T.C. BURSA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2018/1192 - 2018/1018 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2018 / 1192 KARAR NO : 2018 / 1018 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : [BAŞKAN] (30998) ÜYE : [ÜYE] (37533) (İ.H.) ÜYE : [ÜYE] (42136) KATİP : [KÂTİP] (154060) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : YALOVA İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2018 NUMARASI : 2017/6 - 2018/32 DAVACI : [DAVACI] [TC NO] VEKİLİ : Av. FERHAT SATAN Yalı Cad. Arabacılar Sok. Çalışkan İş Hanı 3/6 - YALOVA DAVALILAR : 1 -[DAVALI ALT İŞVEREN] TEM. HİZ. İNŞ. GIDA TİC. VE TAAH. [ADRES ÇIKARILDI] Karaköprü / ŞANLIURFA VEKİLİ : Av.[VEKİL] [ADRES ÇIKARILDI] : 2 -[DAVALI KAMU KURUMU] VEKİLİ : Av. ALİ [VEKİL] [ADRES ÇIKARILDI] DAVANIN KONUSU : İşe İade KARAR TARİHİ : 17/05/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/05/2018 Yalova İş Mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı kararına ilişkin olarak davacı ve davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulduğundan dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, asıl işveren olan davalı belediyeye ait işyerinde alt işveren durumundaki diğer davalı nezdinde çalışmakta iken "inşaat teknikerine gerek kalmadığı" şeklinde sözlü bildirim ile iş akdinin feshedildiğini, feshin geçersiz ve haksız olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı belediye vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, kendilerine herhangi bir husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili özetle ; Davacının belirli süreli iş akdi ile çalıştığını, iş akdinin diğer davalı idarece tutulan tutanakta da belirtildiği üzere tutum ve davranışları nedeniyle feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Davacının iş akdinin, davalı işveren tarafından haksız ve geçersiz olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, asıl işveren olan belediyeye de iadesine hükmedilmesi gerekirken yalnızca alt işverene iade edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı belediye vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirket işçisi olduğunu, davacı ile belediye arasında herhangi bir iş sözleşmesi olmadığını dolayısıyla işe iadenin mali sonuçlarından ötürü kendilerine de sorumluluk yüklenmesinin yerinde olmadığını, davacının iş akdinin, İş Kanunu hükümlerine aykırı tutum ve davranışları sebebiyle tutunak tutulmasının ardından haklı ve geçerli nedenlerle sona erdirildiğini, Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının şirket bünyesinde belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, dolayısıyla işe iade kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iş akdinin belediyenin talimatı doğrultusunda geçerli nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : HMK'nın 341. maddesinde yer alan" istinaf başvuru dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesi ", 355. maddesinde yer alan "incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak, bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği" ve 357. maddesinde yer alan "bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı" ve "ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan delillerin bölge adliye mahkemesince incelenebileceği" hükümleri doğrultusunda istinaf başvuru dilekçesinde herhangi bir gerekçe içermeyen soyut ve yasanın amacına uygun olmayan sebepler nazara alınmaksızın gerekçeli olarak ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine ilişkin hususlar inceleme konusu yapılmıştır. Davacının, 1.4.2014-20.12.2016 tarihleri arasında asıl işveren olan davalı belediyeye ait işyerinde, hizmet alım sözleşmeleri ile iş üstlenen alt işverenler nezdinde inşaat teknikeri olarak çalıştığı, aralarında davalı belediye başkanının da bulunduğu kişiler tarafından tutulan 19.11.2016 tarihli tutanakta “..izinsiz olarak belediyeye ait kamyonla gezdiğinin, disiplinsiz söz ve davranışları bulunduğunun” belirtildiği ve bu tutanağa istinaden işten çıkartılması için davalı belediye tarafından diğer davalıya 12.12.2016 tarihli yazı ile talimat verildiği, alt işverenin de bunun üzerine iş akdini feshettiği, SGK'ya verilen ayrılış bildirgesinde işten çıkış tarihinin 12/12/2016, çıkış kodunun 29 "işveren tarafından ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle fesih olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. 1-4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi, "Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin , işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır." aynı Kanunun 19. maddesi ise, "İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. " hükümlerini içermektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli ( veya haklı ) olduğunu kanıtlayacaktır. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Öte yandan işveren fesih bildirimindeki fesih nedeni ile bağlı olup sonradan bunu değiştiremeyeceği gibi başka bir nedene de dayanamaz. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca fesih bildiriminin yazılı olarak yapılmaması veya fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmemiş olması başlı başına feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucunu doğurur. Yine davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle iş akdinin feshi halinde önceden işçinin savunmasının alınmaması da başlı başına feshin geçerli nedene dayanmadığının kabulünü gerektirir. Somut olayda davacının iş akdinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshi yoluna gidilmiş ise de önceden savunması alınmamıştır. Bu durum tek başına feshin geçerli nedene dayanmadığının kabulünü gerektirdiğinden mahkeme kararı yerindedir. 2-6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 430. maddesi ile , belirli süreli hizmet sözleşmesinin , aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona ereceği , süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülmesi halinde belirsiz süreli sözleşmeye dönüşeceği , ancak esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabileceği , on yıldan uzun süreli belirli süreli iş sözleşmesi yapılamayacağı belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesinde yer alan , “ İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir sebep olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı sebebe dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklindeki düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesinde yer alan " esaslı bir neden olmadıkça belirli süreli iş sözleşmelerinin birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağı" kuralı ile bir ölçüde koruma sağlanmak istenilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması ve yenilenmesi, işçinin iş güvencesi dışında kalması sonucunu doğurmamalıdır. Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif nedenlerin bulunması , birden fazla kez belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için esaslı bir sebebin varlığı zorunludur. İş sözleşmelerinin belirsiz süreli olması asıl, belirli süreli olması istisna olup , belirli süreli iş sözleşmesi ancak belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak yapılabilir. Davacının yaptığı işin niteliği, sürekliliği, yaklaşık 3 yıldan beri çalışmakta olması, kendisi ile belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren objektif nedenlerin bulunmaması karşısında davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığına, işe iade talebinin yerinde olmadığına ilişkin istinaf nedenleri de yerinde bulunmamaktadır. 3-4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Somut olayda, davalılar arasında yapılan sözleşme ve davacının yaptığı işin niteliği dikkate alındığında davalılar arasında geçerli bir alt-üst işveren ilişkisi bulunduğu açıktır. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olmaması halinde işçinin asıl işveren nezdinde işe iadesi mümkün olmayıp alt işveren nezdinde işe iadesi zorunludur. Dolayısıyla davacının, asıl işveren olan belediyede işe iadesine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Öte yandan anılan yasal düzenleme doğrultusunda asıl işveren olan davalı belediye, işe iadenin mali sonuçlarından alt işveren olan davalı şirket ile birlikte sorumlu olduğundan bu hususa yönelik istinaf nedeni de yerinde bulunmamaktadır. Sonuç olarak; dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacıdan ve davalılardan yeterli harç peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, Tarafların yaptığı istinaf yargılama masraflarının kendi üzerlerinde bırakılmasına, Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 7036 sayılı Kanunun 8/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/05/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. [BAŞKAN] Başkan 30998 [ÜYE] Üye 37533 [ÜYE] Üye 42136 [KÂTİP] Katip 154060