündür. Aynı işyerinde çalışan kişilerin beyanı ile tercüman kullanıldığına dair kayıtlar destekleyici olur.

25. Yabancı uyrukluysam durumum farklı mı?
Temel ilke aynıdır. Türkçe bilmeyen yabancının Türkçe belgeyle bağlı tutulması da aynı denetime tabidir; yön değişse de mantık değişmez.

Sonuç

Yabancı dilde düzenlenen borç belgesinde tartışma, belgenin varlığından çok anlaşılıp anlaşılmadığı üzerinde yürür. Mahkemeden beklenen, dili bilme durumunu araştırmak, onaylı tercüme yaptırmak, imza sahibini isticvap etmek ve belgeyi yan delillerle sınamaktır.

Savunmanın kaderi ilk derece aşamasında belirlenir. Cevap dilekçesinde yer almayan bir iddianın istinafta kurtarılması çoğu zaman mümkün olmaz.

Belge bir kefalet taahhüdü içeriyorsa TBK m. 583 şekil şartı, dil tartışmasından daha kısa bir yol sunabilir. Dosyanızın hangi eksene oturduğunu değerlendirmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Kaynakça

Mevzuat

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 20-25 (genel işlem koşulları, yazılmamış sayılma ve içerik denetimi), m. 30-35 (yanılma), m. 33 (iletmede yanılma), m. 36 (aldatma), m. 39 (irade bozukluğunda bir yıllık süre), m. 583 (kefalet sözleşmesinde şekil).

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 169-175 (isticvap), m. 200 (senetle ispat zorunluluğu), m. 202 (senetle ispat kuralının istisnaları), m. 357 (istinafta ileri sürülemeyecek hususlar).

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 (tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü), m. 22 (tacirin aşırı ücret ve cezanın indirilmesini isteyememesi), m. 776 (bononun unsurları).

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 4 (sözleşmenin şekli, anlaşılır dil ve bir örneğinin verilmesi), m. 5 (haksız şartlar ve tüketici lehine yorum), m. 68 (tüketici hakem heyetleri), m. 73 (tüketici mahkemeleri).

805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun m. 1-4.

1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 73-75 (Türkçe bilmeyenlerin işlemleri ve tercüman).

Yargı kararları

Aşağıdaki kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/18855, K. 2016/19730, T. 19.09.2016.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/1958, K. 2024/10743, T. 04.07.2024.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4093, K. 2013/4790, T. 28.03.2013.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9361, K. 2013/11907, T. 25.06.2013.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/13133, K. 2014/14295, T. 26.05.2014.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/24656, K. 2014/24777, T. 22.09.2014.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/1660, K. 2018/8768, T. 17.04.2018.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/1749, K. 2018/8769, T. 17.04.2018.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2112, K. 2024/253, T. 18.01.2024.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/6396, K. 2024/10263, T. 04.11.2024.

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1066, K. 2025/1788, T. 03.12.2025.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/784, K. 2025/563, T. 23.06.2025.

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/363, K. 2020/447, T. 14.10.2020.

Doktrin ve akademik kaynaklar

İrade bozukluklarına ilişkin borçlar hukuku çalışmaları; esaslı yanılma ile saik yanılması ayrımı ve bir yıllık hak düşürücü sürenin işleyişi.

805 sayılı Kanunun kapsamı ve yaptırımı üzerine yapılan incelemeler; kanuna aykırılığın geçersizlik mi yoksa ispat kısıtı mı doğurduğu tartışması.

Medeni usul hukuku eserlerinde isticvap kurumuna ilişkin bölümler ve HMK m. 357 çerçevesinde istinafta savunmanın genişletilmesi yasağı.

Kefalet sözleşmesinde el yazısı şartına ilişkin doktrin çalışmaları ve TBK m. 583 hükmünün koruyucu işlevi.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır; karar vermeden önce bir avukata danışılması gerekir.